Ödüllü Frpworld Hikaye Yarışması (3) (hikaye
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
ME 310 ödevine başlamadan önce biraz hikayem hakkında birkaç şey yazmak istedim. Ã?ncelikle şiirlerimdeki klasik havayı bilenlerin bu tarz hikayelerin benim tarzım olmadığını biliyordur. Benim tarzım genelde anlatmak istediğimi açık şekilde anlatmaktır. Ancak bu hikayede biraz başka bir arkadaşın tarzından etkilendim. Anlatmak istediklerimi biraz gizleyerek farklı anlamlara ve düşüncelere de açık bir hikaye yaratmak istedim.
Aslında hikayeyi ilk başta bir kısa film senaryosu olarak düşünmüştüm. Arkadaşla kısa film çekmeyi düşünüyorduk. Benim önerim buydu. Zaten ODTÃ? nün EBİ yurtlarını bilenler tasvir edilen mekanda bir takım benzerlikler fark edebilirler. Hikayedeki açıklardan bir bölümü bundan kaynaklanıyor. Hikayeleştirme işini tam anlamı ile yapacak zamanı yaratmaya çalıştım. Ancak sınavlar ödevler ve başka işler tam da üst üste geldi. Bir iki günü de ben kaybettim. Sonuçta elimde sadece bir dakika boş zaman kalmayacak bir günün öncesindeki iki saat kaldı.
Hikayede en açık bulduğum iki yan saatler ve son cümle.. Eğer film olsa her seferinde saati farklı bir şekilde ( kol saati , masa saati, cep telefonu bilgisayar, duvar saati gibi) göstermeyi düşünüyordum. Üstelik her seferinde birer dakika da geçmek zorunda olmayacaktı. Ancak hikayede bir dakika yirmi üç saniye yazmak uygun olmaz gibi düşündüm.
"Saat on ikiyi gösteriyor. Ve yeni bir gün başlıyor." cümlesi istediğim kadar etkileyici olmadı. Elimde kalan son on onbeş dakika aklıma gelen en iyi alternatifleri düşündüm. En iyisi bu gibi geldi ama sanki daha iyi de olabilirdi.
Atom bombasını düşünenler bir açıdan haklılar. Hikayeyi ilk başta atom bombasını düşünerek kurguladım. Hatta radyo anonsu aklımdaki yazılı olmayan ilk hikayede atom bombası kelimelerini içeriyordu. En son görülen cisimi de daha ayrıntılı tasvir etmeyi düşünüyordum. Sonra atom bombasını andıran ögeleri çıkardım. Hikayede bahsedilen felaketin sadece atom bombası değil okuyanların kurgulayacağı başka bir felaket olarak da düşünülebilmesini istedim. Yine de sanırım bunu istediğim kadar yapamamışım. Belki atom bombası yerine bir göktaşının çarpması da düşünülebilir. Ses ve ışık bildiğim kadarıyla o durumda da olabiliyor. Ya da fantastik bir felaket.
Karakterin durgunluğunun da değişik bir öge olduğuna katılıyorum. Bu durgunluğu katmamın nedenleri var. Ancak biraz da sanırım bu durgunlukla kendimi anlattım. Biraz da karakterin durgunluğunun ayrıca okuyucu yorumuna açık bir öge olmasını istedim. Neden mesela adamın bir nedenle pes etmiş bir insan olması olabilir, ya da yaşadığı şok olabilir, ya da başka bir şey... Bunu çok da açık yansıtmak istemedim. Aslında biraz da bir son ve bu sonla karşılaşan insanın ruh halini yansıtmak istedim. Bir şekilde sonu engellemekten vazgeçmiş bir insanın ruh hali.
Atom bombasının yarattığı felaketin büyüklüğünü anlatmadığımı biliyorum. Ancak yüzyüze yaptığım tartışmaların bazılarında bunu belirtmiştim. Atom bombasının felaketinin asıl ilk saldırıda ölenler değil hayatta kalanlar yaşayacak... Aslında bununla ilgili de aklımda tasarladığım bir öykü vardı ancak çok daha uzun bir öykü. Efla biraz biliyor.
Bu biraz bireysel boyutlu biraz da insanı kendi içine döndürmeyi amaçlayan bir öyküydü. Aynı zamanda sanıyorum ilk kısa öykü denememdi. Bilmiyorum ne kadar amacıma ulaştım.
Diğer hikayeler hakkında da yorum yapacağım ancak ödev bittikten sonra.
---
İkinci hikayeyi okuyabildim henüz.... Doğrusu konuyu çok beğendim. Anlatım kullanılan sözcükler çok akıcı insanı sürüklüyor. Ancak bir eleştiri yapmak gerekirse ki ben genelde yaparım. : ) ) )
Ã?ncelikle karakterler belki biraz daha derin incelenebilirdi. Olay daha çok ön planda ancak karakterlerin özellikleri de olayı daha çok zenginleştirmedi kullanılabilir miydi diye düşündüm.
İkincisi belki bir takım yan olaylar da hikayeye renk katabilirdi. Üçüncü bir nokta...
Belki bunları kullanan romanları aşırı okuduğumdan ismi unutulan gibi ifadeler bana itici geliyor. Daha orjinal bir isim belki bulunabilirdi.
Ancak bunlar sonuç olarak bıkmadan sıkılmadan eleştiren birinin yorumları... Hikaye güzel... Oldukça değişik bir fantastik öykü olmuş kesinlikle elışılmışın dışına çıkmış.
Kendisi de o tarzı denemiş birisi olarak bazı konuların karanlıkta kalmasını da ayrıca güzel buldum. Ne bileyim her şeyin apaçık ortada olmasını bugünlerde okuyucu için fazla kolay bir hikaye tarzı olarak görüyorum.
Diğer hikayelere devam edeceğim.
---
Üçüncü hikaye konu olarak okuduğum en ilginç hikayelerden birisi. Ancak üslup hikayeden çok bir yazı ya da bir çeşit günlük havası taşıyor. Acaba günlük hikayeleştirilse daha iyi olur muydu yoksa bu da hikayenin daha farklı tarzda bir anlatımı sayılabilir mi emin değilim. Karakterlerin özellikle derinlemesine incelenmesi, olayın içindeki karanlık noktalar çok hoşuma gitti. Yine de hikayedeki belirsizlik aşırı güçlü. Daha doğrusu buna belirsizlik yerine boşluk demek daha doğru. Sanki bir nokta içi boş kalıyor hangi bakış açısıyla bakarsak bakalım doldurulamıyormuş gibi geliyor. Belki ben yanılıyorum. Ya da belki de doldurulmasına gerek yok.
---
Dördüncü hikayede ciddi bazı eleştirilerim var. Aslında hikayenin orta bölümü şaman onun eşlik ettiği ruhun tasviri ve şamanlık görevi çok ilginç ancak öncelikle ilk başta şehir hakkında verilen bilgiler ortada kalıyor ya da varsa bile ben konuyla ilgisini kuramadım. Belki de kaçırdım. Son bölümde ise ikinci uyanış gibi pek çok kavram belirsiz. Belirsizlik her zaman kötü değildir ama burada sorun hikayeyi neredeyse başından beri şamanın gözünden görmemize rağmen birden onun bildiği olayları aslında görememeye başlamamız. Belki de o konuşması sırasında bakış açısını değiştirip olayları uzaktan izleyen birine dönüşmek faydalı olurdu. Bir de son bölümde hikaye birden eksen değiştirmiş ve tarz olarak bambaşka bir hikayeye dönüşmüş gibi geldi. Bu da aslında güzel bir dğeişim belki... Ancak değişim fazla keskin, aradaki bağlantı da zayıf gibi hissettim. Sonuçta uzun uzun şamanın ölüye rehberliği anlatıldıktan sonra birden şamanın karşılaştığı kişi ile bambaşka bir boyuta geçiyoruz.
---
Beşinci hikaye açık farkla en çok sevdiğim hikaye oldu. Osmanlı döneminde geçmesi çok güzel. Tasvirler çok canlı... Sanırım ilgili sancak beyi de Yavuz Sultan Selim ki benim çok hoşlanmadığım padişahlardan biridir. Hikaye de çok ilginç ve çok farklı bir boyut taşıyan bir hikaye kız kulesini de hikayede fantastik bir öge olarak yer alması ayrıca çok hoşuma gitti.
Ancak bir nokta kılıcın padişaha verilmesi bu kadar önemli iken padişaha verilmemiş olmasının hiçbir istenmeyen sonuca yol açmaması. İkincisi hikaye bazı noktalarda fazlası ile hızlı geçmiş. Tasvirler bir anda daha fakir hale gelmiş ya da olaylar gereğinden hızlı anlatılmış. Belki hikayedeki bazı ögeler çıkartılıp onların yerine bu zayıf yanlar güçlendirilebilirdi.
Yine de son iki hikayeyi okumadan önce benim en sevdiğim hikaye bu oldu.
---
Son iki hikaye konusunda da yorum yapmak gerekirse öncelikle belki de o konuda dönem ödevi yaptığım için fazla seçiciyim ancak Sokrates in ölümüne bir şekilde başka bir boyut katılmasını belki farklı bir yorum aslında olmayan kurgusal yeni bir ögenin yer almasını isterdim. Belki olayı yeniden ve özgün bir dille anlatmak, başka bir değişse tarihsel kaynaklardaki kuru anlatımı canlı bir hale getirmek bile yeterli bir başarı ancak bilmiyorum sanki daha fazlası yapılabilirdi diye düşünüyorum.
Son hikaye ise sanki daha çok daha çok bir denemeye benzemiş gibi geldi bana... Çok değişik fikirler içeriyor. Bunları etkileyici bir dille anlatıyor. Ancak bu değişik fikir ve düşüncelere uzaktan bakınca bir bütün görmeyi başaramadım. Belki ben başaramadım.
Daha önce yazdığım gibi hikayenin farklı açılardan bakıldığında farklı yorumlanması güzel ama ben hangi açıdan baksam bütünsel bir anlam bulmayı başaramadım. Belki bunda gecenin geç bir saatinde mütiş uykuluyken hikayeyi okumamın da etkisi vardır.
Mesajlar birleştirilmiştir.
Artemis Entreri
Aslında hikayeyi ilk başta bir kısa film senaryosu olarak düşünmüştüm. Arkadaşla kısa film çekmeyi düşünüyorduk. Benim önerim buydu. Zaten ODTÃ? nün EBİ yurtlarını bilenler tasvir edilen mekanda bir takım benzerlikler fark edebilirler. Hikayedeki açıklardan bir bölümü bundan kaynaklanıyor. Hikayeleştirme işini tam anlamı ile yapacak zamanı yaratmaya çalıştım. Ancak sınavlar ödevler ve başka işler tam da üst üste geldi. Bir iki günü de ben kaybettim. Sonuçta elimde sadece bir dakika boş zaman kalmayacak bir günün öncesindeki iki saat kaldı.
Hikayede en açık bulduğum iki yan saatler ve son cümle.. Eğer film olsa her seferinde saati farklı bir şekilde ( kol saati , masa saati, cep telefonu bilgisayar, duvar saati gibi) göstermeyi düşünüyordum. Üstelik her seferinde birer dakika da geçmek zorunda olmayacaktı. Ancak hikayede bir dakika yirmi üç saniye yazmak uygun olmaz gibi düşündüm.
"Saat on ikiyi gösteriyor. Ve yeni bir gün başlıyor." cümlesi istediğim kadar etkileyici olmadı. Elimde kalan son on onbeş dakika aklıma gelen en iyi alternatifleri düşündüm. En iyisi bu gibi geldi ama sanki daha iyi de olabilirdi.
Atom bombasını düşünenler bir açıdan haklılar. Hikayeyi ilk başta atom bombasını düşünerek kurguladım. Hatta radyo anonsu aklımdaki yazılı olmayan ilk hikayede atom bombası kelimelerini içeriyordu. En son görülen cisimi de daha ayrıntılı tasvir etmeyi düşünüyordum. Sonra atom bombasını andıran ögeleri çıkardım. Hikayede bahsedilen felaketin sadece atom bombası değil okuyanların kurgulayacağı başka bir felaket olarak da düşünülebilmesini istedim. Yine de sanırım bunu istediğim kadar yapamamışım. Belki atom bombası yerine bir göktaşının çarpması da düşünülebilir. Ses ve ışık bildiğim kadarıyla o durumda da olabiliyor. Ya da fantastik bir felaket.
Karakterin durgunluğunun da değişik bir öge olduğuna katılıyorum. Bu durgunluğu katmamın nedenleri var. Ancak biraz da sanırım bu durgunlukla kendimi anlattım. Biraz da karakterin durgunluğunun ayrıca okuyucu yorumuna açık bir öge olmasını istedim. Neden mesela adamın bir nedenle pes etmiş bir insan olması olabilir, ya da yaşadığı şok olabilir, ya da başka bir şey... Bunu çok da açık yansıtmak istemedim. Aslında biraz da bir son ve bu sonla karşılaşan insanın ruh halini yansıtmak istedim. Bir şekilde sonu engellemekten vazgeçmiş bir insanın ruh hali.
Atom bombasının yarattığı felaketin büyüklüğünü anlatmadığımı biliyorum. Ancak yüzyüze yaptığım tartışmaların bazılarında bunu belirtmiştim. Atom bombasının felaketinin asıl ilk saldırıda ölenler değil hayatta kalanlar yaşayacak... Aslında bununla ilgili de aklımda tasarladığım bir öykü vardı ancak çok daha uzun bir öykü. Efla biraz biliyor.
Bu biraz bireysel boyutlu biraz da insanı kendi içine döndürmeyi amaçlayan bir öyküydü. Aynı zamanda sanıyorum ilk kısa öykü denememdi. Bilmiyorum ne kadar amacıma ulaştım.
Diğer hikayeler hakkında da yorum yapacağım ancak ödev bittikten sonra.
---
İkinci hikayeyi okuyabildim henüz.... Doğrusu konuyu çok beğendim. Anlatım kullanılan sözcükler çok akıcı insanı sürüklüyor. Ancak bir eleştiri yapmak gerekirse ki ben genelde yaparım. : ) ) )
Ã?ncelikle karakterler belki biraz daha derin incelenebilirdi. Olay daha çok ön planda ancak karakterlerin özellikleri de olayı daha çok zenginleştirmedi kullanılabilir miydi diye düşündüm.
İkincisi belki bir takım yan olaylar da hikayeye renk katabilirdi. Üçüncü bir nokta...
Belki bunları kullanan romanları aşırı okuduğumdan ismi unutulan gibi ifadeler bana itici geliyor. Daha orjinal bir isim belki bulunabilirdi.
Ancak bunlar sonuç olarak bıkmadan sıkılmadan eleştiren birinin yorumları... Hikaye güzel... Oldukça değişik bir fantastik öykü olmuş kesinlikle elışılmışın dışına çıkmış.
Kendisi de o tarzı denemiş birisi olarak bazı konuların karanlıkta kalmasını da ayrıca güzel buldum. Ne bileyim her şeyin apaçık ortada olmasını bugünlerde okuyucu için fazla kolay bir hikaye tarzı olarak görüyorum.
Diğer hikayelere devam edeceğim.
---
Üçüncü hikaye konu olarak okuduğum en ilginç hikayelerden birisi. Ancak üslup hikayeden çok bir yazı ya da bir çeşit günlük havası taşıyor. Acaba günlük hikayeleştirilse daha iyi olur muydu yoksa bu da hikayenin daha farklı tarzda bir anlatımı sayılabilir mi emin değilim. Karakterlerin özellikle derinlemesine incelenmesi, olayın içindeki karanlık noktalar çok hoşuma gitti. Yine de hikayedeki belirsizlik aşırı güçlü. Daha doğrusu buna belirsizlik yerine boşluk demek daha doğru. Sanki bir nokta içi boş kalıyor hangi bakış açısıyla bakarsak bakalım doldurulamıyormuş gibi geliyor. Belki ben yanılıyorum. Ya da belki de doldurulmasına gerek yok.
---
Dördüncü hikayede ciddi bazı eleştirilerim var. Aslında hikayenin orta bölümü şaman onun eşlik ettiği ruhun tasviri ve şamanlık görevi çok ilginç ancak öncelikle ilk başta şehir hakkında verilen bilgiler ortada kalıyor ya da varsa bile ben konuyla ilgisini kuramadım. Belki de kaçırdım. Son bölümde ise ikinci uyanış gibi pek çok kavram belirsiz. Belirsizlik her zaman kötü değildir ama burada sorun hikayeyi neredeyse başından beri şamanın gözünden görmemize rağmen birden onun bildiği olayları aslında görememeye başlamamız. Belki de o konuşması sırasında bakış açısını değiştirip olayları uzaktan izleyen birine dönüşmek faydalı olurdu. Bir de son bölümde hikaye birden eksen değiştirmiş ve tarz olarak bambaşka bir hikayeye dönüşmüş gibi geldi. Bu da aslında güzel bir dğeişim belki... Ancak değişim fazla keskin, aradaki bağlantı da zayıf gibi hissettim. Sonuçta uzun uzun şamanın ölüye rehberliği anlatıldıktan sonra birden şamanın karşılaştığı kişi ile bambaşka bir boyuta geçiyoruz.
---
Beşinci hikaye açık farkla en çok sevdiğim hikaye oldu. Osmanlı döneminde geçmesi çok güzel. Tasvirler çok canlı... Sanırım ilgili sancak beyi de Yavuz Sultan Selim ki benim çok hoşlanmadığım padişahlardan biridir. Hikaye de çok ilginç ve çok farklı bir boyut taşıyan bir hikaye kız kulesini de hikayede fantastik bir öge olarak yer alması ayrıca çok hoşuma gitti.
Ancak bir nokta kılıcın padişaha verilmesi bu kadar önemli iken padişaha verilmemiş olmasının hiçbir istenmeyen sonuca yol açmaması. İkincisi hikaye bazı noktalarda fazlası ile hızlı geçmiş. Tasvirler bir anda daha fakir hale gelmiş ya da olaylar gereğinden hızlı anlatılmış. Belki hikayedeki bazı ögeler çıkartılıp onların yerine bu zayıf yanlar güçlendirilebilirdi.
Yine de son iki hikayeyi okumadan önce benim en sevdiğim hikaye bu oldu.
---
Son iki hikaye konusunda da yorum yapmak gerekirse öncelikle belki de o konuda dönem ödevi yaptığım için fazla seçiciyim ancak Sokrates in ölümüne bir şekilde başka bir boyut katılmasını belki farklı bir yorum aslında olmayan kurgusal yeni bir ögenin yer almasını isterdim. Belki olayı yeniden ve özgün bir dille anlatmak, başka bir değişse tarihsel kaynaklardaki kuru anlatımı canlı bir hale getirmek bile yeterli bir başarı ancak bilmiyorum sanki daha fazlası yapılabilirdi diye düşünüyorum.
Son hikaye ise sanki daha çok daha çok bir denemeye benzemiş gibi geldi bana... Çok değişik fikirler içeriyor. Bunları etkileyici bir dille anlatıyor. Ancak bu değişik fikir ve düşüncelere uzaktan bakınca bir bütün görmeyi başaramadım. Belki ben başaramadım.
Daha önce yazdığım gibi hikayenin farklı açılardan bakıldığında farklı yorumlanması güzel ama ben hangi açıdan baksam bütünsel bir anlam bulmayı başaramadım. Belki bunda gecenin geç bir saatinde mütiş uykuluyken hikayeyi okumamın da etkisi vardır.
Mesajlar birleştirilmiştir.
Artemis Entreri
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Ben de ancak dün akşam çıktı alarak okuyabildim. Buradan okumak çok zor gerçekten. Neyse efendim, naçizane fikirlerim şunlardır:
Firble:
Kısacık olmuş ama etkileyici. Tabii insan daha fazla detay arzu etmekten alıkoyamıyor kendini. Biraz daha uzun yazılmış olmasını dilerdim. Bir de geçenlerde cnbc-e'de seyrettiğim bir filmin konusuna benzettim ben öyküyü. İnsanların önceden bildiği fakat karşı koyamadığı o son günün gelip çatmasından sonra herkesin bunu sükunetle karşılaması anlatılıyordu. Sanırım yapacak başka bir şeyimiz de olmazdı. Aynı şey Firble'ın hikayesi için de geçerli.
Eldaril:
Anlatım gayet güzel. Diğer hikayelerin aksine çevresel tasvirlere girilmiş ve gayet hoş olmuş. Başta demir döven toynaklı yaratık adeta gözümün önüne geldi. İsim verirken kızın bir hinlik yaptığı belliydi ama kendi ismi olacağını düşünmemiştim. Gayet güzel olmuş ama fedakarlığın laneti bozması biraz basit olmuş. Kesinlikle kötü anlamda söylemiyorum. Tarz hikaye değil de roman olsaydı sanırım rahatça devamı gelir ve farklı bir son yazılırdı. Yani, kısa kesilmesi için bu zorunluydu belki de...Eline sağlık.
La Sorcier:
ben de çok beğendim öyküyü. Mistik havası elbette insanı hemen çekiveriyor ve konusu da ilginç fakat ben bundan ziyade anlatımdaki başarıdan ve kelimelerle yapılan cambazlıklardan keyif aldığımı belirtmek isterim. Çok başarılı gerçekten. La Sorcier isimli arkadaşın diğer öykülerini de okumayı çok istedim bunu okuyunca
Burak:
Sevgili Burak arkadaşım. Hakikaten beğenerek ve her saniyesini adeta yaşayarak okudum. Kullandığın özel isimler hikayenin mistik havasını inanılmaz artırmış. Kurgu da çok hoşuma gitti. Yani kayıp ruhlar, yol göstericiler... Zaten cümlelere bir şey demeyeceğim. Bu kez biraz daha yalınlaştırmışsın ve gayet iyi olmuş. Aynen böyle devam, ellerine sağlık...
Paradoxian:
Cümle yapısı, anlatımı, konusu ve işlenen tema bakımından tam bir masal olmuş. Ã?Abucak okudum. Gayet akıcı. Eğlenceli bir konusu var. En sondaki "derler ki..." kısmı çok hoşuma gitti.
Khufu:
Okuyucuyla konuşan yazılar hep hoşuma gider. Bu da güzel olmuş ama maalesef çok kısa. Havada kalan noktalar fazla. Derinlemesine yazılmadığı için öykü aklımda sağlam imgeler bırakmadı. Ama başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Firble:
Kısacık olmuş ama etkileyici. Tabii insan daha fazla detay arzu etmekten alıkoyamıyor kendini. Biraz daha uzun yazılmış olmasını dilerdim. Bir de geçenlerde cnbc-e'de seyrettiğim bir filmin konusuna benzettim ben öyküyü. İnsanların önceden bildiği fakat karşı koyamadığı o son günün gelip çatmasından sonra herkesin bunu sükunetle karşılaması anlatılıyordu. Sanırım yapacak başka bir şeyimiz de olmazdı. Aynı şey Firble'ın hikayesi için de geçerli.
Eldaril:
Anlatım gayet güzel. Diğer hikayelerin aksine çevresel tasvirlere girilmiş ve gayet hoş olmuş. Başta demir döven toynaklı yaratık adeta gözümün önüne geldi. İsim verirken kızın bir hinlik yaptığı belliydi ama kendi ismi olacağını düşünmemiştim. Gayet güzel olmuş ama fedakarlığın laneti bozması biraz basit olmuş. Kesinlikle kötü anlamda söylemiyorum. Tarz hikaye değil de roman olsaydı sanırım rahatça devamı gelir ve farklı bir son yazılırdı. Yani, kısa kesilmesi için bu zorunluydu belki de...Eline sağlık.
La Sorcier:
ben de çok beğendim öyküyü. Mistik havası elbette insanı hemen çekiveriyor ve konusu da ilginç fakat ben bundan ziyade anlatımdaki başarıdan ve kelimelerle yapılan cambazlıklardan keyif aldığımı belirtmek isterim. Çok başarılı gerçekten. La Sorcier isimli arkadaşın diğer öykülerini de okumayı çok istedim bunu okuyunca
Burak:
Sevgili Burak arkadaşım. Hakikaten beğenerek ve her saniyesini adeta yaşayarak okudum. Kullandığın özel isimler hikayenin mistik havasını inanılmaz artırmış. Kurgu da çok hoşuma gitti. Yani kayıp ruhlar, yol göstericiler... Zaten cümlelere bir şey demeyeceğim. Bu kez biraz daha yalınlaştırmışsın ve gayet iyi olmuş. Aynen böyle devam, ellerine sağlık...
Paradoxian:
Cümle yapısı, anlatımı, konusu ve işlenen tema bakımından tam bir masal olmuş. Ã?Abucak okudum. Gayet akıcı. Eğlenceli bir konusu var. En sondaki "derler ki..." kısmı çok hoşuma gitti.
Khufu:
Okuyucuyla konuşan yazılar hep hoşuma gider. Bu da güzel olmuş ama maalesef çok kısa. Havada kalan noktalar fazla. Derinlemesine yazılmadığı için öykü aklımda sağlam imgeler bırakmadı. Ama başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Firble (Beş dakika):
Kısa bir hikaye olmuş tabii ki alt sınır yok demiştik
Aslına bakılırsa şiirle katılacağını düşünmüştüm. Fakat iyi hikaye yazabildiğini de görmüş olduk.
Anlatım oldukça etkileyici. Ruh hali ve düşünceler güzel aktarılmış. Esas olayın en olduğu biraz daha muallakta bırakılmış. Aslında bu hem iyi hem kötü bir ilgi çekicilik uyandırıyor bir yandan dasanki birşeyler yarım kalmış hissi veriyor. Bazı yerlerde belki dil kurallarına bir parça daha dikkat edilebilirdi.
Eldairl (Ateş mührü):
İlginç bir hikaye ve sürükleyici. Okurken insan merak ederek devam ediyor ve kafasında parçaları birleştirmesi gerekiyor. Fakat belki ayzarken parçaları birleştirme konusunda okuyanlara ipucu verilebilirdi. Zaman atlaması olduğunda bunun ne yönde olduğunun en azından belirtilmesi iyi olabilirdi. Okuyucunun alışması vakit alabiliyor. Betimlemelere de belki biraz daha yer verilebilir. Karakterlerin kafada net oluşması açısından.
TEbrik ederim yine, Eline sağlık...
Le Sorcier (ETE KEMİğE BÃ?RÃ?NMÃ?ş ):
Bahsedildiği gibi çok gerçekçi yazılmış. Gerçekten ortalıkta dolaşan şehr efsaneleri tadında birşey olmuş. Mektupla başlaması da aslında orjinal birşey fakat. hikayeye bağlandığı yer daha ilgi çekici olabilidi belki. Kafada birleştirmek çok zor olmasa da belki daha iyi olabilirdi. Ama gerçekten çok beğendim.
Burak (KAPICI):
Başarılı bir kurgu. Betimlemeler güzel yapılmış. Bazı yerlerde daha iyi yapılabileceğini düşünüyorum yine de en azından bazı ifadeler için.... şaman olayı orjinal bir konu. Kapıcı gibi bir konsept de hoş olmuş. Karakterilerin ruh hali anlatılırken belki biraz daa özen gösterielebilirdi diye düşünüyorum. Tarihi bilgiler kulanılıyor falat belki de hikayenin kısa olmasından kaynaklandığı için biraz havada kalabiliyor.
Paradoxian (Kalehor'un Kılıcı):
oldum olası tarihi-fantastik öyküleri sevmişimdir. Hoş bir osmanlı masalı gibi olmuş. Anlatımın sade olması bir yandan iyi fakat daha kuvvetli ve etkileyeci ifadeler kullanıldğında daha güzel olabilirmiş. Hikayenin konusu güzel gerçekten. Fakat bazı şeyler kafamda tam oluşamadı. Karakterlerin kendi kişilikleri amaçları vesaire. Sonra cihan devletlerinin osmanlıya saldıracağı Osmanlı'nın yardım olmadan kurtulamayacağı yalan mıydı ya da Alışık olunmadık bir şekilde gizemli karakter yanılmış mıydı?
Rüyacı(ATİNA'NIN AT SİNEğİ):
Güzel birkonu aslında ama biraz fazla bilindik.Sonrates gibi birisinin düşüncelerini ve sözlerini fikayeleştirmek istemek de aslında büyük bir cesaret neticede geçen çağların fikirlerini hala eskitemediği birisi. Cesaretten dolayı tebrik ederim. Sanırım Platon'un eserinden de etkilenmiş bir hikaye olmuş. Fakat bilinen sonun aslında bilindiği gibi olmadığını anlatan bir hikaye olsaydı çok daha güzel olabilirdi.
Khufu (Sadece Küçük Bir Not):
Başarlı bir denem yazısı olduğunu söyleyebilirim. Başarılı olduğu kadar da anlaması zor ve kafa karıştırıcı. Aslında konu lduğunca serbest olsa da hikaye yarışması olduğu için değerlendirmede ona göre davranmak gerekecek. Beyin jimnastiği niteliğinde bir yazı
Heepinizin eline sağlık değerlendirmek kolay değildi benim için. Sonuçları Artemise ilettim. Okurken de gerçekten zevk aldım.
Başka bir yarışmada görüşmek üzere. Artık jüri değil yarışmacı olmak istiyorum ben de
Kısa bir hikaye olmuş tabii ki alt sınır yok demiştik
Anlatım oldukça etkileyici. Ruh hali ve düşünceler güzel aktarılmış. Esas olayın en olduğu biraz daha muallakta bırakılmış. Aslında bu hem iyi hem kötü bir ilgi çekicilik uyandırıyor bir yandan dasanki birşeyler yarım kalmış hissi veriyor. Bazı yerlerde belki dil kurallarına bir parça daha dikkat edilebilirdi.
Eldairl (Ateş mührü):
İlginç bir hikaye ve sürükleyici. Okurken insan merak ederek devam ediyor ve kafasında parçaları birleştirmesi gerekiyor. Fakat belki ayzarken parçaları birleştirme konusunda okuyanlara ipucu verilebilirdi. Zaman atlaması olduğunda bunun ne yönde olduğunun en azından belirtilmesi iyi olabilirdi. Okuyucunun alışması vakit alabiliyor. Betimlemelere de belki biraz daha yer verilebilir. Karakterlerin kafada net oluşması açısından.
TEbrik ederim yine, Eline sağlık...
Le Sorcier (ETE KEMİğE BÃ?RÃ?NMÃ?ş ):
Bahsedildiği gibi çok gerçekçi yazılmış. Gerçekten ortalıkta dolaşan şehr efsaneleri tadında birşey olmuş. Mektupla başlaması da aslında orjinal birşey fakat. hikayeye bağlandığı yer daha ilgi çekici olabilidi belki. Kafada birleştirmek çok zor olmasa da belki daha iyi olabilirdi. Ama gerçekten çok beğendim.
Burak (KAPICI):
Başarılı bir kurgu. Betimlemeler güzel yapılmış. Bazı yerlerde daha iyi yapılabileceğini düşünüyorum yine de en azından bazı ifadeler için.... şaman olayı orjinal bir konu. Kapıcı gibi bir konsept de hoş olmuş. Karakterilerin ruh hali anlatılırken belki biraz daa özen gösterielebilirdi diye düşünüyorum. Tarihi bilgiler kulanılıyor falat belki de hikayenin kısa olmasından kaynaklandığı için biraz havada kalabiliyor.
Paradoxian (Kalehor'un Kılıcı):
oldum olası tarihi-fantastik öyküleri sevmişimdir. Hoş bir osmanlı masalı gibi olmuş. Anlatımın sade olması bir yandan iyi fakat daha kuvvetli ve etkileyeci ifadeler kullanıldğında daha güzel olabilirmiş. Hikayenin konusu güzel gerçekten. Fakat bazı şeyler kafamda tam oluşamadı. Karakterlerin kendi kişilikleri amaçları vesaire. Sonra cihan devletlerinin osmanlıya saldıracağı Osmanlı'nın yardım olmadan kurtulamayacağı yalan mıydı ya da Alışık olunmadık bir şekilde gizemli karakter yanılmış mıydı?
Rüyacı(ATİNA'NIN AT SİNEğİ):
Güzel birkonu aslında ama biraz fazla bilindik.Sonrates gibi birisinin düşüncelerini ve sözlerini fikayeleştirmek istemek de aslında büyük bir cesaret neticede geçen çağların fikirlerini hala eskitemediği birisi. Cesaretten dolayı tebrik ederim. Sanırım Platon'un eserinden de etkilenmiş bir hikaye olmuş. Fakat bilinen sonun aslında bilindiği gibi olmadığını anlatan bir hikaye olsaydı çok daha güzel olabilirdi.
Khufu (Sadece Küçük Bir Not):
Başarlı bir denem yazısı olduğunu söyleyebilirim. Başarılı olduğu kadar da anlaması zor ve kafa karıştırıcı. Aslında konu lduğunca serbest olsa da hikaye yarışması olduğu için değerlendirmede ona göre davranmak gerekecek. Beyin jimnastiği niteliğinde bir yazı
Heepinizin eline sağlık değerlendirmek kolay değildi benim için. Sonuçları Artemise ilettim. Okurken de gerçekten zevk aldım.
Başka bir yarışmada görüşmek üzere. Artık jüri değil yarışmacı olmak istiyorum ben de
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
- Paradoxian
- Kullanıcı

- Posts: 7
- Joined: Mon Apr 09, 2007 10:00 am
- Location: Paradoxia Gezegeni'nden
- Contact:
Firble wrote:Beşinci hikaye açık farkla en çok sevdiğim hikaye oldu. Osmanlı döneminde geçmesi çok güzel. Tasvirler çok canlı... Sanırım ilgili sancak beyi de Yavuz Sultan Selim ki benim çok hoşlanmadığım padişahlardan biridir. Hikaye de çok ilginç ve çok farklı bir boyut taşıyan bir hikaye kız kulesini de hikayede fantastik bir öge olarak yer alması ayrıca çok hoşuma gitti.
Ancak bir nokta kılıcın padişaha verilmesi bu kadar önemli iken padişaha verilmemiş olmasının hiçbir istenmeyen sonuca yol açmaması. İkincisi hikaye bazı noktalarda fazlası ile hızlı geçmiş. Tasvirler bir anda daha fakir hale gelmiş ya da olaylar gereğinden hızlı anlatılmış. Belki hikayedeki bazı ögeler çıkartılıp onların yerine bu zayıf yanlar güçlendirilebilirdi.
Yine de son iki hikayeyi okumadan önce benim en sevdiğim hikaye bu oldu.
Yukarıdaki diğer yorum yapan arkadaşların hikayedeki zayıf kalan yönler konusundaki eleştrilerine katılıyorum. ama soru tarzında yorum yapan Efla olduğu için onun yorumuna cevap vermek istedim. Diğer arakdaşlara da bir cevap niteliği taşımasına çalışacağım elbette. Uzun zamandır zaten masal yazmak istyordum. şimdiye kadar bilinen bütün masal karakterlerini, özellikle Türk masallarında geçenleri, ayrı ayrı kullandığım parça öykülerden oluşan bir masal kitabı "hayalim" bile var.Efla wrote:
Paradoxian (Kalehor'un Kılıcı):
oldum olası tarihi-fantastik öyküleri sevmişimdir. Hoş bir osmanlı masalı gibi olmuş. Anlatımın sade olması bir yandan iyi fakat daha kuvvetli ve etkileyeci ifadeler kullanıldğında daha güzel olabilirmiş. Hikayenin konusu güzel gerçekten. Fakat bazı şeyler kafamda tam oluşamadı. Karakterlerin kendi kişilikleri amaçları vesaire. Sonra cihan devletlerinin osmanlıya saldıracağı Osmanlı'nın yardım olmadan kurtulamayacağı yalan mıydı ya da Alışık olunmadık bir şekilde gizemli karakter yanılmış mıydı?
Hikayeye dönecek olursak... Elbette ben son başvuru tarihinden 11-12 gün önce isim yzdırdım ama bunun 10 günü ne yazsam, klişe olmayan ne bulsam diye düşündüm... Sonunda bir gün işe giderken yolda aklıma böyle bir konu geldi. ve hikayeyi pişirip son güne yetiştirme telaşında olduğumdan tüm ayrıntıları düşünemedim. Anlatımda da ifadelere güç vermekten kaçınmamın sebebi yine aynı sebeptir. Keşke kişilik-karakter özelliklerine daha fazla değinebilseymişim elbette ama karakter sayısını geçmekten de korktum biraz. Bu tür bir yarışmaya ilk kez katılıyorum ve uzun zaman olmuştu yazmayalı. (2.5 yıl, kesin bir ifade kullanacak olursak... ) Her neyse bunları kendimi savunmak için söylemiyorum elbette. Ben ne olursa olsun hikayede belirtilmesi gereken öğelerin belirtilmesi gerektiğini düşünürüm.
Efla, son soruna gelecek olursak, Osmanlı elbette kurtulamayacak yok olacak diye bir şey ifade etmek değildi amacım. Ama orada Osmanlı'nın yükseliş devrinin sonlarında bir dönemi çizmek istedim. Eğer kılıç İmparator'un eline geçseymiş gerçekten büyük bir devlet olmaya devam edecek olmasını çizmek istedim. Yani Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuryeti elbette Türklerin Kurtuluşu olmuştur ancak Osmanlı'nın o şaaşalı dönemi daha uzun sürebilirdi kılıç olsa
Yani gizemli karakter yanılmadı. Ama seçilmiş kişi görevini başarıyla yerine getiremezse ne olur? diye düşündüm.
Ha isim olarak da belirsizliğe kaçmamın sebebi Firble,(Yavuz mu değil mi) Osmanlı'da çok uzun bir süre kardeş boğdurtmakta bir sakınca yoktu devletin selameti için. O yüzden herhangi biri akla gelsin ama hiçbir padişahımıza da kötü gözle bakılmasın istedim. Ã?rneğin bir yakınımın da aklına Cem Sultan'ın taht isyanı gelmiş...
Kardeşini öldüren çok padişah var. Ama babasına karşı ayaklananların sayısı az. Babasına karşı başarılı olan sadece bir tane var Yavuz Sultan Selim... Eh yanlış bilmiyorsam bahsedilen beyin özelliklerine uyan sadece yavuz var. Sinirli yapısı ile ani kararlar verebilmesi bile Yavuz da olan bir özellikti yanılmıyorsam.
Hem ne var padişahların da yanlış ve doğru yönleri bizim tarafımızdan kurgulabilir hatta kurgulanmalıdır da..
Hem ne var padişahların da yanlış ve doğru yönleri bizim tarafımızdan kurgulabilir hatta kurgulanmalıdır da..
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Ã?ncelikle okuduğu tüm hikayeleri çok beyendiğimi söylemek isterim. Böylesine etkileyici ve güzel hikayeler yazdıkları için tüm katılımcı arkadaşları tebrik ederim. Okurken hepsinden ayrı ayrı gerçek anlamda zevk aldım.
Firble (Beş dakika):
Her kesin belirttiği gibi kısa bir hikaye olmuş demek biraz saçma olur,adı üstünde kısa hikaye yarışması sonuçta. Ama diğer yazılanların yanında daha kısa kaldığı bir gerçek. Konu bakımından ne atom bombasının patlama anını nede bir kaos ortamını anımsattı bana, aslında hikayenin başlangıç kısmında nedense karakterin bana seni anlatıyormuş gibi geldi. ( Eh tabi bu benim düşüncem) aslında her yazar bir parçasını ana karaktere yansıtırmış bunu biliyoruz ama bu hikayedeki karakter başlarda sanki tamamen senmişsin gibi algıladım. Seni çok fazla yakından tanımasamda böyle hissettiğimi söylemeliyim. Hikaye anlatmak istediğini tam olarak okuyan kişiye veremiyor. Karakterin içinde bulunduğu ruh hali bir kara delik tarafından yutulmuş sanki. Bu hikayeden çıkarttığım sonuç sonun aslında yeni bir başlanğıç olduğu.
Teşekkürler,umarım her zaman yazmaya devam edersin.
Eldairl (Ateş mührü):
Bir solukta okuduğum fantastik bir hikaye, Eldairl?i tebrik ederim böylesine güzel bir hikaye yazdığından ötürü. Yalnız çok bilindik ve yalın bir konu olduğunu düşünüyorum satır aralarındaki bir iki yanlışlık hikayenin bütününü bozmasada yinede dikkat çekiyor. Yazmaya devam etmen umuduyla tebrik ederim.
Le Sorcier (ETE KEMİğE BÃ?RÃ?NMÃ?ş ):
Hikayeyi okurken gerçek anlamda etkilendim, hatta başlanğıç kısmında itiraf etmeliyim gerçek bir yazarın elinden çıkmışcasına sıkıldığımda oldu. ğüçlü bir anlatımın ve etkileyici bir hayal gücün olduğunu söylemek isterim. Hikayeyi gerçekci kılmak için en küçük ayrıntıyı bile gözden kaçırmadığını fark ediyor insan. Anlatımın yalın olmadığı gibi anlaşılmasıda biraz güç. Dediğim gibi gerçek bir yazarın başvurcağı betimlemeler ve anlam bakımından güçlü kelimeleri seçmişsin. Yalnız bu tür bir yazıyı hikaye sınıfına sokmak bile biraz garip geliyor bana sonuçta yazım ve anlatım bakımından oldukça güçlü ve etkiliyici. Tebrik ederim, bende diğer arkadaşların söylediğine katılıyorum başka hikaye ve yazılarını okumak isterim.
Burak (KAPICI):
Hayak gücü yönünden çok başarılı bulduğum bir hikaye olmuş. Özellikle konunun ve şahısların yerli yerinde olması, anlatımın yalın ve tasvirlerin zenginliği hikayeye ayrı bir hava katmış. Okuyucuyu sıkmayan hatta ne olduğunu merak ettiren bir hikaye ama beni rahatsız eden konu hikayenin havada asılı kalarak bitmiş olması. Belli bir kelime sınırı olsada daha iyi kurgulanıp bitirilebileceği yönünde bir düşünce geçirmedende edemiyorum. Teşekkürler...
Paradoxian (Kalehor'un Kılıcı):
Evet herkesin söylediği gibi hoş bir Osmanlı masalı olmuş, yalnız anlatımda çok fazla hata göze çarpmaktan öteye, rahatsız ediyor. Hayal gücü olarak gerçekten zengin bir konu hatta devamı olsa harika olabilir. Ama anlatım diğer yazılanların yanında çok
basit kalmış. Ama biraz daha dikkatle harika bir konu olduğunu düşünüyorum. Teşekkürler.
Rüyacı(ATİNA'NIN AT SİNEğİ):
Anlatım ve tasvirler çok güzel birbirine uyum sağlamış hikayede bir iki ufak boşluklar var ama genel bakımdan güzel bir hikaye ama diğer yorum yazan arkadaşların dediği gibi farklı ve sürpriz bir sonla bitede bilirmiş. Yinede yazdığı için teşekkürler
Khufu (Sadece Küçük Bir Not):
Okuduğum en etkileyici hikayelerin başını çektiğini söylemeliyim
Anlatımın zenginliği çok etkileyici, sonuç olarak bana göre mükemmele çok yakın bir yazı ama tabi ufak tefek yazım yanlışlarıda var. Yinede okurken gerçekten etkilendim, anlatım dilinin biraz daha yalın olabileceğide bir gerçek. Başarılar dilerim.
Katılımcı tüm arkadaşlara başarılar

Firble (Beş dakika):
Her kesin belirttiği gibi kısa bir hikaye olmuş demek biraz saçma olur,adı üstünde kısa hikaye yarışması sonuçta. Ama diğer yazılanların yanında daha kısa kaldığı bir gerçek. Konu bakımından ne atom bombasının patlama anını nede bir kaos ortamını anımsattı bana, aslında hikayenin başlangıç kısmında nedense karakterin bana seni anlatıyormuş gibi geldi. ( Eh tabi bu benim düşüncem) aslında her yazar bir parçasını ana karaktere yansıtırmış bunu biliyoruz ama bu hikayedeki karakter başlarda sanki tamamen senmişsin gibi algıladım. Seni çok fazla yakından tanımasamda böyle hissettiğimi söylemeliyim. Hikaye anlatmak istediğini tam olarak okuyan kişiye veremiyor. Karakterin içinde bulunduğu ruh hali bir kara delik tarafından yutulmuş sanki. Bu hikayeden çıkarttığım sonuç sonun aslında yeni bir başlanğıç olduğu.
Teşekkürler,umarım her zaman yazmaya devam edersin.
Eldairl (Ateş mührü):
Bir solukta okuduğum fantastik bir hikaye, Eldairl?i tebrik ederim böylesine güzel bir hikaye yazdığından ötürü. Yalnız çok bilindik ve yalın bir konu olduğunu düşünüyorum satır aralarındaki bir iki yanlışlık hikayenin bütününü bozmasada yinede dikkat çekiyor. Yazmaya devam etmen umuduyla tebrik ederim.
Le Sorcier (ETE KEMİğE BÃ?RÃ?NMÃ?ş ):
Hikayeyi okurken gerçek anlamda etkilendim, hatta başlanğıç kısmında itiraf etmeliyim gerçek bir yazarın elinden çıkmışcasına sıkıldığımda oldu. ğüçlü bir anlatımın ve etkileyici bir hayal gücün olduğunu söylemek isterim. Hikayeyi gerçekci kılmak için en küçük ayrıntıyı bile gözden kaçırmadığını fark ediyor insan. Anlatımın yalın olmadığı gibi anlaşılmasıda biraz güç. Dediğim gibi gerçek bir yazarın başvurcağı betimlemeler ve anlam bakımından güçlü kelimeleri seçmişsin. Yalnız bu tür bir yazıyı hikaye sınıfına sokmak bile biraz garip geliyor bana sonuçta yazım ve anlatım bakımından oldukça güçlü ve etkiliyici. Tebrik ederim, bende diğer arkadaşların söylediğine katılıyorum başka hikaye ve yazılarını okumak isterim.
Burak (KAPICI):
Hayak gücü yönünden çok başarılı bulduğum bir hikaye olmuş. Özellikle konunun ve şahısların yerli yerinde olması, anlatımın yalın ve tasvirlerin zenginliği hikayeye ayrı bir hava katmış. Okuyucuyu sıkmayan hatta ne olduğunu merak ettiren bir hikaye ama beni rahatsız eden konu hikayenin havada asılı kalarak bitmiş olması. Belli bir kelime sınırı olsada daha iyi kurgulanıp bitirilebileceği yönünde bir düşünce geçirmedende edemiyorum. Teşekkürler...
Paradoxian (Kalehor'un Kılıcı):
Evet herkesin söylediği gibi hoş bir Osmanlı masalı olmuş, yalnız anlatımda çok fazla hata göze çarpmaktan öteye, rahatsız ediyor. Hayal gücü olarak gerçekten zengin bir konu hatta devamı olsa harika olabilir. Ama anlatım diğer yazılanların yanında çok
basit kalmış. Ama biraz daha dikkatle harika bir konu olduğunu düşünüyorum. Teşekkürler.
Rüyacı(ATİNA'NIN AT SİNEğİ):
Anlatım ve tasvirler çok güzel birbirine uyum sağlamış hikayede bir iki ufak boşluklar var ama genel bakımdan güzel bir hikaye ama diğer yorum yazan arkadaşların dediği gibi farklı ve sürpriz bir sonla bitede bilirmiş. Yinede yazdığı için teşekkürler
Khufu (Sadece Küçük Bir Not):
Okuduğum en etkileyici hikayelerin başını çektiğini söylemeliyim
Anlatımın zenginliği çok etkileyici, sonuç olarak bana göre mükemmele çok yakın bir yazı ama tabi ufak tefek yazım yanlışlarıda var. Yinede okurken gerçekten etkilendim, anlatım dilinin biraz daha yalın olabileceğide bir gerçek. Başarılar dilerim.
Katılımcı tüm arkadaşlara başarılar
- Paradoxian
- Kullanıcı

- Posts: 7
- Joined: Mon Apr 09, 2007 10:00 am
- Location: Paradoxia Gezegeni'nden
- Contact:
Valla esen, senin gibi eksik yönleri "objektif-eleştirel" bir üslupla söyleyebilen çok azdır. asıl biz (kendi adıma ben) teşekkür ederiz. iyi yönlerden çok kötü yönlerin, hakarete kaçmadan söylenmesi heralde daha iyiye giden yolda en işe yarar şeydir. tekrar sağol. Benim için oldukça yapıcı bir eleştiri. Keşke daha dikkatli olsaymışım diyoruım ama geçti artık. bundan sonra daha dikkat edeceğim. :ayyyy!:
Firble'ın Hikayesi
--------------
BEş DAKİKA
--------------
Tarihe damgasını vurmuş en büyük trajedilerden birinin hikâyesini yazmayı seçmek gerçekten yürek ister bir davranış. Ama hikâyeyi biraz daha uzun tutsan biraz daha damatize etsen sanki daha güzel olurmuş gibi geldi bana. Yinede ellerine sağlık.
Eldaril'in Hikayesi
----------------
ATEş MÃ?HRÃ?
----------------
Uzun olmasına karşın okunması oldukça zevkli bir hikâye olmuş. Akıcı bir dille yazılmış ve yer yer insanı şaşırtacak bir stil benimsenmiş. Bu yolda devam et dostum gelecek hikâyelerini zevkle bekliyeceğim.
Le Sorcier'in Hikayesi
-----------------------------------
ETE KEMİğE BÃ?RÃ?NMÃ?ş
(IN SUCCUM ET SANGUINEM)
-----------------------------------
Gerçekten iddialı bir isim verilmiş ve iddiasında haklı olduğunu kanıtlayan bir hikâye buldum karşımda. Dili akıcı insanı sıkmayan bir tarzda yazılmış. Bazen gerçek olduğunu düşündüğüm kısımlar var sanki alacakaranlık kuşağından fırlamış gibi. Bu güzel eser için teşekkürler Le Sorcier ellerine sağlık.
Burak Mollamehmetoğlu'nun Hikayesi
--------
KAPICI
--------
İlginç bir hikâye olmuş hatta beklenmedik bir son bekliyor bizleri ama sanki biraz belirsizlik var gibi. Üzerinde biraz daha çalışılsa sanki daha iyi bir şeyler çıkabilirmiş. Tebirkler Burak ellerine sağlık.
Paradoxian'ın Hikayesi
------------------
Kalehor'un Kılıcı
------------------
İlginç bir hikâye seçimi zevkle okudum. Osmanlı döneminin bu şekilde belki de alternatif bir zaman ve düzlemde düşünmek epey zevkli. Tebrikler Paradoxian ellerine sağlık.
Rüyacı'nın Hikayesi
--------------------------
ATİNA'NIN AT SİNEğİ
--------------------------
Tarihteki önemli bir şahsiyetin hayatının son günlerini anlatmayı seçmen gayet hoş olmuş. Hikâyenin akıcılığı yeterli derecede. Ama sanki anlatım biraz daha iyi olabilirmiş. Ellerine sağlık
Khufu'nun Hikayesi
-----------------------------
SADECE KÃ?Ã?Ã?K BİR NOT
-----------------------------
Başarılı bir deneme ama ne kadar okursa okuyayım bir şeyler eksik gibi geliyor belki de bende bir anla kıtlığı başlamıştır. Sonuç olarak tebrikler ve ellerine sağlık.
Tüm yazıları okudum ve notları Artemis’e ilettim. Hepinize teşekkür ediyor bir sonraki yarışmaya beklediğimi iletiyorum. Ellerinize sağlık.
--------------
BEş DAKİKA
--------------
Tarihe damgasını vurmuş en büyük trajedilerden birinin hikâyesini yazmayı seçmek gerçekten yürek ister bir davranış. Ama hikâyeyi biraz daha uzun tutsan biraz daha damatize etsen sanki daha güzel olurmuş gibi geldi bana. Yinede ellerine sağlık.
Eldaril'in Hikayesi
----------------
ATEş MÃ?HRÃ?
----------------
Uzun olmasına karşın okunması oldukça zevkli bir hikâye olmuş. Akıcı bir dille yazılmış ve yer yer insanı şaşırtacak bir stil benimsenmiş. Bu yolda devam et dostum gelecek hikâyelerini zevkle bekliyeceğim.
Le Sorcier'in Hikayesi
-----------------------------------
ETE KEMİğE BÃ?RÃ?NMÃ?ş
(IN SUCCUM ET SANGUINEM)
-----------------------------------
Gerçekten iddialı bir isim verilmiş ve iddiasında haklı olduğunu kanıtlayan bir hikâye buldum karşımda. Dili akıcı insanı sıkmayan bir tarzda yazılmış. Bazen gerçek olduğunu düşündüğüm kısımlar var sanki alacakaranlık kuşağından fırlamış gibi. Bu güzel eser için teşekkürler Le Sorcier ellerine sağlık.
Burak Mollamehmetoğlu'nun Hikayesi
--------
KAPICI
--------
İlginç bir hikâye olmuş hatta beklenmedik bir son bekliyor bizleri ama sanki biraz belirsizlik var gibi. Üzerinde biraz daha çalışılsa sanki daha iyi bir şeyler çıkabilirmiş. Tebirkler Burak ellerine sağlık.
Paradoxian'ın Hikayesi
------------------
Kalehor'un Kılıcı
------------------
İlginç bir hikâye seçimi zevkle okudum. Osmanlı döneminin bu şekilde belki de alternatif bir zaman ve düzlemde düşünmek epey zevkli. Tebrikler Paradoxian ellerine sağlık.
Rüyacı'nın Hikayesi
--------------------------
ATİNA'NIN AT SİNEğİ
--------------------------
Tarihteki önemli bir şahsiyetin hayatının son günlerini anlatmayı seçmen gayet hoş olmuş. Hikâyenin akıcılığı yeterli derecede. Ama sanki anlatım biraz daha iyi olabilirmiş. Ellerine sağlık
Khufu'nun Hikayesi
-----------------------------
SADECE KÃ?Ã?Ã?K BİR NOT
-----------------------------
Başarılı bir deneme ama ne kadar okursa okuyayım bir şeyler eksik gibi geliyor belki de bende bir anla kıtlığı başlamıştır. Sonuç olarak tebrikler ve ellerine sağlık.
Tüm yazıları okudum ve notları Artemis’e ilettim. Hepinize teşekkür ediyor bir sonraki yarışmaya beklediğimi iletiyorum. Ellerinize sağlık.
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Jürinin puanlaması sonucu 1. olan hikaye Le Sorcier'in Ete Kemiğe Bürünmüş ( In Succum Et Sanguinem ) seçilmiştir. Hikaye yollamış tüm arkadaşlara teşekkür ederim ve sonraki yarışmalara beklerim. Le Sorcier isimli arkadaşımız benim e mailıma, ödülün yollanacağı adresi yollayabilirse en kısa sürede ödülü postalayacağım.
Been there. Seen that. Got the scars.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Burak'ın Hikayesi
Bu hikayeyi gerçekten çok beğendim. Gerek üslup, gerek benzetmeler, gerekse konu gerçekten harika. Ancak çok önemli bir nokta var. Kurallarda da belirttiğimiz gibi hikayenin tarihi etkileyen bir yönü olması gerekirdi. En önemli nokta buydu ve atlanmış sanırım. Serbest bir yarışma olsaydı benim favorim olurdu belki de. Ama bu şartlar altında bu hikayeye pek sıcak yaklaşamadım. Herhangi bir hikaye değil, tarihi değiştiren bir hikaye idi aradığımız. Yine de dediğim gibi, güzel hikaye, ellerine sağlık. Kaleminiz asla kırılmasın !
Rüyacı'nın Hikayesi
Bu da çok güzel bir hikaye. Üzerimde büyük etkiler bıraktı. Çok etkilendim. Yalnız anlatılan olayların kısalığına göre biraz uzun bir yazı olmuş. Yer yer sıkabiliyor. Tabi gerçek tarihten bir alıntı olması ve karakterin tarih üzerinde bıraktığı etkiler göz önüne alınınca daha bir güzel ve anlamlı oluyor. Elinize sağlık, Kaleminiz asla kırılmasın !
Paradoxian'ın Hikayesi
Başka bir güzel hikaye. Anlatım, diğer jüri üyelerinin de söylediği gibi basit kalmış. Masal tadında olduğu için basit olması da iyi olmuş. Güzel bir hikayeydi, çok keyifli dakikalar geçirdim okurken. Cümle yapıları biraz daha özenle kurulmalı. Ne demek istediğimi daha sonra özel olarak da anlatırım. Eliniz dert görmesin efendim. Kaleminiz asla kırılmasın !
Bu hikayeyi gerçekten çok beğendim. Gerek üslup, gerek benzetmeler, gerekse konu gerçekten harika. Ancak çok önemli bir nokta var. Kurallarda da belirttiğimiz gibi hikayenin tarihi etkileyen bir yönü olması gerekirdi. En önemli nokta buydu ve atlanmış sanırım. Serbest bir yarışma olsaydı benim favorim olurdu belki de. Ama bu şartlar altında bu hikayeye pek sıcak yaklaşamadım. Herhangi bir hikaye değil, tarihi değiştiren bir hikaye idi aradığımız. Yine de dediğim gibi, güzel hikaye, ellerine sağlık. Kaleminiz asla kırılmasın !
Rüyacı'nın Hikayesi
Bu da çok güzel bir hikaye. Üzerimde büyük etkiler bıraktı. Çok etkilendim. Yalnız anlatılan olayların kısalığına göre biraz uzun bir yazı olmuş. Yer yer sıkabiliyor. Tabi gerçek tarihten bir alıntı olması ve karakterin tarih üzerinde bıraktığı etkiler göz önüne alınınca daha bir güzel ve anlamlı oluyor. Elinize sağlık, Kaleminiz asla kırılmasın !
Paradoxian'ın Hikayesi
Başka bir güzel hikaye. Anlatım, diğer jüri üyelerinin de söylediği gibi basit kalmış. Masal tadında olduğu için basit olması da iyi olmuş. Güzel bir hikayeydi, çok keyifli dakikalar geçirdim okurken. Cümle yapıları biraz daha özenle kurulmalı. Ne demek istediğimi daha sonra özel olarak da anlatırım. Eliniz dert görmesin efendim. Kaleminiz asla kırılmasın !
Been there. Seen that. Got the scars.
Herkesi tebrik ediyorum.
Jüriye de teşekkür ediyorum...
Hikayelerin sahipleri olarak iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Dikkat edilmesi gereken yerler hususunda uyarılar ve övgüler aldık. Henüz forumları takip edemiyorum ve hikaye yazımı,paylaşımı,tartışması ne boyutta göremedim lakin benim düşümde ciddi anlamda bir "klüpleşme" (tam karşılığını düşünmiyorum ama sosyal bir lokalizasyondan bahsediyorum) sevdası yatmakta. Türevlerinin olduğunu biliyorum ama fikir yürütmek isteyen arkadaşlar olursa zevkle dinlerim doğrusu...
Yine konudan saptım, asıl demek istediğimi söyleyemedim
Yeni bir üye olarak yeni arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Düşünce ve hayal gücü sadece sahibine yaramıyor. Aynı yolda yürüyenleri bir araya getiriyor, onları bulmanızı sağlıyor.
There are no rules of architecture for a castle in the clouds.
Gilbert K. Chesterton
Jüriye de teşekkür ediyorum...
Hikayelerin sahipleri olarak iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Dikkat edilmesi gereken yerler hususunda uyarılar ve övgüler aldık. Henüz forumları takip edemiyorum ve hikaye yazımı,paylaşımı,tartışması ne boyutta göremedim lakin benim düşümde ciddi anlamda bir "klüpleşme" (tam karşılığını düşünmiyorum ama sosyal bir lokalizasyondan bahsediyorum) sevdası yatmakta. Türevlerinin olduğunu biliyorum ama fikir yürütmek isteyen arkadaşlar olursa zevkle dinlerim doğrusu...
Yine konudan saptım, asıl demek istediğimi söyleyemedim
Yeni bir üye olarak yeni arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Düşünce ve hayal gücü sadece sahibine yaramıyor. Aynı yolda yürüyenleri bir araya getiriyor, onları bulmanızı sağlıyor.
There are no rules of architecture for a castle in the clouds.
Gilbert K. Chesterton
<strong>“I reject your reality and substitute it for my own.”</strong> <br>Adam Savage
- Paradoxian
- Kullanıcı

- Posts: 7
- Joined: Mon Apr 09, 2007 10:00 am
- Location: Paradoxia Gezegeni'nden
- Contact:
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
