Meşe Kovuğu Topluluğu Oluşum Başlığı
aslında ben öykünün hem geçmişte hem günümüzde geçmesi gibi bir öneri yapabilirim. hatta bir zamanlar bir yerden "paralel evren" diye bir şey duymuştum. buda bizim hayalimizdeki şeylerin bir başka evrende var olduğu onlarında bizi hayal ettiği gibi bir şeydi. böyle bir şeyler yazabiliriz. bu paralel evrende düşlenen orta asya olabilir. böylece çift taraflı bir hikaye ve kesişen olaylar ortaya çıkabilir.

Stephen King'in Tılsım adlı romanında Diyar adı geçiyor.Illyra wrote:aslında ben öykünün hem geçmişte hem günümüzde geçmesi gibi bir öneri yapabilirim. hatta bir zamanlar bir yerden "paralel evren" diye bir şey duymuştum. buda bizim hayalimizdeki şeylerin bir başka evrende var olduğu onlarında bizi hayal ettiği gibi bir şeydi. böyle bir şeyler yazabiliriz. bu paralel evrende düşlenen orta asya olabilir. böylece çift taraflı bir hikaye ve kesişen olaylar ortaya çıkabilir.
Mesela orası buradan daha küçük bir yer.Havası o kadar berrak ki bir mil ötede bir turp kesildiği zaman kokusu buraya kadar geliyor.
Mesela orada iki kraliyet savaşır ve 100 kişi ölür.Etkisi burada çok büyük olur.2. Dünya savaşı...
Bunun gibi
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Bir şey demedim, yalnızca örnek verdim ve olabileceğini belirttimIllyra wrote:bilmiyorum hiç okumadım. sadece bir öneriydi.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Evet aslında benim aklıma buna benzer bir fikir geldi. Aynısı değil ama benzer. Red Alert'dan esinlenerek aklıma gelen bir fikir. Tamamladığım zaman yazıcamIllyra wrote:aslında ben öykünün hem geçmişte hem günümüzde geçmesi gibi bir öneri yapabilirim. hatta bir zamanlar bir yerden "paralel evren" diye bir şey duymuştum. buda bizim hayalimizdeki şeylerin bir başka evrende var olduğu onlarında bizi hayal ettiği gibi bir şeydi. böyle bir şeyler yazabiliriz. bu paralel evrende düşlenen orta asya olabilir. böylece çift taraflı bir hikaye ve kesişen olaylar ortaya çıkabilir.
şu an öykü için üzerinde en çok durulan şey, gelecekle geçmiş arasında var olacak olan bir bağlantı sanırım. Güzel olur hem bilim-kurgu havası verir hem de fantastik-kurgu olur.
Fakat şöyle bir şeye karar verelim. Bizim evrenimizde, bizim uzay-zaman kalıbımızda, bizim geçmişizle geleceğimizin bağlantılı olacağı bir öykü mü olacak? Yoksa paralel evrenlerle ilgili olup, farklı bir düzlemin, farklı bir uzay-zaman kalıbının varlıklarıyla, uygarlıklarıyla bizim dünyamızın bağlantılı olacağı bir öykü mü olacak?
1) Hem bizim dünyamızdaki, geçmiş, gelecek, şimdiki zaman, hem de farklı bir düzlemde var olan bir zaman birlikte işlenebilir.(Bu zamanlar birleştirilerek, 4 farklı zamanıda içeren bir öykü yazılabilecek.) Yani 4 farklı zamandan -birisi farklı bir evrenden olmak üzere- karakterler, varlıklar, olay örgüleri, nedenler-sonuçlar, amaçlar harmanlanacak.
2) Yalnızca bizim geçmişimiz, geleceğimiz ve şimdiki zamanımız arasında kurulacak bağlantılar tasarlanarak bir öykü yazılabilir.
3) Yalnızca bizim şimdiki zamanımızla, paralel evrenlerin kendi farklı zamanları arasında geçecek bir öykü yazılabilir.
Benim düşüncelerimi soracak olursanız, zamanlar arası yolculuk, gezinme hikayesi falan biraz fazla alışılmış olur. Dolayısıyla eğer bunu yapacaksak özgün, nitelikli ve sıradışı bir yöntem kullanmamız gerekecek. Eğer bunu başarabilirsek gayet güzel olabilir.
Bir de birkaç şeyden daha bahsedicem, işlenecek zamanları gerçekten işlememiz gerekecek. Yani demek istediğim bir hava kazandırmamız gerekecek. Ã?rneğin, antik çağ işlenirken yoğun bir fantezi edebiyat havası katılmalı.(mitolojilerden de yararlanılarak) Bilinmeyen farklı bir zaman işlenecekse, ortamı, gerçeklikleri öylesine güzel yerleştirmeli ve oluşturmalıyız ki, okuyan gerçekten öyle bir evrenin var olabileceğini düşünebilmeli.
Son olarak apayrı bir konuya değinmek istiyorum, kurulan düşlerin var olacağı bir düzlem yaratacaksak, bahsettiklerimizden tamamen farklı bişey yapacağız. Tamamen kendimizin oluşturacağı bir boyut oluşturmamız gerekir. Çok da güzel olur sanıyorum.
Bir fikir mesela: Düşünülenler/Düşlenenler/Kurulan hayaller/Dilekler/İstekler, bizim tasarlayacağımız boyutta farklı şekillerde vücut bulacaklar.(En basitinden bir örnek, umutsuzluk içeren hayallerin kara suretli, toplum dışı varlıklar halinde vücut bulması, yiğitlik içeren düşlerin güçlü kuvvetli birer yaratık şeklinde vücut bulması vs.. ille de türler olmak zorunda değil. Kuracağımız boyutta her varlık apayrı bir tür olabilir. Ayrıca bu vücut bulan düşlerin hayallerin, kendi boyutlarında bir düzenleri uygarlıkları olacak, bildiğiniz fantastik bir dünya yani! Ve orada gerçekleşecek olanlar, düşlerin sahiplerinin kararlarını etkileyecek!
Ayaküstü bir örnek vermeye çalıştım ama gerçekten özgün ve güzel birşey oldu sanırım. Bunu okuyup ne düşündüğünüzü yazarsanız çok sevinirim.
Fakat şöyle bir şeye karar verelim. Bizim evrenimizde, bizim uzay-zaman kalıbımızda, bizim geçmişizle geleceğimizin bağlantılı olacağı bir öykü mü olacak? Yoksa paralel evrenlerle ilgili olup, farklı bir düzlemin, farklı bir uzay-zaman kalıbının varlıklarıyla, uygarlıklarıyla bizim dünyamızın bağlantılı olacağı bir öykü mü olacak?
1) Hem bizim dünyamızdaki, geçmiş, gelecek, şimdiki zaman, hem de farklı bir düzlemde var olan bir zaman birlikte işlenebilir.(Bu zamanlar birleştirilerek, 4 farklı zamanıda içeren bir öykü yazılabilecek.) Yani 4 farklı zamandan -birisi farklı bir evrenden olmak üzere- karakterler, varlıklar, olay örgüleri, nedenler-sonuçlar, amaçlar harmanlanacak.
2) Yalnızca bizim geçmişimiz, geleceğimiz ve şimdiki zamanımız arasında kurulacak bağlantılar tasarlanarak bir öykü yazılabilir.
3) Yalnızca bizim şimdiki zamanımızla, paralel evrenlerin kendi farklı zamanları arasında geçecek bir öykü yazılabilir.
Benim düşüncelerimi soracak olursanız, zamanlar arası yolculuk, gezinme hikayesi falan biraz fazla alışılmış olur. Dolayısıyla eğer bunu yapacaksak özgün, nitelikli ve sıradışı bir yöntem kullanmamız gerekecek. Eğer bunu başarabilirsek gayet güzel olabilir.
Bir de birkaç şeyden daha bahsedicem, işlenecek zamanları gerçekten işlememiz gerekecek. Yani demek istediğim bir hava kazandırmamız gerekecek. Ã?rneğin, antik çağ işlenirken yoğun bir fantezi edebiyat havası katılmalı.(mitolojilerden de yararlanılarak) Bilinmeyen farklı bir zaman işlenecekse, ortamı, gerçeklikleri öylesine güzel yerleştirmeli ve oluşturmalıyız ki, okuyan gerçekten öyle bir evrenin var olabileceğini düşünebilmeli.
Son olarak apayrı bir konuya değinmek istiyorum, kurulan düşlerin var olacağı bir düzlem yaratacaksak, bahsettiklerimizden tamamen farklı bişey yapacağız. Tamamen kendimizin oluşturacağı bir boyut oluşturmamız gerekir. Çok da güzel olur sanıyorum.
Bir fikir mesela: Düşünülenler/Düşlenenler/Kurulan hayaller/Dilekler/İstekler, bizim tasarlayacağımız boyutta farklı şekillerde vücut bulacaklar.(En basitinden bir örnek, umutsuzluk içeren hayallerin kara suretli, toplum dışı varlıklar halinde vücut bulması, yiğitlik içeren düşlerin güçlü kuvvetli birer yaratık şeklinde vücut bulması vs.. ille de türler olmak zorunda değil. Kuracağımız boyutta her varlık apayrı bir tür olabilir. Ayrıca bu vücut bulan düşlerin hayallerin, kendi boyutlarında bir düzenleri uygarlıkları olacak, bildiğiniz fantastik bir dünya yani! Ve orada gerçekleşecek olanlar, düşlerin sahiplerinin kararlarını etkileyecek!
Ayaküstü bir örnek vermeye çalıştım ama gerçekten özgün ve güzel birşey oldu sanırım. Bunu okuyup ne düşündüğünüzü yazarsanız çok sevinirim.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Başka bir öneri daha getireyim. Belki şimdiki zamanda geçen bir öykü yazarız ancak öykü bir şekilde mitolojilerde var olduğu yazılan farklı diyarlardan birine örneğin Yunan mitolojisinin ölüler diyarı hadese geçiş yapılabilir.
Neyse sanırım elimizde epey bir seçenek oluştu. Bence şimdi arka planı tartışmak yerine konu önerileri getirirsek daha doğru olur... Yukarıdaki seçenekler de düşünülebilir ya da belki tamamen bizim Dünyamızda hatta bugünde geçen hepimizin seveceği bir konu da önerilebilir. O nedenle bence konuyu önerirken kendimizi kısıtlamamamız daha iyi olur..
Neyse sanırım elimizde epey bir seçenek oluştu. Bence şimdi arka planı tartışmak yerine konu önerileri getirirsek daha doğru olur... Yukarıdaki seçenekler de düşünülebilir ya da belki tamamen bizim Dünyamızda hatta bugünde geçen hepimizin seveceği bir konu da önerilebilir. O nedenle bence konuyu önerirken kendimizi kısıtlamamamız daha iyi olur..
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Arkadaşlar ben dün biraz düşündüm bu konuyu.... Benim fikrim ilk başta biraz daha sınırları belli bir hikaye yazalım ne de olsa bu bizim ( benim gibi öykülerini bitirememiş olmayanlar için bile) ilk dergide yayınlanacak öykü deneyimimiz... Benim fikrim öykü Orta Asya da geçmesin çünkü orayı çok fazla bilmiyoruz. Anadolu da geçmesi daha iyi olur belki eskiye gideceksek Anadolu tarihinde eskiye gidebiliriz mesela Dede Korkut Hikayeleri dönemine....
Bir de aklıma öneri geldi... Klasik bir öykü olacak belki ancak belki bir çeşit korsan öyküsünü geliştirebiliriz. Anadolu kıyısında yaşan dört gencin Akdenizdeki korsan gemilerinden birine katılmaları ile başlayan bir hikaye belki...
Bilmiyorum ne düşünürsünüz?
Bir de aklıma öneri geldi... Klasik bir öykü olacak belki ancak belki bir çeşit korsan öyküsünü geliştirebiliriz. Anadolu kıyısında yaşan dört gencin Akdenizdeki korsan gemilerinden birine katılmaları ile başlayan bir hikaye belki...
Bilmiyorum ne düşünürsünüz?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aslında dediğin gibi bu ilk öykümüz olacak Firble, o zaman dediğin gibi daha somut bir öykü yazmamız gerek belki de.
Söylediğin konu bana güzel gözüktü. Hem klasik olsa da belki ilk öykümüzü bu şekilde yazmamız daha iyi olur. Peki hangi dönemde geçecek?
Söylediğin konu bana güzel gözüktü. Hem klasik olsa da belki ilk öykümüzü bu şekilde yazmamız daha iyi olur. Peki hangi dönemde geçecek?
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Benim aklimdaki donem Turgut Reis in oldugu donem yani 1500lerin ilk yarisi dahaacik olmak gerekirse ikinci ceyregi... Barbaros Turgut Reis gibi akdeniz korsanlarini sanirim cogumuz biliyoruzdur. En azindan gozumuzde canlandirabiliriz. Belki yunan mitolojisine iliskin bazi ogeler de katabiliriz bu da guzel olabilir cunku o donemde yunan mitolojisi saniyorum tamamen unutulmustu... belki halk hikayelerinde yasaya irkac oge vardir ancak... O nedenle hikayedeki karakterler icin bu ogeler tamamen yeni seyler olur.
Ama farkli onerilere de acigim yine. : ) ) )
Ama farkli onerilere de acigim yine. : ) ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Tebrik ediyorum bu güzel fikir için Firble 
Tamam öyleyse, 15.yy'ın ilk çeyreğinde, Turgut Reis'in akdeniz korsanlığı yaptığı dönemde geçecek öykümüz galiba. Dördümüz de birer karakter için yazalım diyorum ben? Illyra da genç bir bayan yazarsa, özellikle de korsan olursa, çok hoş olur sanırım. Ã?ykü içinde dört karakterinde yolları kesişir. Hatta belki tema şu olabilir; Turgut Reis'in kulağına giden, Antik Yunan Mitolojisinde söz edilen kayıp Akdeniz mekanları ya da hazineleri gibi... Bu mekana ya da hazinelere ulaşılmaya çalışılabilir..
Tamam öyleyse, 15.yy'ın ilk çeyreğinde, Turgut Reis'in akdeniz korsanlığı yaptığı dönemde geçecek öykümüz galiba. Dördümüz de birer karakter için yazalım diyorum ben? Illyra da genç bir bayan yazarsa, özellikle de korsan olursa, çok hoş olur sanırım. Ã?ykü içinde dört karakterinde yolları kesişir. Hatta belki tema şu olabilir; Turgut Reis'in kulağına giden, Antik Yunan Mitolojisinde söz edilen kayıp Akdeniz mekanları ya da hazineleri gibi... Bu mekana ya da hazinelere ulaşılmaya çalışılabilir..
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Ben yazarken düzenlersin diye ummuştum ama
MSN'de yazdığım için öyle baştan savma olmuş biraz
Neyse onu düzelteyim aynı zamanda bir kaç ekleme daha yapıcam (konuya genel bakış).
O kadar halsizdi ki gözlerini bile açmak istemiyor, olduğu yerde uyumak istiyordu. Ama şimdi pes etmeyecekti. İstemese de kendisini zorlayacaktı. Olayın heyecanı geçtikçe vücudu karıncalanmaya ve acıyı hissetmeye başlamıştı. Sağ yanağı toprağa değiyordu ve kolları öne uzanmıştı. Sol gözünü yavaşça açtı, her şey bulanık görünüyordu ama toprağın o tanıdık koyu kahverengi yerine tuz buz olmuş asfaltın gri rengini görünce şaşırdı. Bazı parçalar tam olarak toz olmamıştı ve vücuduna batıyordu ama o kadar çok yarası vardı ki bu taşları hissetmiyordu bile. Yorgundu ve uzun uzun esnedi. O kadar uzun esnemişti ki bu sırada nefes alması da gerekti. Nefes aldığında parçalanmış asfalt ağzına kaçtı. Sağ koluyla destek alıp kafasını kaldırdı ve yere bakıp öksürdü. Farklı bir tat hissetti ağzında. Tam çıkartamıyordu ama ılık ve tuzlu bir tat ağzından çıkmış dudaklarından damlıyordu. Dizlerinin üzerinde doğruldu, şehir paramparça olmuş, binalar yıkılmıştı. Güçlükle mırıldandı “Ben ne yaptım..?”
Almanyada icat edilen bir zaman makinesiyle başladı herşey. Ardından bir casus yollanıldı geleceğe. Bu casus gelecekteki bir takım savaş teknolojisini çalarak almanyanın yenilmez olmasını sağlar. Savaş o kadar büyür ki bütün dünya bu savaşın içerisine çekilir. Almanya ittifak kurduğu devletleride vurur ve tek başına bütün dünyayı ele geçirme hayalleri kurar. Sonuç yıkık bir dünyadır.
Böyle bir şeyler aklıma geldi ama bilmiyorum eski ucuz bi aksiyon filmi gibi gözüktü birden bire.
O kadar halsizdi ki gözlerini bile açmak istemiyor, olduğu yerde uyumak istiyordu. Ama şimdi pes etmeyecekti. İstemese de kendisini zorlayacaktı. Olayın heyecanı geçtikçe vücudu karıncalanmaya ve acıyı hissetmeye başlamıştı. Sağ yanağı toprağa değiyordu ve kolları öne uzanmıştı. Sol gözünü yavaşça açtı, her şey bulanık görünüyordu ama toprağın o tanıdık koyu kahverengi yerine tuz buz olmuş asfaltın gri rengini görünce şaşırdı. Bazı parçalar tam olarak toz olmamıştı ve vücuduna batıyordu ama o kadar çok yarası vardı ki bu taşları hissetmiyordu bile. Yorgundu ve uzun uzun esnedi. O kadar uzun esnemişti ki bu sırada nefes alması da gerekti. Nefes aldığında parçalanmış asfalt ağzına kaçtı. Sağ koluyla destek alıp kafasını kaldırdı ve yere bakıp öksürdü. Farklı bir tat hissetti ağzında. Tam çıkartamıyordu ama ılık ve tuzlu bir tat ağzından çıkmış dudaklarından damlıyordu. Dizlerinin üzerinde doğruldu, şehir paramparça olmuş, binalar yıkılmıştı. Güçlükle mırıldandı “Ben ne yaptım..?”
Almanyada icat edilen bir zaman makinesiyle başladı herşey. Ardından bir casus yollanıldı geleceğe. Bu casus gelecekteki bir takım savaş teknolojisini çalarak almanyanın yenilmez olmasını sağlar. Savaş o kadar büyür ki bütün dünya bu savaşın içerisine çekilir. Almanya ittifak kurduğu devletleride vurur ve tek başına bütün dünyayı ele geçirme hayalleri kurar. Sonuç yıkık bir dünyadır.
Böyle bir şeyler aklıma geldi ama bilmiyorum eski ucuz bi aksiyon filmi gibi gözüktü birden bire.
Arkadaşlar son durum:
Firble, Alenthas ve ben 15.yy'ın ilk çeyreğinde Akdeniz'de geçecek kısmı yazacağız.
Illyra günümüzde yazacak. Geçmişle bağlantılı, wod tarzı birşeyler yazmak istediğini söyledi. Ã?yküyü şu şekilde yazabiliriz:
1.Bölüm / 15.yy
2.Bölüm / 15.yy
3.Bölüm / 15.yy
4.Bölüm / Günümüz
.....
15.yy bölümleri kısa sürede kesişebilir ya da doğrudan kesişik başlayabilir. Bizim 15.yy'da yazacağımız şeylerin; günümüze kadar kalan bir takım mirasları, saklı kalmış bir takım gizemleri olsun, Illyra'nın kısımları da tesadüfen bu şeylerle kesişen ve sonra bunların izini sürmeye başlayan bir karakteri içersin.
Konu, tema, olay örgüsü, zaman gayet iyi bir şekilde belirlendi kanımca. Bir itirazı olan varsa yazsın arkadaşlar. Yoksa bikaç önemli şeyi daha düşünüp öyküye başlayalım.
Ekleme: şu ana kadarki herşeyi Oluşum Başlığı altında yaptık. Fakat sanıyorum çoktan oluştuk ve ilk öykümüze başlamak üzereyiz. Meşe Kovuğu'yla ilgili ayrı bir bölüm açılacak mı sitede, yoksa yeni başlıklar açarak Edebi Kürsü'nün içinde mi sürdürmeye devam edeceğiz karar alımlarımızı ve tartışmalarımızı?
Firble, Alenthas ve ben 15.yy'ın ilk çeyreğinde Akdeniz'de geçecek kısmı yazacağız.
Illyra günümüzde yazacak. Geçmişle bağlantılı, wod tarzı birşeyler yazmak istediğini söyledi. Ã?yküyü şu şekilde yazabiliriz:
1.Bölüm / 15.yy
2.Bölüm / 15.yy
3.Bölüm / 15.yy
4.Bölüm / Günümüz
.....
15.yy bölümleri kısa sürede kesişebilir ya da doğrudan kesişik başlayabilir. Bizim 15.yy'da yazacağımız şeylerin; günümüze kadar kalan bir takım mirasları, saklı kalmış bir takım gizemleri olsun, Illyra'nın kısımları da tesadüfen bu şeylerle kesişen ve sonra bunların izini sürmeye başlayan bir karakteri içersin.
Konu, tema, olay örgüsü, zaman gayet iyi bir şekilde belirlendi kanımca. Bir itirazı olan varsa yazsın arkadaşlar. Yoksa bikaç önemli şeyi daha düşünüp öyküye başlayalım.
Ekleme: şu ana kadarki herşeyi Oluşum Başlığı altında yaptık. Fakat sanıyorum çoktan oluştuk ve ilk öykümüze başlamak üzereyiz. Meşe Kovuğu'yla ilgili ayrı bir bölüm açılacak mı sitede, yoksa yeni başlıklar açarak Edebi Kürsü'nün içinde mi sürdürmeye devam edeceğiz karar alımlarımızı ve tartışmalarımızı?
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Lugratias sonuç olarak sen yönetiyorsun hikayeyi ve topluluğu : ) ) ) ) , eğer ana bir hikaye varsa bizden gizli ya da bizim bildiğimiz sen bize anlat... Bunun dışında ben yazarım... : ) ) ) ) Yeter ki sen iste... Hemen başlıyor muyuz?
Ben ana karakter olarak yine bir Yunanlı almak istiyorum izin varsa... : ) )
Bir de ilk başlarda en azından çok bildik olaylar katmayalım diyorum hikayeye... Ya da çok bildik karakterler... Bilmeden bir hata yapmayalım hem, hem de o karakterin gerçekten yaptıkları ( örneğin Turgut Reis'in sonuçta yapması mutlaka gereken bir şeyler var, en azından yaptığının zannedilmesi gereken... : ) ) ) ) öykümüzü çok erken bağlar... Böyle bir karakter ya da olay hikayeye sokulacaksa daha planlı sokulmalı.... Herkesin planı bilmesi çok da gerekmez gerçi... : ) ) )
Müslüman olan kardeşler Hicri takvimi kullandığınızı unutmayın, ufak ve sinir bozucu bir ayrıntı... : ) ) ) )
Ben ana karakter olarak yine bir Yunanlı almak istiyorum izin varsa... : ) )
Bir de ilk başlarda en azından çok bildik olaylar katmayalım diyorum hikayeye... Ya da çok bildik karakterler... Bilmeden bir hata yapmayalım hem, hem de o karakterin gerçekten yaptıkları ( örneğin Turgut Reis'in sonuçta yapması mutlaka gereken bir şeyler var, en azından yaptığının zannedilmesi gereken... : ) ) ) ) öykümüzü çok erken bağlar... Böyle bir karakter ya da olay hikayeye sokulacaksa daha planlı sokulmalı.... Herkesin planı bilmesi çok da gerekmez gerçi... : ) ) )
Müslüman olan kardeşler Hicri takvimi kullandığınızı unutmayın, ufak ve sinir bozucu bir ayrıntı... : ) ) ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests

