Karargaha Hoşgeldiniz!

Her tür taktik, zırh, silah ve savaşçıları ilgilendiren konular için...
Constantine
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3
Joined: Sun Mar 11, 2007 10:00 am
Location: Fark eder mi ?
Contact:

Post by Constantine »

gogologo wrote:mrb ben oyuna yeni basladim bana biraz anlatirmisiniz
Dostum kendini bir karargaha giriyomuşsun gibi farzet ve olayların akışına göre küçük rp ler yaz :wink:
shalafi666
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 25
Joined: Sat Jan 13, 2007 10:00 am
Contact:

Post by shalafi666 »

hey heeey biri buraya baksın.
lanet bir kender haritasıyla bu karargahı bulabilmek için krynn in yarısını dolaştım.bir yüksek büyücülük kulesi ki yine kapıkulbu bir kender yüzünden,iki iç deniz ki beni deniz tutar ve okyanus olması gereken bitmek bilmeyen bir çöl geçtim.at dedikleri lanetlenmiş eşek üzerinde hesabını tutamadığım kadar gün dönümü geçti ki yoldayım.

-derin bir nefes alır.

pardon nezaket kurallarını hatırlayamayacak kadar da açım.lütfen özürümü kabul edin.

-tek dizinin üzerine düşer,boyundan uzun çift elli baltasına dayanarak dik durmaya çalışır ama başaramaz.

reorx aşkına bana bu gece için yemek ve bir şilte yarın için turfandalık hobgoblin verin.

der ve bayılır.
slickblade
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 182
Joined: Sun Dec 24, 2006 10:00 am
Location: Eskisehir
Contact:

Post by slickblade »

Kapı zarif bir uyuşuklukla gıcırdayarak açıldı. Ã?elik zırhının içinde dimdik duran bir insan savaşçı; Draven İkiyolcu, keyifli bir şekilde gözüne kestirdiği masaya doğru süzüldü. Oturduktan sonra ilk olarak çelik kaskını çıkararak temiz tıraşlı yüzünü açığa vurdu.

Saçları kısa ve özenle taranmıştı. Sonra çantasından iyice sarmalanmış kısa, kalın bir cisim çıkardı. Sargıyı açmak için sabırsızlığını bastırmakta güçlük çekiyormuş gibi gözüküyordu.

Ne zaman yeni bir silahı olsa böyle aceleci olurdu incelemek için. Onu çift kılıç kullanmaya iten şey de bu silah hayranlığı değil miydi zaten...
Gaara of the Sand
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 171
Joined: Fri Mar 23, 2007 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by Gaara of the Sand »

Zaudre bu tahtadan magranın önüne geçti tüm cesaretini toplayıp içeri girdi.kumaşlara sarılmış bir şeyleri açan savaşçıyı parmagıyla gösterip sanki çok olagan dışı birşey görmüş gibi bagırarak "nehirden gelmiş sen parlak taş giyiyorsun."
<strong><em>Moedasu youna atsu tamaschi !</em></strong>
User avatar
mathius
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 241
Joined: Mon Jun 05, 2006 10:00 am
Contact:

Post by mathius »

kapı açılır pulla kaplı zırhı, elinde koca kılıcı, etrafın karanlığına uyan siyah saçlar.
Sonra o siyahlığın ve beyaz tenin içinde bir renk, mavi.Mavi gözlü savaşçı yürüyerek gelir,
Savaşçı, etrafına tehditkarca bakar, bir eli kılıcında diğer eli ise elini kılıcını iki eliyle kavramasını kısa sürede tamamlayacak ama bir yandan da başka yönlerden gelen bir tehditi daha hızlı şekilde yakalamak için eli açıktadır,kişinin üstündeki herşey oldukça düzenli ve tertiplidir.
Sonra sert bir ses " İyi Günler! Burada savaşçılar kalırmış doğru mu?Yemek var mıdır?Bir vampir kadar kana susamış, bir Kurtadam kadar acıkmışımdır da"

köşelerde bir yer arar, biraz karanlık bir yeri tercih eder, karanlık yerdeki tozların bir kısmını silkeler, sonra etrafına bakınır. Kişinin somurtması onun aslında yemek için bile konuşmak istemediğini açıklamış gibidir.
User avatar
Awaken_Legend
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 9
Joined: Wed Jul 11, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Awaken_Legend »

Paçavraya benzeyen bir cübbeye bürünmüş adam bu devasa yapıya adım adım yaklaşırken kapının açık olduğunu farketmişti..Kapının hemen iç tarafında bir figur duruyordu. Yaklaştıkca figürün savunmacı bir duruş almış olduğunu farketti ve ardından şu sözleri duydu.
mathius wrote:." İyi Günler! Burada savaşçılar kalırmış doğru mu?Yemek var mıdır?Bir vampir kadar kana susamış, bir Kurtadam kadar acıkmışımdır da"
"Vampir kadar kana susamış ve kurtadam kadar acıkmış mı" diye içinden geçirdi. Kafasında oluşan sorfa bir sürahi kan ve bir tabak doluşu çiğ et den oluşmaktaydı.. buları kafasından geçirirken cübbesinin altından yarım ağızla gülümsedi.

Yüzü görünmüyordu, belliki görünmesini istemiyordu...içeri adım attığında ayağındaki plaka zırhın taş zemine çarpışı içeride yankılandı.Üzerinde yırtık pırtık kahverendi bir cübbe ve sırtındaki Bastard swordden başka birşey görünmüyordu.. Hafif kambur duruşuna rağmen oldukça uzun boylu görünüyordu ve yürüyüşünü gören olduysa sağ ayağı hafifce aksıyor gibiydi..

Yaklaştı ve sessizliğini korudu, birinin diğer adama cevap verip vermeyeceğini merak ediyordu..
User avatar
mathius
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 241
Joined: Mon Jun 05, 2006 10:00 am
Contact:

Post by mathius »

"Yemek, şimdi istiyorum! Et ve bira, buraya bakabilecek kadar yürekli biri yok mudur yoksa?Ya da benim gibi bir savaşçıyı aç mı bırakırsınız?"
dfunk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 504
Joined: Tue Dec 21, 2004 10:00 am
Contact:

Post by dfunk »

o sırada diğer askerler ile ilgilenen dalgalı saçları yere değen uzun boylu adam et ve bira isteyen adama dönerek; "Yemek istiyorsan bir hana git!Burası bir karakhgah ve ben buranın kumandanı olarak bu gibi densizliklere izin veremem şimdi geldiğin kapıdan dışarı çık ve bir asker gibi tekrar gir!" konuşan Dfunk adlı savaşçıydı bin silahın efendisi ve kendi alanında saygısızlığa tahammül göstermezdi.
User avatar
thundil
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 12
Joined: Fri Nov 30, 2007 10:00 am
Contact:

Post by thundil »

O arada içeri yeşil pelerinli bir elf girdi.Sağ kolundan kan sızıyordu.Anlaışılan bir çatışmadan çıkmıştı.Yayı çok güzel ve kullanışlı gözüküyordu.Anlaşılan zengin bir elfti.Köyleri orklar tarafından yakılmış ve yıkılmıştı.Bir masaya oturur.Biraz su ister.Bir elf şarkısı söylemye başlar.şarkıyı söylemeye başladıktan 1 dk sonra bütün gözler ona çevrilmiştir.Herkez farklı farklı düşünceler içerisindeydi bu elf için.
User avatar
mathius
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 241
Joined: Mon Jun 05, 2006 10:00 am
Contact:

Post by mathius »

İyi o zaman büyük hürmetli adam ama beni asla bu şehirde kılıç kuşanmamı isteme bir milyon altın da versen asla uğramam zaten!
User avatar
draft
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1
Joined: Wed May 14, 2008 10:00 am
Contact:

Post by draft »

Hanın kapısı açıldıgında içeri cücelere nazaran daha uzun boylu bir cüce içerisini hayat tecrübesinin de el verdigi bir bilgelikle inceledi. Burnundan derin derin soluyordu. Yorgun oldugu her halinden belliydi. İçeri yavas ama kendinden emin adımlarla ilerledi. Sırtında kadim cüce işçiliginin en yüce örneklerinden biri olan gümüş ve platin karisimi karanlikta bile hafifce parlayan kazasindan büyülü oldugu anlasilan bi balta tasiyordu. sol koltugunun altinda cüce işçilinden uzak elf işi bir miğfer taşiyordu. Miğferin üzerindeki çiziklerden bu cücenin çok savaş ve kan gördüg anlaşılıyordu. mum ışığında zırhının çelik parçaları parlıyordu. Cüce Hrolf kendinden emin adımlarla en yakın boş masaya oturdu ve bilgelik dolu gözleriyle handakileri inceledi. hancıdan biri buyuk bardak cüce birası isteyip dinlenmeye başladı ve handa dönen muhabbete kulak verdi.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests