Meleran: Kayıp Krallık ***Rp Ekranı***

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Locked
Slach
Gölge Ustası
Posts: 759
Joined: Sat Nov 13, 2004 10:00 am
Location: Eskişehir
Contact:

Post by Slach »

Asgard görevini yapmış olduğunun huzurunu hissediyordu. Ama kadının "Alçak pislik " diye satıcıya bağırması Hele yanında kızı varken bunu yapması pek hoşuna gitmemişti. İçinde bir an satıcıya karşı acıma hissetmişti. Ama satıcının" Hanım efendi bu armutları alıyo musunuz? Almıyo musunuz? şayet almıyosanız yeni bir müşteri bulacağımdan eminim. Armutlar yeterince ucuz ve fazla para ödeyemiyip armut alamayanlar bu armutları çok ucuza alabiliyorlar!" demesi Asgardın içindeki bütün iyimser duyguları yok etmişti.

Kadının yüzünden satıcının sözlerinden hoşnut olmadığı anlaşılıyordu. Parmağını kaldırıp küfür edicekken kendi durdurmuştu. Sonra kadın yanındaki kızını sürükleyerek başka tezgaha doğru ilerlediklerini gördü.Kadın uzaklaşırken Asgarda yan yan bakmıştı. Asgard bunu fark ettiğinde yüzünü ben ne yaptım ki dercesine masum bir şekle sormuştu. Bir süre sonra kalabalığın arasında kaybolup gittiler.

Asgard arkasından birinin onu iktirmekte olduğunu hissetti. Pazarcının olduğunu sanıp arkaya sert bir dönüş yaptı. Ama tezgahtar hala yerinde ona kızgın kızgın bakıyordu. Bakışlarını tezgahtardan kendisini iktiren adama yöneltti. Beyaz ünifaormalı biriydi. Arkasından sadece " pöh " dedi. Ve yeniden tezgahtara döndü

" Böyle sahtekarlık yapmaya devam edersen yakında yiyecek çürük armutlara muhtaç kalıcaksın. Buların..."

Asgardın aniden aklında bir şeyler canlanmaya başladı.Beyaz önlük.... Simyacı ... Görev... Böyle önlükleri genelde simya gibi bilim alanlarında kullanılıyordu. O adam olmasa bile böyle önlük giyenleri tanıyordur herhalde diye düşündü ve gittiği yöne doğru bakındı. Göz önünden kaybolmuştu ama bu kalabalık içinde o beyaz önlükle seçilmesi zor olmamalıydı. İnsanları ite kaka onun gittiği yöne doğru gitmeye çalıştı.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
Ozan İnulüen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 28
Joined: Mon Jan 02, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Ozan İnulüen »

Ozan bir süre adama baktı, ne idi bu kadar dert edilecek?, neden buradadı adam? çok mu acınası bir hali vardı? bu bebeği ne yapmalıydı? annesi neden ona öylece bıakmıştı? yada kimdi o kadın? bu bebeği kaçırmışmıydı?... kafası sorularla doldu. etrafına bakındı, bu kalabalıkta rahat yer bulmaya çalışmak aptallık olurdu en rahat yer tezgah arkalarıydı, " tamam " dedi, eşşeğini aldı ve ileriye sürdü, bir tezgahın yanından geçip ardında konuşmaları için.

ya annesi bu bebeğ ararsa? ya düşündüğü gibi değilse?... o zaman bir yanlış anlama var der ve kaçıp giderdi...
ve sancı geç saatlerde...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

"Çok ucuz şeftaliler..."

"En beyendiğiniz meyveler burada..."

"Bunlar kaçmaazzz... Kaçırmayın... Gelin gelin..."


Ulrak kalabalığın arasında ilerlerken pazarcılara bakıyordu ve onların bağırışları kulağında adeta yankılanıyordu. Ellerindekileri satabilmek için uğraşıyorlardı ve her tezgâhın başı müşterilerle doluydu.

Kalabalık akıl almaz durumdaydı. Her yanda insanlar ilerliyor ve alışveriş yapıyorlardı. Ama tüm bu kalabalığın insanı boğan bir yanı da vardı. Yine de Ulrak bu kalabalıkta diğer herkes gibi bunalmadığını ve hatta onu rahatlattığını fark etti.

Derken kalabalığın içerisinden yükselen kahkahalar duyuldu.

Hiihohohoo

Tüy tüy saçları olan bir adam bir patates tezgâhına doğru ilerliyordu. Elini cebine atmıştı ve delice bakışlarını tezgâhtara ve onun bir çocuk müşterisine çevirmişti.


*


Freor çocuğa cebinden çıkardığı 3 giganı verince çocuk koşturarak patates tezgâhına yöneldi ve orada tezgâhtarla neşeli bir sohbet etmeye başladı. Derken Freor da aynı kahkahaları duyarak bakışlarını o tarafa çevirdi.

Beyaz önlüklü, delice bakışları olan ve tüm pazar sakinlerinin onu görünce kenara kaçmasına neden olacak kadar korkunç, tüy tüy saçlara sahip olan bir adam elini cebine atmış tezgâhtara doğru ilerliyor ve bir yandan da kahkahalar atıyordu.


*


Hem Freor hem de Ulrak tezgâhta ki pazarcı ile çocuğa yaklaşmakta olan ve deli gibi gözüken, gözükmekle de kalmayıp delice kahkahalar atan adamın suratında ki ve cebinde olmayan sol elinde ki yanık izini gördüler.

Ama Ulrak başka bir şeyin daha farkındaydı. Bu adam bir simyacıydı...


*


Asgard beyaz önlüğü olduğunu gördüğü ve bir simyacı olduğunu düşündüğü adamın gittiği yönde kalabalıkta ilerlerken bir anda pazarın iki farklı yöne ayrıldığı bir yol ağzına geldi. Sağ tarafta sol tarafta meyve reyonları ile doluydu ve iki tarafta ilerde neler olduğunu göremeyeceği kadar kalabalıktı.

Derken sağ yoldan bağzı bağırışların geldiğini duydu. Hangi yönden gidecekti?


*


Salemlerin enerjileri kontrol etmeleri daha kolaydır ama onları ayırmaları ve doğru olanı seçmeleri her zaman için daha zordur. Bilindiği gibi Salemlerin bakışları her zaman daha ileridedir. Kendi yakınlarında var olanı pek göremezler ve hatta habersizdirler. Gözler uzağa odaklanmıştır.

Mekisa da bir salemdi. Bir büyücü ve bir salem...

Mızrak ileriye doğru uzanırken o yakınında olan onlarca kırmızı enerjinin farkına varmamıştı bile. Uzağında ki kırmızı enerjinin farkındaydı ve onu tutmak için mızrağını ileriye doğru sapladı.

Pazarcının kafasının üzerinde ki kırmızı enerji çatal mızrağın ucunda yer aldığında ve Salem tarafından geriye çekildiğinde çoktan dağılmış haldeydi. Enerji mızrağın ucunda parçalara ayrıldı ve dağılarak mızrağın etrafında bir çok minik enerji parçacığına dönüştü.

Başının yanına mızrak saplama hareketi yapıldığını gören pazarcı korku ile geriledi ve bunu bir saldırı olarak algılayarak harekete geçti ama diğer salem çoktan ne olduğunu anlamıştı. Dostunun bir büyü yaptığını fark etmişti.

Salem, Mekisayı korumak istercesine araya girdi ve o anda pazarcılar avaz avaz bağırarak saldırdılar.

Mekisa mızrağın etrafında ki ufak enerjileri tek tek toparlarken ve onları parmaklarının arasında ince iplikliklere dönüştürürken pazarcılar öndeki saleme saldırmaya başlamışlardı bile.

Mekisa bir an konsantresini kaybeder gibi oldu ama sonra hızla kendisini toparlayarak ipi pazarcılardan birisine yolladı.

Enerji ipi bir an adama değdi ardından adam içinde ki öfkenin boynuna dolandığını hissetti. Diğer ipi de yollamaya çalışan Mekisa'nın elinde ki ip elinden kurtulmuş ve yine aynı pazarcıya doğru yönelmişti.

Mekisa son anda başarısız olan büyüsüne bakarken büyünün etkisinde ki pazarcı dizlerinin üzerine çökmüş öfke ile boynunu tutuyor sanki boynuna dolanmış bir şey varmışçasına ondan kurtulmaya çalışıyordu.

Mekisanın büyü yaptığı sürede onu korumak için pazarcılarla kavga eden diğer salem şimdi çok hırpalanmış gözüküyordu ama arkadaşlarının garip davranışına şaşıran pazarcılar bir an durarak yerde ki arkadaşlarına baktılar. Ardından anlaşılan oydu ki saldıracaklardı...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Ozan eşşeğine çekerek iki tezgâh arasındaki daracık aracıktan geçirmeye çalışırken eşek yanda ki tezgâhtan kan kırmızı bir elma kaptı ve katır kutur yemeye başladı. İki yanda ki tezgâhtar da "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diye bağırarak oraya gelirlerken eşek ve ozan arkasında da barbar tezgâhların arkasına ulaşmışlardı.

şimdi iki pazarcı dan elma tezgâhının sahibi "O elmanın parasını vericeksin!" diye ozana bağırırken diğer pazarcı "Sen ne yaptığını sanıyorsun? Tezgâhların arkasına geçmek yasak!" diye bağırıyordu.

Bu feryat figana bir de bebeğin çığlık ata ata ağlaması karıştı...

Ozan iki pazarcı ile uğraşırken barbar şimdi önünde çığlık atan bebekle baş başa kalmıştı. Her şeye rağmen bebeğin o ufak ve çaresizliği iri yarı barbarın ruhunu dağlamayı başarmıştı.


*


Winarf ve Khutai delice koşarlarken arkalarında ki iki muhafız birbirlerine nefret kusarak kavga ediyor ve diğer muhafızlarda onları ayırmaya çalışıyorlardı. O bir anlık unutkanlıkları amaçlarının kaçmasına neden olmuştu.

şimdi delice koşan iki adam pazarda iki sokak ayrımı olan bir noktaya geldiler ve hiç düşünmeden diğerine daldılar. Pazarın kalabalığında koşmaya devam ederlerken artık arkalarında ki muhafızları ektiklerini düşünüyorlardı.

Barbar hiç yorulmamıştı ve koşmaya devam ediyordu ama Winarf zorla nefes almaya başlamıştı. Zaten çok yorgundu ve bir de bu pazarın kalabalığı onu boğmaya başlamıştı.

Derken Khutai bir bebeğin ortalık yıkan bağırışlarını duydu ve bebeğin çığlıklarının geldiği yöne baktığında karşısında bir barbar ile bir eşek hatta iki pazarcı ve onlarla tartışan başka bir adam daha gördü. Hepsi bir elma tezgâhının arkasındaydılar ve şiddetle kavga ediyorlardı.

Ama Khutai'nin asıl dikkatini çeken barbardı. Bozkırlardan gelen birisi... burada...

Derken yorgun Winarf yere çöktü ve öylece kaldı. Biraz dinlenmeli ve hava almalıydı. Ama bu kalabalıkta bunu nasıl başarabilirdi ki? Ã?nce gayet onu yoran bir büyü, ardından da uzun bir koşu. Kaç sokak dönmüşlerdi? Sayamamıştı... Kurtulmuşlardı ama çok yorulmuştu... Ayakta duracak hali bile yoktu...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Ayrı Gayrı hanında Balbo Amca bana yardım edecektir! diye düşünüyordu Trias.

Paketi cebine koymuştu ve kimseye göstermiyordu. Kadın neden korkmuştu? Onu sakla demişti.

Derken Trias önünde ki ara sokakta sesler duydu.

"Bu çok kolay oldu." diyordu ince ve kibar bir ses. "O mektubu almakta zorlanmadım."

"Başrahip bundan çok memnun kalacaktır!" dedi kalın insanın içini ürperten başka bir ses.

Karşısında ki sokak sola doğru dönüyordu ve konuşanların orada olduğu belliydi. şu anda kimseyi göremiyordu. Ã?nünde sokak bitiyor ve sola doğru dönüyordu.
User avatar
khutai
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Sun Jan 01, 2006 10:00 am
Location: Barbar Bozkırları(Meleran)
Contact:

Post by khutai »

Khutai kalabalığın arasında hızla koşarken küfürler ediyordu kesik solukların arasında.

"Bin babanın oğllarııı.Fırıncının torunları"Lanet olasıca uygar domuzlar!!!"

Khutai kafasındaki küfürlerle o kadar meşguldü ki arkasından büyücünün gelip gelmediğini bile düşünmüyordu.Sıcak havada rezalet bir kalabalığı yararak koşturmak oldukça yorucu ve sinir bozucuydu ki tüm küfürler bu yüzdendi zaten.Birde O sırık büyücüyü düşünecek değildi.Ã?ünkü o bir barbardı ve bozkırlarda her barbar kendinden sorumluydu.Ã?ünkü kendi tanrısı Horn du ve Horn kendi başının çaresine bakabilen insanların tanrısıydı Khutai"a göre.

"Ahhh lanet olsun sıcak beynimi sulandırmış olmalı "Dedi mırıldanarak"

Hızla koşmaya devam ediyordu ki kalabalığın sesini yaran tiz bir bebek ağlaması yavaşlattı Khutai"ı.Sesin geldiği yöne şaşkın şaşkın bakınırken bir barbar görünce duraksadı.Ardından bir eşek ve birkaç tane daha adam gördüğünde bişeylerin olduğundan emin bir tavırla izlemeye başlamıştı.Olanları anladığındaysa sıkıntıyla arkasındaki büyücüye mırıldandı.

"Sırık bu pazarın her yerinde kavga mı ederler?"

Khutai etrafına bakınarak muhafızları atlattıklarını düşünüyordu.Neşeyle gülümseyerek arkasını döndüğündeyse büyücü çoktan yere çökmüş nefes nefese duruyordu.Khutai gülümseyerek elini uzattı ve şakacı bir tavırla konuştu.

"Heyy dostum yorulmuş gibi bir halin var ha?"

Göz kırparak sözlerini bitirmişti.Aklında bir an önce gidip şu barbarla tanışmak vardı.Ama bu arada başka bir kavgaya müdahale etmekte istemiyordu.Kafasındaki çelişkilere aldırmadan bu büyücüyü alıp orda kavga eden barbarın yanına gitmeye karar vermişti.Bir de şu sırık kendini toparlasa diye de iç geçiriyordu.
Horn ölüleri say!!!!!
FrontsideAir
Gölge Ustası
Posts: 1245
Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul (İzmir)
Contact:

Post by FrontsideAir »

Ã?ocuk giganları alınca adını sorduğunu bile unutmuş, koşturarak patetes tezgahının önüne gitmişti. Ailesini arayacaksa gücünü toplamalı ve çocuğun da güvenini kazanmalıydı. Ã?ocuğun pazarcıyla tatlı tatlı pazarlık ettiğini görünce aklına kandi çocukluğu gelmişti.

İnkar'da da defalarca düşünmüştü çocukluğunu. Zor anlarında hep ailesiyle yaşadığı güzel günler ona moral vermişti. Hep ailesinin onunla gurur duyacağını düşünerek teselli bulmuştu. Annesinin yüzü zar zor aklına gelince gözleri yaşardı. Bu pasaklı çocuğa sevgi beslemeye başlamıştı..

Hiihohohoo

Birden duyduğu gür kahkahayla yerinden sıçradı. Beyaz önlüklü,yanık yüzlü, dağınık saçlı bir adam kahkahalar atarak tezgaha yaklaşıyordu. Bir irkilmeyle adamın dokunma menzilinden uzaklaştı. Deli gibi görünüyordu adam..

Kendi kaderini hatırlayan Freor "Belki de deli değildir." diye içinden geçirdi. Ama yıllarca delilerle yaşamıştı ve adamın deli olduğu şüphe götürmeyecek kadar açıktı. Belaya bulaşmak istemiyordu ama çocuğu adamdan uzaklaştırmalıydı..

Adama kaçamak bakışlar atarak çocuğun yanına doğru giderek ağzının kenarıyla "Başka yerden alırız patatesi." deyip çocuğun elinden tutarak onu götürmeyi deneyecekti..

Code: Select all

Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.

Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..
User avatar
lord_ariakan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 31
Joined: Sun Dec 25, 2005 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by lord_ariakan »

Dayanmalıydı"Lanet olsun ki yoldaşı barbar kadar güçlü değildi.Barbarın koşarken izlemek bile büyücüyü yoruyordu.Adamın hala şikayet etmeden onca yolu hiç durmadan koşmasına inanamıyordu.Anlaşılan bu adamı biraz küçümsemişti.

""Tamam tamam"" diye itiraf etti.""Onu haddinden fazlan küçümsedim.Hıh!Sözde bi daha hiçbir şeyi hafife almayacağım konusunda kendime yemin etmiştim.""Büyücü koşarken harcadığı çabayı kelimelerle tarif edemezdi.Boğazındaki tükürükler balgam yapmıştı ve nefes alıp verirken hırıltılı bir ses çıkarmasına neden oluyordu.Tabii nefes almak için zaman bulabilirse..

Döndükleri her virajda,attıkları her adımda ve geçtikleri her tezgahtan sonra barbara bakıp ne zaman duracağı konusunda adamla birkaç laf etmek istiyordu.Ama hem muhafızların hala peşlerinde olabilme ihtimali,diğer yandan ise-ki en önemlisi de buydu-bu herife zayıf biri olduğu izlenimini uyandırmamaktı.

""Onun o kalın kafası benim büyüm için harcadığım enerjiyi nasıl alabilir ki?O değersiz postunu kurtardığım için bana bir kere bile teşekkür etmedi.Ama bu adamdan beklediğim şey kuru bir teşekkür değil en azından şimdilik.""

Winarf cüppesine takılmamak için ikide bir ayaklarını kontrol ediyor bi yandan da tedirginlikle arkasını kollayarak onları izleyen bir muhafız olup olmadığına bakıyordu.Ve sonunda büyücü tükenmek üzereyken barbar durdu.Winarf da öyle.Büyücü öğlen sıcağına lanet etti.Etrafındaki bir ordu kadar gürüldü çıkaran pazarcılara lanet etti.Birkaçına sanki karşısındakinin ruhunu çekip alacakmış gibi buz gibi bakışlarla baktı.


Winarf sonunda daha fazla dayanamadı ve olduğu yerde yere çöktü.Artık enerjisini harcayamazdı.Çok yorulmuştu ve bedeni bitap düşmüştü.Büyücü yanında ayakta kalan ve sanki daha bi kaç Dakka önce o kadar mesafeyi başkası koşmuş gibi duran barbara bakarak sırıttı.Bu herifin sıkı bir tip olduğu belliydi.Winarf barbarın kendisine doğru döndüğünü gördü.Adam koca elini büyücüye uzatmıştı.


Eskiden olsa Winarf ona göre kendisinden daha alt seviyede olduğuna inandığı bu ilkel kas yığınının yardımını onu hor görerek reddederdi.Ama büyücü çok önemli dersler almıştı.İlk dersini başarıyla geçmişti.Hiçbir zorluk karşısında yılmayarak hırsıyla iradesi sağlamlaştırmıştı.şimdiyse kader önüne acı bir ders daha çıkartıyordu.Hayatta kalabilmek için herkes başkalarına muhtaçtır.

Wİnarf düşüncelere dalarak barbara baktı.Adam ona yardım elini uzatıyordu.Tıpkı muhafızlardan kaçması için büyücü ona nasıl yardım ettiyse"Kaldı ki şu anda acilen birilerinin yardımına ihtiyacı vardı.Ama gururu ve kendisine olan aşırı güveni galebe çalmıştı.Büyücü gece göğü kadar karanlık gözlerini barbara dikti ve hırlayarak elini kenara itti.Güçlükle de olsa doğruldu.

""yardımın için teşekkür ederim ama ben her yorulduğunda başkalarını yardımına ihtiyaç duyan biri değilim dostum.Gücünü ve yardımlarını başka zamana sakla""dedi.Ama içten içe hala bir tereddüt de yaşıyordu.Tam bu sırada Winarf barbarın dikkatini başka bir olayın çektiğini fark etti.Bakışlarını "barbarın bakışlarını-takip ederek karşısına baktı ve bu günün daha neler getireceğini düşündü.Ã?ünkü karşısında oldukça ilginç bir ekip duruyordu.
şerefim onurumdur,onurumsa yaşamım...
User avatar
khutai
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Sun Jan 01, 2006 10:00 am
Location: Barbar Bozkırları(Meleran)
Contact:

Post by khutai »

Khutai büyücünün bu hareketi altında yatan nedenleri anlamıştı ve bu oldukça hoşuna gitmişti.Sanıyordu ki bu büyücü göründüğünden daha fazlaydı.Khutai ona aldırmıyormuş gibi bir tavır takınarak hafifçe gülümsedi ve doğrularak kavganın olduğu yana döndü.Gözleriyle etrafı kolaçan ederken mırıldandı"

"Haklısın galiba sırık ,bu gidişle birbirimize yardım için oldukça fırsatımız olacak sanırım?"

Aslında cevap amacı güden bir soru değildi bu ve sadece kendi kendine mırıldandı Khutai.Gözlerini barbara kitlemişti ve kafasını hafif arkaya çevirerek büyücüye niyetini söyledi"

"Dostum şu ilerideki kavgayı görüyor musun?Orda bir barbar var sanırım birazdan pazarcıların kafasını yaracak gibi duruyor ama şu eşeğin yanında da bi velet var avazı çıktığı kadar bağarıyor lanet şey.Ben diyorum ki şu garip heriflere yakından bakalım ha ?Onlarda benim gibi bu şehre yabancı duruyor?Geliyor musun?"

Khutai büyücünün cevabını beklemeden yola koyulmuştu bile...
Horn ölüleri say!!!!!
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Her bir yandan gelen seslerin ve kalabalığın bunaltılıcılığını kafasına çok takmadığında Ulrak aslında pazarın oldukça eğlenceli olduğunu düşünmeye başladı. Hep merak ettiği başka şehirlerin insanları bu pazarda buluşmış dolaşıyorlardı. Bir sürü çeşitte giysiler, bir sürü çeşit insan bir sürü değişik yaşam. Bu pazar gerçektende yaşıyordu.

Diğer insanlardan bir parmak daha uzun olmasının avantajıyla atrafını daha rahat görebiliyordu ve kellelerin pazarda bir sağa bir sola hareketlerini seyretmek gerçektende ilginçti.

Hiihohohoo

Sesle aynı anda bütün kafaların aynı yöne döndüğünüde fark etti. Tüm kafaların döndüğü yerde ise beyaz önlüklü tüy sakallı biri gülüyordu. Adımlarının yönü patates tezgahına doğru olsada hedefi önündeki çocuk gibi gözüküyordu. Bu adam belkide sadece bir oyuncuydu, yada çocuğun amcası, yada belkide gerçek bir kaçık. şehire yeni gelmiş biri bilmediği olaylara karışmaya ne kadar istekliyse Ulrak'ta o kadar istekliydi.

Adamdan uzaklaşmaya çalışan kalabalık yüzünden zaten dar olan pazar yolu oldukça karışmış ve hareket etmek oldukça zor hale gelmişti. Böylesi bir kalabalık ve karışıklık her zaman için hırsızların aradığı bir durumdu. Ulrak yanındaki çuvalını daha sıkı kavradı ve göğsünün önüne kaldırdı. Gözleri ise beyaz önlüklü adamın çocuğa doğru yaklaşmasına bakıyordu.

Ulrak tekrar etrafına baktı ve cüppe giymiş bir adamın çocuğa doru gittiğini fark etti. Belkide bir oyun olabilecek bu gözterinin nereye gideceğini merak etmeye başladı. Pazarda hızla gittiği bir yer yoktu, zaten önünde daha 5 günü vardı...

Birden aklına geldi. Böylesi büyük bir pazar her zaman açık olmazdı ve dışarıdan gelen insanlar pazar sebebiyle şehirde 1 gün fazladan kalmayı seçmiş olabilirlerdi. Böyle bir durumda hanların dolu olma ihtimali diğer zamanlara göre çok daha fazlaydı. Yanındaki yetersiz parası ile kalabileceği tek hanın pazarın içinde olması ise bu pazarın daha gözde olmasına ve dolu olma ihtimalinin artmasına sebep olacaktı. Buradan yola çıkarak orada küçük dahi olsa bir oda bulma ihtimalinin diğer hanlara oranla daha düşük olduğu düşünebilirdi.

Telaşlı Ulrak, tekrar Ferei'nin ona gösterdiği yola döndü ama rahat etmeyen vicdanı son bir kere daha baktı deli görünümlü adamla çocuğun olduğu tarafa.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Aslında pazarcılar haklıydı bu dar yerden geçmeye çalışırken adamların tezgahlarını bile devirebilirlerdi.İşte bu gerçektende çok can sıkıcı olurdu.Grog bir an gözlerini kapattı ve gökyüzüne baktı.

"Ulu Horn sen bana sabır ver!"


Grog ilk başta omuzundan yakalayıp geriye çekmeyi düşündü,ama bu hareketiyle adamların tezgahını devirebilirdi bide eşşek vardı.şimdi bide çocuk ağlamaya başlamıştı,barbarın sabrı taşmak üzereydi.


Barbar hemen geriledi ve tezgahlardan uzaklaşıp açıklığa geldi ve ozana seslendi.


"Nereye gidiyorsun heriflerin tezgahlarını devireceksin o eşşeğide hemen çek ordan!!!"


Grog elmasının parasını isteyen pazarcıya sert bir şekilde yaklaştı,amacı elmanın parasını vermekti ama tezgaha sanki adamı hırpalayacakmış gibi yaklaştı.


"Bir elma yedi nekadar istiyorsun!?"
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Pazarcı üzerine dövecekmiş gibi yürüyen barbara baktı ve "Efendi lütfen terbiyeni takın!" dedi. Ama korkudan bir adım gerilemeden de edememişti. "O elmanın parasını ödemeden hiçbir yere gidemezsiniz o kadar!"

Pazarcı bir an daha barbarın gözlerine baktı ardından sırtını dikleştirerek "3 Gigan istiyorum!" dedi.

O anda Grog'un gözleri tezgâhta yazan fiyata gitmişti bile. Tezgâhta sadece 2 Gigan yazıyordu.

Pazarcı da bakışların fiyat yazısına gittiğini görmüş olacak ki "İzinsizce yapılan hırsızlığın cezası!" dedi.


*


Khutai bulunduğu yerden Winarfla konuşurken ve ona ilginç gruba doğru yöneldiğini söylerken o barbarın pazarcının üzerine doğru yürüdüğünü görmüştü. Pazarcı da bir an gerilemiş sonra yeniden vücudunu dikleştirerek kızgın bir şekilde konuşmaya başlamıştı.
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Grog'a göre bu yapılanın hırsızlıkla alakası yoktu kimse bir hayvanı hırsızlıkla suçlayamazdı hayvan hırsızlıktan ne anlardı.Grog elmanın fiyatını sormak için adama yanaşmıştı fakat adam ona dikleniyordu.Grog sakin olmak için kendini zorladı.


"Bana bak adam, birincisi bir hayvan hırsızlık yapamaz bunun ne anlama geldiğini bilebilmez ikincisi..." Grog bu sefer inanılmaz derecede vahşi ve sinirli bir şekilde adama gözlerini dikti,düşmanı olduğu herşeyi sanki bu adamın gözlerinde görmüştü Grog.


Grog bir anda pazarcının yakasına yapıştı ve adamı kendine doğru çekti.


[/i]"Bana bak bu dünyada en çok nefret ettiğim şeylerden biride bana kazık atılmaya çalışılmasıdır!!! sana iki gigandan fazlasını vermem eyer hala üç giganda ısrar edersen sana on giganlık bir dayak atarım!!!"


Kimse kimseyi cezalandırma hakkına sahip değildi heleki Grog savaşşarkısını.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Slach
Gölge Ustası
Posts: 759
Joined: Sat Nov 13, 2004 10:00 am
Location: Eskişehir
Contact:

Post by Slach »

Asgard kalabalık arasında güçlükle ilerliyordu. Kalabalığa ve içinde bulunduğu durama lanetler ederek ve homurdanak simyacı sandığı adamı arıyordu. Birkaç kişinin bağıra bağıra küfür ettiğini duydu ama bunlara hiç aldırmadan yoluna devam etti.

Kısa bir süre sonra pazarın 2 yola ayrıldığını gördü. Bu sefer çevredeki bir kaç kişniin ona ürkerek bakmasını sağlayacak şekilde lanet etmişti. Kulak kabartıp etrafı dinlediğinde kalabalığın yarattığı kuru gürültüden daha fazlasını işitmeye başlamıştı.

Hiç düşünmeden o gürültünün çıktığı yere doğru ilerledi. Kendini bunu bir işater gibi bir şey olduğuna inandırmıştı ve bunun bir çok kez birşeylere yaradığını ama bir çok kez de çok zor durumda bıraktığını hatırladı.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Deli adam oldukça şaşkına çevirmişti onları. Freor şimdi çocuğu ordan alıp götürmeye karar vermişti. Bir çok yerde patates vardı elbet...

Ulrak ise dönmüş, dayanamıyor ve bu deli adamı izliyordu.

Ama...

Freor daha çocuğun yanına yetişemeden beyaz önlüklü deli adam elini cebinden çıkarttı ve ucunda bir tıpa olan bir şişeyi parmağını tıpanın üzerine koyarak çalkalamaya başladı. Tıpa ile birlikte resmen adamda çalkalanıyor, tezgâhın önünde dans ediyordu.

Hiihohohoo Hoh hoh hooooooo

Herkes, hatta Freor bile durmuş şaşkınca adama bakıyordu.

"Deli mi ne bu?"

"Ne yaptığını sanıyor?"

"O şişenin içinde ki şey de ne?"

şimdi şişe Ulrak'ın dikkatini çekmeyi başarmıştı. şişe de ilginç bir madde olmalıydı. Rengi açık bir pembeden koyu bir kırmızıya doğru dönüyordu.

Hi Ho Ho Hiiiiihohahohoooooo

Adam yavaşça çocuğun yanında durdu ve "Patateslerin çok taze görünüyor komşu!" dedi.

Tezgâhtar adama gülümsedi. O anda Ulrak da Freor da bu gülümsemenin dostça olduğunu fark ettiler.

"Bana getireceğini söylediğin toprak solucanlarını getirdin mi?"

Kalabalığın arasından bu soruya şaşıran bir kadın seyircinin çığlığı duyuldu. "Toprak solucanları mıııııı?"

Tezgâhtar olumlu şekilde başını sallıyordu ki bir an kadına baktı ama beyaz önlüklü adam buna aldırmadı bile. "Onları almam mümkün mü komşu? şu cebimde ki şişeleri üzerlerinde denemek için sabırsızlanıyorum ve bu günlerde şehir fareleri bile iyi saklanır oldular. Anlıyorsun değil mi beni?"

Durmuş orayı izleyen kalabalıktan bir kaç kişi söylene söylene dağılmaya başlamıştı.

Ã?ocuk sırasını bekliyordu ama anlaşılan şimdi patates almak için beklediği sırada daha da bir geri sıraya atılmıştı. Ã?ünkü bu simyacının nedense pazarcı için bir önceliği var gibi gözüküyordu. Pazarcı adama nedense çok dostça davranıyordu.

Ama kalabalıkta adama karşı en çok ilgi duyan Ulrak olmuştu. Adamın bir simyacı olduğunu daha şişeyi gördüğü anda kavramıştı...
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests