Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Dalgın bir şekilde yürüyordu, birden tuhaf bir duyguya kapıldı. Kafasını çevirmesiyle karşısında ne olduğunu anlayamadığı biriyle karşılaştı. Adam epey iri biriydi. Esen sesini çıkaramadan, adamın sesini duydu.
"Kıpırdarsan bu buçukluğu bi tarafına sokarım!" Esen ne yapması gerektiğini bir an karar veremedi. Karşısındaki devasa olan insan esenin tereddüt ettiğini sezmiş olacak ki hemen ardından bir tehditte daha bulundu.
"Eğer kıpırdarsan, o kapıyı yeniden açamadan yanına gelirim ve seni parçalara ayırırım!"
Bir an şaşırmışbile olsa kendisini toplamıştı adamın ne istediğini merak ediyordu. Ve elinde tuttuğu korkmuş gözlerle esene bakan buçukluğu bu adamın elinden kurtarmalıydı. Esen kahverengi gözlerini adamın gözlerine kenetledi. Ne tuhaf, adam onu parçalamakla tehtit ediyordu, ama esen adamın görüntüsü haricinde kötü biri olmadığı duygusuna kapılmıştı. Sakin bir ses tonuyla konuşmaya karar verdi.
Eğer bana zarar vermek isteseydin, bunu ben köşeyi döndüğüm an yapardın. Ayrıca kim ve ne olduğunu bilmiyorum. Galiba senin gücün elinde tuttuğun buçukluğa geçerli. şimdi bana ne istediğini söyleyeceksen buyur söyle ama yok tam tersi beni dediğin gibi öldürmek istiyorsan ,işte bu senin gibi iri biri için bile zor bir görev olur.
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Elf yayını germiş ve nişan almıştı.. böcayı'nın yapacağı en ufak, yanlış bir hareket.. eline saplanan bir ok ile son bulacaktı... şu an elf tümüyle dünyaya kapatmıştı kendini... zaman sanki böcayının eli ile elf arasında gidip geliyordu, ne başka bir ses, ne başka bir imge.. elf'in konsantrasyonunu bozamazdı.. bu trans, böcayının elindeki buçukluğu bırakmasına kadar sürdü.. buçukluk aşağıya doğru düşerken.. böcayı'da gözden kayboldu.. yayını indiren elf kasılmış kol kaslarını gevşetmek için kollarına masaj yapmaya başladı, bir taraftanda.. hanın arka tarafına doğru ilerliyordu.. amacı böcayıyı bulmaktı... çatı'yı şöyle bir tarttı.. böcayının ne tarafa doğru ilerlediğini tahmin etmeye çalışıyordu.. tam bunu düşünürken.. ileride anlık bir gölge fark etti.. sanki bir pelerin dalgalanması gibi... hızla oraya ilerledi.. basit bir sıçrayış.. ve hemen çatının üzerindeydi elf.. gölge'yi burda gördüğünden emindi ki fazla araştırma yapmasına gerek kalmamıştı.. Ezakiel ilerden... sessizce elf'e sesleniyordu.. şu görüntüsüyle bir çuval'a benziyordu adeta..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Esen aniden yerinden kalktı. Dinlenmek için atını bağladığı ahıra gelmişti. Aslında uyuyabileceğini sanmıyordu ama gözlerini kapatır kapatmaz rahatsız bir rüya görmeye başlamıştı. Rüyasında dalgın dalgın yürüyordu. Ama sonra birden kafasını çevirmişti. Karşısında ne olduğunu anlayamadığı biriyle karşılaştı...

"Eğer kıpırdarsan, o kapıyı yeniden açamadan yanına gelirim ve seni parçalara ayırırım!"

Rüyası tuhaf devam ediyordu. Kafasını salladı alttarafı bir rüyaydı. En iyisimi hana geri dönmekti burada tek başına oturmaktan her şey daha iyiydi. Kalktı acelesi yoktu. Yavaş ve telaşsız adımlarla ahırdan çıktı. Köşeyi dönmüştüki bazı sesler duydu. Duvarın dibinde durdu ve neler oluyor diye seslerin geldiği yöne baktı. Burda neler oluyordu . Bu konuşmalar bunları bir yerde daha duymuştu. Bu olamazdı böyle bir şey mümkün değildi. Kesin lanetlenmişti. İleride çirkin bir yaratık vardı. Hemde hemen hemen iki metreyi gecen boyuyla oldukça ürkütücü bir görünümü vardı. Bu yaratığın elinde bir bucukluk vardı. Üstelik handa çalışan bir garson kıza rüyasında ona söylediği sözlerin aynısı söylüyordu. Kafası iyice karışmıştı esenin. Yaşadıklarının Hangisi gerçek hangisi hayaldi. Birden karar verdi ve Garson kızın olduğu yere doğru yaklaştı. Esen yaklaştıkça kesin emin oldu. Gerçi karşısındaki yaratık rüyasında iri yapılı bir insandı. Ama bu gördüğü şey hem çok iri hemde çok çirkindi. Esenin geldiğini farkettiği an elindeki bucukluğu garson kızın kucağına attığı gibi arkasını döndü. Kaçarken söylediği son şey "Bu gecelik sizi affediyorum!"
Esen yaratığın peşinden koştu. Ama öyle çabuk hareket etmişti ki nereye gittiğini göremedi. Nasıl bir güçün ona böyle bir oyun oynadığı merak etti. Kararlı adımlarla hanın bulunduğu sokağa girdi. Bu gece son bulmadan bazı cevablar alacaktı. Ve sorularının cevabını siyah cübbeliden alacaktı. O istesede istemesede...
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

Romedahl"ın intikam çabası, Tudor"un olumlu ve uzlaşmacı yaklaşımıyla son bulmuştur.

Artık çok yorulmuşlardır. Tudor sorar;

- "Yakınlarda bir köy olduğunu biliyorum ama tam olarak nerede olduğunu kestiremiyorum. Sen bu köyün tam olarak nerede olduğunu biliyor musun?"
- "Evet biliyorum."

Romedahl işaret parmağıyla kendilerine göre güney batıyı göstererek;

- "İşte şu koruluğun arka taraflarında olmalı.."
- "Tamam. Yola koyulmadan önce atımı bulalım. Fazla uzaklaşmış olamaz, yakınlarda olmalı. Atım benim için sadece bir yol arkadaşı değil ayrıca koruyucumdur. Zaten buna şahit oldun, biliyorsun tam sen beni öldürecekken, uyanmamı sağladı."

Romedahl hafifçe başını eğerek ve kızararak;

- "İyi ki de bunu yapmış yoksa farkında olmadan hayatımın hatasını yapacaktım."
- "Eğer beni öldürmüş olsaydın inan bana böyle düşünmeyecektin genç. Sana söylediklerimden sonra fikrin değişti ama söylediklerimin doğru olduğundan emin olabilirsin. Çok konuştuk.. Hadi gidelim ve siyah kızımı " Tudor"un atı - bulalım."

Birlikte aramaya koyulurlar. şu an toprak bir yolun üstündedirler. Bu yol ileride sağa ve sola olmak üzere ikiye bölünmektedir. Ayrıma geldiklerinde Tudor;

- "Sen sağa git, ben sol tarafa bakacağım ama fazla uzaklaşma zaten garip şeyler oluyor. Birbirimizi kaybetmek istemeyiz değil mi? Sesime yakın ol!"

Romedahl görevi almışçasına Tudor"un söylediği gibi sağ tarafa bakınmaya başlar. Ã?nünde yemyeşil çimlerle kaplı açık bir alan vardır bunun dışında pek bir şey göremez. Tudor sol tarafa doğru yönelir ve görebildiği alan Romedahl"ın kine göre daha kısıtlıdır. Ağaçlar ve çalılar arasından geçerek açık bir alana çıkmaya çalışırken kendisine ait olmayan ayak sesleri duyar. Çalıların arasından hızlı bir şekilde sesin geldiği yöne doğru hareket eder - yaklaşık 5 adım atarak " ve sonunda karşısında tüm ihtişamıyla duran siyah kızı görür. "Onu buldum!" diye bağırır Romedahl"ın olduğu yöne doğru dönerek.

Ayrımda, ayrıldıkları yerde tekrar bir araya gelirler Tudor ve Romedahl.

- "Sonunda siyah kızımı buldum."
- "Evet bu çok iyi. Sanırım artık köye yürüyerek gitmek zorunda kalmayacağız."
- "Evet ama daha da önemlisi onu bulamasaydım ne yapardım bilemiyorum."

Tudor atın üzerindedir, elini Romedahl"a uzatır ve onu bir hamlede arkasına alır;

- "Sana her şeyi öğreteceğimi söylemiştim değil mi?"
- "Evet öyle demiştin."

Tudor sinsice bir gülümsemeyle;

- "İşte ilk ders; at nasıl sürülür."

Hızlıca köye doğru yola koyulurlar...
Only God can Judge me!
Türklider
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1308
Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
Location: AFYON! Hehehehe...

Post by Türklider »

Tam saklanacağı sırada elfi görmüştü. Ã?uval taklidi yapmaya karar vermişti ama arkasından gelecek olanlara karşı da gözetlemesi gerekliydi... Akıllıca davranması yine hayatını kurtarmıştı.

"Naber elf?" dedi sakince. "Ne diye geldin? Hana gidersin sandıydım..."

Elf ağır adımlarla bir binadan diğerine atladı. "Ulan buçukluk sakatmış ha!" dedi böcayı sırıtarak. "Ben de içeriye casus yollayacaktım onu..."

"Hem sağır hem dilsiz... Ama tanrılar korusun bir bizonun bölemesinden daha kötü ağlıyor..." Sırıtışı yüzüne yayıldı.

"Ben de dışarıdan izlerim olayları. Belki şu giden tipleri bulurum. Sen gir içeride lysana'ya göz kulak ol. Yanındaki tipleri gözüm tutmadı. Biri tam ben çıkarken abuk subuk şeyler yaptı çadırda, biri de savaşa gidiyoruz deyip bu lanetli yere geldi... Lysana da bunların yanında geldi. Kim bilir ne tür amaçları var..."

Yüzünde, elfin böcayıyı yeni tanıdığı için onu bu halde görmediği bir düşünceli ifade vardı. Kaşları çatılmıştı ve iri dişleri, çıkık alt dudağının arasından dışarı çıkıyordu. Uzamış favoriler ve çenesinin altına kadar uzamış, bir insanda olsa sakal denebilecek kıllar, yüzüne garip bir oturaklılık veriyordu.

Simsiyah gözleri, kaşları ile bitişik saçlarının altında iki korkunç nokta halindeydiler. Elfe bakmadan hırıltılı sesiyle konuştu; "Buralar hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. Ben araştırmaya gideceğim. Buralarda bizi bekleyen tehlikelerin ne olduğunu öğreneceğim. Sen ise masumlara zarar gelmediğinden emin olacaksın. Ben geri döneceğim..."

şu ana kadar odağı lysana olmasına karşın delilerle dolu ve bu görüntüsü ile daha çok deli ile dolacağı belli olan bu yer hakkında daha fazla bilgi edinmek istemişti.

"Kimseye benim burada olduğumu söyleme. O garsonu ve beni gören kadını da geçiştir. Ben burada yokum" Göz kırptı sırıtarak.

Yavaşça yerinden kalktıktan sonra içinde deasa baltalarından birinin bulunduğu çuvalı ve yerdeki baltayı alarak diğer çatıya atladı. Hiç beklemeden hızla uzaklaştı...

----

Yarım saate kalmadan köyden çok uzaktaydı. Gelene kadar sadece gittiği yerde karşılaşacağı garipliklerin neler olabileceğini düşünmüştü fakat acıkmaya başladığını fark etti. Ã?antasından bir el çıkartıp onu yerken sakin sakin ilerliyordu...
Saygılarımla...
Türklider...
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

handa sürekli bir 2 kişi adama sorular soruyordu sorguluyorlardı lanetli adam diye bir şeyden söze diyorlardı logan konuyu iiyce anlamak için gurubun arasına dogru yürümeye başladı ortda siyah cübeli bir adama sürekli sorular soran ve gittikçe kızgınlaşan bir savaşcı vardı...
ne oldunu konuşulanlardan anlamaya çalışıyordu esasınra yaptıgı cok telikeli bir işti bu adamlar kötü olabilirdi ve sayıca üstünlerdi logandan ama korkmuyordu kötülügü bulma için logan yogunlaşıyordu merak ettigi sadec o siyah cübeli adamdı onun ne oldunu anlamak için iyice yogunlaştı...

rp dışı: ingilizcem yok kusura bakmayın...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

elf son hızla siyahi adama yetişmeye çalışıyordu.. yanmaya başlayan kasları emirlerine itiraz etmeye başlamıştı, alnı boncuk boncuk terlerle kaplanmıştı.. ama o koşmaya devam etmek için kendini var gücüyle zorladı.. bu insan amma da hızlı koşuyordu....

savaşcının atını öldürdüğünü gördü ama orda harcayacak zamanı yoktu....
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Thlyrotel böcayı'yı sessizce dinledi, bu son yaptıklarından sonra ona olan güvenide bir hayli azalmıştı, elf bir taraftan bunları düşünürken bir taraftanda böcayının anlattılarını dikkatsizce dinliyordu..
"ne hali varsa görsün!!" diye haykırdı bir ses içinden...
"ama ya orada başına bir şey gelirse??" diye cevapladı bir başkası..
sanki elf kenara çekilmiş ve kendi içinde tartışan iki kişiyi seyrediyordu...
"görmedinmi buçukluğu yemek istedi!!"
"ama belkide başka bir sebebi vardır..."
elf şu an farklıydı.. yüz hatları gevşemiş, başını yere yaslamıştı... şu haliyle bir trans durumu içindeydi sanki.. öylece yatıyor, içinden gelen seslerin tartışmasını dinliyordu... bir süre daha sürdü bu tartışma.. ve sonunda iki seste aynı anda haykırdılar...
"ne bu kasaba nede böcayı.. umurumda bile değil!!!"
sonra başını yasladığı yerden kaldırdı.. elf gözleri bir başka bakıyordu dünyaya artık.. sanki bir başkasının gözlerinden.. bir başkasının zihninden.. önce çevreye bir bakındı.. hiçbir şeye anlam veremiyordu...
"Burada ne işim var benim??, bu çatıda nesi.. nerdeyim ben???"
sonra ayağa kalkıp, başını sessizce aşağı uzattı.. yükseklikten iyice emin olduktan sonra hızla aşağı indi...
"iğrenç bir yer" diye geçirdi içinden...
biri onu bayıltmıştı.. evet böyle olmalıydı.. sonra çulsuz olduğunu fark edincede onu çatıya bırakmıştı...
"Saçmalama seni neden çatıya bıraksın??" bu soru aklında bir şimşek gibi çaktı... ve cevabı olmayan bir soruydu bu...
çevreyi araştırmaya karar verdi.. karnıda açtı.. evet bir han bulacaktı, ne kadar iğrenç bir yer olsada, mutlaka bir hanı olmalıydı... bulunduğu binanın çevresinde bir tur attı önce.. tam turu yarılamıştıki, ilerde bir han.. önünde uzayan sokakta ise iri kıyım bir kadın vardı.. elf ile yanyana gelseler; elf bu kadının yanında cüce gibi kalırdı..
İri yada değil.. sorularına cevap verebilecek biriydi belliki.. hızla yanına ilerledi kadının...
"Selamlar.. eğer vaktiniz varsa size bir kaç soru sormak istiyorum.."
Esen sert bakışlarla elf'e döndü.. hiçbirşey söylememişti henüz, sonra elf başındaki kapşonu açtı.. dövmeli yüzü ve sarı saçları açığa çıktı böylece.. oldukça hoş bir görüntüsü vardı ranger'ın..
"Bu arada benim adım.. Mythel"
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne karşısındaki savaşçının ardarda gelen soruları karşısında biraz suskun kaldı daha sonra yavaşça diğerlerinden uzak bir masayı göstererek o tarafa doğru yürümeye başladı.
-Konuşulması gerekenler o kadar fazlaki savaşçı,ama bunun için yeterli zaman yok.yine de ilk önce şuraya oturalım bunlar halkın önünde konuşulacak kadar basit değil.Lütfen bana eşlik et.
En dipteki masalardan birine doğru yürüdü ve tam oturacakken savaşçının gelip gelmediğini kontrol etmek için yavaşça arkasını döndü.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero cevap istiyordu. Sinirlenmişti ama nedenini bilmiyordu. Uzun zamandır bu tarz duygular hissetmemişti. O kadar ki, bunlar ona yeni geliyordu. Adamın ondan isteğini doğru karşılamıştı ve onca siniri arasında gülümsemişti. "Madem konuşacak çok şey var, o zaman gerçekten bir şeyler biliyor." diye düşündü Andero ve bu onu biraz yumuşattı. İnsanlardan ayrı konuşmayı o da istiyordu açıkcası. Kimsenin işine karışmasını istemiyordu. Sorulan ve sorulacak sorular ve alınacak cevaplar vardı. Bunun ertelenmesini istemiyordu.

Ayağa kalktı. Siyah cüppelinin ardından yürüdü. Sonra adamın arkasını dönüp ona baktığını gördü. Adam masaya varmıştı.

-Otur yaşlı kişi. Zira daha bana verecek cevapların var. dedi ve oturmak için önce adamın oturmasını bekledi. Zira ne kadar değişse de hala eskiden sahip olduklarının bir kısmına sahipti.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Esen kararlı bir şekilde hana doğru yürüyordu. Olanlara bir anlam veremiyordu, üstelik bu bilinmezlik onu iyice çileden çıkarmıştı. Derken biri yanına yaklaştı. Esen elindeki tek silahı olan deyneğini adama doğru kaldıracaktı ki, karşısında küçük ve sıska birini görünce, bir an duraksadı.
Yüzünü göremiyordu ama galiba bu bir çocuktu. Ve esen hiç bir cocuğa zarar vermezdi. Ne olursa olsun. Birden karşısındaki,
"Selamlar.. eğer vaktiniz varsa size bir kaç soru sormak istiyorum.."
dedi. Esen bir an çocuk zannettiği bu yabancının sesini duyunca yanıldığını anladı ve ters bakışlarını bu ufak tefek ne olduğunu kestiremediği kişiye cevirdi. Karşısındaki, Esenin bakışlarını farkeder etmez,yüzünün tamamını kapatan başındaki kapşonu açtı. Ve karşısındakinin bir elf olduğunu anladı.Yüzü dövmeliydi. Omuzuna dökülen sarı saçları vardı. Karşısında oldukça güzel bir elf duruyordu. Ama esen bu görüntünün gerçek olup olmadığını bilmiyordu. Dikkatle bekledi derken elf tekrar konuşmaya başladı
"Bu arada benim adım.. Mythel"
"Benim adımda esen ." Elf gözlerini esenin elindeki deynekte gezdirdi. Esen bu deyneği kabilesinin savaş oyunlarında kazanmıştı. Babası öyle gururlanmıştı ki . O yıl yapılan şenlikler daima konuşulurdu. Ama esen için bu deyneğin anlamı daha başkaydı. Birden anılara dalmak eseni tuhaf bir ruh hali içine sokmuştu...
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

"Benim adımda Esen.."
bu sözler üzerine elf hafifçe eğilerek karşısındaki kadını selamladı...
"bayan buraların yabancısıyım, ihtiyacım olduğu için buraya geldim.. nerede olduğumu bilmeden..."
son sözü söylerken elf hafifçe gülümsüyordu..
"Acaba bana nerede olduğumu söyleyebilirmisiniz??"
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Beklemiş ve beklemişti deminki duyduğu sesten hiçbir yanıt alamamıştı..fazlada ileriye gitmek isteimyordu içinde tarif edilemez bir korku hissetmişti çünkü ve bu korkunun önüne geçemedi.Hızlıca han'a doğru tekrar yürümeye başladı yürürken sokakta sadece kendi adımlarının sesi yankılanıyordu sanki onu biri takip ediyormuş hissine kapılıp arkasını kontrol ediyordu..Nihayet han'a varmıştı birden duraksadı tam girişte gözüne hiç yabancı gelmeyen bir elf ve daha önce handa gördüğü barbar duruyordu.Yavaş adımlarla yanlarına yürüdü.ikisinede iyi akşamlar dileyip han'a girmek üzereyken,durdu ve Elfin suratına baktı evet bu kişiyi çok iyi tanıyordu sadece onu burda görünce bir an affallamıştı. "Thlyrotel" han'a gelirken hızlı yürüdüğü için nefes nefese kalmıştı sesi anlaşılmaz çıkmıştı.Tekrar karşısındaki elfe baktı birşeyler değişikti yanlış olan birşey vardı sanki Elfin yüzünde...
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

"Thlyrotel!!!" bir başka elf, Mythel'e bu adla hitap etmişti...
işler iyice karışmaya başlamıştı, elf bir süre aptal aptal Lysana'nın suratına baktı, sonuçta karşısındaki de bir elf'ti, hatıraları karıştırdı bir süre.. ama bu yüzü bir türlü çıkaramıyordu... sonra döndü, Esen'in yüzünü süzdü bir süre.. oda ne olduğunun farkında değildi belliki.. hatta elf kendisi ona Mythel diye tanıtmıştı.. şu an kandırıldığını düşünüyor olabilirdi dev savaşçı..
"Aptal elf" diye haykırdı içinden, işleri bozacaktı.. zaten yabancı olduğu bir yerde adı yalancıya çıkacaktı, bir hışımla Lysana'ya döndü..
"Afedersiniz bayan.. sizi tanıyormuyum??"
bu soru dişi elf'in yüzünde bir tokat gibi patlamıştı sanki....
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Bu konuşma üzerine kaşları çatıldı ve şaşkın şaşkın baktı bir süre.Kesinlikle karıştırmıyordu bu o tanıdığı ranger elfti.Yüzünü yeterince rahat görüyordu hanın camdan süzülen ışıkları elfin yüzüne yansıyordu,neden Thlyrotel'in böyle birşey yapdığını anlayamıyordu belkide bir çeşit büyünün etkisi altıntaydı "Benim lysana,seninle tapınakta tanıştık hatırlamıyormusun?" görünüş olarak Thlyrotel olsada bakışları ona benzemiyordu bu elf soğuk ve hissiz bakıyordu..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Locked

Who is online

Users browsing this forum: Google [Bot] and 0 guests