ADALETİN,ÖLÖMÖN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN
Tapınağın kapısından içeriye kara giysilere bürünmüş biri girdi. Cüzzamlı gibi heryerini sarmıştı ve gözleri bile gözükmüyordu. Kocaman boyutlarda bir adamdı ve girişteki nöbetçiye gür sesiyle sordu:
"Başrahibiniz burada mı? Bana Tanrısı ve dini hakkında bir vaaz vermesi mümkün mü?"
"Başrahibiniz burada mı? Bana Tanrısı ve dini hakkında bir vaaz vermesi mümkün mü?"
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
LordAriakas
- Kullanıcı

- Posts: 193
- Joined: Mon Jun 21, 2004 10:00 am
- Location: Izmir
- Contact:
Kapıdaki ölmeyen nöbetçilerin, yeni gelen kişiye yanıt vermesi mümkün diildi. Karşısındaki yaşayan bedene duyduğu açlıktan başka hiçbir şey hissetmezdi onlar. Fakat burock, yeni gelen kişinin çağrısını duymuştu. Kapıya doğru yollanmak üzere yeminer ve çıraklarının yanından ayrılmaya yeltendi.Raistlin wrote:Tapınağın kapısından içeriye kara giysilere bürünmüş biri girdi. Cüzzamlı gibi heryerini sarmıştı ve gözleri bile gözükmüyordu. Kocaman boyutlarda bir adamdı ve girişteki nöbetçiye gür sesiyle sordu:
"Başrahibiniz burada mı? Bana Tanrısı ve dini hakkında bir vaaz vermesi mümkün mü?"
"Planların konusunda annaştığımıza göre yeminer..." grubu şöyle bir süzdükten sonra sözlerine devam etti.
"...bu konuda son kez konuşacağım. Dediğim gibi, yapacağınız hiçbir eylemde tapınağın veya lord oren'in adını kullanmayacaksınız ve bu eylemlerinizde tapınağın ne açık ne gizli hiçbir desteğini almayacaksınız."
Başıyla hafif bi selam verip yeni ziyaretçiyi karşılamak için kapıya yollandı.
Kapıya vardığında, siyahlar içindeki dev adamla karşılaştı. Muhafızların, ziyarteçiyi rahatsız etmemelerini sağlayacak bir söz mırıldandı ve dev adamı içeri davet etti.
"Hoşgeldin yabancı. Madem bu denli bir vaaz duymak istiyorsun, içeri buyur. Korkma, muhafızlar sana dokunmayacak."
Dev adamın kendisine eşlik etmesini beklemeye başladı...
War, war never changes...
"Yeminer sensei ye baktı.. işte anlamaya başlıyorsunuz" dedi keyifle.. eylemleriniz tamamen sizindir, bana sadece sonuçlarından faydalanmak düşer size de yaptıklarınızdan... benimle ya da tapınakla bağlantınız yok.. işinizi yapmanız için sadece sizi biraz uyarmak gerektiğini düşünmüştüm." dedi Yeminer ve arkasını döndü... Rahip çıktıktan sonra artık konuşacak birşeyin olmadığı açıktı ve Yeminer diğerlerinin de salondan ayrılmasını beklemeden gözlerden kayboldu. Amacı yeni gelene bir göz atmak daha sonra da işlerine bakmaktı... rahip labaratuvardan çıktığına göre önemli bir şey olmuş olmalıydı.. ve Yeminer ayrılırken dev adamı gördü.. yoluna devam etti.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Ölümün Tapınağının tanıdık bir ziyaretçisi vardı. Tapınağın merdivenlerini uzun süredir çıkmamış ve ziyaret etmemiş bir kişi. Tapınak çevresindeki ruhların kimileri sevgi ile ona yaklaşırken kimileri 'hain' diye fısıldıyordu. Tapınağın labirentine girmeden önce durdu ve baktı. Yavaş adımlarla tapınağın kapısına dek ilerledi ve donuk sesi ruhları rahatsız ederek yayıldı.
- Sana sesleniyorum Burock Basrahip saldırı senin emrinle mi oldu?
- Sana sesleniyorum Burock Basrahip saldırı senin emrinle mi oldu?
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
tapınağın kapısında, dev cüsseli siyahlar içindeki adamın içeri girmesini beklerken, tanıdık bir ses duydu başrahip. Bu, eskiden ölümün karargahının komutanı olan Unholy'nin sesiydi. Başrahip, iri adamın yanından geçti ve kapının dışına çıktı. Unholy'yi gördü; fakat onun neyden bahsettiği hakkında hiçbir fikri yoktu.
"hangi saldırı...?" diyebildi ancak.
"hangi saldırı...?" diyebildi ancak.
Last edited by burock on Mon Jul 12, 2004 9:59 pm, edited 1 time in total.
War, war never changes...
Hiç tepki vermeden ardına döndü ve labirentten çıktı. Bineğinin alev yelelerinin ışığında geceyi yararak ileliyordu.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
burock, dev adamla beraber tapınağın içinde ilerledi doğruca başrahibin özel odasına yolandılar. Tahtadan yapılmış, sade bir kapının önüne geldiklerinde başrahip kapıyı açtı ve içeri girdi. İçeride ahşap, oymalı bi masa vardı. Onun arkasında yine ahşaptan, kollu bi sandalye bulunuyordu, başrahibin sandalyesi. Masanın kapıdan tarafında konuklar için konulmuş 2 sandalye daha vardı. Yan duvarlarda çok dolu olmayan kitaplıklar bulunuyordu. Başrahibin sandalyesinin arkasında, boylamasına upuzun ve arkasını göstermeyecek kadar kalın, gece mavisi renkte bi kumaştan yapılmış bi perde, çekili halde duruyordu. burock, sandalyesine oturdu ve konuğuna oturmasını işaret etti.
"Ã?ncelikle, kim olduğunuzu ve neden lord oren'in yoluyla ilgilendiğinizi öğrenebilir miyim?"
diye sordu; zira bu zamana kadar tapınağa gelen, hatta lord orene kan yeminiyle bağlananlardan bir kişi bile bu konuları merak etmemişti.
"Ã?ncelikle, kim olduğunuzu ve neden lord oren'in yoluyla ilgilendiğinizi öğrenebilir miyim?"
diye sordu; zira bu zamana kadar tapınağa gelen, hatta lord orene kan yeminiyle bağlananlardan bir kişi bile bu konuları merak etmemişti.
War, war never changes...
burock wrote:"Lord oren'in her ölümlü üzerinde hükmü vardır, hasta kişi. ama yine de, ona olan bağlılığını basit bir kan yeminiyle sembolize edemeyecek bir kişi için, yüce lordumun bana verdiği güçleri boşa kullanacak değilim. şimdi eğer bağlılık yeminini etmeyeceksen..."AZALIN wrote:"başrahip, ben kaosa hizmet ederim ama asla onula böylesine bir anlaşma yapmam. beni kanımla bağlayarak, üzerimde hüküm kurmanız a izin veremem, siz elbette bir din adamı olarak bu bağlılığı verebilirsiniz ama sadece bir paralı askerim."
"ayrıca kaos adı üzerinde düzensizlik, kuralsızlık, tutarsızlıktır. ve asla sözlerini tutmaz. kanımla vereceğim bir anlaşma ilerde ruhumu bağlar. bunu veremem."
eliyle yavaşça, hasta kişinin arkasında kalan çıkış kapısını göstermişti...
bi anda yanından ayrılan başrahibi süzen kemik rengi derili albino, kızıl gözlerini kapıya çevirdi ve: "ben kaosla anlaşma olmayacağını bilecek kadar çok kaos gördüm ve hissettim." diye keni kendine söylendi.
albino yavaşça geldiği tapınaktan ayrıldı. ve kasabanın diğer kısımlarını incelemeye karar verdi. tapınaktan çıkarken sırtında asılı duran kırmızı kılıç sanki bir anlığına inledi....
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Yeminer sensei nin saldırısını bizzat izlemişti... İşte gerçekten birşeyler olmaya başlıyor diye düşündü Yeminer...
bazılarının düşündüğü gibi bu olay bir kaos eylemi değildi ama sonuçlarının kaosa hizmet edeceği açıktı...
Yeminer'in bunu çok da önemsediği yoktu, o sadece bu kaosun da sonuçlarını önemsiyordu... Kervanın oldukça uzağında olmasına karşın büyüsü sayesinde Sensei nin tüm hareketlerini izlemiş ve bundan uzun süredir hissetmediği bir keyif duymuştu...
Yeminer daha sonra tapınaktaki labaratuvarına döndü... İlk adım tamamdı.. şimdi ikinci adım diye düşündü Yeminer..
bazılarının düşündüğü gibi bu olay bir kaos eylemi değildi ama sonuçlarının kaosa hizmet edeceği açıktı...
Yeminer'in bunu çok da önemsediği yoktu, o sadece bu kaosun da sonuçlarını önemsiyordu... Kervanın oldukça uzağında olmasına karşın büyüsü sayesinde Sensei nin tüm hareketlerini izlemiş ve bundan uzun süredir hissetmediği bir keyif duymuştu...
Yeminer daha sonra tapınaktaki labaratuvarına döndü... İlk adım tamamdı.. şimdi ikinci adım diye düşündü Yeminer..
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests