Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
-
fingolfin
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1636
- Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Tenthor nehrin kıyısına ulaşmıştı. Tahminen yüzelli ikiyüz ayak sağında birisi iri diğeri daha ufak iki silüet duruyordu. Gözleri normalde keskin de olsa; hem ilgilenmediğinden hem de sanki havada var olan bir şey görüşü kısıtladığından Tenthor onları seçemedi. Nehrin başında durup hançerini çıkardı, so bıçağı sol avcuna alıp sıktı ve hızla çekti. Avcunu sıkmasıyla kan hızlı damlalar halinde nehre karışmaya başladı. 'İşte huzurundayım. Sesleniyorum sana! Sen kimsen ya da neysen, bana ne öneriyorsun? Lanetimi kaldıracağını söylemiştin, peki ya kaybettiklerim, peki ya Claidya bana onu da mı geri vereceksin?' Tenthor'un başlangıçta sakin olan sesi, sonlara doğru telaşlı özellikle sevdiği kadının adı geçince sinirli bir hal almıştı. Gözleri kanın nehre karıştığı noktaya dikili, sorusunun cevabını bekledi!
Thlyrotel'in isteği üzerine Yerde baygın yatan adamın yanına diz çöktü,Elini adamın ıslanmış alnına koydu mırıldanmaya başladı.Adamın yorulmuş vücudu ve ruhunu bir parça olsun rahatlatmak için dua ediyordu.
yalnız Bu kötü topraklarda duaları gücünü yitiriyordu.Adamın biraz olsun kendine gelmesini bekledi,sonra yavaşça doğrulttu"Bayım yüreyebilcekmisiniz?sizi burda bu şeklide bırakmak istemezdim ama aşmamız gereken uzun bir yol var ve biz çok oyalandık".Tedirgince yeterince uzaklamış olan grup'a baktı.Sonra çömeldiği yerden kalktı.
Talon'nun bağırmasıyla birden irkildi " Napıyorsun sen kime sesleniyorsun?isyan etmeyi bırak,bu kadar kolaymı vazgeçiceksin yani?" Talon'a bakan sert bakışları sonradan yumuşadı "kendine gel Talon,acele etmeliyiz bizi sonsuza kadar beklemicekler"..
Sonra gözlerini kapatmış kıpırtısız duran Thlyrotel'e döndü elini Thlyrotel'in koluna koydu "Hadi Thlyrotel gidelim" yavaş adımlarla ilerlemeye başladı,yağmur şiddetini iyice artırmıştı,sırılsıklam olmuştu ve ıslak vücudunun titrememesi için iyice cüppesine sarınmıştı,grup'a gittikçe yaklaşırken burnuna gelen keskin sülfür kokusuyla yüzünü buruşturdu.
Gördüğü manzarada pek içaçıcıda değildi.
yalnız Bu kötü topraklarda duaları gücünü yitiriyordu.Adamın biraz olsun kendine gelmesini bekledi,sonra yavaşça doğrulttu"Bayım yüreyebilcekmisiniz?sizi burda bu şeklide bırakmak istemezdim ama aşmamız gereken uzun bir yol var ve biz çok oyalandık".Tedirgince yeterince uzaklamış olan grup'a baktı.Sonra çömeldiği yerden kalktı.
Talon'nun bağırmasıyla birden irkildi " Napıyorsun sen kime sesleniyorsun?isyan etmeyi bırak,bu kadar kolaymı vazgeçiceksin yani?" Talon'a bakan sert bakışları sonradan yumuşadı "kendine gel Talon,acele etmeliyiz bizi sonsuza kadar beklemicekler"..
Sonra gözlerini kapatmış kıpırtısız duran Thlyrotel'e döndü elini Thlyrotel'in koluna koydu "Hadi Thlyrotel gidelim" yavaş adımlarla ilerlemeye başladı,yağmur şiddetini iyice artırmıştı,sırılsıklam olmuştu ve ıslak vücudunun titrememesi için iyice cüppesine sarınmıştı,grup'a gittikçe yaklaşırken burnuna gelen keskin sülfür kokusuyla yüzünü buruşturdu.
Gördüğü manzarada pek içaçıcıda değildi.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Saman yığını üzerine uzanmış düşünüyordu. Durumu pek iç açıcı değildi, ama şu an için yapabileceği başka bir şey yoktu. Hana girdiğinden beri epey olay yaşamıştı. Bu arda aklına handa bulduğu madalyon geldi. Eliyle para kesesini açtı ve içindeki küçük madalyonu çıkardı. Tuhaftı gerçi şimdiye kadar hiç böyle bir girişimde bulunmamıştı. Yani madalyonun sahibini biliyordu ama ona geri vermek yerine saklamıştı. Artık biraz dinlenmeliydi , gözlerini yavaşça kapadı... Bir şekilde bu çıkmazdan kurtulacaktı ne pahasına olursa olsun.
Bu ayıcığın etrafında olmaktan bıkmıştı artık. Alacağını almış, yeterince eğlenmişti; ama buraya kadardı. Hem zaten nehre yaklaşan yeni tiplerde vardı. Evet evet onların yanına gidicekti kesinlikle.
Ayıcığın sözlerine aldırış etmeden yerden kalktı, şapkasını kafasına taktı ve az da olsa kendini korumak için taktığı maskesini çıkarttı yüzünden.
"Ahuahuhau!!! Hadin ayıcık...veya her ne isen. Daha sonra görüşürüz..." Abartılı biçimde göz kırptı ve nehirin kenarına yaklaşan uzaktaki adamın yanına doğru koşmaya başladı. Ã?ıngırakları 100 metre öteden bile duyulabilcek kadar tiz ve rahatsızlık verici bir ses çıkarıyordu.
Ã?ılgınlar gibi gülerek adama doğru koşuyordu şimdi ise...
Ayıcığın sözlerine aldırış etmeden yerden kalktı, şapkasını kafasına taktı ve az da olsa kendini korumak için taktığı maskesini çıkarttı yüzünden.
"Ahuahuhau!!! Hadin ayıcık...veya her ne isen. Daha sonra görüşürüz..." Abartılı biçimde göz kırptı ve nehirin kenarına yaklaşan uzaktaki adamın yanına doğru koşmaya başladı. Ã?ıngırakları 100 metre öteden bile duyulabilcek kadar tiz ve rahatsızlık verici bir ses çıkarıyordu.
Ã?ılgınlar gibi gülerek adama doğru koşuyordu şimdi ise...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Bir gürültüyle uyandı, tetikte olmakta fayda vardı. Sessizce etrafı dinledi. at kişnemesinden başka bir gürültü yoktu gerçi ama ginede yatmaktan vaz geçti. Biraz su ve eğer şanslıysa kurutulmuş et bulabilmek için ayağa kalktı. Bu köyde ona yardım etmek isteyecek birilerini bulamayacağını biliyordu, ama şansını denemek burda böyle boş boş oturmaktan daha iyi olacaktı nasılsa. Omzu içinde bir çare düşünmeliydi. Ayağa kalkmıştı ve
karşısında bakışlarını ona çevirmiş biri vardı. Ortalık karanlıktı ve karşısında duranın kim olduğunu bilmiyordu. Kimsin ve ne istiyorsun !! Elinde tuttuğu değneği havaya kaldırdı, cevap bekliyordu. Sana söylüyorum yabancı ne istiyorsun? Karşısındaki hala cevap vermiyordu.
Tamam o zaman sen kendini tanıtmıyorsan,izin verirsen ben ve elimdeki değneğim kendimizi sana tanıtalım. Bakalım bu tanışmadan memnun kalacakmısın...
Hamlesini yaptı ve tüm gücüyle değneyi karşısında durana doğru savurdu. Ne !! Buda neyin nesi... Sana vurdum hemde tüm gücümle.
Buda bir rüya öyle değilmi? Tabi ya başka türlü olamaz sana tüm kuvvetimi kullanarak vurdum ve kılına bile değmedi. İyice saçmalamaya başladım cevap alamayacağımı bile bile rüyamda seninle konuşuyorum öyle değilmi.
Unuttuğun bir şey var! Sana yardım edecek bir şey onu kullanman gerekiyor artık
şaşkın bir vaziyette durdu. Karşısında duran hayal değildi yoksa onunla konuşurmuydu. Kimsin ve benden ne istiyorsun, neyi kullanmalıyım.
Üzerinde taşıyorsun ama bunu daha farketmedin...
Hey nerdesin ? Nereye kayboldunnnnnnnnnnn... Kahretsin!!!
Üzerimde ne taşıyorum. Kararını verdi ve tüm üstündekileri çıkarmaya başladı. Ã?ıplak vücüdu tamamen ortadaydı, ama hiç bir şey bulamamıştı.
Bu saçma sapan olayı bitirmeye karar verdi.Tam eğilmiş yerden eşyalarını alıyorduki, ayağındaki botlarını fark etti. Kaybediceğim ne varki
iki ayağındaki botlarıda çıkardı. Tam bu sırada yere bir şey düşmüştü. Eğildi ve yere düşen nesneyi aldı.Bu bir hancerdi...
Elindeki hancerin sapında birtür figür vardı. Karanlık olduğundan pek seçemedi... Bir an önce çıkardıklarını üzerine geçirdi.
karşısında bakışlarını ona çevirmiş biri vardı. Ortalık karanlıktı ve karşısında duranın kim olduğunu bilmiyordu. Kimsin ve ne istiyorsun !! Elinde tuttuğu değneği havaya kaldırdı, cevap bekliyordu. Sana söylüyorum yabancı ne istiyorsun? Karşısındaki hala cevap vermiyordu.
Tamam o zaman sen kendini tanıtmıyorsan,izin verirsen ben ve elimdeki değneğim kendimizi sana tanıtalım. Bakalım bu tanışmadan memnun kalacakmısın...
Hamlesini yaptı ve tüm gücüyle değneyi karşısında durana doğru savurdu. Ne !! Buda neyin nesi... Sana vurdum hemde tüm gücümle.
Buda bir rüya öyle değilmi? Tabi ya başka türlü olamaz sana tüm kuvvetimi kullanarak vurdum ve kılına bile değmedi. İyice saçmalamaya başladım cevap alamayacağımı bile bile rüyamda seninle konuşuyorum öyle değilmi.
Unuttuğun bir şey var! Sana yardım edecek bir şey onu kullanman gerekiyor artık
şaşkın bir vaziyette durdu. Karşısında duran hayal değildi yoksa onunla konuşurmuydu. Kimsin ve benden ne istiyorsun, neyi kullanmalıyım.
Üzerinde taşıyorsun ama bunu daha farketmedin...
Hey nerdesin ? Nereye kayboldunnnnnnnnnnn... Kahretsin!!!
Üzerimde ne taşıyorum. Kararını verdi ve tüm üstündekileri çıkarmaya başladı. Ã?ıplak vücüdu tamamen ortadaydı, ama hiç bir şey bulamamıştı.
Bu saçma sapan olayı bitirmeye karar verdi.Tam eğilmiş yerden eşyalarını alıyorduki, ayağındaki botlarını fark etti. Kaybediceğim ne varki
iki ayağındaki botlarıda çıkardı. Tam bu sırada yere bir şey düşmüştü. Eğildi ve yere düşen nesneyi aldı.Bu bir hancerdi...
Elindeki hancerin sapında birtür figür vardı. Karanlık olduğundan pek seçemedi... Bir an önce çıkardıklarını üzerine geçirdi.
Andero Brenne'in sözü üzerine dönüp arkasına baktı. Lysana ve Thlyrotel'in yere çömelmiş halde birine yardım ettiklerini gördü. Suratı asıldı. Aceleleri vardı. Hala yerlerinde sayıyorlardı. Brenne'e hak verdi. Bu hızla hiçbir yere varamazlardı. Sonra Brenne'in gösterdiği yöne baktı. Orada, uzakta iki siluet onunda gözüne çarpıyordu. Eli yeni kılıcına gitti. Kim olduklarını bilmediği yeni kişiler... "Umarım düşmandırlar." diye geçirdi içinden. Bu düşüncenin sebebini düşündü bir an. Sonra tanımadığı dostların düşmanlardan daha can sıkıcı ve tehlikeli olduğu düşüncesini kabullendi. Etrafında tanımadığı çok kişi vardı ve gerçekten yeni birini istemiyordu. Efla ve Lysana omzunu dayayabileceği kişilerdi. Diğerlerinin hiçbirine sırtını dönemezdi ve daha fazlasını istemiyordu etrafında. Ne kadar fazla sırtını dönemeyeceği kişi olursa açık verme ihtimali de o kadar fazla olurdu.
Arkaya baktı yeniden ve Lysana ile Thlyrotel'in oraya doğru ilerlemeye başladığını gördü. "Hele şükür." diye düşündü. Eli hala kılıcındaydı. Ã?nüne döndü ve tekrar ilerlemeye başladı.
Arkaya baktı yeniden ve Lysana ile Thlyrotel'in oraya doğru ilerlemeye başladığını gördü. "Hele şükür." diye düşündü. Eli hala kılıcındaydı. Ã?nüne döndü ve tekrar ilerlemeye başladı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Thlyrotel.. tüm bu sıkıntılı anından.. kolunda hissettiği sıcak dokunuş ile sıyrıldı, Lysana ona umut vermeyi hep başarıyordu..
Gülümseyerek ona baktı yeniden, kolunda hissettiği eli kavradı ve rahibeye biraz daha yaklaştı... sonra yeni gelen adama baktı kendini biraz daha toparlamış gibiydi, en azından kendi kendine idare edecek kadar..
Sonra hızlı adımlarla gruba doğru yaklaşmaya başladı...
Gülümseyerek ona baktı yeniden, kolunda hissettiği eli kavradı ve rahibeye biraz daha yaklaştı... sonra yeni gelen adama baktı kendini biraz daha toparlamış gibiydi, en azından kendi kendine idare edecek kadar..
Sonra hızlı adımlarla gruba doğru yaklaşmaya başladı...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
-
Dragonfly
- Kutsanmış Kişi
- Posts: 1262
- Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
- Location: Doğu Limerik
- Contact:
Dudaklarındaki su ile ağzından içeri her giren damla benliğini temizliyor ve ona güç veriyordu.Helsizliği alnındaki eli tutmak için ona engel oluyordu.Teşekkür için kendine gelmeliydi.
Bilinçsizce yerinden kalmayı denedi.Ayakları artık onun birer parçası gibi davranıyor ve emirlerini yerine getiriyordu.
Aklından geçenler hemen hemen bulanık düşüncelerdi.Sadece yaşadıklarını anlatıcak bir varlık onu rahatlatabilirdi.
Bir süre asizinle gelebilirmiyim sizde burdan giderseniz kimseden bilgi alamam beni kabul edin kısa süreliğine derken Vücudundaki iyileşmeyi rahatlıkla hissedebiliyordu.Doğruldu ve o eski halini aldı.Üstündeki tozları silkeledi.Siyah yılan derisine benzer bir şeler giyiyordu.En kötü annda bile doğallığını kaybetmeyen Dragonfly sanırım biraz kirliyim dedi ve adım Maximilian Dragonfly nerden geldiğimi anlatmak uzun hikaye eğer sizinle gelmememe izin veriseniz anlatabilirim.
Bilinçsizce yerinden kalmayı denedi.Ayakları artık onun birer parçası gibi davranıyor ve emirlerini yerine getiriyordu.
Aklından geçenler hemen hemen bulanık düşüncelerdi.Sadece yaşadıklarını anlatıcak bir varlık onu rahatlatabilirdi.
Bir süre asizinle gelebilirmiyim sizde burdan giderseniz kimseden bilgi alamam beni kabul edin kısa süreliğine derken Vücudundaki iyileşmeyi rahatlıkla hissedebiliyordu.Doğruldu ve o eski halini aldı.Üstündeki tozları silkeledi.Siyah yılan derisine benzer bir şeler giyiyordu.En kötü annda bile doğallığını kaybetmeyen Dragonfly sanırım biraz kirliyim dedi ve adım Maximilian Dragonfly nerden geldiğimi anlatmak uzun hikaye eğer sizinle gelmememe izin veriseniz anlatabilirim.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
-
Dragonfly
- Kutsanmış Kişi
- Posts: 1262
- Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
- Location: Doğu Limerik
- Contact:
Artık kendinde olan bedeni ile bir kaç adım ilerdeki gruba doğru ilerledi.Yapıcağı basit bir iki şeydi sadece neden toprak artık yaşayan herşeye hayat veremiyordu.Burada o gelmeden önce ne olmuştuki bilmediği tanımadığı bir diyara geldiğinde hayatının en kötü anlarını iliklerine kadar hissetti.
Karşısında ki varlık O yerde yatarken bağıran kişiydi,yaklaştı ve konuştuğunuz varlıkmı yaptı bunları diye geyet içten gelen bir saflıkla sordu sorusunu.
Karşısında ki varlık O yerde yatarken bağıran kişiydi,yaklaştı ve konuştuğunuz varlıkmı yaptı bunları diye geyet içten gelen bir saflıkla sordu sorusunu.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Romedahl"dan aldığı samimi teselliyle ayağı güçlükle kalktı ve birlikte köyün içlerine doğru yürüdüler. Her ikisi de hiç konuşmuyordu. İğrenç koku ve kasvetli hava köyün tamamını kaplamıştı. Amaçsızca yürürlerken birden garip bir ses Tudor ve Romedahl"ın ilgisini çekmeyi başarmıştı. Ahırdan gelen sesi araştırmak için içeri girdiklerinde bunun bir kadın olduğunu fark ettiler. Kadının yüzündeki acı ifade yaralı olmasının göstergesi gibiydi. Henüz kendisini ve Romedahl"ı fark etmeyen bu kadınla konuşmaya karar verdi Tudor; "Selamlar olsun.. Bu köyde lanetler hiç eksik olmaz mı?" diye sordu..
RP DIşI: Esen"in dikkatine..!
///Edit by Raistlin: Esen bayandır ve ona ahırda rastladınız
RP DIşI: Esen"in dikkatine..!
///Edit by Raistlin: Esen bayandır ve ona ahırda rastladınız
Only God can Judge me!
Brenne artık beklemekten sıkılmıştı.Tekrar yola koyulmak üzere arkasını döndü.Nehire doğru yürümeye başladı,önlerindeki iki silüetten farklı bir yöne saptı yolu uzatmak zorunda kalsa bile.Yerdeki patika artık izini kaybettirdi toprak o kadar yağmur yağmasına rağmen sarı bir renk almış yer yer derin çatlaklar oluşturmuştu.Brenne yürümekte biraz zorlanıyordu.
Artık nehire yaklaşmışlardı ki nehir kenarında bir başka silüet daha gördü ama o da Brenne ye uzaktı.Ama garip bir şekilde kıpırtısız nehre bakıyor ve elinde bir metal parlıyordu.
Kara nehre baktı Brenne,tamamiyle geçit vermez görünüyordu.Ne yapması gerektiğini düşündü,grubu nehirden geçmeye zorlamak çok tehlikeli olurdu.Efendi bir yol göstermiş olmalı diye düşündü.Tüm o imgelemleri düşündü ama içlerinde bu nehri geçmeye dair hiçbir şey bulamadı.Efendiyle iletişim kurmalıydı ama nasıl,diğerleri bu kadar yakınken bu çok zor olurdu.Sonra bu ritüelin aslında bir iki nefes alımı kadar sürdüğünü düşündü.Hemen elini cüppesinin içine attı siyah hançerini cüppesinden çıkarmadan elinde tuttu.Tüm yapması gereken katışıksız bir acı bulmaktı.Hançeri cüppesinin altından karnına batırdı,yavaş yavaş daha derine ve işte acıyor diye düşündü.Acı,zevke ve tutkuya dönüştü."Efendi yol göster "diye mırıldandı yavaşça.
Zihni bulandı,buz mavisi gözleri sonuna kadar açıldı artık bu gözler çok uzaklara bakıyordu.Ayakta durmuş asasına dayanan bu adam kendinden geçmişti bir kaç nefes alım süresi boyunca.
Artık nehire yaklaşmışlardı ki nehir kenarında bir başka silüet daha gördü ama o da Brenne ye uzaktı.Ama garip bir şekilde kıpırtısız nehre bakıyor ve elinde bir metal parlıyordu.
Kara nehre baktı Brenne,tamamiyle geçit vermez görünüyordu.Ne yapması gerektiğini düşündü,grubu nehirden geçmeye zorlamak çok tehlikeli olurdu.Efendi bir yol göstermiş olmalı diye düşündü.Tüm o imgelemleri düşündü ama içlerinde bu nehri geçmeye dair hiçbir şey bulamadı.Efendiyle iletişim kurmalıydı ama nasıl,diğerleri bu kadar yakınken bu çok zor olurdu.Sonra bu ritüelin aslında bir iki nefes alımı kadar sürdüğünü düşündü.Hemen elini cüppesinin içine attı siyah hançerini cüppesinden çıkarmadan elinde tuttu.Tüm yapması gereken katışıksız bir acı bulmaktı.Hançeri cüppesinin altından karnına batırdı,yavaş yavaş daha derine ve işte acıyor diye düşündü.Acı,zevke ve tutkuya dönüştü."Efendi yol göster "diye mırıldandı yavaşça.
Zihni bulandı,buz mavisi gözleri sonuna kadar açıldı artık bu gözler çok uzaklara bakıyordu.Ayakta durmuş asasına dayanan bu adam kendinden geçmişti bir kaç nefes alım süresi boyunca.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Oğlundan babasına bir hediye...
Han kavgası 2:
Round 1:
Kharon vücudundaki müthiş gücün kan dökmek istediğinde katlandığını farketti. Ona dikkatle bakan babasına warhammerını kaldırarak tüm gücüyle saldırdı, *rage* öfkeyle gözü dönmüştü. MelkorTR *rage* silahını çekip hamlesini yapacakken Kharon, babasının tam göğsüne korkunç bir darbe indirdi, ikinci saldırısını da warhammerı çenesine savurdu. MelkorTR kılıcını Kharon'a sokacakken dev çenesi *critical* parçalandı. (Kharon +4 Str +4 Attack +2 damage +2 Will +2 AC -2 *Power attack* -7 Attack +7 Damage )
(MellkorTR Str +4 Con +4 Attack +2 damage +2 Will +2 AC -2 +14hp)
MelkorTR -30 HP -52 HP, Melkortr ölmemek için Fortitude atar *tutturur*
MelkorTR baygın bir şekilde yere düşer.
Round 1 Sonu:
Round 2:
Kharon babasının cesedini parçalamak için müthiş bir istek hisseder. *Kharon Will save atar, tutturamaz* Silahını kenara atan Kharon sıçrayarak ölmekte olan babasının vücudunun üzerine atlar ve onu parçalayarak yemeye başlar. (MelkorTR -32 hp)
Round 2 sonu:
MelkorTR, Kharon tarafından katledilmiştir.
Kharon cesedi parçalamaya bir süre devam edecektir.
Han kavgası 2:
Round 1:
Kharon vücudundaki müthiş gücün kan dökmek istediğinde katlandığını farketti. Ona dikkatle bakan babasına warhammerını kaldırarak tüm gücüyle saldırdı, *rage* öfkeyle gözü dönmüştü. MelkorTR *rage* silahını çekip hamlesini yapacakken Kharon, babasının tam göğsüne korkunç bir darbe indirdi, ikinci saldırısını da warhammerı çenesine savurdu. MelkorTR kılıcını Kharon'a sokacakken dev çenesi *critical* parçalandı. (Kharon +4 Str +4 Attack +2 damage +2 Will +2 AC -2 *Power attack* -7 Attack +7 Damage )
(MellkorTR Str +4 Con +4 Attack +2 damage +2 Will +2 AC -2 +14hp)
MelkorTR -30 HP -52 HP, Melkortr ölmemek için Fortitude atar *tutturur*
MelkorTR baygın bir şekilde yere düşer.
Round 1 Sonu:
Round 2:
Kharon babasının cesedini parçalamak için müthiş bir istek hisseder. *Kharon Will save atar, tutturamaz* Silahını kenara atan Kharon sıçrayarak ölmekte olan babasının vücudunun üzerine atlar ve onu parçalayarak yemeye başlar. (MelkorTR -32 hp)
Round 2 sonu:
MelkorTR, Kharon tarafından katledilmiştir.
Kharon cesedi parçalamaya bir süre devam edecektir.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Thlyrotel kurt dostunun buraya giremediğini hissetti. Lanetli topraklarda yalnızca "izin verilenler" hayatta kalabilirdi sanki...Thlyrotel wrote:belkide Kurt dostu, elf için bir umut olacaktı.. daha öncede pek çok kez olduğu gibi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
