Necros_Spellweaver wrote:Horcoel, yangının şiddetle devam ettiği cadde boyunca yürümeye devam ediyordu. Evlerin gölgelerine saklanmıştı. Sessiz adımlarla ilerliyordu. Bunları öylesine güzel başarıyordu ki çok dikkatli bir ork gelmediği müddetçe onu gölgelerden seçemezdi.
Horcoel caddenin ortalarına yaklaşmıştı. Gizlenerek ve sessizce gelmek bu yolu normalden çok daha uzun sürede almasına yol açmıştı. Bir evin gölgesinde saklanırken derin bir nefes aldı. şimdiye kadar tek bir nefes dahi duymamıştı.
Horcoel ne kadar yolunun kaldığına baktığında sokağın sonuna doğru garip bir şey gördü. Aniden sokağın iki yanından da oklar fırlamıştı. Hiçbir zarar vermeden karşı duvara saplanmışlardı.
Horcoel bu duruma o anda bir anlam veremese de durumun üzerinde durmadı. Sıradaki evin gölgeleri yok denecek kadar azdı. Sırtını binanın duvarına yaslayarak yan yan ilerlemeye başladı. Tam bir pencerenin önüne geldiğinde bir çatırtı koptu. Horcoel kendisini yere attı ve tam o anda alevler pencereden dışarı uzandı. Tam tepesinde alevler uçuşuyordu.
Horcoel, alevlerin üzerinden orkların tehlikeli silahlarından birini gördü. Yarasa kanatlı, dev bir arıya binmiş üç goblin, caddenin üzerinde devriye geziyorlardı. Dev böcekler havada yavaş yavaş süzülürken, goblinler caddeyi gözlüyorlardı.
Horcoel, böcekler gidene kadar sessizce bekledi. Devriye caddeden yukarı çıkıp dosdoğru grubun buluştuğu noktaya doğru ilerliyorlardı.
Horcoel alevlerin altından sürünüp uygun bir yerde tekrar ayağa kalktığında caddenin ilerisinde başka bir mekanizmanın çalıştığını gördü. Caddenin tepesine monte edilmiş koca bir kütük hızla aşağı bir yay çizerek indi ve havayı yardı...veya bir şeye çarptı. Ã?ünkü Horcoel acı dolu bir inilti duyduğuna yemin edebilirdi.
Yooooooooooooooooooooooooooooooo.....(içinden tabi..)
Horcoel saklandıgı yerden elini öne doğru sanki kütüğü durduracakmışcasına uzattı..Kasabaya tuzaklar kurulmuş ve bu tuzaklardan biri arkadaşlarından birine çarpmıştı..Görünmeyen birşeye çarptığına göre..Üstelik sert çarpmıştı..Bir insanı yada herhangi bir varlıgın kemiklerini kıracak bir şekilde..
''Nimarien sana ihtiyacı olan bir arkadaşın tuzağa düştü yardım et..Yardım..Eğer onu orada bırakırsan orclar onu elegeçirirler ve öldürmenin yanısıra bunu hangi işgencelerle yaparlar..''
Horcoelin içi bir an iğrenç görüntülerle bulandı..Bir görevi vardı ama..Göz göre göre yardım edebilecegi bir arkadaşını ölümün soğukluğuna bırakamazdı bu görev uğruna..
Birden aklında daha büyük bir soğukluk belirdi..Eğer bu yoldaşı ölecekse kendisinin yüzünden öleceğini düşündü..
''Bu araştırma benim fikrimdi..Benim..Ben..Benim yüzümden ölmesine izin veremem..''
Dişlerini ve yumruklarını sıktı..Kendisini suçlamaktaydı..
''Ama oraya gidersem yakalanabilirim..Ve kurtarabilecegim diğer insanlar''..Kafasını karıştıran birtakım düşünceler etrafını sarmıştı paladinin..Kendi kendisiyle konuşan bir deli misali gibi kendisiyle boğuşuyor ''Gerçek Doğru'' ya ulaşmaya çalışıyordu..Düşünceler bastırıyordu bu sırada..Doğru kararı almasını engelleyen düşünceler..Az sonra yapacagı şeyin hiçkimseye bir yararı olmayacagını söyleyen mantıksal veriler zihnini boğuşturuyordu..''Bu yapacagın akıl işi değil Nimarien kendini öldürteceksin ve kurtarabilecegin masumlar senin aptallıgının cezasını çekecekler..'' diyordu ses zihninde..
Gözlerini yumdu..ve reddetti hayır cevap bu olamazdı..O halde cevap ne olmalıydı diye geçirdi zihninden..
''Zihninden ayrıl ve saflıga odaklan ışıgın çocuğu..Sorgulayacagın şey bunlar degil..Sıradan insanların sorgulaması gereken şeyler bunlar..Bana söylermisin Nimarien..Sen sıradan bir insanmısın..Sorgula..Ama bunları değil..Kendini ve amacını sorgula..Gerçek Doğruyu mu arıyorsun..Ortada bariz bir gerçek var Nimarien..Sadece bulanık zihnin bu gerçeği görmeni zorlaştırıyor..
''İşte tam orada sana ihtiyacı olan bir yoldaşın var Nimarien..Onu orada bırakaamzsın..Senin kalbin buna izin vermez..''
''Evet..''dedi sakince kendisine cevaben..Horcoelin kalbinin saflıgı bir an için gözlerine yansımış onu merhametin ve iyiliğin gücüyle ışıl ışıl etmişti..
''Vermez..'' Mavi gözleri kalbinin saflıgından kaynaklanan pozitif enerji akımlarını dışarıya yansıtacak şekilde buz renginde parıldarken yumruklarını sıktı..Evet yardıma gidecekti..
Horcoel saklandıgı yerden başını çıkarttıktan sonra sağını ve solunu kontrol etti..Elf pelerinine iyice sarılarak yavaş adımlarla adamın düştüğü yer olarak belirlediği toz bulutuna doğru ilerledi..Büyülü elf kumaşının altından etrafı gözlüyor ve kimseye görünmemeye çalışarak ilerlemeye devam ediyordu..
O sırada zihninden bir yıldırım daha sıçradı şovalyenin beynine
''Ya bir tuzak daha varsa Nimarien..Kendini boşu boşuna tehlikeye atarak gerçek bir paladin olabilecegine mi inanıyorsun sen..Azıcık sorumlulugunu üzerine al ve geri dön..Hala sana ihtiyacı olan başka insanlar var bunu geride bıraksan da olur..şuna bak..Belkide ölmüştür bile..Bir insanmı bin insanmı Nimarien..Bir paladin yapabilecegi en yüksek yardımı düşünür..Sen ise saçma sapan herşeye atlıyorsun''
''BİR PALADİN DÃ?şÃƒ?NMEZ..O SADECE KALBİNİN SESİNİ DİNLER..VE O BANA DİYORKİ..BİR İNSAN İLE BİN İNSANIN ARASINDAKİ FARK SADECE BASİT BİR SAYIDAN İBARETTİR..BİNE ULAşMAN İÃ?İN BİRDEN BAşLAMAN GEREKİR..BENİM SORUMLULUGUM KENDİME DEğİL BANA İHTİYAC OLANLARADIR..BİR YADA BİN..FARKETMEZ..YAşAM PALADİNLERİN KORUDUGU KUTSAL BİR HAZİNEDİR..VE BEN BU UGURDA BİR KERE DÃ?şÃƒ?NMEDEN BİLE BANA CAN VEREN KANIMI SONUNA DEK AKITIRIM..''
''Artık herhangi birşey düşünmek istemiyorum..Düşünecegim tek şey ihtimaller olacak..Ama ilerlememi sağlayan şey kalbim..Artık düşünmek yok..Artık yok..''
Kendi iç hesaplaşmasını yaşarken yavaşça ilerlemeye devam eden paladin hedefine daha da yaklaştıgını hissediyordu..Peki ya tuzaklar..Sadece tuzağa rastlamamayı umdu ve ilerledi..
''Kutsal ışık bu ölüm tuzakları kaplı yolda tek güvencem sensin..Eğer kaderim burada ölmekse kaderimi kabul ederim..Ama bana bir kez daha yol gösterip karanlıga bulanmış yolumu aydınlatırsan bende senin izinde yürümeye devam ederim..''