Morien karşısında açılan kapıdan yavaşça geçti ve kan havuzunun olduğu hole geldi. Işıklı varlığın ona verdiği güç sayesinde etrafı rahatça görebiliyordu. Herkes oradaydı. Güzel diye düşündü ve kapıdan geçti. Morien'in geçişiyle birlikte kapı arkasından yavaşça kapandı.
Artık herkes kan havuzunun olduğu yerde toplanmıştı. Morien konuştu.
- Evet kaos inananları. *O*nun bir elçisi bana geldi ve burada toplanmamız gerektiğini söyledi. Sanırım şimdi beklemek zorundayız.
Fazla da beklemeleri gerekmemişti. Bir an için ana kordiorun kan havuzuna bağlandığı kapının orada ufak bir parlama başladı. Odadaki *herkes* bu parlamayı rahatça görebiliyordu. Mavimsi ışık yavaş yavaş büyüdü ve daha önce Efla'nın, Krayns'ın ve Morien'in görmüş oldukları şekilsiz cisme dönüştü ama dönüşümü burada yarım kalmadı. şekilsiz cisimden kollar ve bacaklar biçimlenmeye, hatta ve hatta giysiler oluşmaya başladı. Evrim sadece bir kaç saniye sürmüştü ki karşılarında mavi bir zincir örme zırh giyen mavi pelerinli bir kadın belirmişti. Kadın belirdiği anda ortamdaki ışık sönmüş ve oda Bloodlight için yeniden karanlığa dönüşmüştü.
Oda tiz bir kıkırdamayla doldu ve ardından aynı ses tiz bir ses tonuyla devam etti.
- Selam ola Kaos'un Seçilmişleri. Sizleri diyarımızda görmeyeli uzun zaman olmuştu. dedi ve biraz durduktan sonra,
- En azından siz ikinizi diyerek Efla ve Morien'i gösterdi. Umarım bulunduğunuz diyarda işe yaramışsınızdır. dedi ve yeniden kıkırdadı.
Kadın havada kısa süre süzüldü ve askerleri inceledi. Ardından,
- Yazık. Apocalypse'in kendi ordusunda karanlıkta adam gibi görebilen kimse yok. dedi ve ellerini havaya kaldırarak bir kaç kelime söyledi. Kadının sözleri bittiğinde Efla, Dafnet, Raziel ve Krayns'ın siyah beyaz görüşleri renklileşmiş, Bloodlight'sa artık renkli bir şekilde görebilir hale gelmişti.
- Evet. şimdi devam edebiliriz. dedi kadın ve biraz hüzünlü bir hal aldı.
- Efendi gittiğinden beri bazı problemler yaşıyoruz. Kendisine Kathluk adını veren bir iblis lordu yanına yandaşlar topluyor ve pandemonium'un sonsuz toprakları üzerinde hak iddia ediyor. dedi ve başını hafifçe salladı.
- Bazıları efendiye sadık ama sayıları azalıyor. Bilmedikleri şey, efendinin bunları öngörmüş olduğu. Sizin tapınağı korumak için buraya geleceğinizi öngörmüştü. Ve işte buradasınız. dedi ve bir an durdu. Kaşları hafifçe çatıldı. Ardından,
- Herneyse. Probleminiz şu. Tapınak Apocalypse'in gücünün en yoğun olduğu noktalardan birisi. Bu yüzden burası Kathluk'un dikkatini çekecektir ve kısa süre içinde tapınağınıza saldıracaktır. Bu sebeple onu koruma görevinizde haliyle başarısız olacaktır. Siz seçilmişlerin burada zamanla edineceği güçler bile Kathluk'un topladığı iblislerle ulaştığı güce karşı duramaz. Bu sebeple daha güçlü bir şey kullanmak zorundayız.
- *O* bunuda öngörmüştü ve sizin için ufak bir hediye bıraktı. Tek problemi nedense hediye üzerinde çalışırken bir anda diyardan çıkmak zorunda kalması. Yani anlayacağınız tapınağınızı korumak istiyorsanız hediyenize ulaşmak zorundasınız. dedi.
- Size yakın zamanda bir rehber tahsis edilecek. Bu arada, dedi ve Efla'yı işaret ederek, o tabletleri kaybetme zira ihtiyacınız olacak. Onlar olmadan dışarıda bu şeyler (drowları ve insanı göstermişti) hayatta da kalamaz zaten. Siz şeyler de bu tabletleri taşıyandan fazla uzaklaşmayın. dedi ve hafifçe sırıttı.
- Sormak istediğiniz bir şey?
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.