evrende sadece bizmi varız?
"Görmediğim şeye inanmam" bakış açısına biraz açıklık getirmek istiyorum... İnsan oğlunun birincil duyusu görme duyusudur. Bu yüzden insanlar bir şeyin gerçek olduğuna inanmak için öncelikle gözlerine güvenirler.
Bir yerden bir ses duyduğumuzda kafamızı çevirip oraya bakarız. Eğer bir şey göremez isek çok üstelemeyip bize öyle geldiğini düşünürüz. Ã?rnek olarak bir odadan vişne kokusu aldığımızda odaya girip bakıp hiç bir şey bulamaz isek kokunun bir şekilde başka bir yerden geldiğini ya da başka bir şeyi vişne kokusu gibi aldığımızı düşünürüz.
Aynı mantıkla köpeklerin de en güçlü duyuları koku alma duyudularıdır. Bir köpek bir ses duyduğunda eğer farklı bir koku alamaz ise hayal gördüğünü sanır. Buna benzer bir şekilde bir köpek sizi görüyorsa ama kokunuzu alamıyor ise sizi hayalet veya rüya sanacaktır.
İşin içine biraz Dekart ve Sokrat katacak olursak buradan yola çıkarak köpeğin gerçeği ile bizim gerçeğimizin ne kadar farklı olduğunu anlayabiliriz. Bizim hayal dediğimize köpek gerçek, onun gerçek dediğine biz hayal diyoruz... Sonuç olarak duyularımızdan yola çıkarak gerçek dediğimiz şeyler aslında beynimizde oluşan küçük elektrik akımları, buradan elde ettiğimiz bilgiler de küçük protein zincirlerinden başka bir şey değil. Bir şizofrenin gerçek'i ile normal bir insanın gerçek'i bile birbirinden oldukça farklı. Daha da kötüsü hangisinin gerçekten gerçek olduğunu iddia etmek bile bir varsayım olur... Tabi biri gerçek ise...
Dekart'ın algılarına güvenemediği için en sonunda kendi varlığını sorguladığı bu çıkmaza verdiği cevap "Düşünüyorum öyleyse varım" oldu. Buradan da şuraya gelmek istiyorum.
Uzaylıların varlığına cevap vermeye çalışırken 3 tane şey ön plana çıkıyor. Birincisi bu konu hakkında bize verilen bilgiler, bu bilgilerin oluşumunda algının rolü ve son olarak da bizim kendi düşünme becerimiz.
Uzay hakkındaki bilgilerin çoğu elbette "gözlem" lerimize dayalı. 3 boyutlu gözlem yeteneğimiz ile oldukça muazzam ve çok boyutlu olduğunu tahmin ettiğimiz bir şeyi anlamaya çalışıyoruz. Ve aslında daha kapımızın önünü bile görebildiğimiz söylenemez. Bize uzay hakkında ulaşan bilgiler politik açıdan çarpıtılmamış olsalar dahi gözlem ve algı sınırımızdan kaynaklanan nedenler ile oldukça güvenilmezler zaten.
Bu yüzden iş "evrende bizden başka hayat var mı?" sorusuna geldiğinde geriye düşünmekten başka güvenilir yol kalmıyor.
Bu soruya benim cevabım: " Evet var. Bunun kanıtı da bizim olmamız." olacaktır. İşin dinsel boyutuna hiç bulaşmak istemiyorum, o ayrı bir başlık olur, ama biyoloji biliminin bir bulgusu var ve bu dünyada pek ciddi olarak tartışılmaz. O da Mitakondri'nin nereden geldiğidir. Basitçe özetlemek gerekir ise Mitakondri'nin insanınkinden tamamen farklı kendine ait bir DNA'sı vardır ve bizim hücrelerimizde simbiyotik bir yaşam süren farklı bir canlıdır aslında. Eukaryot hücrelerinin dışında hayatını sürdüremez ve kökeni en az 2 milyar yıl önceye dayanmaktadır. Kendi başına varlığını sürdüremeyen bir canlının nasıl olup da Eukaryot hücreler ile birleşip yeni canlı türleri oluşturduğu tam bir muammadır. Bu gün yerimizden kıpırdayabilmemizi, düşünebilmemizi ve kısaca bir "ot" dan farklı olmamızı hücrelerimizde bizim için enerji üreten (ATP) bu minik canlıya borçluyuz ve oraya nasıl geldiği hakkında hiç bir fikrimiz yok.
Bu konuda elbette bir sürü teori var ve bunlardan bir tanesi de bu canlının uzaydan, düşen meteorlar sayesinde geldiği. Meteorun çarpışması esnasında oluşan reaksiyonda dünyadaki prokaryot hücreler ile veya ökaryot hücrelerin ilk ataları ile mutasyona uğradığı ve simbiyotik bir yaşam başlatarak yeni canlıların oluşmasına imkan tanıdığı..
Burada anlattığım neden yanlız olmadığımıza dair sadece bir adet teori. Ancak maaleef bir teori. Bunun gibi yüzlerce, hatta binlerce teori dünyada neden yanlız olmadığımızı ispatlamaya çalışıyor ama sanırım biz yine görmeden emin olamayacağız...
Ancak tüm bunlardan sonra, evrende neden yanlız olduğumuzu açıklayan teoriler de duymak isterim. Ancak bu teorileri kurarken uzay hakkında söylenenlere güvenmiyorum ve inanmıyorum bu yüzden evrende yalnızız gibi bir mantık bence doğru olmaz çünkü varılan sonucun şartının sonuç ile bir ilgisi yok...
şimdilik bu kadar:)
Bir yerden bir ses duyduğumuzda kafamızı çevirip oraya bakarız. Eğer bir şey göremez isek çok üstelemeyip bize öyle geldiğini düşünürüz. Ã?rnek olarak bir odadan vişne kokusu aldığımızda odaya girip bakıp hiç bir şey bulamaz isek kokunun bir şekilde başka bir yerden geldiğini ya da başka bir şeyi vişne kokusu gibi aldığımızı düşünürüz.
Aynı mantıkla köpeklerin de en güçlü duyuları koku alma duyudularıdır. Bir köpek bir ses duyduğunda eğer farklı bir koku alamaz ise hayal gördüğünü sanır. Buna benzer bir şekilde bir köpek sizi görüyorsa ama kokunuzu alamıyor ise sizi hayalet veya rüya sanacaktır.
İşin içine biraz Dekart ve Sokrat katacak olursak buradan yola çıkarak köpeğin gerçeği ile bizim gerçeğimizin ne kadar farklı olduğunu anlayabiliriz. Bizim hayal dediğimize köpek gerçek, onun gerçek dediğine biz hayal diyoruz... Sonuç olarak duyularımızdan yola çıkarak gerçek dediğimiz şeyler aslında beynimizde oluşan küçük elektrik akımları, buradan elde ettiğimiz bilgiler de küçük protein zincirlerinden başka bir şey değil. Bir şizofrenin gerçek'i ile normal bir insanın gerçek'i bile birbirinden oldukça farklı. Daha da kötüsü hangisinin gerçekten gerçek olduğunu iddia etmek bile bir varsayım olur... Tabi biri gerçek ise...
Dekart'ın algılarına güvenemediği için en sonunda kendi varlığını sorguladığı bu çıkmaza verdiği cevap "Düşünüyorum öyleyse varım" oldu. Buradan da şuraya gelmek istiyorum.
Uzaylıların varlığına cevap vermeye çalışırken 3 tane şey ön plana çıkıyor. Birincisi bu konu hakkında bize verilen bilgiler, bu bilgilerin oluşumunda algının rolü ve son olarak da bizim kendi düşünme becerimiz.
Uzay hakkındaki bilgilerin çoğu elbette "gözlem" lerimize dayalı. 3 boyutlu gözlem yeteneğimiz ile oldukça muazzam ve çok boyutlu olduğunu tahmin ettiğimiz bir şeyi anlamaya çalışıyoruz. Ve aslında daha kapımızın önünü bile görebildiğimiz söylenemez. Bize uzay hakkında ulaşan bilgiler politik açıdan çarpıtılmamış olsalar dahi gözlem ve algı sınırımızdan kaynaklanan nedenler ile oldukça güvenilmezler zaten.
Bu yüzden iş "evrende bizden başka hayat var mı?" sorusuna geldiğinde geriye düşünmekten başka güvenilir yol kalmıyor.
Bu soruya benim cevabım: " Evet var. Bunun kanıtı da bizim olmamız." olacaktır. İşin dinsel boyutuna hiç bulaşmak istemiyorum, o ayrı bir başlık olur, ama biyoloji biliminin bir bulgusu var ve bu dünyada pek ciddi olarak tartışılmaz. O da Mitakondri'nin nereden geldiğidir. Basitçe özetlemek gerekir ise Mitakondri'nin insanınkinden tamamen farklı kendine ait bir DNA'sı vardır ve bizim hücrelerimizde simbiyotik bir yaşam süren farklı bir canlıdır aslında. Eukaryot hücrelerinin dışında hayatını sürdüremez ve kökeni en az 2 milyar yıl önceye dayanmaktadır. Kendi başına varlığını sürdüremeyen bir canlının nasıl olup da Eukaryot hücreler ile birleşip yeni canlı türleri oluşturduğu tam bir muammadır. Bu gün yerimizden kıpırdayabilmemizi, düşünebilmemizi ve kısaca bir "ot" dan farklı olmamızı hücrelerimizde bizim için enerji üreten (ATP) bu minik canlıya borçluyuz ve oraya nasıl geldiği hakkında hiç bir fikrimiz yok.
Bu konuda elbette bir sürü teori var ve bunlardan bir tanesi de bu canlının uzaydan, düşen meteorlar sayesinde geldiği. Meteorun çarpışması esnasında oluşan reaksiyonda dünyadaki prokaryot hücreler ile veya ökaryot hücrelerin ilk ataları ile mutasyona uğradığı ve simbiyotik bir yaşam başlatarak yeni canlıların oluşmasına imkan tanıdığı..
Burada anlattığım neden yanlız olmadığımıza dair sadece bir adet teori. Ancak maaleef bir teori. Bunun gibi yüzlerce, hatta binlerce teori dünyada neden yanlız olmadığımızı ispatlamaya çalışıyor ama sanırım biz yine görmeden emin olamayacağız...
Ancak tüm bunlardan sonra, evrende neden yanlız olduğumuzu açıklayan teoriler de duymak isterim. Ancak bu teorileri kurarken uzay hakkında söylenenlere güvenmiyorum ve inanmıyorum bu yüzden evrende yalnızız gibi bir mantık bence doğru olmaz çünkü varılan sonucun şartının sonuç ile bir ilgisi yok...
şimdilik bu kadar:)
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Ben bu teoriyi biliyorum ve buna o kadar da inanmıyorum da mantıklı yonu var tabii. Bir düşünün şimdi, aynı meteorların biri dünyaya biri de dunyayı ıskalayarak baska bir gunes sisteminde bir gezegene düşsün. Bu mitakondriler o gezegende de dunyadaki gibi, o gezegenin sartlarına uygun canlılar olustursun. Olabilir tabii.Artemis Entreri wrote:Meteorların düşüp simbiyotik bakterilerin yaşayışını başlatmasıyla, uzaylılar arasında nasıl bir ilişki kurduğunu anlayamadım. Uzaylılar mı yolladı o meteorları :ayyyy!:
Bogus gene guzel konusmussun, "gormediğine inanmama" olayını artık insanlıgın yavas yavas aşması lazım bence. Kendimi bir daha tekrar etmek istemiyorum da en basitinden körler napsın? Hiçbir seye inanmasın mı? Sadece de gormek yetmiyor zaten, her gordugumuze de inanmayız aslında, inanmak için dokunuruz. Ã?nünüze bir cuval altın koysalar bakar mısınız, dokunur musunuz?
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Ya ben biraz araştırma yaptım internette bu konuyla ilgilide mitokondirlerin kökenini, böyle uzaydan düşen bir meteora bağlayan hiç bir kaynak bulamadım, en az 30 yere baktım. Bir kaynak bilen varsa link yollayabilir mi acaba?
Last edited by Artemis Entreri on Wed Feb 14, 2007 8:49 am, edited 1 time in total.
Been there. Seen that. Got the scars.
-
Ao
- Kullanıcı

- Posts: 392
- Joined: Wed Dec 13, 2006 10:00 am
- Location: Mersin-Eskişehir-İstanbul
- Contact:
Possessedcim güzel kardeşim körleri olaya katman demogoji olmuyormu sence.Ben önceki yazımda görme duygusunu o kadar sığ olarak söylemedim ama saptırılmaması için şöyle diyim ben Dünya dışındaki varlıkları ne gördüm ne duydum nede dokunma duyumla algıladım.Ondan dolayıda inanmıyorum.Yaw bir kanıt sadece somut bir kanıt gösterin NASA zırvaları teoremlerinden başka.Lütfen bilime hakaret ettiğimi düşünmeyin ama Amerika o zırvalardan o kadar çok para kazanıyorki ben artık olayı ticaret amaçlı olduğunu düşünmeye başladım.(senin bana darılmıyacağını bildiğim için açık konuştum saygılar)
<div>I am the Alpha and the Omega, the first and the last, the beginning and the end, the A and the Z, the one who is, the one who was, and the one who is coming, the Almighty, the Ruler of All.</div><br>
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Yok, alınmadım darılmadım, konusuyoruz burada, fikirlerimizi soyluyoruz 
Körleri basit bir mantık kurarak görmenin cok da onemli olmadıgını anlatmak için soylemistim. Lafım sadece sana da değil, insanlardan gozlemlediğim bir seydi bu.
NASAya ben de inanmıyorum ki pek, bir dediği digerini tutmuyor. Yalancıların ya da bir seyler gizlemeye calısanların bir dediği digerini tutmaz. Saklancak bir seyler varmış demek. Pek de konuya derinlemesine dalmak istemiyorum; ama şöyle diyeyim sana Ao, Mars'ta bazı gariplikler var. Mars su anda buzul cagında ve bir zamanlar orada hayat oldugu dusunuluyor. Ve o hayatın kanıtı olarak da Mars'ta bulunan sehirimsi yapılar, piramitler, bir adet insan benzeri bir yuz seklinde tepe gosteriliyor. (NASA bunları yalanlayıp ortbas etmeye calıstı, pek olmadı)
Gece gece tum yazıları okumadım, ama bir kısmını okuyup resimlerine baktım. İyi bir arastırmayı hak ediyor bu konu da. İkinci site cok guzelmis, bazı baglantılar kurmaya calısmıslar, mantıklı da gorunuyor. Ama dedigim gibi tum yazıyı okumadım.
http://www.ancientx.com/nm/anmviewer.asp?a=16
http://www.thehiddenrecords.com/mars.htm
Artemis Entreri, mitokondrinin kendi DNAsı, ribozomu, cift katlı zarı vs vardır. Yani hucrenin icinde kucuk bir hucre gibidir. (cıkarıldıgı zaman kendi kendine yasayabilmesi lazım, tam hatırlamıyorum şimdi) O nedenle tam olarak o hucreye ait değildir. Bilimadamları da endosimbiyoz kuramını dusunmuslerdir. Bu kurama gore mitokondri tek basına bir hucreydi, bir sekilde okaryot hucre ile birleşti. Endosimbiyoz'u arastırırsan bu konu hakkında yeterince bilgi sahibi olursun. Bu birleşim kuramı baska teorileri dogurdu. Mitokondri uzaydan geldi de okaryotla birleşti gibi. Ancak dediğin gibi, ben de bu meteor konusu hakkında bir site bulamadım, gece de cok gec oldu, daha sonra biraz daha arastırırım, yatıyorum simdi. Ama Bogus biliyormus, ben biliyormusum, uydurmuş olamayız ya, duymuşuz bir yerden.
Körleri basit bir mantık kurarak görmenin cok da onemli olmadıgını anlatmak için soylemistim. Lafım sadece sana da değil, insanlardan gozlemlediğim bir seydi bu.
NASAya ben de inanmıyorum ki pek, bir dediği digerini tutmuyor. Yalancıların ya da bir seyler gizlemeye calısanların bir dediği digerini tutmaz. Saklancak bir seyler varmış demek. Pek de konuya derinlemesine dalmak istemiyorum; ama şöyle diyeyim sana Ao, Mars'ta bazı gariplikler var. Mars su anda buzul cagında ve bir zamanlar orada hayat oldugu dusunuluyor. Ve o hayatın kanıtı olarak da Mars'ta bulunan sehirimsi yapılar, piramitler, bir adet insan benzeri bir yuz seklinde tepe gosteriliyor. (NASA bunları yalanlayıp ortbas etmeye calıstı, pek olmadı)
Gece gece tum yazıları okumadım, ama bir kısmını okuyup resimlerine baktım. İyi bir arastırmayı hak ediyor bu konu da. İkinci site cok guzelmis, bazı baglantılar kurmaya calısmıslar, mantıklı da gorunuyor. Ama dedigim gibi tum yazıyı okumadım.
http://www.ancientx.com/nm/anmviewer.asp?a=16
http://www.thehiddenrecords.com/mars.htm
Artemis Entreri, mitokondrinin kendi DNAsı, ribozomu, cift katlı zarı vs vardır. Yani hucrenin icinde kucuk bir hucre gibidir. (cıkarıldıgı zaman kendi kendine yasayabilmesi lazım, tam hatırlamıyorum şimdi) O nedenle tam olarak o hucreye ait değildir. Bilimadamları da endosimbiyoz kuramını dusunmuslerdir. Bu kurama gore mitokondri tek basına bir hucreydi, bir sekilde okaryot hucre ile birleşti. Endosimbiyoz'u arastırırsan bu konu hakkında yeterince bilgi sahibi olursun. Bu birleşim kuramı baska teorileri dogurdu. Mitokondri uzaydan geldi de okaryotla birleşti gibi. Ancak dediğin gibi, ben de bu meteor konusu hakkında bir site bulamadım, gece de cok gec oldu, daha sonra biraz daha arastırırım, yatıyorum simdi. Ama Bogus biliyormus, ben biliyormusum, uydurmuş olamayız ya, duymuşuz bir yerden.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Estafurullah efendim, ne demek uydurmak. Benim anlamadığım olay bu durum sadece bir teoriden ibaretse, nasıl bu kadar çabuk inanabiliyorsunuz. Yani meteor uzaydan gelse bile bu uzayda canlılar olduunu ispatlıyormu kii? Mitokondrinin DNA'sı kendine aittir de bizimkinden farklı mıdır? Farklı olduğunu sanmıyorum pek hatırlamasam da. Ama farklı olması bile birşeyi ispatlamaz. Her neyse bu birleşim hakkında çok daha mantıklı teoriler var uzaydan gelmiş olması dışında.
Artemis Entreri, mitokondrinin kendi DNAsı, ribozomu, cift katlı zarı vs vardır. Yani hucrenin icinde kucuk bir hucre gibidir. (cıkarıldıgı zaman kendi kendine yasayabilmesi lazım, tam hatırlamıyorum şimdi) O nedenle tam olarak o hucreye ait değildir. Bilimadamları da endosimbiyoz kuramını dusunmuslerdir. Bu kurama gore mitokondri tek basına bir hucreydi, bir sekilde okaryot hucre ile birleşti. Endosimbiyoz'u arastırırsan bu konu hakkında yeterince bilgi sahibi olursun. Bu birleşim kuramı baska teorileri dogurdu. Mitokondri uzaydan geldi de okaryotla birleşti gibi. Ancak dediğin gibi, ben de bu meteor konusu hakkında bir site bulamadım, gece de cok gec oldu, daha sonra biraz daha arastırırım, yatıyorum simdi. Ama Bogus biliyormus, ben biliyormusum, uydurmuş olamayız ya, duymuşuz bir yerden.
Ya aslında inanabilirsiniz teoriye. Tanrının varlığı, dinlerin varlığı bunlarda birer teordir sonuçta. Milyarları peşinden götüren teoriler... Anlamadığın şeyi her yöne çekebilirsin
Been there. Seen that. Got the scars.
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Yok yok, Artemis, ben bu mitokontrilerin uzaydan meteorla geldigi teorisine inanmıyorum zaten; ama dogru da olabilir. İnanmıyorum yani, yanlıs anlasılmasın, supheyle yaklasıyorum olaya. Mitokondrinin DNAsı kendine aittir ama, o dogru. Sonradan hucreye girmiş olabilirliği bu yuzden cok yuksek. Kendi kendine bir hucre gibidir mitokondri.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Kusura bakma haplo25 sen bu cumleyi yazdın diye senden ornek gosteriyorum ama biri "Bence yanlızız eğer başka varlıklar olsaydı çoktan öğrenirdk.." derse artık daha fazla tartısmak istemem, her zaman boyle bir yargıyı soyleyene aynı tepkiyi vermişimdir. Cok buyuk bir dar görüslülüktür bu. Daha gunes sisteminin kac gezegen oldugunu bilmiyoruz, Marsı tam cözemedik, Venusu sadece tahmin edebiliyoruz, Saturnun ötesindeki gezegenler hakkında bir fikrimiz yok, gunes sisteminin otesinde ne var bilinmiyor.. En basitinden kendi uydumuz AYın karanlık yuzunde tam olarak ne var hiçbir fikrimiz YOK. Bir de bana "uzaylı goremediysek yoktur" derseniz susarım artık. Benim yukarıda onca yazdıgıma hakaret sayarım bunu. Butun uzaylılar ayın karanlık yuzunde saklanmıssa bile haberimiz yok aslında. Biz dünyada yalnızsak yalnızız.(bu da biraz tartısmalı bir konu da girmek istemiyorum) Gerisi hakkında "goremiyorsak yok" yargısını yapamayız. Ha, yoksa yoktur, ama goremiyorsak değil, gercekten yoksa yoktur. Fikrinize saygısızlık yapmıyorum, inanmazsanız inanmayın. Ama daha guzel bir mantıkla acıklayın inanmadıgınızı.
Artık bana soru sorulmadıkca konusmayacagım, bu konu burda benim için bitmiştir.
Size iyi tartısmalar. Merak ettiginiz bir sey varsa sorabilirsiniz.
Artık bana soru sorulmadıkca konusmayacagım, bu konu burda benim için bitmiştir.
Size iyi tartısmalar. Merak ettiginiz bir sey varsa sorabilirsiniz.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
BLACK HAND
- Kullanıcı

- Posts: 104
- Joined: Fri Mar 02, 2007 10:00 am
- Location: Ankaranın Dorukları
- Contact:
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
