Pionic Savaş .. (AVCILAR) ........... OYUN

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

İçinden:

"Oğlum içimde kötü his var galiba bir şeyleri yedik ya hadi hayırlısı."

diye düşündü.Ayrıca ona 50 altın verirken karşısındakinin pazarlık edeceğini ummuştu.Gaza gelip biraz fazla vermişti galiba.

"Neyse lan, ayvayı yesek de devam."

diye düşünmeye devam etti.

Barmene bakarak sadece onun duyabileceği bir fısıltıyla:

"Sözüm olsun, ne kadar şerefsizin teki de olsam verdiğim sözü tutarım, bu görevi sağ salim atlatabilirsem paramın 1000 altını senin olacak

Bu sözü söylemesinin sebebi kendisini öldürtmezse (eh, çıkartıp şakkadanak 5 pp veren bir adam muhtemelen zengindi) altın yumurtlayan tavuk hesabı daha fazla kazanabileceğini göstermekti.Akıllı kimse tavuğu kesmezdi.Parayı adamın avcuna bırakıp fedaiyi takibe başladı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
User avatar
mathius
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 241
Joined: Mon Jun 05, 2006 10:00 am
Contact:

Post by mathius »

Bu sırada Gedin ise eşine yüzünü dönmüş sanki bir insanmışçasına muhabbet ediyordu;
-İşte bu sanırım akıllı büyülü ve akıllı bir taşmış ki onunla bir büyü yapıp konuşacaklarmış,Ama büyü için bir ormanda druid bulmalılarmış.Dolayısıyla üvey kardeşimle gidip onu arıyacağız anladığım kadarıyla.
-Peki, ormana geldik ormana dönüyoruz.
-Vay bunu hiç düşünmemiştim ne zeki bir eşim varmış
-Ee hep sen zeka küpü olacak değilsin ya,
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

.

Berilac;
Ustura denilen bar fedaisi seni yer altındaki kanalizasyon şebekesinden yarım saat kadar bir yerlere götürür. Bu sırada bazen saklı odalara uğrayıp “Fare” lakaplı birini sorup durur. Sonunda başka bir bara geldiğinizde fare lakaplı kişiyi bulursunuz. Bu gnome ırkından küçük boylu, hırsız tipli, koca burunlu, koca kulaklı bir arkadaştır. Ustura ona patronunun selamını söyleyerek sizi yalnız bırakır ve geri döner.

Detayları konuştuktan sonra Fare sanki endişeli bir yüz ifadesi takınır. “Bak dostum istediğin şey çok tehlikeli, ama seni bu işi yapan ya da yapanı kesinlikle tanıyan biriyle buluşturabilirim. O suçu işleyebilecek yetenekte hırsızların özel bir bölgesi var; oradaki tanıdığımla sana bir buluşma ayarlayabilirim... Ancak benim payım ne olacak?” Gnome işaret parmağını başparmağına sürterek mangır işareti yapıyor sana.

.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Cebinden bir platinum çıkartıp adama verir.

"Maalesef herkese vere vere bende para kalmadı şimdilik, ama görevi yaptıktan sonra inan bana senin payina da en az 500 altın düşecek!"
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

Edmond wrote:Cebinden bir platinum çıkartıp adama verir.

"Maalesef herkese vere vere bende para kalmadı şimdilik, ama görevi yaptıktan sonra inan bana senin payina da en az 500 altın düşecek!"
Parayı alır. "abicim vaatler iyi hoş da, sen öldükten sonra bu vaatleri kim yerine getircek? Sen bana bu platinlerden en az 9 tane daha veriver de anlaşalım!"

.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Sen merak etme, yalnız bir şey söyleyeceğim.Sen demek bu çekici alan hırsızlara götürüyorsun şu an beni? Onlar hep burada mıydılar?"

İki platin daha çıkartıp, elinde tutarak gösterir.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

Edmond wrote:"Sen merak etme, yalnız bir şey söyleyeceğim.Sen demek bu çekici alan hırsızlara götürüyorsun şu an beni? Onlar hep burada mıydılar?"
İki platin daha çıkartıp, elinde tutarak gösterir.
"Hayır, ben bilmiyorum hırsızın kim olduğunu. Seni yönetimden biriyle buluşturacağım; bu şehrin en yetenekli hırsızları yönetim kademesindeki yüksek seviyeli düzenbazlardır. Bak dostum senin de bildiğin gibi Düzenbazlar Loncası Kraldan bir şey çalıp şimşekleri üzerine çekmek istemez, aramızdan biri kendi kafasına göre böyle bir halt yediyse bile kimse loncasına ihanet eden birini korumaya pek de hevesli değildir. Saraydan kutsal emanet çalacak kadar yetenekli ancak birkaç adam var ve seni buluşturacağım kişi de hepsini tanır ve kim olduğunu yüzde doksan dokuz nokta dokuz bilir! Yalnız onu konuşturmak beni konuşturmak kadar kolay olmayabilir. şimdi bu adamla buluşmak istiyorsan 10 platine ücreti tamamla, hemen haber salayım kendisine; daha fazla uzamasın pazarlık."

.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Pekâlâ" diyerek 10 Platini verdi adama.

"Götür bakalım."

Bu işin sonunda artık bilgi isteyecek parası kalmayacağını biliyordu.Ama bir şeyler deneyecekti.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

Edmond wrote:"Pekâlâ" diyerek 10 Platini verdi adama. "Götür bakalım."
Bu işin sonunda artık bilgi isteyecek parası kalmayacağını biliyordu.Ama bir şeyler deneyecekti.

Fare birkaç genç ile konuşarak onları bir yerlere gönderir. Yanına gelir ve "bekleyeceğiz" der. Bir saat kadar daha muhabbet edersiniz, derken çocuklar dönerek Fare'nin kulağına fısıldarlar. Adam sana dönerek, "iyi haber adamımız bizimle 3 saat sonra buluşacak!" der.

3 saat daha oturdunuz. Bu sırada muhabbete devam ettiniz (içkiler 1 gp tuttu) Fare'nin sana anlattığına göre buluşacağınız adamın takma adı "Hayalet" gerçek kimliğini ancak Düzenbazlar kralı ve Loncanın yönetim kademesindeki kişiler bilebilir. Yüzünü asla kimseye göstermezmiş, vs.

DM notu:

Bütün bu tecrübeler sana
Knowledge Local: +1
Gather Information: +1

kazandırdı!

.
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

dwaxer wrote:.

Naome:
"Peki bu dediğin büyünün bir parşömenini (scroll) bulsak? O zaman yapabilirsin herhalde büyüyü?" diye sorar druide.

.
Biraz düşündü. "Parşömenler sanırım pahalı olur. Bir druid bulupta yapsakta olabililir. Ortak karar verelim. Ne yazık ki druid olmama rağmen herhangi bir druid tanımıyorum. Aslında tam druidde değilim." dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

.

Berilac
Sonunda Fare ve sen tekrar yola çıktınız. Artık hava kararmak üzere olmalıdır ama yeraltında her zaman karanlık. Ellerinizde meşalelerle yürüyorsunuz. Köhne bir yere geldiniz, ortadan akan kanalizasyon deresinin iki yanındaki taş kaldırımlardan yürüyorsunuz. Birikintilerden anladığın kadarıyla bu yol pek de sık kullanılmıyor. Sonunda Fare durur ve “bir dakika kadar dümdüz yürüdüğünde, ortasında büyük bir kanalizasyon havuzu olan bir açıklığa çıkacaksın; Hayalet seninle orada buluşacak; yalnız gitmeni istiyor. Ben bara geri dönüyorum,” der.

Sen “acaba ketempereye mi geliyoruz?” gibisinden kıllansan da, “bi terslik olursa bu Fare’yi bulurum nasıl olsa, bulduğumda da...” şeklinde düşünerek olayın suyuna gidiyorsun ve yola devam ediyorsun. Bir müddet sonra 10ft genişliğindeki kanalizasyon koridoru, büyükçe dairesel bir salonda son buluyor. (Salonun çapı yaklaşık 40 ft) Burası bir havuz; kanalizasyon suları senin bulunduğun yerden 15ft kadar aşağıdaki ana havuza dökülüyor. Dairesel odanın değişik yerlerinde ve değişik seviyelerde tıpkı senin geldiğin yer gibi, kanallar son bulmuş, hafif balkonumsu bir çıkıntı yaparak sularını havuza akıtıyorlar. Bu lağım şelalerleri aşağıya dökülürken doğal olarak çok gürültü oluyor. Bulunduğun yerden, sağa, sola, yukarı veya aşağıya gitmen, duvarlara çakılmış demirlere tutunarak mümkün; zaten bu demirleri küçük merdivenler oluştursun diye yapmışlar belli ki. (Climb DC:10) Ayrıca duvarlarda yer yer hiç sönmeyen meşaleler asılı, böylece bütün depo aydınlanmış durumda.

Derken durduğun balkonun tam karşısında ama senden 15 ft kadar daha yüksek bir balkonda bir adam görüyorsun.


Image

Havuza akan suların gürültüsünü bastırmak için bağırarak konuşuyor. “Neden geldiğini biliyorum! Ve istediğin bilgi bende mevcut; bunu yapanı ve çekicin kimde olduğunu da biliyorum. Ancak bunu sana söylersem benim kellem de tehlikeye girecek, hemde ciddi biçimde tehlikeye; o yüzden bu bilginin karşılığında elime hatırı sayılır bir ganimet geçmeli... Bana sakın Kral’dan alacağın ödüllerden vereceğin paylardan vaatlerde bulunmaya kalkma! Bunlar boş laflar; boş konuşmayı sevmem! Senden isteğim şu: Elf Ormanı’nda kadim zamanlardan kalmış, artık neredeyse toprağa karışmış bir tapınağın kalıntıları var. Oldukça tehlikeli olabilir, çünkü pek çok define avcısı oradan geri dönmedi, kimbilir hangi canavarların bekçilik ettiği uğrusuz bir yer ama efsaneye göre en dipteki mezar odasında sedef kakmalı bir kutunun içinde kadim bir eşya duruyor. İşte onu bana getirmeni istiyorum. Eşya sizin bir işinize yaramaz; satsan satamazsın, kullanmaya kalksan beceremezsin ama eşyayı bana getirirsen sana Kralı soyan hırsızı vereceğim.”

Adamın elinde bir parşömen belirir. “Teklifi kabul ediyorsan, tapınak kalıntılarının olduğu haritayı sana vereceğim ama kabul etmiyorsan burada görüştüğümüzü unutalım bir sır olarak kalsın!”


.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Suikastçı haritaya baktı.

"Tamam!"

Aslında haritada temas yolu ile bulaşan bir zehir olacağını hayal etti ama kafasını iki yana sallayarak bu düşünceyi attı kafasından.

"Bunu yapıcam! Arkadaşlarım da isteyecektir zaten!"

Daha sonra keşke arkadaşlarımdan bahsetmeseydim diye düşünecekti.Fakat belki de bu, onun gerçek anlamda bu görevde bir şeyler yapacağını göstermek için bir kanıttı.

Haritayı aldıktan sonra aynı hızlı ayrılacaktı.

"Sana istediğin şeyi getireceğim!"
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

dwaxer wrote:.

Sonunda bir satıcı size, şehrin kuzey-batısındaki ormanda (Elf Ormanı) arada sırada alışveriş ettiği yüksek seviye bir druid olduğunu söyler. İsterseniz, o druide bir adamını yollayarak size bu büyü parşömenini getirtebileceğini söylüyor. Ancak önce parşömenin parasını (1650 gp) peşin peşin istiyor, ardından size teslim ederken bir 499 gp daha masraflar için alacak! Ayrıca 15 gün sürermiş bütün bu işlemler; çünkü druidi ormanın içinde bulabilmesi için bir ranger kiralaması gerekiyormuş, elf ormanında birini bulmak zaman alıyormuş, üstelik bu bahsettiği druid -bütün druidler gibi- hafif kafadan kontakmış, sağı solu belli olmazmış pek; anlıyacağınız zahmetli işler...

.
"Sen ona kafayı takma druidle konuşmayı ben hallederim. Bende druidim ve ayrıca bir elfim. Ve sana eline parşömeni geçirmeden parasını neden vereyim. Seni tanımadığım belli. Hem de seni yol parasından da kurtarmış oluruz. Eğer bir haritan varsa onuda alırız. Yine de kazanmış olursun." dedi (Diplomacy)(Ne haddimeyse!)
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

CLiCKs wrote:"Sen ona kafayı takma druidle konuşmayı ben hallederim. Bende druidim ve ayrıca bir elfim. Ve sana eline parşömeni geçirmeden parasını neden vereyim. Seni tanımadığım belli. Hem de seni yol parasından da kurtarmış oluruz. Eğer bir haritan varsa onuda alırız. Yine de kazanmış olursun." dedi (Diplomacy)(Ne haddimeyse!)
Jouleah Diplomacy(13):16

Satıcı tereddütlü bir yüz ifadesi yapar. "Hımm, kendi kaynağımın adresini size vermemi mi istiyorsunuz? Takdir edersiniz ki çok alışıldık bir durum değil; hiçbir tüccar bunu yapmaz ama sizi sevdim; bakın ne diyeceğim, 49 gp verirseniz ben de size o yüksek seviyeli druidin yaklaşık yerini gösteren bir harita veririm; böylece gidip onu kolaylıkla bulabilirsiniz? Yalnız ücret pazarlığa açık değil, az bile istedim."

.
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

.
Edmond wrote:Suikastçı haritaya baktı."Tamam!" "Bunu yapıcam! Arkadaşlarım da isteyecektir zaten!" Haritayı aldıktan sonra aynı hızlı ayrılacaktı.
"Sana istediğin şeyi getireceğim!"

Hayalet:
"Pekala kabul ettiğine sevindim ama haritayı sana vermeden önce yapmamız gereken ufak bir formalite var; birbirimize kazık atmayacağımıza dair. Söylediğim eşyayı bulup da şeytana uyup kendine saklamanı istemem, sen de benim sana kazık atmamı istemezsin herhalde!”

Adam kırmızı renkte, bir karış boyunda bir sopa çıkardı. "Bu çok güçlü bir tılsımdır! Bu tılsımı elinde tutarken verdiğin her söz lanetli bir tılsımla bağlanır; eğer sözüne ihanet edersen acılar içinde, işkence görerek ölürsün! şimdi ben ilk önce yemin ediyorum ardından senin de aynı şeyi yapmanı isteyeceğim!” Kırmızı boyalı küçük çubuğu (çubuk aslında metaldi) sıkı sıkı elinde tutuyordu. “Bana senden istediğim eşyayı getirirsen, ben de sana Kralın hazinesinin kimde olduğunu ve hırsızın kim olduğunu söyleyeceğime yemin ediyorum!” diyerek çubuğu sana fırlatır.

Karşıdan fırlatılan çubuğu yakaladığında Hayalet bağırır: “şimdi sen de yemin et; haritada gösterilen yere gidecek ve söylediğim eşyayı bulup bana getireceksin; sözüne ihanet etmeyeceksin!”

.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest