by shalafi666 » Tue Apr 24, 2007 11:12 pm
Hafif eyimli bir tepecikti,sürekli bakımı yapılan bir bahçeymişçesine çimenler düz yeşil ve sağlıklı görünüyorlar,zirvedeki huş ağacının gölgesinde iki sincap bir palamut u çekiştiriyor,serçeler ağacın dallarında köşe kapmaca oynarken cikliyorlar dı..
Bu huzurlu ortamı dağıtan tepeye giderek yaklaşan tangırtı,tungurtu ların arasına sert ve kaba bir lisanda serpiştirilmiş homurtular,ara sıra ne anlama geldiğini anlamanız için lisanı bilmenize gerek bırakmayan yakınmalar eşlik ediyordu.
Kızıl sakalı gün ışığını eğip büküp size pırlanta vari ışımalar yansıtıyordu.üzerinde hafif bir zincir gömlek ki galiba oda sakalı gibi minik değerli taşlarla bezeliydi,sırtına asılı çantasının üzerinden sapı neredeyse kendi boyuna denk kocaman bir çift ağızlı balta ilk bakışta gözünüze çarpan özellikleriydi.
Ağır dengini korkunç bir gürültüyle huş ağacının dibine bırakırken bu gözlemlerin sahibi sincap ciyak ciyak ağacın yüksek dallarına koşturdu.daha korkusuz yahut arsız serçelerse çoktan çantanın üzerine birer ikişer kırıntı arama pikeleri yapmaya başladılar.
Durnick kapıkulbu nam ı diyar cüce savaşçısı;elbet bir gün tüm diyar onun savaş efsanelerini duyacaktı simdilik devasa kötü kalpli kargalardan kurtardığı birkaç çiftçinin minnettarlığıyla yetine bilirdi.kendisini pof diye kalçalarının üzerine yumuşak çimenlere bıraktı ve bir an başını huş ağacının serin gövdesine dayayarak gözlerinin kapanmasına izin verdi.
-kapıkulbu beyinli,kender dostu kadim salak.diye yerdi kendi kendini.
Sen ne iflah olmaz bir budalasın ki deniz olması gereken yerde çöl,vadi yerine göl bulmana rağmen aptal haritanın kender yapımı olduğunu ancak iki ay kullandıktan sonra fark edebildin.
Reorx tüm sakallarımı yolsun bu tanrıların yolunu kaybettiği yerde yalnız bir cüce olarak ölücem.etlerimi kargalar didikleyecek ve kemiklerimi çakallar kemirecek,hah işte belki o zaman biri kafatasını alırda bi kapıya kulp yapar sende kaderini tamamlamış olursun.
Ã?antasından bira tulumunu ve peynir tekerleğini çıkardı,serçeler ve sincaplar için yanına biraz ekmek kırıntısı atarak tulumu kafasına dikip birasından iki litre kadarını gövdeye indirdi.fırlatma baltalarından birini el altında bir yere saplayıp iç cebinden üzerinde çalışmaya yeni başladığı bir parça ametist kristali öbeği çıkardı.ametistten en iyi mor bir güneş yapardınız fazla uğraştırmaz ve kent pazarlarında gezinen soyluların çok hoşuna giderdi.
Neden sonra aklına kafasını kaldırıp çıktığı tepenin öbür yüzünde ne olduğuna bakmak geldi.
Pekde ufak sayılamayacak bir liman şehrine bakıyordu,bulunduğu tepeden dokları,tersaneleri,Pazar alanını,bir tapınak belikli bir büyü kulesi olan çok yüksek kan kırmızısı bir kule,askerlerin talim alanları ve daha birçok şey görülebiliyordu.
Haritasını çıkarıp kıvrık orman olması gereken yerde bulduğu bu şehre büyük bir lütuf gözüyle yeniden baktı.akşam olmak üzereydi.uzun zamandır yolda olmasına rağmen açık havayı hanların puslu boğuk havasına tercih eden cüce çadırını kurarak geceyi bu sakin tepede geçirmek için hazırlandı.sabah ilk iş şehrin Pazar yerini ziyaret etmeye karar vererek horlamaya başladı.
Hafif eyimli bir tepecikti,sürekli bakımı yapılan bir bahçeymişçesine çimenler düz yeşil ve sağlıklı görünüyorlar,zirvedeki huş ağacının gölgesinde iki sincap bir palamut u çekiştiriyor,serçeler ağacın dallarında köşe kapmaca oynarken cikliyorlar dı..
Bu huzurlu ortamı dağıtan tepeye giderek yaklaşan tangırtı,tungurtu ların arasına sert ve kaba bir lisanda serpiştirilmiş homurtular,ara sıra ne anlama geldiğini anlamanız için lisanı bilmenize gerek bırakmayan yakınmalar eşlik ediyordu.
Kızıl sakalı gün ışığını eğip büküp size pırlanta vari ışımalar yansıtıyordu.üzerinde hafif bir zincir gömlek ki galiba oda sakalı gibi minik değerli taşlarla bezeliydi,sırtına asılı çantasının üzerinden sapı neredeyse kendi boyuna denk kocaman bir çift ağızlı balta ilk bakışta gözünüze çarpan özellikleriydi.
Ağır dengini korkunç bir gürültüyle huş ağacının dibine bırakırken bu gözlemlerin sahibi sincap ciyak ciyak ağacın yüksek dallarına koşturdu.daha korkusuz yahut arsız serçelerse çoktan çantanın üzerine birer ikişer kırıntı arama pikeleri yapmaya başladılar.
Durnick kapıkulbu nam ı diyar cüce savaşçısı;elbet bir gün tüm diyar onun savaş efsanelerini duyacaktı simdilik devasa kötü kalpli kargalardan kurtardığı birkaç çiftçinin minnettarlığıyla yetine bilirdi.kendisini pof diye kalçalarının üzerine yumuşak çimenlere bıraktı ve bir an başını huş ağacının serin gövdesine dayayarak gözlerinin kapanmasına izin verdi.
-kapıkulbu beyinli,kender dostu kadim salak.diye yerdi kendi kendini.
Sen ne iflah olmaz bir budalasın ki deniz olması gereken yerde çöl,vadi yerine göl bulmana rağmen aptal haritanın kender yapımı olduğunu ancak iki ay kullandıktan sonra fark edebildin.
Reorx tüm sakallarımı yolsun bu tanrıların yolunu kaybettiği yerde yalnız bir cüce olarak ölücem.etlerimi kargalar didikleyecek ve kemiklerimi çakallar kemirecek,hah işte belki o zaman biri kafatasını alırda bi kapıya kulp yapar sende kaderini tamamlamış olursun.
Ã?antasından bira tulumunu ve peynir tekerleğini çıkardı,serçeler ve sincaplar için yanına biraz ekmek kırıntısı atarak tulumu kafasına dikip birasından iki litre kadarını gövdeye indirdi.fırlatma baltalarından birini el altında bir yere saplayıp iç cebinden üzerinde çalışmaya yeni başladığı bir parça ametist kristali öbeği çıkardı.ametistten en iyi mor bir güneş yapardınız fazla uğraştırmaz ve kent pazarlarında gezinen soyluların çok hoşuna giderdi.
Neden sonra aklına kafasını kaldırıp çıktığı tepenin öbür yüzünde ne olduğuna bakmak geldi.
Pekde ufak sayılamayacak bir liman şehrine bakıyordu,bulunduğu tepeden dokları,tersaneleri,Pazar alanını,bir tapınak belikli bir büyü kulesi olan çok yüksek kan kırmızısı bir kule,askerlerin talim alanları ve daha birçok şey görülebiliyordu.
Haritasını çıkarıp kıvrık orman olması gereken yerde bulduğu bu şehre büyük bir lütuf gözüyle yeniden baktı.akşam olmak üzereydi.uzun zamandır yolda olmasına rağmen açık havayı hanların puslu boğuk havasına tercih eden cüce çadırını kurarak geceyi bu sakin tepede geçirmek için hazırlandı.sabah ilk iş şehrin Pazar yerini ziyaret etmeye karar vererek horlamaya başladı.