Kardeşlik (Oyun)
.
Olaf sersem gibidir; önce kendine en kuvvetli şifa büyüsünü yapar: [Cure Critical Wounds] sonra diğerlerinin yaralarıyla ilgilenir. [Heal]
"Ölüme ben de çare bulamam, Yenendithas... En azından şimdilik," diye konuşur üzgün bir şekilde Huor'un parçalanmış bedenini incelerken.
Daha sonra elini Benjamin'in omuzuna koyarak kendisini iyileştirdiği için teşekkür eder.
.
Olaf sersem gibidir; önce kendine en kuvvetli şifa büyüsünü yapar: [Cure Critical Wounds] sonra diğerlerinin yaralarıyla ilgilenir. [Heal]
"Ölüme ben de çare bulamam, Yenendithas... En azından şimdilik," diye konuşur üzgün bir şekilde Huor'un parçalanmış bedenini incelerken.
Daha sonra elini Benjamin'in omuzuna koyarak kendisini iyileştirdiği için teşekkür eder.
.
Last edited by dwaxer on Tue Jun 24, 2008 3:40 am, edited 1 time in total.
Wulfgar beline bile gelmeyen küçük yaratığın önünü kesmeye çalıştığını gördü. Hayvani bir şekilde sırıttı bir vuruşta onun da canını alabilirdi. Küçük kafanın bedenden kopuşunu hayal etti.
Sesi duyduğu yöne baktı Huor yerde yatıyordu, siniri geçti birden sağa sola saldırırken arkadaşı ölmüştü. Büyütme büyüsününde etkisinin geçmesiyle küçülerek yere çöktü, yorgundu ve üzgündü."Ölüme ben de çare bulamam, Yenedithas... En azından şimdilik,"
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Özgündü.
" Napıcaz, onu burda mı bırakıcaz? Hayır. Darthu nerde? "
Etrafa baktı. Huor'un bedenini sarsmadan kafasını yere bıraktı. Asasını baston gibi yere bastırdı.
" Girmeden önce aşağıdan bir ses duymuştuk. Darthu tehlikede olabilir. "
" Napıcaz, onu burda mı bırakıcaz? Hayır. Darthu nerde? "
Etrafa baktı. Huor'un bedenini sarsmadan kafasını yere bıraktı. Asasını baston gibi yere bastırdı.
" Girmeden önce aşağıdan bir ses duymuştuk. Darthu tehlikede olabilir. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
"Dartu aşağıya indi. Geçen sefer sen bu dev timsahın saldırısına uğradığında seni kurtarmak için neredeyse kendisi ölüyordu. Aslında hepimiz seni kurtarmak için ölüyorduk! Artık başka bir süpriz ile karşılaşmamızı istemiyor belliki."
Sesinde hala biraz halsizlik vardı. Bu kadar yaralıyken hareket etmek istemiyordu. Kendisini büyüsel olarak iyileştirmeden önce Olafın ne diyeceğini duyması en yisiydi şu anda. Ancak en azından etraftan eşyalarımı toplayayım diyerek kolyesinden gelen güç ile asasını kendisne doğru çekti. Sonra kalkıp yerine yerleştirdi ve aklına kertenkele adamlar geldi.
"İçinizde bizim dilimizi bilen var mı?"
dedi hepsine hitaben.
Sesinde hala biraz halsizlik vardı. Bu kadar yaralıyken hareket etmek istemiyordu. Kendisini büyüsel olarak iyileştirmeden önce Olafın ne diyeceğini duyması en yisiydi şu anda. Ancak en azından etraftan eşyalarımı toplayayım diyerek kolyesinden gelen güç ile asasını kendisne doğru çekti. Sonra kalkıp yerine yerleştirdi ve aklına kertenkele adamlar geldi.
"İçinizde bizim dilimizi bilen var mı?"
dedi hepsine hitaben.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Wulfgar'ın yanına doğru yürüyüp dışarıya baktı. Kavga daha bitmemişti.
" Wulfgar harikaydın. Sana küçük bir büyü yapıcam. Savaş bitmemiş olabilir. "
Elini çevirip, wulfgara dokundurdu.
* Mage armor
" Siz söyleyin bakalım, bize saldırıcak mısınız? "
Kristalini çıkarıp kertenkeleyi sorgulamaya başladı: " Konuş. "
" Wulfgar harikaydın. Sana küçük bir büyü yapıcam. Savaş bitmemiş olabilir. "
Elini çevirip, wulfgara dokundurdu.
* Mage armor
" Siz söyleyin bakalım, bize saldırıcak mısınız? "
Kristalini çıkarıp kertenkeleyi sorgulamaya başladı: " Konuş. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Wulfgar çok kötü durumdaydı, zorla ayağa kalktı ellerini dizlerine koymuş nefes nefese zor konuşuyordu.
"Seni aptal büyücü! Hala o lanet küreyle oynuyorsun, fazla büyü yapmaktan beynin sulandı herhalde. Senin aceleciliğin yüzünden Huor öldü! Anlamadıysan bir daha söyliyeyim Ã?LDÃ?!"
"Seni aptal büyücü! Hala o lanet küreyle oynuyorsun, fazla büyü yapmaktan beynin sulandı herhalde. Senin aceleciliğin yüzünden Huor öldü! Anlamadıysan bir daha söyliyeyim Ã?LDÃ?!"
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Wulfgar içinden Yenendithas'ın haklı olduğunu biliyordu ama kabul etmek istemiyordu.
Dönüp dev khalut'a tekme attı ama o kadar halsizdiki yaratığı yerinden bile kıpırdatamadı bu tekme. Sonra tekrar çöktü, artık hiç hali kalmamıştı.
"Benim kıpırdayacak halim yok şurada iki dakka dinleneyim."
Dönüp dev khalut'a tekme attı ama o kadar halsizdiki yaratığı yerinden bile kıpırdatamadı bu tekme. Sonra tekrar çöktü, artık hiç hali kalmamıştı.
"Benim kıpırdayacak halim yok şurada iki dakka dinleneyim."
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Olaf'ın şifa veren duası sonuunda acıları biraz daha azaldı. Mennettar bir sesle,
"Saol Olaf."
Sonra tam Wulfgar'a yardım edecekti ki Yenenditas'ın çıkarttığı bir kristal küreyi fark etti. Kertenkele adalardan birine küreyi tutuyordu.
Sonrasında Wulfgar'ın sözlerini duydu.Dalgın gibi bir sesle
"Huor'u sen öldürmedin ama teknik olarak ölümünde en fazla pay senin. Seni kurtarmak için bu tehliklere atıldık. Huor...."
Sözlerini yuttu. ancak şimdi aklı o k-ritakl küreye takılmıştı. Gördüğü hiç bir büyülüye benzemeyen bir havası vardı sanki.
(Küreye: artificier knowledge)
"Saol Olaf."
Sonra tam Wulfgar'a yardım edecekti ki Yenenditas'ın çıkarttığı bir kristal küreyi fark etti. Kertenkele adalardan birine küreyi tutuyordu.
Sonrasında Wulfgar'ın sözlerini duydu.Dalgın gibi bir sesle
"Huor'u sen öldürmedin ama teknik olarak ölümünde en fazla pay senin. Seni kurtarmak için bu tehliklere atıldık. Huor...."
Sözlerini yuttu. ancak şimdi aklı o k-ritakl küreye takılmıştı. Gördüğü hiç bir büyülüye benzemeyen bir havası vardı sanki.
(Küreye: artificier knowledge)
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Kollarını iki yana açarak yüzünde şaşkın bir ifadeyle
"Aslında bilmiyorum. Anlamıyorumda."
Ellerinden biri şimdi merdiveni gösteriyordu.
"Buraya hızla çıktın, grupla konuşmadan, düşünmeden, ve Dartu'nun da seni takip etmesine sebep olarak."
Merdiveni göstermeyen elinin parmağı göğsüne darbeler indirirken
"Merdivenden çıktığımızda gördüğüm manzara kanımı dondurdu! Sen kanlar içinde timsahın yanında baygındın. Dartu timsahın biraz ilerisinde senin gibi kanlar içinde ve ölüyordu! Wulfgar size yetişmek için hızla çıktığında o koca yaratığın darbelerinden neredeyse devriliyordu. Bunların hepsi gözlerim önünde oldu!"
Aynı eli ile tek tek adı geçenlerin ilk kez buraya çıktığında durdukları yeri gösterererek konuşmasını destekliyordu. Olaf'ı gösterdi bu sefer ama sesi titremeye başlamıştı
"O koca yaratığın dibine kadar giren Olaf oldu. Seni kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye attı. Ölüyordu! Bende ölüyordum. Wulfgar da. Dartu da! Sen de!"
Huor'u gösterdi bu sefer. Diğerlerinden farklı olarak o artık nefes almıyordu. O yerde elinde sıkı sıkıya tuttuğu yayı ile, yüzünde görmeye alışık olunmayan bir umutsuzluk bir üzüntü ile kaskatı kesilmiş yatıyordu.
"Huor öldü. Huor öldü ve bu grup da ölüyordu. Kardeşliğimiz sen hızla yukarı çıktın diye peşinden giderken ölüyordu. Senin için."
Eli artık Yenenditas'ı işaret ediyordu. Yüzünde ise çaresiz bir bakış vardı. Sanki yalvarıyordu. Onun kafasını toparlaması ve düşünmesi için yalvarıyordu.
"Yeneditas. Huor senin hayatının kurtulması için kendi hayatını verdi. Neredeyse Jergal'in defterine adımız kazınıyordu! Anlamıyor musun? Bunun sorumluluğunu dahi kabullenemiyor musun?"
Başı aşağıya eğildi.
"O zaman sadece bana şunu söyle."
Sesi biraz kendine geldi. Sonra daha biraz daha güçlü, kararlı hava!
"Neden yukarıya koştun? Neden acele ettin?"
Yenenditas, Benjaminin gözlerine bakacak olursa o hırsı ve kararlığı rahatlıkla okuyabilirdi.
"Aslında bilmiyorum. Anlamıyorumda."
Ellerinden biri şimdi merdiveni gösteriyordu.
"Buraya hızla çıktın, grupla konuşmadan, düşünmeden, ve Dartu'nun da seni takip etmesine sebep olarak."
Merdiveni göstermeyen elinin parmağı göğsüne darbeler indirirken
"Merdivenden çıktığımızda gördüğüm manzara kanımı dondurdu! Sen kanlar içinde timsahın yanında baygındın. Dartu timsahın biraz ilerisinde senin gibi kanlar içinde ve ölüyordu! Wulfgar size yetişmek için hızla çıktığında o koca yaratığın darbelerinden neredeyse devriliyordu. Bunların hepsi gözlerim önünde oldu!"
Aynı eli ile tek tek adı geçenlerin ilk kez buraya çıktığında durdukları yeri gösterererek konuşmasını destekliyordu. Olaf'ı gösterdi bu sefer ama sesi titremeye başlamıştı
"O koca yaratığın dibine kadar giren Olaf oldu. Seni kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye attı. Ölüyordu! Bende ölüyordum. Wulfgar da. Dartu da! Sen de!"
Huor'u gösterdi bu sefer. Diğerlerinden farklı olarak o artık nefes almıyordu. O yerde elinde sıkı sıkıya tuttuğu yayı ile, yüzünde görmeye alışık olunmayan bir umutsuzluk bir üzüntü ile kaskatı kesilmiş yatıyordu.
"Huor öldü. Huor öldü ve bu grup da ölüyordu. Kardeşliğimiz sen hızla yukarı çıktın diye peşinden giderken ölüyordu. Senin için."
Eli artık Yenenditas'ı işaret ediyordu. Yüzünde ise çaresiz bir bakış vardı. Sanki yalvarıyordu. Onun kafasını toparlaması ve düşünmesi için yalvarıyordu.
"Yeneditas. Huor senin hayatının kurtulması için kendi hayatını verdi. Neredeyse Jergal'in defterine adımız kazınıyordu! Anlamıyor musun? Bunun sorumluluğunu dahi kabullenemiyor musun?"
Başı aşağıya eğildi.
"O zaman sadece bana şunu söyle."
Sesi biraz kendine geldi. Sonra daha biraz daha güçlü, kararlı hava!
"Neden yukarıya koştun? Neden acele ettin?"
Yenenditas, Benjaminin gözlerine bakacak olursa o hırsı ve kararlığı rahatlıkla okuyabilirdi.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Yukarıda şiddetli bir tartışma olurken Darthu sessizce en alt kata iner ve araştırma yapar.
Yaklaşık on dakika etrafı araştırır buradan bir geçit olduğuna emindir. (Search Take 10) En sonunda taş bir duvarın çok az hareket ettiğini farkeder, bunu çalıştırırsa duvarın dönüp onu karşı tarafa geçireceği bellidir. Ne yapacağına karar vermeye çalışır, bu tür mekanizmaların gürültülü bir şekilde çalışacağından haberdardır.

Yaklaşık on dakika etrafı araştırır buradan bir geçit olduğuna emindir. (Search Take 10) En sonunda taş bir duvarın çok az hareket ettiğini farkeder, bunu çalıştırırsa duvarın dönüp onu karşı tarafa geçireceği bellidir. Ne yapacağına karar vermeye çalışır, bu tür mekanizmaların gürültülü bir şekilde çalışacağından haberdardır.

.
"Yeter artık tartışmayı kesin. Herkes hata yapar ve hepimiz buraya gelirken tehlikenin farkındaydık. Daha uygun bir zamanda tartışırız bu konuları. Üstelik Huor için henüz çok geç değil, yaşama döndürülebilir. Onu en yakın tapınağa götürelim, yetkin bir rahip tekrar diriltebilir Huor arkadaşımızı," der Olaf.
.
"Yeter artık tartışmayı kesin. Herkes hata yapar ve hepimiz buraya gelirken tehlikenin farkındaydık. Daha uygun bir zamanda tartışırız bu konuları. Üstelik Huor için henüz çok geç değil, yaşama döndürülebilir. Onu en yakın tapınağa götürelim, yetkin bir rahip tekrar diriltebilir Huor arkadaşımızı," der Olaf.
.
"Tek başıma gitmektense, diğerlerine haber vermek daha iyi olabilir. Sanırım kendilerini toplamışlardır."
Sessizce geldiği gibi gitti. Arkdaşlarının olduğu odaya geldiğinde gerçekten kendilerini topladıklarını gördü. Hafifçe fısıldadı.
"Aşağıda gizli bir geçit var. Ama açılırken ses yapacağından şüpheliyim. Eğer iyiseniz göz atmak isteyebileceğinizi düşündüm?"
Sessizce geldiği gibi gitti. Arkdaşlarının olduğu odaya geldiğinde gerçekten kendilerini topladıklarını gördü. Hafifçe fısıldadı.
"Aşağıda gizli bir geçit var. Ama açılırken ses yapacağından şüpheliyim. Eğer iyiseniz göz atmak isteyebileceğinizi düşündüm?"

Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests