Ölüme çıkan hayat
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
(faerun olursa eğer böyle bi geçmişim olucak yoksa başka bir şeyler uydururum artık)
Darbelerden yamuk yumuk olmuş miğferini çıkartarak bir kenara fırlattı. Yerden başka bir miğfer alarak kafasına geçirdi ve biraz oynayarak kafasına tamamen oturmasını sağladı. Kollarını gererek son bir rahatlama hareketi yaptıktan sonra karşısındaki kapıya son hızıyla kafası öne eğik bir şekilde koşturmaya başladı. Ve yanındaki diğer cüceler gibi demir kapıya tüm gücüyle çapıp geri sekti. Cücenin her zamanki gibi yine başı dönmeye, kulakları çınlamaya başlamışsada aldırış etmedi. Yavaş yavaş alışıyordu, ya da yavaş yavaş hislerini kaybediyordu. Her ne idiyse yinede işine yarayacaktı...yani öyle umuyordu.
"Pöh! Siz buna saldırı mı diyorsunuz! Bununla bir goblini bile öldüremezsiniz sizi sefil cüceler sizi!" dedi Karındeşen birliğinin başı Thibbledorf Pwent. "şimdi size saldırı nasıl oluyormuş göstereyim! Ã?ekilin bakayım kenara!"
Kendini hazırlayan cüce arkasındaki duvara kadar gerileyerek gücünü topladı ve ardından hızla koşmaya başladı. Son gücüyle demir kapıya kafasını geçirdiğinde kapı içeriye doğru taktire şayan bir derecede içeri göçtü. Fakat Pwent banamısın demedi!
Başlangıç yerine dönüp tekrar tekrar kapıya kafa geçirmeye devam etti. Sonunda beşinci darbede kapı kıvılcımlar eşliğinde sonuna kadar açıldı ve cüce kendisini durduramayarak kapının karşısındaki duvarda büyük bir delik açtı. Kafasını toparlamak için hızlı bir şekilde sallayarak dışarı çıkan cüce "Heh, işte bu bir ejderhayı bile öldürürdü!" dedi gülümseyerek.
Kerdox likörünü yudumlamayı seven (ve her alkol içişinde burnu kıpkırmızı olan) neşeli bi Battlerager (!) olur kendisi. Tipik bir cüce düşüncesiyle güvenilmezlik listesinde baş çeken şeylerden biri büyücülerdir. Zaten bir Battlerager olarak kendisi dışında pek kimseyede güvenmez. Korkusuz bu cücenin tek fobisi bir yerini sakatlayıp, arkadaşları düşmanlarını avlarken onun acıyla yerde kıvranmasıdır. Ya da bir uzuvunu kaybedip bir daha asla savaşamaması...
Bir gün Bruenor Battlehammer çok önemli bir yolculuktan bahsediyordu, Kerdox ise Bruenor ile Pwent'in konuşmasına şans eseri (!) kulak misafiri olmuştu.
"Yolculuk nereye Bruenor?" dedi Pwent.
"Bu dünyadaki gelmiş geçmiş en büyük maceraya çıkıyoruz!" demişti Bruenor sadece. Battlehammer klanının başkanı olan Bruenor son zamanlarda çok mutsuz görünmesine rağmen şimdi gayet hayat dolu ve mutluydu. Kerdox'da bu gelişme karşısında sevindi. Macera demek, işte uzun zamandır beklediği şey!
Fakat ne yazıkki bu yolculuk sırasında Kerdox yolunu kaybediyor. Daha önce hiç görmediği bir ormanda dolaşırken başlıyor onun hikayesi.
Darbelerden yamuk yumuk olmuş miğferini çıkartarak bir kenara fırlattı. Yerden başka bir miğfer alarak kafasına geçirdi ve biraz oynayarak kafasına tamamen oturmasını sağladı. Kollarını gererek son bir rahatlama hareketi yaptıktan sonra karşısındaki kapıya son hızıyla kafası öne eğik bir şekilde koşturmaya başladı. Ve yanındaki diğer cüceler gibi demir kapıya tüm gücüyle çapıp geri sekti. Cücenin her zamanki gibi yine başı dönmeye, kulakları çınlamaya başlamışsada aldırış etmedi. Yavaş yavaş alışıyordu, ya da yavaş yavaş hislerini kaybediyordu. Her ne idiyse yinede işine yarayacaktı...yani öyle umuyordu.
"Pöh! Siz buna saldırı mı diyorsunuz! Bununla bir goblini bile öldüremezsiniz sizi sefil cüceler sizi!" dedi Karındeşen birliğinin başı Thibbledorf Pwent. "şimdi size saldırı nasıl oluyormuş göstereyim! Ã?ekilin bakayım kenara!"
Kendini hazırlayan cüce arkasındaki duvara kadar gerileyerek gücünü topladı ve ardından hızla koşmaya başladı. Son gücüyle demir kapıya kafasını geçirdiğinde kapı içeriye doğru taktire şayan bir derecede içeri göçtü. Fakat Pwent banamısın demedi!
Başlangıç yerine dönüp tekrar tekrar kapıya kafa geçirmeye devam etti. Sonunda beşinci darbede kapı kıvılcımlar eşliğinde sonuna kadar açıldı ve cüce kendisini durduramayarak kapının karşısındaki duvarda büyük bir delik açtı. Kafasını toparlamak için hızlı bir şekilde sallayarak dışarı çıkan cüce "Heh, işte bu bir ejderhayı bile öldürürdü!" dedi gülümseyerek.
Kerdox likörünü yudumlamayı seven (ve her alkol içişinde burnu kıpkırmızı olan) neşeli bi Battlerager (!) olur kendisi. Tipik bir cüce düşüncesiyle güvenilmezlik listesinde baş çeken şeylerden biri büyücülerdir. Zaten bir Battlerager olarak kendisi dışında pek kimseyede güvenmez. Korkusuz bu cücenin tek fobisi bir yerini sakatlayıp, arkadaşları düşmanlarını avlarken onun acıyla yerde kıvranmasıdır. Ya da bir uzuvunu kaybedip bir daha asla savaşamaması...
Bir gün Bruenor Battlehammer çok önemli bir yolculuktan bahsediyordu, Kerdox ise Bruenor ile Pwent'in konuşmasına şans eseri (!) kulak misafiri olmuştu.
"Yolculuk nereye Bruenor?" dedi Pwent.
"Bu dünyadaki gelmiş geçmiş en büyük maceraya çıkıyoruz!" demişti Bruenor sadece. Battlehammer klanının başkanı olan Bruenor son zamanlarda çok mutsuz görünmesine rağmen şimdi gayet hayat dolu ve mutluydu. Kerdox'da bu gelişme karşısında sevindi. Macera demek, işte uzun zamandır beklediği şey!
Fakat ne yazıkki bu yolculuk sırasında Kerdox yolunu kaybediyor. Daha önce hiç görmediği bir ormanda dolaşırken başlıyor onun hikayesi.
Evet beyler, 7 kişiyiz, öyleyse hikayeyi başlatayım ben, ama 3 kişilik yerimiz olsun daha.Onları daha sonradan hikayeye katabiliriz, isterseniz, hikayeyi resmen başlatayım????
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
İsim: Lugtarias
Yaş: 16
Irk: İnsan
Göz rengi : Yeşil
Saç rengi: Siyah (kısa-dağınık)
Boy: 1.73
Kilogram: 55
Korkuları: Toplumdan soyutlanmak, sevdiklerinin kendisinden çalınması
Hobileri: Ok-yay kullanmak, arp çalmak, derin düşüncelere dalmak
Devasa ormanın içi gerçekten insanın içini titretecek kadar soğuktu. Postuna sıkıca sarınmış Sagéa'nın elini tutabilmek için yanıp tutuşmasına rağmen, eğitmenlerinin gözetimi altında oldukları için bunun olanaksız olduğunun farkındaydı. Zaten bu soğuk havada kız arkadaşı Sagéa'ya elini sıcacık postunun cebinden çıkarıp kendi elini tutmasını söyleyemezdi. Kendisi ve Sagéa ile ilgili uzun bir hayal kurmaya başlamanın o an için yapılacak en iyi şey olduğuna karar kıldı. Bir süre sonra havanın ılımanlaşmaya başladığını hissetti. Bu, ormanın en derinlerine vardıklarının işaretçisiydi. Derken eğitmen Tagorat durmalarını emretti. Burada bekleyeceğiz dedi. Ã?ğrenciler arasında sorgulayıcı bir fısıldama korosu yükseldi. Derken Tagorat gür sesiyle konuşmaya başladı: Sizi buraya vahşi doğada nasıl yaşanılacağını öğrenmeniz için getirdik. Kasabamız, Laboryon'un içinde bulunduğu şu kritik günlerde hepinizin mecbur kaldığınızda yabanda yaşamayı becerebilmeniz gerek. Bunu söylerken Tagorat'ın yüzü endişeli ve sıkıntılı görünüyorudu. Burada komşu kasabamız Lakoryon'dan gelecek öğrencileri bekliyoruz. Eğitimleriniz birlikte gerçekleşecek. şimdi hepiniz serbestsiniz. Lugtarias eğitmenin konuşması biter bitmez kız arkadaşı Sagéa'ya döndü ama Sagéa'nın ''yakın arkadaşı'' Anguan ondan önce davranıp kuzuuuu hitabıyla Sagéa'yı kendisine çevirdi. Kaskatı kalan Lugtarias kederlenerek düşündü ''düpedüz rol çalıyor...''
Yaş: 16
Irk: İnsan
Göz rengi : Yeşil
Saç rengi: Siyah (kısa-dağınık)
Boy: 1.73
Kilogram: 55
Korkuları: Toplumdan soyutlanmak, sevdiklerinin kendisinden çalınması
Hobileri: Ok-yay kullanmak, arp çalmak, derin düşüncelere dalmak
Devasa ormanın içi gerçekten insanın içini titretecek kadar soğuktu. Postuna sıkıca sarınmış Sagéa'nın elini tutabilmek için yanıp tutuşmasına rağmen, eğitmenlerinin gözetimi altında oldukları için bunun olanaksız olduğunun farkındaydı. Zaten bu soğuk havada kız arkadaşı Sagéa'ya elini sıcacık postunun cebinden çıkarıp kendi elini tutmasını söyleyemezdi. Kendisi ve Sagéa ile ilgili uzun bir hayal kurmaya başlamanın o an için yapılacak en iyi şey olduğuna karar kıldı. Bir süre sonra havanın ılımanlaşmaya başladığını hissetti. Bu, ormanın en derinlerine vardıklarının işaretçisiydi. Derken eğitmen Tagorat durmalarını emretti. Burada bekleyeceğiz dedi. Ã?ğrenciler arasında sorgulayıcı bir fısıldama korosu yükseldi. Derken Tagorat gür sesiyle konuşmaya başladı: Sizi buraya vahşi doğada nasıl yaşanılacağını öğrenmeniz için getirdik. Kasabamız, Laboryon'un içinde bulunduğu şu kritik günlerde hepinizin mecbur kaldığınızda yabanda yaşamayı becerebilmeniz gerek. Bunu söylerken Tagorat'ın yüzü endişeli ve sıkıntılı görünüyorudu. Burada komşu kasabamız Lakoryon'dan gelecek öğrencileri bekliyoruz. Eğitimleriniz birlikte gerçekleşecek. şimdi hepiniz serbestsiniz. Lugtarias eğitmenin konuşması biter bitmez kız arkadaşı Sagéa'ya döndü ama Sagéa'nın ''yakın arkadaşı'' Anguan ondan önce davranıp kuzuuuu hitabıyla Sagéa'yı kendisine çevirdi. Kaskatı kalan Lugtarias kederlenerek düşündü ''düpedüz rol çalıyor...''
Sanırım CliCKs ve WeS_DeX'in karakterlerinin geçmişini istemek zorundayım, verebilecek misiniz?Eğer veremeyecekseniz, sizin için bir şeyler uydurmak zorunda kalırım, bu da iyi olmaz.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
İnsan ruhban boy 1.80 boyunda kumral saçlı yeşil gözlü hızlı düşünen aklını yerinde kullanan , çok konuşkan olmayan biri.
Geçmiş:şehirlerine bir saldırı sonucunda rahip olan babasını kaybeden Truan Delandor için acı hayat başlamıştır.Bu saldırı yüzünden çok konuşkan biri değildir.Geceleri bu konuyla ilgili kabuslar görür.Annesinide yakın zamanda kaybettiği için artık kendisini ve arkadaşlarını hayatta tutmak için elinden geleni yapar.
Geçmiş:şehirlerine bir saldırı sonucunda rahip olan babasını kaybeden Truan Delandor için acı hayat başlamıştır.Bu saldırı yüzünden çok konuşkan biri değildir.Geceleri bu konuyla ilgili kabuslar görür.Annesinide yakın zamanda kaybettiği için artık kendisini ve arkadaşlarını hayatta tutmak için elinden geleni yapar.
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Tamam aklımda şöyle bir şey var.. Hikayeyi gerçekçi kılmak için şunu yapalım diyorum, mesela:
Thief gruptaki elemanlara şaka yapıcak:
"(isim) arkalarından sessizce yaklaşıyordu
(Hide in shadows: 13+3=16 - Move silently: 5+3=8 )"
"(isim) dalmış bir şekilde önündeki közlerle oynarken bilmemneyi düşünmekteydi.
Birden bir ses duyarak arkasına döndü.
(Spot: 5+1-2 (-2 dalmış bir şekilde oturduğundan dolayı) =4 - Listen: 16+0-2=14)"
hani oyun değil ama çok abartılı hareketler yapmamızıda engeller? (illaki skill ya da feat almamıza gerek yok bu + ları çok abartılı olmayacak şekilde kendimiz verebiliriz, mesela?)
Thief gruptaki elemanlara şaka yapıcak:
"(isim) arkalarından sessizce yaklaşıyordu
(Hide in shadows: 13+3=16 - Move silently: 5+3=8 )"
"(isim) dalmış bir şekilde önündeki közlerle oynarken bilmemneyi düşünmekteydi.
Birden bir ses duyarak arkasına döndü.
(Spot: 5+1-2 (-2 dalmış bir şekilde oturduğundan dolayı) =4 - Listen: 16+0-2=14)"
hani oyun değil ama çok abartılı hareketler yapmamızıda engeller? (illaki skill ya da feat almamıza gerek yok bu + ları çok abartılı olmayacak şekilde kendimiz verebiliriz, mesela?)
Hayır Alenthas, sanırım abartılı hamleleri zarla değil de yazarak engellemeliyiz.Diyorum ya, her şey parmakların ucunda, zarlarda değil.Zar yok
Bence böylesi daha iyi.Hem eğer bir anlaşma olmazsa, zaten hikayenin manası kalmaz.Zar olsa, FRP olur 
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Evet, önce Elessar yazdım, sonra farkettim
Bu arada, isteyenler bir şey yapacakları zaman, kendi hallerinde zar atıp, ne yapacaklarına o şekilde karar verebilirler.Sadece yön vermek amaçlı yani,
Bu arada, isteyenler bir şey yapacakları zaman, kendi hallerinde zar atıp, ne yapacaklarına o şekilde karar verebilirler.Sadece yön vermek amaçlı yani,
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Karakterim ve gecmisim;
Donaef Loaroam.
1.75 boy-60kg.19 yas.
Acık Tenli(Normalden biraz daha beyaz),Siyah Saclı,Kahverengi Gözlü,Sıradan bir insan.
Thief (Rogue ile karıstırılmasın sadece "Hırsız" kendisi)
Donaef Loaroam bir cok insana göre aynı fakat cok fazla sevimli bir yüz ifadesine sahip.Uzaktan gören bir cok kişi,Donaef'ın kötülügü bırak bir karınca bile incitemeyecigini sanar.Yüzü sevimlidir fakat icinde o sevimlilik cok azdır.
Bira vazgecilmezidir.Bira ictigi anda cok neseli bir insan olur sanki bira onu büyülüyormus gibi.Genelde sessizdir fakat icinde bulundugu ortam ne kadar neseliyse Donaef da o kadar neseli olur.Mutlu fakat sessiz birisidir.
Gecmis;
Donaef kücükken babası Haldurga Loaroam, annesi Jennda Loaroam ve de kücük kız kardesi Melissa Loaroam ile mutluydu.Bu mutluluk 13 yasına kadar devam etti.Ailesi kasabada hırsız olarak niteliklendirildi.Bu yetmezmis gibi bir cok kisi bu aileyi "Dinsiz" olarak kabul etti ve dısladı.Bu durumda kasabadan ayrılmak zorundaydılar baska hicbir yol yoqtu.Fakat ailesinin durumu bu göcü gerceklestirecek seviyede deildi.Babası hastaydı.Annesi ise perishan durumdaydı.Donaef günlerinin bir cogunu kardesi Melissa ile oynayarak geciriyordu.Kardesine asırı baglıydı.
Bir gün kasaba halkı gece evlerini atese verene kadar hic bir sorun yoqmus gibi davranıyordu Donaef.
Gece gec saatlerdi.Donaef annesi ve babasından habersiz dısarda Kum Tepe adı verdigi kasabadan hafif uzak bir tepede ates yakmıs ve oturuyordu.Düsüncelerine dalmıs yıldızları izliyordu.Bir kac saat daha orada kalmıs ve evin yolunu tutmustu.Kasabaya vardıgında evlerinin yoluna koyulmus ve hızlı adımlarla ilerliyordu.Gece sokakta turlayan ayyaslara aldırmadan ilerliyordu.Evine yaklastıgında evlerinin bulundugu yerden yükselen kırmızılıgı gördü.İcinde garip bir his vardı kosmaya basladı.Kostu.Olabildigince hızlı kostu Donaef.Evlerine yaklastıgında alevler icinde ki binaya baktı.Sok olmustu.Bir cok köylünün pis pis bakıslar arasında yürüdü.Her kez Donaef'ı gördügüne sasırmıstı.Onunda evde olup yanması gerekiyordu.Ã?yle degilmiydi.
Evine dogru kostu.Aglıyordu.Kendisini salmıstı ve Gözlerinden yaslar eksik olmuyordu.Kostu ve evin kapısının önünde durup haykırmaya basladı "Anne!...Anne!...Baba...Kardesim!...Mellissa!...Melissaaaaa..." diyerek bagırıyordu.İcerden ses gelmesini bekledi.Bekledi.Ne yapabilirdi bilmiyordu.Bekledi sadece bacakları hareket etmiyordu.Kıpırdayamıyordu.
Bir süre sonra icerden bir ses duydu"Abi.....Abi yardım et!..."diyen kardesinin sesiydi bu.Bu sesle sanki bacakları biden acılmıstı.Pencereden iceri atladı icerde deli gibi kardesini arıyordu.Annesini babasını ve kardesini.Kardesi sürekli bagırıyordu.Yangından nefes alamıyacak haldeydi.Yangınların arasında dolastı.Bir süre sonra kardesinin sesi yakınlasmıstı.Yan odadaydı.Hemen ateslerin arasından gecerek kardesinin yanına kostu.Kardesi baygındı.Onu sırtladı.Ã?nce kardesini cıkarması lazımdı.Sonra annesi ve babasını kurtarırdı.Kardesini evden cıkarmıstı.Fakat cıktıgı anda ev birden cöktü.Gözlerinin önünde evi yanıyordu ve babası ile annesi de icerdeydi.Sonra yavas yavas hersey kararmıstı.Birden simsiyah kesilmisti hersey.
Uyandıgında kardesi ile ayrı bir yerdeydi.Bambaska bir yer.Baska bir kasaba.Baska insanlar.Fakat su an bir hastanede yatıyordu birden olanlar aklına geldi.Etrafına baktı aceleyle ve siddetle.Kardesini görüp rahatlamıstı.Odanın kösesinde yatıyordu.
Bir kac gün sonra sifacılar Donaef'i yanlarına alarak konustular."Basından gecenleri biliyoruz kücük adam.Seni buraya Henrik adında bir Adam getirdi ve gitti.Sanslısın sen ve kardesin ölebilirdiniz!..."
Donaef basından gecenlerden sonra duruma gecte olsa alısmıstı.Kardesiyle sehrin dısında bir kulübede yasamaya baslamıstı.Kardesi bir handa calısırken kendisi sadece calıyordu.bir iste deildi sadece hırsızlık yapıyordu ve kardesininde kazandıgı paralarla idare ediyorlardı.
Aradan gecen uzun bir zman sonra kardesini de bir eskiya saldırısında kaybetmisti Donaef.Artık bir ailesi yoqtu.Su anda yası 19 du ve bir cok sehirde aranan bir hırsızdı.Ailesi onu terk etmisti.Kardesinin de hayatının sonlanmasıyla yıkılmıstı.Artık sadece ormanlarda yasayıp sehirlerde hırsızlık yapıyordu.Sadece tek bir dostu vardı Donaef'ın ormanda tanıstıgı bir kurttu bu.Kapana sıkısmıs ayagını kurtardıktan sonra kurt pesinden hic ayrılmamıstı.Her zman beraberlerdi Sehir gezintileri dısında.Kurdun adını Raegek koymustu.Artık onunla beraber yasıyordu...
Biraz uzun oldu fakat umarım güsel olmustur.Eksiklik olmaması icin bu kadar ugrastım.
Saygılar...
Donaef Loaroam.
1.75 boy-60kg.19 yas.
Acık Tenli(Normalden biraz daha beyaz),Siyah Saclı,Kahverengi Gözlü,Sıradan bir insan.
Thief (Rogue ile karıstırılmasın sadece "Hırsız" kendisi)
Donaef Loaroam bir cok insana göre aynı fakat cok fazla sevimli bir yüz ifadesine sahip.Uzaktan gören bir cok kişi,Donaef'ın kötülügü bırak bir karınca bile incitemeyecigini sanar.Yüzü sevimlidir fakat icinde o sevimlilik cok azdır.
Bira vazgecilmezidir.Bira ictigi anda cok neseli bir insan olur sanki bira onu büyülüyormus gibi.Genelde sessizdir fakat icinde bulundugu ortam ne kadar neseliyse Donaef da o kadar neseli olur.Mutlu fakat sessiz birisidir.
Gecmis;
Donaef kücükken babası Haldurga Loaroam, annesi Jennda Loaroam ve de kücük kız kardesi Melissa Loaroam ile mutluydu.Bu mutluluk 13 yasına kadar devam etti.Ailesi kasabada hırsız olarak niteliklendirildi.Bu yetmezmis gibi bir cok kisi bu aileyi "Dinsiz" olarak kabul etti ve dısladı.Bu durumda kasabadan ayrılmak zorundaydılar baska hicbir yol yoqtu.Fakat ailesinin durumu bu göcü gerceklestirecek seviyede deildi.Babası hastaydı.Annesi ise perishan durumdaydı.Donaef günlerinin bir cogunu kardesi Melissa ile oynayarak geciriyordu.Kardesine asırı baglıydı.
Bir gün kasaba halkı gece evlerini atese verene kadar hic bir sorun yoqmus gibi davranıyordu Donaef.
Gece gec saatlerdi.Donaef annesi ve babasından habersiz dısarda Kum Tepe adı verdigi kasabadan hafif uzak bir tepede ates yakmıs ve oturuyordu.Düsüncelerine dalmıs yıldızları izliyordu.Bir kac saat daha orada kalmıs ve evin yolunu tutmustu.Kasabaya vardıgında evlerinin yoluna koyulmus ve hızlı adımlarla ilerliyordu.Gece sokakta turlayan ayyaslara aldırmadan ilerliyordu.Evine yaklastıgında evlerinin bulundugu yerden yükselen kırmızılıgı gördü.İcinde garip bir his vardı kosmaya basladı.Kostu.Olabildigince hızlı kostu Donaef.Evlerine yaklastıgında alevler icinde ki binaya baktı.Sok olmustu.Bir cok köylünün pis pis bakıslar arasında yürüdü.Her kez Donaef'ı gördügüne sasırmıstı.Onunda evde olup yanması gerekiyordu.Ã?yle degilmiydi.
Evine dogru kostu.Aglıyordu.Kendisini salmıstı ve Gözlerinden yaslar eksik olmuyordu.Kostu ve evin kapısının önünde durup haykırmaya basladı "Anne!...Anne!...Baba...Kardesim!...Mellissa!...Melissaaaaa..." diyerek bagırıyordu.İcerden ses gelmesini bekledi.Bekledi.Ne yapabilirdi bilmiyordu.Bekledi sadece bacakları hareket etmiyordu.Kıpırdayamıyordu.
Bir süre sonra icerden bir ses duydu"Abi.....Abi yardım et!..."diyen kardesinin sesiydi bu.Bu sesle sanki bacakları biden acılmıstı.Pencereden iceri atladı icerde deli gibi kardesini arıyordu.Annesini babasını ve kardesini.Kardesi sürekli bagırıyordu.Yangından nefes alamıyacak haldeydi.Yangınların arasında dolastı.Bir süre sonra kardesinin sesi yakınlasmıstı.Yan odadaydı.Hemen ateslerin arasından gecerek kardesinin yanına kostu.Kardesi baygındı.Onu sırtladı.Ã?nce kardesini cıkarması lazımdı.Sonra annesi ve babasını kurtarırdı.Kardesini evden cıkarmıstı.Fakat cıktıgı anda ev birden cöktü.Gözlerinin önünde evi yanıyordu ve babası ile annesi de icerdeydi.Sonra yavas yavas hersey kararmıstı.Birden simsiyah kesilmisti hersey.
Uyandıgında kardesi ile ayrı bir yerdeydi.Bambaska bir yer.Baska bir kasaba.Baska insanlar.Fakat su an bir hastanede yatıyordu birden olanlar aklına geldi.Etrafına baktı aceleyle ve siddetle.Kardesini görüp rahatlamıstı.Odanın kösesinde yatıyordu.
Bir kac gün sonra sifacılar Donaef'i yanlarına alarak konustular."Basından gecenleri biliyoruz kücük adam.Seni buraya Henrik adında bir Adam getirdi ve gitti.Sanslısın sen ve kardesin ölebilirdiniz!..."
Donaef basından gecenlerden sonra duruma gecte olsa alısmıstı.Kardesiyle sehrin dısında bir kulübede yasamaya baslamıstı.Kardesi bir handa calısırken kendisi sadece calıyordu.bir iste deildi sadece hırsızlık yapıyordu ve kardesininde kazandıgı paralarla idare ediyorlardı.
Aradan gecen uzun bir zman sonra kardesini de bir eskiya saldırısında kaybetmisti Donaef.Artık bir ailesi yoqtu.Su anda yası 19 du ve bir cok sehirde aranan bir hırsızdı.Ailesi onu terk etmisti.Kardesinin de hayatının sonlanmasıyla yıkılmıstı.Artık sadece ormanlarda yasayıp sehirlerde hırsızlık yapıyordu.Sadece tek bir dostu vardı Donaef'ın ormanda tanıstıgı bir kurttu bu.Kapana sıkısmıs ayagını kurtardıktan sonra kurt pesinden hic ayrılmamıstı.Her zman beraberlerdi Sehir gezintileri dısında.Kurdun adını Raegek koymustu.Artık onunla beraber yasıyordu...
Biraz uzun oldu fakat umarım güsel olmustur.Eksiklik olmaması icin bu kadar ugrastım.
Saygılar...
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Ah! Bu arada özür dileyerek söylüyorum Battleragerları hiç tasvir etmedim!..
Aslında hiç silah kullandıklarını görmedim, kılıç, balta gibi.. Ama ben nolur nolmaz sırtımda bir balta taşımak istiyorum. Ayrıyetten Battleragerların zırhlarının üzeri büyükçe dikenlerle kaplıdır -hatırladığım kadarıyla miğferlerinin üzerindede mığrağı andıran uzun bir diken vardı.
Savaş taktikleri;
- Bazı Battleragerlar Fighter / Priest olup daha arkalarda savaşırlar (tahminimce)
- Kafalar aşağıda, üçgen formasyonuna geç, Hücuum..!
- Yukarıdaki hücumdan sağ kalmayı başarabilenlerin (
) sırtına atlayıp düşmanlarını sıkıca sararak kıpraşıp, düşmanının derisini zırhının üzerindeki dikenlerle yüzen bir tip deli class.
Rage yaptıklarında gözleri pörtler, damarları çıkar, ağızlarından salyalar akar... Deliye döner yani!
Not: Yanlışım olabilir, söylerseniz sevinirim
Aslında hiç silah kullandıklarını görmedim, kılıç, balta gibi.. Ama ben nolur nolmaz sırtımda bir balta taşımak istiyorum. Ayrıyetten Battleragerların zırhlarının üzeri büyükçe dikenlerle kaplıdır -hatırladığım kadarıyla miğferlerinin üzerindede mığrağı andıran uzun bir diken vardı.
Savaş taktikleri;
- Bazı Battleragerlar Fighter / Priest olup daha arkalarda savaşırlar (tahminimce)
- Kafalar aşağıda, üçgen formasyonuna geç, Hücuum..!
- Yukarıdaki hücumdan sağ kalmayı başarabilenlerin (
Rage yaptıklarında gözleri pörtler, damarları çıkar, ağızlarından salyalar akar... Deliye döner yani!
Not: Yanlışım olabilir, söylerseniz sevinirim
Donaef seni benim yanıma kattım
Tamam artık sen de yazabilirsin
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: Ýstanbul
- Contact:
Edmond yav herşey iyi güzelde kendi koyduğun kuralları kendin çiğniyorsun gibi geldi bana
Güzel başlangıçlar yapmışsın fakat karakterlerimizin nasıl tepki vereceğini düşünmeden yönlendirmen bana yanlış geldi. Mesela Huufetin nehir kıyısında Magnusla karşılaşması gayet hoş fakat aramızdaki diyaloğun bizim aramızda geçmesi daha hoş olurdu bence. Karakterim kendisine hiç yakışmayacak bir şekilde Magnusun birlikte seyahat önerisini seve seve kabul etti. Halbuki kendisi benim gözümde insanlara kolay kolay güvenmeyen ve pek de dost canlısı olmayan birisiydi ve Magnusla aralarında ufak bir sohbet dışında bir şey gelişmedi. O yüzden işin diyalog kısımlarını (benim karakterim için) bana bırakırsan çok sevinirim. Umarım yanlış anlamazsın.
Saygılar.
Edit: Kölelikten yeni kurtulan bir insan ilk gördüğü insana eskiden bir köleydim der mi?
Durumu toparlamak epey zor olcak 
Saygılar.
Edit: Kölelikten yeni kurtulan bir insan ilk gördüğü insana eskiden bir köleydim der mi?
Been there. Seen that. Got the scars.
Bilmem, bana takıntısız birisi gibi gelmişti.Ben daha çok büyücünün kabul etmeyeceğini düşünmüştüm
Senin istemeyeceğini hayal dahi etmemiştim
Toparlarsın yine bence
Olmazsa yöneticilerden isteriz, editlerler 
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
