Kardeşlik (Oyun)

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Post Reply
devrimk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2082
Joined: Thu Feb 03, 2005 10:00 am
Contact:

Kardeşlik (Oyun)

Post by devrimk »

Epoh Kasabası, Shadowdale'in batısında Desertsmouth dağlarının eteğine kurulmuştu. Bu küçük kasaba farklı ırklardan oluşturulan birliğin adeta yaşayan bir örneğiydi. Burada büyüyen çocuklar cücelerden ağır zırhlar giymenin inceliklerini, elflerden büyü sanatının ustalıklarını, hatta biraz afacan olanlar buçukluklardan el çabukluğu ve küçük numaraları öğrenirlerdi.

Bundan on yıl önce kasabaya ufak bir çocuk getirildi. Adeta vahşi bir hayvan olan bu çocukla kimse iletişim kuramamıştı. Taa ki bir gün bu çocuk Huor'un müziğini duyana kadar. Huor dere kenarına oturmuş hocası Alanis'in verdiği parçaları çalışmış, kendi kendine istediği melodileri çalıyordu. Alanis Dirgesong siyah saçlı, soluk beyaz tenli, çok güzel bir kadındı. İnsan olmasına rağmen Huor’un çocukluğundan beri hiç yaşlanmamıştı, Huor bu gizem üzerinde düşünürken yanına sessizce yaklaşan gölgeyi önceden farketmedi, farkettiğinde de görmezden geldi ve müziğine devam etti. Bu sessiz birliktelik yıllarca sürecek arkadaşlığın da temelini oluşturdu. Bu çocuğa sonrasında vahşiliğini betimleyen Wulfgar ismini verdiler.

Her zamanki gibi dere kenarında Huor müzik çalıyor, Wulfgar’da onu dinliyordu. şarkı bittiğinde Alanis’in alkış seslerini duydular. “-Bravo küçük öğrencim, eminim gün gelecek beni bile geçeceksin.” Huor’un yanakları kızardı bir an ne diyeceğini bilemedi. Alanis söze devam etti “Benimle gelin çocuklar bu akşam değişik bir gece geçireceğiz.”

Kasabanın lideri Naolas Nightengale Darthu’ya bir süredir ok atma ve yay çekme konusunda yardım ediyordu. Birkaç kere gece yapılan atış talimleri için çağırmıştı, fakat bu kez çağırdığı yer biraz garipti. “-Kimseye bahsetme” demişti. Arkadaşlarının ağzını yokladığında da kimsenin bu gece buluşmasından haberi olmadığını anladı. Yemeğini yedikten sonra dışarı çıktı, yağmur ciseliyordu. Yürümeye başladı.

Yenendithas yağmur altında yürürken düşünüyordu. Babası kasabanın dışındaki kullanılmayan değirmene çağırmıştı onu. “Artık zamanı geldi.” demişti. Niçin kasabanın dışında buluşuyordu? Neyin zamanı gelmişti? Bu düşünceler birbirini kovalarken yer yer yıkılmış ve harap olmuş değirmene ulaştığını fark etti.

Kapıyı açar açmaz oldukça şaşırdı, neredeyse kasabanın bütün ileri gelenleri içerideydi. İçeri girip kapıyı kapadığında kasabanın savaş ustası Warrod Dragonsbane kalın sesiyle gürledi.

“-Büyücüler! Her zaman en son gelirler.” Warrod elli yaşlarında beyaz kısa saçlı, dev yapılı bir adamdı.

“-O yüzden Teleport büyüsünü icat etmişler.” diyerek gülümsedi Talentis Magesblood.

Naolas bu tür laubaliliklerden hoşlanmazdı, yılların deneyimini gösteren kırlaşmış sarı sakallarını sıvazladı, ses çıkarmadan iki adama dikkatlice uzun süre baktı. Dinç görünümlü, yarım-elf sonrasında gözlerini tecrübesiz maceracılara çevirerek söze başladı:

“-Hepinize geldiğiniz için çok teşekkür ederim çocuklar. Ben ve hocalarınız sizin de aramıza katılmanızın bizi daha da kuvvetlendireceğine kanaat getirdik. Bu gün burada toplanma sebebimiz sizsiniz. Aramızdan size kefil olanlar var o yüzden size güvenimiz tam.
Biz yaşadığımız dünyanın daha iyi olması için çalışıyoruz, doğruluk ve adaletin tüm Faerun’a yayılmasını hedefliyoruz. Hedefimize ulaşmak zor, belki biz değil bizden sonraki kuşaklar bile bu hedefe ulaşamayacak, fakat yılmadan ve bıkmadan amacımız için çalışmaya kararlıyız.
Aranızda buna cesaret edemeyen varsa şimdiden söylesin ve buradan sessizce ayrılsın, kimseyi kınamayacağız ya da aşağılamayacağız. Devam etmek istiyor musunuz?”
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Yenendithas, babasına bakıyordu. Talentis'in yanında, durdu.

Siyah saçlarından, ıslak sular yerlere damlarken, yeşil gözleri odadaki herkesi, şaşkınlıkla tarıyordu. Kendi yaşlarına yakın çocuklar vardı. Epoh kasabasından görmüşlüğü vardı, bazılarını. Bedenleri ,ok atmaktan yada kılıç sallamaktan (herhalde böyle yapıyorlardı, çünkü fikir yürütmekten başka birşey bilmiyordu, dövüş hakkında yenendithas) gelişmiş, kendisi yanlarında, daha bir çocuk gibi kaldığını hissetti. Cüppesinden sarkan, bol malzeme ceplerini düzeltti gizlice, birilerini izlediğini görünce, utandı bir elf gibi duygularını gizledi. Bıraktı, cepleri yağmurdan karman çorman kalsın. Hem yağmurda yürümeyi severdi.

Dik durarak, konuşulanları dinlemeye başladı. Dikkatini topladı, cevap bekleniyordu.

- Beni bağışlayın, geciktim. Tabi , elimden geleni yaparım.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor şaşkın şaşkın Alanis'in sözlerini düşündü.Değişik bir gece nasıl olabilirdi ki?Eh, görmeden bilemezlerdi bunu.Wulfgar'a *Hadi kalkalım.* dedikten sonra gülümseyerek ayağa kalktı ve sazını da eline alarak Alanis'in peşine takıldı.

Kapıdan girdiklerinde Huor bir an titremişti heyecandan.Kimlerin arasına gelmişti böyle?Daha az evvel sıradan bir şekilde saz çalıyordu.Ya şimdi?

Huor yarım-elfin söylediği sözlerin kendisine ve kendisi gibi olan acemilere söylendiğini farketti.Peki hangi konuda yardım edebilirdi ki?Sadece bir ozandı.Sıradan bir ozan.

-Devam etmek istiyor musunuz?

Sorusu geldikten sonra hiç tereddüt bile etmeden *Evet!* cevabını verdi.En azından artık biraz daha önemli birisiydi.Sonra da Wulfgar'a baktı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Tersyuz
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1426
Joined: Thu Dec 20, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Tersyuz »

Wulfgar'ın en sevmediği şey kendine emredilmesiydi. Apar topar buraya getirilip üstüne üstlük bilmediği bir şeyler üzerine sınava tutuluyordu.

"-Siz kimsiniz, necisiniz?" diye sormak geçti aklından, sonra etrafındakilerin hayatı boyunca ona insan gibi davranmış az sayıda kişiler olduğunu düşündü.
Aklından binlerce soru geçerken, Huor "Evet" diyiverdi. Romantik ozanın bu aceleciliğine bir an sinirlendi. Fakat onu yalnız bırakmayı aklından bile geçiremezdi.
"Evet" dedi.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Kız yağmurda ayaklarını yere sadece çok hafifçe basarak ilerliyordu.. botlarının ardından ayaklarının ıslanmasından nefret ederdi..
yinede aklında daha ciddi düşünceler dolaşıyordu.
başlığının altında kalan yüzü endişeliydi.. bir kere yağmurlu bir gecede çalışmak çok saçmaydı, insan böyle bir yağmurda evinde ateşin başında oturup yaşlı bir kedi gibi tembellik etmeliydi..
yinede Nightengale'e hayır diyemezdi, uzun zamandır kendisine çalışmalarında yardım etmişti..

Eninde sonunda çalışmaya gidecekti.. yüzünü buruşturdu ve hafif adımlarını sıklaştırdı.. başlığı ve saçları ıslanmıştı bile..
Nightengale'in çabuk gelmesini umut etmekten yapacak birşeyi, yoktu anlaşılan..

Ardından kapıdan içeri bakınca hafif bir şaşkınlık geçirdi içerisi bir hayli kalabalıktı.. sonra hafifçe gülümsedi, nasılda saflık edip neler düşünmüştü.. Sıvı gümüş gözlerini merakla kalabalık üzerinde gezidrdi ardından sessizce kenara geçti başlığını açtı ve ıslak kuzgun siyahı saçlarını salladı...

Dinleyecekti.. dinlemek en güzel fikir edinme şekliydi nede olsa... neler olduğunu öğrendikten sonra konuşabilirdi...

Nightengale'in konuşmasının arından seve seve masum insanları savunabileceğini düşündü..kilitleri açabilmesine rağmen kimsenin cebinen bir altın bile çalmamıştı..elbette yardım edecekse bunu kendi elinden geldiğince kendi yöntemlerinle yapardı... ve eğer Nightengale ondan bir şey isteyecek olsa red etmezdi..

şimdi ise cevap verme zamanıydı... insan üstü melodik ve yumuşak sesi ise sırtını yasladığı köşeden seslendi

" ben varım ! "
Image
Xerxes
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 21
Joined: Tue Dec 25, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Xerxes »

Yağmur yağıyordu. İnsanların arasından evi olanlar evlerine çekilmiş, olmayanların kimi kukuletasını takmış, kimisi de şemsiyesini açmıştı.

Ama birinin evi-en azından kalacak bir yeri-vardı, ama oraya sığınmamıştı. Birinin kukuletası vardı, ama takmamıştı.

Kragash Krax, çeşitli homurtular ve sesli ayak adımlarıyla bulunması gerektiği söylenen yere doğru ilerliyordu. Beline kadar uzun örgülü siyah saçları, çok gür olduklarından rahatsızlık verecek kadar ıslanmamışlardı. Kendisine dar gelen ince ve beyaz cüppesi, yağmurda iyice kaslı vücuduna yapışmıştı ve vücudu açıkça ortadaydı. İleriye doğru bakan kararlı, yeşil gözleriyle yarı-orc rahip, oldukça korkutucu bir görüntü oluşturuyordu.

Değirmene doğru yürürken Tempus'u düşündü biraz-aslında her zaman biraz düşünürdü onu. Kızgınlık dönemlerinde onun da Faerun'a şimşek ve yağmur gönderdiği söylenirdi. Acaba bu yağmur da onun kızgınlığından olabilir miydi? Herhangi birşey, onu sinirlendirmiş olabilir miydi?

Yarım-Orc bir kez daha homurdandı. Bu yağmur eğer Tempus'un sinirindense, durum oldukça kötü olmalıydı çünkü yağmur oldukça güçlüydü. Oldukça güçlü... Çok yüksek büyüklüklerdeki ateşleri bile söndürebilirdi belki. Bu düşünce Yarım-Orc'u biraz rahatsız etti, ancak sonra ince dudakları alaycı bir gülümsemeye ev sahipliği yaptı.

Evet, belki de Tempus herhangi büyüklükte bir ateşi söndürebilecek kadar güçlü bir yağmur yağdırabilecek kapasitede sinirlenmişti. Ancak Kragash'ın gözlerindeki ateş asla sönmeyecekti.

Yarım-Orc aniden düşüncelerinden sıyrılarak badem gözlerini yaklaşmakta olduğu değirmene çevirdi.

------------------------------------------------

Yarım-Elf'in sözleri, Yarım-Orc'un ateşini daha da kabartmıştı. Etrafındakiler öneriyi onaylamış ve katılacaklarını belirten cevaplar vermişlerdi. Katılacak olanlara baktı ve birçok insan gördü, ancak biri dışında hepsi kız gibiydi. Özellikle büyücü kılıklı elfi hiç gözü tutmamıştı. Ona doğru kü-çü.-mseyici bir sırıtış attı ve ardından da bir müzisyen gibi duran adamın yanındaki iri adama çevirdi bakışlarını. Bu salonda kendisinden ve ustalardan başka tek erkek oydu. Eğer tehlikeli bir yolculuk varsa burada yolculuğa katılabilecek başka adam göremiyordu.

Ardından cevap verme sırasının kendisine geldiğini fark ederek orcça "Erkeğin işi kanlı işlerdir." dedi başta bir atasözünü hatırlayarak. Aslında bu işin kanlı olup olmadığını bilmiyordu, sadece hissetmişti. "Varım." diye ekledi elini fark etmeden kılıcının kabzasına koyarak.
devrimk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2082
Joined: Thu Feb 03, 2005 10:00 am
Contact:

Post by devrimk »

Olumlu cevapları aldıktan sonra Naolas:
“-Sizlerden bu cevapları almak bizi çok sevindirdi, bu sizi bize, bizi de size bir adım daha yaklaştırdı. Yeterince deneyim kazanana ve daha derin bilgilere ulaşana dek sizden tek bir isteğimiz var: Sabırlı olun. Aklınızda binlerce soru olabilir, sabredin, öğreneceksiniz. Nasıl şu an aramıza girmenize izin verdiysek gün gelecek sakladığımız sırları da öğrenme vaktiniz gelecek.”

“Biraz daha bekle...” sözünü bitirmeden odanın ortasında ışıklardan oluşan bir kapı belirdi.
“...beklememeniz için teleport büyüsünü icat etmiştim.” Kapıdan kırmızı cübbeli, kırmızı şapkalı, beyaz uzun sakalları ve ağzında piposuyla Elminster çıktı.

Sevimli ihtiyar her zamanki sevecenliğiyle sordu:
“-Nasılsınız çocuklar? Aramıza katıldığınıza gerçekten çok sevindim. Wulfgar görmeyeli ne kadar da büyümüşsün? Yenendithas sana öğrettiğim Charm büyüsünü önüne gelene yapmıyorsundur umarım. Sevgili Naolas kusura bakma biraz acelem var, ben çocukların işine yarayacak birkaç eşya verip gideceğim, ayrıntıları sen açıklarsın.”

İhtiyar büyücü sırt çantasını indirip karıştırmaya başladı, çantanın içinden çantaya sığması mümkün olmayan uzun bir âsa çıkardı “Ahhh! Evet, bu işine yarar. Bunu gençliğimde ben de kullanmıştım, büyü gücünü oldukça arttırır bu, büyüyü yaparken bu âsa’ya odaklanırsan yeter.”

Sonra ceplerini karıştırmaya başladı. “Nereye koymuştum bunu? İşte buradaymış. Wulfgar, senin yeteneğin aynı zamanda senin lanetin. Bunu sakın unutma! Bu yüzüğü al, pençelerini daha iyi kullanabilirsin. Darthu ne tarafta? Ah! Hala kilo alamadın mı sen? Sana da özel bir çeşit yağ getirdim, bir hafta süreyle içersen bizim gibi tombul ve sağlıklı olursun.”

Darthu’nun bir anlık şaşkınlığı ihtiyar büyücüyü hayli güldürdü.
“-Senin son zamanlarda okçuluk üzerine çalıştığını gördüm, al bu bileklikler sana hedefini bulmanda yardımcı olur.”

İhtiyar büyücü bir şeyin yerini bulmak ister gibi etrafı kokladı.
“Hah! İşte buradasın, sana da bir pazubend getirdim, gel şöyle takalım koluna olmayacak mı ne? Dur şöyle bakayım, hah oldu neyse, Tempus ölülerle uğraşırken artık sana daha fazla yardımcı olacak.”

Tekrar çantasını karıştırmaya başladı “İşte bu da müzisyenimiz için, bu sazı çok sevdiğim bir arkadaşım yaptı, umarım beğenirsin, hatta denemek için birkaç nağme çalarsan kulaklarımızın pası silinir.”

Huor sazı çalmaya başladığında parmaklarının perdelerde adeta kayar gibi hareket ettiğini fark etti, alet bir işçilik şaheseriydi. şarkısını bitirdiğinde etrafındakilerin de takdir dolu bakışlarını gördü. Gözleri Elminster’i aradı fakat bulamadı, ihtiyar büyücü her zaman yaptığı gibi sessizce gidivermişti.

Naolas söze tekrar başladı:

“Ã?oğunuz bu kasaba dışında hiç bir yere gitmediniz, görmediniz, fakat burada öğrendikleriniz size büyük avantaj sağlıyor. Dikkatli olun sorun çıkarsa sadece kol gücünüzü değil, aklınızı da kullanın.

Arabel’in biraz güneyinde küçük bir köye gideceksiniz: Broomwick. Orada büyücü Nemhir’i bulup bu kitabı ona vereceksiniz. Bu kitap çok değerlidir, dikkatli olun ve kimseye bahsetmeyin. Ayrıca soran olursa aile isimlerinizi kullanmayın ve geldiğiniz yeri söylemeyin. Atlarınızı ahırdan alabilirsiniz, yola çıkma zamanına siz karar vereceksiniz, bizim için ne kadar erken yola çıkabilirseniz o kadar iyi.”
Güzelce sarmalanmış ve Naolas’ın kullandığı sembolle (iki adet kukri) mühürlenmiş paketi uzattı.
Tersyuz
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1426
Joined: Thu Dec 20, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Tersyuz »

Wulfgar tereddüt etmeden paketi aldı. Her hangi bir ters durumda dayanıklılığına ve gücüne güveniyordu. Fakat ya tahmin edemeyeceği kadar zor bir duruma düşerlerse? Savaştan asla kaçmazdı, bu da kitabın başkasının eline geçmesi demek olurdu. Kitabın hem iyi savaşabilecek hem de gerekirse kaçıp düşmanı atlatabilecek birinde kalması daha mantıklıydı.

Darthu'ya dönerek paketi ona uzattı:
"Bence bu sende kalsa daha iyi olur, bunu en iyi sen saklayabilirsin. Eğer sizin için mahsuru yoksa ben hemen yola çıkma taraftarıyım."
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor dostunun paketi Darthu'ya uzatmasını gülümseyerek izledi.

*Açıkçası ben de hemen yola koyulma taraftarı olsam da, öncelikle eski sazımı vermem gerekiyor.* diyerek eski sazını Alanis'e uzattı.

*Tabi almamız gereken birkaç eşya var, onları alır almaz yolakoyulabiliriz, tabi gecenin bir yarısı yola çıkmak da olmaz bence.Sizin için de bir zararı yoksa yarın sabah yola çıkalım.*

Bunları söyledikten sonra tekrar Darthu'ya baktı, kitabı alıp almayacağını merak ediyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Xerxes
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 21
Joined: Tue Dec 25, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Xerxes »

Kragash kendisine uzatılan pazubendi çekinmeden aldı ve yaşlı adama teşekkür etti. Kragash yaşlı adamları hem sever, hem de onlara saygı duyardı. Bir insan olan büyük babası, yatalaktı ve Kragash uzun süre ona bakmıştı. Sıklıkla muhabbet ederlerdi ve ondan oldukça fazla şey öğrenmişti. Ã?yle ki Kragash'ı Tempus'a yönlendiren de oydu, bir Tempus rahibinin torunu olmak genç Yarım-Orc'u çok etkilemiş olmalıydı. Ancak birgün öldüğünde, Yarım-Orc'un hafızasında asla silinmeyecek bir yara bırakmış oldu.

Düşüncelerinden sıyrılan Yarım-Orc, bir süre daha yerinde oturarak önerileri dinledi. Huor'un sözlerini duyunca aniden ayağa fırladı, elini yumruk yapıp masaya vurdu, kalın kaşlarını çattı ve gırtlaktan gelen gür sesiyle "Tempus'a kurban sunmadan yola çıkmak günahtır ve uğursuzluk getirir. Tanrılar kafirleri sevmezler! " diyerek badem gözlerini Huor'a dikti...
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Yenendithas, Elindeki asayı kavradı.
Teşekkür etmek için, döndüğünde büyücünün gittiği farketti.
Elindeki asanın içindeki güce, zihniyle uzanırken, gülümseme geldi suratına.
- Elminster'in asası, dedi saygıyla.
-Teşekkürler, Elminster. Ona iyi bakıcam.

Naolas'ın uzattığı kitaba baktı. Bir adım öne çıkarak.

-Ben hazırım, dostlar.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

kız sakin ama hafif adımlarla ve bariz bir saygıyla bileklikleri aldı, gülümsemedende edemedi..

Wulfgar a döndü yüzünde garip bir gülüseme vardı, sonra uzanarak kitabı ondan aldı bir yandanda kendisine bakan Huor a bir bakış attı

"bu konuda bana güvendiğiniz için gerçekten teşekkür ederim. elimden geleni yapacağım"

kitabı bilekliklerle beraber göğsüne bastırdı. gerçekten elinden geleni yapacaktı.. gözlerini odada gezidrdi..

Yenendithas yeni asasına bakıyordu sonra Kargash'ın kükrediğini duydu

cevap vermeyi düşündü ama anlaşmazlık çıkardı yinede Yarı-ork un gözleri Huor un üzerindeydi... üstelik Wulfgar la Kargash ın arasında şmdi bir anlaşmazlık çıklabilirdi ve çıkarsa bu bütün yolculuk boyunca devam edebilir, dahada kötü sonuçlanabilirdi..

araya gireceği için kendine içinden söylendi ama mantığı yapabilceği başka bir şey olmadığını söylüyordu, yürüyerek tam Kargash ın önünde durdu sıvı gümüş rengindeki lacivert gözbebekli gözlerini yarı-ork un tam yüzüne dikti ve en sakinleştirici ses tonuyla ona hitap etti

"şahsen ben tepmus a inanıyorum ama tapmıyorum, tanrınla arandaki münasebet seninle ilgilidir bu yüzden lütfen sakin ol, çabuk yola çıkmamız gerekiyor, tanrılar ise sabırlıdır bekliyebilir, tempus her adımını onun için attığını biliyor bu yüzden acelemiz varken sana ve bizede müsama gösterecektir. şimdi lütfen hazırlan ve yola çıkalım olurmu?"

(diplomacy check)

en şirin gülümsemesi ile yarı-orka baktı

sonra hafif kuş gibi adımlarla sekerek kapıya gitti bir eliylede Huor u çekiştiriyordu bir yandanda destek istercesine Wulfgar a bakıyordu

"hemen hazırlanmalıyız, güneş bizi beklemez"
Image
devrimk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2082
Joined: Thu Feb 03, 2005 10:00 am
Contact:

Post by devrimk »

Darthu Diplomacy check 11+2=13
Kragash Diplomacy check 12+0=12
Darthu kazandı!



Kızın dedikleri Kragash'ın kafasını karıştırdı. Bu ufacık kız gayet mantıklı konuşuyordu.

Ağır zırhının üzerine, Tempus sembollü beyaz cübbesini giymiş olan Rhombus Fireshield gür sesiyle Kragash'ın düşüncelerini böldü.
"Tempus'u onurlandırmak için dürüst ve hilesiz savaşmak yeterlidir! Kragash eğer öfkeni doğru yere yönlendirmezsen kazanacağın sadece acı olacaktır bunu unutma. Bunu yaşamış biri olarak söylüyorum sana. Fakat tamamıyla haksız sayılmazsın yola çıkmadan sizi Silahın şarkısı ritüeliyle kutsayacağım."

"Eğer büyücü yola çıkmaya hazırsa, herkes hazırdır der eskiler. Sizi ben de uğurlamaya geleyim, kasabadan geçerken yol için gereken malzemeleri de temin ederiz." dedi Naolas.

Dışarı çıktıklarında yağmur biraz hafiflemişti, yürürlerken Naolas bölge haritası üzerinden gidecekleri yolu gösterdi, öncelikle doğuya gidip Shadowdale'e ulaşacaklar sonrasında Güneye giden yolu takip ederek Tilverton'u geçip Arabel'e varacaklardı. Nihayi hedefleri Broomwick Arabel'in biraz Güney batısında bulunmaktaydı. Eğer bir aksilik olmazsa 10-11 gün içinde varmaları gerekiyordu.

Yola çıkmak için gerekli eşyaları aldılar, tabii bu arada kaçınılmaz olarak her çeşit eşya bulunabilen dükkanın sahibi sevimli gnome Finder Olfffoodle'ın meraklı sorularına maruz kaldılar.

Evlerine gidip yakınlarıyla vedalaştılar, ve ihtiyaçları olan her şeyi alıp almadıklarını kontrol ettiler. Bir saat sonra hepsi yola çıkmaya hazırdı. Onları uğurlamaya sadece Naolas ve Rhombus gelmişti. Rhombus duasını mırıldanırken bileğinin üst kısmını sıyırdı ve elindeki bıçakla derisine bir çizik attı, yaradan yere dört damla kan damlattı. Sonra hepsiyle tek tek şövalyelere uygun biçimde tokalaştı. Naolas onları uğurlarken duygularını gizleyemedi, hepsiyle uzun uzun kucaklaştı. Hatta dikkatlice bakanlar gözlerinde biraz buğulanma olduğunu fark etti.

Yağmur iyice azalmıştı yaklaşık dört-beş saat sonra hem kendileri hem binekleri için kamp yapmanın uygun olduğuna karar verdiler. Uygun bir yer bulup, ateş yaktılar, ilk kez kasabadan bu kadar uzaklaştıkları bu gece de hiçbiri hemen yatıp uyumak istemedi. Ateş başında otururken sohbet etmeye başladılar.
Tersyuz
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1426
Joined: Thu Dec 20, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Tersyuz »

Wulfgar eline ufak bir dal alıp ateşte ucunu yaktı, sonrasında sigarasını tüttürüp Huor'a döndü:"Gerçekten de Alanis'in dediği gibi değişik bir gece oldu değil mi Huor?"

Sonra parmağıyla kitabı gösterdi "Acaba bu kitap gerçekten değerli mi? Belki de bizi sınamak istiyorlardır sadece." Sigarasından derin bir nefes çekti. Arkadaşlarının bu konuda ne düşündüğünü merak ediyordu.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

*Sanırım haklısın.Bizim gibi çaylaklara bu kadar önemli bir görevi kolay kolay vermezler.Sınamak için olabilir.Ancak o kadar da basit değildir herhalde.*

Dedi.Aslında tamamen basit bir kitap olduğunu düşünüyordu.Fakat bu henüz ilk görevleriydi.Daha iyisini vermeleri mümkün değildi.Fakat bu görevi bile başaramazlarsa bundan sonra görev almaları hiç mümkün olamazdı.En azından bunu başarmalıydılar.

Fakat her şeye rağmen karşılarına engeller çıkacaktı.Sonuçta bir sınamaysa o kadar basit olmamalıydı.Elminster eğer ki işin işindeyse, gerçekten önemli bir iş de olabilirdi.Fakat çok büyük bir ihtimalle bir sınamaydı bu
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests