Meleran: Kayıp Krallık ***Rp Ekranı***
- khutai
- Kullanıcı

- Posts: 83
- Joined: Sun Jan 01, 2006 10:00 am
- Location: Barbar Bozkırları(Meleran)
- Contact:
Khutai masaya gelen yemeklere iştahla dalmıştı ki Grog"un sorusuyla yavaşladı ve ona baktı.Tereddütsüz yemeğini yemeye devam ederken konuştu...
"Pazara daha yeni gelmiştim ki lavuğun biri suratıma domates attı.Bende onu öldürmek için kim olduğuna baktım ama adamlar sadece kendi arasında kavga eden bir pazarcı ve müşteriydi."
Khutai birasından koca bir yudum aralarak devam etti...
"Adamlara dersini vermeye çalışıyordum ki yaralı bir adam ayaklarımın dibine düşüp öldü arkasından onu kovalayan muhafızlar damladı.Muhtemelen onu benim öldürdüğümü düşünüyorlar.Gerisi malum yolda dikilen bu sırığın üzerine çıktım ve düştük kalktığımızda muhafızlar etrafımızı sarmıştı ki saolsun dostum sırık bizi ordan kurtardı.O"na bir can borçluyum sanırım..."
Khutai Winraf"a bakarak dostça gülümsedi.Ardından yemeğine devam etti.
"Sonrasında sizlerle karşılaştık işte."
"Pazara daha yeni gelmiştim ki lavuğun biri suratıma domates attı.Bende onu öldürmek için kim olduğuna baktım ama adamlar sadece kendi arasında kavga eden bir pazarcı ve müşteriydi."
Khutai birasından koca bir yudum aralarak devam etti...
"Adamlara dersini vermeye çalışıyordum ki yaralı bir adam ayaklarımın dibine düşüp öldü arkasından onu kovalayan muhafızlar damladı.Muhtemelen onu benim öldürdüğümü düşünüyorlar.Gerisi malum yolda dikilen bu sırığın üzerine çıktım ve düştük kalktığımızda muhafızlar etrafımızı sarmıştı ki saolsun dostum sırık bizi ordan kurtardı.O"na bir can borçluyum sanırım..."
Khutai Winraf"a bakarak dostça gülümsedi.Ardından yemeğine devam etti.
"Sonrasında sizlerle karşılaştık işte."
Horn ölüleri say!!!!!
Grog, khutai anlattıklarını dinledikten sonra işlerin tahmininden dahada zor olduğunu anlamıştı hemde çok daha zor.
"Lanet olsun! sabit bir yerde kalmanız dahada tehlikeli olacaktır khutai" Grog khutai nin daha dikkatli dinlemesi için barbarın bira bardağının üstü eli ile kapattı ve barbarın gözlerine baktı.Grog şimdi sesini alçaltmıştı sadece fısıltı şeklinde konuşuyordu.
"Sabit bir yerde kalamazsınız heleki burda,karşı masamızdaki adamlar,içeriye yeni giren salemler ve hancılar bunların hepsi sizi gördü ve bunlar dışarı çıktıklarında sizi çok rahat ele verebilieler.Adamı senin öldürmediğine eminim barbar kardeşim ama şu andan itibaren kaslarımızı değil zekamızı kullanmalıyız"
Grog hancılarında hala ortaya çıkmamasından dolayı rahatsız olmaya başlamıştı.Adamların ikisi birden içeride hala ne yapıyorlardı?
Grog elini barbarın bardağından çekti ve önce Khutai sonrada Winarf'a baktı ve yeniden fısıldayarak konuşmaya başladı.
"Bir planım var eyer sizde mantıklı bulursanız onu uygulayalım.Ben etrafı araştırmak için dışarı çıkıcam muhafızlarla ve çocuğun annesi ile ilgili bilgi toplamaya çalışıcam,Ozan İnulüen burada kalıcak ve buraya gelen insanları dikkatlice incelicek ve gerekirse hancı arkadaşlarınında sayesinde bize yarıyabilecek bilgiler toplamaya çalışacak,siz bir oda tutacaksınız ve hava kararmadan ben dönene kadar odada kalacaksınız ben döndüğümdede hepberaber buradan ayrılırız.Ã?ocuğun güvenliği için çocuk sizinle kalacak."
Grog şimdi diyer adamların yorumlarını dinlemek için sessiz kaldı ve önündeki yemeğini yemeye başladı.
"Lanet olsun! sabit bir yerde kalmanız dahada tehlikeli olacaktır khutai" Grog khutai nin daha dikkatli dinlemesi için barbarın bira bardağının üstü eli ile kapattı ve barbarın gözlerine baktı.Grog şimdi sesini alçaltmıştı sadece fısıltı şeklinde konuşuyordu.
"Sabit bir yerde kalamazsınız heleki burda,karşı masamızdaki adamlar,içeriye yeni giren salemler ve hancılar bunların hepsi sizi gördü ve bunlar dışarı çıktıklarında sizi çok rahat ele verebilieler.Adamı senin öldürmediğine eminim barbar kardeşim ama şu andan itibaren kaslarımızı değil zekamızı kullanmalıyız"
Grog hancılarında hala ortaya çıkmamasından dolayı rahatsız olmaya başlamıştı.Adamların ikisi birden içeride hala ne yapıyorlardı?
Grog elini barbarın bardağından çekti ve önce Khutai sonrada Winarf'a baktı ve yeniden fısıldayarak konuşmaya başladı.
"Bir planım var eyer sizde mantıklı bulursanız onu uygulayalım.Ben etrafı araştırmak için dışarı çıkıcam muhafızlarla ve çocuğun annesi ile ilgili bilgi toplamaya çalışıcam,Ozan İnulüen burada kalıcak ve buraya gelen insanları dikkatlice incelicek ve gerekirse hancı arkadaşlarınında sayesinde bize yarıyabilecek bilgiler toplamaya çalışacak,siz bir oda tutacaksınız ve hava kararmadan ben dönene kadar odada kalacaksınız ben döndüğümdede hepberaber buradan ayrılırız.Ã?ocuğun güvenliği için çocuk sizinle kalacak."
Grog şimdi diyer adamların yorumlarını dinlemek için sessiz kaldı ve önündeki yemeğini yemeye başladı.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Grog konuşuyordu ki hanın kapısı açıldı. Ã?nce bir adamın koca, sol ayağı içeriye girdi ve ardından kapı kapanırken herkes bakışlarını yukarıya doğru kaldırdı. Kocaman botların içinde ki kocaman ayağın sahibi...
Eh... Herkesin beklediği gibi çıkmadı.
O koca ayakların sahibi pekte küçük bir adamdı:
1.55 -160 arası bir boyu olduğu anlaşılan, sakallı ve sakaları kadar kara saçlara sahip olan bir adamdı bu. Vücudu öyle fazlaca iri değildi ama zayıf hiç değildi. Yine de kollar ve bacaklar o kocaman ayağa ve ellere yakışmayacak kadar inceydiler. Ahhh... Birisi hariç...
Adamın sol kolu, kıyafetinin içinde bombeli gözüküyordu. Koca ellerin üst kısmı sanki bir an inceliyordu ama ardından yeniden o ellere yakışacak bir genişlik kazanarak omuz kısmına kadar ulaşıyor ve orada zaten pekte zayıf olmayan bedenle birleşiyordu.
Bu adam hiçte normal bir insan değildi. Normal bir insana göre oldukça dikkat çekiciydi.
şansa bakın ki o sırada mutfak kapısı açıldı...
*
Ned oldukça kızmıştı. "Saçmalama Balbo!" dedi. "O yemeyin içerisine o kırmızı biberlerden koymazsan hiç de iyi olmaz!"
Ardından yabağı aldı ve elindeki delikli bir geçirgenden kırmızı biberleri yemeyin üzerine boşalttı. Kırmızı biberler oldukça acıydılar. Taaa Qu-Oen den getirilmişti bu biberler... Acı, acının acısı biberlerdi bunlar. Ama yemeye aşırı bir lizzet katıyorlardı. Özellikle de dana etine...
Dana etine bolca bu biberlerden serpen Ned kardeşine göz kırptı ve "Bu yemeyin tadına doyamıyacaklar inan bana!" dedi.
Ardından mutfak kapısını açarak dışarıya çıktı.
*
Ned kapıdan çıktığı anda içeriye giren bu garip adama bir hancıya yakışacak o ilgisiz bakışlarla bir an baktı ve ardından dostu İnulûen'in masasına yöneldi ve tabağı masanın tam ortasına bırakarak "Acıdır uyarmadı demeyin!" dedi. Bir kahkaha attı ve "Hiçbir yere kaybolmayın!" dedi. "Birazdan size katılacağım. Uzun zamandır sohbet etmedik dostum Ozan!"
Ned kapıdaki adama yöneldi ve onu bir masaya buyur etti. Adam tezgâha yakın masalardan birisine otururken hemen yan masayı kaplayan ve o güzeller güzeli yemeklerle dolu sofraya gözlerini dikti oldukça aç gözüküyordu.
Ned halen Salemlerin masasında servis için bekleyen kıza bakarak "Fazla oyalanma Suzi!" dedi. "Yeni müşterimizin de siparişini al ve Balbo ve mutfak personeline ilet ki güzel bir sofra hazırlasınlar müşterimize..."
Eh... Herkesin beklediği gibi çıkmadı.
O koca ayakların sahibi pekte küçük bir adamdı:
1.55 -160 arası bir boyu olduğu anlaşılan, sakallı ve sakaları kadar kara saçlara sahip olan bir adamdı bu. Vücudu öyle fazlaca iri değildi ama zayıf hiç değildi. Yine de kollar ve bacaklar o kocaman ayağa ve ellere yakışmayacak kadar inceydiler. Ahhh... Birisi hariç...
Adamın sol kolu, kıyafetinin içinde bombeli gözüküyordu. Koca ellerin üst kısmı sanki bir an inceliyordu ama ardından yeniden o ellere yakışacak bir genişlik kazanarak omuz kısmına kadar ulaşıyor ve orada zaten pekte zayıf olmayan bedenle birleşiyordu.
Bu adam hiçte normal bir insan değildi. Normal bir insana göre oldukça dikkat çekiciydi.
şansa bakın ki o sırada mutfak kapısı açıldı...
*
Ned oldukça kızmıştı. "Saçmalama Balbo!" dedi. "O yemeyin içerisine o kırmızı biberlerden koymazsan hiç de iyi olmaz!"
Ardından yabağı aldı ve elindeki delikli bir geçirgenden kırmızı biberleri yemeyin üzerine boşalttı. Kırmızı biberler oldukça acıydılar. Taaa Qu-Oen den getirilmişti bu biberler... Acı, acının acısı biberlerdi bunlar. Ama yemeye aşırı bir lizzet katıyorlardı. Özellikle de dana etine...
Dana etine bolca bu biberlerden serpen Ned kardeşine göz kırptı ve "Bu yemeyin tadına doyamıyacaklar inan bana!" dedi.
Ardından mutfak kapısını açarak dışarıya çıktı.
*
Ned kapıdan çıktığı anda içeriye giren bu garip adama bir hancıya yakışacak o ilgisiz bakışlarla bir an baktı ve ardından dostu İnulûen'in masasına yöneldi ve tabağı masanın tam ortasına bırakarak "Acıdır uyarmadı demeyin!" dedi. Bir kahkaha attı ve "Hiçbir yere kaybolmayın!" dedi. "Birazdan size katılacağım. Uzun zamandır sohbet etmedik dostum Ozan!"
Ned kapıdaki adama yöneldi ve onu bir masaya buyur etti. Adam tezgâha yakın masalardan birisine otururken hemen yan masayı kaplayan ve o güzeller güzeli yemeklerle dolu sofraya gözlerini dikti oldukça aç gözüküyordu.
Ned halen Salemlerin masasında servis için bekleyen kıza bakarak "Fazla oyalanma Suzi!" dedi. "Yeni müşterimizin de siparişini al ve Balbo ve mutfak personeline ilet ki güzel bir sofra hazırlasınlar müşterimize..."
-
mefistofeles
- Kullanıcı

- Posts: 481
- Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
- Contact:
Ne kadar tatlısın sen öyle insan bana ve arkadaşıma balık ve şarap getir.
Mekisa garson kızın gülümsemesinden hoşlanmıştı.Duuron a dönüp
Bu dişi insanlar tatlı oluyorlar bazen.Anlattım mı bilmem.Benim denis adında bi sevgilim vardı tıpkı bu insan gibi bakışlarıyla eni eritirdi.Sırf aşkım için terk ettim memleketi.Sıra geldi sana bana burada olan herşeyi baştan sona anlatmanı istiyorum.
MEkisa samimi davranmıştı.SAlemler birbirini her zaman korurdu ama bazen arada pürüzler çıkardı.Duuron un pürüz olmaması için çok dua etti ve cevabı beklemeye başladı.
Mekisa garson kızın gülümsemesinden hoşlanmıştı.Duuron a dönüp
Bu dişi insanlar tatlı oluyorlar bazen.Anlattım mı bilmem.Benim denis adında bi sevgilim vardı tıpkı bu insan gibi bakışlarıyla eni eritirdi.Sırf aşkım için terk ettim memleketi.Sıra geldi sana bana burada olan herşeyi baştan sona anlatmanı istiyorum.
MEkisa samimi davranmıştı.SAlemler birbirini her zaman korurdu ama bazen arada pürüzler çıkardı.Duuron un pürüz olmaması için çok dua etti ve cevabı beklemeye başladı.
Suzi yeniden gülümseyerek yeni müşterinin masasına doğru ilerlerken Duudon bu soru üzerine başını yana doğru çevirdi ve "Sadece..." dedi. "Sadece acıktım ve bir kaç balık istedim. Bana saldırdılar ve benim bir Salem olduğumu söylediler. Benim... Benim ırkımın aç olduklarında onlara balık avlaması için izin vermediğini ve her şeyin karşılıklı olduğunu söylediler..."
"Ne arzu ederdiniz efendim?" Suzi bu sefer gülümsemesini hana yeni gelen o adama çevirmişti ama adamın gözü halen barbarların grubunun tabaklarındaydı ve "şu masanın ortasında duran şey çok güzele benziyor!" dedi. "O nedir?"
Duuron ona baktı. "Adam ne kadar da saygısız?" dedi Mekisaya. "Parmağı ile karşıda ki masanın ortasını gösteriyor."
Mekisa ise şimdi Duuron'un ne kadar da kibar olduğunu düşünmeye başlamıştı. Ã?ünkü normalde Salemler böyle şeylere aldırmazlardı.
Kız yanda ki masaya baktı ve "Ahhh o mu?" dedi. "O misafirlerimize Ned Efendinin özel tarifi... Sanırım Ned Efendi bu tarifi sadece kendi misafirlerine uyguluyor. Ama isterseniz size de bir ayarlama yapabilir."
Barbarların masasına bir sandalye çekerek Ozan ile Winarf'ın arasına oturmakta olan Ned'e baktı. Adam burda misafir sayılırdı ama tez canlı birisi olduğundan yardım etmeden duramıyordu.
Ned gülümsedi ve "Yapabilirim efendim ama o biraz fazlaca acıdır. Sizin sevip sevmeyeceğinizi bilmiyorum. Yine de isterim derseniz hazırlarım. Genel de bir barbarın midesine sahip değilseniz onu yiyemezsiniz..."
Adam suratında ki o aşılmaz ifadeyi hiç bozmadan "Ondan istiyorum..." dedi. İfadesiz surat bir an bile değişmedi...
"Ne arzu ederdiniz efendim?" Suzi bu sefer gülümsemesini hana yeni gelen o adama çevirmişti ama adamın gözü halen barbarların grubunun tabaklarındaydı ve "şu masanın ortasında duran şey çok güzele benziyor!" dedi. "O nedir?"
Duuron ona baktı. "Adam ne kadar da saygısız?" dedi Mekisaya. "Parmağı ile karşıda ki masanın ortasını gösteriyor."
Mekisa ise şimdi Duuron'un ne kadar da kibar olduğunu düşünmeye başlamıştı. Ã?ünkü normalde Salemler böyle şeylere aldırmazlardı.
Kız yanda ki masaya baktı ve "Ahhh o mu?" dedi. "O misafirlerimize Ned Efendinin özel tarifi... Sanırım Ned Efendi bu tarifi sadece kendi misafirlerine uyguluyor. Ama isterseniz size de bir ayarlama yapabilir."
Barbarların masasına bir sandalye çekerek Ozan ile Winarf'ın arasına oturmakta olan Ned'e baktı. Adam burda misafir sayılırdı ama tez canlı birisi olduğundan yardım etmeden duramıyordu.
Ned gülümsedi ve "Yapabilirim efendim ama o biraz fazlaca acıdır. Sizin sevip sevmeyeceğinizi bilmiyorum. Yine de isterim derseniz hazırlarım. Genel de bir barbarın midesine sahip değilseniz onu yiyemezsiniz..."
Adam suratında ki o aşılmaz ifadeyi hiç bozmadan "Ondan istiyorum..." dedi. İfadesiz surat bir an bile değişmedi...
Asgard kalabalığın biraz azalmış olmasından dolayı pek rahat bir biçimde olmasa da koşabiliyordu. Gözleri pazarın renkli ve karışık tonlarıyla bulandı. Fakat koşmaya devam etmek zorunda olduğunu kendi içinden sürekli söylüyordu. Bu renk cümbüşü ve üzerinde onca ağırlıkla koşmanın verdiği zorluğun sonucu olarak midesi bulanmıştı. Yavaşlamamaya kararlı olduğundan bakışlarını hava kaldırdı.
Birkaç saniye sonra bir şeye çarptığını hissetti. Ã?arpışma ve zırının ağırlığı dengesinin bozmuş yere düşmüştü. Altında birinin olduğunu gören Asgard ellerini sağlam bir biçimde yere koyarak alttakinin ezilmesini engellemeye çalıştı.
Ã?arpışma durumu geçip elleriyle altındakini muhavazaya alırmış gibi kalktığında yerdekinin
durumunu şöyle bir göz ucuyla baktı. Her ne olursa olsun yine de üzerine düşmüştü. Alttakinin kıpırdamasına mağal vermeden kendini sol tarafa attı. Bir adamın ayağının üzerine düşmüştü. Acele bir özür diledi ve yerden kalkmak için birkaç saniye debelendi. Yere düşen adamın yüzünü şimdi görebiliyordu. Adamın tekisi için bir süre bekledi.
Birkaç saniye sonra bir şeye çarptığını hissetti. Ã?arpışma ve zırının ağırlığı dengesinin bozmuş yere düşmüştü. Altında birinin olduğunu gören Asgard ellerini sağlam bir biçimde yere koyarak alttakinin ezilmesini engellemeye çalıştı.
Ã?arpışma durumu geçip elleriyle altındakini muhavazaya alırmış gibi kalktığında yerdekinin
durumunu şöyle bir göz ucuyla baktı. Her ne olursa olsun yine de üzerine düşmüştü. Alttakinin kıpırdamasına mağal vermeden kendini sol tarafa attı. Bir adamın ayağının üzerine düşmüştü. Acele bir özür diledi ve yerden kalkmak için birkaç saniye debelendi. Yere düşen adamın yüzünü şimdi görebiliyordu. Adamın tekisi için bir süre bekledi.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Gözlerini aç.
Hayır. Zaten öleceğim. Ne fark edecek ki?
Yine saçmalıyorsun Trias. Aç gözlerini. Cesaretli ol biraz.
Hayır işte. Neden sözünü dinleyeyim ki? Beni terk edip gittin sen.
AÃ? DEDİM!!!
Trias o sırada ağırlığın üzerinden kalktığını fark etti. Tuhaftı. Rahip neden onu öldürmemişti ki? Yavaşça gözlerini açtığında bunun o intikam rahibi olmadığını, aslında zırhlı başka bir adam olduğunu gördü. Adam neden onu yakalamıştı ki? Ah tabi, yakalamamıştı. Sadece çarpmıştı. Trias yavaşça yerden kalkmayı denedi ama bu bile çok uzun sürdü. Çok çok yorgundu. Ayakta durmak onun için muazzam bir çaba haline gelmişti.
Trias adamın yere düşmesine neden olduğu için ayrıca çok utanıyordu. Kıpkırmızı kesilmişti ve adamın yüzüne bakamıyordu. Yine belli belirsiz mırıldandı.
"M-merhaba. Be-ben özür dilerim. Sadece ben çok yorgun-"
Dizleri onu daha fazla taşıyamadı ve adamın üzerine yığıldı. Nefes nefeseydi, kalbi feci çarpıyordu ve tüm kasları yanıyordu.
Hayır. Zaten öleceğim. Ne fark edecek ki?
Yine saçmalıyorsun Trias. Aç gözlerini. Cesaretli ol biraz.
Hayır işte. Neden sözünü dinleyeyim ki? Beni terk edip gittin sen.
AÃ? DEDİM!!!
Trias o sırada ağırlığın üzerinden kalktığını fark etti. Tuhaftı. Rahip neden onu öldürmemişti ki? Yavaşça gözlerini açtığında bunun o intikam rahibi olmadığını, aslında zırhlı başka bir adam olduğunu gördü. Adam neden onu yakalamıştı ki? Ah tabi, yakalamamıştı. Sadece çarpmıştı. Trias yavaşça yerden kalkmayı denedi ama bu bile çok uzun sürdü. Çok çok yorgundu. Ayakta durmak onun için muazzam bir çaba haline gelmişti.
Trias adamın yere düşmesine neden olduğu için ayrıca çok utanıyordu. Kıpkırmızı kesilmişti ve adamın yüzüne bakamıyordu. Yine belli belirsiz mırıldandı.
"M-merhaba. Be-ben özür dilerim. Sadece ben çok yorgun-"
Dizleri onu daha fazla taşıyamadı ve adamın üzerine yığıldı. Nefes nefeseydi, kalbi feci çarpıyordu ve tüm kasları yanıyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
- lord_ariakan
- Kullanıcı

- Posts: 31
- Joined: Sun Dec 25, 2005 10:00 am
- Location: ankara
- Contact:
Winarf kendisine yöneltlen bakışlara karşılık vermek için yüzünü arkadaşlarına çevirdi.Simsiyah gözleri kendisine dönmüş olan bebeğin gözlerini yakaladı.Düşünceleri içinde ruhu kavruldu.Khutai'nin hikayesini tasdiiklercesine Grog'a döndü ve başını hafifçe aşağı yukarı salladı.Sonra kendisi de barbara bir açıklama yapmak istedi.
''Merak etmeyin muhafızlar artık bizim peşimizde olamazlar.Zira onlar ilk önce birbirleriyle uğraşmak zorunda.Ayrıca eğer bizi bulacak bile olsalar yanımızda bu kadar kudretli savaşçılar varken bize pek birşey yapabileceklerini sanmıyorum.''
Winarf hafifçe sırıttı ve arkadaşlarına hitaben konuşmaya devam etti.
''Bizim ilk öncelikli sorunumuz bu bebek.''Dedi ve kendi kendine bu bebeğin başlarına ne gibi şeyler getireceğini düşündü.
Sonra da Grog'un kendisine söylediği planı dinledi.
''Bana sorarsan planın mantıklı ama ben içerde kısılıp kalmak istemiyorum.Dediğim gibi muhafızlar konusunda endişelenmene gerek yok.Belki de handa kalmalıyız.Ã?ünkü şehirdeki insanların çoğu bu hana gelir.Belki de içlerinden biri bu bebeği tanır''
Sonra da dönerek arkadaşı Khutai'ye baktı.Ve onun bu plan hakkındaki yorumlarını dinlemek için bekledi.
''Merak etmeyin muhafızlar artık bizim peşimizde olamazlar.Zira onlar ilk önce birbirleriyle uğraşmak zorunda.Ayrıca eğer bizi bulacak bile olsalar yanımızda bu kadar kudretli savaşçılar varken bize pek birşey yapabileceklerini sanmıyorum.''
Winarf hafifçe sırıttı ve arkadaşlarına hitaben konuşmaya devam etti.
''Bizim ilk öncelikli sorunumuz bu bebek.''Dedi ve kendi kendine bu bebeğin başlarına ne gibi şeyler getireceğini düşündü.
Sonra da Grog'un kendisine söylediği planı dinledi.
''Bana sorarsan planın mantıklı ama ben içerde kısılıp kalmak istemiyorum.Dediğim gibi muhafızlar konusunda endişelenmene gerek yok.Belki de handa kalmalıyız.Ã?ünkü şehirdeki insanların çoğu bu hana gelir.Belki de içlerinden biri bu bebeği tanır''
Sonra da dönerek arkadaşı Khutai'ye baktı.Ve onun bu plan hakkındaki yorumlarını dinlemek için bekledi.
şerefim onurumdur,onurumsa yaşamım...
- khutai
- Kullanıcı

- Posts: 83
- Joined: Sun Jan 01, 2006 10:00 am
- Location: Barbar Bozkırları(Meleran)
- Contact:
Khutai yemeğini yemeye devam ediyordu Grog ve ardından yoldaşının konuşması devam ederken.Bulundukları bu kararsızlık onun en sevmediği şeylerden biriydi.Sonuçta kendisi amansız bir barbardı neden durup saatlerce ihtimaller üzerinde düşünsün ki.Onun bildiği tek şey amacı belirleyip önüne çıkan her şeyi yok edip hedefine ulaşmaktı.Yıllarca uyguladığı bu hayat görüşünde hiçbir zaman kaybetmemişti.Oysa şimdi bu grup oturmuş daha yemeklerini bile bitirmeden bi kısır döngü içinde dönüp duruyorlardı.Khutai bir an amansızca gülümsedi ve bakışları bu gülüşe tezat biçimde donuktu.Yemeğini hızla bitirip birasını midesine indirdikten sonra bardağını masaya sertçe koyarak koca bir geğirti koparttı.
-Gaoouuaaarrrggggggg!!!!
Khutai eliyle göbeğini pışpışladıktan sonra kararlı bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Kader dediğiniz olayın bizi burda birleştirdiğine hepiniz inanıyorsunuz.Bu belli..."
Khutai ağzını hafifçe şaplatarak devam etti...
"Bakın önce şu aç karınlarınızı doyurun ardından hancı arkadaş ile oturup sohbet ederiz."
Khutai Hancıya bakarak onay bekledi ve devam etti.
"Bir an önce şu yemeklerinizi bitirinde hancı dostumuzdan şehir hakkında biraz bilgi alıp gerekirse başımızdaki beladan bahsederiz."
Bakışları Ozana kaymıştı sen bu işi halledersin der gibi.
-Gaoouuaaarrrggggggg!!!!
Khutai eliyle göbeğini pışpışladıktan sonra kararlı bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Kader dediğiniz olayın bizi burda birleştirdiğine hepiniz inanıyorsunuz.Bu belli..."
Khutai ağzını hafifçe şaplatarak devam etti...
"Bakın önce şu aç karınlarınızı doyurun ardından hancı arkadaş ile oturup sohbet ederiz."
Khutai Hancıya bakarak onay bekledi ve devam etti.
"Bir an önce şu yemeklerinizi bitirinde hancı dostumuzdan şehir hakkında biraz bilgi alıp gerekirse başımızdaki beladan bahsederiz."
Bakışları Ozana kaymıştı sen bu işi halledersin der gibi.
Horn ölüleri say!!!!!
Grog şu anda tartıştıkları konuya odaklandığı için hancının gelişini umursamamıştı.Grog bu adamlarla ortak bir noktaya varamayacaklarını anlamıştı burada saatlerce hiç bişey yapmadan oturmak Grog için gereksiz zaman kaybı olarak geliyordu.Grog şimdi kendi kendine yemeğini yiyip biraz dinlendikten sonra buradan ayrılmaya karar vermişti.
Grog hancının kendileri için özel getirdiği yemeyin tadına bakmadan önce bardağına bira doldurmuştu.Grog hancının getirirken acı olduğunu söylediği yemeyin tadına baktı.
Grog masalarına doğru bakıp yedikleri yemeği gösteren adama tersters bikaç saniye baktından sonra birasından bir yudum aldı.
Grog tekrar khutai ve Winarf'a baktı.
"Sanırım yolarımız burada ayrılacak"
Grog hancının kendileri için özel getirdiği yemeyin tadına bakmadan önce bardağına bira doldurmuştu.Grog hancının getirirken acı olduğunu söylediği yemeyin tadına baktı.
Grog masalarına doğru bakıp yedikleri yemeği gösteren adama tersters bikaç saniye baktından sonra birasından bir yudum aldı.
Grog tekrar khutai ve Winarf'a baktı.
"Sanırım yolarımız burada ayrılacak"
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
-
Ozan İnulüen
- Kullanıcı

- Posts: 28
- Joined: Mon Jan 02, 2006 10:00 am
- Contact:
Ozan kendinden memnun bu dosthane ortamı dinliyordu, yeni edindiği arkadaşların yanı sıra, aklını kurcalayan şeyler vardı. En sonunda, yemeği geldi, bir kaç lokma yedi, bu arada diğerleri konuşmaya devam ediyordu. kulağı onlardaydı, ama bu arada cebinden küçük bir defter çıkartmıştı. elindeki kurşun kalemle bir şeyler çiziktiriyordu. bunlar sonradan silmeye müsait şeylerdi çünkü neler olacağı belli değildi. Kutai'nin resmini çizmeye çalışıyordu ki bir laf duydu.
" sanırım burada yollarımız ayrılıyor"
İşte olaya müdahale etme zamanı gelmişti.
" Hayır" dedi Ozan, sakince, " hayır, yollarımız böylesine bir anda ayrılmasın dostlarım. öncelikle şu anda en azından birbirimizden emin olalım, bu yabancı şehirde, dayanacak bir sırt bulduğumuza sevinmişken, taşıyıcı kolonlardan birinin yıkılması hoş olmaz!"
Ozan, etinden bir lokma daha aldı ve acı ile öksürdü. evet et acıydı.
" şu anda, bizi buraya getiren ortak nokta bebek, bizim bir sonraki hamlemizi belirleyecek olan şeyde muhtemelen bebek olacak, ben Winarf a katılıyordum"
Winarf a baktı ve sırıttı ozan, " Bence bizi burada kader bu bebeğin etrafına topladı. Ama emin olmadan bir plan yapılmasına da gönlüm el vermiyor o yüzden hiç bir eylem için ayrılmak şu anda uygun değil bence... ve barbar dostum, gözlerinden" - grog'a söylüyordu bunu- " burada sıkıldığını görüyorum, halbuki fikir alış verişi, bilek işinden daha yavaş ama daha oturaklı işler kurmaya yarayabilir. konuşmalar bir savaşı durdurabilir, vakti zamanında. Bence şu anda burada bulunmak en iyisi, çünkü ne o dışarıdaki kalabalık havuza girmek istiyorum, nede burada ayrılmak ve dostlarımdan. Hiç bir amacımız olmasa ile, olacak olan zaten olacaktır! şu an burada konuşurken yada yürüyüp giderken fark etmez. bebek bir ortak noktaydı, şimdi birbirimizi tanıyoruz..."
Ozan bir süre durakladı, bunları dile getirmek istemezdi.
" Bebeğin, tehlike altında olma ihtimaline karşın, kimsenin burdan ayrılması da oldukça kötü olur. bebekten haberdar olduğun için bence şu andan itibaren, bebekten kurtulana kadar, bizim birlikte alacağımız kararla doğrultusunda ilerlemek ve mümkün olduğunca ayrılmamak en iyisi"
" sanırım burada yollarımız ayrılıyor"
İşte olaya müdahale etme zamanı gelmişti.
" Hayır" dedi Ozan, sakince, " hayır, yollarımız böylesine bir anda ayrılmasın dostlarım. öncelikle şu anda en azından birbirimizden emin olalım, bu yabancı şehirde, dayanacak bir sırt bulduğumuza sevinmişken, taşıyıcı kolonlardan birinin yıkılması hoş olmaz!"
Ozan, etinden bir lokma daha aldı ve acı ile öksürdü. evet et acıydı.
" şu anda, bizi buraya getiren ortak nokta bebek, bizim bir sonraki hamlemizi belirleyecek olan şeyde muhtemelen bebek olacak, ben Winarf a katılıyordum"
Winarf a baktı ve sırıttı ozan, " Bence bizi burada kader bu bebeğin etrafına topladı. Ama emin olmadan bir plan yapılmasına da gönlüm el vermiyor o yüzden hiç bir eylem için ayrılmak şu anda uygun değil bence... ve barbar dostum, gözlerinden" - grog'a söylüyordu bunu- " burada sıkıldığını görüyorum, halbuki fikir alış verişi, bilek işinden daha yavaş ama daha oturaklı işler kurmaya yarayabilir. konuşmalar bir savaşı durdurabilir, vakti zamanında. Bence şu anda burada bulunmak en iyisi, çünkü ne o dışarıdaki kalabalık havuza girmek istiyorum, nede burada ayrılmak ve dostlarımdan. Hiç bir amacımız olmasa ile, olacak olan zaten olacaktır! şu an burada konuşurken yada yürüyüp giderken fark etmez. bebek bir ortak noktaydı, şimdi birbirimizi tanıyoruz..."
Ozan bir süre durakladı, bunları dile getirmek istemezdi.
" Bebeğin, tehlike altında olma ihtimaline karşın, kimsenin burdan ayrılması da oldukça kötü olur. bebekten haberdar olduğun için bence şu andan itibaren, bebekten kurtulana kadar, bizim birlikte alacağımız kararla doğrultusunda ilerlemek ve mümkün olduğunca ayrılmamak en iyisi"
ve sancı geç saatlerde...
Asgard şaşırarak adamın yüzüne baktı. Bu şehirde gördüğü diğer insanlardan daha değişik bir insandı. Asgard'ın hatası olmasına rağman özür dilemişti. şaşkınlığını üzerinden attı ve adamın yüzüne baktı.
"Özür mü dilersiniz. Hayır hata benimdi. Ã?nüme bakmadım. Sizin bir yerinizde bir şeyler yok değil mi "
"Özür mü dilersiniz. Hayır hata benimdi. Ã?nüme bakmadım. Sizin bir yerinizde bir şeyler yok değil mi "
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
şişindi... Sadece şişindi...
Buruşturduğu suratı ile amcaya baktı. Kötü amcaya... Onu kucağına almamıştı bu amca. Amca çok sıkıcıydı... Amcalar çok sıkıcıydı.
*
Winarf sadece bir an bebeğe bakmıştı ve ardından bakışlarını yoldaşlarına çevirerek konuşmaya devam etmişti. Ardından Khutai yemeyini yemişti. Ama Grog halen tabağında ki yemeğinin büyük bir kısmına dokunmamıştı. Yollarının ayrıldığını söylemişti ama bir şeyi fark etmemişti. Bebek kimde kalacaktı? Ozan bebeği ilk bulan olduğuna göre bebeği bırakmazdı. Ama bu handakileri de tanıyordu ve bu handan da gitmeyi planlamadığını, burada biraz daha oyalanmaları gerektiğini söylemişti. Bebek olmadan Grog'un arayışları da boşunaydı...
Ozan konuşmasını tamamlayınca bakışlarını masada ki bebeğe çevirdi ve bir anda yerinden fırladı. Aynı anda herkes masada ki bebeğe baktılar ve...
Masada... bebek masada yoktu!
*
Ned daha Khutai konuşurken masadan kalkmış ve yeni müşteriye aynı yemekten getirmek için mutfağa gitmişti.
Diğer masada oturan iki adam ise şimdi bir şeye kıkır kıkır gülüyorlardı. Birisi ellerinin arasında bebeği hoplatırken diğer adam kahkahalar atıyordu.
"şuna bak ne kadar sevimli?" diyordu arkadaşının bebeği havaya zıplatıp durmasını izleyen adam.
Bebek kıkır kıkır gülüyordu.
Bir anda handaki herkesin bakışları iki adama ve bebeğe döndü. Bebek oraya nasıl gitmişti?
Buruşturduğu suratı ile amcaya baktı. Kötü amcaya... Onu kucağına almamıştı bu amca. Amca çok sıkıcıydı... Amcalar çok sıkıcıydı.
*
Winarf sadece bir an bebeğe bakmıştı ve ardından bakışlarını yoldaşlarına çevirerek konuşmaya devam etmişti. Ardından Khutai yemeyini yemişti. Ama Grog halen tabağında ki yemeğinin büyük bir kısmına dokunmamıştı. Yollarının ayrıldığını söylemişti ama bir şeyi fark etmemişti. Bebek kimde kalacaktı? Ozan bebeği ilk bulan olduğuna göre bebeği bırakmazdı. Ama bu handakileri de tanıyordu ve bu handan da gitmeyi planlamadığını, burada biraz daha oyalanmaları gerektiğini söylemişti. Bebek olmadan Grog'un arayışları da boşunaydı...
Ozan konuşmasını tamamlayınca bakışlarını masada ki bebeğe çevirdi ve bir anda yerinden fırladı. Aynı anda herkes masada ki bebeğe baktılar ve...
Masada... bebek masada yoktu!
*
Ned daha Khutai konuşurken masadan kalkmış ve yeni müşteriye aynı yemekten getirmek için mutfağa gitmişti.
Diğer masada oturan iki adam ise şimdi bir şeye kıkır kıkır gülüyorlardı. Birisi ellerinin arasında bebeği hoplatırken diğer adam kahkahalar atıyordu.
"şuna bak ne kadar sevimli?" diyordu arkadaşının bebeği havaya zıplatıp durmasını izleyen adam.
Bebek kıkır kıkır gülüyordu.
Bir anda handaki herkesin bakışları iki adama ve bebeğe döndü. Bebek oraya nasıl gitmişti?
-
Ozan İnulüen
- Kullanıcı

- Posts: 28
- Joined: Mon Jan 02, 2006 10:00 am
- Contact:
Ozan kaldı. Sadece kaldı. Tepki vermedi bir süre. Bebek... bebek ışınlanmıştı!!!Yada çalınmıştı, ama neyse ki yan masada duran iki adamda bebeği sadece sevmekle yetiniyorlardı. Ozan kalmıştı. Derin bir dumur geçiriyordu.
Sonra anidan masadan kalktı ve iki adamın yanına gitti ve son derece sakince, " Agucigucu gucu! bucu bucu!" dedi bebeğe, "Beyler, rahatsız ettiğim için üzgünüm ama bu bebek az önce bizim masamızdaydı ve bizim sorumluluğumuz altındaydı, ara sıra böyle uçup kaççıyor çok yetenekli bir bebek... rica etsem onu geri alabilir miyim?"
Sonra anidan masadan kalktı ve iki adamın yanına gitti ve son derece sakince, " Agucigucu gucu! bucu bucu!" dedi bebeğe, "Beyler, rahatsız ettiğim için üzgünüm ama bu bebek az önce bizim masamızdaydı ve bizim sorumluluğumuz altındaydı, ara sıra böyle uçup kaççıyor çok yetenekli bir bebek... rica etsem onu geri alabilir miyim?"
ve sancı geç saatlerde...
-
mefistofeles
- Kullanıcı

- Posts: 481
- Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
- Contact:
Mekisa istediği cevapları alamıyordu gene ama rahattı ya bir de güzel bir balık olsaydı çok çok daha iyi olacaktı.
duuron a döndü bir an :
"Senden bu pazarcıların ne dediğini değil seni denizden uzak tutan şeyi sordum kardeşim sanki salem değilmişsinde sonradan olmuşsun gibi geldi bana"
Cevaplar sorular olmadan ne kadar anlamsızsa salemler deniz olmadan o kadar anlamsız olurdu ama ilk defa bir salem denizin kokusunu unutmuş kardeşliğe değişik bakıyordu.Mekisa daha neler göreceğim diye düşünüyordu...
duuron a döndü bir an :
"Senden bu pazarcıların ne dediğini değil seni denizden uzak tutan şeyi sordum kardeşim sanki salem değilmişsinde sonradan olmuşsun gibi geldi bana"
Cevaplar sorular olmadan ne kadar anlamsızsa salemler deniz olmadan o kadar anlamsız olurdu ama ilk defa bir salem denizin kokusunu unutmuş kardeşliğe değişik bakıyordu.Mekisa daha neler göreceğim diye düşünüyordu...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests