Astronomi Bölümü
Jüpiter Hakkında
Jüpitere gelindiği zaman biraz durmak gerekiyor. Ã?ünkü Jüpiter Merkür Venüs Dünya Marstan çok farklı. Ã?ylesine farklı ki bu iki gezegen türünü farklı isimlerle anmışlar. İlk dört gezegen Dünyasal ( terran) sonraki dört ise Jüpiterimsi ( Joveian ) olarak anılmış.
Satürn, Uranüs, Neptün de Jüpiterimsi gezegenler. Bu gezegenlerin belki en ayırt edici noktaları ilk dörde göre çok büyük boyutları, üzerlerini kaplayan dev gaz tabakaları, çok sayıda uyduları, gezegenlerinin içlerinin dış bölgelere göre çok daha sıcak olması....
Jüpiter ise bu gezegenler arasında, aslında tüm gezegenler arasında bir tanrı gibi. Ã?yle ki Jüpiterden hacim olarak daha küçük yıldızlar bile var. Okuduğum bir kaynakta Jüpiterin başarısız bir yıldız olduğundan bahsediliyordu, ancak bunun yerine Jüpiteri çok başarılı bir gezegen olarak adlandırmak da mümkün diye yazıyordu.
Jüpitere ilk bakıldığında en net göze çarpan hava akımlarıdır. Eğilen bükülen sağa sola sapan kıvrımlar çizen bu hava akımlarını uzaydan görebiliriz. Kapladığı toplam alan neredeyse Dünyayı içine alacak kadar büyük olan dev bir fırtına da buna dahildir. Bu fırtınaya kırmızı renginden dolayı kırmızı benek denir.
Burada belirtmek gerekir ki bu tür fırtınalar Dünyada ortaya çıktıklarında kara bölgeleri üzerinde sürtünerek yavaşlar ve yok olurlar. Tamamen sıvı ve gaz bir gezegen olan Jüpiterde ise fırtınalar yıllar boyunca var olabilir.
Gezegenin ilginç başka bir yanı da bulutlarıdır. Gezegenin üstündeki hava dış bölgelere doğru öylesine soğur ki su dışındaki gazlarda yoğunlaşıp bulutlar oluşturabilirler. Sonuç farklı yükseklikti oluşan bambaşka renklerdeki bulutlardır. Bu bulutlar rüzgarların etkisi ile gezegenin üstünü çok daha renkli hale getirirler. Muhtemelen bulutlardan yağan yağmurlar atmosferden aşağı doğru akarken sıcak bölgelere geldiklerinde yeniden buharlaşıp yukarıya çıkıyor ve yine bulutları oluşturuyorlar dolayısı ile su ya da bulut oluşturan diğer gazlardan oluşan okyanuslar Jüpiterde bildiğim kadarı ile yok.
Gezegenin çok içlerinde bir yerlerde katı bir bölüm olduğunu okumuştum. Ama bildiğim kadarı ile bu bölüm öylesine içteki insan yapımı hiç bir araç bugün ulaşamıypr. Ã?ünkü hava basıncı oraya ulaşana kadar çok artıyor.
Muhtemelen Jüpiter eğer ulaşabilirsek bizim için dev bir hidrojen kaynağı olacak. Hidrojenin bir enerji kaynağı olarak düşünüldüğü bu günlerde Dünya ve hatta Dünyanın yakın çevresinde hiçbir hidrojen kaynağı olmaması bir sorun. Ã?ünkü Dünyasal gezegenlerde yer çekimi hidrojeni tutacak kadar güçlü değil. Bu işi ancak dev jüpiterimsi gezegenler başarıyor. O nedenle bu sorun belki Jüpiter tarafından çözülebilir.
Jüpitere gelindiği zaman biraz durmak gerekiyor. Ã?ünkü Jüpiter Merkür Venüs Dünya Marstan çok farklı. Ã?ylesine farklı ki bu iki gezegen türünü farklı isimlerle anmışlar. İlk dört gezegen Dünyasal ( terran) sonraki dört ise Jüpiterimsi ( Joveian ) olarak anılmış.
Satürn, Uranüs, Neptün de Jüpiterimsi gezegenler. Bu gezegenlerin belki en ayırt edici noktaları ilk dörde göre çok büyük boyutları, üzerlerini kaplayan dev gaz tabakaları, çok sayıda uyduları, gezegenlerinin içlerinin dış bölgelere göre çok daha sıcak olması....
Jüpiter ise bu gezegenler arasında, aslında tüm gezegenler arasında bir tanrı gibi. Ã?yle ki Jüpiterden hacim olarak daha küçük yıldızlar bile var. Okuduğum bir kaynakta Jüpiterin başarısız bir yıldız olduğundan bahsediliyordu, ancak bunun yerine Jüpiteri çok başarılı bir gezegen olarak adlandırmak da mümkün diye yazıyordu.
Jüpitere ilk bakıldığında en net göze çarpan hava akımlarıdır. Eğilen bükülen sağa sola sapan kıvrımlar çizen bu hava akımlarını uzaydan görebiliriz. Kapladığı toplam alan neredeyse Dünyayı içine alacak kadar büyük olan dev bir fırtına da buna dahildir. Bu fırtınaya kırmızı renginden dolayı kırmızı benek denir.
Burada belirtmek gerekir ki bu tür fırtınalar Dünyada ortaya çıktıklarında kara bölgeleri üzerinde sürtünerek yavaşlar ve yok olurlar. Tamamen sıvı ve gaz bir gezegen olan Jüpiterde ise fırtınalar yıllar boyunca var olabilir.
Gezegenin ilginç başka bir yanı da bulutlarıdır. Gezegenin üstündeki hava dış bölgelere doğru öylesine soğur ki su dışındaki gazlarda yoğunlaşıp bulutlar oluşturabilirler. Sonuç farklı yükseklikti oluşan bambaşka renklerdeki bulutlardır. Bu bulutlar rüzgarların etkisi ile gezegenin üstünü çok daha renkli hale getirirler. Muhtemelen bulutlardan yağan yağmurlar atmosferden aşağı doğru akarken sıcak bölgelere geldiklerinde yeniden buharlaşıp yukarıya çıkıyor ve yine bulutları oluşturuyorlar dolayısı ile su ya da bulut oluşturan diğer gazlardan oluşan okyanuslar Jüpiterde bildiğim kadarı ile yok.
Gezegenin çok içlerinde bir yerlerde katı bir bölüm olduğunu okumuştum. Ama bildiğim kadarı ile bu bölüm öylesine içteki insan yapımı hiç bir araç bugün ulaşamıypr. Ã?ünkü hava basıncı oraya ulaşana kadar çok artıyor.
Muhtemelen Jüpiter eğer ulaşabilirsek bizim için dev bir hidrojen kaynağı olacak. Hidrojenin bir enerji kaynağı olarak düşünüldüğü bu günlerde Dünya ve hatta Dünyanın yakın çevresinde hiçbir hidrojen kaynağı olmaması bir sorun. Ã?ünkü Dünyasal gezegenlerde yer çekimi hidrojeni tutacak kadar güçlü değil. Bu işi ancak dev jüpiterimsi gezegenler başarıyor. O nedenle bu sorun belki Jüpiter tarafından çözülebilir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Lord_Feanor
- Kullanıcı

- Posts: 628
- Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
- Location: Miklagaard
- Contact:
Olbers Paradoksu:
alman filozof Heinrich Olbers in 1823 te yazdığı makalesinde öne sürdüğü tez. statik bir evrende her çizgisel bakış doğrultusunun eninde sonunda bir yıldızın yüzeyinde sonlanması gerekir. buna göre gece gökyüzüne bakan biri, gökyüzündeki her noktada bir yıldız görmelidir, ama gördüğümüz gibi durum böyle değil. bu durum sonsuz statik bir evren varsayımının getirdiği bir sonuçtur, henüz big bang teorisi ortaya atılmadan ve evrenin genişlemesine dair araştırmalar başlamadan önce evrenin ezeli ve ebedi, aynı zamanda durağan olduğu düşünülüyordu. olbers bu düşüncenin hatalı olduğunu belirmişti.
Bu makaleye anti tez olarak yıldızlararası gaz ve tozların (yada herhangi başka bir opak maddenin) gelen yıldız ışığını engellemiş olabileceği fikri ileri sürüldü. ancak sonsuzdan beri varolan bir evrende bu maddelerin de zamanla ısınması ve bir süre sonra ışığını kestiği yıldız gibi parlaması gerekir. buna göre evren sonsuzdan beri var olamaz, sonlu bir geçmişe sahip olmalıdır. bu nedenle uzak yıldızların ışığı henüz bize ulaşamamıştır veya ışıklarını engelleyecek maddeler yeteri kadar ısınmamıştır.
tabi ki bugün evrenin başlangıcı ve sonuna dair çok daha fazla bilgiye sahibiz. bu paradokstan bahsetmemin nedeni bu konuyla ilgili ilk ciddi araştırma ve teorilere ait olmasıdır.
alman filozof Heinrich Olbers in 1823 te yazdığı makalesinde öne sürdüğü tez. statik bir evrende her çizgisel bakış doğrultusunun eninde sonunda bir yıldızın yüzeyinde sonlanması gerekir. buna göre gece gökyüzüne bakan biri, gökyüzündeki her noktada bir yıldız görmelidir, ama gördüğümüz gibi durum böyle değil. bu durum sonsuz statik bir evren varsayımının getirdiği bir sonuçtur, henüz big bang teorisi ortaya atılmadan ve evrenin genişlemesine dair araştırmalar başlamadan önce evrenin ezeli ve ebedi, aynı zamanda durağan olduğu düşünülüyordu. olbers bu düşüncenin hatalı olduğunu belirmişti.
Bu makaleye anti tez olarak yıldızlararası gaz ve tozların (yada herhangi başka bir opak maddenin) gelen yıldız ışığını engellemiş olabileceği fikri ileri sürüldü. ancak sonsuzdan beri varolan bir evrende bu maddelerin de zamanla ısınması ve bir süre sonra ışığını kestiği yıldız gibi parlaması gerekir. buna göre evren sonsuzdan beri var olamaz, sonlu bir geçmişe sahip olmalıdır. bu nedenle uzak yıldızların ışığı henüz bize ulaşamamıştır veya ışıklarını engelleyecek maddeler yeteri kadar ısınmamıştır.
tabi ki bugün evrenin başlangıcı ve sonuna dair çok daha fazla bilgiye sahibiz. bu paradokstan bahsetmemin nedeni bu konuyla ilgili ilk ciddi araştırma ve teorilere ait olmasıdır.
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Ilginc bir yazi olmus. Yine de yeterince uzaktaki bir yildizin gorunmemesi bana normal geliyor nedense. Teleskopla bakinca zaten gokyuzunde gorulebilen yildiz sayisi artiyor yanlis hatirlamiyorsam. Kisacasi gokyuzunun her yerinde yildiz gorunmemesi bana sanki yeterli bir kanit degil gibi geliyor, soz konusu tezi tezi desteklemek icin.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
İzninizle ben de ay hakkında duyduklarımı dile getiriyim. Ayın yapay bir gezegen olduğu söyleniyor.
Bazı veriler:
Ayda ağır metaller üst katmanda birikmiş.Ama bu doğa kanunlarına aykırı bir durumdur.Ve diğer bir şey ise ayın içinin boş olduğu anlaşılmış.Bu da yapay gezegen olduğunu gösterir.Ve ayın tek bir yüzünü görebiliyoruz.Ve diğer husus ise aydaki kraterlerin %20 sinin nasıl oluştuğu biliniyor,diğer %80ninin nasıl oluştuğu bilinmiyor. Güneş tutulması sırasında ay güneşin önünü tam olarak kapatır.Disk gibi.Ne biraz fazla ne biraz az.Tam olarak kapatır.
Ayın yapay olduğunu kabul etmek demek şu demektir: Ay bir zeka tarafından oluşturulmuş bir gezegendir.Hemen aklımıza ufolar gelir.Ve burdan yola çkarsak Ufolar ayı dünyamızın yörüngesine, bizi izlemek için koymuşlardır.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Bazı veriler:
Ayda ağır metaller üst katmanda birikmiş.Ama bu doğa kanunlarına aykırı bir durumdur.Ve diğer bir şey ise ayın içinin boş olduğu anlaşılmış.Bu da yapay gezegen olduğunu gösterir.Ve ayın tek bir yüzünü görebiliyoruz.Ve diğer husus ise aydaki kraterlerin %20 sinin nasıl oluştuğu biliniyor,diğer %80ninin nasıl oluştuğu bilinmiyor. Güneş tutulması sırasında ay güneşin önünü tam olarak kapatır.Disk gibi.Ne biraz fazla ne biraz az.Tam olarak kapatır.
Ayın yapay olduğunu kabul etmek demek şu demektir: Ay bir zeka tarafından oluşturulmuş bir gezegendir.Hemen aklımıza ufolar gelir.Ve burdan yola çkarsak Ufolar ayı dünyamızın yörüngesine, bizi izlemek için koymuşlardır.
Siz ne düşünüyorsunuz?
-
Lord_Feanor
- Kullanıcı

- Posts: 628
- Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
- Location: Miklagaard
- Contact:
darth sidious un işidir o, yeni ölüm yıldızını buraya yapmışlar demek kiAlfTheMud wrote: Ayın yapay olduğunu kabul etmek demek şu demektir: Ay bir zeka tarafından oluşturulmuş bir gezegendir.Hemen aklımıza ufolar gelir.Ve burdan yola çkarsak Ufolar ayı dünyamızın yörüngesine, bizi izlemek için koymuşlardır.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Bir de diğer husus ise aya çıkılıp çıkılmadığıdır.Hala bazı tereddütler var.Bunlara baktım ve çok ilginç geldi. Bir kaçını burda yazmak isterim müsadenizle;
1. Apollo 11 deki mürettebat; Buzz Aldrin ,Michael Collins ve Neil Armstrong . Kasette neil ve buzz yanyana iken gölgelerinin uzunluğu arasında muazzam bir fark var.Ki ikisi de neredeyse aynı boyda.Bu bize set ışıklarını hatırlatmalı.
2.Ay yüzeyindeki taşların gölge doğrultuları farklı. Ama ikisinin de aynı yöne doğru uzanmış olması gerekir.Bu da bize set ışıklarını hatırlatmalı.
3.Neil'in ay yüzeyindeki ayak izi çok ama çok belirgin.Ama öyle olmaması gerekir.Ay yüzeyinde çekim çok daha az olduğu için o kadar sert basamaz.
4.Dünya atmosferine girince bildiğniz gibi astronotların içinde bulunduğu kapsülü denize atarlar.Bu kapsül öyle yosun tutmuş ki sanırsınız 4-5 haftadır denizde duruyor.Ama kapsül 5 dk neredeyse durdu denizde,sonra hemen çıktılar içindeki astronotlar.Bu da bizi şu düşünceye sevk eder.Bu kapsülü önceden denize koymuşlar.Herşey önceden planlanmış.
5.O zamanın Amerika başkanı (Johnson ya da Nixon ,ikisinden birisi) bir kıza tecavüz etmiş.Ve ekonomi de çok kötüymüş.Ve üstüne üstlük milyon dolarlık ay projesine yatırdığı paralar boşa gitmiştir.(Bildiğiniz gibi 1967 de apollo 1 'de kapsülde yangın çıkmış ve 3 astronot hayatını kaybetmiştir) Ve halkın tepkisini üstüne toplamıştır.Bu nedenle bu projeyi halka inandırmalıydı.Bu sahtekarlığa girişme nedenlerinden de bir tanesi.Çok mantıklı.
6.Rusya sanırım ilk önce köpek göndermişti aya. Ve abd ile arasındaki rekabbette 1-0 öne geçmişti. Abd 'nin bir şeyler yapması gerekiyordu.Hmm bu da mantıklı.
7.Ayın sıcaklığı -273 fahrenheit'dır. Bu sıcaklıkta filmler erir.Peki nasıl kasete alındı?Bu tuhaf işte.
8.En büyüğü de işte bu: Neden aya geziler düzenlenmiyor ? Neden?Çok büyük kar edilebilecek bir iş.
9.Bu da çok fena: Google a aratın MOON EARTH diye. Siteye girip ay yüzeyini inceleyebiliyoruz. Ay yüzeyinde apollo ları görebilirsiniz. Ama hiçbir şey gözükmemekte.Oraya sözde bıraktıkları ekipmanlar falan hiç biri yok.İşin tuhaf yanı belli bir zoom seviyesinden sonrasını görmemize izin vermiyor. Ne düşünmeliyiz pekii??
10.Ay ' ın görünmeyen karanlık yüzündeki hava sıcaklığının eksi 41 dereceye kadar düştüğü biliniyor. Eksi 40 dereceden itibarense cisimlerin kırılganlık derecesinin arttığı biliniyor. Bu sıcaklıkta elektrikli cihazlar çalışmaz Araba akülerini çalıştırmak da zordur. Sıcaktan soğuğa geçerken yaşanan bu ani ısı değişikliği, cisimlerde esnemelere ve kırılmalara sebep olur. Peki ekipmanlar ve astronotlar nasıl bu kadar rahat çalışabiliyor ?
Sabırla okuduğunuz için teşekkürler.Yanlış anlamayın aya çıkılmadı demiyorum.Fakat bunları da göz önünde bulundurmalıyız.En çok merak ettiğim ise marsa çıkılacağı söyleniyor.
İyi günler...
1. Apollo 11 deki mürettebat; Buzz Aldrin ,Michael Collins ve Neil Armstrong . Kasette neil ve buzz yanyana iken gölgelerinin uzunluğu arasında muazzam bir fark var.Ki ikisi de neredeyse aynı boyda.Bu bize set ışıklarını hatırlatmalı.
2.Ay yüzeyindeki taşların gölge doğrultuları farklı. Ama ikisinin de aynı yöne doğru uzanmış olması gerekir.Bu da bize set ışıklarını hatırlatmalı.
3.Neil'in ay yüzeyindeki ayak izi çok ama çok belirgin.Ama öyle olmaması gerekir.Ay yüzeyinde çekim çok daha az olduğu için o kadar sert basamaz.
4.Dünya atmosferine girince bildiğniz gibi astronotların içinde bulunduğu kapsülü denize atarlar.Bu kapsül öyle yosun tutmuş ki sanırsınız 4-5 haftadır denizde duruyor.Ama kapsül 5 dk neredeyse durdu denizde,sonra hemen çıktılar içindeki astronotlar.Bu da bizi şu düşünceye sevk eder.Bu kapsülü önceden denize koymuşlar.Herşey önceden planlanmış.
5.O zamanın Amerika başkanı (Johnson ya da Nixon ,ikisinden birisi) bir kıza tecavüz etmiş.Ve ekonomi de çok kötüymüş.Ve üstüne üstlük milyon dolarlık ay projesine yatırdığı paralar boşa gitmiştir.(Bildiğiniz gibi 1967 de apollo 1 'de kapsülde yangın çıkmış ve 3 astronot hayatını kaybetmiştir) Ve halkın tepkisini üstüne toplamıştır.Bu nedenle bu projeyi halka inandırmalıydı.Bu sahtekarlığa girişme nedenlerinden de bir tanesi.Çok mantıklı.
6.Rusya sanırım ilk önce köpek göndermişti aya. Ve abd ile arasındaki rekabbette 1-0 öne geçmişti. Abd 'nin bir şeyler yapması gerekiyordu.Hmm bu da mantıklı.
7.Ayın sıcaklığı -273 fahrenheit'dır. Bu sıcaklıkta filmler erir.Peki nasıl kasete alındı?Bu tuhaf işte.
8.En büyüğü de işte bu: Neden aya geziler düzenlenmiyor ? Neden?Çok büyük kar edilebilecek bir iş.
9.Bu da çok fena: Google a aratın MOON EARTH diye. Siteye girip ay yüzeyini inceleyebiliyoruz. Ay yüzeyinde apollo ları görebilirsiniz. Ama hiçbir şey gözükmemekte.Oraya sözde bıraktıkları ekipmanlar falan hiç biri yok.İşin tuhaf yanı belli bir zoom seviyesinden sonrasını görmemize izin vermiyor. Ne düşünmeliyiz pekii??
10.Ay ' ın görünmeyen karanlık yüzündeki hava sıcaklığının eksi 41 dereceye kadar düştüğü biliniyor. Eksi 40 dereceden itibarense cisimlerin kırılganlık derecesinin arttığı biliniyor. Bu sıcaklıkta elektrikli cihazlar çalışmaz Araba akülerini çalıştırmak da zordur. Sıcaktan soğuğa geçerken yaşanan bu ani ısı değişikliği, cisimlerde esnemelere ve kırılmalara sebep olur. Peki ekipmanlar ve astronotlar nasıl bu kadar rahat çalışabiliyor ?
Sabırla okuduğunuz için teşekkürler.Yanlış anlamayın aya çıkılmadı demiyorum.Fakat bunları da göz önünde bulundurmalıyız.En çok merak ettiğim ise marsa çıkılacağı söyleniyor.
İyi günler...
sevgili AlfTheMud
1) myth busters isimli programda bahsettiğin mit çürütüldü.. bu bir efsane değil gerçek..
2) myth busters isimli programda bahsettiğin mit çürütüldü.. bu bir efsane değil gerçek..
3) myth busters isimli programda bahsettiğin mit çürütüldü.. bu bir efsane değil gerçek..
4) görmedim hiç bunu
5) komplo teorisi cephesinden bakınca evet çok mantıklı.. zaten clinton ın da 2nci körfez savaşının ilk bombardımanını monica skandalı sebebiyle söylenir..
6) sovyetler aya hiç gitmedi ne insanla ne de köpekle.. bazı sondalar gönderdiler, yer araçları ile araştırma yaptılar.. sovyetler aya değil uzaya ilk canlıyı gönderen ülkedir.. sanıyorum bununla karıştırıyorsun.. bu sevgili köpeğimizin adı da Laika dır ve atmosfer dışında bir süre yaşadıktan sonra kapsülde ölmüştür..
7) ayın ortalama ısısı 250 K dir bu da santigrad olarak -23,15 derece santigrada tekabül eder.. -23 derecede film erimez.. belki donar.. ama zaten bu diğer tüm ekipmanlar için geçerli bir sıkıntı.. ona uygun yapılmıştır diye düşünmek en makul olanı..
8) en büyük olan nedir anlamadım burada.. çok masraflı ve lüzumsuz bir hareket.. rusya, sovyetler dağıldıktan sonra uzay programlarına mali destek sağlamak için uzaya çok yüklü meblalara bazı meşhur işadamlarını taşıdı.. ama bunu yapabilecek kaç kişi var ki dünyada..? neresi karlı..? henüz teknolojimiz uzay programlarını ucuz hale getirebilecek düzeyde değil.. atmosferin dışına çıkmak çok çok masraflı bir iş.. sevgili Doç Dr. Serkan Anılır ın japonyada üzerinde çalıştığı uzay asansörü mümkün olabilirse eğer (ki teorik olarak bunu kanıtladılar) dediğin turistik geziler (belki) mümkün olabilir
9) google bu iş için ne kadar sağlam bir referanstır diye düşünmek lazım sanıyorum..
10) ayın karanlık yüzüne mi inmişlerdi..?
1) myth busters isimli programda bahsettiğin mit çürütüldü.. bu bir efsane değil gerçek..
2) myth busters isimli programda bahsettiğin mit çürütüldü.. bu bir efsane değil gerçek..
3) myth busters isimli programda bahsettiğin mit çürütüldü.. bu bir efsane değil gerçek..
4) görmedim hiç bunu
5) komplo teorisi cephesinden bakınca evet çok mantıklı.. zaten clinton ın da 2nci körfez savaşının ilk bombardımanını monica skandalı sebebiyle söylenir..
6) sovyetler aya hiç gitmedi ne insanla ne de köpekle.. bazı sondalar gönderdiler, yer araçları ile araştırma yaptılar.. sovyetler aya değil uzaya ilk canlıyı gönderen ülkedir.. sanıyorum bununla karıştırıyorsun.. bu sevgili köpeğimizin adı da Laika dır ve atmosfer dışında bir süre yaşadıktan sonra kapsülde ölmüştür..
7) ayın ortalama ısısı 250 K dir bu da santigrad olarak -23,15 derece santigrada tekabül eder.. -23 derecede film erimez.. belki donar.. ama zaten bu diğer tüm ekipmanlar için geçerli bir sıkıntı.. ona uygun yapılmıştır diye düşünmek en makul olanı..
8) en büyük olan nedir anlamadım burada.. çok masraflı ve lüzumsuz bir hareket.. rusya, sovyetler dağıldıktan sonra uzay programlarına mali destek sağlamak için uzaya çok yüklü meblalara bazı meşhur işadamlarını taşıdı.. ama bunu yapabilecek kaç kişi var ki dünyada..? neresi karlı..? henüz teknolojimiz uzay programlarını ucuz hale getirebilecek düzeyde değil.. atmosferin dışına çıkmak çok çok masraflı bir iş.. sevgili Doç Dr. Serkan Anılır ın japonyada üzerinde çalıştığı uzay asansörü mümkün olabilirse eğer (ki teorik olarak bunu kanıtladılar) dediğin turistik geziler (belki) mümkün olabilir
9) google bu iş için ne kadar sağlam bir referanstır diye düşünmek lazım sanıyorum..
10) ayın karanlık yüzüne mi inmişlerdi..?
Aurë entuluva...!!
Hmm evet güzel ve mantıklı cevaplar. Fakat myth busters ın o programını ben de izlemiştim.Ama bir de şu var.Nasa diyebilirdi al şu parayı şunu şunu halka yalan yanlış göster diye. Ve ayrıca 273 fahrenheit yazmıştım.Kelvin değil.Ki 228 fahrenheit 65 derece yapar.273 ise çok daha fazla yapar.Bu şekilde düşünün.Google earth nasa tarafından konulan bir şey.Google olarak düşünmeyin.Sadece google da aratın yazmıştım.Yoksa google ile bir bağlantısı yok.Kaspsül fotoğraflarına bakarsanız yosundan neredeyse yeşil rengine dönmüş olduğunu görebilirsiniz.10. MADDEYE bir şey diyemeyeceğim doğru söylemişsiniz.Ayın karanlık yüzüne inemdiler.8. madde de doğru çok masraflı olurdu.Ama illaki 3-4 milyarder giderdi .İllaki.Ama gitmediler.6. madde de benim hatam şimdi hatırladım.Sadece uzaya göndermişlerdi.
İyi Günler Herkese...
İyi Günler Herkese...
kelvin fahrenhit ya da celcius farketmez.. bunların tümü sadece farklı birimlerdir.. birim rakamları farklı olsa da aynı değeri ifade ederler.. sevgili vikipedi :
bu da bizim kullandığımız birim olduğu için anlamamız daha kolay.. tek fark bu..
yankileri çok sevmem ama yeri geldiğinde kendi ülkelerine acımadıklarını bilirim.. eğer bi yanlış yapıldıysa hiç acımadan eleştirirler.. nasa mythbusters a para verecek onlar da rüşvetle çalışacaklar mantalitesi pek yok yani kısacası.. çok umurlarında olmaz.. tarihleri birton başka pislikle dolu zaten.. bunu hiç önemsemezler..
komplo teorileri ilginç geliyor gerçekten.. çekici..
ama bir aşamada gerçeklerin de hakkını vermek gerektiğine inanıyorum.. bkz. "yiğidi öldür hakkını ver.."
olarak vermiş değerleri.. yani ortalama ısı -23C (celcius)..Yüzey sıcaklığı [değiştir]
Ay günü boyunca yüzey sıcaklığı ortalama 107 °C, ay gecesi boyunca da ortalama -153 °C civarındadır.
bu da bizim kullandığımız birim olduğu için anlamamız daha kolay.. tek fark bu..
yankileri çok sevmem ama yeri geldiğinde kendi ülkelerine acımadıklarını bilirim.. eğer bi yanlış yapıldıysa hiç acımadan eleştirirler.. nasa mythbusters a para verecek onlar da rüşvetle çalışacaklar mantalitesi pek yok yani kısacası.. çok umurlarında olmaz.. tarihleri birton başka pislikle dolu zaten.. bunu hiç önemsemezler..
komplo teorileri ilginç geliyor gerçekten.. çekici..
ama bir aşamada gerçeklerin de hakkını vermek gerektiğine inanıyorum.. bkz. "yiğidi öldür hakkını ver.."
Aurë entuluva...!!
6 numarayla ilgili, Sovyetler Amerika'dan önce uzaya insan gönderdiler. "Yuri Gagarin" yazınca hatırlayacaksınız.
Amerika altta kalmamak için aya inme projesini yaptı.
şahsi fikrim aya gidilmemiş olduğu yönünde. En büyük sorunlardan biri bahsedilmemiş:
Van Allen Tabakası
Dünyamızı saran bir radyasyon tabakası var, bu radyasyon tabakasının içinden insanların ölmeden geçebilmesi için gerekli korunma o zaman düşünülmemiştir. Dolayısıyla o kemerden geçen astronotların hepsinin radyasyon yüzünden ölmesi gerekirdi.
Amerika altta kalmamak için aya inme projesini yaptı.
şahsi fikrim aya gidilmemiş olduğu yönünde. En büyük sorunlardan biri bahsedilmemiş:
Van Allen Tabakası
Dünyamızı saran bir radyasyon tabakası var, bu radyasyon tabakasının içinden insanların ölmeden geçebilmesi için gerekli korunma o zaman düşünülmemiştir. Dolayısıyla o kemerden geçen astronotların hepsinin radyasyon yüzünden ölmesi gerekirdi.
Sovyetlerin bu konuda doğru söyleyip söylemediğini bilmiyoruz. Aynı yıllarda Sovyet başkanı olan Nikita Khrushchev'in "Binlerce nükleer silahımız var" yalanını söyleyip Amerika'nın nükleer silahlanmayı hızlandırmasında da rol oynadığını düşünürsek samimiyetlerinden süphe duymamız olası.Dura wrote:üstad Gagarin geçmedi mi o kuşaktan sevgili devrimk..? daha mı ötede bahsettiğin kuşak ve ne önlem alınıyor şimdilerde lütfen açıklar mısın..?
Ayrıca Gagarin'in bir halk kahramanı olarak çok öne çıkmasından sonra eğitim uçuşunda çakılıp ölmesi de bir soru işareti.
Ã?te yandan iç kuşak, 700–10,000 km.'yi kapsıyor bu yükseklik uzay sayılıyor zaten. Bizim kullandığımız uyduların çoğu bu kuşak içinde. Biraz araştırdım uydular bu kuşak içerisinde yılda 2.500 rem radyasyon alıyormuş aletlerin bozulmaması için aliminyum kaplıyorlarmış.
Konuyla ilgili NASA'ya sorulan soruda bu cevap verilmiş. Soruda organik canlıların korunması için ne gerekli denmesine rağmen cevap verilmemiş.
http://imagine.gsfc.nasa.gov/docs/ask_a ... 0228a.html
Zaten sorun olan dış kuşak 10.000 km'den sonraki kuşak çok daha yüksek dozda radyasyon içeriyor. şu an bulamadım ama 1,5 m. kalınlığında kurşun levha gerekli yazıyordu bu konuyu ilk okuduğum yazıda.
şimdi..
mantıklı düşünmeye çalışıyorum..
sanıyorum elimizdeki en büyük problem bu van allen kuşağını geçememe problemi..
Gagarin üstad sadece yörüngeye çıktı.. onu etkilememiş olması normal.. çünkü insanlar son 40 senedir oralarda.. hala 3-5 kişi yaşıyor UUİ da.. aylarca.. 15 sene önce MIR de yaşadıkları gibi.. uzay yürüyüşü yapıyorlar kalkansız korumasız.. bunlar fake değil kabul ediyoruz değil mi bunları..?
peki öyleyse şimdi aya tek gidiş ve iniş sözkonusu değil bir kere.. oradan başlayalım..
aya inmeden önce pek çok kez yörüngesine kadar girilip geri dönülmüş.. yani bahsettiğiniz van allen kuşağı defaatle geçilmiş insanlar tarafından.. tek gidiş yok.. sadece iniş ilk defa apollo 11 tarafından gerçekleştirilior.. apollo 8 ve 10 görevleri var ondan önce.. ay yörüngesine girilen.. deneme görevleri bunlar.. yörüngede dönüp inmeden geri dönüyorlar.. bunlardan sonra o meşhur aya iniş tantanası..
zaten hep bunun üzerinde konuşuluyor nedense.. apollo 11 görevi.. ilk aya iniş.. spekülasyonlarla dolu..
ancak sonrasında apollo 12-14-15-16-17 görevleri var hepsinde de aya iniliyor..
1972 ye kadar devam ediyor bu program.. bunlar hakkında niçin bir teori üretilmiyor..?
bu iş popüler kültürün malzemesi olmuş durumda.. insanlara konuşacak konu lazım.. bunu atıyorlar ortaya.. biraz insaflı olmak lazım.. sezar hakkını sezara vermek lazım üstadım..
mantıklı düşünmeye çalışıyorum..
sanıyorum elimizdeki en büyük problem bu van allen kuşağını geçememe problemi..
Gagarin üstad sadece yörüngeye çıktı.. onu etkilememiş olması normal.. çünkü insanlar son 40 senedir oralarda.. hala 3-5 kişi yaşıyor UUİ da.. aylarca.. 15 sene önce MIR de yaşadıkları gibi.. uzay yürüyüşü yapıyorlar kalkansız korumasız.. bunlar fake değil kabul ediyoruz değil mi bunları..?
peki öyleyse şimdi aya tek gidiş ve iniş sözkonusu değil bir kere.. oradan başlayalım..
aya inmeden önce pek çok kez yörüngesine kadar girilip geri dönülmüş.. yani bahsettiğiniz van allen kuşağı defaatle geçilmiş insanlar tarafından.. tek gidiş yok.. sadece iniş ilk defa apollo 11 tarafından gerçekleştirilior.. apollo 8 ve 10 görevleri var ondan önce.. ay yörüngesine girilen.. deneme görevleri bunlar.. yörüngede dönüp inmeden geri dönüyorlar.. bunlardan sonra o meşhur aya iniş tantanası..
zaten hep bunun üzerinde konuşuluyor nedense.. apollo 11 görevi.. ilk aya iniş.. spekülasyonlarla dolu..
ancak sonrasında apollo 12-14-15-16-17 görevleri var hepsinde de aya iniliyor..
1972 ye kadar devam ediyor bu program.. bunlar hakkında niçin bir teori üretilmiyor..?
bu iş popüler kültürün malzemesi olmuş durumda.. insanlara konuşacak konu lazım.. bunu atıyorlar ortaya.. biraz insaflı olmak lazım.. sezar hakkını sezara vermek lazım üstadım..
Aurë entuluva...!!
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest