Kardeşlik (Oyun)
Olaf transa geçmiş ve duasını yapmıştı.
Aklında şu kelimeler yankılandı. "Rahatlık ve Sıkıntı"
Wulgar kısa bir vedalaşmadan sonra yedek atda alıp yola koyuldu. Yolculuğu sorunsuz geçti atı yoruldukça değiştiriyor, elinden geldiğince hızlı Epoh'a ulaşmaya çalışıyordu. Yedi günün sonuda Epoh'a ulaştı, Naolas'ın malikanesine gitti ilk olarak. Olanları olabildiğince detaylı olarak anlattı. Naolas Nemhir'in kaybına çok kederlendi.
"Değerli birini daha kaybettik, çök üzücü."
Sonrasında Kragash'ın ayrıldığını duyduğunda ise pek renk vermesede çok sarsıldığını farketti Wulfgar. Heykelleri ve koordinatları bulduklarını ekleyerek hikayesini bitirdi.
"Demek Amonteb'in bir sırrını çözdünüz ha? İnanılmaz gerçekten inanılmaz.
Demek yer Suzail'de. Tamam şimdi sen geri dön, Nemhir'in kulesini karargah olarak kullanacağız bir süre. Suzail'de belirtilen noktaya gidin ama dikkatli olun tuzaklar ya da gardiyanlar olabilir. Bu arada Huor'un kalemi kuvvetlidir, o yaşadığınız, başınızdan geçen her şeyi not etsin."
Wulfgar biraz dinlendikten sonra tekrar yola koyuldu.
Kulede Wulfgar gideli onbeş gün olmuştu, bu sırada Huor ve Olaf kasabaya inip olanları anlatmış her şeyin yoluna girdiğini söylemişlerdi. Olaf zombileri huzura kavuşturacak dualarını yapmış, onların kasaba mezarlığına tekrar gömülmesine yardımcı olmuştu.
Darthu kuleyi adım adım gezmiş ve en nihayetinde kütüphaneden mahzene inilen gizli bir geçit bulmuştu. Bu mahzen özel bir kitaplıktı. Yenenthidas'la buradaki kitapları, belgeleri, eşyaları araştırdılar. Buradaki her eşya Amonteb diye biriyle bağlantılıydı. Yenenthidas bu kişinin kudretli bir büyücü olduğunu ve sembolünün kumlardan yapılmış gibi duran bir spiral olduğunu keşfetti. Bu sembolü getirdikleri kitabın kapağında gördüğünü hatırladı koşarak kitabın olduğu yere gittiler. Kendi çalışmaları yüzünden vakit ayırıp kitaba bakmamıştı. İçini açıp baktıklarında kitabın bütün sayfalarının boş olduğunu gördüler.
Aklında şu kelimeler yankılandı. "Rahatlık ve Sıkıntı"
Wulgar kısa bir vedalaşmadan sonra yedek atda alıp yola koyuldu. Yolculuğu sorunsuz geçti atı yoruldukça değiştiriyor, elinden geldiğince hızlı Epoh'a ulaşmaya çalışıyordu. Yedi günün sonuda Epoh'a ulaştı, Naolas'ın malikanesine gitti ilk olarak. Olanları olabildiğince detaylı olarak anlattı. Naolas Nemhir'in kaybına çok kederlendi.
"Değerli birini daha kaybettik, çök üzücü."
Sonrasında Kragash'ın ayrıldığını duyduğunda ise pek renk vermesede çok sarsıldığını farketti Wulfgar. Heykelleri ve koordinatları bulduklarını ekleyerek hikayesini bitirdi.
"Demek Amonteb'in bir sırrını çözdünüz ha? İnanılmaz gerçekten inanılmaz.
Demek yer Suzail'de. Tamam şimdi sen geri dön, Nemhir'in kulesini karargah olarak kullanacağız bir süre. Suzail'de belirtilen noktaya gidin ama dikkatli olun tuzaklar ya da gardiyanlar olabilir. Bu arada Huor'un kalemi kuvvetlidir, o yaşadığınız, başınızdan geçen her şeyi not etsin."
