New York Günlükleri

Başka hiçbir yere uymadı dediğiniz mesajlar için.
Post Reply
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Bir İnternete Bağlanma Macerası

Arkadaşlar New York bir kablosuz internet cennetidir. WİFİ ve New York kelimelerini yanyana yazarsanız sayısı bir hayli kabarık olan kablosuz internet bölgelerini görürsünüz. Eh geçen sene evimde sanırım üniversitenin temin ettiği, aslını sorarsanız Dominik Cumhuriyetli oda arkadaşımla üzümü yiyip bağını sormamaya karar verdiğimiz dolayısı ile de kaynağını öğrenmediğimiz bir internet bağımız vardı. Zaman zaman internet kesildiğinde ben yapım gereği ki bu yapımdan dolayı yakınımdaki epey arkadaşım kıyamet kopsa sen ne yapalım kopacaksa yapacak bir şey yok dersin der, daha sakin karşılayıp yapılabilecekleri düşünürken oda arkadaşım yav şimdi paralı olsa gider para verdiğimiz yerin kapasını kırardık, şimdi bir şey de yapamıyoruz diye tepki verirdi. Bense istersen paralı internet de alabiliriz derdim. Ama paralı internet almaya gerek olmadı, idare ettik.

Bu sene evdeki internet mantık ölçülerinde ancak bir yere bakıp çıkmaya yarıyor, düzenli bir bağlantı sağlamıyor. Okul içinde ingilizce klavyeli bilgisayarlar var. Ama taktir edersiniz ki Türkçe klavyeye bol bol ihtiyacım oluyor. Para verip kablosuz interneti eve de bağlatabilirdim. Ama aklıma ikinci seçenek geldi. Kablosuz internet cenneti New Yorkun internet vahaları ( bazı internet sitelerinde tam olarak böyle deniyor)

Dolayısı ile bu vahalardan en eğlencelisi Güney Caddesi Deniz Limanı ( Sourth Street Seaport başka değişle, çeviri için özür dilerim) benim öncelikle seçtiğim yer oldu. Burada internete bedavadan girecek ve tüm Türkçe internet işlerini halledecektim.

Ancak ilk haftanın sonunda bir sorun oldu. Bilgisayar bağlanamadı. Söz konusu bölgede internete. Nedenini hala çözebilmiş değilim. İki gündür uğraşıyorum. Ancak bugün tam anlamı ile yeniden bağlandım. Ne diyebilirim. Mutluyum. Sağ yanımda Brooklyn köprüsü, sol yanımda Manhattanın finans merkezi gökdelenleri. Ã?nümde bilgisayarım açık frpworlde bağlı daha ne isterim. Mesudum şu anda.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

KUCUK YUNANISTAN VE TAHTAKURUSU

Hayir ikisinin arasinda bir baglanti yok. Yani baglantisi benim New York Quennsteki Kucuk Yunanistan isimli bolgede bir evde tahtakurusu isimli belaya bulasmis olmam.

Cin Mahallesi ya da Latin Amerika bolgeleri gibi degil Kucuk Yunanistan. Yani soz konusu bolgede sadece Yunanlilar oturmuyor. Aslinda o bolgede yani Astoriada ciddi bri Misirli nufusta var. Geceleri sokakta gordugum cocuklarin cogu Misirli. Bircok Misir dukkani da var.

Ama asil Misira ait cadde ile Yunanlilarin en unlu lokanta, kultur evi magzalarinin oldugu caddeler birbirinden farkli yerlerde. Yaklasik yuz yillik varliklari ile de Yunanlilar bu bolgede cok daha gucluler. Hatta Atinalilarin parasi ile yapilan bir Atina Meydani bile var.

Bahsettigim yer benim su anda evimin oldugu bolge tahmin edebileceginiz gibi Quennse tasindim. Dolayisi ile tasindigim yeri yani Kucuk Yunanistani biraz daha iyi tanimaya basladim. Yunanlilar Ruslar ile Cinliler gibi kendilerini hemen belli ediyorlar. Cunku alfabeleri farkli. Soz konusu bolgede sinemadan kafeler kultur merkezlerine kadar bircok isletmeleri var. Kultur merkezine gittim cok iyi insanlar, haftasonlari da bedava film varmis. Cumartesi seyrettim.

Hayati yasamayi cok seven bir millet anladigim kadari ile Yunanlilar, dillerinden anlamasam da konusurken bunlar iyi egleniyor denilecek Latin Amerikalilar, Italyanlar ve Yunanlilar var.

Elbette hepsinin tarzi farkli Yunanlilar bana nedense daha sicak geliyor. Genellikle dukkanlarin sokaklara tasan masalari var. Ustelik de sokak sokak degil, cirkin bir sey bazi yerlerde... Yine de cikip o cirkin sokakta gule oynaya yemek yiyenleri izlemek guzel oluyor. Kisacasi New Yorkta ilk gorulecek yerler listesinde olmasa da bir haftadan uzun kalanlarin bir bakabilecegi bir yer.

Aslinda Queenste boyle etnik gruplar cok var. Kucuk Yunanistandan daha kucuk ve daginik da olsa Sunnyside isimli yerde de bir dizi Turk isletmesi varmis. Tabii Turk isletmeleri baska yerlerde de var. Ama Turk nufusu anladigim kadari ile diger etnik nufuslar kadar fazla degil.

Tahta kurusuna gelince...

Evimde yatakta tahtakurusu varmis diye direk yazayim. Evi bir aile ile paylasiyorum, asil sahibi evin alt katinda oturuyor. Ben aile ile anlasmistim. Ama adam tahtakurusundan bahsetmemisti. Isin kotu yani, tahtakurusundan dolayi kasinmaya baslayinca iki gun kendimi yedim niye oldu bu diye.

Daha da beteri ev sahibi burada boyle bir durum var ne yazik ki, onleyemiyoruz da, artik ilac alip kullanacaksin tarzi sanki "bak sana tavsiye veriyorum kiymetini bil" tarzi tavri ayrica sinirimi bozdu.

Ve tabii burada kalinmaz. Ilac stogumu zorlayarak ve bir deri kremi alarak, hizli bir tedavi yolu ile mevcud kizarikliklari hizla tedavi ediyorum, yani ilk gunku kadar kotu degilim.

Bir de tahtakurusunun daha cok geceleri yatagin ustune ciktigini internetten okudum. Ben de isigi acik tutarak yatiyorum. Tamamen onlemedi ama biraz ise yaradi.

Ancak elbette boyle yasanmaz. Ne yazik ki su andan itibaren en yakin zamanda tasinmam gerekiyor.

Ne yazik ki diyorum cunku Astoria yi sevmistim. New Yorkta sokakta gulen oynayan insanlarin seslerini duyacak yerle fazla degil. Ya sehir merkezi havasi vardir gordugum evlerde, ya da iyice issiz sessiz bir hava. Ama Astoria biraz daha bizim kenar mahalleler gibiydi ozellikle geceleri...

Ama neylersiniz, bu halde bile kasinti iskence gibi, gece de isikla yatmak zor oluyor. Bir de evden getirdigim ilac bitince, yeni ilac icin recete gerekiyor. ( Burada cogu ilac recete ile bile tane ile veriliyor ) Receteyi veren adam diyecek ki evi ilacla tahtakusulari olsun. Ben diyecem evinden kaldigim aile tahtakurusundan rahatsiz degil, biz ilaclamayiz diyorlar. Dolayisi ile siz iyisimi bu ilactan bir yil yetecek kadar verin.

Olmaz tabii boyle... Olmayacagi acik. Insallah isim rast gider de daha kotu bir eve dusmem hadi bakalim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Tahtakurusu Hikaysinin Devami

Evet arkadaslar tahta kurusu ne tip bir bocekmis yavas yavas ogreniyorum. Ogrendikce de hamambocekleri ile sivrisineklere sempatim artiyor.

Bu hayvanlar sadece insan kani ile besleniyorlar. Beslendikce sayilari hizla artiyor, daha fazla tahta kurusu ile muhatap oluyorsunuz sonuc olarak.

Isik onlari onlemiyor. Ilaclara karsi bagisiklik kazaniyorlar, onlari yiyen neredeyse hicbir hayvan yok. Prensip de onlar diger hayvanlari yiyiyor hatta, hani neredeyse Dunyayi onlar yonetiyor diyecegim.

Hayvanlari ancak planli ve bazen aylar suren ( ama bu tur durumlar nisbeten azmis ) bir surecin sonunda yok edebiliyorsunuz, sansiniza bir gunde de bitebilir ama bunun profesyonel ekip tarafindan yapilmasi gerekiyor, yoksa sonuc ilaca bagisiklik kazanmis yeni tahtakurulari.

Her yerde her seyin icinde saklanabiliyorlarmis, her ne kadar cogu tur sadece yatagin uzerinde kalsa da, bazen giysilerin lifleri arasina, ayakkabiya, elektronik esyalarin icine, kitaplara bile bulasabiliyorlar. Cok ender de olsa bu ihtimal Beni cok korkuttu, muhtemelen ciddi sayida esyami evde birakacagim. Geri kalanlari da bir dezenksiyon surecinden gecirecegim. Tabii en ciddi olarak elbiseleri ama kitaplari ve elektoronik esyalarin da en azindan ustunu ilaclayacagim her halde...

Yeni ev ariyorum. Ararken New Yorku da geziyorum. Astorianin iyice ilerilerinde, iyice Atinaya benzeyen bolgede bir yer buldum. Ikinci bir alternatif de Central Parkin bati tafarlari, buraya tasinirsam yine Manhattan a Harlemin iki adim asagisina gelmis olacagim. Eger oraya gelirsem bol bol Harlemi de gezip buraya yazarim.

Kisacasi durum bu... Bugun itibari ile evden ayrildim. Su anda hosteldeyim. Esyalar evde, parca parca cikartip dezenfekte edip torbalarin icinda ( cantayi da yikayip torbaya koyacam en son ) saklayacagim.

Yeni eve tahtakurusu bulastirmamak icin elimden geleni yapacagim anlayacagiz. Ben yandim onlar da yanmasin ben kurtulacagim diye... Ayni sorumlulugu benim evi kiraladigim adamlar gosterse bu durumda olmazdim sonucta.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Yine yeniden NY !!!

OKucam en kısa zamanda ;)
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Ben de yazacagim kardes. Yarin yazarim muhtemelen. Tahtakurusu macerasindan sonra muhtesem ev arama maceram var. Ama internete girme olanagim sinirli oldugu icin son bir hafta internete girdigim her ani deli gibi dersleri yetistirmek icin harcadim. Yarin adam gibi internete girebilecegim ilk gun olacak hayirli olsun bakalim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

EV ARAMA MACERASININ DEVAMI

Macera böylece devam ediyor..... Arkadaşlar... Aslında üç ciddi seçeneğim vardı. Birisi Astoria'nın hani şu küçük Yunanistan denen yerin yukarılarındaydı. Eh zaten evin önünden geçen ingilizceden direk çevirince Yeraltı treni anlamına gelse de bizim Queens te yer üstünden giden metro ile öbür evin yakınına kadar geldim.

Türkiyede olan birçok şeyin tersi oluyor burada. Mesela Tren İstasyonlarına genelde merdiven çıkarak girilir. Ã?ünkü yerin üstünde bir binadır. Ama burada yerin altına doğru iniliyor. Hatta bazen iyice altına iniliyor.

Tren yolları ise normalde yürünen yolun hizasında eğer hizasında değilse de altındadır bizde. Burada yukarıda hem de öyle az yukarıda değil, belki on yirmi metre yukarıda. Böylece tren yolu heybetli bir görünüm kazanıyor.

İşte ben de bu heybetli tren yolunun hemen dibindeki eve gittim. Gittim ama sorun şu oldu. Evin sahibi olan aile tatildeydi. Astorianın adeti buralarda ailelerin evlerini ikiye bölmüş olması, üst katta kiracılar altta kendileri oturuyorlar. Alt katta oturunca arka taraftaki bahçeye de erişim oluyor o nedenle mantıklı altta oturmak.

Ancak bu durumda adam ya da kadın kiracısının her hareketini gözlüyor. Kabus gibi.... Eve tamirci getirdiğinizde bile niye geldi bu adam diye size sorabilir. Eh buna da katlanılabilir belki ammma temel sorun şu ki altta oturan aile evde değildi ve diğer evlerden biri kesinleşinceye kadar gelmedi. O nedenle Astoriayı iptal ettim.

Evlerden diğeri Central Parkın batısında, asıl meşhur Central Park bölgesine ( yani parkın güney bölgesi) uzakta, ama olsun Harleme, Colombia Ã?niversitesine ( gelecek sene girmek için şansımı deneyeceğim ) ve de Hudson nehrine yakın ki bu konumunu muhteşem olarak nitelemek için yeterli. Eski bir ev, 1900lerin başında zenginlerin yaptıkları evlerden biri sanırım 1960larda da bu bölge Beatles ve benzeri, ABDnin savaş politikalarına ve şiddeti öne çıkaran ABD kültürüne karşı çıkan New Yorkluların sığınma yeri olmuş. Kısacası tarihi var, konumu güzel, bina da güzel. Kendime ait odam da olacak.

Diğerlerine göre daha pahalı ama yine de ilk belirlediğim limitin üstünde değil (aslında tam olarak limit ile aynı miktar ) . Kısacası burası ilk tercih haline geldi.

Ã?bür yere gelince.... Floral Park isminde bir bölgeydi... İkinci ev belli olduktan sonra ancak gideceğim bir tarih belirleyebildik. Ama aman Tanrım.... New Yorkun metrosunun ulaşmadığı az yerden biridir. Aynı zamanda ABD filmlerindeki klasik sıra sıra dizilmiş bahçeli evlerin ilk örneğini burada gördüm. Tam Amerikan rüyası anlayacağınız. Ancak güneye gideceğime kuzeye gidip bir saat gideceğim evin caddesini bulamayınca benim için Amerikan Kabusuna dönüştü.

Sonuçta bir saat aradım. Evi buldum ev iyi idi. Evdeki çocuk ( üniversite ikinci sınıfa gidiyor, üniversite ikiye gidenler bağışlasın beni, ama yaşlandık artık ne yaparsınız ) iyi bir çocuktu. Ancak bir buçuk saatlik yol, iki araç değişimi, John F Kennedy havaalanının bile doğusunda olmanın verdiği psikolojik rahatsızlık ki arkadaşlar bu New Yorkta bir ölçüdür, havaalanının az batısında olan yer bile dağ başı gibi geliyor biz Manhattanda yaşamış olanlara, evin cazipliğini kaybettirdi. Yine de hiç değilse bir metro istastyonuna yakın olsa taşınabilirdim oraya. Ã?ocukla bağlantımızı korumaya çalışacağım, belki gelecek seneden sonra o tarz daha ucuz bir eve de taşınabilirim.

Kısacası durum bu daha taşınma işi bitmedi, evde tadilat var çünkü. Ã?nceki evdeki adamla da konuşmadım. Gözümde büyüyor adamla konuşmak ama onu da yapacam artık bir ara...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Astoriaya Veda ve Yeni Evim

Astoriayı özleyeceğim. Mesela evlerin merdivenlerinde buluşan ve oynayan çocukları özleyeceğim Manhattanda yaşayan çocuk görsem de sokaklarda buluşup yine sokaklarda oynayanları neredeyse hiç görmedim. Tabii parkta oynayanlar vardı ama Manhattanın karmaşasında ancak aileleri getirirse gelebiliyorlardı parklara... İkincisi Yunanlıların, Mısırlıları Latin Amerikalıların, kendi ülkelerinin renklerini özgürce sergilediği ortamı özleyeceğim. Mesela bir basket sahasında basit bir teybe konmuş müzik eşliğinde yapılan latin amerika danslarını izlemeyi özleyeceğim. Sokaklarda küçücük tabelalar ve salaş dükkanların içinde yine de kendi kültürlerini renkli şekilde yaşatan insanları özleyeceğim. Kısacası New Yorkun merkezinde değil de birazcık kıyısında olmayı özleyeceğim.

Yine de tekrar Manhattanda olmak, yaşadığım sefaletin ötesinde bile güzel. Sürekli dinmeyen trafik sesi, garip garip bakan turistler, gece boyunca açık Dükkanlar, iki adım ötedeki şehir merkezi açıkçası geçen sene hoşuma gitmişti. Üstelik bu defa şehrin daha kuzey taraflarında, kentin en büyük üç parkının ortasındayım. İki adım ileride Harlem var. Dolayısı ile Harlemi daha fazla keşfedebilirim sanıyorum. Evin penceresinden Cental Park gözüküyor. Kolombiya Ã?niversitesi de dibimde... Kısacası güzel bir ev... Her şeyden önce en üst katta ışık alıyor ki bu Ankarada kiraladığım ev de dahil, kendi kiraladığım evlerin hiçbirinde yoktu.

Kısacası arkadaşlar evet yerleştim. Yanımda evi asıl kiralayan ev arkadaşımın kafesi var. Türk yemekleri var. Açıkçası bundan dolayı da çok mutluyum. Manhattanın hem etnik hem de kültürel anlamda en renkli bölgesi belki de burası... Dolayısı ile güzel bir yıl olacağını umud ediyorum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Harlemde Bayram

Evet Ramazan Bayramı, Harlemde dolandım. Bilmeyen arkadaşlar Harlemde ciddi bir Müslüman cemaati var ve bu cemaatin önemli bir bölümü sonradan zenci hakları hareketi ile oluşmuş bir cemaat. Doğrusu en azından ev arkadaşım ve onun dükkanında olan az bir Türk grup dışında bayramı yaşayanları görmek güzeldi. Bunu aşağı Manhattanda görmek neredeyse imkansız. Bayramı kutlayanlar biraz bizim gibi. Dev azametli kiliseler, ve nisbeten onlarla yarışabilen sinagoglara kıyasla camiler daha küçük. En azından Manhattanda.

Sanırım en büyükleri daha önce de bahsettiğim Malcom X in de cemaatine bir zamanlar dahil olduğu şahbaz Camii. Ancak ben bugün oraya kadar gidemedim. Yolun üzerindeki ufak mescidleri daha çok görebildim. Mescidlerin etrafına yığılmış oldukça büyük bir kalabalık vardı. Ã?oğu daha önce Harlemde bile gömediğim, sanırım sadece bayramda, belki namazlar sırasında giyilen beyaz ve yeşil renkli bir kıyafetle gelmişlerdi. Görebildiğim kadarı ile tamamı zenci idi. Aralarına girip bayramlarını kutlamayı düşündüm. Ama hazırlıksızdım. Biraz da kılığım kıyafetim uygun değildi. Biraz da çok beyaz tenli olmasam da sonuçta zenci olmadığım için çekindim. Eh daha Harlem civarındaki ilk günlerim, belki ileride daha cesaret kazanırım.

Sonuç olarak Ramazan Bayramını burada hatırlayabilmek güzel bir duygu idi, üstelik de Türkiyeden daha farklı şekilde ama yine de burada da kutlanması daha da güzel bir duygu yaşatıyor insana.

Bu vesile ile de herkesin Ramazan Bayramını da kutlamış olayım.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Ã?amaşırhane Maceraları

New York un en büyük klasiklerinden biridir. Amerikan filmlerinde sık sık yer alır. Bilmiyorum New York dışında şehirlerde de aynı şey var mı ama burada çok sayıda insan, belki de şehrin tamamı çamaşır yıkayacağı zaman evinin dışındaki dev çamaşırhanelerde bu işi yapıyor. Eğer iyi bir apartmandaysanız, ki benimki öyle bu defa, evin altında bir çamaşırhane var. Ama ne olursa olsun, para atmanız lazım. Bazen kirlilerinizle birkaç sokak yürümeniz lazım ki bu da ayrı bir macera. New Yorkta da kirli çamaşırları ile yürüyen pek çok insan görebilirsiniz o nedenle...

Ã?amaşırhanelerde kurutucular da var o nedenle kurumuş şekilde çamaşırları eve götürebiliyorsunuz. Bunun dışında çoğu çamaşır makinesi bozuk para ile çalıştığı için para bozucular var ki bunlar mütiş. Bir lirayı koyuyorsunuz dört çeyreklik haline getiriyor.

Ã?amarşırhanenin çamaşır arabaları var. Bunlar henüz ıslak çamaşırları çantanızı ıslatmadan kurutucuya taşımak için birebir. Eğer çamaşırınızı almak için zamanında yetişemezseniz o zaman birileri sizin çamaşırlarınızı bu taşıyıcılara koyabilir eğer şanslıysanız. Peki şanssızsanız? O zaman çamaşır makinesinin üzerine atmış, daha da şanssızsanız çamaşırların bir bölümü ıslak yere düşümüş olabilir.

Son okuduğum yazılardan bazı kişilerin çamaşırların bu şekilde temizlenmediğini düşündüklerini öğrendim. Vallahi benim için sıcak sıcak yeni yıkanmış, özellikle hayatımda ilk defa kendimin yıkadığı çarşafa uzanıp yatmak büyük zevk. Ama bu çamaşırhanelerden daha iyisini isteyenler evde leğende çamaşırı yıkayabilir, ya da kuru temizlemeye verebilir. Elbette ev kendisininse çamaşır makinesi de kurmayı deneyebilir ama New Yorkun özellikle Manhattanın küçük evlerinde bunu yapmak ne kadar mantıklı bilmiyorum. Ev büyükse, çamaşır makinası koyarken, ve bunun için tesisat kurarken sizi zorlamayacak kadar büyükse belki bir odayı kiraya verip gelen para ile kuru temizleme parasını çıkarabilirsiniz.

Ayrıca çamaşır makineleri bir çeşit sosyalleşme mekanları ve turistlerin çoğu zaman fark etmediği New York klasikleridir. Bunları yaşamak lazım. New Yorkta yaşamanın tadı tuzu biraz da böyle yanlarını da tatmaktır şehrin. Böyle saklı New York renklerini de elimden geldiğince yazacağım ileride.. : ) ) ) ) Tahmin ettiğiniz gibi bugünde çamaşır yıkadım. Az sonra çamaşırları kurutucudan alacağım, şimdi çamaşırhanenin yakınında kafede internete giriyorum. Mutluyum. Bir yığın temiz çamaşırım olacak az sonra... Nasıl mutlu olmam? ?? ?? ?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

çamaşırhaneleri filmlerde ve dizilerde görürdüm, bunlar efsane değil gerçekmiş demek. Çok hoşuma ve komiğime giderdi, anlatım tarzına da bayılıyorum zaten senin firble. anılarını paylaştığın için bir kez daha teşekkür ederim... :)
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Yok kardeş çamaşırhaneler süperdir. Eh aslında seni çamaşır makinesi ile uğraşma derdinden kurtarırlar o nedenle benim hoşuma da gidiyorlar aslına bakarsan.... Neyse bugün de pizzacılardan bahsedeyim....

New York Pizzacıları

Arkadaşlar bu şehrin yaşam tarzı ile en çok uyum sağlayan yemek ne derseniz kesinlikle pizza derim. Başka yemekler de iyi kötü isimlerini duyurmuşlar. Mesela Tako ( Bir tür Meksika dürümü, içinde pilav fasulye falan da var, gayet güzel ), Gyro ( dönerin yunancası ama içine çoğunlukla yoğurt da koyuyorlar ), Suşi ( özel Suşi lokantaları var sadece Suşi satan, ayrıca bakkallarda bile satılıyor ). Ama hiçbiri pizzanın yerini tutamaz.

Pizzacı deyince öncelikle meşhur pizzacılar var. Mesela Pizza Hut, Domino Pizza... Bu ikisi Türkiyede de var. Ancak bahsettiğim bunlar değil. Bunlar genelde Türkiyede gördüğümüz gibi pizza yapıyorlar. Sipariş verip klasik küçük büyük ya da orta boyda pizza alıyorsunuz. Ancak kentin içine yayılmış bir dizi küçük pizzacıda böyle değil.

Elbette oralarda da tam pizza istediğiniz zaman sizi kırmayıp yapıyorlar ama o pizzacıların yaptığı pizzaların yüzde doksanı dilim dilim satılıyor. Dükkana gidiyorsunuz. Ã?nünüzde yeni pişirilmiş bir dizi pizza duruyor. Siz hangisinden kaç dilim alacağınızı söylüyorsunuz onlar da veriyorlar.

Malzemeli pizza alacaksanız malzemeleri iyice öğrenmenizi tavsiye ederim. Bazen üstündeki malzemeleri beğeniyorsunuz ama içinden hiç ummadığınız bir malzeme çıkıyor. Ananaslı pizza bile yedim, gerçi onu bilerek yedim. Havai dilimi diyorlar. Ancak aslına bakarsanız en meşhur pizzalar peynirli ve domatesli olanlar ki bunlara Cheese Slice diyorlar, peynir dilimi denebilir.

Bu peynir dilimi denen pizza türü tam parasız pulsuzların ekmeği. Bazı yerlerde bir dolara bir dilim bile satılıyor ki bir dilim, pizza Hutın bir küçük pizzası ile eş büyüklükte. Amma bu bir dolarlık pizzaların tadı bir tuhaf... O nedenle ben biraz daha ismini soruşturup öğrendiğin daha iyi bildiğim yerlerden 2-3 dolar arasına pizza alıyorum. İki dilim aldım mı 5 dolar oluyor ki gayet iyi ya da fena değil...

Dükkanlarda çoğunlukla oturacak adam gibi yer yok. Bizdeki esnaf lokantası denilen yapıya sahipler, iki üç sandalye masa, bunun dışında isterseniz ayakta yiyebileceğiniz yerler.

Bu arada bu pizzalar eğer New Yorka bir iş için, ya da bir organizasyon için gitmişseniz karşınıza çıkabilir. Hostelde kalıyorsanız da yine belli bir günde karşınıza çıkabilir. Mesele şudur. New Yorkta insanlar şu şekilde düşünüyor sanırım. Yahu şu organizasyonun sonunda bir şeyler ikram edelim adamların hoşuna gider. Tamam şu şu içecekleri ikram ederiz. Bi de yiyecek olsun ne olsun? Tabii pizza olsun.... Hem ucuz hem de gayet doyurucu.... Ve neredeyse her zamanda standart peynirli pizza verilir. Zaten bu tür organizasyonlarda pizza varsa adı free pizza diye geçer. Ve içercekler değişse de, kola, kahve, çay, şarap olsa da pizza bunların arasında kalmaya devam edebilir.

Kısacası İtalyayı görmedim. Ama gördüğüm tüm ülkelerden, Türkiye dahil, daha fazla pizza yeniliyor burada... Açıkçası New Yorka gelenlere New Yorkluluğu yaşamak için bir öğünü peynirli pizza ile geçiştirmelerini tavsiye ederim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

New Yorkta Türk Yemeği

Arkadaşlar bu yazıyı yazıyorum. Ã?ünkü az önce geçen sene hasret olduğum Türk yemeklerinden piyaz ve böreği akşam yemeği olarak yedim. Aslında Türk yemeği ya da benzer bir yemek bulmak cidden çok kolay değil. En azından Almanyaya göre... Ki Alman Lisesinde okuduğum için benim daha önce en çok gittiğim ülke orasıydı.

Aslında ilk olarak aradığım klasik lokantalarda özellikle ismini bilip de ilk gittiklerimde olmayan pilavdı. Mc Donaldsa hiç gitmedim, ama ilk günlerde birkaç defa gittiğim Subways de pilav yoktu. Daha sonra gittiğim büyük bir yemek haneyi andıran, zannediyorum bölgedeki gökdelenlerde çalışanlara yönelik, dolayısı ile çok sayıda tadı kötü olan yemeği bir araya getiren lokantalarda da pilav yoktu.

Bunun bir adım ötesi pizzacılardı. Ki onları bir önceki sefer anlattım. Pizzacılar bir iki öğün için fena değildir. Ama çok zorlayınca onlar ciddi bir sorun haline gelmeye başlıyor. Özellikle Peynirli olmayan pizzaları da deneyince ne aldığınızı bilmiyorsanız binbir tuhaf şey çıkabiliyor içinden.... şimdi nisbeten alıştım ama o günlerde hele daha az New Yorkluydum.

Tam bu noktada ilk etapta yardımınıza koşabilecek iki lokanta tipi vardır. İlki Hint lokantalarıdır ikincisi Ã?in Lokantalarıdır. Hint Lokantaları şaşırtıcı derecede Türk yemeğine benzeyen yemekler içeriyorlar. Yine de her yemeğin içinde tuhaf baharatımsı bir tad var. Uçaktan iner inmez yesem muhtemelen Hint lokantasına ön yargı ile bakardım. Ama günlerce adam gibi yemek hasreti ile ilk Hint lokantasına gidince baharata falan bakmadım, ilaç gibi geldi lokanta... Hala kutlayacak bir şey olduğunda iki tercihimden biri Hint lokantasıdır. Genellikle, aslında bir sefer hariç her zaman tek başına bir kutlama oluyor ama olsun...

Evet Ã?in Lokantalarına gelince... Yemekleri daha tuhaftır. Sakın içinde hiç et olmayan yemek yemeyin derim. Yani vejiteryan yemekleri, çünkü sebzeler çok daha tuhaf, et hiç olmazsa maskeliyor tadı. Eh bir süre sonra iyi kötü alıştım. Artık çubuğu bile çatal bıçak kadar hızlı kullanıyorum... Ama adamların en güzel yanı pilavdır. Denilir ki pilavla yemek kelimeleri Ã?incede aynıymış. Dolayısı ile bir insana Bugün yemek yedin mi? diye sormakla Bugün Pilav yedin mi diye sormak? aynı şeymiş. Hatta bu Ã?inlilerin bir tür selamlaşma türü... Nasılsın demek gibi bir şey. Eh bir Ã?inli pilav yediyse artık başına ne gelirse gelsin iyi oluyor her halde.. Aslında aynısı bir bakıma benim için de geçerli.

Dolayısı ile bu lokantaları çok sevdim. Pilav bizimkilere göre daha az tane tane ama olsun yenmeyecek gibi değil. Eh tam tane tane olsa zaten çubukla yenmezdi. Daha da güzel yanları ise çoğu lokanta ve kafede poşet şeklinde verilen çay burada adam gibi demleme veriliyor.

Ama eğer canınız daha tane tane pilav ve özellikle de fasulye istiyorsa buna en çok rastlayacağınız Meksika Lokantalarına gidin... Yemekleri çok farklı değil, evet acıyı çok kullanıyorlar. Pilav ve fasulye neredeyse her yemeğin vazgeçilmez yanı.

Yine de New Yorkta kaldığım bir sürenin ardından adam gibi Türk yemeği yemek istedim ve de ne yaptım. Baktım bir New York kitabına Lübnan Türk lokantası denilen bir lokantaya gittim. Ama doğrusunu söylemek gerekirse Hint lokantasına bile yaklaşamadılar. Tamam en azından humus gibi patlıcan içeren bir mezeleri vardı. Ama tüm yemekler çok daha fazla baharatlıydı ve çok daha fazla derken, Antep, Urfa gibi ülkemizin baharatlı yemek cennetlerinin bile ötesinde diyorum, ya da en azından kullandıkları baharatlar bana tuhaf geldi.

Dolayısı ile adam gibi Türk yemeğine yakın yemek yemek bir Yunan lokantasında nasip oldu... Aslında Yunan lokantalarının çoğu da Amerikan tarzına uygun şekilde yemek veriyor. Ama bir iki tanesi tam Yunan, yani bir bakıma tam anlamı ile Ege tarzı yemekler veriyor. Müzik Yunan müziği, yani bizim de çok yabancı olmadığımız bir müzik. Yemekler mezeler İstanbulda Beşiktaşta yiyebileceklerinizle aynı... Etrafınızdaki insanların konuşmaları şakalaşmaları bile Türkler gibi, pilav tane tane daha ne isterim....

Yine de işte istenebilecekler varmış. Evi paylaştığım ev arkadaşımın bir Türk lokantası olunca ( aslında tam lokanta değil ama neyse ) gerçek anlamda Türk yemeğinin farklı olduğunu anladım. Daha da anladığım, etrafında Türkçe konuşunca seni anlayan insanların olmasının ne kadar güzel olduğu... Böylece dükkanlarda kendi aralarında Hintçe Ã?ince Yunanca ve İspanyolca konuşan kişilerin yaşadığı duyguyu ben de yaşamış oldum.

şey aslında Manhattanda Türk lokantası bulmak meseledir. Zaten şu anda içinde oturduğum yeri de bulmak mesele... Bulduklarınız da tam lokanta değil. Eğer Türk yemekleri ile daha güzel bir lokanta ortamı arasında denge kurmak istiyorsanız Manhattanda bunu en iyi Yunan Lokantalarında yapmak mümkün ( sonuçta eğer buraya iki üç günlüğüne geldiyseniz adam gibi lokantada yemek yemek istemek gayet olağan bir istek ), ya da Manhattanın dışında birkaç ünlü Türk lokantası var onları deneyebilirsiniz. Yine de gerçekten karşı konulmaz şekilde canınız çektiğinde ve Manhattandan ayrılamayacağınız durumlarda Manhattanda birkaç lokanta var gidebileceğiniz. Ancak bunları bulmak zordur. Hint lokantasını ya da Ã?ini sokakta kendi halinizde dolanırken bulabilirsiniz. Ama Türk lokantasını sakın sokaklarda aramayın. İnterneten arayın. Her bulduğunuz lokantada iyi çıkmayabilir buna da hazır olun.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Hudson Kiyisinda Bisiklete Binmek

Belki de New Yorktaki en farkli maceralarimdan birisi idi... Ama once soyle baslayayim. New Yorkta bisiklet kiralayabileceginiz bircok yer vardir. Bircok farkli alanda oldugu gibi bu alanda da bir pazar olusmustur. Bisiklet kiralayan belli basli firmalarin internet siteleri ve afislerinde bisiklete binmenin ya da New Yorkta bisiklete binmenin turlu guzel yanlarini ogrenebilirsiniz. Zaten her hangi bir sey satan bir kurum yapabiliyorsa sattigi nesnenin olumlu ne yani varsa anlatiyor.

Ben guzel bir yanini hemen yazayim. Normalde 10 dakikada aldiginiz bir mesafeyi 2 dakikada almak guzel bir duygu. Ustelik sikinti yasamadan bisiklete binebileceginiz yollar da mevcud New Yorkta...

Ama iste bazen benim gibi sorun yasayabiliyorsunuz. Ben ne yaptim? Oncelikle amacimi yazayim. Internetten Manhattan adasina bakarsaniz bati ucunun doguya gore daha uzun oldugunu goreceksiniz. O bati ucun kuzey noktasina dogru bir kopru vardir. Adi Washington koprusu, hemen altinda da galiba New Yorkta meshur bir deniz feneri var. Meshur olmasinin nedeni bir masala konu olmasiymis. Hatta bu masalin hayranlari, feneri yikmak isteyen New York belediyesine baski yapmis, dahasi koprunun isiklari zaten yeterince parlakken sondurulmus fenerin tekrar yakilmasini saglamislar.

Iste benim amacim bu fenere gitmekti. Peki ne yaptim? Asagi ve yukari dogru iki bisiklet yolu varken yukari saptim. Sonuc olarak sahilin hemen ustunde yukselen, George Washingtonun ingilizlere karsi savas verdigi ve savasi kaybettigi meshur tepeye cikmaya basladim. Sorun yolun surekli tepeye tirmanip tekrar asagi inmesi idi. Daha beteri yagmur yagmaya basladi. Inadim tuttugundan onumde gorunen kopruye kadar gidecem ulaaan dedim ve devam ettim.

Yine de koprunun altina fenere vardigimda inanamadim. Yagmur yagmasina ragmen bir on onbes dakika orada dikildim. Asagidaki sahile baktim. Feneri tanitan yaziyi okuyup kopru trafigini izledim. Ve ben donerken yagmur kesildi...

Boylece sirilsiklam sekilde ama guneste kuruyarak dondum. Bu da bir haftasonu macerasi oldu. Bisiklete binmeyi seven arkadaslara yagmursuz gunde boyle bir macerayi tavsiye ederim. Kesinlikle New Yorktaki bir haftanin yarim gununu harcamaya deger...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Bisiklete binmeyeli yıllar oldu, gerçekten de en çok arzuladığım şeylerden biri de bisiklete binmek şu günlerde. Ama bir bisikletim bile yokken sanırım hayalden öte değil, zaten arzu ettiğimiz neler oluyor ki şu dünyada?

Her zamanki gibi takip ettiğimi belirtmeme gerek yok artık yazılarını firble kardeş, New York'a gidemiyoruz ama en azından maceralarını bizimle paylaşarak birazcık da olsa oraları tanımamıza vesile oluyorsun... :)
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Vallahi gelirsen en azından kalacak sorunun yok...

Ama gelecek sene başka bir yerde doktoraya devam etme ihtimalim ciddi ciddi var. Artık yeni bir şehrin günlüğünü tutarım. : ) ) )

Bisiklet meselesi burada en azından aşağı Manhattanda çok rahat yapılabilecek bir şey.... Oldukça çok sayıda bisiklet kiralayan yer var. Gerçi bir şeyler satan yer sayısı genel olarak epey fazla.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests