Marduk
-
lightflarer
- Kullanıcı

- Posts: 639
- Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
- Contact:
şimdi bunların hepsini ard arda okuyunca 2012'ye hazırlık yapasım geliyor ama sonra oturup düşününce çok mantıksız geliyor. şimdi burada herkesin yazdıklarını okuyamadım tabii ki ama sorum var:
Eger 3600 küsür yıl dönme süresi olan bir gezegen, dünyadan hem bu kadar büyük olmasına hemde 3 sene sonra dibimize girecek olmasına rağmen niye uzay haritasında gözükmüyor? Sonuçta 3 sene bu gezegen için 2-3 saat gibi birşey. Bütün medeniyetler aynısını diyor deyip işin içinden çıkılmasın ona bakarsanız dünyada 2000 küsür senedir tanrı vardır deniyor, hala kanıtlanmış durumda değil, herkes aynısını diyor diye populizme katılıp bizimde "kesin doğrudur abi sümerililer demiş bak" dememiz gerekmiyor değil mi? Siz ne düşünürsünüz bilemeyeceğim fakat eski yazılara kalırsa lanet denen şeylerde var, vampirlerde var. Gayet güzel marduk'u yazanlar bunlarıda yazmış o yüzden pek inanasım yok açıkçası. Yani bu konularda hep aynısı yapılıyor neymiş " Nasa bilmem kaç yılında bir tane kızıl gezegen gördüde hemen örtpas ettiler" ?! Yapmayın arkadaşlar NASA falan bunların hepsi belli bir gizlilikte çalışan topluluklar, her bulduklarını "akşam baskısına yetişsin beyler bu daha hızlı araştırın" diye hemen basına vermeyecekler tabii ki. Yani herkesin kendi fikri, düşüncesi ama biraz sorgulayınca bana mantıksız geliyor. Sırf marduk diyenlere bakmayın, biraz da diğerlerine bakın ikisini birleştirin, mantıklı geleni seçin, lütfen.
Eger 3600 küsür yıl dönme süresi olan bir gezegen, dünyadan hem bu kadar büyük olmasına hemde 3 sene sonra dibimize girecek olmasına rağmen niye uzay haritasında gözükmüyor? Sonuçta 3 sene bu gezegen için 2-3 saat gibi birşey. Bütün medeniyetler aynısını diyor deyip işin içinden çıkılmasın ona bakarsanız dünyada 2000 küsür senedir tanrı vardır deniyor, hala kanıtlanmış durumda değil, herkes aynısını diyor diye populizme katılıp bizimde "kesin doğrudur abi sümerililer demiş bak" dememiz gerekmiyor değil mi? Siz ne düşünürsünüz bilemeyeceğim fakat eski yazılara kalırsa lanet denen şeylerde var, vampirlerde var. Gayet güzel marduk'u yazanlar bunlarıda yazmış o yüzden pek inanasım yok açıkçası. Yani bu konularda hep aynısı yapılıyor neymiş " Nasa bilmem kaç yılında bir tane kızıl gezegen gördüde hemen örtpas ettiler" ?! Yapmayın arkadaşlar NASA falan bunların hepsi belli bir gizlilikte çalışan topluluklar, her bulduklarını "akşam baskısına yetişsin beyler bu daha hızlı araştırın" diye hemen basına vermeyecekler tabii ki. Yani herkesin kendi fikri, düşüncesi ama biraz sorgulayınca bana mantıksız geliyor. Sırf marduk diyenlere bakmayın, biraz da diğerlerine bakın ikisini birleştirin, mantıklı geleni seçin, lütfen.
Lightflarer kardeş.... Ã?ncelikle hazırlık yapıp ne yapacağız ki? Karşılama töreni falan düzenleyecek değiliz... Eeee savunma önlemleri falan da hazırlamamız zor, nitekim her ne kadar Sümerlerden ileri de olsak tasvir edilen teknolojinin çok çok gerisinde gözüküyoruz.
Eeee o zaman... O zaman bu benim için sadece bilimsel bir tartışma olarak değerlidir. Bu vesile ile bilimsel kurallar hakkında yorum yapmış ve tartışmış oluyoruz, tartışmanın güzel yanı odur.
Bu arada tabii hayal de kurulabilir. Marduklular gelirse ne olur? Dünya bunu nasıl karşılar? Neler değişir?
Bahsettiğin çekinceye gelince... Gezegenin korkunç büyük olmasına gerek yok... Aslında yeterince hızlı uzay araçları ile birkaç gün ( hadi diyelim ki birkaç ay ) içinde Plütondan buraya gelinebilir. Einstein in koyduğu madde için maksimum hız sınırı ışık hızıdır ki... Plütondan Dünyaya ışık hızından çok daha yavaş hızda bir ayda gelmek çok rahat mümkün..
İkincisi hipotezimizi şunun üzerine kurmuştuk... Söz konusu gezegen aslında Güneşin etrafında dönen sönmüş ya da sönmekte olan bir yıldızın gezegeni, yıldız söndüğünden onu göremiyoruz. İlgili gezegendekiler her 3600 yılda bir Dünyaya gelerek buradan yaşamaya devam etmek için gerekli kaynakları götürüyorlar.
Niye toptan buraya yerleşmiyorlar? ? ? Farklı nedenler olabilir. Hadi ben bir tane söyleyeyim... Mesela Dünya üzerindeki bir şey onlara sürekli zarar veriyordur mesela radyasyon onların katlanamayacağı kadar fazladır. Hatta buraya gelenler bir bakıma kendini kurban ediyordur.
Mümkün mü teorik olarak mümkün... Mümkün olması böyle bir şeyin olacağını kesin olarak gösteriyor mu? Bence göster miyor?
Neyse sonuçta şunun şurasında iki buçuk yıl kaldı.
Eeee o zaman... O zaman bu benim için sadece bilimsel bir tartışma olarak değerlidir. Bu vesile ile bilimsel kurallar hakkında yorum yapmış ve tartışmış oluyoruz, tartışmanın güzel yanı odur.
Bu arada tabii hayal de kurulabilir. Marduklular gelirse ne olur? Dünya bunu nasıl karşılar? Neler değişir?
Bahsettiğin çekinceye gelince... Gezegenin korkunç büyük olmasına gerek yok... Aslında yeterince hızlı uzay araçları ile birkaç gün ( hadi diyelim ki birkaç ay ) içinde Plütondan buraya gelinebilir. Einstein in koyduğu madde için maksimum hız sınırı ışık hızıdır ki... Plütondan Dünyaya ışık hızından çok daha yavaş hızda bir ayda gelmek çok rahat mümkün..
İkincisi hipotezimizi şunun üzerine kurmuştuk... Söz konusu gezegen aslında Güneşin etrafında dönen sönmüş ya da sönmekte olan bir yıldızın gezegeni, yıldız söndüğünden onu göremiyoruz. İlgili gezegendekiler her 3600 yılda bir Dünyaya gelerek buradan yaşamaya devam etmek için gerekli kaynakları götürüyorlar.
Niye toptan buraya yerleşmiyorlar? ? ? Farklı nedenler olabilir. Hadi ben bir tane söyleyeyim... Mesela Dünya üzerindeki bir şey onlara sürekli zarar veriyordur mesela radyasyon onların katlanamayacağı kadar fazladır. Hatta buraya gelenler bir bakıma kendini kurban ediyordur.
Mümkün mü teorik olarak mümkün... Mümkün olması böyle bir şeyin olacağını kesin olarak gösteriyor mu? Bence göster miyor?
Neyse sonuçta şunun şurasında iki buçuk yıl kaldı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Evet Firble önceki sayfalarda konuşulanları basitçe özetlemiş.
lightflarer çoğu konuşulanlar balon haberler üzerine tartışmalar, ben de inanmıyorum zaten öyle şeylere. Benim anlayamadığım şey, inanan olsun inanmayan olsun herkesin "görsel" bir kanıt aramaları. Eğer gözüyle görmezse öyle bir şey yok sanıyorlar. Arkadaşlar "görmediğiniz şey gerçek değildir" diye bir şey olamaz. şu anda beni görmemeniz benim olmadığım anlamına mı geliyor? Belki bir kullanıcının kukla hesabıyım ya da kim bilir uydular aracılığıyla internete bağlanan bir uzaylıyım. Neden beni gerçek bir insan olarak algılıyorsunuz?
Ã?rneğin İstanbul'u Fatih Sultan Mehmet'in aldığına da şüpheyle yaklaşmalıyız. İstanbul alınırken orada mıydık? Belki de ondan önce olan bir sultan aldı ama Fatih Sultan Mehmet tüm kaynakları değiştirtti. Olur olur yani. (Tabii ki bu dediğim çürütülür ama basit bir örnek vermek istedim, umarım anladınız.)
Sümer tabletlerinde anlatılanların, dünya üzerindeki birçok medeniyetle örtüşmesi bana yeterince kanıt olarak görünüyor. Ben inanıyorum o nedenle. Kafamda pek bir soru işareti de yok. Sağdaki soldaki balon haberlerle ilgileneceğinize bilginin özü olan kitaplara bakarsanız sanırım sizin kafanızdaki çoğu soru işareti de kalkar.
---
Firble, bir iki ek söylemek isterim yazdıklarına. şöyle bir durum da var, yörünge çok uzun olduğu için belki de Nibiru Güneş'in çekim alanından kurtuldu ve uzayda sürüklenmeye başladı. O zaman gelmelerini beklemek boş olur. Ha böyle bir durumda belki uzun yolculuk gemilerine atlayıp buraya gelmeye kalktılar. Ã?yleyse 2012 değil de atıyorum 2082'de gelebilirler.
Aslında ışık hızından hızlı gitmenin yolu var. Uzay-zamanı çekip itebilen veya bükerek solucan delikleri açabilen araçlar sayesinde çok uzun aralıklar çok kısa sürelerde aşılabilir. Bu da ayrı bir tartışma konusu.
Firble hoş bir noktaya değindin: Neden buraya yerleşmediler? Sümer tabletleri ona da değiniyor bazı yerlerde. Aslında başlarda baya yerleşiyorlar. Belirli dönemlerde dünyada kalıyorlar, burası bir nevi ikinci evleri oluyor. Ama bizim Dünya'mız onlara çok hızlı geliyor ve burada biraz hızlı yaşlanmaya başlıyorlar. Sonlara doğru epik bir savaş yapıyorlar aralarında ve burayı terk etme kararı alıyorlar. En sonunda temelli toplanıp gidiyorlar. Ayrıca anladığım kadarıyla onların dünyaları biraz farklı, havasıyla suyuyla.
---
Firble bu arada bir önceki iletinde bilim adamlarıyla ilgili bir örnek vermişsin. Evet, o kanıtsız bir yargının sırf dünyanın en önemli bilim adamları dedi diye %100 doğru olduğu söylenemez. Ama kafanda bir şimşek çakar, bu adamlar ne diyor diye. Bir kenara fırlatıp atmazsın bu kanıtsız yargıyı. Ã?ünkü sonuçta bilim adamları söylemiştir. Yanılabilirler mi? Yanılabilirler tabii. Doğru söylüyorlar mıdır? Doğru da olabilir, neden hemen "kanıtsız" diye kestirip atalım.
Eğer bir "x", varlığı kanıtlanana kadar yoksa; aslında yokluğu kanıtlanana kadar var olmak durumunda değil midir?
---
Bir bilim adamı bir köpeğe ikinci bir baş nakletmişti. Köpek iki kafayla bir süre yaşadı. İki kafasıyla da yemek yiyebiliyordu. Al sana mitolojik bir yaratık! Ayrıca biliyorsunuzdur, farelerin üzerinde insan kulağı geliştirildi. Bir sonraki adım hayvanlarda insan organları yetiştirilerek insanlara organ nakli gerçekleştirmek. Bu arada koyunlar kopyalandı. En sonunda da insanın gen haritası çözüldü. Bunların hepsi eski gelişmeler, şimdi kim bilir kapalı kapılar ardında ne ilklere imza atıldı. Genelde bu tip gelişmeler kamuoyuna birkaç yıl geç açıklanır. Problemsiz mitolojik yaratıklar üretme teknolojisine adım adım ilerliyoruz. Kamuoyunun "etik değerleri" nedeniyle çoğu abzurt deney açıklanmıyordur tahminimce.
Oy oy çok mu uzun yazdım
Umarım tam okursunuz. Kısa tutmaya çalıştım ama söyleyecek çok şeyim olunca böyle oluyor...
lightflarer çoğu konuşulanlar balon haberler üzerine tartışmalar, ben de inanmıyorum zaten öyle şeylere. Benim anlayamadığım şey, inanan olsun inanmayan olsun herkesin "görsel" bir kanıt aramaları. Eğer gözüyle görmezse öyle bir şey yok sanıyorlar. Arkadaşlar "görmediğiniz şey gerçek değildir" diye bir şey olamaz. şu anda beni görmemeniz benim olmadığım anlamına mı geliyor? Belki bir kullanıcının kukla hesabıyım ya da kim bilir uydular aracılığıyla internete bağlanan bir uzaylıyım. Neden beni gerçek bir insan olarak algılıyorsunuz?
Ã?rneğin İstanbul'u Fatih Sultan Mehmet'in aldığına da şüpheyle yaklaşmalıyız. İstanbul alınırken orada mıydık? Belki de ondan önce olan bir sultan aldı ama Fatih Sultan Mehmet tüm kaynakları değiştirtti. Olur olur yani. (Tabii ki bu dediğim çürütülür ama basit bir örnek vermek istedim, umarım anladınız.)
Sümer tabletlerinde anlatılanların, dünya üzerindeki birçok medeniyetle örtüşmesi bana yeterince kanıt olarak görünüyor. Ben inanıyorum o nedenle. Kafamda pek bir soru işareti de yok. Sağdaki soldaki balon haberlerle ilgileneceğinize bilginin özü olan kitaplara bakarsanız sanırım sizin kafanızdaki çoğu soru işareti de kalkar.
---
Firble, bir iki ek söylemek isterim yazdıklarına. şöyle bir durum da var, yörünge çok uzun olduğu için belki de Nibiru Güneş'in çekim alanından kurtuldu ve uzayda sürüklenmeye başladı. O zaman gelmelerini beklemek boş olur. Ha böyle bir durumda belki uzun yolculuk gemilerine atlayıp buraya gelmeye kalktılar. Ã?yleyse 2012 değil de atıyorum 2082'de gelebilirler.
Aslında ışık hızından hızlı gitmenin yolu var. Uzay-zamanı çekip itebilen veya bükerek solucan delikleri açabilen araçlar sayesinde çok uzun aralıklar çok kısa sürelerde aşılabilir. Bu da ayrı bir tartışma konusu.
Firble hoş bir noktaya değindin: Neden buraya yerleşmediler? Sümer tabletleri ona da değiniyor bazı yerlerde. Aslında başlarda baya yerleşiyorlar. Belirli dönemlerde dünyada kalıyorlar, burası bir nevi ikinci evleri oluyor. Ama bizim Dünya'mız onlara çok hızlı geliyor ve burada biraz hızlı yaşlanmaya başlıyorlar. Sonlara doğru epik bir savaş yapıyorlar aralarında ve burayı terk etme kararı alıyorlar. En sonunda temelli toplanıp gidiyorlar. Ayrıca anladığım kadarıyla onların dünyaları biraz farklı, havasıyla suyuyla.
---
Firble bu arada bir önceki iletinde bilim adamlarıyla ilgili bir örnek vermişsin. Evet, o kanıtsız bir yargının sırf dünyanın en önemli bilim adamları dedi diye %100 doğru olduğu söylenemez. Ama kafanda bir şimşek çakar, bu adamlar ne diyor diye. Bir kenara fırlatıp atmazsın bu kanıtsız yargıyı. Ã?ünkü sonuçta bilim adamları söylemiştir. Yanılabilirler mi? Yanılabilirler tabii. Doğru söylüyorlar mıdır? Doğru da olabilir, neden hemen "kanıtsız" diye kestirip atalım.
Eğer bir "x", varlığı kanıtlanana kadar yoksa; aslında yokluğu kanıtlanana kadar var olmak durumunda değil midir?
---
Paralel fikirlerde insanlar görmek güzelLugtarias wrote:Katılıyorum. ''Mitolojilerdeki tanrılar dünya dışından gelen varlıklardı.'' savını insanların çok büyük bir kısmı daha düşünmeden akıllarından uzaklaştırıp, belki biraz gülüyorlar. ''Ã?iftbaşlılar, Medusalar, Tepegözler gibi mitler dünya dışı yüksek teknoloji sahibi varlıkların genetik müdahaleleriyle oluşturulmuş yaşam formlarıydı.'' savını duyduklarındaysa şu an ifade etmekte güçlük çektiğim derecede dalga geçiyorlar. Ama possessed'in dediği gibi birgün bunların da izlerinin bulunacağından kuşkum yok ki zaten kanıt demeye çekinilse bile bunların izleri var.
Oy oy çok mu uzun yazdım
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
Lord_Feanor
- Kullanıcı

- Posts: 628
- Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
- Location: Miklagaard
- Contact:
öncelikle zecharia sitchin alanında iyi bir sümerolog olabilir, kendisiyle ilgili pek bir bilgim yok. ama sümer tabletlerini kusursuz şekilde çevirse ve yorumlasa bile, bunlar kitabında yazdıklarının gerçek olduğu anlamına gelmez(doğruluğundan bahsetmiyorum).
herhangi bir konuda edineceğiniz tek taraflı bilgiler sizi çoğu zaman yanıltır. ben tüm kaynakları okumaya çalışıyorum ama şu ana kadar bu olaya astronomik kanıtlar sunabilmiş birilerine rastlamadım.
Sümer tabletleri veya herhangi başka arkeolojik bulgular astronomik bilgilere kanıt olarak kullanılamaz. bu gezegenin varlığını açıklama konusunda astrofiziksel olabilirliği yerine astronomi ve matematikte bizden geride olduğu aşikar olan sümerlilerin yazıtlarına dayanman bana ayrıca tuhaf geliyor. güneş sistemine girip öyle bir yörünge izleyen o büyüklükte bir gezegenin yarattığı düzensizliklerin iki-üçbinyılda nasıl düzeldiğini de açıklamış mı zecheria sitchin?Sümer tabletlerinde anlatılanların, dünya üzerindeki birçok medeniyetle örtüşmesi bana yeterince kanıt olarak görünüyor. Ben inanıyorum o nedenle. Kafamda pek bir soru işareti de yok. Sağdaki soldaki balon haberlerle ilgileneceğinize bilginin özü olan kitaplara bakarsanız sanırım sizin kafanızdaki çoğu soru işareti de kalkar.
herhangi bir konuda edineceğiniz tek taraflı bilgiler sizi çoğu zaman yanıltır. ben tüm kaynakları okumaya çalışıyorum ama şu ana kadar bu olaya astronomik kanıtlar sunabilmiş birilerine rastlamadım.
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
olayı dine getirip durmazsanız sevinirim. olayın daha çok mitolojik ve astromi ile ilgili kısımlarını tartışmak sanıyorum daha mantıklı olacaktır. çünkü din olayı ne olursa olsun inanç meselesidir ve inanç için kanıta ihtiyaç yoktur. herkes istediğine inanabilir, ben buna inanıyorum diyen birine nerede kanıtın diye sorgulayamazsın. o ona inanıyorsa saygı duymak zorundasın ama eğer o senin inancına saygı duymuyorsa o zaman savunmaya geçebilirsin. ama burada kimse sadece islam veya hristiyanlık için de değil hiç bir dini, aşağılamaya yönelik bir şeyler yazamaz, yazmamalıdır da.
lütfen dikkat edelim bu konuda, siyasetten bile daha hassas bir konudur çünkü. ben olmasam bile rahatsız olan biri çıkıp tartışma başlatabilir sonuçta...
lütfen dikkat edelim bu konuda, siyasetten bile daha hassas bir konudur çünkü. ben olmasam bile rahatsız olan biri çıkıp tartışma başlatabilir sonuçta...
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Lord_Feanor asıl ben senin iletilerini büyük şaşkınlıklarla okuyorum. Zaten yazdıklarımın çoğunu okumuyorsun, sadece işine yarayacakları aradan çekip kendi karşıt görüşünü yazıyorsun. Bu şekilde bir tartışmada ilerleme kaydedemeyeceğinden senle tartışmayacağım. Sağlıklı bir görüş alışverişi değil yaptığımız.
catboy'a yüzde yüz katılıyorum. Ben de yazımda onu vurgulamak istemiştim. Ben "bu bilgiler %100 gerçektir" demedim ki, "şundan ve bundan dolayı ben inanıyorum" dedim.
Lord_Feanor benden yaptığın alıntıyı bir kez daha okuyabilirsin. Orada da neden inandığımı belirtmiştim.
catboy'a yüzde yüz katılıyorum. Ben de yazımda onu vurgulamak istemiştim. Ben "bu bilgiler %100 gerçektir" demedim ki, "şundan ve bundan dolayı ben inanıyorum" dedim.
Lord_Feanor benden yaptığın alıntıyı bir kez daha okuyabilirsin. Orada da neden inandığımı belirtmiştim.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Arkadaşlar öncelikle affınıza sığınarak yorumlarınızdan Müslümanlık, Hiristiyanlık ve Yahudilikle ilgili bölümleri siliyorum. Bu tür tartışmalar bazen istenmeyen noktalara varabiliyor. O nedenle bu konuları tartışmalarımıza çok fazla karıştırmayalım lütfen... Catboyun mesajını bırakıyorum O mesajı bir tür uyarı mesajı olarak görelim...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Possesed kardeş, gördüğün gibi hepimiz heyecanla yazdıklarını okuyoruz.
İhtimallerin tartışılmasına sonuna dek varım, ama kanıtlar konusunda seninle biraz ayrışıyoruz. : ) Belki de bir sosyal bilimci adayı olduğum için biraz fazla titizim.
İstanbulun fethi meselesi üzerinden gidersem. Eğer etrafımda İstanbulun Fatih tarafından fethedildiğine ilişkin kanıtlar olmasaydı, ki tonla var, ben bunun ne kadar doğru olduğundan şüphe duyabilirdim. Çok çok güvenilir bir kaynak da olsa bir yerde bunun yazması da benim için yeterli kanıt oluşturmayabilirdi.
Bunun sanırım bir örneği Kadeş Savaşıdır. Okuduğum bir kitaba göre Mısır Tapınaklarında Kadeş Savaşının Mısır tarafından kazanıldığı yazıyor. Ancak Hititler üzerine okuduğum bir kitap bu yazıtların yanlış olduğunu ve aslında savaşın Hititler tarafından kazanıldığını savunuyordu. Oldukça ilginç belgelerle ortaya atılan değişik bir iddia idi ve asıl savunduğu da Ramsesin tapınak duvarlarına Mısırdaki güç dengesini korumak için yanlış bilgiler kazıdığı idi.
Bilimadamları örneğine gelince... Evet aklımda bir kıvılcım çakar acaba mı derim. Düşünürüm. Ancak kesinlikle evet demek yerine becerebilirsem kendim araştırırım, üzerine düşünürüm belki belirli kanıtlar ararım, özellikle o bilginin doğru olup olmadığı benim için önemli ise. Değilse sadece burada yaptığım gibi tartışa da bilirim. : ) ) ) Ancak kesin kararı en azından o bilgiyi yanlışlamaya bir araştırma süreci olmadan asla onaylamam.
Bir şeyin kanıtlanana kadar yok mu olduğu, yokluğu kanıtlanana kadar var mı olduğu tabii ki tartışılabilir. Ancak bu durumda nelerin var olabileceğine ilişkin hiçbir sınır olmaz ki. Hayal gücümüzün sınırları ne kadar genişse o kadar farklı ülke, canlı, cisim, araç vardır o şekilde düşünürsek...
Var olup olmadığından emin olmadığım bir şeyi hayal etmek benim için çok ters olmaz... Böyle bir şeyin varlığının bir gün kanıtlanabileceğini de düşünebilirim.
Ancak söz konusu olan bilimsel methodsa, ki böyle bir konuyu mantıksal düzlemdeki tartışırken bu methodun en sağlam method olduğunu düşünüyorum, o zaman bir şeye var diyebilmek için belli kanıtlar gerekir.
Bilimsel yöntem tartışmaları cidden uzun bir konu... Bu konunun da çok ciddi bir şekilde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Ã?ncelikle bizim akademik camiada...
İhtimallerin tartışılmasına sonuna dek varım, ama kanıtlar konusunda seninle biraz ayrışıyoruz. : ) Belki de bir sosyal bilimci adayı olduğum için biraz fazla titizim.
İstanbulun fethi meselesi üzerinden gidersem. Eğer etrafımda İstanbulun Fatih tarafından fethedildiğine ilişkin kanıtlar olmasaydı, ki tonla var, ben bunun ne kadar doğru olduğundan şüphe duyabilirdim. Çok çok güvenilir bir kaynak da olsa bir yerde bunun yazması da benim için yeterli kanıt oluşturmayabilirdi.
Bunun sanırım bir örneği Kadeş Savaşıdır. Okuduğum bir kitaba göre Mısır Tapınaklarında Kadeş Savaşının Mısır tarafından kazanıldığı yazıyor. Ancak Hititler üzerine okuduğum bir kitap bu yazıtların yanlış olduğunu ve aslında savaşın Hititler tarafından kazanıldığını savunuyordu. Oldukça ilginç belgelerle ortaya atılan değişik bir iddia idi ve asıl savunduğu da Ramsesin tapınak duvarlarına Mısırdaki güç dengesini korumak için yanlış bilgiler kazıdığı idi.
Bilimadamları örneğine gelince... Evet aklımda bir kıvılcım çakar acaba mı derim. Düşünürüm. Ancak kesinlikle evet demek yerine becerebilirsem kendim araştırırım, üzerine düşünürüm belki belirli kanıtlar ararım, özellikle o bilginin doğru olup olmadığı benim için önemli ise. Değilse sadece burada yaptığım gibi tartışa da bilirim. : ) ) ) Ancak kesin kararı en azından o bilgiyi yanlışlamaya bir araştırma süreci olmadan asla onaylamam.
Bir şeyin kanıtlanana kadar yok mu olduğu, yokluğu kanıtlanana kadar var mı olduğu tabii ki tartışılabilir. Ancak bu durumda nelerin var olabileceğine ilişkin hiçbir sınır olmaz ki. Hayal gücümüzün sınırları ne kadar genişse o kadar farklı ülke, canlı, cisim, araç vardır o şekilde düşünürsek...
Var olup olmadığından emin olmadığım bir şeyi hayal etmek benim için çok ters olmaz... Böyle bir şeyin varlığının bir gün kanıtlanabileceğini de düşünebilirim.
Ancak söz konusu olan bilimsel methodsa, ki böyle bir konuyu mantıksal düzlemdeki tartışırken bu methodun en sağlam method olduğunu düşünüyorum, o zaman bir şeye var diyebilmek için belli kanıtlar gerekir.
Bilimsel yöntem tartışmaları cidden uzun bir konu... Bu konunun da çok ciddi bir şekilde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Ã?ncelikle bizim akademik camiada...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
lightflarer
- Kullanıcı

- Posts: 639
- Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
- Contact:
Possessed wrote:Evet Firble önceki sayfalarda konuşulanları basitçe özetlemiş.
lightflarer çoğu konuşulanlar balon haberler üzerine tartışmalar, ben de inanmıyorum zaten öyle şeylere. Benim anlayamadığım şey, inanan olsun inanmayan olsun herkesin "görsel" bir kanıt aramaları. Eğer gözüyle görmezse öyle bir şey yok sanıyorlar. Arkadaşlar "görmediğiniz şey gerçek değildir" diye bir şey olamaz. şu anda beni görmemeniz benim olmadığım anlamına mı geliyor? Belki bir kullanıcının kukla hesabıyım ya da kim bilir uydular aracılığıyla internete bağlanan bir uzaylıyım. Neden beni gerçek bir insan olarak algılıyorsunuz?
Ã?rneğin İstanbul'u Fatih Sultan Mehmet'in aldığına da şüpheyle yaklaşmalıyız. İstanbul alınırken orada mıydık? Belki de ondan önce olan bir sultan aldı ama Fatih Sultan Mehmet tüm kaynakları değiştirtti. Olur olur yani. (Tabii ki bu dediğim çürütülür ama basit bir örnek vermek istedim, umarım anladınız.)
Sümer tabletlerinde anlatılanların, dünya üzerindeki birçok medeniyetle örtüşmesi bana yeterince kanıt olarak görünüyor. Ben inanıyorum o nedenle. Kafamda pek bir soru işareti de yok. Sağdaki soldaki balon haberlerle ilgileneceğinize bilginin özü olan kitaplara bakarsanız sanırım sizin kafanızdaki çoğu soru işareti de kalkar.
şimdi Possessed duyu organlarıyla aldıladığım şeylere inanırım, Marduk'un da burdan kokusunu tadını alacak halim yok, tabii ki görmek isteyeceğim, dünyanın bu durumda olması görmeden inanmak yüzünden oldu zaten, o konuya istersen çok girmeyelim, çok doluyum o konuda..
İstanbul'un alınması tüm dünya tarafından tarihe geçirilmiş bir olaydır, İngiltere ile Fransa'nın savaşmayı kesmesinin nedenlerinden biri budur hatta, o yüzden tarihçiler tarafından çok dikkatle izlenen bir olay olmuştur ki, büyük savaşlarda Osmanlı ordusunun baş komutanı padişahtır. O konuda bilmiyoruz ki demenin bir anlamı yok.
Özü olan kitap olayını bilemeyeceğim, Platon'un kitabınıda özü olan bir kitap diye aldım herkes onu okumadan bu dünyayı anlayamazsın falan demişti, okudum, anladımda ama dünyayı anlamam için gerekli kitap o değildi mesela.
-
Lord_Feanor
- Kullanıcı

- Posts: 628
- Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
- Location: Miklagaard
- Contact:
iletiyi yazarken biraz aşırıya kaçmıştım ve ordan burdan kırpılacağını tahmin ediyordum ama zararsız bölümleri de silinmiş, resmen yolunmuş kaza dönmüş, sonra possessed geriye kalanı okuyup yanlış anlamış.
bu başlıktaki tartışma astronomik gerçeklikten çok uzaklarda, metafizik üzerinde seyrediyor bu yüzden artık yazmayacağım..
bu başlıktaki tartışma astronomik gerçeklikten çok uzaklarda, metafizik üzerinde seyrediyor bu yüzden artık yazmayacağım..
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Anlayamadığım olay benim de dediklerim kesilmiş
Yani artık sadece "din" sözcüğü bile sansürlenecekse yaşadığımız ülkedeki yaşanan olaylara şaşırmayalım. Ne olduklarını anladınız. Ben yokum böyle konuşmada. Kimse kusura bakmasın.
Lord_Feanor, kesilmemişken okudum senin yazdıklarını ve inançlar konusunda biraz saygıya davet etmiştim seni ama sansürlendik işte. Benim de yazdıklarım kesilmiş yalnız değilsin. Söylemeden geçemeyeceğim; hala metafizik demişsin, inanamıyorum. Metafiziğe girmedim iyi ki, girseydim başlık silinirdi herhalde.
Benden alıntı yapmayın, yazdığım şeyin anlamı değişmiş "din"le ilgili kısmı çıkarınca. Bana bir şey de söylemeyin, bakmıyorum artık bu başlığa. Sansürlenme baskısı altında özgür konuşulmaz. (şimdi buradaki "din" sözcükleri de silinecek mi çok merak ettim.) İlla iletmek istediğiniz bir şey varsa özel mesaj atın.
Lord_Feanor, kesilmemişken okudum senin yazdıklarını ve inançlar konusunda biraz saygıya davet etmiştim seni ama sansürlendik işte. Benim de yazdıklarım kesilmiş yalnız değilsin. Söylemeden geçemeyeceğim; hala metafizik demişsin, inanamıyorum. Metafiziğe girmedim iyi ki, girseydim başlık silinirdi herhalde.
Benden alıntı yapmayın, yazdığım şeyin anlamı değişmiş "din"le ilgili kısmı çıkarınca. Bana bir şey de söylemeyin, bakmıyorum artık bu başlığa. Sansürlenme baskısı altında özgür konuşulmaz. (şimdi buradaki "din" sözcükleri de silinecek mi çok merak ettim.) İlla iletmek istediğiniz bir şey varsa özel mesaj atın.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Arkadaşlar öncelikle bir yanlış anlamayı gidermek için açıklama yapayım.
İlk önce gerek Lord Feanor un gerekse Possesed in yazılarında sildiğim bölümleri mesajları sileceğime dair attığım yazının sonrasında sildim. Son olarak içindeki bir bölümünü sildiğim mesaj Possesed e aitti.
İkincisi arkadaşlar, Hiristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudilik'ten belirli bir noktaya kadar elbette bahsedebiliriz. Ancak iş bu dinlerin ne derecede doğru ya da yanlış olduğunu tartışmaya gelince tartışma hızla istenmeyen noktalara gelebiliyor. Possesed ile Lord Feanor arasındaki tartışmanın da bu noktaya doğru gittiğini hissettim. Mesajların bazı bölümlerini silmemin nedeni buydu.
Son olarak arkadaşlar, hata yapmış olabilirim. Amacım olabildiğince herkesin istediği her konuda mesaj atabildiği, ama gerginliklerin de olmadığı bir forum ortamı yaratmak... Belki yaşım ilerledikçe aşırı tedbirli hale de geliyor olabilirim. Bu sorunu da atılan mesajların bazı bölümlerini silmeden çözebilmek isterdim. Ama ne yazık ki çözemedim.
İlk önce gerek Lord Feanor un gerekse Possesed in yazılarında sildiğim bölümleri mesajları sileceğime dair attığım yazının sonrasında sildim. Son olarak içindeki bir bölümünü sildiğim mesaj Possesed e aitti.
İkincisi arkadaşlar, Hiristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudilik'ten belirli bir noktaya kadar elbette bahsedebiliriz. Ancak iş bu dinlerin ne derecede doğru ya da yanlış olduğunu tartışmaya gelince tartışma hızla istenmeyen noktalara gelebiliyor. Possesed ile Lord Feanor arasındaki tartışmanın da bu noktaya doğru gittiğini hissettim. Mesajların bazı bölümlerini silmemin nedeni buydu.
Son olarak arkadaşlar, hata yapmış olabilirim. Amacım olabildiğince herkesin istediği her konuda mesaj atabildiği, ama gerginliklerin de olmadığı bir forum ortamı yaratmak... Belki yaşım ilerledikçe aşırı tedbirli hale de geliyor olabilirim. Bu sorunu da atılan mesajların bazı bölümlerini silmeden çözebilmek isterdim. Ama ne yazık ki çözemedim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
lightflarer
- Kullanıcı

- Posts: 639
- Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
- Contact:
katılıyorum, din işlerine girmeyin fazla, insanlar çok muhafazakar oluyor din ve ulus konusunda (o da çok saçma bana göre ama herkesin kendi fikri) sonra kavga olabiliyor.Firble wrote:Arkadaşlar öncelikle bir yanlış anlamayı gidermek için açıklama yapayım.
İlk önce gerek Lord Feanor un gerekse Possesed in yazılarında sildiğim bölümleri mesajları sileceğime dair attığım yazının sonrasında sildim. Son olarak içindeki bir bölümünü sildiğim mesaj Possesed e aitti.
İkincisi arkadaşlar, Hiristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudilik'ten belirli bir noktaya kadar elbette bahsedebiliriz. Ancak iş bu dinlerin ne derecede doğru ya da yanlış olduğunu tartışmaya gelince tartışma hızla istenmeyen noktalara gelebiliyor. Possesed ile Lord Feanor arasındaki tartışmanın da bu noktaya doğru gittiğini hissettim. Mesajların bazı bölümlerini silmemin nedeni buydu.
Son olarak arkadaşlar, hata yapmış olabilirim. Amacım olabildiğince herkesin istediği her konuda mesaj atabildiği, ama gerginliklerin de olmadığı bir forum ortamı yaratmak... Belki yaşım ilerledikçe aşırı tedbirli hale de geliyor olabilirim. Bu sorunu da atılan mesajların bazı bölümlerini silmeden çözebilmek isterdim. Ama ne yazık ki çözemedim.
herkesin kendi fikri olduğu için zaten tartışmak saçmadır bu tür konuları. siyasi ve dini konular inanç meselesidir ve diğer tartışma konularında olduğu gibi ispat gibi durumlar söz konusu olamaz. şu dinde şu söz çok saçma diyerek o dine inanan birini aşağılamaz kimse veya onunla tartışamazsın bu konuda. Bu yüzden dini konular tartışmaya açık olamaz hiç bir zaman. Bu muhafazakarlık değildir, düşünce özgürlüğüne saygıdır...
Arkadaşlar, hoşgörüden çok bahsediyoruz ama biraz da bölümde görevini yapmaya çalışan arkadaşlara hoşgörümüzden bir parça gösterebiliriz. Burada kimsenin firble'ın yaptığının kötü niyetli olduğunu söyleyeceğine inanmıyorum.
İyi niyetle daha büyük bir karmaşanın çıkmasını engellemeye çalışmış. Kaldı ki mesajın tamamını silmek de kendi insiyatifindedir. Ama emek göstererek mesajın sakıncalı olmayan kısımlarını korumuş. Bu noktada ona haksızlık etmemek gerektiğini hatırlatıyorum.
Frpworld özgür bir tartışma ortamı bununla gurur duyuyoruz bunu da içindeki insanların duyarlılığına borçluyuz. Ne olur hassas konuları zorlayarak bu durumu bozmayalım. Bu noktadan sonra herkesin daha anlayışlı olacağına inanıyorum.
Böyle ortamın gerginleştiği başlıkları kitleme yoluna gitmek genel bir yöntem ama insanların durumu anlayışla karşılayıp hoşgörü ve dikkatle tartışmaya devam edeceğine inanıyorum ben...
Herkese saygılar sevgiler...
İyi niyetle daha büyük bir karmaşanın çıkmasını engellemeye çalışmış. Kaldı ki mesajın tamamını silmek de kendi insiyatifindedir. Ama emek göstererek mesajın sakıncalı olmayan kısımlarını korumuş. Bu noktada ona haksızlık etmemek gerektiğini hatırlatıyorum.
Frpworld özgür bir tartışma ortamı bununla gurur duyuyoruz bunu da içindeki insanların duyarlılığına borçluyuz. Ne olur hassas konuları zorlayarak bu durumu bozmayalım. Bu noktadan sonra herkesin daha anlayışlı olacağına inanıyorum.
Böyle ortamın gerginleştiği başlıkları kitleme yoluna gitmek genel bir yöntem ama insanların durumu anlayışla karşılayıp hoşgörü ve dikkatle tartışmaya devam edeceğine inanıyorum ben...
Herkese saygılar sevgiler...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest

