Evrenin Sırlari

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Evrenin Sırlari

Evrenin Sırlari

by Demian » Thu Dec 15, 2005 10:09 pm

Bir ayağım karanlıkta, bir ayağım aydınlıkta. Vücudumun olduğu gibi. Yaralı kolumu karanlık yutmuş, göremiyorum ve karanlık her an sinsi ilerliyor veya ben sinsi sinsi karanlığa kayıyorum.
Yıllar önce bir rahip atalarımın kahramanları hakkında hikayeler anlatmıştı. Ölmekte olan bir dinin ölmekte olan rahibiydi. Büyükler ondan deli diye kaçarken biz çocuklar onu sessizce dinliyorduk.
Ondan duymuştum yunanlı bir kahramanın topuğundan yediği okla ölüşünü. ĺsmi A ile başlıyordu ama benim zavallı hafızam onu hatırlamıyacak kadar unutkan.
O zaman bir insan topuğundan yadiği okla nasıl ölür diye düşünmüştüm şimdi ise kendim kolumdaki basit bir sıyrıkla ölüyorum.
Tanrım beynim uyanıkken ben nasıl baygın olabilirim. Hayatımda ilk defa bayılmama rağmen bayılanlardan bayılma üzerine bir şeyler işitmiştim. Hiç biriside benim içimde olduğum duruma girmemişlerdi. Keşke ayılabilsem. Belki o zaman bir pan-zehir bulabilirim. Belki de o zaman bu düşündüklerimi unuturum.
Belki de bu zehirin etkisidir. Beynimin uyanıklığı, bedenimin ölümü.
Omzum artık görünmüyor. Işık çekiliyor.
Keşke ilk anda savaşa karşı çıksaydım, orduya girmeseydim. O zaman belki oduncunu kızını alırdım ve çocuklarım olurdu, boyboy.
Ne kadar çok belkiyi kulanır oldum şu son beş dakikada. Beş dakika olduğunu nerden çıkartiyorsam sanki. Belki beş yıl oldu, ben öldüm ve çürüdüm. Ama hala hayatın ışığı var. Daha ölmedim.
Sesler duyuyorum karanlıktan. Fısıldayan sesler. Bana beni anlatan sesler. Her an güçlenen sesler. Işıkta konuşuyor benimle ama bana yabancı bir dilde. Anlamıyorum ışığı ama biliyorum ki bana hayatı anlatıyor, insanların yaşaması için nedenler sunuyor. Aynen karanlığın yaşamın kötü taraflarını, savaşı, acıyı, aşk acısını ve daha bir çoklarını anlatığı gibi. Ama hiç olmazsa benimle aynı dili konuşuyor.
Sol gözüm ışığı gri görmeye başladı artık.
Karanlığın içindeki ışığı artık görebiliyorum. Ölümümü daha iyi görüyorum. Artık zehrin sırını da rahatça anlıyorum her şeyi anladığım gibi. ĺnsanlar ölmeden önce dünyanın sırlarını çözebiliyormuş, denizlerin neden mavi, güneşin neden parlak, yaşamanın neden zor olduğunu.
Zehirin içinde uyku getirici otlar olduğunu da artık biliyorum. Yıllarca arayıp çözülemeyen soruların cevaplarını biliyorum. Simyayı, felsefe taşını, büyüyü" Keşke biraz daha yaşasam. Bir beş dakika daha. Ölümümü sonsuzluğa uzatacak bir beş dakika.
Ama yaşamıyacağım. Bunu da biliyorum. Biliyorum ki yaşayacak olsam benim gibi köylü bozması cahil bir askere bu sırlar verilmezdi.
Sağ gözüm de ışığa kapandı. Sadece sağ omzumu ve omzumdan aşağısını görebiliyorum.
Birde beni bekleyen ölüm meleğimi ve melekleri. Tamamen karanlığa girdiğimde son dans* için doğrulacağım. Bir elimi ölüm meleğinin kemikli eli kavrayacak, diğerini ise bir meleğin narin eli.
Sonra benden önce ve benden sonra olmuş olduğu gibi dans başlayacak. Bir ileri, bir geri. Saraylarda soylu hanımların yaptığı gibi. Dans boyunca hayatımı göreceğim. Kendi gözlerimden değil beni izleyenlerin gözlerinden. Perilerin yeşil gözlerinden, meleklerin mavi gözlerinden ve ölüm meleğinin olmayan gözlerinden.
Sağ omzum hızla karanlığa sarındı.
Zaman artık benim için çok hızlı geçiyor. Daha biraz önce sadece bir kolum karanlıktaydı, ya şimdi. Hayatım boyunca zamanın değerini anlamadım. Neden daha çok şey yapmadım, neden daha az uyumadım? Zamanın değerini bile ölürken öğreniyorum çünkü zamanda Evrenin Sırları"ndan biri. Zaten zamanı kullanabilseydik nerdeyse ölümsüz olmaz mıydık? Nerdeyse diyorum çünkü ölüme yaklaştığım bu son anlarda biliyorum ki ölümsüzlük diye bir şey yok, sadece nerdeyse ölümsüzlük var. Ellerini tutacağım melekler bile bir gün kendi dansları için başka meleklerin ellerini tutacaklar.
Elim dışında her tarafım karanlığın aç ağzı tarafından yutuldu.
Ölüme yaklaştığım her dakika bana saniye gibi geliyor. Artık bildiğim sırın, zamanın sırının, gücüyle istersem bunu saatlere çevirebilirim. Ama neden yapıyım ki bunu? Niye yaşayım? Yaşam bana açlıktan başka ne verdi. Birini sevdim o da başkasıyla evlendi. Kaçmak için orduya yazıldım onda da ilk atakta öldüm. Öldüm diyorum çünkü birkaç parmağımdan başka neyim kaldı yaşamda, zaten neyim vardı yaşamda? Ailemin bütün fertleri benim dans için tutacağım elleri zaten tutmamışlar mıydıydı?
Son parmağım kaldı sadece. Ölüme son adım derlerdi ama hiçbir bir parmağı duymamıştım.
Son bir boğum kaldı sadece. Ondan sonra elveda yaşam. Hızlı olmadı ama en azından acısız oldu yaşamım.
Parmağım da görünmüyor artık. Ellerim bir kemikli, bir de etli bir el tarafından kavrandı. Son dans için.
Artık ölüyüm.




*Son Dans: orta cagda insanlarin ölümden sonra yapacagina inanilan dans.

Top