Yeni Dünya ( RP EKRANI )
Argay bu durumdan kurtulmanın yolunun saklanmaktan geçtiğini düşünüyordu, yanına gelen kişiyi de çağırıp tünel gibi görünen yerlere doğru harekete geçti. Bu esnada yanında olan insanlar canavara saldırıyorlardı.
Susy durum değerlendirmesi yapıyordu, çevresindekiler, savaşçılar saldırıya geçiordu anlaşılan ve yaratık da zorlu bir rakip gibi duruyordu. Bundan kurtuluş için bir avantaj aradı ve kısa zamanda da buldu zeki büyücü. Uzun süredir büyülkerinden uzak durmuştu tehlikeli oldukları için ama burda öyle olmadığını umuyordu. Büyü bileşenlerini birleştirip kadim büyü dilinceki sözcükleri söylediğinde coşku ile içine akan büyüyü tüm benliğinde hissetti büyücü ve yerden havalandı.
Swain uçarak dev yaratığa saldırdı. Uçuşundan da kuvvet alan melek ağır çekicini dev yaratığa indirdiğinde daha onu fark edip etmediğinin bile farkında değildi. Oldukça geç tepki veriyordu ve Swain de ona olabildiğince zarar vermeye niyetliydi. (8 dmg, Kadahar=8dmg)
Shuriak yeni dünyada ilk savaşının oldukça çetin olduğunu farketmişti ama bu drow melezinin gözünü korkutmamıştı. İnsan savaşçı, melek, hepsi yaratığa saldırıyordu ve Shuriak'da onlara katılmaya niyetliydi. Kolyesini geri aldı ve palalarını çekip yaratığa saldırmak için harekete geçti. İki palasını birlikte sallayan Shuriak yerden zırlayarak yükselmişti ve saldırısını böyle gerçekleştirmişti(levitation özelliğiniz yoktur, o yüzden bunu sıçrama olarak değerlendiriyorum. Bariz bir yükseklik olmadığı için oraya kılıç saplayıp tutunmaya çalışmanın da çok mantıklı olmayacağı göz önüne alınınca bu hareketi de yapmadığınızı, sadece arka taraftan saldırdığınızı varsayıyorum. Aksini yapıyorsanız düzenleyebilirim yeniden.) Shuriak'ın palaları şiddetle canavara çarpmış ve üzerindeki yarıklara bir tanesini daha eklemişti. İkinci pala saldırısı ise zararsızca canavarın üzerinden sekip gitmişti. (6 dmg, Kadahar=14 dmg)
Edmond'un kurtulma çabaları sonuç vermiş ve kendisini bu tozun toprağın içinden kurtarmıştı ama kurtulur kurtulmaz biraz önceki gürültünün nedenini anladı, tam çıktığı yerin biraz ilerisinde dev gibi bir varlık dışarıdakilere saldırıyordu. Bu arada buraya gelmeyi başaran tek kişinin kendisi olmadığını farketti Edmond, belki de biraz önce ayrıldığı aile bile buraya gelmişti. Ã?evresine bakındı Edmond ve hiç de hoş olmayan manzarayı gördü. Tek ışık kaynağı biraz önce büyücüye vuran maleğimsi varlığın hala yaymakta olduğu ışıktı. Ve önündeki korkunç varlığa saldırıyordu. Ya da tek ışık kaynağı o değil miydi ? Tam yanındaki kırmızı cüppeliyi ve onun etrafında dolaşan ışık büyüsünü farketti o an. Demek kızıl cüppeli de sağlamdı ve anlaşılan büyü yapabiliyordu çünkü o esnada kadim dilin sözcükleri dudaklarının arasından dökülürken elini öne doğru uzatmış büyülü mermi (magic missle) atacakmış gibi yapıyordu ama sözler Edmond'a yabancı geldi.
Clesnyé aradığı iki şeyi bulmuştu, Edmond ve savaş. Dev yaratığın sadece birkaç metre arkasında Edmond duruyordu ve anlaşıldığı kadarıyla buradakiler bu deve saldırıyordu. Oldukça ürkütücü bir görüntüsü vardı. Bakalım Clesnyé neyi tercih edecekti. Ama en azından o pisliğin, tozun toprağın içinden kurtulmuştu.
Xardas ne yapacağına karar vermek için sakinleştirmeye çalışıyordu kendisini ve yetenekli bir ölü çağırıcı olan adam bunu başarmıştı da. Bir büyücü çok daha rahatsız edici durumlarda bile dikkatini toplamayı başarabilmeliydi yoksa sonu pek de hoş olmazdı. Sakinleşmiş bir şekilde mağaranın zeminine çıkmayı bekledi büyücü ve etrafın beklediğinden çok da değişik olmaıdğını farketti. Dev bir torak yaratığı buraya gelenlere saldırıyor, onlar da karşılık veriyordu. Büyücü bu savaşın pek de kolay olmayacağını hemen anlamıştı ve bu yaratıktan aklı selim bir büyücünün de uzak durması gerektiğini. Ama büyü başkaydı, büyü yapabilirdi ve uzun süredir kendisini terkeden büyü hakimiyetinin tam olarak geri geldiğini hissediyordu.
Alegria ölümü ıskaladığını biliyordu, çünkü tekbaşına o yaratıkla karşılaşmak belki de çok daha kudretli savaşçılar için bile ölüm demekti. Ama o esnada Swain ona saldırıyordu, Cody hatta Shuriak bile *1 dev canavara saldırıyordu ve o kadar da kudretli olmadıklarını tahmin ediyordu insan savcaşçı. Onlara dönüp yardım etmeyi düşündü mü ? Ama tam o esnada Seain KAÃ?IIN diye bağırdı ki bu tam da kadının yaptığı şeydi. Bu arada drow dişisi ve de yanında başkaları da olan bir gurupla karşılaşmış ve onlara kızıl cüppeliyi gördüğünü söylemişti.
Piijek kara tenlinin hareketlerini izledi ve ona katılmaya karar verdi. Bir bildiği vardır diye düşünüyordu ve aynen kara tenli gibi o da yaratığa arkadan saldırmayı hesaplamıştı. Bunu başardı da ama ayağını kollayacak kadar zamanı olmamıştı. Yaratık Swainle ilgileniyor gibi görünüyor, hareket etmiyordu. Dev kolu bir anda meleğe doğru savruldu. Bu hantal yaratıktan beklenmeyecek bir hızda hareket ettirebiliyordu balyoz gibi kollarını ve bu hareketi Swain'in de beklemediği açıktı. Kol hızla savruldu ve havadaki meleğe şiddetle çarptı. Iskalamaması melek için büyük bir şanssızlıktı ve melek havada vuruşun şiddeti ile birkaç metre savruldu. Kanatlarından birisi fena halde yaralanmıştı ve uçmasını neredeyse imkansız kılıyordu. Sanki tüm kemikleri un ufak olmuş gibi ağrıyor ve acıyordu. (13 dmg, Swain=13)
Khedan Kadaharı net bir şekilde görebileceği bir pozisyon aldı. Normal şartlarda saldırmayı kesinlikle düşünmüyordu ama Kadahar pek de barışçıl görünmüyodu o yüzden kararını çabucak verdi. Büyüsüne başladı ve ona kudret veren büyünün bedeninde bir sel olup aktığını hissetti. Bu sel onlarca büyülü mermiye dönüşüp Kadahar'ın vücudunu bulmuştu. Khedan bir sonraki büyüye başlamadan önce sadece bir saniye bekledi, o da çevredekilerin durumunu kontrol etmek için. Çok yakındılar ve eğer Kadahar bir kaya patlaması yaparsa çoğunun yaşam şansı kalmazdı. Bu işi çabuk bitirmeliydi. (77 dmg, Kadahar=91dmg )
Bu esnada pijek hançerlerinin ikisini de Kadaharın kalın taş derisine olabildiğince sapladı. İlk savaşında demekki büyücüler yanındaydı çünkü sadece bir saniye önce Kadahar'ın sırtında bir mermi cümbüşü yaşanmış, taştan sırt derisi paramparça olmuştu dev varlığın. Kadahar dehşetle çığlık attı ve kendisine saldıran bu kişiyi bulmak için sağa sola vaurdu dev bacaklarını.
Elenora ne yapacağını şaşırmıştı, bu kadar büyük bir varlığa saldırmak neyi değiştirirdi bilemiyordu o yüzden kaçmayı tercih etmişti muhtemelen. Xyra'ya seslendi çok da dikkat etmeden kim geliyor kim gelmiyor ama çağrısını Xyra dan başkaları da duymuş gibi görünüyordu. Bu esnada Kadahar'ın Swaini bir böcekmiş gibi başından atışını ve hemen biraz sonra da sırtında patlayan mermileri farketti. Az önce kızıl cüppelinin tünelde olduğunu söyleyen kadın haklıydı galiba. Elenora mağraya doğru hareket etti. Ama sonra fikir değiştirip büyü yapmakta olan drowu korumaya karar verdi ve de kılıçlarını çekip onların önünde bir koruyucu gibi beklemeye başladı. *2
Amora'nın kafası karışmış, neyi yapacağını neyi düşüneceğini bilemez hale gelmişti ama dışarı çıkıp ta dev yaratığı gördüğünde kafası hızla olduğu duruma odaklanmasını sağlamıştı. Buradan kaçmalıydı, kaçıp kurtulmalıydı çünkü herhangi bir yaratığın akşam yemeği ya da her neyse, o su olmaya niyeti yoktu. Yırtık eteği onu inatla engellerken hem eteğe sövüyor hem de gördüğü mağaraya doğru koşmaya devam ediyordu. Girdiği yer çok aydınlık değildi, sadece meleğin çevresinde dolanan ışık çevreyi biraz görebilmesini sağlıyordu. Birde gece zifiri karanlıkta bir kalenin burç fenerleri etrafı ne kadar aydınlatırsa etrafı o kadar aydınlatan cehennem ışıklarının doğal ışığı vardı. Uzak bir mesafedeydiler ve bu ışık ancak cehennem varlıklarını seçmeye yetecek akdar ışık sağlıyordu.
Lineas kesinlikle teminliydi, koca koca savaşçılar kadar dayanıklı değildi ve onlardan çok daha akıllıydı. Böyle bir yaratığa fütursuzca saldırmayı onun düşünce yapısı kesinlikle kaldırmıyordu. Deneyimli gözleri kendisi için, ok atabilmesi içinb uygun bir yer aradı, çevrede çok fazla saklanabilecek yer yoktu. Canavarın geldiği yöne gidebilirdi çünkü henüz canavar geri dönmeyi düşünüyor gibi durmuyordu ve orada mağaranın duvarları belki onu koruyabilirdi ama bunun çok da doğru olmadığını hissediyordu Lineas, şu andaki durumu yeterince güvenli gibiydi. Canavara çok yakın değildi ve silahı da saldırı için hazırdı.
Balamir kadına yardım etme isteğini yenmişti, bu kendine göre mantıklı olandı ama anlaşıldığı kadarıyla başkaları onun gibi düşünmüyordu. Daha şimdiden birkaç kişi dev yaratığa saldırmaya başlamıştı bile. Ama melek bir fiske ile havada süzülüp yaralanınca Balamir durumun vehametini farketti ama tam bu esnada yaratığın bedeninden kaya parçaları fırlayacak derecede ona zarar veren bir büyü patlayıverdi.(Khedan'ın yaptığı) Belki de ümit vardı.
Cody kararını vermişti, bu serseme haddini bildirecekti ya da en azından on olabilidğince fazla zararı verecekti. Hızla koştu Cody ve meleği bir sinek gibi uzaklaştıran darbeyi gördü. Azmi mi kırılmıştı ? Hayır, sadece ne kadar zarar verebilirim diye kısacık bir düşünce sorunu çekmişti. Ama durmadı ve vargücü ile kılıcını canavara vurdu. Dev canavarı ıskalamak imkansızdı ama o kalın taş deriyi geçmek emek istiyordu. Ama Cody bunu başarabildiğini biliyordu. Ve o esnada başka bir kişi de büyü ile bunu başarıyordu. Cody'nin içini savaş heyecanı kaplamıştı. (11 dmg, Kadahar=102 dmg) Tam bu esnada meleğe çarpan kol gibi birşey, belki de aynısı ? Ama o kadar hızlı hareket edemezdi, anlaşılan iki kolunu da saldırı için kullanıyordu canavar Cody'e doğru geldi. Bu o kadar da hızlı ve becerikli yapılmış bir hamle değildi. Cody'nin şansı biraz daha yaver gitse kurtulabileceğinden emindi ama elin boyutu kaçmayı güç hale getiriyordu. Dev el Cody'nin zırhını buldu. (12dmg, Cody=12 dmg)
Xyra ırkının gereği çıkarcı bir kadındı ve her hamlesini planlayarak yapmayı kendine şiar edinmişti ve bu zor durumda da aksini yapmaya niyetli değildi. Büyü yapabilirdi ama bunun yerine yanında getirdiği büyülü deyneği kullanmaya karar kıldı. Bu esnada canavara doğru gelen onlarca büyülü mermiyi görüp ufak çaplı bir şok yaşadı. Onca para verip aldığı büyülü deyneği bile bu kadar iyi değildi. Neyse ne, büyüyü akive edecek sözleri söyledi ve büyülü mermilerin Kadahar'a doğru uçuşlarını seyrederken Elenora'yı takip ediyordu. (17 mg, Kadahar=119 dmg)
Kathranis hızla düşünüp savaşçı güdülerine güvenmeyi bilen biriydi. Aslında başka birisine yardıma gidiyordu ama canavardan kaçan kadının daha zor durumda olduğunu gördü ve ona yardım etmeye karar verdi. O esnada heyecanlanmıştı ve uzun süredir de büyü yapmıyordu. Ona güç bahşeden etmenler şimdi burada aktifti ve şimdi büyü yapabilirdi. Su yaratma büyüsü yaptı ve suyu canavarın üzerine gönderdi. Bir anda boşlukta var olan su kadaharın başından aşağı döküldü. Bu esnada Kathranis yayını germiş ve bir sonraki saldırısını hazırlamıştı. (create water, yaklaşık 10 galon su=70 litre)
Ales şaşkınlıkla etrafına bakıyordu, açıkçası böyle birşey beklemiyordu. Burada tam bir arbede yaşanıyordu ve bundan Ales pek hoşlanmış gibi görünmüyordu. Hemen elfin gözleri tanıdık yüzler aradı ve bulması da çok uzun sürmemişti zaten. Xyra, Elenora,Susy, Piijek ve birkaç kişinin daha olduğu guruba doğru varhızıyla koşmaya başladı. Birkaç saniye sonra yolu yarılamıştı ki yaratığın üzerinde büyüler patlamaya başladı ve yaratıkta çevresindekilere zarar vermeye başlamıştı. Melek ve savaşçı birer darbe almışlardı ve bu darbeyi Ales almak istemeyeceğine emindi.
Saelnir tanrıların varlığını tüm bedeninde hissediyordu, uzun zamandır SolLagna dan uzak olan tanrıların yokluğu en çok ruhbanlara zarar vermişti. Tanrılar olmadığı için büyü yapamamanın yanısıra onların gidişinden dolayı hiddetlenen halkın gazabı da ruhbanlara olmuştu. O yüzden bir anda içine kudret dolan Saelnir bocalamış ne yapacağını bilememişti ama kendisini toparlaması uzun sürmedi. Zor zamanlarda ilginç görüntüler oluşuyordu anlaşılan. Herkes birbirine destek oluyordu. Sealnir aklındaki duaları gözden geçirdi ve her ne yapacaksan artık onu yapabileceğine emindi. Tekrar kendisini güçlü ve tam hissediyordu.
Khedan sinirle ikinci büyüsüne başladı. Daha bu saatten büyülerini kullanmaya başlamak deneyimli büyücünün canını sıkmıştı ama insanların göz göre göre yok olmasına da izin veremezdi. Hem onlarda oldukça gayretli bir şekilde bu işe destek oluyorlardı. Bu Khedan'ı memnun etmeye yetmişti. Çok fazla deneyimli savaşçılar olmasalarda en azından kendilerini savunabiliyorlardı. Bu esnada Khedan hiç de hoşnut olmayacağı sesler duymaya başladı. Lanet olsun, demek onlar da geliyorlar, eksik olsalar şaşardım dedi kend kendine. Artık tarafsızlığı bozmuşlardı, bir Kadahar birazdan ölecekti ve toprak elementlerinin dünyasında artık onları çok barışçıl bir karşılama olmayacağına emindi büyücü. Ã?yleyse kendi çabaları ile buradan başka bir dünyaya geçişi denemeliydi, şükür ki artık büyüsü yerindeydi ama o büyüyü yapmak zaman istiyordu. Bu zamanın her zerresini kanla satın almaları gerekecekmiş gibi geldi bir an yaşlı büyücüye ve acaba hata mı ediyorum dedi kendi kendine. Eninde sonunda ölüm muhakkaktı, en azından bir şans yaratmayı denemişti, herşey planladığı gibi gitmemiş olabilirdi ama hala bir ümit vardı.
Notlar : DM :
*1
(adlarını bilmeyebilirsin bu kişilerin ama sadece tanımlama olsun diye yazdım. İsimlerini yazmam tanıştığınız, yazmamam tanışmadığınız anlamına gelmez)
*2
(mağaranın zaten içerisindesin. Mağaradan kastın en aşağıdaki tünel olduğunu varsayıyorum, değilse düzeltelim bunu)
Susy durum değerlendirmesi yapıyordu, çevresindekiler, savaşçılar saldırıya geçiordu anlaşılan ve yaratık da zorlu bir rakip gibi duruyordu. Bundan kurtuluş için bir avantaj aradı ve kısa zamanda da buldu zeki büyücü. Uzun süredir büyülkerinden uzak durmuştu tehlikeli oldukları için ama burda öyle olmadığını umuyordu. Büyü bileşenlerini birleştirip kadim büyü dilinceki sözcükleri söylediğinde coşku ile içine akan büyüyü tüm benliğinde hissetti büyücü ve yerden havalandı.
Swain uçarak dev yaratığa saldırdı. Uçuşundan da kuvvet alan melek ağır çekicini dev yaratığa indirdiğinde daha onu fark edip etmediğinin bile farkında değildi. Oldukça geç tepki veriyordu ve Swain de ona olabildiğince zarar vermeye niyetliydi. (8 dmg, Kadahar=8dmg)
Shuriak yeni dünyada ilk savaşının oldukça çetin olduğunu farketmişti ama bu drow melezinin gözünü korkutmamıştı. İnsan savaşçı, melek, hepsi yaratığa saldırıyordu ve Shuriak'da onlara katılmaya niyetliydi. Kolyesini geri aldı ve palalarını çekip yaratığa saldırmak için harekete geçti. İki palasını birlikte sallayan Shuriak yerden zırlayarak yükselmişti ve saldırısını böyle gerçekleştirmişti(levitation özelliğiniz yoktur, o yüzden bunu sıçrama olarak değerlendiriyorum. Bariz bir yükseklik olmadığı için oraya kılıç saplayıp tutunmaya çalışmanın da çok mantıklı olmayacağı göz önüne alınınca bu hareketi de yapmadığınızı, sadece arka taraftan saldırdığınızı varsayıyorum. Aksini yapıyorsanız düzenleyebilirim yeniden.) Shuriak'ın palaları şiddetle canavara çarpmış ve üzerindeki yarıklara bir tanesini daha eklemişti. İkinci pala saldırısı ise zararsızca canavarın üzerinden sekip gitmişti. (6 dmg, Kadahar=14 dmg)
Edmond'un kurtulma çabaları sonuç vermiş ve kendisini bu tozun toprağın içinden kurtarmıştı ama kurtulur kurtulmaz biraz önceki gürültünün nedenini anladı, tam çıktığı yerin biraz ilerisinde dev gibi bir varlık dışarıdakilere saldırıyordu. Bu arada buraya gelmeyi başaran tek kişinin kendisi olmadığını farketti Edmond, belki de biraz önce ayrıldığı aile bile buraya gelmişti. Ã?evresine bakındı Edmond ve hiç de hoş olmayan manzarayı gördü. Tek ışık kaynağı biraz önce büyücüye vuran maleğimsi varlığın hala yaymakta olduğu ışıktı. Ve önündeki korkunç varlığa saldırıyordu. Ya da tek ışık kaynağı o değil miydi ? Tam yanındaki kırmızı cüppeliyi ve onun etrafında dolaşan ışık büyüsünü farketti o an. Demek kızıl cüppeli de sağlamdı ve anlaşılan büyü yapabiliyordu çünkü o esnada kadim dilin sözcükleri dudaklarının arasından dökülürken elini öne doğru uzatmış büyülü mermi (magic missle) atacakmış gibi yapıyordu ama sözler Edmond'a yabancı geldi.
Clesnyé aradığı iki şeyi bulmuştu, Edmond ve savaş. Dev yaratığın sadece birkaç metre arkasında Edmond duruyordu ve anlaşıldığı kadarıyla buradakiler bu deve saldırıyordu. Oldukça ürkütücü bir görüntüsü vardı. Bakalım Clesnyé neyi tercih edecekti. Ama en azından o pisliğin, tozun toprağın içinden kurtulmuştu.
Xardas ne yapacağına karar vermek için sakinleştirmeye çalışıyordu kendisini ve yetenekli bir ölü çağırıcı olan adam bunu başarmıştı da. Bir büyücü çok daha rahatsız edici durumlarda bile dikkatini toplamayı başarabilmeliydi yoksa sonu pek de hoş olmazdı. Sakinleşmiş bir şekilde mağaranın zeminine çıkmayı bekledi büyücü ve etrafın beklediğinden çok da değişik olmaıdğını farketti. Dev bir torak yaratığı buraya gelenlere saldırıyor, onlar da karşılık veriyordu. Büyücü bu savaşın pek de kolay olmayacağını hemen anlamıştı ve bu yaratıktan aklı selim bir büyücünün de uzak durması gerektiğini. Ama büyü başkaydı, büyü yapabilirdi ve uzun süredir kendisini terkeden büyü hakimiyetinin tam olarak geri geldiğini hissediyordu.
Alegria ölümü ıskaladığını biliyordu, çünkü tekbaşına o yaratıkla karşılaşmak belki de çok daha kudretli savaşçılar için bile ölüm demekti. Ama o esnada Swain ona saldırıyordu, Cody hatta Shuriak bile *1 dev canavara saldırıyordu ve o kadar da kudretli olmadıklarını tahmin ediyordu insan savcaşçı. Onlara dönüp yardım etmeyi düşündü mü ? Ama tam o esnada Seain KAÃ?IIN diye bağırdı ki bu tam da kadının yaptığı şeydi. Bu arada drow dişisi ve de yanında başkaları da olan bir gurupla karşılaşmış ve onlara kızıl cüppeliyi gördüğünü söylemişti.
Piijek kara tenlinin hareketlerini izledi ve ona katılmaya karar verdi. Bir bildiği vardır diye düşünüyordu ve aynen kara tenli gibi o da yaratığa arkadan saldırmayı hesaplamıştı. Bunu başardı da ama ayağını kollayacak kadar zamanı olmamıştı. Yaratık Swainle ilgileniyor gibi görünüyor, hareket etmiyordu. Dev kolu bir anda meleğe doğru savruldu. Bu hantal yaratıktan beklenmeyecek bir hızda hareket ettirebiliyordu balyoz gibi kollarını ve bu hareketi Swain'in de beklemediği açıktı. Kol hızla savruldu ve havadaki meleğe şiddetle çarptı. Iskalamaması melek için büyük bir şanssızlıktı ve melek havada vuruşun şiddeti ile birkaç metre savruldu. Kanatlarından birisi fena halde yaralanmıştı ve uçmasını neredeyse imkansız kılıyordu. Sanki tüm kemikleri un ufak olmuş gibi ağrıyor ve acıyordu. (13 dmg, Swain=13)
Khedan Kadaharı net bir şekilde görebileceği bir pozisyon aldı. Normal şartlarda saldırmayı kesinlikle düşünmüyordu ama Kadahar pek de barışçıl görünmüyodu o yüzden kararını çabucak verdi. Büyüsüne başladı ve ona kudret veren büyünün bedeninde bir sel olup aktığını hissetti. Bu sel onlarca büyülü mermiye dönüşüp Kadahar'ın vücudunu bulmuştu. Khedan bir sonraki büyüye başlamadan önce sadece bir saniye bekledi, o da çevredekilerin durumunu kontrol etmek için. Çok yakındılar ve eğer Kadahar bir kaya patlaması yaparsa çoğunun yaşam şansı kalmazdı. Bu işi çabuk bitirmeliydi. (77 dmg, Kadahar=91dmg )
Bu esnada pijek hançerlerinin ikisini de Kadaharın kalın taş derisine olabildiğince sapladı. İlk savaşında demekki büyücüler yanındaydı çünkü sadece bir saniye önce Kadahar'ın sırtında bir mermi cümbüşü yaşanmış, taştan sırt derisi paramparça olmuştu dev varlığın. Kadahar dehşetle çığlık attı ve kendisine saldıran bu kişiyi bulmak için sağa sola vaurdu dev bacaklarını.
Elenora ne yapacağını şaşırmıştı, bu kadar büyük bir varlığa saldırmak neyi değiştirirdi bilemiyordu o yüzden kaçmayı tercih etmişti muhtemelen. Xyra'ya seslendi çok da dikkat etmeden kim geliyor kim gelmiyor ama çağrısını Xyra dan başkaları da duymuş gibi görünüyordu. Bu esnada Kadahar'ın Swaini bir böcekmiş gibi başından atışını ve hemen biraz sonra da sırtında patlayan mermileri farketti. Az önce kızıl cüppelinin tünelde olduğunu söyleyen kadın haklıydı galiba. Elenora mağraya doğru hareket etti. Ama sonra fikir değiştirip büyü yapmakta olan drowu korumaya karar verdi ve de kılıçlarını çekip onların önünde bir koruyucu gibi beklemeye başladı. *2
Amora'nın kafası karışmış, neyi yapacağını neyi düşüneceğini bilemez hale gelmişti ama dışarı çıkıp ta dev yaratığı gördüğünde kafası hızla olduğu duruma odaklanmasını sağlamıştı. Buradan kaçmalıydı, kaçıp kurtulmalıydı çünkü herhangi bir yaratığın akşam yemeği ya da her neyse, o su olmaya niyeti yoktu. Yırtık eteği onu inatla engellerken hem eteğe sövüyor hem de gördüğü mağaraya doğru koşmaya devam ediyordu. Girdiği yer çok aydınlık değildi, sadece meleğin çevresinde dolanan ışık çevreyi biraz görebilmesini sağlıyordu. Birde gece zifiri karanlıkta bir kalenin burç fenerleri etrafı ne kadar aydınlatırsa etrafı o kadar aydınlatan cehennem ışıklarının doğal ışığı vardı. Uzak bir mesafedeydiler ve bu ışık ancak cehennem varlıklarını seçmeye yetecek akdar ışık sağlıyordu.
Lineas kesinlikle teminliydi, koca koca savaşçılar kadar dayanıklı değildi ve onlardan çok daha akıllıydı. Böyle bir yaratığa fütursuzca saldırmayı onun düşünce yapısı kesinlikle kaldırmıyordu. Deneyimli gözleri kendisi için, ok atabilmesi içinb uygun bir yer aradı, çevrede çok fazla saklanabilecek yer yoktu. Canavarın geldiği yöne gidebilirdi çünkü henüz canavar geri dönmeyi düşünüyor gibi durmuyordu ve orada mağaranın duvarları belki onu koruyabilirdi ama bunun çok da doğru olmadığını hissediyordu Lineas, şu andaki durumu yeterince güvenli gibiydi. Canavara çok yakın değildi ve silahı da saldırı için hazırdı.
Balamir kadına yardım etme isteğini yenmişti, bu kendine göre mantıklı olandı ama anlaşıldığı kadarıyla başkaları onun gibi düşünmüyordu. Daha şimdiden birkaç kişi dev yaratığa saldırmaya başlamıştı bile. Ama melek bir fiske ile havada süzülüp yaralanınca Balamir durumun vehametini farketti ama tam bu esnada yaratığın bedeninden kaya parçaları fırlayacak derecede ona zarar veren bir büyü patlayıverdi.(Khedan'ın yaptığı) Belki de ümit vardı.
Cody kararını vermişti, bu serseme haddini bildirecekti ya da en azından on olabilidğince fazla zararı verecekti. Hızla koştu Cody ve meleği bir sinek gibi uzaklaştıran darbeyi gördü. Azmi mi kırılmıştı ? Hayır, sadece ne kadar zarar verebilirim diye kısacık bir düşünce sorunu çekmişti. Ama durmadı ve vargücü ile kılıcını canavara vurdu. Dev canavarı ıskalamak imkansızdı ama o kalın taş deriyi geçmek emek istiyordu. Ama Cody bunu başarabildiğini biliyordu. Ve o esnada başka bir kişi de büyü ile bunu başarıyordu. Cody'nin içini savaş heyecanı kaplamıştı. (11 dmg, Kadahar=102 dmg) Tam bu esnada meleğe çarpan kol gibi birşey, belki de aynısı ? Ama o kadar hızlı hareket edemezdi, anlaşılan iki kolunu da saldırı için kullanıyordu canavar Cody'e doğru geldi. Bu o kadar da hızlı ve becerikli yapılmış bir hamle değildi. Cody'nin şansı biraz daha yaver gitse kurtulabileceğinden emindi ama elin boyutu kaçmayı güç hale getiriyordu. Dev el Cody'nin zırhını buldu. (12dmg, Cody=12 dmg)
Xyra ırkının gereği çıkarcı bir kadındı ve her hamlesini planlayarak yapmayı kendine şiar edinmişti ve bu zor durumda da aksini yapmaya niyetli değildi. Büyü yapabilirdi ama bunun yerine yanında getirdiği büyülü deyneği kullanmaya karar kıldı. Bu esnada canavara doğru gelen onlarca büyülü mermiyi görüp ufak çaplı bir şok yaşadı. Onca para verip aldığı büyülü deyneği bile bu kadar iyi değildi. Neyse ne, büyüyü akive edecek sözleri söyledi ve büyülü mermilerin Kadahar'a doğru uçuşlarını seyrederken Elenora'yı takip ediyordu. (17 mg, Kadahar=119 dmg)
Kathranis hızla düşünüp savaşçı güdülerine güvenmeyi bilen biriydi. Aslında başka birisine yardıma gidiyordu ama canavardan kaçan kadının daha zor durumda olduğunu gördü ve ona yardım etmeye karar verdi. O esnada heyecanlanmıştı ve uzun süredir de büyü yapmıyordu. Ona güç bahşeden etmenler şimdi burada aktifti ve şimdi büyü yapabilirdi. Su yaratma büyüsü yaptı ve suyu canavarın üzerine gönderdi. Bir anda boşlukta var olan su kadaharın başından aşağı döküldü. Bu esnada Kathranis yayını germiş ve bir sonraki saldırısını hazırlamıştı. (create water, yaklaşık 10 galon su=70 litre)
Ales şaşkınlıkla etrafına bakıyordu, açıkçası böyle birşey beklemiyordu. Burada tam bir arbede yaşanıyordu ve bundan Ales pek hoşlanmış gibi görünmüyordu. Hemen elfin gözleri tanıdık yüzler aradı ve bulması da çok uzun sürmemişti zaten. Xyra, Elenora,Susy, Piijek ve birkaç kişinin daha olduğu guruba doğru varhızıyla koşmaya başladı. Birkaç saniye sonra yolu yarılamıştı ki yaratığın üzerinde büyüler patlamaya başladı ve yaratıkta çevresindekilere zarar vermeye başlamıştı. Melek ve savaşçı birer darbe almışlardı ve bu darbeyi Ales almak istemeyeceğine emindi.
Saelnir tanrıların varlığını tüm bedeninde hissediyordu, uzun zamandır SolLagna dan uzak olan tanrıların yokluğu en çok ruhbanlara zarar vermişti. Tanrılar olmadığı için büyü yapamamanın yanısıra onların gidişinden dolayı hiddetlenen halkın gazabı da ruhbanlara olmuştu. O yüzden bir anda içine kudret dolan Saelnir bocalamış ne yapacağını bilememişti ama kendisini toparlaması uzun sürmedi. Zor zamanlarda ilginç görüntüler oluşuyordu anlaşılan. Herkes birbirine destek oluyordu. Sealnir aklındaki duaları gözden geçirdi ve her ne yapacaksan artık onu yapabileceğine emindi. Tekrar kendisini güçlü ve tam hissediyordu.
Khedan sinirle ikinci büyüsüne başladı. Daha bu saatten büyülerini kullanmaya başlamak deneyimli büyücünün canını sıkmıştı ama insanların göz göre göre yok olmasına da izin veremezdi. Hem onlarda oldukça gayretli bir şekilde bu işe destek oluyorlardı. Bu Khedan'ı memnun etmeye yetmişti. Çok fazla deneyimli savaşçılar olmasalarda en azından kendilerini savunabiliyorlardı. Bu esnada Khedan hiç de hoşnut olmayacağı sesler duymaya başladı. Lanet olsun, demek onlar da geliyorlar, eksik olsalar şaşardım dedi kend kendine. Artık tarafsızlığı bozmuşlardı, bir Kadahar birazdan ölecekti ve toprak elementlerinin dünyasında artık onları çok barışçıl bir karşılama olmayacağına emindi büyücü. Ã?yleyse kendi çabaları ile buradan başka bir dünyaya geçişi denemeliydi, şükür ki artık büyüsü yerindeydi ama o büyüyü yapmak zaman istiyordu. Bu zamanın her zerresini kanla satın almaları gerekecekmiş gibi geldi bir an yaşlı büyücüye ve acaba hata mı ediyorum dedi kendi kendine. Eninde sonunda ölüm muhakkaktı, en azından bir şans yaratmayı denemişti, herşey planladığı gibi gitmemiş olabilirdi ama hala bir ümit vardı.
Notlar : DM :
*1
(adlarını bilmeyebilirsin bu kişilerin ama sadece tanımlama olsun diye yazdım. İsimlerini yazmam tanıştığınız, yazmamam tanışmadığınız anlamına gelmez)
*2
(mağaranın zaten içerisindesin. Mağaradan kastın en aşağıdaki tünel olduğunu varsayıyorum, değilse düzeltelim bunu)
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Susy, büyük mağaranın içinde yükselmeye başladığında çevredeki kaosu açık bir şekilde, görüyordu. Kaçışan insanlar, aşağıda şimdi giderek küçülmeye başlayan xyra nın kadahar'a yolladığı büyüyü gördü.
Piijek ve Kathranis in nerde olduğuna bakındı. Birkaç metre uzakta birlikteydiler, hiç olmazsa yıkımdan uzağındaydılar. Havadaki, parlayan meleğin yüksekliğinin hizasina gelmişti susy uzaktan savaşı izliyordu. Benliği varlıklara, nedensiz zarar vermenin hiddetini yavaş yavaş hissetmeye başlamıştı.
Savaşçılar zor duruma gelmişti. Bu yaratık her ne olduğuna bakmadan herkesi yoketmeye çalışıyordu.
Beyaz kıyafeti ile yukarı da, süzülürken küçük bir çığlık attı. Kocaman bir kol Paladinin üzerinde patlamıştı. Gözleri hiddetle açılan, Susy.
Bildiği en tahrip edici büyüsü için pelerinin içinden çıkardığı kürkü kavradı. Paladine vuran, devasa kola ellerini kırbaç gibi salladı. (Lightning Bolt)
Piijek ve Kathranis in nerde olduğuna bakındı. Birkaç metre uzakta birlikteydiler, hiç olmazsa yıkımdan uzağındaydılar. Havadaki, parlayan meleğin yüksekliğinin hizasina gelmişti susy uzaktan savaşı izliyordu. Benliği varlıklara, nedensiz zarar vermenin hiddetini yavaş yavaş hissetmeye başlamıştı.
Savaşçılar zor duruma gelmişti. Bu yaratık her ne olduğuna bakmadan herkesi yoketmeye çalışıyordu.
Beyaz kıyafeti ile yukarı da, süzülürken küçük bir çığlık attı. Kocaman bir kol Paladinin üzerinde patlamıştı. Gözleri hiddetle açılan, Susy.
Bildiği en tahrip edici büyüsü için pelerinin içinden çıkardığı kürkü kavradı. Paladine vuran, devasa kola ellerini kırbaç gibi salladı. (Lightning Bolt)
Argay bir anda durdu...çevredeki herkes yaratığa hücum ediyordu.bu durumda sayıca üstün olmak çok daha iyiydi.belki Edmond ve Clesnyé yi den bulabilirdi.yaratığın çevresinetoplanan kalabalığa doğru döndü.ve hızla ilerlemye başladı.bu arda sırada kılıcını ve kalkanını çıkartı.savaş sesleri uzun zaman sonra yeniden tüylerini diken diken eder olmuştu.
Evet belkide ümit vardı....Bu artık ümidin dövüşü olucaktı. Pelerininin kapşonunu gözlerinin hizzasına çekti. Kafasını eğdi. Katil iç güdüleri ile savaşacaktı. Ailesi öğretmişti bunları. Savaşçı çoktan kılıcını çekmiş kalkanını hazırlamıştı. Sıra ondaydı. Uygun mesafeye gelinceye kadar koştu. Bu arada crossbow una ok yerleştiriyordu. Uygun mesafeye gelince durdu crossbow unu kaldırdı. Başına nişan aldı. Okunu fırlatmaya hazırdı.Tetikte parmağını oynattı ve şunları söyledi:Balamir kadına yardım etme isteğini yenmişti, bu kendine göre mantıklı olandı ama anlaşıldığı kadarıyla başkaları onun gibi düşünmüyordu. Daha şimdiden birkaç kişi dev yaratığa saldırmaya başlamıştı bile. Ama melek bir fiske ile havada süzülüp yaralanınca Balamir durumun vehametini farketti ama tam bu esnada yaratığın bedeninden kaya parçaları fırlayacak derecede ona zarar veren bir büyü patlayıverdi.(Khedan'ın yaptığı) Belki de ümit vardı.
"Balanis için......"
- C_Deschain
- Kullanıcı

- Posts: 291
- Joined: Thu Jun 01, 2006 10:00 am
- Location: ankara
- Contact:
Clesnyé sağındaki Edmondu gördü.Neyseki yeni dostunu bulmuştu ve bu pislikten kurtulmuştu.Burdan acilen kaçmaları gerekiyordu.Edmond'a bütün gücüyle bağırdı.
"Hey dostum Edmond.Neyi beklediğini sanıyorsun.Bu canavara karşı hiç şansımız yok!"
Ve Edmonda doğru dikkatli bir şekilde koşmaya başladı.Edmondu da yanına alarak canavarlardan uzağa kaçmaktı.Ama bu arada canavarlarla savaşan birilerinide gördü.Yardım etmeyi bir an için düşündü ama ölüme koşmaya niyeti yoktu.Belki bi kaç kişi bulunca hep birlikte bişiler yaparlardı.
Edmond'un yanına gelip koluna yapıştı."Hadi gidelim dostum.Büyülerinin bir etkisi olacağını sanmıyorum." dedi ve soran,aceleci gözlerle Edmond'un cevabını beklemeye başladı...
"Hey dostum Edmond.Neyi beklediğini sanıyorsun.Bu canavara karşı hiç şansımız yok!"
Ve Edmonda doğru dikkatli bir şekilde koşmaya başladı.Edmondu da yanına alarak canavarlardan uzağa kaçmaktı.Ama bu arada canavarlarla savaşan birilerinide gördü.Yardım etmeyi bir an için düşündü ama ölüme koşmaya niyeti yoktu.Belki bi kaç kişi bulunca hep birlikte bişiler yaparlardı.
Edmond'un yanına gelip koluna yapıştı."Hadi gidelim dostum.Büyülerinin bir etkisi olacağını sanmıyorum." dedi ve soran,aceleci gözlerle Edmond'un cevabını beklemeye başladı...
<div>Tári Nénharma....</div><br>
Kahadar ölmek üzereydi, hiç değilse Kathranis böyle hissetmişti.Khedan ın buralarda bir yerde olduğunu biliyordu.
Etrafına bakındı Piijek i seçebiliyordu sadece. Bir anda yerin sarsılmasıyla bir şeylerin yaklaştığını hissetti.Sarsıntının geldiğini düşündüğü yere doğru döndü ve büyü sözlerini fısıldamaya başladı."Del u rian me shentre di es bons mi nek"(Obscuring mist)
Ortalığı koyu bir duman kaplamaya başladı.
Etrafına bakındı Piijek i seçebiliyordu sadece. Bir anda yerin sarsılmasıyla bir şeylerin yaklaştığını hissetti.Sarsıntının geldiğini düşündüğü yere doğru döndü ve büyü sözlerini fısıldamaya başladı."Del u rian me shentre di es bons mi nek"(Obscuring mist)
Ortalığı koyu bir duman kaplamaya başladı.
Savrulan paladinin görüntüsü kanını dondurmuştu. Yardım edebilmeyi bu kadar çok isterken bu görüntü iyice hevesini kırdı. Gidip ona yardım etmek istedi ama çok tehlikeliydi. Kaçmaktan bıkmıştı. Madem ki canavara diş geçiremeyecekti daha faydalı olacağı bir yer mutlaka olmalıydı. Hala tehlikeli denebilecek kadar ona yakındı. Dönüp drow kızının kaçtığı yöne doğru koşmaya devam etti. Bu sırada onun durakladığını ve bir büyü yapmaya hazırlandığını gördü. Ve yanındaki rangerın da onu koruduğunu...
İşte bu ona aradığı cevabı sunmuştu. Canavara karşı şansı yoksa, ona karşı şansı olanları korumak yapabileceği en iyi iş olurdu. Onlara doğru koşmaya devam etti.
İşte bu ona aradığı cevabı sunmuştu. Canavara karşı şansı yoksa, ona karşı şansı olanları korumak yapabileceği en iyi iş olurdu. Onlara doğru koşmaya devam etti.
Xardas, önündeki kargaşaya bakıyor, içten içe gülüyordu. Bilinçli olan tüm varlıklar, tehlike anında bilinçlerini kaybediyorlar, umulmadık dostluklar kuruyorlar, aralarında ırk farkı gözetmiyorlardı.
Xardas güldü. Ancak ve ancak adrenalin salgılarken bazı şeylerin farkına varan canlılara güldü. Irk diye bir ayrım olduğunu düşünmüyordu, hepsi temelde aynıydı, belki de sadece ayrımcı düşünceleri, onların fiziklerini birbirinden ayırıyordu. Ama düşünceleri aklından uzaklaştırdı, şimdi felsefe yapmanın sırası değildi.
şimdi savaş sırasıydı.
Kara cüppeli büyücü neden olduğunu bilmiyordu ama burada savaşan bunca komik insana yardım etmeye karar vermişti. Belki kendi çıkarları, belki de onların çıkarları içindi bu yardım, belki de öğrendiklerini unutmayacakları umuduyla... Bu hatayı çok kez yapmıştı, yine yapıyordu ama bu sefer farklı olacağını umuyordu, çünkü birşeyler yaşayan insanlar, o birşeyleri unutmayabiliyorlardı.
Unutmayacaklarını umdu. Hepsinin aslında aynı şeyin parçaları olduklarını fark edeceklerini umdu, bir bütünün parçaları olduklarını, kötüyle iyinin bir puzzle ın uyumlu parçaları olduğunu...
Başta hipnoz etmeyi düşündü ama bu, büyüyle yaratılmış bir yaratığa benziyordu ve bunların ruhu olmazdı, hipnoz onu etkilemeyecekti yani. Onu belki de etkiler umuduyla magic missile yapmaya karar verdi.
İnce, uzun parmaklarını cüppesinin cebine soktu ve büyü malzemelerini hazırladı hızla. Konsantre oldu ve sözleri mırıldanmaya başladı yaratığa doğru kemikli parmaklarının uçlarını yönelterek:
"Kalith-karan, tobanis-kar!"(Magic Missile)
Xardas güldü. Ancak ve ancak adrenalin salgılarken bazı şeylerin farkına varan canlılara güldü. Irk diye bir ayrım olduğunu düşünmüyordu, hepsi temelde aynıydı, belki de sadece ayrımcı düşünceleri, onların fiziklerini birbirinden ayırıyordu. Ama düşünceleri aklından uzaklaştırdı, şimdi felsefe yapmanın sırası değildi.
şimdi savaş sırasıydı.
Kara cüppeli büyücü neden olduğunu bilmiyordu ama burada savaşan bunca komik insana yardım etmeye karar vermişti. Belki kendi çıkarları, belki de onların çıkarları içindi bu yardım, belki de öğrendiklerini unutmayacakları umuduyla... Bu hatayı çok kez yapmıştı, yine yapıyordu ama bu sefer farklı olacağını umuyordu, çünkü birşeyler yaşayan insanlar, o birşeyleri unutmayabiliyorlardı.
Unutmayacaklarını umdu. Hepsinin aslında aynı şeyin parçaları olduklarını fark edeceklerini umdu, bir bütünün parçaları olduklarını, kötüyle iyinin bir puzzle ın uyumlu parçaları olduğunu...
Başta hipnoz etmeyi düşündü ama bu, büyüyle yaratılmış bir yaratığa benziyordu ve bunların ruhu olmazdı, hipnoz onu etkilemeyecekti yani. Onu belki de etkiler umuduyla magic missile yapmaya karar verdi.
İnce, uzun parmaklarını cüppesinin cebine soktu ve büyü malzemelerini hazırladı hızla. Konsantre oldu ve sözleri mırıldanmaya başladı yaratığa doğru kemikli parmaklarının uçlarını yönelterek:
"Kalith-karan, tobanis-kar!"(Magic Missile)
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br> <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Edmond toprak yığınından çıkar çıkmaz karşısında dev bir elemental görmekten fazla hoşlanmış gibi görünmüyordu.O an kaçmayı düşündü.Ancak sonra canavarın öldürecek derece şiddetle vurduğu iki kişiyi gördü.Onların günahı neydi?Sadece diğer insanları korumak istiyorlardı.Ve sırf bu amaçla ölmek üzerelerdi.Ardından hemen yanından biten Clesnyé'yi gördü.Bu kadar sevinemezdi.Ancak Clesnyé tahmin ettiği gibi değildi.Kaçmayı düşünüyordu.Edmond bunu yapmayı fazla istemese de mecbur gibiydi.Zaten Clesnyé'Nin dediği gibi büyüleri fazla işe yaramazdı.Ancak, onca kişi de bunu biliyordu.Onların tek niyetleri başarmaktı.
Edmond ardından Clesnyé'ye *Tamam, fakat fazla uzaklaşmayalım.Ã?ünkü ben de buna saldırmayı düşünüyorum.Evet fazla işe yaramaz ama fazla kişi olursa kafası karışabilir.şimdi sadece biraz uzaklaşacağız ona göre* dedi ve teklifi kabul etti.
Edmond ardından Clesnyé'ye *Tamam, fakat fazla uzaklaşmayalım.Ã?ünkü ben de buna saldırmayı düşünüyorum.Evet fazla işe yaramaz ama fazla kişi olursa kafası karışabilir.şimdi sadece biraz uzaklaşacağız ona göre* dedi ve teklifi kabul etti.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
haldor_goraxe
- Kullanıcı

- Posts: 275
- Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul, sen??
- Contact:
Piijek koca yaratığa hançerlerini saplamak üzereydi ki yaratığın srtında bir şeyler patladı ve darmadağın oldu sırtı. Fakat hala hareket edebiliyordu. Kafasına bir kaç et parçası dahi gelmişti.
Bir anda sapladı hançerlerini Piijek bu yaratık ölmeliydi ve buradan kaçmalıydılar. Tam o sırada başından aşağı sular indi. Sırılsıklam olmuştu Piijek. "Nerden geldi bu kahrolası şey şimdi!" dedi.
Buradan kaçmalıydı fakat bu kadar insanı yalnız bırakamazdı. Piijek bir kaç adım geri çekildi ve 2 hancer daha cıkardı. Bu hançerleri yaratığın sırtına fırlattı. O patlamalar derisini açmıştı ve bu Piijek'in hançerleri için iyi haberdi.
Bir anda sapladı hançerlerini Piijek bu yaratık ölmeliydi ve buradan kaçmalıydılar. Tam o sırada başından aşağı sular indi. Sırılsıklam olmuştu Piijek. "Nerden geldi bu kahrolası şey şimdi!" dedi.
Buradan kaçmalıydı fakat bu kadar insanı yalnız bırakamazdı. Piijek bir kaç adım geri çekildi ve 2 hancer daha cıkardı. Bu hançerleri yaratığın sırtına fırlattı. O patlamalar derisini açmıştı ve bu Piijek'in hançerleri için iyi haberdi.
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Cody Aldığı darbe ile biraz geri kaymıştı ama daha iyi vuran ve bundan daha küçük savaşcılarda görmüştü...
Yaratıktan sağ sola fırlayan taş parçaları. Cody ni zırhına çarpıyordu.
Yaratığın üstünde büyüler patlıyor.
Kılıçlar savruluyordu.Cody'e vurmak için yaratığa kolunu kaldırmıştı cody için iyi bir fırsatı.
Cody sol Ayağı ile bir adım yaratığın kendi sağından Kılıcını savurdu YAratığın yan gövedesine zarar vermek için...
Ardından yaratığın Sağ ARka çaprazına geçmek için bir kaç adım daha atı.
Tabi her ihtimali düşünüyordu SAvaşcı Bu hamlesi Yaratığın ona dönerek vurması için yeterli bir hamle idi. o yüzden bir an önce önünü dönmek için hamlesinide yaptı.
(Yaratığın bana dönerek vurduğunu Farz ederk yaptım bu hareketi. Ã?ünkü haritadan anlamadım ve rp den anlamadım neresinde olduğumu.')
Yaratıktan sağ sola fırlayan taş parçaları. Cody ni zırhına çarpıyordu.
Yaratığın üstünde büyüler patlıyor.
Kılıçlar savruluyordu.Cody'e vurmak için yaratığa kolunu kaldırmıştı cody için iyi bir fırsatı.
Cody sol Ayağı ile bir adım yaratığın kendi sağından Kılıcını savurdu YAratığın yan gövedesine zarar vermek için...
Ardından yaratığın Sağ ARka çaprazına geçmek için bir kaç adım daha atı.
Tabi her ihtimali düşünüyordu SAvaşcı Bu hamlesi Yaratığın ona dönerek vurması için yeterli bir hamle idi. o yüzden bir an önce önünü dönmek için hamlesinide yaptı.
(Yaratığın bana dönerek vurduğunu Farz ederk yaptım bu hareketi. Ã?ünkü haritadan anlamadım ve rp den anlamadım neresinde olduğumu.')
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Lienas sertçe nefesini içine çekip bıraktı. yetenci uzaktaydı ve o hay huyda en geriden dikkat çekmeyeceğini umdu. gözlerini kıstı. yayını eline aldı. sadağından çektiği oku taktı, ve yayını gerdi. arından küçük bir tınlama sesi ile oku serbest bıraktı. tınlamanın ve gerilen yayın birden boşalmasının ardından sol koluna çarpan telin sesini takip eden hafif ıslık sesini duymaya çalıştı. umuyordu ki, atışı isabetli olmuştu. "evet" dedi kendi kendine "güvenmesem bile güvenmek zorundayım... istemesem bile bunu yapmak zorundayım.. çünkü yaşamayı istiyorum..." sonra eğer bir terslik olursa diye yine kaçmaya hazır durarak, neler olacağını beklemeye başladı..

-
Lupus Nigra
- Kullanıcı

- Posts: 236
- Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
- Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
- Contact:
Genç mavi saçlı elf koca yaratığa yaklaştığında yaratığa saldıranların sayısının arttığını farketti. Büyüler atılıyor kılıçlar yaratığı öldürmek için sert darbeler savuruyordu.
Aslında kaçmanın savaşmaktan çok daha mantıklı olduğunu düşşünüyordu ama bütün bu insanların yaratığın ellerinde ölmesine de izin veremezdi.
Alestralis kayarak durdu ve yaratığın arkasına geçecek uygun bir rota aramaya başladı. Yayını çekip hızla yaratığın sırtını rahatça görebileceği bir yere koşmaya başladı.
Yaratığa yaklaştığında yavaşlayıp fazla dikkat çekmemeye çalışıyordu.
Uygun yere vardığında cebinden küçük bir hedef tahtası maketi çıkartıp elinde sıkarken dudaklarından büyü nameleri akıyordu (True Strike)
Yaratığın arkasında görece yakın bir mesafede (30ft) tam ense köküne nişan aldı ve atışını yaptı (Sneak Attack)
Aslında kaçmanın savaşmaktan çok daha mantıklı olduğunu düşşünüyordu ama bütün bu insanların yaratığın ellerinde ölmesine de izin veremezdi.
Alestralis kayarak durdu ve yaratığın arkasına geçecek uygun bir rota aramaya başladı. Yayını çekip hızla yaratığın sırtını rahatça görebileceği bir yere koşmaya başladı.
Yaratığa yaklaştığında yavaşlayıp fazla dikkat çekmemeye çalışıyordu.
Uygun yere vardığında cebinden küçük bir hedef tahtası maketi çıkartıp elinde sıkarken dudaklarından büyü nameleri akıyordu (True Strike)
Yaratığın arkasında görece yakın bir mesafede (30ft) tam ense köküne nişan aldı ve atışını yaptı (Sneak Attack)
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Joseph Stalin
En sonunda oyuğun içine girmişti ama böylesine hızlı koşmak tüm nefesini tüketmişti. Girdiği yer çok aydınlık değildi, sadece meleğin çevresinde dolanan ışık çevreyi biraz görebilmesini sağlıyordu. Bir kaç saniyeliğine gözlerini kapatıp derin derin nefes aldı. Ortamdaki hava nutubetli ve sertti. Bu lanet yerden nasıl kurtulacağını hiç bilmiyordu ama bir çıkış yolu bulacaksa şimdi bir şeyler yapmalıydı. Gözlerini açtı ve bulunduğu yerden hafifce mağranın içine baktı. Etraf zifiri karanlıktı ve bu karanlıkta sadece cehennem yaratıklarını seçebiliyordu. Mağranın içine yayılmış olan kişilerin neler yaptığını bilmemek yeterince kötüydü, ama onlara kendi yöntemleriyle yardım edebilirdi. Saklandığı oyuğun en dibine gitti ve yere uzandı, derin bir kaç nefes aldıktan sonra gözlerini kapadı... O burda böyle savunmasızca uyurken ölebilirdi ama ya kurtulmak için bir şeyler yapacaktı yada böyle saklanarak ölümünü geçiktirecekti. Ve Amora yeterince saklandığını düşünüyordu... Rahatsız bir uyku tüm bedenini sardı ve onu rüyaların tehlikeli dünyasına götürdü...
Xyra'nin onunde onu korumak icin beklerken, devin paladin`i
yaprak gibi savurdugunu gordu.Herkes devin uzerine saldiriyordu.
Ama onun Xyra`yi korumasi gerekiyordu.Nedenini hic bilmedigi
bi sekilde ona guveniyordu. Derken devin uzerinde
patlayan mermileri gordu, geldikleri yere dogru bakti, tunelden geliyorlardi, `sanirim az once Kizil Buyucuyu gordugunu soleyen
kadin hakliydi`,diye mirildandi.Tunelde kimin oldugunu gorebilmekicin gozlerini kisip
dikkatlice bakmaya calisdi.Emin olmasina imkan yokdu. Etraf
fazlasiyla karisikdi, ve bu karisiklik biticek gibi gorunmuyordu.
yaprak gibi savurdugunu gordu.Herkes devin uzerine saldiriyordu.
Ama onun Xyra`yi korumasi gerekiyordu.Nedenini hic bilmedigi
bi sekilde ona guveniyordu. Derken devin uzerinde
patlayan mermileri gordu, geldikleri yere dogru bakti, tunelden geliyorlardi, `sanirim az once Kizil Buyucuyu gordugunu soleyen
kadin hakliydi`,diye mirildandi.Tunelde kimin oldugunu gorebilmekicin gozlerini kisip
dikkatlice bakmaya calisdi.Emin olmasina imkan yokdu. Etraf
fazlasiyla karisikdi, ve bu karisiklik biticek gibi gorunmuyordu.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests