Slach şehiri izlerken gördüğü kırmızı noktalar giderek büyüdü ve onların ne olduğunu tam olarak anladığında şaşkınlıktan ağzı bir karış açık bir biçimde olduğu yerde kalakalmıştı. Hayatında yanlız 1 kere ejderha görenlerin bile nadir olduğu bir diyardan çıkıp yüzlerce ejderhanın arasında olmak inznılmazdı. Buradan çıkarsa yapacağı ilk şeylerden biri burada olanları dışarıdaki birine anlatmak olacaktı fakat biraz düşündükten sonra yüzlerce ejderhayı bir arada gördüm sözünden sonra baştan kaybeytmiş olacaktı.
Bu düşünceler içindeyken kulağına alrım sesi gelmişti ve gördüğü kadarıyla garip bir uçan cisim üzerlerine geliyordu. Kaçmak için arkasını döndü fakat kaçmak için pek şansı olmadığına karar verdi ve diğerleriyle kalmayı seçti. Bu hikaye çabuk bitecek gibiydi.
“Tu’narath’a hoş geldiğinizi söyleyemeyeceğim yabancılar. İki seçeneğiniz var: Ya
silahlarınızı bırakıp teslim olursunuz ve paşa paşa gelirsiniz, veya buracıkta leşlerinizi terk ederiz.”
Slach bu lafın üzerine düşündü direk öldürmek istemedikleri açıktı fakat grup kavgaya girerse doğal olarak kendi de arada kaynayacaktı. Konuşma işi yine diplomatlarındı fakat fazla bir seçenekte görünmüyordu.
Sayısı az olan bu boyutdışı yabancılar zaten sizin gibi gelişmiş bir uygarlığa ne zarar verebilir..Nede kirletebilir
'Kirletmek mi neden bahsediyor bu adam senki karşıdaki adamlar onurdan anlıyormuş gibi..'
Bilmem sizi ne kadar ilgilendirir ama hayatları bize bağlı yüzlerce ırkdaşımızın bulunduğu bir yerden geliyoruz..Bir kurtuluş yolu aramaya..Hem ayriyetten bizden elde edebileceğiniz hiç birşey yok
'Bunlarda yolda gördüğün ilk *uzaylıya söylenecek şeymi? Hem zaten karşıdaki adamın bunları bırakın zavallılar gitsinler işlerine baksınlar deme yetkisi var mıdır?
Bizi hapis ederek de birşey kazanamazsınız.
'sanırım bundan sonra dilenci duasına başlayacak. Böyle şeyler denirmi hiç diplomasi de silahlarımız ne olacak'
şurası sizin taktirinize..Irkınızı bilmiyorum ve bizim sorunlarımızı pek umursamayacağızı tahmin ediyorum ancak her yaşayan varlığın bir kalbi vardır..Ve ne olursa olsun bir ruhu..Bir benliği..şu anda çaresizce seslenmekten başka yapabilecek birşeyim yok..İzin verirseniz işimizi yapıp gideceğiz..Aksi taktirde işimizi tamamlayamassak onbinlerce varlık yokolabilir
'Bu da herhalde dilenci duası karşıdaki adamların bunları takmayacağı belli.Silahlar.. belkide ne suç işlediğimizi öğrensek ona ileride ona göre bir savunma verebiliriz.'
Slach bu konuşma çabasından memnun olmasa da belki bu şirin konuşma birşeyler elde edilebilirdi. Sözler bittikten sonra gözü Azazelin üzerine odaklandı kılıcını kavraması Slach'ı rahatsız etmişti. 'Hayır.. çek elini çek kılıçtan. Biz bir ejderha ile başa çıkamazken bu kadar ejderhayla başa çıkmayı mı düşünüyor.' Azazel sanki Slach'ın içinden geçenleri okumuş gibi kılıcını bıraktı. Slach da bu adamların ellerinden nasıl kurtulabileceğini düşünmeye başlamıştı.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?