Biz mi zamanı öldürüyoruz, yoksa zaman mı biz
-
WizardOfQuarks
- Kullanıcı

- Posts: 757
- Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Biz mi zamanı öldürüyoruz, yoksa zaman mı biz
Zaman...
İnsanoğlunun hakkında en çok tartıştığı ve hakkında en az şey bildiği konulardan birisi. Ve bana göre kontrol edemediğimiz tek şey de zamandır. Biz onu kontrol edemezken o bizi çok güzel bir şekilde kontrol ediyor.
Peki sizlerin bu konudaki fikirleri nelerdir?
İnsanoğlunun hakkında en çok tartıştığı ve hakkında en az şey bildiği konulardan birisi. Ve bana göre kontrol edemediğimiz tek şey de zamandır. Biz onu kontrol edemezken o bizi çok güzel bir şekilde kontrol ediyor.
Peki sizlerin bu konudaki fikirleri nelerdir?
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..." Einstein
-
SacoKhan
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2585
- Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
- Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
- Contact:
Re: Biz mi zamanı öldürüyoruz, yoksa zaman mı
Bana göre durum şöyle;WizardOfQuarks wrote:Zaman...
Ve bana göre kontrol edemediğimiz tek şey de zamandır. Biz onu kontrol edemezken o bizi çok güzel bir şekilde kontrol ediyor.
Biz ona bağlıyız fakat o bize bağlı değil. Durum kontrol meselesi değil bana göre. Sadece ihtiyaç meselesi, onu kuvvetli kılan bize ihtiyacı olmayışı...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Bence zaman bir olcu biriminden ote bir sey degil. Uzaklik, yogunluk, hacim gibi seyler bizi kontrol ediyor mu diye sormak kadar garip geliyor bana bu soru. Diyebilirsiniz ki zaman disindakileri cesitli yollarla enerjiye donusturerek degistirebiliriz. O zaman ben de size zaman ile enerji arasinda bir denge olup olmadigini bilemeyecegimizi soylerim. Bundan 70 yil oncesine kadar kutlenin asla degistirIlemeyecegini sanan insanoglu e=mc2 ile yeni guclere muvaffak oldu. Yarin obur gun zaman ile enerji. isik, photon belki de atom partekulleri arasinda bir baglanti bulunmayacagini hic kimse garanti edemez. Kisacasi bilmedigimiz bir "olcu biriminin" bize "hukmedip hukmetmedigi" biraz garip bir tartisma sorusu oluyor. Ayni mantikla buzul caginda hava durumunun ya da uzakligin insanlara hukmettigini soylemek anlamsiz olur cunku bu seylerin belli bir gayesi, bilinci ya da mantigi yok.
Fakat su anda insanoglunun etkilemekten en uzak oldugu sey zamandir/uzaydir/boyuttur gibi tartismalar yapilabilir ve gecerlidir kanimca
Fakat su anda insanoglunun etkilemekten en uzak oldugu sey zamandir/uzaydir/boyuttur gibi tartismalar yapilabilir ve gecerlidir kanimca
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
raistlin bilimsel olarak güzel deyinmiş; dadha bilimsel bi açıklamaya gerek duymuyorum,( zamanda yolculuk,j.h.Brennan)..warp teorisiyle zamanda yolculuk için düşünübilecek teoriler kurulmuş, 2 boyutlu bir sınırlı bi sistemde(sayfa düzlemi,bir kağıt olabilir) köşegenlerin iki ucundan biri geçmiş(x), diğer köşegen ucu gelecek (y) kabul ederek, x, ve y yi tam katlamadan birleştirilirse x,y arası zamanda yolculuk olcaktır..... ve sonrası cisimleri ışık hızına çıkarmak denen problem...
bence kimse saat kullanmasa, derslerde yoklama alınmasa, sınavlara o gün içinde istediğimiz zaman girsek, bitirsek, kızlar nie geç geldin tripleri atmasa, kampüsün kapısı hep açık olsa, kimse şunu hatırlıomusun, büyünce nolcan, üniyi ne zman bitircen, akşam eve kaçta gelcen, bu saatte de mi hala bilgisayar oynuon die sormasa, akşamları bari tost yeme, yarın erken kalkalım, vs vs vs demese..
zaman umrumda olmasdı...
bence kimse saat kullanmasa, derslerde yoklama alınmasa, sınavlara o gün içinde istediğimiz zaman girsek, bitirsek, kızlar nie geç geldin tripleri atmasa, kampüsün kapısı hep açık olsa, kimse şunu hatırlıomusun, büyünce nolcan, üniyi ne zman bitircen, akşam eve kaçta gelcen, bu saatte de mi hala bilgisayar oynuon die sormasa, akşamları bari tost yeme, yarın erken kalkalım, vs vs vs demese..
zaman umrumda olmasdı...
-
Lupus Nigra
- Kullanıcı

- Posts: 236
- Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
- Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
- Contact:
bence zaman maddenin düşmanıdır.
Var olmuş cisimleri bozmaya çalışır. Onları parçalarına ayırmak ister.
Eskiler şöyle dermiş "İnsan zamandan korkar, zamansa piramitlerden."
Ama piramitler bile zamanla parçalanıyorsa bu ne kadar doğru olabilir ki.
Zamanla insan yaşlanır ve ölür. Zaman bizi yok etmeye çalışır ve çok da başşarılıdır.
Sadece bizi de değil hani duygularımız ve düşüncelerimiz ile de oynar.
Sevdiğimiz birinden yeterince uzun süre ayrı kaldığımız da yavaşça onu unutmaya başlamazmıyız.
Var olmuş cisimleri bozmaya çalışır. Onları parçalarına ayırmak ister.
Eskiler şöyle dermiş "İnsan zamandan korkar, zamansa piramitlerden."
Ama piramitler bile zamanla parçalanıyorsa bu ne kadar doğru olabilir ki.
Zamanla insan yaşlanır ve ölür. Zaman bizi yok etmeye çalışır ve çok da başşarılıdır.
Sadece bizi de değil hani duygularımız ve düşüncelerimiz ile de oynar.
Sevdiğimiz birinden yeterince uzun süre ayrı kaldığımız da yavaşça onu unutmaya başlamazmıyız.
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Joseph Stalin
Buna katilmiyorum. Maddeye zarar veren zaman degil diger maddelerle girdigi tepkimelerdir. Boslukta kendisinden baska hic bir elementin olmadigi bir ortamda hic bir sey zamanla degismez/eskimez/curumez/paslanmaz/yipranmaz.Lupus_Nigra wrote:bence zaman maddenin düşmanıdır.
Var olmuş cisimleri bozmaya çalışır. Onları parçalarına ayırmak ister.
Eskiler şöyle dermiş "İnsan zamandan korkar, zamansa piramitlerden."
Ama piramitler bile zamanla parçalanıyorsa bu ne kadar doğru olabilir ki.
Zamanla insan yaşlanır ve ölür. Zaman bizi yok etmeye çalışır ve çok da başşarılıdır.
Sadece bizi de değil hani duygularımız ve düşüncelerimiz ile de oynar.
Sevdiğimiz birinden yeterince uzun süre ayrı kaldığımız da yavaşça onu unutmaya başlamazmıyız.
Piramitlere zarar veren ruzgar ve ucusan kum tanecikleri, demiri paslandiran havda oksijenle girdigi tepkimedir. Unutmamizi saglayan sey zaman degil kendi irademizdir. Beynimizin hatirlama kapasitesi ayni bir hard disk gibi sinirlidir. Yeni bilgiler geldikce eskiler kullanilmadigi surece atilmaya mahkumdur.
Zamandan bagimsiz olarak bir hard diskin icine konan bir bilgi asla yok olmaz (paslanma/yipranma/yanma gibi durumlar baska tabii bunlarin konumuzla alakasi yok) Oyle ki buzda hapsedilmis bir canli bile bozulmadan gunumuze kadar kalabilmekte (bakiniz kesfedilen mamutlar) Kisacasi ben zamani mistik bir guc olarak degil de bir olcu olarak dusunuyorum.
Zaman yipratir yokeder kurali yeterince yuksekten asagi cakilan herhangi bir sey, radyasyona, plasma sicakligina, inanilmaz yuksek bir basinca, elektriklenme ya da defalarca kez bir hareketi tekrarlayarak (vurma/surtunme gibi) yipranmasi kadar beklenilebilir ve dogal bir sonuctur. Zamanin bu saydigim diger durumlardan hic bir farki yoktur.
Ufak bir isi degisimine maruz kalan bir madde zarra gormeyebilir
fakat gunesin plasma sicakligi gibi bir isiya maruz kalan her sey yipranir
Ayni sekilde kisa bir zaman farki cok zarar vermeyebilir, uzun bir zaman farkinda cok sey degisebilir. Oyle ki bu gecen zaman zarfinda obje olan madde baska hic bir seyle etkilesime gecmiyorsa zamanin onun uzerinde hic bir degisikligi olmaz (radyasyon isimasi gibi olaylar kendinden gerceklesen olaylardir yani yine zamanin hir bir etkisi yok)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
WizardOfQuarks
- Kullanıcı

- Posts: 757
- Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
İlk olarak; zaman bir niceliktir, ölçü birimi değildir. Zamanın ölçü birimleri, saat, dakika, saniye, gün, ay, yıl, vs. gibi birmlerdir.Raistlin wrote:Bence zaman bir olcu biriminden ote bir sey degil. Uzaklik, yogunluk, hacim gibi seyler bizi kontrol ediyor mu diye sormak kadar garip geliyor bana bu soru. Diyebilirsiniz ki zaman disindakileri cesitli yollarla enerjiye donusturerek degistirebiliriz. O zaman ben de size zaman ile enerji arasinda bir denge olup olmadigini bilemeyecegimizi soylerim. Bundan 70 yil oncesine kadar kutlenin asla degistirIlemeyecegini sanan insanoglu e=mc2 ile yeni guclere muvaffak oldu. Yarin obur gun zaman ile enerji. isik, photon belki de atom partekulleri arasinda bir baglanti bulunmayacagini hic kimse garanti edemez. Kisacasi bilmedigimiz bir "olcu biriminin" bize "hukmedip hukmetmedigi" biraz garip bir tartisma sorusu oluyor. Ayni mantikla buzul caginda hava durumunun ya da uzakligin insanlara hukmettigini soylemek anlamsiz olur cunku bu seylerin belli bir gayesi, bilinci ya da mantigi yok.
Ayrıca zaman ve enerji arasındaki ilişki Heisenberg'in Belirsizlik İlkesinde açıklanmıştır.
Ve ışık zaten fotondur.
Raistlin, şunu da belirtmek isterim ki sicim kuramına göre boşluk diye bir şey yoktur. Bu kuramın fiziğin temel modellerinden biri olduğunun da altını çizmek isterim.Raistlin wrote:Boslukta kendisinden baska hic bir elementin olmadigi bir ortamda
Ayrıca verdiğin bütün örnekler de süreç gerektirir. Yani zaman etkileşimli olaylardır bunlar.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..." Einstein
-
Lupus Nigra
- Kullanıcı

- Posts: 236
- Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
- Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
- Contact:
Bilimsel olarak bakarsak; Evet Quarks'ın da dediği gibi bizim evrenimizde boşluk yoktur. (Adının neden Wizards of Quarks olduğunu düşünmenizi tavsiye ederek 
İçinden hiçbir atom altı taneciğin, fotonun geçemediği mutlak sıfır bir kutuyu uzaya koysan bile boşluğu sağlayamazsın .
O zaman bile geriye çekim kalır. Graviton denilen atom altı parcacıkları engelleyemezsin çünkü bu tanecikler zaten maddenin kendinden oluşur yani o kutunun kendi boşluğun oluşmasını engeller.
Bizim evrenimizin başlangıcı maddelerin oluştuğu Big Bang anına dayanır.
Ondan öncesi evrensiz ve zamansızdır. Evren ve zaman aynı anda oluşşmuştur. Yani evren ve zaman birbirine bağlıdır. Madde varsa ancak o zaman zaman vardır denebilir.
Yani madde ve zamanı ayrıamazsın. Boşluk varsa zaman yoktur zaten.
Yani boşluk zamansızlıktır.
Boşluğun olduğu yerde madde olamayacağına göre zaten senin teorin "madde olmayan yerde madde eskimez" anlamına gelir ki bu da "Benim kedimin kedilere allerjisi var" demek gibi birşey oluyor
Sacokhan'a cevap vermek gerekirse
ben bilim adamıyım
bilim ve ben ayrılamayız. Zaten istesem de yapamam çünkü evreni bilim adamı gözü ile görüyorum.
Bu gözle baktığımda zaman beni yok etmek istiyor diye görüyorum.
Bu nedenle ondan nefret ediyorum...
İçinden hiçbir atom altı taneciğin, fotonun geçemediği mutlak sıfır bir kutuyu uzaya koysan bile boşluğu sağlayamazsın .
O zaman bile geriye çekim kalır. Graviton denilen atom altı parcacıkları engelleyemezsin çünkü bu tanecikler zaten maddenin kendinden oluşur yani o kutunun kendi boşluğun oluşmasını engeller.
Bizim evrenimizin başlangıcı maddelerin oluştuğu Big Bang anına dayanır.
Ondan öncesi evrensiz ve zamansızdır. Evren ve zaman aynı anda oluşşmuştur. Yani evren ve zaman birbirine bağlıdır. Madde varsa ancak o zaman zaman vardır denebilir.
Yani madde ve zamanı ayrıamazsın. Boşluk varsa zaman yoktur zaten.
Yani boşluk zamansızlıktır.
Boşluğun olduğu yerde madde olamayacağına göre zaten senin teorin "madde olmayan yerde madde eskimez" anlamına gelir ki bu da "Benim kedimin kedilere allerjisi var" demek gibi birşey oluyor
Sacokhan'a cevap vermek gerekirse
Bu gözle baktığımda zaman beni yok etmek istiyor diye görüyorum.
Bu nedenle ondan nefret ediyorum...
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Joseph Stalin
Evet turkcem pek iyi degil kusura bakmayin heheWizardOfQuarks wrote: İlk olarak; zaman bir niceliktir, ölçü birimi değildir. Zamanın ölçü birimleri, saat, dakika, saniye, gün, ay, yıl, vs. gibi birmlerdir.
Ah gercekten cok ilginc bir konu. Fakat anlatidigim kadariyla bu teroride bazi aciklar varWizardOfQuarks wrote: Ayrıca zaman ve enerji arasındaki ilişki Heisenberg'in Belirsizlik İlkesinde açıklanmıştır.
(bakiniz http://tr.wikipedia.org/wiki/Heisenberg)
Burada yazanlara ozetle bakarsak:
Enerji-zaman birbirine bağlı iki büyüklükler olup aynı anda, yüksek duyarlılıkla ölçülemez, bu iki büyüklüğün ölçüm hatalarının çarpımı Planck sabitine büyükeşittir. Yani bu teroride enerjiyi ile zamani olcerken asla mukemmel bir sekilde olcemedigimiz soyleniyor. Adi ustunde BELIRSIZLIK teorisi. Heniz BILINMIYOR olmasi zaman ile enerji arasinda gercek bir bagin olmadigini kanitlamaz.
Hmm buna da kisaca bir bakalim http://tr.wikipedia.org/wiki/Sicim_kuram%C4%B1WizardOfQuarks wrote: Raistlin, şunu da belirtmek isterim ki sicim kuramına göre boşluk diye bir şey yoktur. Bu kuramın fiziğin temel modellerinden biri olduğunun da altını çizmek isterim.
"Yapı taşı olarak Standart modelde kullanılan boyutsuz noktalar yerine tek boyutlu uzanıma sahip sicimler kullanılmaktadır. Gerçekliğin esas bileşenlerinin rezonans frekanslarında titreşen ve Planck uzunluğunda olan (10-35 m civarı) sicimler olduğudur"
Hmm demekki bu kuram belli bi noktayi tanimlarken, o noktanin oldugu yerde titresen bir madde oldugunu kabul ederek tasvir edilen modellerde karşılaşılan bazı problemlerden sakınılmasını sağlamaktadır. Bu ayni pi sayisini 3, 14159 26535 89793 23846 26433 83279 50288 41971 69399 37510 58209 74944 5923 yerine 3.14 kabul etmek gibi bir sey ve zamanin aslinda bir "partekul oldugunu" ya da "bosluk diye bir seyin var olmadigini" kanitlamiyor ya da kanitlamaya calismiyor. Basitce fizikte yapilan tum aciklamalarin boslukta herhangi bir noktada bir madde oldugu teorisinden yola cikilarak yapildigini sunku bunun bazi problemleri onledigini soyluyor.
Benim bahsettigim sey sure degil surecin degil diger etkenlerin sonucunda maddenin etkilenmesi.WizardOfQuarks wrote:Ayrıca verdiğin bütün örnekler de süreç gerektirir. Yani zaman etkileşimli olaylardır bunlar.
Son olarak zamani sabitlemek ya da geriye dondurmenin de mumkun olduguna dair teoriler var
http://tr.wikipedia.org/wiki/Zaman
"Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup, maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması, ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması; takyonlar denilen atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzay-zamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve relativite teorisinin temelini oluşturan konulardandır."
ve bunlari sadece wikiye bakarak yazmama ragmen senin bahsettiklerine gore kesin bir kuram goremiyorum zaman ve enerji arasinda. Ayrica boslugun olmadigi terorisi da yalnizca fiziksel kuramlari daha kolay aciklamak icin bir varsayimdan ibaret.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
bakiniz http://tr.wikipedia.org/wiki/GravitonLupus_Nigra wrote: İçinden hiçbir atom altı taneciğin, fotonun geçemediği mutlak sıfır bir kutuyu uzaya koysan bile boşluğu sağlayamazsın .O zaman bile geriye çekim kalır. Graviton denilen atom altı parcacıkları engelleyemezsin çünkü bu tanecikler zaten maddenin kendinden oluşur yani o kutunun kendi boşluğun oluşmasını engeller.
"Graviton, bugüne kadar varlığı KANITLANAMAMIS, kütleçekim kuvvetini ilettiği var sayılan, sanal bir parçacıktır. Gelecekte bulunması halinde Einstein'in Genel Görelilik teorisinin teorik kısmı yanlış çıkablir."
Benim bahsettigim sey zamanin maddeyi yipratmadigi, yipranmanin maddenin diger maddelerle olan etkilesiminin sonucu oldugudur.Lupus_Nigra wrote:Bizim evrenimizin başlangıcı maddelerin oluştuğu Big Bang anına dayanır.
Ondan öncesi evrensiz ve zamansızdır. Evren ve zaman aynı anda oluşşmuştur. Yani evren ve zaman birbirine bağlıdır. Madde varsa ancak o zaman zaman vardır denebilir.
Yani madde ve zamanı ayrıamazsın. Boşluk varsa zaman yoktur zaten.
Yani boşluk zamansızlıktır.Boşluğun olduğu yerde madde olamayacağına göre zaten senin teorin "madde olmayan yerde madde eskimez" anlamına gelir ki bu da "Benim kedimin kedilere allerjisi var" demek gibi birşey oluyor![]()
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Zaman hiç bi şeyi yıpratmaz çevre ve çevre ile olan tepkimeleri yıpratır. Kağıdı asit içinde ve su içinde aynı süre tutarsanız asit içindeki erirken suyun içindeki sadece ıslanacaktır. Yani bir şeyi asit içine atmak ya o malzeme için zamanı hızlandırmaktır (ki değildir) yada sadece çevresini değiştirmektir.
Ben sicimlerin sadece enerji birimleri olduğuna ve herşeyin bu enerjilerin yönlerine göre itme ve çekme kuvvetlerinden olduğuna inanırım. Bütün algılarımız aslında bu enerjilerin itme çekme kuvvetlerinin bizim enerjimizi etkilemesidir. Algıadığımız herşey aslında algıladığımız gibi değilse yani daha açık olarak madde diye bir şey aslında yok ise, ancak biz hala madde diye bir şeyin varlığından bahsediyorsak, o zaman yokluk ve boşluğunda algılayamadığımız şeyler olduğunu düşünebiliriz. algılanamayan, hissedilemeyen ve etkilemeyen şey ya yoktur yada nötrlenmiştir ki bu olguyu boşluk olarak adlandırabiliriz.
Zamanı kontrol etmenin bir yolu yoktur çünkü zaman sadece bize bağlı değildir. Ancak biz zamanımızı değerlendirme şeklimizi değiştirerek kendi zamanımıza etki edebiliriz. BUnun en kolay örneği kitap okuma şeklinde gelişebilir. Çok okuyan okudukça kelimeleri daha hızlı algılamaya ve hatta satır satır okumaya başlar. Okumayan kişi ise harflere kadar düşebilir. Sonuçta aynı kitabı okuması gereken bu ikili arasından birinci 3 satte kitabı bitirirken ikincisi 12 satte bitirir. Aradaki 9 saatlik zaman fazrkı ise birinci kişinin karıdır. Ancak birinci kişi bu 9 saati fazladan uyku ile geçirirse ve ikinci kişi uyumaya hiç gerek duymayan biriyse o zaman yine kullandıkları zaman eşitlenmiş olacaktır.
Zamanı kontrol edemyiz ve oda bizi kontrol edemez. Biz kendi zamanımızı programlayabilir ve ona göre zaman kazanabiliriz. Benim başlığa baktığımda ilk aklıma gelen buydu ama içinde zaman hakkında hiçte beklemediğim bir tartışma buldum.
Ben sicimlerin sadece enerji birimleri olduğuna ve herşeyin bu enerjilerin yönlerine göre itme ve çekme kuvvetlerinden olduğuna inanırım. Bütün algılarımız aslında bu enerjilerin itme çekme kuvvetlerinin bizim enerjimizi etkilemesidir. Algıadığımız herşey aslında algıladığımız gibi değilse yani daha açık olarak madde diye bir şey aslında yok ise, ancak biz hala madde diye bir şeyin varlığından bahsediyorsak, o zaman yokluk ve boşluğunda algılayamadığımız şeyler olduğunu düşünebiliriz. algılanamayan, hissedilemeyen ve etkilemeyen şey ya yoktur yada nötrlenmiştir ki bu olguyu boşluk olarak adlandırabiliriz.
Zamanı kontrol etmenin bir yolu yoktur çünkü zaman sadece bize bağlı değildir. Ancak biz zamanımızı değerlendirme şeklimizi değiştirerek kendi zamanımıza etki edebiliriz. BUnun en kolay örneği kitap okuma şeklinde gelişebilir. Çok okuyan okudukça kelimeleri daha hızlı algılamaya ve hatta satır satır okumaya başlar. Okumayan kişi ise harflere kadar düşebilir. Sonuçta aynı kitabı okuması gereken bu ikili arasından birinci 3 satte kitabı bitirirken ikincisi 12 satte bitirir. Aradaki 9 saatlik zaman fazrkı ise birinci kişinin karıdır. Ancak birinci kişi bu 9 saati fazladan uyku ile geçirirse ve ikinci kişi uyumaya hiç gerek duymayan biriyse o zaman yine kullandıkları zaman eşitlenmiş olacaktır.
Zamanı kontrol edemyiz ve oda bizi kontrol edemez. Biz kendi zamanımızı programlayabilir ve ona göre zaman kazanabiliriz. Benim başlığa baktığımda ilk aklıma gelen buydu ama içinde zaman hakkında hiçte beklemediğim bir tartışma buldum.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Zamanla ilgili yapılabilecek kesin bilimsel açıklamalar, ortaya atmak oldukça zor zaten, bir eneji olup olmadığı vs...vs... veya onu kontrol edip edemeyeceğimiz; zamanı durdurma, zamanı ilerletme, geriletme, zamanda yolculu (ileri ve geri). Bu tip sorulara daha cevap veremiyoruz ne yazık ki. Bu yüzden burada ortaya atacağımız her şeyin (bu konu ile ilgili) sadece tahminlerimizden ve kendi halay gücümüzden ibaret olacağı kesin. Raistlin' in yukarıdaki postunda kullandığı şu söz düşündürücüdür.
Raistlin wrote:Bundan 70 yil oncesine kadar kutlenin asla degistirIlemeyecegini sanan insanoglu e=mc2 ile yeni guclere muvaffak oldu.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
şimdi saçma sorular sorarak mantıklı çıkarımlar bulmaya çalışacağım.
1)
Diğelim ki zaman paralel evrenler oluşturan bir kavram. Yani geçmişe gitmek mümkün ama bu geçmiş bizim evrenimizin değil, paralel evrenin geçmişi... (Zaten siz daha önce olmadığınız bir zamana yolculuk edebiliyorsanız paralel evren teorisinden başka bir açıklama kalmıyor geriye pek...)
O zaman birisi şöyle bir cümle kurabilir...
Dün 60 yıl geriye gittim... Eski model bir zaman makinesiydi... 60 yıl geriye gitmek tam 3 saat sürdü. (Ya da 0.1 salise de diyebiliriz.) (Saat mekanik olarak çalışmaya devam edeceği için 60 yıl geriye gitmenin süresini ölçebilir...!)
Bu basit çıkarımdan, zamanda geriye gidildiğinde eğer paralel evrenlerde bir yolculuk yapıyorsak, zaman kavramından yine kurtulamıyoruz.
Bu da şu demek oluyor... Eğer 60 yıl geriye gitmenin de bir zamanı var ise aslında zamanda yolculuk yapmamış oluyoruz! Veya zamanın da katmanlardan oluşan bir yapısı var.
Zaman nasıl katmanlardan oluşur? Diyelim biz şu anda zamanın birinci katmanındayız. Zamanın ikinci katmanı ise bizim zamanımızdan çok daha hızlı ilerliyor olsun. Diyelim ki kendi katmanımızdan zamanın bir üst katmanına çıkmayı başardık. İkinci katmanda saatin saniyeyi gösteren ibresi bir kez oynadığında da 1. katmana geri döndük ve aradan 1000 yılın geçtiğini fark ettik... Eğer zaman katmanlardan oluşuyorsa böyle bir zaman yolculuğu mümkün. Bilincimizi, hatta abartalım 3 boyutlu evrendeki bedenimizi de belki böyle bir yolculukta muhafaza etme imkanımız var. Ama aslında zamanda yolculuk yapmamış oluyoruz. Tek yaptığımız şey zaman katmanları arasında bir yolculuk. İstersek buna 5. boyut diyebiliriz. Yani aynı 3 boyutlu galaksimizde kaldığımızı düşünelim. Hiç yerimizden kıpırdamadan Zamanın 2. boyutuna gidip birinci boyutuna geri döndüğümüzde durduğumuz yerde zaman yolculuğu yapabiliriz.
2)
Biraz daha düşünelim. Diğelim ki zamanın katmanları yok. Bizim bildiğimiz, bilmediğimiz bütün boyutların içinden geçen bir tek zaman boyutu var.
1. boyut da zamanın varlığından söz edebilmenin tek yolu varlık ve yokluk kavramını tanımlayabilmek. Bizim kavrayışımızda 3. boyut 2. boyutun üzerinde yükselir. Aynı şekilde 2. boyut da 1. boyutun üzerinde yükselir. Ancak zaman bu üç boyutun hepsinde tanımlanabilir. Halbuki 2. boyut 1. boyut da tanımlanamaz. Aynı şekilde 3. boyut 2 boyutlu bir düzlem içinde tanımlanamaz.-var olamaz- 1. Boyutu sonsuz küçüklükte kalınlığı, uzunluğu ve genişliği olan bir nokta olarak var sayalım. Bu noktanın sonsuz küçüklükte kütlesi, hacmi ve ağırlığı olsun. Sadece bir nokta olsun.
İşte 1. boyut olarak tanımladığımız şeyin özeti "varlık" ve "yokluk" dur. Ancak zaman bu boyutta da geçerlidir. Varlık'dan önce, Varlıktan sonra diyebileeğimiz bir zaman kavramı vardır.Dolayısı ile zaman birinci boyutun oluştuğu yerde oluşur.
Aynı 1. boyut da oluştuğu mantıkla 2. ve 3. boyutda da oluşur. A4 kağıdı 2 boyutlu evren -tıpkı bizim boşluk dediğimiz uzay gibi- farzedersek bunun üzerine kalemle çizdiğimiz bir çizgi zaman kavramı olan 2 boyutlu bir galaksi olabilir pek ala... etrafını ve arasındaki minik boyanmamış A4 kağıt partiküllerini boşluk olarak adlandıran bir evren olabilir.
Tek katmanlı zamanı A4'e çizdiğimiz çizgiye benzetmeye devam edelim. 1 saniyede bir cm çizdiğimizi var sayalım. Ve çizgi bizim evrendeki madde dediğimiz kütlesi olan şeyler, A4 kağıt da boşluk diye adlandırdığımız kavram olsun. Bu bizim Big Bang'den sonra sürekli büyüdüğünü düşündüğümüz evrenimize benziyor.
a) O halde zamanda kalemin henüz çizmediği yerlere hiç bir şekilde gidemeyiz. Ã?ünkü henüz orada bizim oluşabileceğimiz bir madde yok. Zaman tek katmanlı ve kalem daha oraya gelmedi.
b) Aynı şekilde kalemin kağıda değmesinden önceye de gidemeyiz. Ã?ünkü zaman tek katmanlı ve bunu içinde bulunduğumuz vücudu koruyarak yapmamız mümkün değil.
c) Belki bunu vücudumuzla değil ama bilincimizle yapabiliriz. Hem zaten zamanın olduğunu söyleyen şey de bizim bilincimiz. Ancak bunu yaparsak da ispatlamamız mümkün değil. Ã?ünkü insanlar henüz biliçlerini birbirine bağlamayı başaramadılar. Ve bilincin bize söyledikleri ve gösterdikleri doğru mu bu ispatlanmadı. Bu teoriye göre pek ala gördüğümüz bir rüya ile geçmişe gittiğimizi iddia edebiliriz. Ã?ünkü tek katmanlı zaman teorisinde maddesel, boyutlara bağlı vücudumuz geri gitmiyor. En iyi ihtimalle bilincimizi koruyarak çocukluğumuza gidebiliriz. O halde tek katmanlı zamanda yolculuk edebilecek tek şey bilincimiz. Bu mantığı tersten okursak belki de sürekli zaman yolculuğu yapıyoruz ama bunu ya fark etmedik, ya da hiç bir zaman kanıtlayamadık.
Sonuç olarak zaman'dan bahsedebilmemiz için bir bilince ihtiyacımız var. Zamanın var oluş dinamiklerini henüz çözemedik. Bu yüzden zamana hükmedip etmediğimizi de kesin olarak söyleyemiyoruz. Söylediğim hiç bir şey soruyu cevaplamıyor. Ama zaten 80 yıllık ömrümüzde neye hükmedebiliriz ki? En iyi ihtimal ile kendi bilincimize hükmettiğimizi var sayabiliriz. Ancak bu bile fazla iyimserlik oluır...
1)
Diğelim ki zaman paralel evrenler oluşturan bir kavram. Yani geçmişe gitmek mümkün ama bu geçmiş bizim evrenimizin değil, paralel evrenin geçmişi... (Zaten siz daha önce olmadığınız bir zamana yolculuk edebiliyorsanız paralel evren teorisinden başka bir açıklama kalmıyor geriye pek...)
O zaman birisi şöyle bir cümle kurabilir...
Dün 60 yıl geriye gittim... Eski model bir zaman makinesiydi... 60 yıl geriye gitmek tam 3 saat sürdü. (Ya da 0.1 salise de diyebiliriz.) (Saat mekanik olarak çalışmaya devam edeceği için 60 yıl geriye gitmenin süresini ölçebilir...!)
Bu basit çıkarımdan, zamanda geriye gidildiğinde eğer paralel evrenlerde bir yolculuk yapıyorsak, zaman kavramından yine kurtulamıyoruz.
Bu da şu demek oluyor... Eğer 60 yıl geriye gitmenin de bir zamanı var ise aslında zamanda yolculuk yapmamış oluyoruz! Veya zamanın da katmanlardan oluşan bir yapısı var.
Zaman nasıl katmanlardan oluşur? Diyelim biz şu anda zamanın birinci katmanındayız. Zamanın ikinci katmanı ise bizim zamanımızdan çok daha hızlı ilerliyor olsun. Diyelim ki kendi katmanımızdan zamanın bir üst katmanına çıkmayı başardık. İkinci katmanda saatin saniyeyi gösteren ibresi bir kez oynadığında da 1. katmana geri döndük ve aradan 1000 yılın geçtiğini fark ettik... Eğer zaman katmanlardan oluşuyorsa böyle bir zaman yolculuğu mümkün. Bilincimizi, hatta abartalım 3 boyutlu evrendeki bedenimizi de belki böyle bir yolculukta muhafaza etme imkanımız var. Ama aslında zamanda yolculuk yapmamış oluyoruz. Tek yaptığımız şey zaman katmanları arasında bir yolculuk. İstersek buna 5. boyut diyebiliriz. Yani aynı 3 boyutlu galaksimizde kaldığımızı düşünelim. Hiç yerimizden kıpırdamadan Zamanın 2. boyutuna gidip birinci boyutuna geri döndüğümüzde durduğumuz yerde zaman yolculuğu yapabiliriz.
2)
Biraz daha düşünelim. Diğelim ki zamanın katmanları yok. Bizim bildiğimiz, bilmediğimiz bütün boyutların içinden geçen bir tek zaman boyutu var.
1. boyut da zamanın varlığından söz edebilmenin tek yolu varlık ve yokluk kavramını tanımlayabilmek. Bizim kavrayışımızda 3. boyut 2. boyutun üzerinde yükselir. Aynı şekilde 2. boyut da 1. boyutun üzerinde yükselir. Ancak zaman bu üç boyutun hepsinde tanımlanabilir. Halbuki 2. boyut 1. boyut da tanımlanamaz. Aynı şekilde 3. boyut 2 boyutlu bir düzlem içinde tanımlanamaz.-var olamaz- 1. Boyutu sonsuz küçüklükte kalınlığı, uzunluğu ve genişliği olan bir nokta olarak var sayalım. Bu noktanın sonsuz küçüklükte kütlesi, hacmi ve ağırlığı olsun. Sadece bir nokta olsun.
İşte 1. boyut olarak tanımladığımız şeyin özeti "varlık" ve "yokluk" dur. Ancak zaman bu boyutta da geçerlidir. Varlık'dan önce, Varlıktan sonra diyebileeğimiz bir zaman kavramı vardır.Dolayısı ile zaman birinci boyutun oluştuğu yerde oluşur.
Aynı 1. boyut da oluştuğu mantıkla 2. ve 3. boyutda da oluşur. A4 kağıdı 2 boyutlu evren -tıpkı bizim boşluk dediğimiz uzay gibi- farzedersek bunun üzerine kalemle çizdiğimiz bir çizgi zaman kavramı olan 2 boyutlu bir galaksi olabilir pek ala... etrafını ve arasındaki minik boyanmamış A4 kağıt partiküllerini boşluk olarak adlandıran bir evren olabilir.
Tek katmanlı zamanı A4'e çizdiğimiz çizgiye benzetmeye devam edelim. 1 saniyede bir cm çizdiğimizi var sayalım. Ve çizgi bizim evrendeki madde dediğimiz kütlesi olan şeyler, A4 kağıt da boşluk diye adlandırdığımız kavram olsun. Bu bizim Big Bang'den sonra sürekli büyüdüğünü düşündüğümüz evrenimize benziyor.
a) O halde zamanda kalemin henüz çizmediği yerlere hiç bir şekilde gidemeyiz. Ã?ünkü henüz orada bizim oluşabileceğimiz bir madde yok. Zaman tek katmanlı ve kalem daha oraya gelmedi.
b) Aynı şekilde kalemin kağıda değmesinden önceye de gidemeyiz. Ã?ünkü zaman tek katmanlı ve bunu içinde bulunduğumuz vücudu koruyarak yapmamız mümkün değil.
c) Belki bunu vücudumuzla değil ama bilincimizle yapabiliriz. Hem zaten zamanın olduğunu söyleyen şey de bizim bilincimiz. Ancak bunu yaparsak da ispatlamamız mümkün değil. Ã?ünkü insanlar henüz biliçlerini birbirine bağlamayı başaramadılar. Ve bilincin bize söyledikleri ve gösterdikleri doğru mu bu ispatlanmadı. Bu teoriye göre pek ala gördüğümüz bir rüya ile geçmişe gittiğimizi iddia edebiliriz. Ã?ünkü tek katmanlı zaman teorisinde maddesel, boyutlara bağlı vücudumuz geri gitmiyor. En iyi ihtimalle bilincimizi koruyarak çocukluğumuza gidebiliriz. O halde tek katmanlı zamanda yolculuk edebilecek tek şey bilincimiz. Bu mantığı tersten okursak belki de sürekli zaman yolculuğu yapıyoruz ama bunu ya fark etmedik, ya da hiç bir zaman kanıtlayamadık.
Sonuç olarak zaman'dan bahsedebilmemiz için bir bilince ihtiyacımız var. Zamanın var oluş dinamiklerini henüz çözemedik. Bu yüzden zamana hükmedip etmediğimizi de kesin olarak söyleyemiyoruz. Söylediğim hiç bir şey soruyu cevaplamıyor. Ama zaten 80 yıllık ömrümüzde neye hükmedebiliriz ki? En iyi ihtimal ile kendi bilincimize hükmettiğimizi var sayabiliriz. Ancak bu bile fazla iyimserlik oluır...
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
