Roma tahtı, Muhteşem Konstantin tarafından ele geçirilmeden bir hafta kadar önce...
" Efendimiz Konstantin. Bizans'ın içinde bulunduğu durumu sizde görüyorsunuz. Yönetimsel açıdan ciddi bir karmaşa var. Sizinde malumunuz şehir imparator Diolectian tarafından yeterince iyi idare edilmemekte. Kendisi özellikle sefil batılıların adeta bir kuklası durumunda ve onların kültürsüzlüklerini de bizim topraklarımıza taşıyor gün be gün. İşin acı olan tarafı ise bununla kalmıyor. Sizinde malumunuz, imparatorluk Hz. İsa'nın öğretilerine tamamiyle sırt çevirmiş durumda ve böyle giderse kendi cehalet bataklığının içinde boğulmaktan kurtulamayacak. Ve bu topraklarda yaşayan bizlerinde akibeti kuşkusuz bu imparatorluğun akibeti ile bir olacaktır.
Ayrı taraftan şu Maxentis isimli baldırıçıplak. Belli ki onun ve arkasındaki çapulcu sürüsününde imparatorluğun içine düşmüş olduğu bu zor durumdan bir çıkarı var. Kendisi Roma üzerinde hiçbir resmi hakka sahip olmaksızın taht üzerinde hakkı olduğunu iddia ediyor. Bu sizin için olduğu kadar bizim içinde katlanılamaz bir durumdur. Cezası neyse verilmelidir.
Ve siz, Muhteşem Konstantin, imparatorluğun halefi olan siz...
Siz bu topraklar üzerinde hak sahibisiniz ve bizce hakkınızı almalısınız. Danışmanlarınızda ordunuzda aynı fikir altında birleşmiş durumda. Hepimiz ağzınızdan çıkacak o kelamı bekliyoruz.
Baba, Oğul ve Kutsal ruh adına ,bu ülke kendi cehaletinin içinde sürünüp yokolmadan önce olanlara bir dur demeniz gerekiyor.
Diğer saygıdeğer danışmanlarımız Dracon ve Michael'inde size önermiş olduğu gibi;
Artık zırhınızı kuşanma zamanı efendimiz, ve bu ülkeyi kurtarmalıyız. eski çağın yobazlıklarından sıyrılmamız gerekmekte. Yeni bir çağa mührünüzü vurmanız ve kutsal bir doğumun ve yükselişin müjdecisi olmanız gerekmekte."
Konstantin oturduğu sandalyede gergin vaziyette durmaktaydı. Karşısındaki Antonius onu pür dikkat, kırpılmaksızın izleyen gözlerle takip etmekteydi.
Konstantin başını önce önüne eğdi. Gecenin geç bir vaktiydi ve imparatorluk halefinin yorgun görüntüsü Antonius'un gözlerinden kaçmıyordu.
Sonra Konstantin başını tekrar kaldırdı. Kaşlarını büzdü ve kararmış yüzünü Antonius'a çevirdi. Hemen sağında titremekte olan kandil ışığı yüzünün bir tarafını turuncunun tonlarına boyuyor, gözünün akını daha da parlaklaştırıyordu. Karşısındaki orta yaşlı Antonius ise kat kat cüppesinin içinde kıpırtısızca Konstantin'i izliyordu.
Ve Konstantin o gece Roma'nın kaderini değiştirecek kararını verdi.
"Roma kurtulmalı değerli Antonius, sizlerinde söylediğiniz üzere. İmparatorluk şerefi için bir kez daha mücadele vermeli, ki bizler bu mücadelenin öncüleri olacağız.
Roma için savaşacağız. Yeni Roma için..."
Yeni Roma için savaşacağız...
Antonius'un beklediği sözde buydu işte. Konstantin sözlerini bitirdiğinde
"İmparatorluk orduları tüm güçlerini biraraya getirerek savaşmalı. Ã?nce baldırıçıplak Maxentis ezilmeli, ardından başşehir ele geçirilmeli...
Ve sonrasında siz, Muhteşem Konstantin, tahta geçtiğinizi ilan edebilirsiniz efendimiz.
Vereceğimiz bu kutsal mücadelede Baba, oğul ve kutsal ruh'ta yanınızda olacaktır Muhteşem Konstantin. Bundan emin olabilirsiniz. "
Ardından ikili beraber ayağa kalktılar... Antonius ölüm kadar soğuk elini Konstantin'in omzuna yerleştirdi. Konstantin bozuntuya vermedi, sadece omzunun üzerindeki ele kısık gözlerle bakmakla yetindi.
Ve Antonius'un eli omzundan ayrıldı. Diğer eli ise önce bir omzuna, sonra diğer omzuna, ardından alnına ve göğsüne ufak darbelerle kısa vuruşlar yaptı. Bunu yaparkende ağzından şu sözler çıkıyordu.
"Baba, oğul ve kutsal ruh adına. Tanrı sizi kutsasın mücahit Konstantin"
Ve Muhteşem Konstantin, çenesini onurlu bir edayla yukarı kaldırdı. Muhteşem Konstantin'in gözlerinin içinde bitmek tükenmek bilmez bir ateş yanarken gözleri dik bir şekilde titremekte olan kandil ateşini izliyordu.
Bu gece Antonius'un da ilhamıyla Konstantin tarafından imparatorluğun kaderini değiştirecek bir karar alınmıştı ve bu yeni bir çağın doğuşunun habercisiydi.
Rüya gerçekleşiyordu... Konstantinopolis rüyası...