Wulfgar biraz dinlendikten sonra tekrar yola koyuldu.
Kulede Wulfgar gideli onbeş gün olmuştu, bu sırada Huor ve Olaf kasabaya inip olanları anlatmış her şeyin yoluna girdiğini söylemişlerdi. Olaf zombileri huzura kavuşturacak dualarını yapmış, onların kasaba mezarlığına tekrar gömülmesine yardımcı olmuştu.
Darthu kuleyi adım adım gezmiş ve en nihayetinde kütüphaneden mahzene inilen gizli bir geçit bulmuştu. Bu mahzen özel bir kitaplıktı. Yenenthidas'la buradaki kitapları, belgeleri, eşyaları araştırdılar. Buradaki her eşya Amonteb diye biriyle bağlantılıydı. Yenenthidas bu kişinin kudretli bir büyücü olduğunu ve sembolünün kumlardan yapılmış gibi duran bir spiral olduğunu keşfetti. Bu sembolü getirdikleri kitabın kapağında gördüğünü hatırladı koşarak kitabın olduğu yere gittiler. Kendi çalışmaları yüzünden vakit ayırıp kitaba bakmamıştı. İçini açıp baktıklarında kitabın bütün sayfalarının boş olduğunu gördüler.
Wulfgar kapıdan girerken bağırdı:
"Onca yol gittim geldim, hala kimse şu kapıyı tamir etmedi mi? Hala o kitaplara bakıyorsunuzdur herhalde.
Gelinde öğrendiklerimi anlatayım."
Wulfgar hepsiyle selamlaştıktan sonra yolda başına gelenleri ve Naolas'ın söylediklerini kısaca anlattı.
"Gerçi yol yorgunuyum ama isterseniz yola tekrar çıkabilirim. Üstelik öğrendiğime göre Suzail bayağı büyük bir şehirmiş oradan istediğimiz gibi zırh, kılıç filan da bulabiliriz."
"Onca yol gittim geldim, hala kimse şu kapıyı tamir etmedi mi? Hala o kitaplara bakıyorsunuzdur herhalde.
Gelinde öğrendiklerimi anlatayım."
Wulfgar hepsiyle selamlaştıktan sonra yolda başına gelenleri ve Naolas'ın söylediklerini kısaca anlattı.
"Gerçi yol yorgunuyum ama isterseniz yola tekrar çıkabilirim. Üstelik öğrendiğime göre Suzail bayağı büyük bir şehirmiş oradan istediğimiz gibi zırh, kılıç filan da bulabiliriz."
.
"Evet, ne zamandır hareketsiz kaldım, şöyle maceralara gebe bir yolculuk iyi olacak gerçekten," dedi Oalf.
"Ben hazırım çocuklar, ne zaman isterseniz yola çıkabilirim."
"Wulfgar, seni her gördüğümde şu adelelerin daha da şişiyor, yakında dev gibi olacaksın, hah hah. Dikkat et de gücün Tanrıları kıskandırmasın! Baksana istersen benim çantamdan bir kaç eşyayı seninkine aktaralım, ne de olsa senin için bunlar ağırlık bile sayılmaz, hem taşırken kasların daha iyi gelişir, ne dersin?"
"Evet, ne zamandır hareketsiz kaldım, şöyle maceralara gebe bir yolculuk iyi olacak gerçekten," dedi Oalf.
"Ben hazırım çocuklar, ne zaman isterseniz yola çıkabilirim."
"Wulfgar, seni her gördüğümde şu adelelerin daha da şişiyor, yakında dev gibi olacaksın, hah hah. Dikkat et de gücün Tanrıları kıskandırmasın! Baksana istersen benim çantamdan bir kaç eşyayı seninkine aktaralım, ne de olsa senin için bunlar ağırlık bile sayılmaz, hem taşırken kasların daha iyi gelişir, ne dersin?"
Wulfgar kısa bir kahkaha attı.
"Herzamanki gibi taşıyacağından fazla yüklendin değilmi? Tabii ver taşırım. Ne yaptınız büyülü eşya filan buldunuz mu bari?
Madem burayı kullanacağız odaları filan paylaşalım, ben girişe yakın bir oda seçeyimde gelenden ilk benim haberim olsun. Gerçi bu çürümüş ceset kokusu hala geçmemiş labaratuarda lavanta filan üretseydin bari."
Aslında arkadaşları onun hassas burnunun aldığı kokuyu almıyorlardı bu söylediğine oldukça şaşırdılar.
Bir kenara otururken söylendi.
"Suzail'e gidelim kendime güzel bir zırhla bir de balta alacağım. Kahrolası zombiler gürzle ezilmiyor."
"Herzamanki gibi taşıyacağından fazla yüklendin değilmi? Tabii ver taşırım. Ne yaptınız büyülü eşya filan buldunuz mu bari?
Madem burayı kullanacağız odaları filan paylaşalım, ben girişe yakın bir oda seçeyimde gelenden ilk benim haberim olsun. Gerçi bu çürümüş ceset kokusu hala geçmemiş labaratuarda lavanta filan üretseydin bari."
Aslında arkadaşları onun hassas burnunun aldığı kokuyu almıyorlardı bu söylediğine oldukça şaşırdılar.
Bir kenara otururken söylendi.
"Suzail'e gidelim kendime güzel bir zırhla bir de balta alacağım. Kahrolası zombiler gürzle ezilmiyor."
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
" İyi fikir. " Gülümseyerek gelen yarıelf, 2 haftadır çalışmasının ve gizli kütüphaneyi bulmasının yanında çok heyecanlı görünüyordu. Wulfgara sarıldı. Simyacı arkadaşını ziyaret edememişti onca çalışma arasında. Onunla da tokalaştı. Daha çok darthu'yla birlikteydi, yenendithas.
" Sen yokken buranın altını üstüne getirdik, ama hala işim vardı. Hadi gelin, bulduklarımı gösterim. " onları çalışma odasına çağırdı.
Yenendithas yürürken;
" Babam üzüldü mü? Suzaile gidicez demek, şu Amonted için, bu büyücü baya gizemli biri. " diye sordu, Wulfgar'a. Ellerini birbirine sürtü sevinçten.
" Kitapta boş, çıktı. "
" şimdi. " Masadaki eldiveni, darthu'ya uzattı.
" Bunun üzerindeki büyü sana göre. Sonra, bu pelerin var. " Sırtına geçirdi.
" Evet, birkaç iksir daha bulduk. Bunları olaf anlatabilir. " İksirleri dağıttılar. Masadaki ayakkabıları, wulfgara uzattı.
" Zıplamana yardımcı olucak, begenirsin. "
" Huor, senin ki de bu! Halkın ilgisini artırır sana , gereği de yok ya! " Güldü. Eşyayı uzattı.
" Tamam, Ben yanıma aldım, hazırım. " Kulede bulduğu asalar, yeni giydiği pelerinin altından gösterdi.
" Bu şatoya birini göndericekler dimi? Hemen mi gitmemiz gerekiyor. " Parşomenlerini küçük kutusuna özenle yerleştirdi.
" Sen yokken buranın altını üstüne getirdik, ama hala işim vardı. Hadi gelin, bulduklarımı gösterim. " onları çalışma odasına çağırdı.
Yenendithas yürürken;
" Babam üzüldü mü? Suzaile gidicez demek, şu Amonted için, bu büyücü baya gizemli biri. " diye sordu, Wulfgar'a. Ellerini birbirine sürtü sevinçten.
" Kitapta boş, çıktı. "
" şimdi. " Masadaki eldiveni, darthu'ya uzattı.
" Bunun üzerindeki büyü sana göre. Sonra, bu pelerin var. " Sırtına geçirdi.
" Evet, birkaç iksir daha bulduk. Bunları olaf anlatabilir. " İksirleri dağıttılar. Masadaki ayakkabıları, wulfgara uzattı.
" Zıplamana yardımcı olucak, begenirsin. "
" Huor, senin ki de bu! Halkın ilgisini artırır sana , gereği de yok ya! " Güldü. Eşyayı uzattı.
" Tamam, Ben yanıma aldım, hazırım. " Kulede bulduğu asalar, yeni giydiği pelerinin altından gösterdi.
" Bu şatoya birini göndericekler dimi? Hemen mi gitmemiz gerekiyor. " Parşomenlerini küçük kutusuna özenle yerleştirdi.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Darthu Yenenthidas'ın asasını görerek sordu:
"Ã?ırak olan büyücü bu asa sayesinde diriltmemiş miydi ölüleri?"
.
Olaf Darthu'nun işaret ettiği asaya baktı; asanın kötücül gücünü hissediyordu adeta. Ciddi bir yüz ifadesiyle Yenendithas’ın dikkatini çekerek konuştu: “Yenendithas, bu tılsımlı asa kötülük, musibet, uğursuzluk, belâ, dert, zarar, ve günahı temsil ediyor. Bunu ne bizden biri kullanmalı, ne de başkasının eline geçmeli. O yüzden derhal o asayı yok etmeliyiz Yenendithas!”
.
"Ã?ırak olan büyücü bu asa sayesinde diriltmemiş miydi ölüleri?"
.
Olaf Darthu'nun işaret ettiği asaya baktı; asanın kötücül gücünü hissediyordu adeta. Ciddi bir yüz ifadesiyle Yenendithas’ın dikkatini çekerek konuştu: “Yenendithas, bu tılsımlı asa kötülük, musibet, uğursuzluk, belâ, dert, zarar, ve günahı temsil ediyor. Bunu ne bizden biri kullanmalı, ne de başkasının eline geçmeli. O yüzden derhal o asayı yok etmeliyiz Yenendithas!”
.
Huor bütün bu süre boyunca, iki yahut üç büyü öğrenebilmişti.Wulfgar'a baktı.
*Dostum özlemişim seni, en son hatırladığım, beynimin parçalarının üzerinden atlayan bir canavardı.Özlemişim seni.*
Sonra Yenendithas'ın verdiği şeyi aldı.
*Sanırım teşekkür etmem gerekiyor.*
Sonra da kısık sesle:
*Olaf, sanırım sana da teşekkür etmem gerekiyor.*
Ardından tekrar neşelendi.
*Ee, yola ne zaman çıkıyoruz?*
*Dostum özlemişim seni, en son hatırladığım, beynimin parçalarının üzerinden atlayan bir canavardı.Özlemişim seni.*
Sonra Yenendithas'ın verdiği şeyi aldı.
*Sanırım teşekkür etmem gerekiyor.*
Sonra da kısık sesle:
*Olaf, sanırım sana da teşekkür etmem gerekiyor.*
Ardından tekrar neşelendi.
*Ee, yola ne zaman çıkıyoruz?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
" Bunu kullanmamak ayrı birşey, yoketmek ayrı. Ben bir büyücüyüm, Olaf... "
" Ayrıca Mystra bundan hoşlanmaz. Yoketmeye de niyetim yok. İkinci bir kule krizi olsun istemiyorum. Burada bırakmak tehlikeli. Bu yüzden babama verene kadar yanımda tutucam. "
Eşyalarını topladı. Mystra'dan ilk bahsedişiydi, acaba kendisini duyuyormuydu, haklı mıydı? Her ne olursa, olsun. Böyle bir eşyayı yoketmenin, kendi ilimine hakaret olduğunu içinde hissediyorum. İçinden seslendi, Tanrıçaya.
(Mystra, doğru değil mi? Sonuçta büyü kötü değil, onu kullananlar öyle. Bu asa da, suç yok. )
Yenendithas, yolculuk kıyafetinin üzerine siyah pelerinini geçirmişti. Ne işe yaradığını bilmediği ama büyük güce sahip olduğunu bildiği asayı kavradı. Diğer asa pelerininin içinde duruyordu.
" Geride kalan şeyleri mahzene koyalım. Keşke bir kilit büyüm olsaydı, neyse. Darthu uygun olur dimi? "
Parayı taşımakta onlara yardımcı olucaktı, ama gerek kalmadı. Asayı(lvl9) da mahzene saklanmasında, darthunun yardımını istedi.
" Ayrıca Mystra bundan hoşlanmaz. Yoketmeye de niyetim yok. İkinci bir kule krizi olsun istemiyorum. Burada bırakmak tehlikeli. Bu yüzden babama verene kadar yanımda tutucam. "
Eşyalarını topladı. Mystra'dan ilk bahsedişiydi, acaba kendisini duyuyormuydu, haklı mıydı? Her ne olursa, olsun. Böyle bir eşyayı yoketmenin, kendi ilimine hakaret olduğunu içinde hissediyorum. İçinden seslendi, Tanrıçaya.
(Mystra, doğru değil mi? Sonuçta büyü kötü değil, onu kullananlar öyle. Bu asa da, suç yok. )
Yenendithas, yolculuk kıyafetinin üzerine siyah pelerinini geçirmişti. Ne işe yaradığını bilmediği ama büyük güce sahip olduğunu bildiği asayı kavradı. Diğer asa pelerininin içinde duruyordu.
" Geride kalan şeyleri mahzene koyalım. Keşke bir kilit büyüm olsaydı, neyse. Darthu uygun olur dimi? "
Parayı taşımakta onlara yardımcı olucaktı, ama gerek kalmadı. Asayı(lvl9) da mahzene saklanmasında, darthunun yardımını istedi.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
“Bu -ölümün hizmetkarı olan- asayı babanın ne yapacağını sanıyorsun? Kardeşlik örgütünün amacı Fearun’a iyilik ve doğruluğu yaymaktır. Büyücülük ilminin bir ürünü diye, ancak kötülüğe ve sapkınlığa hizmet edebilecek bu asayı koruyacak mısın?..”Mark wrote:" Bunu kullanmamak ayrı birşey, yoketmek ayrı. Ben bir büyücüyüm, Olaf... "
" Ayrıca Mystra bundan hoşlanmaz. Yoketmeye de niyetim yok. İkinci bir kule krizi olsun istemiyorum. Burada bırakmak tehlikeli. Bu yüzden babama verene kadar yanımda tutucam. ".
“Her neyse, nasıl biliyorsan öyle yap. Ama unutma ki bir çok büyücü, bilgiye olan açlıkları ve merakları, farkında olmadan hırsa dönüştüğü için kötü yollara sapmıştır.”
.
Hepsi Suzail'e gitmeye hevesli olduğu için hazırlanıp sabah erkenden yola koyuldular.
Sohbet ederek ilerledikleri rahat ve güzel bir yolculuk oldu.
Akşama doğru Suzail'in yüksek duvarlarını gördüler. On metrelik duvarın üstünde düzenli olarak yapılmış ve içinde nöbetçiler olduğu anlaşılan burçlar vardı.

Kapıya yaklaşırken kapıda duran Cormyr askerlerinin girenleri kontrol ettiğini gördüler. Mor Ejderha sembollü asker bizimkilere de sıra gelince durdurdu.
"Silahlarınızı yandaki görevliye bildirin size bir kağıt imzalatacak. Silahlarınıza görevlinin verdiği beyaz kurdelelerden bağlayın, herhangi saldırı olursa kesinlikle silah kullanmayacaksınız, Mor Ejderleri çağıracaksınız. Herhangi bir gasp ya da hırsızlık olursa derhal Mor Ejderleri çağıracaksınız. Tanık olduğunuz bir yolsuzluk ya da usulsüzlük olursa derhal Mor Ejderleri çağıracaksınız."
Sözünü bititrdikten sonra gülümsedi.
"Suzail'e hoşgeldiniz."
Yandaki görevliye silahlarını bildirip, silah listesini içeren ve Suzail kanunlarını kabul ettiklerini bildiren kağıdı imzalayarak aldılar. Silahlarına silah çekmeyeceklerini belirten beyaz kurdelelerden bağladılar.
Hayatlarında görmedikleri kadar kalabalık bir caddeye girdiler, sağ taraflarında büyük bahçesi ve gölü olan Kraliyet sarayını gördüler. Bir çok Mor Ejder denilen Cormyr askeri ve bir kaç tane de Cormyr'in Savaş Büyücülerinden gördüler.
Yollar ve binalar çok düzenli ve temizdi, onca kalabalığa rağmen karışıklık ya da düzensizliğe rastlamadılar.
Biraz dolaştıktan sonra Altın Goblin isimli handa karar kıldılar, kendileri gibi bir çok maceracı olan büyük bir han. Hanın içerisinde üç metre goyunda hafif bir ışık veren goblin heykeli vardı. Kendilerine yer ayırttıktan sonra, alışveriş yapmak için dışarı çıktılar.
Sohbet ederek ilerledikleri rahat ve güzel bir yolculuk oldu.
Akşama doğru Suzail'in yüksek duvarlarını gördüler. On metrelik duvarın üstünde düzenli olarak yapılmış ve içinde nöbetçiler olduğu anlaşılan burçlar vardı.

Kapıya yaklaşırken kapıda duran Cormyr askerlerinin girenleri kontrol ettiğini gördüler. Mor Ejderha sembollü asker bizimkilere de sıra gelince durdurdu.
"Silahlarınızı yandaki görevliye bildirin size bir kağıt imzalatacak. Silahlarınıza görevlinin verdiği beyaz kurdelelerden bağlayın, herhangi saldırı olursa kesinlikle silah kullanmayacaksınız, Mor Ejderleri çağıracaksınız. Herhangi bir gasp ya da hırsızlık olursa derhal Mor Ejderleri çağıracaksınız. Tanık olduğunuz bir yolsuzluk ya da usulsüzlük olursa derhal Mor Ejderleri çağıracaksınız."
Sözünü bititrdikten sonra gülümsedi.
"Suzail'e hoşgeldiniz."
Yandaki görevliye silahlarını bildirip, silah listesini içeren ve Suzail kanunlarını kabul ettiklerini bildiren kağıdı imzalayarak aldılar. Silahlarına silah çekmeyeceklerini belirten beyaz kurdelelerden bağladılar.
Hayatlarında görmedikleri kadar kalabalık bir caddeye girdiler, sağ taraflarında büyük bahçesi ve gölü olan Kraliyet sarayını gördüler. Bir çok Mor Ejder denilen Cormyr askeri ve bir kaç tane de Cormyr'in Savaş Büyücülerinden gördüler.
Yollar ve binalar çok düzenli ve temizdi, onca kalabalığa rağmen karışıklık ya da düzensizliğe rastlamadılar.
Biraz dolaştıktan sonra Altın Goblin isimli handa karar kıldılar, kendileri gibi bir çok maceracı olan büyük bir han. Hanın içerisinde üç metre goyunda hafif bir ışık veren goblin heykeli vardı. Kendilerine yer ayırttıktan sonra, alışveriş yapmak için dışarı çıktılar.
Last edited by devrimk on Fri Apr 04, 2008 11:06 pm, edited 1 time in total.
Alışverişleri düşündüklerinden uzun sürdü, tekrar buluştuklarında neredeyse akşam olmuştu.
Olaf'ın önerisiyle şehrin haritasına bakmaya karar vermişlerdi
Huor Knowledge Local Check
Huor handan birileriyle sohbet ederken aldığı bilgiye göre en detaylı haritalar şehrin genel kütüphanesinde bulunuyordu. Kütüphanenin harita bölümüne girmek ise özel izne tabiydi.
Darthu'nun ısrarıyla şehri gece dolaşmaya karar verdiler. şehrin güneyinde bulunan liman kısmına gittiler. Değişik hanlara girdiler, Huor müziğiyle insanların beğenisini topladı, Wulfgar barda tanıştığı bir barbarla içki içme yarışmasına girip adamı bayıltıncaya kadar içirtti.
Yenenthidas'ın uyarısıyla dönmeye karar verdiler, saat geceyarısını bir hayli geçmişti. Karanlık sokaklarda ilerlerken hamile bir kadının koşarak önlerinden geçtiğini gördüler. Kadın nefes nefese kalmış bir halde tökezleyip yere düştü. Elerinin ve dizlerinin kan içinde kalmasına aldırmadan kalktı ve koşmaya devam etti.
Arkasından iki kişi belirdi, birinin elinde tatar yayı vardı, diğeri ise kılıcını savurarak koşuyordu. Yayı olan kadına doğru nişan aldı ve okunu bıraktı. Ok kadının başını sıyırarak yoluna devam etti. Kadın aldığı bu hafif darbeyle hiç takati kalmamış olacak ki yere yuvarlandı. Kılıcını çekmiş olan kahramanlarımıza dönüp:
"Ã?nünüze bakın ve yolunuza devam edin!" diye emretti.
Olaf'ın önerisiyle şehrin haritasına bakmaya karar vermişlerdi
Huor Knowledge Local Check
Huor handan birileriyle sohbet ederken aldığı bilgiye göre en detaylı haritalar şehrin genel kütüphanesinde bulunuyordu. Kütüphanenin harita bölümüne girmek ise özel izne tabiydi.
Darthu'nun ısrarıyla şehri gece dolaşmaya karar verdiler. şehrin güneyinde bulunan liman kısmına gittiler. Değişik hanlara girdiler, Huor müziğiyle insanların beğenisini topladı, Wulfgar barda tanıştığı bir barbarla içki içme yarışmasına girip adamı bayıltıncaya kadar içirtti.
Yenenthidas'ın uyarısıyla dönmeye karar verdiler, saat geceyarısını bir hayli geçmişti. Karanlık sokaklarda ilerlerken hamile bir kadının koşarak önlerinden geçtiğini gördüler. Kadın nefes nefese kalmış bir halde tökezleyip yere düştü. Elerinin ve dizlerinin kan içinde kalmasına aldırmadan kalktı ve koşmaya devam etti.
Arkasından iki kişi belirdi, birinin elinde tatar yayı vardı, diğeri ise kılıcını savurarak koşuyordu. Yayı olan kadına doğru nişan aldı ve okunu bıraktı. Ok kadının başını sıyırarak yoluna devam etti. Kadın aldığı bu hafif darbeyle hiç takati kalmamış olacak ki yere yuvarlandı. Kılıcını çekmiş olan kahramanlarımıza dönüp:
"Ã?nünüze bakın ve yolunuza devam edin!" diye emretti.
Huor Wulfgar'ı durdurmak istese de artık geçti.
Artık çaresizdi, Mor Ejderler onları kötü hale getireceklerdi.Ancak bir şeyler yapmalıydılar!Oturup mor ejderleri bekleyemezlerdi.
Huor birkaç büyülü söz söyledi şarkı gibi [DAZE]
Artık çaresizdi, Mor Ejderler onları kötü hale getireceklerdi.Ancak bir şeyler yapmalıydılar!Oturup mor ejderleri bekleyemezlerdi.
Huor birkaç büyülü söz söyledi şarkı gibi [DAZE]
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest