Kırık Aynadan Yansımalar (RP Ekranı)
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Dilenciye doğru yaklaştıkça Estalus onun hatlarını daha belirgin seçebilmeye başladı. Dilenci genç yaşlarında bir elfti. Oldukça kirlenmişti ve uzun saçları birbirine dolanmıştı. Badem gözleri kapanmış, ince, delik deşik gömleğine bir elle sarınmış, uzun tırnaklı çıplak ayaklarını barındıran bacaklarını dizlerinden bükerek cenin pozisyonuna girmiş ve sokak lambasına dayanmıştı. Tir tir titriyordu. Bir eliyle de elindeki tası tutmaya çalışıyordu.
Dilenci Estalus’un geldiğinin farkına varmamış gibi görünüyordu. Kendinden geçmişçesine titriyordu. Estalus elfin teninin soğuktan sararmış olduğunu fark etti.
Dilenci Estalus’un geldiğinin farkına varmamış gibi görünüyordu. Kendinden geçmişçesine titriyordu. Estalus elfin teninin soğuktan sararmış olduğunu fark etti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
İlk birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmazken Gredix tüm duyularını keskinleştirerek bekledi. En ufak bir çıtırtı bile yoktu. Sonra, aniden bir hışırtı duydu ve bidonların arasında bir şeyler hareketlenmeye başladı.
Gölgelerin içindeydi. Boyutu konusunda en ufak bir fikri olmadığı gibi, şekli konusunda da en ufak bir fikri yoktu. Karşısında bir katilden tutun bir canavara kadar her şey olabilirdi.
Hışırtılar arttı ve zaten bulunduğu karanlık sokağın içinde, gölgelerin içinde bir şeyin hızlıca hareket edip sıçradığını fark etti.
Gölgelerin içindeydi. Boyutu konusunda en ufak bir fikri olmadığı gibi, şekli konusunda da en ufak bir fikri yoktu. Karşısında bir katilden tutun bir canavara kadar her şey olabilirdi.
Hışırtılar arttı ve zaten bulunduğu karanlık sokağın içinde, gölgelerin içinde bir şeyin hızlıca hareket edip sıçradığını fark etti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Hancı hafifçe eğilip Elrach’ın yanından ayrılarak onu bekleyen arkadaşlarının arasına karışırken, hanın kapısı bir gıcırtıyla açıldı. Bir an herkes sustu ve gözlerin tümü kapıya çevrildi. Dışarıdaki gölgelerin içerisinde yürüyüş sopasına dayanmış bir şekil vardı.
şekil yavaş adımlarla hareket ederek hana-ve aydınlığa-girdiğinde herkes bunun beyaz bir yolculuk pelerinine sarınmış, beyaz bir cüppe giyen ve yolculuk asasına zorlukla dayanan bir büyücü olduğunu gördü. Başlığı çekili olduğundan yüzü görülmüyordu. Büyücü kendisini zorlukla Elrach’ın karşısındaki masaya attı.
Hancı arkadaşlarının yanında bir kez daha ayrılıp yeni gelenin yanına gitti ve ikisi konuşmaya başladılar. Gürültü yapan sarhoş grup yüzünden neler konuşulduğunu duyamıyordu Elrach, ama sonra hancı masadan ayrıldı ve mutfağa yöneldi. İşte tam o sırada Elrach’ın gözleri ile cüppenin başlığının gölgesi içindeki badem gözler kesişti.
şekil yavaş adımlarla hareket ederek hana-ve aydınlığa-girdiğinde herkes bunun beyaz bir yolculuk pelerinine sarınmış, beyaz bir cüppe giyen ve yolculuk asasına zorlukla dayanan bir büyücü olduğunu gördü. Başlığı çekili olduğundan yüzü görülmüyordu. Büyücü kendisini zorlukla Elrach’ın karşısındaki masaya attı.
Hancı arkadaşlarının yanında bir kez daha ayrılıp yeni gelenin yanına gitti ve ikisi konuşmaya başladılar. Gürültü yapan sarhoş grup yüzünden neler konuşulduğunu duyamıyordu Elrach, ama sonra hancı masadan ayrıldı ve mutfağa yöneldi. İşte tam o sırada Elrach’ın gözleri ile cüppenin başlığının gölgesi içindeki badem gözler kesişti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Jui nin tüyleri biran için diken diken oldu..Bu korktuğundan değil sadece şaşırdığından kaynaklanmıştı..
Adamın sırtındaki hançeri çekip çıkardı..Adamın üstünde işe yarar birşey olup olmadığına baktı..Bunu üstündeki şeyleri merak ettiğinden değil katilinin üzerindekileri eşyaları alıp,işini bitirip,gidip gitmediğini anlamak içindi..Aynı zamanda belli etmeden etrafta gözleriyle katili arıyordu..Zihnini olası bir çatışma için toparladı...
(Rp dışı :bundan sonrası bir saldırı veya başka bi olay olmadı kabul edilerek yazılmıştır..Bişi oluyorsa burayı iptal edebilirsin Necros)
Adamın üstünü aradıktan sonra atına atladı..Burda bulunması pekte akıllıca değildi..şehir muhafızları gelirse bu cinayetten onu sorumlu tutarlar ve başına iş açardı...
Atını dinlenebileceği ve işvereninin kendiyle temasa geçebileceği sakin bir yer bulmak amacıyla şehrin içine doğru sürdü..
Adamın sırtındaki hançeri çekip çıkardı..Adamın üstünde işe yarar birşey olup olmadığına baktı..Bunu üstündeki şeyleri merak ettiğinden değil katilinin üzerindekileri eşyaları alıp,işini bitirip,gidip gitmediğini anlamak içindi..Aynı zamanda belli etmeden etrafta gözleriyle katili arıyordu..Zihnini olası bir çatışma için toparladı...
(Rp dışı :bundan sonrası bir saldırı veya başka bi olay olmadı kabul edilerek yazılmıştır..Bişi oluyorsa burayı iptal edebilirsin Necros)
Adamın üstünü aradıktan sonra atına atladı..Burda bulunması pekte akıllıca değildi..şehir muhafızları gelirse bu cinayetten onu sorumlu tutarlar ve başına iş açardı...
Atını dinlenebileceği ve işvereninin kendiyle temasa geçebileceği sakin bir yer bulmak amacıyla şehrin içine doğru sürdü..
Amcası hiç bir işi bilmeden kabul etmezdi ve bu durum onunda hoşuna gitmiyor gibiydi. Essonya amcası gibi atını hızlandırdı, bir süre atların nal seslerini dinleyerek bulundukları sokaktan çıkıp yeni bir caddeye girmişlerdiki amcası ani bir şekilde durdu. Essonya amcasının neden durduğunu ileri bakınca anlamıştı, birkaç metre ötelerinde yerde yatan, yaralı veya ölmüş bir adamla onun başında ağlayan genç bir kadın vardı. Kadın onları görünce yaşlı gözleriyle onlara bakarak "Yardım edin! Tanrılar aşkına kocama yardım edin!" diyerek haykırıyordu. Amcası hiç düşünmeden yerde yatan adama doğru gitti. - " Hoe ölme sakın! Hoe...Kadın hiç durmadan haykırıyor ve ağlıyordu. -" Durumu nasıl amca?" Essonya amcasının yanında ayakta duruyordu. -" Çok kan kaybetmiş, bir an önce onu tapınağa götürelim orda ona yardım edecek birileri vardır." -"Eminmisin amca çünkü hareket edemeyecek durumda ve onu bu şekilde ata bindirmek ölümüne yol açabilir. " Essonyanın sinirleri iyice bozulmuştu, kadın hiç durmadan ağlıyor kocama yardım edin diye haykırıyordu. İşin garip yanı ise caddede onlardan başka kimsenin olmayışıydı. -"Amca tapınağa gidip yardım getireceğim." -" Sen tapınağın yerini bile bilmiyorusun." -" Tamam işte söylersen bir an önce yardım getirebilirim amca görmüyormusun adam ölmek üzere"...Lord Necros wrote:?Korkarım ki bunu ben de bilmiyorum. Tek bildiğim şey, bunca yıldan sonra benimle bu kadar acil görüşmek istediğine göre çok ciddi bir durum olduğu. Ama neler olduğunu ancak tapınağa varınca anlayabileceğiz.?
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Xanthroat etrafının sarıldıgını görünce sanki saf altınmışçasına sırtında parıldayan kanatlarını sonuna dek açtı ve gökyüzüne üç metre kadar yükseldi..Devasa tırpanını aşşağıdan gelen arbeletlerin kanatlarını hedeflemesini engellemek üzere kaldırmıştı..Lord Necros wrote:Xanthroat’ın sözleri ve ses tonu karşısında gnoll nahoş bir kahkaha atarak arkasındakilere baktı. Diğerleri ilk başta tedirgin olmuş gözükseler de, bu etkiyi üzerlerinden atıp onlar da liderlerinin kahkahalarına katıldılar.
Sonra öndeki gnoll havlamayla uluma arası bir ses çıkardı. Sonra Xanthroat’ın iki yanındaki gür ekin sıralarının arasından bir kafa yükseldi.
Sonra bir tane daha...
Ardından bir tane daha...
Birkaç saniye içinde tarla boyunca pek çok başka gnoll ortaya çıkmıştı. Xanthroat’ın çevresinde şimdi otuz civarı gnoll vardı. Bazıları ellerindeki arbaletleri Xanthroat’a doğrultmuşlardı, diğerleri ise ellerindeki koca kılıçlar, mızraklar, baltalar gibi silahlarıyla ona doğru yaklaşıyorlardı. Ama hiçbir gnoll-tıpkı Xanthroat’ın tarlaya ilk girdiğinde yaptığı gibi-otlara zarar vermeye cüret edemiyordu. Otları yararak Xanthroat’ın yanına hemen ulaşacaklarına, çevrelerinden dikkatlice dolanıyorlardı.
Yakın dövüşe girecek olanlar Xanthroat’ın önüne ve arkasına geçerken, mızrak gibi uzaktan vurabielcek olanlar yan sıralara geçerek Xanthroat’ın sağına ve soluna yayılıyorlardı. Hepsinin gerisinde de arbaletliler vardı. Ama henüz hiçbirisi tetiği çekmemişti.
Ancak..Bu vahşi yaratıklarda ekinlere dokunmamıştı değilmi..Sanırım ekinlere bir saygıları vardı..
Alev püskürten nefesini kendisinden bu derecede sayıca üstün kimselere kullanması prensiplerine aykırı değildi..Belki bunu yaptıgında kırk feet içinde sağ gnoll kalmayacaktı..Ancak bir ayrıntı daha vardı..
Tarlalar..Evet ekinler..Nefesi tüm bu ekinleri mahvedecek..Belkide buranın asıl sahibinin emeğini tamamen tüketmiş olacaktı..Havada asılı duran yarı ejder bir an kendisini hedefleyecek arbeletlileri düşünmeye başladı..Zırhının ve pullarının arbelet okları tarafından yarılması çok zordu..Ancak imkansız değildi..Kuşatma altında duramazdı..
O sırada aklına birşey geldi yarı ejderin..Bu varlıklar önce ondan burayı terketmesi gerektiğini söylemişlerdi..Ã?nce bunu hayatlarına duydukları korkudan yaptıklarını sanarken şimdi bunu gerçek niyetleri ile söylediklerini anlamıştı..Sayıları çok fazlaydı ve kaybedebileceklerini herhalde hiç düşünmüyorlardı bile..
''Alev püskürtücü nefesini kullan Maeglan..Canavarları da..Canavarları besleyen tarlalarıda yoket..''
Bir an aşağıya baktı ve ''Hayır'' dedi içinden..Onlar bana saldırmadı..Ve kimsenin yiyeceğini yoketmek onurluca bir davranış değildir..
''Lideriniz kimse öne çıksın Gnoller..'' Dedi havada süzülürken..''Ya bana burada neler oldugunu ve kabilenizin amacını anlatsın..Eğer ki bu tarlanın sahibi değilseniz..Ona liderlik için teke tek meydan okuyorum''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Mahtan nöbetçilerin sıkı tutumunu görünce bu şehirde doğru gitmeyen birşeylerin olduğu düşüncesine kapıldı.Sakin gözükmeye çalışarak nöbetçilerin sorularına cevap vermeye başladı
"ismim Mahtan Luinwé tüccarım ve buraya birkaç parça bulmak ümidiyle geldim uzun yoldan geliyorum,şehre anca gelebildim sabaha kadar bir handa kalırım diye düşünmüştüm " daha sonra meraklı bir ses tonuyla"bir sorun mıu var beyler?"
"ismim Mahtan Luinwé tüccarım ve buraya birkaç parça bulmak ümidiyle geldim uzun yoldan geliyorum,şehre anca gelebildim sabaha kadar bir handa kalırım diye düşünmüştüm " daha sonra meraklı bir ses tonuyla"bir sorun mıu var beyler?"
Auré Entuluva...Outa i lomé
Elrach sorun çıkaracağını düşündüğü grubu süzerken kapı açıldı. Hanın tamamı bir anda sessizliğe gömüldü. İçeri ne olduğunu tam olarak seçemediği bir silüet girmişti, yürürken zorlanıyor gibiydi. Işığın önüne geldiğinde içeri girenin bir zamanlar ak cüppe giydiği açık anlaşılan bir büyücü olduğunu gördü. Büyücü epey bir badire atlatmış olmalıydı. Büyücüleri kabilenin şamanı yüzünden sevmese de adama acımıştı biraz. "şu Estebin de nerede kaldı. Karısının koynundan çıkamamış olmalı.." sessizce söylendiği sırada büyücünün gözleriyle karşılaştı. Hafiften çekik badem gözler, kesinlikle elf olmalıydı. Başını hafifçe eğerek büyücüye selam verdi ve yemeği ile birasına devam etti...
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
"Yazık" dedi içinden Estalus çok da fazla üzülmeyerek.Bir elf ne hale gelmişti.Gerçekten de sorpiqol hem zor hemde kötü bir şehirdi.Bir elfi dilenci yapıcak kadar.Estalus konuşmaya çalışcaktı fakat dilenci elf konuşamıycak kadar kötü bi durumdaydı.
Estalus konuşmak için eğildi
-"İyi geceler elf.Gördüğüm kadarı ile kötü bir durumdasın.Eğer bana burda nerede bir han olduğunu söylersen biraz para kazanabilirsin.Emin ol bu ikimizinde yararına olur" dedi
Estalus konuşmak için eğildi
-"İyi geceler elf.Gördüğüm kadarı ile kötü bir durumdasın.Eğer bana burda nerede bir han olduğunu söylersen biraz para kazanabilirsin.Emin ol bu ikimizinde yararına olur" dedi
No one hears him cry so he turns to evil...
Estabin sokak boyunca yürümeye devam etti. şu kahrolasıca han neredeydi?
Dilenci kadına sormadığına pişman oldu. Sokakta ilerlerken arada sırada arkasına bakıyordu. Takip eden birisini görebilmekti amacı. Ama daha kimsenin varlığından haber olmamıştı. Bu izlenme hissinden kurtulamamıştı bir türlü.
En iyisi hanın yerini birisine sormaktı. Yolda ilerlerken eli ayağı düzgün insana-yada canlıya- yaklaşarak hanın yerini soracaktı...
Dilenci kadına sormadığına pişman oldu. Sokakta ilerlerken arada sırada arkasına bakıyordu. Takip eden birisini görebilmekti amacı. Ama daha kimsenin varlığından haber olmamıştı. Bu izlenme hissinden kurtulamamıştı bir türlü.
En iyisi hanın yerini birisine sormaktı. Yolda ilerlerken eli ayağı düzgün insana-yada canlıya- yaklaşarak hanın yerini soracaktı...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Ne yazık ki evet fazla bilgim yok.Ailemden hiç kimse yok.22 yaşındayım ve batıdan geldim.Meslek olarak bir şey yapmıyorum ufak büyü numaralarım var sadece.Yabancıyım yani.Lord Necros wrote: “Siz kimsiniz mi? Buraya kadar geliyorsun ama kimin kim olduğu konusunda hiçbir fikrin yok, öyle mi?” “Ben tapınak şövalyesi Earl Wiccinthash. şimdi lütfen yaşını, geldiğin yeri, doğduğun yeri ve mesleğini rica edeyim. Eğer annen, baban, karın veya çocukların varsa lütfen onları buraya çağır.”
Midesi hala sızlıyordu.Tapınak şövelyesinin cevabını beklemeye başladı.
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Erober uykusuyla resmen savaş verirken gözüne takılan görüntü bir anda bütün uyku bulutlarının dağılmasıne sebep olmuştu: A.... k....... şövalyelerinden biri bu tarafa geliyordu! Vücuduna birden popmalanan adrenalin onu ayağa fırlamaya zorluyordu, sakinleşmeliydi..
"Sakin ol, rahatla.." diye fısıldadı içinden Erober kendini sakinleştirmek için. Kendini hızlıca toplayıp arkasındaki sokağın bitimiyle arasındaki mesafeyi ölçtü. Eğer 5 insan boyundan kısaysa (bu önceden geliştirdiği bir teknikti, çünkü tahmin yeteneği dramatikti) sürünerek uzaklaşacaktı, yeterince yakın değilse de oraya sinecekti ve gerekirse hançerini kullanmaktan çekinmeyecekti; sessiz ve derinden..
"Sakin ol, rahatla.." diye fısıldadı içinden Erober kendini sakinleştirmek için. Kendini hızlıca toplayıp arkasındaki sokağın bitimiyle arasındaki mesafeyi ölçtü. Eğer 5 insan boyundan kısaysa (bu önceden geliştirdiği bir teknikti, çünkü tahmin yeteneği dramatikti) sürünerek uzaklaşacaktı, yeterince yakın değilse de oraya sinecekti ve gerekirse hançerini kullanmaktan çekinmeyecekti; sessiz ve derinden..
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..-
demarch
- Kullanıcı

- Posts: 63
- Joined: Fri Oct 07, 2005 10:00 am
- Location: kimsenin bulamayacağı cennetimden
- Contact:
Celdar ikilemde kalmıştı. Daha da fazla zaman kaybetmeden içeri mi girmeye çalışmalıydı yoksa etrafın iyice kararmasını mı beklemeliydi? Bir süre daha sıkıntıyla atlıları gözledi. "Çok sıkı bir nöbet anlayışları var." diye mırıldandı kendi kendine. şehri hiç bilmiyordu -ki bu hiç hoş bir durum değildi, bu nedenle biran önce şu şövalyeleri atlatıp içeri girmeli ve kendine bir yer bulmalıydı. Kafasını gökyüzüne kaldırdı. Etrafın tamamen kararması için daha ne kadar beklerdi? Karanlığın ona yardımcı olacağını biliyordu çünkü gölgeler uzadığında saklanmak kolaylaşırdı.Lord Necros wrote:Çalıların ardından ilerleyip yolun karşısına hızla ve görünmeden ilerledikten sonra, Celdar hayalkırıklığı ile atlı birliğinin bir başkasının da öbür yanda nöbet tuttuğunu gördü. Görünen o ki duvarları olmayan bu şehrin çevresinde bu şekilde dolanarak şehre kaçak girişleri önlemeye çalışıyorlardı.
- rp dışı: Ana girişteki muhafızlar beni görebileceklerine göre hala etraf biraz da olsa aydınlık diye düşünüp ona göre yazdım. Eğer gecenin körüyse bunu düzeltmekten zevk duyarım-
quidquid latine dictum sit, altum videtur
(anything said in latin sounds profound.)
(anything said in latin sounds profound.)
Gredix tüm duyularını hat safada tutmaya çalışıyordu bu sessiz ve karanlık sokakta tıpkı önceden girdiği o mağaradaki gibi rahat olmalıydı..Tüm duyularını kullanarak hareket eden şeyin üzerine kitlendi gözleri en azından çalıştı..Bir kedi veya başka bir şey olabilirdi ama tedbiri elden bırakmamak gerekirdi..
Gredix kılıcını çekti ve herhangi bir büyü yapmaya meğilli olarak hazırda bekliyordu..Ölümün bütün korkusu vücudundaki kanla heryerine yayılırken bu onu dışarı belli etmiyordu bile..Soğuk kanlılığını kullanıp etrafa tekrar göz gezdirdi..
Belki salak bir şeye belki hayvana konuşuyordu ama insansa eğer sınırları yeterince aşmıştı.."Yeterince beklettin.Kimsin?" dedi biraz düşünceli bir şekilde..Karşısındaki neyse veya ne yapmak istiyorduysa biran önce konuşup daha sonra defolup gitmesi yeterince iyi olacaktı..
Ama eğer bir hayvansa..Kendine gerçekten çok güleceği kesindi...
Gredix kılıcını çekti ve herhangi bir büyü yapmaya meğilli olarak hazırda bekliyordu..Ölümün bütün korkusu vücudundaki kanla heryerine yayılırken bu onu dışarı belli etmiyordu bile..Soğuk kanlılığını kullanıp etrafa tekrar göz gezdirdi..
Belki salak bir şeye belki hayvana konuşuyordu ama insansa eğer sınırları yeterince aşmıştı.."Yeterince beklettin.Kimsin?" dedi biraz düşünceli bir şekilde..Karşısındaki neyse veya ne yapmak istiyorduysa biran önce konuşup daha sonra defolup gitmesi yeterince iyi olacaktı..
Ama eğer bir hayvansa..Kendine gerçekten çok güleceği kesindi...
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Ortalarda kimseler görünmüyordu ve cesedi yokladığında Juiblex cesette değerli hiçbir şeyin kalmadığını fark etti. Üzerine saplı bırakılan hançer bile paslı ve eskiydi.
Atına atlayıp cadde boyunca koşturdu ama hâlâ bir han yoktu. En sonunda bir dönemeçten dönüp arka caddeye geçtiğinde yıkık dökük bir binanın önünde tek bir menteşeyle tutturulmuş bir tabela gördü: “Yeşil Domuz Hanı”
İçeriden ışık ve bol bol gürültü geliyordu. Kapısı açıktı ve zemin kattaki pencerelerden birisi kırıktı. Üst katlarda ise pencere bile yoktu!
Atına atlayıp cadde boyunca koşturdu ama hâlâ bir han yoktu. En sonunda bir dönemeçten dönüp arka caddeye geçtiğinde yıkık dökük bir binanın önünde tek bir menteşeyle tutturulmuş bir tabela gördü: “Yeşil Domuz Hanı”
İçeriden ışık ve bol bol gürültü geliyordu. Kapısı açıktı ve zemin kattaki pencerelerden birisi kırıktı. Üst katlarda ise pencere bile yoktu!
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest