Barış Görüşmeleri
Barış Görüşmeleri
Corax ışığın yanındakiler bölümünde önerilen şartları düşündüğünü sanıyorum eğer kararın temsilcilerini göndermekse haber ver.. Rahiplerim onlar kasabaya getirecek.. Sonra ise kasabada tapınağı bulunan her tanrının temsil eden denetçilerin gözetiminde seçim yapılacak... Bu konuda yeni yöneticimiz seni daha net bilgilendirir... Sanrım bu şartlar uygundur kararını bekliyorum....
Tapınakta bir günlük bir bekleyiş sona ermişti.. Yüce rahiplerden olan elf içeri girdi.. Korucularımızdan haber yok Corax barış görüşmesi talebine cevap vermedi.. Baş rahip buçukluk Yeordaya döndü... Bu görüşme saçmalıktı zaten... Onkasabanın zor durumdaki insanlarına sadece vakit kaybettirdi.. Yeorda suçlu bir şekilde başını eğdi.. Özgünüm efendim... İyi o halde dedi buçukluk.. Onkasaba sanırım bu felakete hazırlanmaya başlamalı artık.. Bundan sonra onlara yardım etmekten başka bir şey düşünme.. Fakat dedi Yeorda.. Eğer karanlık saflarından görüşme talebi gelirse sana bildirilecektir..
Corax'a barış görüşmelerinde aracılık yapabileceğim önerisini loncaya olanlardan dolayı özür dilemek için geldiğinde söylemiştim.
Kabul etmemişti. Görüşmeye gelmemesine şaşırmayın.
şimdi onkasabanın savunmasını hazırlamaya tam güç devam edelim.
Kabul etmemişti. Görüşmeye gelmemesine şaşırmayın.
şimdi onkasabanın savunmasını hazırlamaya tam güç devam edelim.
Karanlık yolumu gösterir, sessizlik gerçeği bana fısıldar. Onlar benim yoldaşım, ben onların parçası.
Gecenin karanliginda Yeorda tapınakta Tanrisina dualarini ediyordu... Bir anda kapisi gumburtuyle vuruldu. Elf yüksek rahip Yeorda'nın içeri girmesini söylemesini beklemeden nefes nefese odaya daldı:
"Efendim hemen aşağıya gelmelisiniz... Çok garip şeyler oluyor. Lütfen acele edin."
Elf korkuyla arkasına yeniden baktı ve yeniden hızla Yeorda'ya döndü. Yeorda şaşkınlıkla yerinden kalktı ve hızla kapıya yöneldi:
"Neler oluyor? Saldırı mı başladı? Konuşsana sorun nedir?"
Elf nefesini tuttu ve yutkunup sakinleşti:
"Corax Tigerheart tapınakta efendim ve bir geçit açılmış yanında çok fazla kişi var. Sizinle görüşmek istedi kişisel olarak... Rahipleri hala geçitten geçiyor ve sonu gelecekmiş gibi gözükmüyor..."
Yeorda kaşlarını çattı ve Tanrısının sembolünü eline aldı. Hala hiç bir şey hissetmiyor yalnızca metalin soğukluğu her zamanki gibi ellerini yakıyordu. Sembolü öptü ve hızla merdivenleri inmeye başladı...
"Efendim hemen aşağıya gelmelisiniz... Çok garip şeyler oluyor. Lütfen acele edin."
Elf korkuyla arkasına yeniden baktı ve yeniden hızla Yeorda'ya döndü. Yeorda şaşkınlıkla yerinden kalktı ve hızla kapıya yöneldi:
"Neler oluyor? Saldırı mı başladı? Konuşsana sorun nedir?"
Elf nefesini tuttu ve yutkunup sakinleşti:
"Corax Tigerheart tapınakta efendim ve bir geçit açılmış yanında çok fazla kişi var. Sizinle görüşmek istedi kişisel olarak... Rahipleri hala geçitten geçiyor ve sonu gelecekmiş gibi gözükmüyor..."
Yeorda kaşlarını çattı ve Tanrısının sembolünü eline aldı. Hala hiç bir şey hissetmiyor yalnızca metalin soğukluğu her zamanki gibi ellerini yakıyordu. Sembolü öptü ve hızla merdivenleri inmeye başladı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Yerorda alt kata indiğinde Tapınağın içinde mor-mavi bir boyut kapısı ve içinden hala çıkmakta olan düzinelerce rahip gördü. Baştan aşağı zırhlı askerler clericlerin önünde etten ve demirden bir duvar örmüş gibiydiler...
Ve yeorda düşman komutan Corax Tigerheart'ı gördü. Meilikinin heykelinin önündeki altarda bir dizi üstüne çökmüş dua ediyordu. Üzerinde mavi-beyaz mitril bir zirh vardi. Sırtında Tanrılar'ın hediyesi olduğunu iddia ettiği mavi bir aura ile parlayan kılıcı asılıydı.
Boyut kapısından gelen farklı renklerde cüppelere sahip rahipler tapınağı doldurmaya devam ediyordu. Meiliki rahipleri şaşkınlık içerisinde olanları izliyorlardı.
Corax Sonunda duasını etti, dimdik ayağa kalktı ve Meiliki'nin heykeline baktı. Saygılı bir reverans yaptıktan sonra Yeorda'nın olduğu tarafa döndü ve onu farketti. Dudakları hafifçe büküldüyse de nefretini saklamaya çalıştığı belliydi...
Yeorda'ya da bakmadan bir reverans yaptı ve Yeorda da aynen karşılık verdi... İki adamın arasındaki nefret sanki etrafındakileri de yakıyordu.
Corax sağ dikenli bir gauntlet giymiş olduğu elini hafifçe kaldırdı:
"Selam Büyük Meilikinin 'yüce' rahibi. Buraya barış görüşmeleri için geldik.". Yeorda'ya yüce kelimesinde biraz alay varmış gibi geldi ama emin olamadı.
"Hoşgeldin 'barbar' Corax, umarım barış içinde gelmişsindir..."
Corax öfkelendi ve yeorda'ya nefretle baktı:
"Misafirperverliğiniz gerçekten muhteşemmiş. Benim kimliğimi tanımayanlarla konuşacak sözüm yok. 'Basit' sözcüklerinle daha fazla konuşmaya devam edersen bu görüşme fırsatını da mahvedeceksin Yeorda! Ya beni kimliğimle tanırsın ve gerekli şekilde hitap edersin ya da konuşmamızın hiç bir anlamı yok demektir."
Ve yeorda düşman komutan Corax Tigerheart'ı gördü. Meilikinin heykelinin önündeki altarda bir dizi üstüne çökmüş dua ediyordu. Üzerinde mavi-beyaz mitril bir zirh vardi. Sırtında Tanrılar'ın hediyesi olduğunu iddia ettiği mavi bir aura ile parlayan kılıcı asılıydı.
Boyut kapısından gelen farklı renklerde cüppelere sahip rahipler tapınağı doldurmaya devam ediyordu. Meiliki rahipleri şaşkınlık içerisinde olanları izliyorlardı.
Corax Sonunda duasını etti, dimdik ayağa kalktı ve Meiliki'nin heykeline baktı. Saygılı bir reverans yaptıktan sonra Yeorda'nın olduğu tarafa döndü ve onu farketti. Dudakları hafifçe büküldüyse de nefretini saklamaya çalıştığı belliydi...
Yeorda'ya da bakmadan bir reverans yaptı ve Yeorda da aynen karşılık verdi... İki adamın arasındaki nefret sanki etrafındakileri de yakıyordu.
Corax sağ dikenli bir gauntlet giymiş olduğu elini hafifçe kaldırdı:
"Selam Büyük Meilikinin 'yüce' rahibi. Buraya barış görüşmeleri için geldik.". Yeorda'ya yüce kelimesinde biraz alay varmış gibi geldi ama emin olamadı.
"Hoşgeldin 'barbar' Corax, umarım barış içinde gelmişsindir..."
Corax öfkelendi ve yeorda'ya nefretle baktı:
"Misafirperverliğiniz gerçekten muhteşemmiş. Benim kimliğimi tanımayanlarla konuşacak sözüm yok. 'Basit' sözcüklerinle daha fazla konuşmaya devam edersen bu görüşme fırsatını da mahvedeceksin Yeorda! Ya beni kimliğimle tanırsın ve gerekli şekilde hitap edersin ya da konuşmamızın hiç bir anlamı yok demektir."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
"Öncelikle rahiplerinin üzerini aramalıyız. Kesinlikle hiç bir silaha ya da büyülü nesneye izin veremiyoruz."
"Büyülü nesneleri yok yalnızca şovalyelerimin vardır, onlar da beni korumakla görevlidirler... Rahiplerimi kimler koruyacak, hala sözünü tutacağına inanmalı mıyım?
Tam 600 rahibim var:
Tempus(Kord), neutral
Helm, neutral
Azuth, neutral
Silvanus(Obad-hai), neutral
Tyr(St.Cuthbert), good
Heironous, good
Mystra, good
Lathander, good
Nerull, evil
Lloth, evil
Takhisis, evil
Talos, evil
4 neutral, 4 good ve 4 evil Tanrı...
12 Greater God'a hayatlarını adamış 50'şer en güvendiğim rahibimdir. İnsanları bilgilendirecekler bu dinler hakkında. Tanrıların ordusunun mantığını, amaçlarını, nedenlerini ve geleceğini anlatacaklar."
"Büyülü nesneleri yok yalnızca şovalyelerimin vardır, onlar da beni korumakla görevlidirler... Rahiplerimi kimler koruyacak, hala sözünü tutacağına inanmalı mıyım?
Tam 600 rahibim var:
Tempus(Kord), neutral
Helm, neutral
Azuth, neutral
Silvanus(Obad-hai), neutral
Tyr(St.Cuthbert), good
Heironous, good
Mystra, good
Lathander, good
Nerull, evil
Lloth, evil
Takhisis, evil
Talos, evil
4 neutral, 4 good ve 4 evil Tanrı...
12 Greater God'a hayatlarını adamış 50'şer en güvendiğim rahibimdir. İnsanları bilgilendirecekler bu dinler hakkında. Tanrıların ordusunun mantığını, amaçlarını, nedenlerini ve geleceğini anlatacaklar."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Son Veda...
Corax'ın yüzüne bir gölge düştü.
"Barışın sağlanacağını biliyorum çünkü insanların clericlerim sayesinde Tanrıları kalplerinde bulacaklarını biliyorum." Corax kılıcını çekti ve onu okşadı...
"...ve bu diyardan gidiyorum. Tanrımın yolunda onun verdiği kılıcın anlamını çözebilmek için bir başka diyara gideceğim, belki de sonsuza dek..."
Arkasını döndü ve büyülü bir söz söyledi... Hemen önünde mavi bir kapı beliriverdi:
"Ben burayı yönetmeye gelmediğimi söylemiştim. şimdi bu muhteşem dünyayı Tanrılar'a armağan ediyorum... Elveda!"
Corax kapıya sakince bir adım attı ve hiçliğe karıştı...
"Barışın sağlanacağını biliyorum çünkü insanların clericlerim sayesinde Tanrıları kalplerinde bulacaklarını biliyorum." Corax kılıcını çekti ve onu okşadı...
"...ve bu diyardan gidiyorum. Tanrımın yolunda onun verdiği kılıcın anlamını çözebilmek için bir başka diyara gideceğim, belki de sonsuza dek..."
Arkasını döndü ve büyülü bir söz söyledi... Hemen önünde mavi bir kapı beliriverdi:
"Ben burayı yönetmeye gelmediğimi söylemiştim. şimdi bu muhteşem dünyayı Tanrılar'a armağan ediyorum... Elveda!"
Corax kapıya sakince bir adım attı ve hiçliğe karıştı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
rp dışı:
corax abi yanlış anladım de bana. bu konuşmalarda sitem falan mı var. heralde sadece rp olarak buradan ayrıldın ve geri döneceksindir. pardon abi yanlış anladım herhalde
rp:
bunu gören lich coraxın bu hareketine anlam verememiş ve ne hainlikler düşündüğünü düşünmeye başlamıştı.
corax abi yanlış anladım de bana. bu konuşmalarda sitem falan mı var. heralde sadece rp olarak buradan ayrıldın ve geri döneceksindir. pardon abi yanlış anladım herhalde
rp:
bunu gören lich coraxın bu hareketine anlam verememiş ve ne hainlikler düşündüğünü düşünmeye başlamıştı.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Yeorda bir süre durdu ve tüm bahçeyi çevreliyen rahiplere baktı.. Llloth rahibeleri hepsi kadındı.. ve kara elf.. Yeorda gülümsedi lloth yine oyunu kurallarına göre oynuyordurahibelerin hiçbirinde üst düzey rahibelerin gözlerindeki çılgın ifade yoktu muhtemelen hepsi gençti... Zatn öyle olmasa bir erkeğin ğeşinden gitmezlerdi diye düşündü.. Aynısı diğer Talos ve takkhiss rahiplerinde de gözleniyordu.. Yüzelli genç rahip dedi kendi kendine daha doğrusu rahip adayı... Sonra diğerlerine baktı Lathender Mystra Azuth Silvanus Herionus ve Helm rahip grupları birbirlerine benzerdi...Hepsi deyüksek rahip olmasa da hiç olmazsa biraz tecrübeli gözüken (yüksek rahip 15. level üstü diyorum) 3 il 6 arasında değişen gruplar tarafından yönetiliyordu geri kalanlar ise yine tecrubesizdi..
Tempus Tyr ve Nerull bu gruplarda birer yüsek rahip beş ile yirmi arasında değişen tecrubeli rahip vardı.. Sayılarının en fazla olduğu grup tempus rahipleri idi . Tyr ve Nerull grubunda daha azdı.. Nerull sadece beş kusür tecrubeli rahiple bir yüce rahibi yollamıştı.. Ancak ilginç bir şekilde grubun en tecrubeli rahibi bu gibi idi.. Yeorda barış görüşmeleri başladığından beri soğuk olan tanrıasının sembolünü düşündü... Ancak bazen kalbinin tanrıçasının isteklerini bu sembolden daha doğru şekilde ilettiğini görmüştü... Merhaba dedi... Grubunuzun bir sözcüsü var mı?? Scyte öne çıktı (rp dışı: scyte üzgünüm o grupta bildiğim tek rahip sensin.. ) . Sanrım söyleyeceklerinizi bana iletebilirsiniz dedi diğer rahiplere de bakarak.. Llloth rahipleri biraz huzursuzca yapsa da tüm rahipler onu onayladı.. Yeorda kontrolden geçeceksiniz sizin bir şey yapmanıza gerek yok sadece bekleyin dedi ... Ve sonra çıktı rahipler
yaklaşık bir saat beklediler bu süre içinde de bir birleri ile konuşup tapınağı incelediler... Sonra Yeorda girdi ve lloth rahibelerine döndü tılsım yaratmaya yarayan bir toz bulunan keseyi istedi.. Rahibeler önce karşı çıktılar ama scyte onlara dönüp keseleri bırakmalarını söyleyince keseleri bıraktılar.. Sonra Yeorda Scyte ye döndü... şimdi size istediğiniz şeyleri anlatma izni verilecek her bir kasabada bir defa... Sizin kasabalarda ağırlamanızı konuşmak için yöneticimizi çağırdım... Bu arada belki şartlarınızı kasaba halkına anlatmadan bize anlatmak istersiniz böylece şartlar müzakere edilebilir çünkü halka anlattıktan sonra bu şansımız kalmayacak.... Scythe cevap vemeye kalkınca Yeorda hemen karar vermenize gerek yok dedi önce rahiplerinizle konuşun.. Ve rahat edin yöneticimiz gelince kararınızı verirsiniz...
Ve rahip bahçeden çıkarak rahipleri tartışabilmeleri için yalnız bıraktı..
Tempus Tyr ve Nerull bu gruplarda birer yüsek rahip beş ile yirmi arasında değişen tecrubeli rahip vardı.. Sayılarının en fazla olduğu grup tempus rahipleri idi . Tyr ve Nerull grubunda daha azdı.. Nerull sadece beş kusür tecrubeli rahiple bir yüce rahibi yollamıştı.. Ancak ilginç bir şekilde grubun en tecrubeli rahibi bu gibi idi.. Yeorda barış görüşmeleri başladığından beri soğuk olan tanrıasının sembolünü düşündü... Ancak bazen kalbinin tanrıçasının isteklerini bu sembolden daha doğru şekilde ilettiğini görmüştü... Merhaba dedi... Grubunuzun bir sözcüsü var mı?? Scyte öne çıktı (rp dışı: scyte üzgünüm o grupta bildiğim tek rahip sensin.. ) . Sanrım söyleyeceklerinizi bana iletebilirsiniz dedi diğer rahiplere de bakarak.. Llloth rahipleri biraz huzursuzca yapsa da tüm rahipler onu onayladı.. Yeorda kontrolden geçeceksiniz sizin bir şey yapmanıza gerek yok sadece bekleyin dedi ... Ve sonra çıktı rahipler
yaklaşık bir saat beklediler bu süre içinde de bir birleri ile konuşup tapınağı incelediler... Sonra Yeorda girdi ve lloth rahibelerine döndü tılsım yaratmaya yarayan bir toz bulunan keseyi istedi.. Rahibeler önce karşı çıktılar ama scyte onlara dönüp keseleri bırakmalarını söyleyince keseleri bıraktılar.. Sonra Yeorda Scyte ye döndü... şimdi size istediğiniz şeyleri anlatma izni verilecek her bir kasabada bir defa... Sizin kasabalarda ağırlamanızı konuşmak için yöneticimizi çağırdım... Bu arada belki şartlarınızı kasaba halkına anlatmadan bize anlatmak istersiniz böylece şartlar müzakere edilebilir çünkü halka anlattıktan sonra bu şansımız kalmayacak.... Scythe cevap vemeye kalkınca Yeorda hemen karar vermenize gerek yok dedi önce rahiplerinizle konuşun.. Ve rahat edin yöneticimiz gelince kararınızı verirsiniz...
Ve rahip bahçeden çıkarak rahipleri tartışabilmeleri için yalnız bıraktı..
bu arada bu görüşmelerle yakından ilgilenen yeminer yolcu kıyafetiyle kasabalarda dolaşıyordu. kimi zaman bir dilenci, kimi zaman basit bir yolcuydu ama her zaman uygun yerde uygun mesafede bulunmayı başarıyordu. bilgi en değerli hazineydi.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
o sırada Oren Dautry ise kendine uygun bulduğu rahip gruplarının birinin içinde onların cübbelerinden bir tane giymiş konuşmaları dinliyordu .. kapşonu yüzünün üst yarısını örtüyordu ve bu da onun tanınmamasını sağlıyordu....sessizce rahiplerim konuşmalarını dinledi..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
"Güneş adına!
Haberi alır almaz geldim. Bu kalabalık da ne! Bu rahipler...yoksa?"
şövalye döndü ve Yeorda'nın yüzüne baktı. Adam yavaşaça başını salladı. BU şövalyeye yeten bir cevaptı. O gelmişti. Babasının katili. Onu görememişti. Kaçırmıştı. Bunun için içinden küfürler savurdu.
"peki vaziyet nedir?"
Yeorda bir çırpıda neler olduğunu anlattı.
"Hiçbirşey söylemeden geldi ve aynı şekilde gitti öyle mi? İlginç. Salık verilsin. Onunla görüşmem lazım."
Yavaşça ekledi.
"Bu artık bitmeli. Ã?yle ya da böyle."
Haberi alır almaz geldim. Bu kalabalık da ne! Bu rahipler...yoksa?"
şövalye döndü ve Yeorda'nın yüzüne baktı. Adam yavaşaça başını salladı. BU şövalyeye yeten bir cevaptı. O gelmişti. Babasının katili. Onu görememişti. Kaçırmıştı. Bunun için içinden küfürler savurdu.
"peki vaziyet nedir?"
Yeorda bir çırpıda neler olduğunu anlattı.
"Hiçbirşey söylemeden geldi ve aynı şekilde gitti öyle mi? İlginç. Salık verilsin. Onunla görüşmem lazım."
Yavaşça ekledi.
"Bu artık bitmeli. Ã?yle ya da böyle."
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Oren'in dinlediği Tempus rahiplerinden birkaçı tek bir adamın etrafında toplanmış ona bir şeyler söylüyorlardı.
Oren gizlice yaklaştı ve dinlemeye devam etti:
"Yüce rahip... siz de çıkıp konuşmalısınız..."
"Efendim lütfen gerçekleri onlara gösterin... Yakında çok geç olabilir."
"Yılanı ezmelerine yardım edelim büyük Cervantes Gibraltar, belki o zaman onların iyiliğini istediğimizi anlarlar."
Onlarca adam aynı ermişin etrafında toplanmışlardı. Hepsi de onun çıkıp konuşması gerektiğini söylüyorlardı ve ona neredeyse yalvarıyorlardı.
"Sakin olun kardeşlerim, elbette çıkıp konuşacağım, bu konuda endişeniz olmasın. Ama bize güvenleri az, bizi ciddiye almaya başladıktan sonra doğru zamanda onlara doğru kelimelerle ulaşmalıyız. Sabırsızlanmayın kardeşlerim, karanlık etrafımızda olabilir ve bize bir saldırı düzenlerse yanlış şeyler anlaşılabilir. Bir kıyıma neden olmak istemeyiz"
Rahipler hep beraber kafalarını salladılar.
"Karanlık kişinin buradan uzaklaştığından emin olduğumuz zaman gerçekleri onlara göstereceğim. şu anda hiç bir tepki vermemeliyizki varlığını hissettiğimizi anlamasın. Bazen doğru şeyi yapmak doğru şey olmayabilir. Doğru zaman beklenmelidir."
Rahipler en yaşlıları ve deneyimlileri olan Cervantes Gibraltar'a saygıyla selam verdiler ve Tempus'un kutsamasının onun üzerinde olmasını dilediler.
Oren'in gözleri bu adamı daha büyük bir ilgiyle incelemeye başladı:
yer yer beyazlamış saçları ile 50'lerinda gözüken bir adamdı fakat cildi ve gözleri onun 40'larında olduğunu Oren'e fısıldıyordu...
Yılların yıpratmış olduğu yakışıklı kaslı bir adamdı. Üzerinde beyaz kumaştan cüppesinin göğsünde tempusun sembolü olan kan kırmızısı bir kalkanın üzerinde parlayan bir gümüş kılıç sembolü vardı.
Hiç bir silahı hiç bir zırhı yoktu, fakat gözleri ihtiyacı da olmadığını fısıldıyor gibiydi.
Oren gizlice yaklaştı ve dinlemeye devam etti:
"Yüce rahip... siz de çıkıp konuşmalısınız..."
"Efendim lütfen gerçekleri onlara gösterin... Yakında çok geç olabilir."
"Yılanı ezmelerine yardım edelim büyük Cervantes Gibraltar, belki o zaman onların iyiliğini istediğimizi anlarlar."
Onlarca adam aynı ermişin etrafında toplanmışlardı. Hepsi de onun çıkıp konuşması gerektiğini söylüyorlardı ve ona neredeyse yalvarıyorlardı.
"Sakin olun kardeşlerim, elbette çıkıp konuşacağım, bu konuda endişeniz olmasın. Ama bize güvenleri az, bizi ciddiye almaya başladıktan sonra doğru zamanda onlara doğru kelimelerle ulaşmalıyız. Sabırsızlanmayın kardeşlerim, karanlık etrafımızda olabilir ve bize bir saldırı düzenlerse yanlış şeyler anlaşılabilir. Bir kıyıma neden olmak istemeyiz"
Rahipler hep beraber kafalarını salladılar.
"Karanlık kişinin buradan uzaklaştığından emin olduğumuz zaman gerçekleri onlara göstereceğim. şu anda hiç bir tepki vermemeliyizki varlığını hissettiğimizi anlamasın. Bazen doğru şeyi yapmak doğru şey olmayabilir. Doğru zaman beklenmelidir."
Rahipler en yaşlıları ve deneyimlileri olan Cervantes Gibraltar'a saygıyla selam verdiler ve Tempus'un kutsamasının onun üzerinde olmasını dilediler.
Oren'in gözleri bu adamı daha büyük bir ilgiyle incelemeye başladı:
yer yer beyazlamış saçları ile 50'lerinda gözüken bir adamdı fakat cildi ve gözleri onun 40'larında olduğunu Oren'e fısıldıyordu...
Yılların yıpratmış olduğu yakışıklı kaslı bir adamdı. Üzerinde beyaz kumaştan cüppesinin göğsünde tempusun sembolü olan kan kırmızısı bir kalkanın üzerinde parlayan bir gümüş kılıç sembolü vardı.
Hiç bir silahı hiç bir zırhı yoktu, fakat gözleri ihtiyacı da olmadığını fısıldıyor gibiydi.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Saatler sonra, rahipler karanlık kişinin varlıksal olarak orada bulunmadığından emin oldular. Lich büyüsel olarak oradan ayrılmıştı ve geride bırakabileceği herhangi bir şeye karşı clericler ihtiyatlı davranıp emin olmaya çalıştılar. Arcane sanatta da bilgili olan bütün kudretli ermişler karanlık kişinin hiç bir şekilde orada olamayacağından kesinlikle emindiler. (Yani bilmem anlatabildim mi, daha yazayım mı?)
Cervantes Gibraltar hızla tapınağa yöneldi ve merdivenleri sakince fakat hızla çıktı. Meiliki rahiplerinden birine Tapınağın baş rahibi ile konuşmak istediğini belirtti.
Yeorda bir ermişin kendisiyle konuşmak istediğini öğrendiğinde Hükümlü ile yeminer the lich'in ordudaki mevkisi konusunda tartışmaktaydı. Yeorda rahibi kabul edeceğini haberi getiren rahibe belirtti ve bir kaç dakika sonra Cervantes Gibraltar odadan içeri girdi.
Kısa bir reverans yaptıktan sonra:
"Sanırım siz baş rahip Yeorda'sınız. Ne yazıkki karşınıza barışla ilgili fikirlerimizi sunmak için değil başka bir konuda konuşmak için geldim."
Üzerinde beyaz kumaştan cüppesinin göğsünde tempusun sembolü olan kan kırmızısı bir kalkanın üzerinde parlayan bir gümüş kılıç sembolü vardı.
Hiç bir silahı hiç bir zırhı yoktu. Cebinden ufak bir küre çıkardı.
"Küre gözlerinizle daha önce göremediklerinizi gösterecek. Her iki tarafa da düşman olanlar var ve durmayacaklardır... Corax Tigerheart'ın sözlerine inanmamış olmanız çok üzücü, şimdi gerçekleri izleyin"
Rahip su dolu gibi gözüken küreye bazı sözler söyledi ve ufak küre havada süzülmeye başladı. Küre yavaş yavaş dönerken içinde bazı görüntüler oluşmaya ve bazı sesler duyulmaya başladı. Ermiş gözlerini kapatıp küreyi sıkıştırıyormuş gibi bir hareket yaparken dokunmadığı küre daha hızlı dönmeye başladı ve sesler ve görüntüler arttı. Rahip mistik güçlerin de yardımıyla küreden bir görüntüyü çıkarıp Hükümlü ve Yeorda'ya gösterdi.
"şimdi gerçekleri gördünüz. Kararınızı verin... Tanrılar'ın ordusu sizi koruyabilir ya da korunmaya ihtiyacınız yoksa size yardım edebilir, tek isteğimiz düzen... eşitlik... adalet... Ben buraya sizden bir şeyler istemeye değil sizlere elimden gelen yardımı ve bilgeliği sunmak için geldim. Karşılığında ise yalnızca güveninizi istiyorum."
Ermiş ellerini bol cüppesinin kollarında birleştirdi ve sakince dinlemeye başladı.
Cervantes Gibraltar hızla tapınağa yöneldi ve merdivenleri sakince fakat hızla çıktı. Meiliki rahiplerinden birine Tapınağın baş rahibi ile konuşmak istediğini belirtti.
Yeorda bir ermişin kendisiyle konuşmak istediğini öğrendiğinde Hükümlü ile yeminer the lich'in ordudaki mevkisi konusunda tartışmaktaydı. Yeorda rahibi kabul edeceğini haberi getiren rahibe belirtti ve bir kaç dakika sonra Cervantes Gibraltar odadan içeri girdi.
Kısa bir reverans yaptıktan sonra:
"Sanırım siz baş rahip Yeorda'sınız. Ne yazıkki karşınıza barışla ilgili fikirlerimizi sunmak için değil başka bir konuda konuşmak için geldim."
Üzerinde beyaz kumaştan cüppesinin göğsünde tempusun sembolü olan kan kırmızısı bir kalkanın üzerinde parlayan bir gümüş kılıç sembolü vardı.
Hiç bir silahı hiç bir zırhı yoktu. Cebinden ufak bir küre çıkardı.
"Küre gözlerinizle daha önce göremediklerinizi gösterecek. Her iki tarafa da düşman olanlar var ve durmayacaklardır... Corax Tigerheart'ın sözlerine inanmamış olmanız çok üzücü, şimdi gerçekleri izleyin"
Rahip su dolu gibi gözüken küreye bazı sözler söyledi ve ufak küre havada süzülmeye başladı. Küre yavaş yavaş dönerken içinde bazı görüntüler oluşmaya ve bazı sesler duyulmaya başladı. Ermiş gözlerini kapatıp küreyi sıkıştırıyormuş gibi bir hareket yaparken dokunmadığı küre daha hızlı dönmeye başladı ve sesler ve görüntüler arttı. Rahip mistik güçlerin de yardımıyla küreden bir görüntüyü çıkarıp Hükümlü ve Yeorda'ya gösterdi.
yeminer wrote: "zaman geldi rahip. düşmanlarımızın idda ettikleri gibi bir birlik olmadıklarını ve aralarında çekiştiklerini öğrendim." bu savaş lafları sadece bizden gelecek ani bir saldırıyı önlemek için ve buna devam edecekler. cehenneme gidiyoruz. oranın lordlarını ikna etmeye ve cehennemi dünyaya dökmeye"
Küre yavaşlarken sesler ve görüntüler de azaldı. Müthiş bir efor sarfettiği belli olan Tempus rahibi Cervantes, süzülen küreyi alıp yeniden cüppesinin bir cebine soktu. Tek dizinin üzerine güçsüzce çöktü fakat kısa sürede kendini toparlayıp ayağa kalktı.yeminer wrote:
*anlaşma yapmaya geldim şeytan* der yeminer emin bir tazda.
* ve şunu bil kendi yerinde bile aklıma hükmedememişken dünya da mı bunu düşünüyorsun? neyse bırak bu fantezileri de gerçeğe dön . cehenneme geliyorum ordu toğplamaya ve sende benim için ordu toplayacaksın yoksa devamlı dünyada kölem olursum.*
cehennem lordu lich in gösterişine bakar ve haklı olduğunu düşünür. içinden acı bir çığlık koyverir ve* emredersin efendi* der.
"şimdi gerçekleri gördünüz. Kararınızı verin... Tanrılar'ın ordusu sizi koruyabilir ya da korunmaya ihtiyacınız yoksa size yardım edebilir, tek isteğimiz düzen... eşitlik... adalet... Ben buraya sizden bir şeyler istemeye değil sizlere elimden gelen yardımı ve bilgeliği sunmak için geldim. Karşılığında ise yalnızca güveninizi istiyorum."
Ermiş ellerini bol cüppesinin kollarında birleştirdi ve sakince dinlemeye başladı.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests