V"ladhek arkasındaki hareketi görünce hemen döndü ve tam arkasında Horcoel"le göz göze geldi. Tam o anda Horcoel"in yanında başkaları da belirdi. Kırmızı cüppelere bürünmüş bir drow, Bembeyaz kanatları ve masum yüzüyle göz kamaştıran bir yarı melek, mızmızlanan bir cüce, bir yarı elf ve en sonda da sırıtarak ortaya çıkan beyaz cüppeli bir büyücü.
Yılmax daha önce hiç teleportasyon yaşamamıştı. Ama Horcoel"in aksine bu onun çok hoşuna gitmişti. Büyüyle uğraşan birisi olarak büyünün kendisine yararlı olan etkilerinden her zaman haz almıştı. Horcoel"in aksine, onun vücudu milyonlarca minik parçaya ayrılırken eğer ağzı kalabilseydi sırıtıyor olacaktı.
"Ã?eah bu mükemmeldi!" dedi sırıtarak Yilmax ama sonra alevler içerisindeki on kasabayı görünce yüzünün şekli biraz da olsa değişti. "Bir zamanların efsane şehri tüm tanrıların gözünde olan on kasabanın hali nedir? Her taraf yanıyor! Lanet olsun. Bu duman öhö öhö höehh yanık et kokusu bu çok kötü. Bunu hangi çürük zihniyet yapmış olabilir savunmasız bir grup insana saldırmak, hangi lanet olası zihniyetin eseri? Kasaba ve insanlar yanıyorken ne elde etmeyi istiyorlardı ki? (sesini alçaltarak) Kahrolası tanrılar ne yapmak istediler? Neyi paylaşamadılar? Herşeyin sonunu getirecekler."
(Zihnindeki ses) " İşte yine başa döndük Yilmax, senin gibi bir ucubeye de ancak bunlar yakışırdı. Hahahaha ne olmasını bekliyordun ki sen bir oyuncaksın her zaman kaybetmeye mahkumsun mahluk!"
"Kes sesini kes yeter artık lanet olası neredesin? Seni yok edeceğim" Sesini fazla yükselttiğinin farkına vararak " Usta Eldarin neler oluyor burada? Sanırım geç kaldık. (Özgün bir ifadeyle) Sizinle cehenneme kadar bile gelebilirim ama sanırım burada olanları engellemek için çok geç kaldık. Yapabileceğimiz ne olabilirki bunu yapanların sayıları çok fazla olmalı." diyerek Başbüyücünün yanına yürüdü...
" Ã?nce karanlıkaltının çürümüşlüğü, şimdi de yerüstünün çılgınlığı sanırım tanrılar bizlerle bir tür oyun oynuyor ha usta? Her ne kadar geçmişimi hatırlayamasam da yerüstünde yaşadığım 80 mevsim dönümünde birçok şey öğrendim sanırım. Ama hala bu lanet olası şeylere anlam veremiyorum." Son sözlerinde sesini fazlaca yükselttiğinin farkına varamamıştı. Sözlerini tamamlar tamamlamaz Eldarin'in sözlerini her ne söylerse söylesin duymayacaktı. O şu anda başka bir alemdeydi başka bir yerdeydi...
" Karanlık derin huzur veren akıl kaybettiren derin bir karanlık, yavaş yavaş gözleri alışınca önündeki sahneyi görüp donup kalıyordu; karanlık ama bir o kadar da muhteşem bir şehir görebilenler için yazık ki hiçkimse göremiyecekti muhteşem Menzoberranzan'ı. Görebilenler için muhteşem bir güzellik mimari bir şaheser. Obsidiyen taşlarından yapılmış büyük bir şehir. Malikaneler ailelerin ve tabii ki üstün olan annelerin Ã?rümcek kraliçeye olan bağlılıkları ve işledikleri cinayetlere, katliamlara göre sıralıydı. Gözü sadece bir noktaya takıldı şehrin orta ksısımlarında yer alan Z'yl Arnen malikanesine çok da büyük sayılmazdı ama burada olmayı hayal edip herşeylerini verecek çok daha alt tabaka aileler vardı. Daha sonra gözü biraz daha yukarıya tapınağa daha yakın duran büyü okuluna kaydıorayla ilgili birşeyler aklını kurcalıyordu ama ne? Bulamıyordu. Ve bir anda yer değişti şimdi bir ormandaydı.Az ileride kara cüppeli birisi sırtı ona dönük ilerliyordu hemen onun önünde de sanki onun komutlarını dinliyormuş gibi ilerliyen 8 drow savaşçısı ellerinde ademantit kılıçlarıyla karanlıkta ilerliyorlardı. Bir süre bunların ne yapacaklarını izleyecekti Yilmax. Grup biraz daha ilerledikten sonra, kara cüppeli kişi havada bir takım hareketler çizdikten sonra mırıldanmaya başladı Yilmax kara cüppelinin yaptığı büyünün bir ateş topu olduğunu anladı ama nereye atıyordu ateş topunu diye düşünmeye kalmadan ileride bir kulübe alevler içinde kalmıştı bile içerisinden yanık et kokusu gelmeye başladıktan sonra etraftaki kulübelerden fırlayan elfler şaşkınlık içerisinde etrafa bakınmaktaydılar cüppeli kişinin bir el hareketiyle 8 savaşçı drow kılıçlarıyla önlerine geleni hunharca katletmeye başladı ve sonra kara cüppeli kişi arkasını döndü Yilmax hemen bir çalının arkasına saklandı ve kara cüppelinin yüzünü görmeye çalışırken bir anda etraf tekrar karardı." Bir an sonra Eldarin ve diğerleri Yilmax'ın şoka girmiş yüzünü göreceklerdi ve eğer dinleyen olursa mırıldandığını duyacaklardı; " O ben olamam! Hayır ben değildim, ben değildim!"
---------------------------------------------------------------------------------------------------
Kainatta salt iyilik ya da salt kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...
Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage