Kırık Aynadan Yansımalar (RP Ekranı)
“Bir dakika! Batının neresi? Sorpigol’ün batısı deniz!”[/quote]
Eee. şimdi işler acaipleşmişti işte.Batıdan gelmemişmiydi.Ã?yle olması lazımdı.Hafiften başı dönmeyede başlamıştı yorgundu ve sadece uyumak istiyordu.Sanırım tüm hikayeyi anlatmakması gerekecekti...
Evim batıdadır normalde ama ben ayrıldıktan sonra bir grup goblinin saldırısına uğradım.Sonraki yolculuğumu bir kervanda ateşler içinde geçirdiğimi için, midesinden yaralandığını belirtmek için eliyle midesini sıvazladı ve yüzünü buruşturdu.Evet bir at arabasının arkasında baygın bir halde yolculuk ettiğim için hangi yöne doğru gittiğimizi hesaplayamadım.Ayriyeten şu an hangi yöndeyiz onuda bilmiyorum.İstediğim tek şey biraz dinlenmek.Yardımcı olursan sevinirim sayın tapınak şövalyesi. Fazla mı yüzsüzlük yaptığını düşündü ama sonra umursamadı.
Eee. şimdi işler acaipleşmişti işte.Batıdan gelmemişmiydi.Ã?yle olması lazımdı.Hafiften başı dönmeyede başlamıştı yorgundu ve sadece uyumak istiyordu.Sanırım tüm hikayeyi anlatmakması gerekecekti...
Evim batıdadır normalde ama ben ayrıldıktan sonra bir grup goblinin saldırısına uğradım.Sonraki yolculuğumu bir kervanda ateşler içinde geçirdiğimi için, midesinden yaralandığını belirtmek için eliyle midesini sıvazladı ve yüzünü buruşturdu.Evet bir at arabasının arkasında baygın bir halde yolculuk ettiğim için hangi yöne doğru gittiğimizi hesaplayamadım.Ayriyeten şu an hangi yöndeyiz onuda bilmiyorum.İstediğim tek şey biraz dinlenmek.Yardımcı olursan sevinirim sayın tapınak şövalyesi. Fazla mı yüzsüzlük yaptığını düşündü ama sonra umursamadı.
Mahtan başının belada olduğunu hissediyordu..."Bir büyücü isen herkese karşı şüpheli yaklaşmalısın"derdi hep ustası...atının yularınını sıkıca tutarak" oh çok teşekkür ederim çok naziksiniz beyler" dedi neşeli bir tavırla "özellikle bir yere gitmiyordum açıkçası şöyle bir pazarı dolaşıp işime yarayanları alıp başka şehre geçmeyi düşünüyordum"
Mahtan nöbetçilerle birlikte -hana - doğru ilerlerken başına gelecekleri tahmin etmeye çalışıyordu.Muhtemelen nöbetçiler yarı yolda kendisine saldırıp onu soymaya çalışacaklardı...Ama zırhlarında tapınak şovalyelerinin kabartması vardı ki duyduğu kadarıyla Tapınak şovalyeleri böyle bir şey yapmazdı..."ben bir büyücüyüm" diye geçirdi içinden "oren in şovalyeleri oloduğu kesin değil,zırh giymeleri soyguncu olabilmeleri ihtialini değiştirmez"
"ne taraftan gidiyoruz beyler?" diye sordu büyüyü zihninde canlandırırken....
Mahtan nöbetçilerle birlikte -hana - doğru ilerlerken başına gelecekleri tahmin etmeye çalışıyordu.Muhtemelen nöbetçiler yarı yolda kendisine saldırıp onu soymaya çalışacaklardı...Ama zırhlarında tapınak şovalyelerinin kabartması vardı ki duyduğu kadarıyla Tapınak şovalyeleri böyle bir şey yapmazdı..."ben bir büyücüyüm" diye geçirdi içinden "oren in şovalyeleri oloduğu kesin değil,zırh giymeleri soyguncu olabilmeleri ihtialini değiştirmez"
"ne taraftan gidiyoruz beyler?" diye sordu büyüyü zihninde canlandırırken....
Auré Entuluva...Outa i lomé
Belki bu çocuk onu hana götürebilirdi. Bir bakır demişti. Bir çocuk harçlıktan başka ne isteyebilirdi ki! Hafif bir tebessüm belirdi suratında. "Peki sana 1 bakırı şimdi verecem. Oraya vardığımızda 1 bakır daha veririm.". Burada insanlarla iyi geçinmeye çalışmalıydı.Lord Necros wrote:Ama yolda düzgün birisi yoktu ki. Zaten gecenin geç saatinde tenha bir yoldu ve hiçbiri düzgün değildi. Birkaç dakikalık yürüyüşün ardından Estabin bu saat olmasına rağmen dışarıda olan küçük, kızıl saçlı, sevimli bir oğlan çocuğuna hanın yerini sordu. Hanın ismini ilk başta hatırlayamamış, mektubu açıp tekrar okuması gerekmişti. Hanın ismini söylediğinde çocuk başını onaylarcasına salladı, ama sonra cin gibi bir gözle baktı ve “Bir bakırına seni oraya götürürüm.” dedi.
Burasını pek sevdiğini söyleyemezdi. Elini pelerinin altından yerini belirtmemeye çalışarak uzanmaya çalıştı. Yanlız bir terslik vardı! Para kesesi koyduğu yerde değildi! Acaba başka bir yere koymuş olabilme olasılığıyla her yerini aramaya başladı. Artık umurunda değildi kesesinin yerini belli etme konusunda.
Ã?ocuğun suratına bakmadı. Büyük bir olasılıkla meraklı bakışlarla onu izliyordu. Anlaşılan soyulmuştu. Ama bu imkansızdı! Herşeye dikkat etmişti. Nasıl olmuştu bu? Ã?ocuğa baktı. O yapmış olmalıydı. Zaten bu saatte bir çocuğun dışarıda olması çok saçma olduğunu düşündü bir anda...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
İçerisi tam anlamıyla ana baba günüydü. Her türlü pis, sarhoş adam ve serseri buraya doluşmuştu. Daracık salon leş gibi ucuz bira kokusu ve lanet adamların kir ve ter kokularıyla nefes alınmaz olmuştu. Hınca hınç kalabalığın arasında birkaç fahişe göze çarpıyor, o adamdan o adama gidip duruyordu. Tek bir boş masa bulmak bile imkansızdı. Salonun en arkasındaki hancının masasını görmek bile özel bir çaba gerektirmişti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Gredix sokaktan temkinli adımlarla ilerlerken caddeden koşarak ilerleyen ayak seslerini duydu ve kılıcını hazırladı. Birisi hızla yaklaşıyordu. Ama sonra aklına başka bir şey geldi: Öldürmeye niyetli olan birisi neden böyle gürültü çıkararak hızlıca koşsundu ki?
Bunun verdiği merakla öne bir atıp caddeye çıkan Gredix’e koşturan adam çok sert bir şekilde çarptı ve ikisi de yere düştü.
Bu tip darbelere alışkın olan Gredix kendisini hemen toparlayıp doğruldu, ama adam daha toparlanamamıştı. Bu da Gredix’e adamı incelemesi için gereken vakti verdi.
Kısa boylu, şişman, kel kafalı ve gözlüklü bir adamdı. Pahalı bir entari vardı üzerinde. Oldukça korkmuş görünüyordu. Gözlerini açıp Gredix’i gördüğünde gözleri önce Gredix’in yüzüne sonra da elindeki kılıca gitti. Gözleri daha da korkuyla açılırken geriye süründü. “Yalvarırım! Yalvarırım bana zarar verme! Yapma bunu!”
Bunun verdiği merakla öne bir atıp caddeye çıkan Gredix’e koşturan adam çok sert bir şekilde çarptı ve ikisi de yere düştü.
Bu tip darbelere alışkın olan Gredix kendisini hemen toparlayıp doğruldu, ama adam daha toparlanamamıştı. Bu da Gredix’e adamı incelemesi için gereken vakti verdi.
Kısa boylu, şişman, kel kafalı ve gözlüklü bir adamdı. Pahalı bir entari vardı üzerinde. Oldukça korkmuş görünüyordu. Gözlerini açıp Gredix’i gördüğünde gözleri önce Gredix’in yüzüne sonra da elindeki kılıca gitti. Gözleri daha da korkuyla açılırken geriye süründü. “Yalvarırım! Yalvarırım bana zarar verme! Yapma bunu!”
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Yük arabalarının ilki şehrin girişinde dururken girişteki beş muhafız dan birisi-belli ki liderleri olanı-öne çıkıp ilk arabadakiyle konuşmaya başladı. Bu sırada Celdar da arabaları incele fırsatı bulmuştu. Arabalar buğdayla doluydular. şehre gelen bir erzak kervanı olmalıydı.
Kapıdaki askerlerden ikisi şimdi mızraklarını buğdayların arasına sokarak içinde gizlenen bir şey olup olmadığını kontrol ediyorlardı. İlk arabayı bitirip hemen ikinciye geçtiler.
Kapıdaki askerlerden ikisi şimdi mızraklarını buğdayların arasına sokarak içinde gizlenen bir şey olup olmadığını kontrol ediyorlardı. İlk arabayı bitirip hemen ikinciye geçtiler.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
şövalye kutuların yanından geçti ve sokağı incelemeye başladı. Hatta dönüp kutuların arkasına doğrudan Erober’e bile baktı. Ama ne hikmetse Erober’i göremedi. şimdi hâlâ sokağı dikkatle izlemeye devam ediyordu. Bir eli kılıcının kabzasındaydı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
İlk adam delirmiş gibi Elrach’a baktı ve hızlı bir hareketle belinden bir hançer çıkarttı. “Kes sesini dümbelek ayı, yoksa ciğerini keserim!” dedi ve bakışlarını yaşlı elfin boğazına götürdü. Gözleri o anda manyakça parladı. O anda Elrach adamın niyetini anladı. Büyücünün gırtlağını kesecekti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
“Merak etme, bol bol dinleneceksin.” dedi Earl ve elini kılıcının kabzasına koydu. Sonra diğer elindeki kağıtları zırh cüppesinin cebine tıkıştırıp serbest kalan eliyle Ensiferum’un kolundan tuttu. “Benimle geliyorsun. Seni Oren Tapınağı adına tutukluyorum!”
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
“Takdir edersiniz ki gece vakti pazar olmaz.” dedi şövalyelerden birisi. “Güneş doğana kadar beklemek zorundasınız. şimdi lütfen bizimle gelin.”
şövalyeler Mathan’ın etrafını sararak onu ilerletmeye başladılar. Caddeyi boydan boya geçmişlerdi. Ardından bir başka caddeye saptılar. O caddeden de sağa giden ilk karanlık sokağın önünde durdular. Ã?nden giden şövalye diğer ikisine baktı ve ikisi de hâlâ ellerinde tuttukları kılıçları hazırladılar. Sonra şövalye Mathan’a resmi bir tavırla “Buradan devam ediyoruz.” diyerek karanlık sokağı işaret etti.
şövalyeler Mathan’ın etrafını sararak onu ilerletmeye başladılar. Caddeyi boydan boya geçmişlerdi. Ardından bir başka caddeye saptılar. O caddeden de sağa giden ilk karanlık sokağın önünde durdular. Ã?nden giden şövalye diğer ikisine baktı ve ikisi de hâlâ ellerinde tuttukları kılıçları hazırladılar. Sonra şövalye Mathan’a resmi bir tavırla “Buradan devam ediyoruz.” diyerek karanlık sokağı işaret etti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Ã?ocuk bezgin bezgin Estabin’e bakmaya devam etti. Beklemekten sıkılmışa benziyordu. “Eee, kabul ediyor musun, etmiyor musun? Benim de bir işim var.” dedi sabırsızca. Kollarını kavuşturup bir ayağıyla yerde tempo tutmaya başladı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Gredix çarptığı adama baktı şaşkınca.Kimden kaçıyor veya ne yapıyor olabilirdi ki?Bu saatte...Muhtemelen bir kaç hırsız veya katilden kaçıyordu..Gredix o anda gözlerini arkasına götürdü eğer kaçıyorsa ve suçlu değilse peşindekiler burada olacaktı...Yüzünü buruşturdu ve kılıcını kınına koymadan konuşmaya başladı.
"Sen?Sende kimsin?Ne oluyor,kimden veya neyden kaçıyorsun?" dedi kaşlarını çatarak.Adamı dikkatle süzüyordu..Ne yapacağını düşündü bir kaç saniyede Gredix o adamı alıp duvarın arkasına saklanabilirdi..Ama bu sefer de başına bela almış olacaktı..Adamı bırakabilirdi ama nereye kadar kaçabilirdi ki?Adam belki suçlu bile olabilirdi..
Dikkatle düşündü Gredix olabilecek her şeyi aklında tartmaya çalışıyordu.Ve tıslayarak yapmak istemediği şeyi yaptı..Eğilerek kendisinden korkan adama doğru yaklaştı ve onun omzundan tutup kaldırdı daha sonra sert bir şekilde çekerek ağazını kapattı ve geldiği sokakta karanlık bir köşeye çekildi.Sırtını duvara yaslamıştı ve bu biraz daha güvenli olmasını sağlıycaktı.
Tabiki dezavantajı da köşede sıkışmaktı ama şu an elinden gelen pek fazla şey yoktu..Gredix yaptığı şeyden pişmanlık duyacağını biliyordu ama yapmıştı bile.Adamın ağazını yavaşça açtı."Kimsin,nesin ve kimden kaçıyorsun?" dedi sessizce fısıldayarak.
"Kesinlikle sessiz konuş eğer biri duyarsa ikimiz de mahvoluruz." dedi ve aklında bu adamın bir suçlu olabileceği bile gelmişti..Eğer öyle olursa şovalyeler karşısına geçip onu tutuklayabilirdi.Her şey olabilirdi..Gredix adamın gözlerinin içine baktı "Bana sakın yalan söyleme." dedi ve gözlerine bakmaya devam etti.
Karşısındaki adam biraz daha baksa gözlerindeki belki yapmak istediği iyiliği ama biraz da olsa nefreti görebilirdi..Bu adamın bugün gecesini mahvedeceğini biliyordu ve kendi kendine söylendi..Sorpigol de böyle bir şey yaşamak pek olasıydı ya..
"Sen?Sende kimsin?Ne oluyor,kimden veya neyden kaçıyorsun?" dedi kaşlarını çatarak.Adamı dikkatle süzüyordu..Ne yapacağını düşündü bir kaç saniyede Gredix o adamı alıp duvarın arkasına saklanabilirdi..Ama bu sefer de başına bela almış olacaktı..Adamı bırakabilirdi ama nereye kadar kaçabilirdi ki?Adam belki suçlu bile olabilirdi..
Dikkatle düşündü Gredix olabilecek her şeyi aklında tartmaya çalışıyordu.Ve tıslayarak yapmak istemediği şeyi yaptı..Eğilerek kendisinden korkan adama doğru yaklaştı ve onun omzundan tutup kaldırdı daha sonra sert bir şekilde çekerek ağazını kapattı ve geldiği sokakta karanlık bir köşeye çekildi.Sırtını duvara yaslamıştı ve bu biraz daha güvenli olmasını sağlıycaktı.
Tabiki dezavantajı da köşede sıkışmaktı ama şu an elinden gelen pek fazla şey yoktu..Gredix yaptığı şeyden pişmanlık duyacağını biliyordu ama yapmıştı bile.Adamın ağazını yavaşça açtı."Kimsin,nesin ve kimden kaçıyorsun?" dedi sessizce fısıldayarak.
"Kesinlikle sessiz konuş eğer biri duyarsa ikimiz de mahvoluruz." dedi ve aklında bu adamın bir suçlu olabileceği bile gelmişti..Eğer öyle olursa şovalyeler karşısına geçip onu tutuklayabilirdi.Her şey olabilirdi..Gredix adamın gözlerinin içine baktı "Bana sakın yalan söyleme." dedi ve gözlerine bakmaya devam etti.
Karşısındaki adam biraz daha baksa gözlerindeki belki yapmak istediği iyiliği ama biraz da olsa nefreti görebilirdi..Bu adamın bugün gecesini mahvedeceğini biliyordu ve kendi kendine söylendi..Sorpigol de böyle bir şey yaşamak pek olasıydı ya..
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Mahtan gittikçe daha da şüpheleniyordu ama bunu asla belli etmeye niyeti yoktu.ters giden birşeyler vardı ve bu herneyse ondan zarar görmek istemiyordu mahtan...yanındaki nöbetçiye " afedersiniz şovalye, daha önce de ticaret amacıyla bu şehirde bulunmuştum ama sokakların bu kadar karanlık olduğunu hatırlamıyorum, bu siz gece nöbet tutan şovalyeler için zor olsa gerek" dedi kibarca sonra sesini diğerlerinin duyması için de biraz yükselterek "efendiler gece nöbeti sizi yormuş olmalı açıkçası benim de at üstünde durmaktan belim iyi değil sizin için de bir mahsuru yoksa atım biraz dinlene kadar size satmak için getirdiğim şaraptan ikram edebilirim hem bu arada belki bana Tapınak şovalyeleri hakkında birkaç şey anlatırsınız Ã?ünkü ününüzü çok duydum ve Tanrı Oren hakkında merak ettiğim birçok şey var hem belki siz de benim soğuk davranılacak kadar kötü biri olmadığımı anlarsınız" dedi esprili bir edayla hafifçe gülerek(diplomacy check)
"ne dersiniz ,şarabım gerçekten güzeldir"
"ne dersiniz ,şarabım gerçekten güzeldir"
Auré Entuluva...Outa i lomé
-
demarch
- Kullanıcı

- Posts: 63
- Joined: Fri Oct 07, 2005 10:00 am
- Location: kimsenin bulamayacağı cennetimden
- Contact:
Hızlı olmalıydı çünkü askerler arabalarla çok fazla oyalanmayacak gibiydi. En yakın evin gölgesinin ne kadar uzakta olduğunu ve oraya ne kadar hızlı gidebileceğini hesaplamaya çalışıyordu bir yandan. Atlı askerler onu görmeyecek oldukları anda çıkacak, olabildiğince hızlı şehre girecekti. "Bu iş gereğinden fazla uzadı." diye mırıldandı ve kısa bir dua okudu: Bir yılan kadar sessiz, bir yılan kadar hızlı , kimseye görünmeden dostuna bile, hedefime ulaşmak için yardımını esirgeme..Lord Necros wrote:Yük arabalarının ilki şehrin girişinde dururken girişteki beş muhafız dan birisi-belli ki liderleri olanı-öne çıkıp ilk arabadakiyle konuşmaya başladı. Bu sırada Celdar da arabaları incele fırsatı bulmuştu. Arabalar buğdayla doluydular. şehre gelen bir erzak kervanı olmalıydı.
Kapıdaki askerlerden ikisi şimdi mızraklarını buğdayların arasına sokarak içinde gizlenen bir şey olup olmadığını kontrol ediyorlardı. İlk arabayı bitirip hemen ikinciye geçtiler.
quidquid latine dictum sit, altum videtur
(anything said in latin sounds profound.)
(anything said in latin sounds profound.)
Juiblex içerinin halini görünce hafif bir tiksinti duymuştu ama şuan gerçekten yorgundu güzel bir banyoya ve rahatlamaya ihtiyacı wardı...İçeri girmeden kapıda para kesesini iyice cüppesinin derinliklerine saklamayı unutmadı..
Karşısındaki kalabalığı itekaka hancının yanına kadar ilerledi..Bu gürültüde hancının duyabileceği bir şekilde konuşmaya başladı;
''Bana en temiz odanı ver...''...(En temiz odanın da pek iyi durumda olmadığının farkındaydı.)Karşılığında adama kesesinden rastgele 5-10 altın civarında bişey çıkartıp verdi.(Bu sırada elinden geldiğince para kesesini saklamaya çalışmıştı)
Ardından arkasını dönerek güzel görününen bi kadın aradı..En azından bişeye benzeyen ve handaki diğerlerine göre daha güzel olan bitanesinin yanına yaklaşıp bileğinden tuttu.. Ve odasına kadar çıkardı...
Karşısındaki kalabalığı itekaka hancının yanına kadar ilerledi..Bu gürültüde hancının duyabileceği bir şekilde konuşmaya başladı;
''Bana en temiz odanı ver...''...(En temiz odanın da pek iyi durumda olmadığının farkındaydı.)Karşılığında adama kesesinden rastgele 5-10 altın civarında bişey çıkartıp verdi.(Bu sırada elinden geldiğince para kesesini saklamaya çalışmıştı)
Ardından arkasını dönerek güzel görününen bi kadın aradı..En azından bişeye benzeyen ve handaki diğerlerine göre daha güzel olan bitanesinin yanına yaklaşıp bileğinden tuttu.. Ve odasına kadar çıkardı...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests