ya ben buna inanamıyorum ya...
böyle rezil olan var mıdır abi ya...
hayatımda en sevdiim ders ingilizce... bügun de ingilizce vardı...
olmaz olsaydı ya...
bizim ingilizce hocamız çok disiplinli bir insan... temizliğe, başarıya ve de üstüne basa basa söylüyorum dürüstlüğe çok önem verir...
genelde her ders eşya kontrolü yapar... eşyalarımız arasında bulunması gerekenler de şunlardır: ingilizce defteri; work book ve student's book, ingilizce-türkçe sözlük, ingilizce düzensiz fiilleri dosyası ve de peçete!!!
ciddiyim walla peçede ya da ıslak mendil olmazsa kıyameti koparır... söz ettiğimiz şahsiyet üstelik erkek
neyse benm yakın arkadaşım ve de sıra arkadaşım esra sözlüğü unutmuş mu... halt etmiş... bugün de kontrol war abi yaaa....
neyse biz artık hazalla anlaştık onun sözlüğünü alıcak kontrolden sonra geri vericez... ok dedi alın abi...
neyse sıra bizdeyken aldım... esraya verdim. esra parlak öğrenci edasıyla gösterdi... hoca beni zaten bikliyo damgalamış iki numaralı inek diye
sonra hoca bizim üç ilerimizdeki sıraya geçince ben sözlüğü bahara bahar da hazala verdi. hoca bunlara da bişi demeden geçti...
en son bizim koray şerefsizine baktı... korayın da herşeyi tamam... sonra koray ötmez mi:
yanlız hocam, sanırım öykünün sözlüğü yok dedi...
bn aynen bu şekilde koraya döndüm ve koray sırıtıyordu. hoca döndü bana baktı: gerçekten yok mu öykü? dedi. ben, yok hocam yaaa.. benm war ama esranın yok dedim... esra boynunu eğmiş yere bakıyo...
benim zaten gözler sulanmaya başlamış... koray pis pis sırıtıyo ama hoca baktıında şaşkın ifadesi takınıyo...
hoca, peki sen niye sözlük alışverişi yaptın dedi. ben de, hocam esra için dedim... ama ağız istenmeyecek bir şekilde büzüşmüş anlaşılmıyor...
zaten ben ağlamamak için kendimi zor tutuyorum... hoca tekrar tekrar bana inanmayarak soruyor. ben de ewet hocam öyle demek zorunda kalıyorum. biz ellerimizi uzattık cetveli hakkettiğimiz konusunda ama hoca korayı kaldırdı ve onun eline iki kez vurdu... koray bu sefer harbi şaşkın...
sonra sınıfa döndü, koraya neden vurduumu biri söyleyecek mi? dedi. benim bi arkadaş kalktı sino:
hocam ispiyonladıını vurdunuz, dedi. hoca kafasını salladı. benim gözyaşları hafiften akmaya başlamış ben aradan siliyorum.
hoca gitti yerine oturdu. ben herkesten beklerdim ama senden hayır gibisinden birşeyler söyledi... ben mahvoldum... hocanın derste yüzüne bakamıyorum, özür dileyeceğim, yapamıyorum; suçlu olmadıım halde o kadar utanıyorum ki... ondan sonraki üç ders boyunca tenefüsler de dahil ağladım...
şimdi yazarken de bunu yapmamaya gayret ediyorum...
ne war bunda herkesin başına gelir diyeceksiniz ama, gelmez... emin olun orada aşağılandığım ve utandığım kadar hiç kötü olmadım... size güvenen birinin güvenini kötüye kullanmak çok felaket bişi... sakın yapmayın abi ya sakın...

ya ben buna inanamıyorum ya...
böyle rezil olan var mıdır abi ya...
hayatımda en sevdiim ders ingilizce... bügun de ingilizce vardı...
olmaz olsaydı ya... :?
bizim ingilizce hocamız çok disiplinli bir insan... temizliğe, başarıya ve de üstüne basa basa söylüyorum dürüstlüğe çok önem verir...
genelde her ders eşya kontrolü yapar... eşyalarımız arasında bulunması gerekenler de şunlardır: ingilizce defteri; work book ve student's book, ingilizce-türkçe sözlük, ingilizce düzensiz fiilleri dosyası ve de peçete!!!
ciddiyim walla peçede ya da ıslak mendil olmazsa kıyameti koparır... söz ettiğimiz şahsiyet üstelik erkek :!:
neyse benm yakın arkadaşım ve de sıra arkadaşım esra sözlüğü unutmuş mu... halt etmiş... bugün de kontrol war abi yaaa....
neyse biz artık hazalla anlaştık onun sözlüğünü alıcak kontrolden sonra geri vericez... ok dedi alın abi...
neyse sıra bizdeyken aldım... esraya verdim. esra parlak öğrenci edasıyla gösterdi... hoca beni zaten bikliyo damgalamış iki numaralı inek diye :)
sonra hoca bizim üç ilerimizdeki sıraya geçince ben sözlüğü bahara bahar da hazala verdi. hoca bunlara da bişi demeden geçti...
en son bizim koray şerefsizine baktı... korayın da herşeyi tamam... sonra koray ötmez mi:
yanlız hocam, sanırım öykünün sözlüğü yok dedi...
8O 8O 8O 8O 8O 8O 8O 8O
bn aynen bu şekilde koraya döndüm ve koray sırıtıyordu. hoca döndü bana baktı: gerçekten yok mu öykü? dedi. ben, yok hocam yaaa.. benm war ama esranın yok dedim... esra boynunu eğmiş yere bakıyo...
benim zaten gözler sulanmaya başlamış... koray pis pis sırıtıyo ama hoca baktıında şaşkın ifadesi takınıyo...
hoca, peki sen niye sözlük alışverişi yaptın dedi. ben de, hocam esra için dedim... ama ağız istenmeyecek bir şekilde büzüşmüş anlaşılmıyor... :cry:
zaten ben ağlamamak için kendimi zor tutuyorum... hoca tekrar tekrar bana inanmayarak soruyor. ben de ewet hocam öyle demek zorunda kalıyorum. biz ellerimizi uzattık cetveli hakkettiğimiz konusunda ama hoca korayı kaldırdı ve onun eline iki kez vurdu... koray bu sefer harbi şaşkın...
sonra sınıfa döndü, koraya neden vurduumu biri söyleyecek mi? dedi. benim bi arkadaş kalktı sino:
hocam ispiyonladıını vurdunuz, dedi. hoca kafasını salladı. benim gözyaşları hafiften akmaya başlamış ben aradan siliyorum.
hoca gitti yerine oturdu. ben herkesten beklerdim ama senden hayır gibisinden birşeyler söyledi... ben mahvoldum... hocanın derste yüzüne bakamıyorum, özür dileyeceğim, yapamıyorum; suçlu olmadıım halde o kadar utanıyorum ki... ondan sonraki üç ders boyunca tenefüsler de dahil ağladım...
şimdi yazarken de bunu yapmamaya gayret ediyorum...
ne war bunda herkesin başına gelir diyeceksiniz ama, gelmez... emin olun orada aşağılandığım ve utandığım kadar hiç kötü olmadım... size güvenen birinin güvenini kötüye kullanmak çok felaket bişi... sakın yapmayın abi ya sakın... :cry: