by Firble » Thu Nov 18, 2010 3:02 pm
Hmmm... Bu konudaki goruslerimi zamaninda sitede diger arkadaslarla epey bir tartismistim... Ama yeniden yazayim... Oncelikle hikaye ya da oykuden cok siir yazmayi sevdigimi belirtmeliyiz, siirin kuralsizligi ve ozgurlugu acikcasi beni cekiyor... O nedenle daha once daha cok sairlik hakkinda yazmistim, ama ayni fikrim yazarlik icin de gecerli....
Oncelikle yazmaya baslayan bir kisi, bu ise kendini kucumsemeden baslamalidir bence... Yazar olmak ya da sair olmak icin bence tek sart vardir o da yazmaya baslamak... Elbette buyuk yazar ve buyuk sairlerin, ya da benim sevdigim sekilde ifade edecek olursak ustadlarin varligini reddetmiyorum. Ama soyle dusunuyorum, her zaman daha iyi yazar, daha iyi sair olmak mumkundur ama yazar olmak ya da sair olmak icin gecilmesi gerekilen bir esik yoktur. Yani yazarlik ya da sairlik varilacak bir hedef degil yurunecek yoldur.. O nedenle yazmaya basladiginiz andan itibaren kendinizi yazar ya da sair olarak gormekten cekinmeyin bence...
Ikincisi... Bazen oykuler veya siirler oylesine akip gider.... Ozellikle siirde buna daha fazla rastlarsiniz, ama oykulerde de olabilir bazen bu... Yani oturursunuz masanin basina kalemi veya klavyeyi alirsiniz, aklinizdan gecen kendiliginden yaziya dokulur... Ve kimi zaman cok guzel bir oyku veya siir de cikabilir. Bu cogu insanin yapabilecegi bir seydir bence... Hemen her insan icinde beliren guclu bir duyguyu veya fikri ifade etmek istedigi anlari yasar. Bu ani tam yasadiginiz sirada, aslinda onu oykulestirmek, siir haline getirmek cok da zor degildir....
Ama bazen, baska cok daha karmasik bir seyi, cok daha ayrintili uzun bir oyku ya da siirde ( eh siirler de bazen romanlar kadar uzun olabiliyor ) anlatmak isteyebilirsiniz... Bu durumda oncelikle insanin anlatmak istedigine konsantre olmasi en dogrusudur bence... Buyuk bir hikayede ya da siirde zaten bircok yan hikaye, yan duygu ve dusunce de belirir. Ama gerek ana hikaye, gerekse yan hikayede asil anlatmak istediginize konsantre olmak en dogrusudur bence... Ve hikayenin ana cercevesi ve yonu bence bu anlatmak istenilen tarafindan cizilmelidir.... Yani hikayedeki karakterinize sempati duymak, ya da hikayede bir seyin olmamasini istemek insanin yasayabilecegi bir seydir... Ama hikayede olmasi gereken hep olmalidir.
Hikaye veya siirlerdeki ayrintilara gelince, tasvirler mesela benim icin cok zordur. Hic tasvir yapmamakla, cok ayrintili tasvir yapip, asil oykuyu bir tarafa birakmak arasinda gelip giderim genelde.... Ama aslinda tasviri de anlatmak isteginizi anlatacak bir arac olarak gormek belki en dogrusu... Ne kadar tasvir yapilacagini her yazar kendisi belirlemeli... Ama bu konuyu da bence gelisi guzel yapmamali, yani zihninin bir kosesinde surekli gerekli tasvir miktarini sorgulamali, cunku bir karakter veya mekani anlatma isteginin, asil oykunun onune gecme ihtimali hep var.
Son olarak, oyku guncel ya da tarihi bir mekan, bilimsel bir konu, bilinen bir insan, ya da canli uzerine ise... Kimi zaman bir parca arastirma yapmak gerekebilir... Ama konu hakkindaki bilginizin dort dortluk mukemmel olmasina gerek yok. Hicbir oyku gercegi butunu ile yansitamaz bazen bilerek isteyerek yansitmaz hatta... Boyle bir arastirmadan sonra da gercegi evirip cevirip zihninizdeki oykunun uzerine oturtmaya calisin bence... Tersi olmasin, yani gercek Dunya sizin oykunuzu esir almasin...
Eh iste arkadaslar kendi halindeki bir yasli gnom ozanin tavsiyeleri bunlar... Son olarak da hadi tavsiyeleri cok ciddiye almayin diyerek bitireyim.. Yukaridaki tavsiye de buna dahil... ( Bu paradoksu hep sevmisimdir. ) Onlari bir rehber olarak gorun, ama en son ne yapacaginizi belirleyen hep kendi kafanizin icindeki ses olsun, bir baskasinin dusunceleri degil...
Hmmm... Bu konudaki goruslerimi zamaninda sitede diger arkadaslarla epey bir tartismistim... Ama yeniden yazayim... Oncelikle hikaye ya da oykuden cok siir yazmayi sevdigimi belirtmeliyiz, siirin kuralsizligi ve ozgurlugu acikcasi beni cekiyor... O nedenle daha once daha cok sairlik hakkinda yazmistim, ama ayni fikrim yazarlik icin de gecerli....
Oncelikle yazmaya baslayan bir kisi, bu ise kendini kucumsemeden baslamalidir bence... Yazar olmak ya da sair olmak icin bence tek sart vardir o da yazmaya baslamak... Elbette buyuk yazar ve buyuk sairlerin, ya da benim sevdigim sekilde ifade edecek olursak ustadlarin varligini reddetmiyorum. Ama soyle dusunuyorum, her zaman daha iyi yazar, daha iyi sair olmak mumkundur ama yazar olmak ya da sair olmak icin gecilmesi gerekilen bir esik yoktur. Yani yazarlik ya da sairlik varilacak bir hedef degil yurunecek yoldur.. O nedenle yazmaya basladiginiz andan itibaren kendinizi yazar ya da sair olarak gormekten cekinmeyin bence...
Ikincisi... Bazen oykuler veya siirler oylesine akip gider.... Ozellikle siirde buna daha fazla rastlarsiniz, ama oykulerde de olabilir bazen bu... Yani oturursunuz masanin basina kalemi veya klavyeyi alirsiniz, aklinizdan gecen kendiliginden yaziya dokulur... Ve kimi zaman cok guzel bir oyku veya siir de cikabilir. Bu cogu insanin yapabilecegi bir seydir bence... Hemen her insan icinde beliren guclu bir duyguyu veya fikri ifade etmek istedigi anlari yasar. Bu ani tam yasadiginiz sirada, aslinda onu oykulestirmek, siir haline getirmek cok da zor degildir....
Ama bazen, baska cok daha karmasik bir seyi, cok daha ayrintili uzun bir oyku ya da siirde ( eh siirler de bazen romanlar kadar uzun olabiliyor ) anlatmak isteyebilirsiniz... Bu durumda oncelikle insanin anlatmak istedigine konsantre olmasi en dogrusudur bence... Buyuk bir hikayede ya da siirde zaten bircok yan hikaye, yan duygu ve dusunce de belirir. Ama gerek ana hikaye, gerekse yan hikayede asil anlatmak istediginize konsantre olmak en dogrusudur bence... Ve hikayenin ana cercevesi ve yonu bence bu anlatmak istenilen tarafindan cizilmelidir.... Yani hikayedeki karakterinize sempati duymak, ya da hikayede bir seyin olmamasini istemek insanin yasayabilecegi bir seydir... Ama hikayede olmasi gereken hep olmalidir.
Hikaye veya siirlerdeki ayrintilara gelince, tasvirler mesela benim icin cok zordur. Hic tasvir yapmamakla, cok ayrintili tasvir yapip, asil oykuyu bir tarafa birakmak arasinda gelip giderim genelde.... Ama aslinda tasviri de anlatmak isteginizi anlatacak bir arac olarak gormek belki en dogrusu... Ne kadar tasvir yapilacagini her yazar kendisi belirlemeli... Ama bu konuyu da bence gelisi guzel yapmamali, yani zihninin bir kosesinde surekli gerekli tasvir miktarini sorgulamali, cunku bir karakter veya mekani anlatma isteginin, asil oykunun onune gecme ihtimali hep var.
Son olarak, oyku guncel ya da tarihi bir mekan, bilimsel bir konu, bilinen bir insan, ya da canli uzerine ise... Kimi zaman bir parca arastirma yapmak gerekebilir... Ama konu hakkindaki bilginizin dort dortluk mukemmel olmasina gerek yok. Hicbir oyku gercegi butunu ile yansitamaz bazen bilerek isteyerek yansitmaz hatta... Boyle bir arastirmadan sonra da gercegi evirip cevirip zihninizdeki oykunun uzerine oturtmaya calisin bence... Tersi olmasin, yani gercek Dunya sizin oykunuzu esir almasin...
Eh iste arkadaslar kendi halindeki bir yasli gnom ozanin tavsiyeleri bunlar... Son olarak da hadi tavsiyeleri cok ciddiye almayin diyerek bitireyim.. Yukaridaki tavsiye de buna dahil... ( Bu paradoksu hep sevmisimdir. ) Onlari bir rehber olarak gorun, ama en son ne yapacaginizi belirleyen hep kendi kafanizin icindeki ses olsun, bir baskasinin dusunceleri degil...