Fantastik kitaplardaki en iyi replikler
"Are you threatining me,master jedi?"
Darth Sidious,Starwars,episode3
-------------------------------------------
tam hatırlamıyorum ama...
-obiwan told me that you betrayed my father and killed him!
-I'M YOUR FATHER!
Luke Skywalker ve Darth Vaderın ilk kez kapışmaları
Starwars Episode 5
---------------------------------------------
-Anakin Skywalker:Is it possible to learn this power?
-Chancellor Palpatine:Not from a jedi
chosen: mesajlar birleştirilmiş, editlenmiştir...
Darth Sidious,Starwars,episode3
-------------------------------------------
tam hatırlamıyorum ama...
-obiwan told me that you betrayed my father and killed him!
-I'M YOUR FATHER!
Luke Skywalker ve Darth Vaderın ilk kez kapışmaları
Starwars Episode 5
---------------------------------------------
-Anakin Skywalker:Is it possible to learn this power?
-Chancellor Palpatine:Not from a jedi
chosen: mesajlar birleştirilmiş, editlenmiştir...
They were seven, facing three. In the dream as it had been in life. Yet these were no ordinary three. They waited before the round tower, the red mountains of Dorne at their backs, their white cloaks blowing in the wind. And these were no shadows; their faces burned clear, even now. Ser Arthur Dayne, the Sword of the Morning, had a sad smile on his lips. The hilt of the greatsword Dawn poked up over his right shoulder. Ser Oswell Whent was on one knee, sharpening his blade with a whetstone. Across his white-enameled helm, the black bat of his House spread its wings. Between them stood fierce old Ser Gerold Hightower, the White Bull, Lord Commander of the Kingsguard.
"I looked for you on the Trident," Ned said to them.
"We were not there," Ser Gerold answered.
"Woe to the Usurper if we had been," said Ser Oswell.
"When King's Landing fell, Ser Jaime slew your king with a golden sword, and I wondered where you were."
"Far away," Ser Gerold Said, "or Aerys would yet sit the Iron Throne, and our false brother would burn in seven hells."
"I came down on Storm's End to lift the seige," Ned told them, "and the Lords Tyrell and Redwyne dipped their banners, and all their knights bent the knee to pledge us fealty. I was certain you would be among them."
"Our knees do not bend easily," said Ser Arthur Dayne.
"Ser Willem Darry is fled to Dragonstone, with your queen and Prince Viserys. I thought you might have sailed with him."
"Ser Willem is a good man and true," said Ser Oswell.
"But not of the Kingsguard," Ser Gerold pointed out. "The Kingsguard does not flee."
"Then or now," said Ser Arthur. He donned his helm.
"We swore a vow," explained old Ser Gerold.
Ned's wraiths moved up beside him, with shadow swords in hand. They were seven against three.
"And now it begins," said Ser Arthur Dayne, the Sword of the Morning. He unsheathed Dawn and held it with both hands. The blade was pale as milkglass, alive with light.
"No," Ned said with sadness in his voice. "Now it ends." As they came together in a rush of steel and shadow, he could hear Lyanna screaming. "Eddard!" she called. A storm of rose petals blew across a blood-streaked sky, as blue as the eyes of death...
from A Game of Thrones
"I looked for you on the Trident," Ned said to them.
"We were not there," Ser Gerold answered.
"Woe to the Usurper if we had been," said Ser Oswell.
"When King's Landing fell, Ser Jaime slew your king with a golden sword, and I wondered where you were."
"Far away," Ser Gerold Said, "or Aerys would yet sit the Iron Throne, and our false brother would burn in seven hells."
"I came down on Storm's End to lift the seige," Ned told them, "and the Lords Tyrell and Redwyne dipped their banners, and all their knights bent the knee to pledge us fealty. I was certain you would be among them."
"Our knees do not bend easily," said Ser Arthur Dayne.
"Ser Willem Darry is fled to Dragonstone, with your queen and Prince Viserys. I thought you might have sailed with him."
"Ser Willem is a good man and true," said Ser Oswell.
"But not of the Kingsguard," Ser Gerold pointed out. "The Kingsguard does not flee."
"Then or now," said Ser Arthur. He donned his helm.
"We swore a vow," explained old Ser Gerold.
Ned's wraiths moved up beside him, with shadow swords in hand. They were seven against three.
"And now it begins," said Ser Arthur Dayne, the Sword of the Morning. He unsheathed Dawn and held it with both hands. The blade was pale as milkglass, alive with light.
"No," Ned said with sadness in his voice. "Now it ends." As they came together in a rush of steel and shadow, he could hear Lyanna screaming. "Eddard!" she called. A storm of rose petals blew across a blood-streaked sky, as blue as the eyes of death...
from A Game of Thrones
Fyodor Liriel'in kollarında kıpırdandı.Gözleri açılıp onunkilerle buluştu.
Liriel'in söylemek istediği bir sürü şey vardı, ama tek diyebildiği, "Kılıcını almaya birini gönderdim," oldu.
Fyodor'un dudaklarına hafif bir gülümseme değdi. "Rüzgaryolcusu," dedi. "Yurdun yüreği ve kuvveti. Elbette böyle şeyleri anlayacaksın."
Sözleri Liriel'i paramparça etti. Yanağını Fyuodor'un başına dayayıp farklı bir karanlığı uzak tutmaya çalıştı--tattığı hiçbir şeye benzemeyen bir keder ve çaresizlik dalgası.
"Dinle beni, küçük kuzgun," dedi Fyodor giderek solan bir sesle. "Rashemen'den ayrıldığım gün ben zaten ölü bir adamdım. O zamandan beri ne serüvenler paylaştık ve ne harikalara tanık oldum." Liriel'in elini bulup dudaklarına götürdü. "Zofia'nın öngördüğü gibi, beni evime getirdin."
Fyodor'un yüzünde huzur, gözlerinde mutlak bir mutluluk vardı, ama bu Liriel'e yetmiyordu.
"Bana gerçeğin her zaman ortaya çıkacağını ve iyinin kötüden güçlü olduğunu söylemiştin. Birlikte bunca yol geldik. Neden şimdi kaybetmek zorundayız ki?"
"Ölmek kaybetmek değildir. Yazgımızda olanı yaptık. Olduğumuz şeye dönüştük."
Nefesi önce takılıp, usulca, sarsak bir iç çekişle gevşedi.
Onu kollarında sallayan göz yaşları özgürce aktı. "Daha değil," diye yalvardı. "Kılıcı bekle. Birazcık daha bekle. Gitme. Beni yalnız bırakma."
Liriel'in söylemek istediği bir sürü şey vardı, ama tek diyebildiği, "Kılıcını almaya birini gönderdim," oldu.
Fyodor'un dudaklarına hafif bir gülümseme değdi. "Rüzgaryolcusu," dedi. "Yurdun yüreği ve kuvveti. Elbette böyle şeyleri anlayacaksın."
Sözleri Liriel'i paramparça etti. Yanağını Fyuodor'un başına dayayıp farklı bir karanlığı uzak tutmaya çalıştı--tattığı hiçbir şeye benzemeyen bir keder ve çaresizlik dalgası.
"Dinle beni, küçük kuzgun," dedi Fyodor giderek solan bir sesle. "Rashemen'den ayrıldığım gün ben zaten ölü bir adamdım. O zamandan beri ne serüvenler paylaştık ve ne harikalara tanık oldum." Liriel'in elini bulup dudaklarına götürdü. "Zofia'nın öngördüğü gibi, beni evime getirdin."
Fyodor'un yüzünde huzur, gözlerinde mutlak bir mutluluk vardı, ama bu Liriel'e yetmiyordu.
"Bana gerçeğin her zaman ortaya çıkacağını ve iyinin kötüden güçlü olduğunu söylemiştin. Birlikte bunca yol geldik. Neden şimdi kaybetmek zorundayız ki?"
"Ölmek kaybetmek değildir. Yazgımızda olanı yaptık. Olduğumuz şeye dönüştük."
Nefesi önce takılıp, usulca, sarsak bir iç çekişle gevşedi.
Onu kollarında sallayan göz yaşları özgürce aktı. "Daha değil," diye yalvardı. "Kılıcı bekle. Birazcık daha bekle. Gitme. Beni yalnız bırakma."
-
BriAnA_LonGboW
- Kullanıcı

- Posts: 16
- Joined: Sat Mar 11, 2006 10:00 am
- Location: muğla
- Contact:
BUYUCU(martin ve garret ormanda kara elfler ve tsuranileri karşılaştırmak üzerine kurulu çok tehlikeli bir görevdeyken)
martin-ölüm için zamanın pek bir önemi yoktur.ne zaman isterse o zaman gelir.öyleyse,neden zihnini kaygıya teslim edesin ki?
garret-beni kaygılandıran ölümün istediği zaman gelişi değil,tüylerimi ürperten,senin onu davet edişin..
martin in solgun gülümsemesi yüzüne iyice yayıldı
martin-ölüm için zamanın pek bir önemi yoktur.ne zaman isterse o zaman gelir.öyleyse,neden zihnini kaygıya teslim edesin ki?
garret-beni kaygılandıran ölümün istediği zaman gelişi değil,tüylerimi ürperten,senin onu davet edişin..
martin in solgun gülümsemesi yüzüne iyice yayıldı
Ölülerin küllerini denize atın,
Deniz onları saklar,
Sonsuza dek...
Yıllar sonra engin mavilige baktıgınızda
Giden ruhların sonsuzlugunu hissedersiniz
Cünkü gök denizde renk bulur
Ölü ruhların reng
Deniz onları saklar,
Sonsuza dek...
Yıllar sonra engin mavilige baktıgınızda
Giden ruhların sonsuzlugunu hissedersiniz
Cünkü gök denizde renk bulur
Ölü ruhların reng
Kardeş AFEdersiNiz Konu Dışı Olucak ama bu hangi KitapTa Ölüm Kapisi Elf Yıldizi VE Ejderha kanadini okudum ama Bu repliğe rastlamadımLourdesTr wrote:* Ejder Yılan Sang-Drax Haplo'yu yakalamış ve tutsak etmiştir ve ona iğrenç planlarını anlatmaktadır, Haplo sabreder sabreder, en sonunda dayanamaz ve küfürü basar. Ardından... *
Sang-Drax: " Ama sevgili dostum, onu da biz icat ettik!!! "
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Bu replik serinin 6. kitabı olan Labirent'te adlı kitapta geçmektedir.Lorenak wrote:Kardeş AFEdersiNiz Konu Dışı Olucak ama bu hangi KitapTa Ölüm Kapisi Elf Yıldizi VE Ejderha kanadini okudum ama Bu repliğe rastlamadımLourdesTr wrote:* Ejder Yılan Sang-Drax Haplo'yu yakalamış ve tutsak etmiştir ve ona iğrenç planlarını anlatmaktadır, Haplo sabreder sabreder, en sonunda dayanamaz ve küfürü basar. Ardından... *
Sang-Drax: " Ama sevgili dostum, onu da biz icat ettik!!! "
Saygılar..
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..Artenis entreri ve dwahvel'in konusması..
''Kılıç eski bir ziynet,''diye belirtti Dwahvel,Entreri'nin ilgisini daha bütün bir şekilde üzerine çekerek.''şimdiye kadar ona sahip çıkan herkes,ellerinde o verken öldü.''
Süphesiz,bu uyarısının dramatik olduğunu düşünüyordu,ama bu sözler Entreri üzerinde pek etki yaratmamıştı.''Herkes ölür,Dwahvel,''diye yanıtladı kiralık katil hiç tereddüt etmeden,cevabı Calimport'ta onu bulmuş olan cehennem hayatıyla hararet kazanarak.''Asıl önemli olan kişinin nasıl yaşadığıdır.''
Artemis Entreri kiralık katillerin kralı...
''Kılıç eski bir ziynet,''diye belirtti Dwahvel,Entreri'nin ilgisini daha bütün bir şekilde üzerine çekerek.''şimdiye kadar ona sahip çıkan herkes,ellerinde o verken öldü.''
Süphesiz,bu uyarısının dramatik olduğunu düşünüyordu,ama bu sözler Entreri üzerinde pek etki yaratmamıştı.''Herkes ölür,Dwahvel,''diye yanıtladı kiralık katil hiç tereddüt etmeden,cevabı Calimport'ta onu bulmuş olan cehennem hayatıyla hararet kazanarak.''Asıl önemli olan kişinin nasıl yaşadığıdır.''
Artemis Entreri kiralık katillerin kralı...
-
Ardulaghar
- Kullanıcı

- Posts: 2
- Joined: Thu May 04, 2006 10:00 am
- Contact:
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests