by Levian » Sun Nov 14, 2004 11:42 am
"Ölüm neden herkese ürkütücü gelir ki?" diye sormuştum bir zamanlar. Herkesin cevabı farklıydı tabi...
şöyle bir düşündüm; ben doğmadan önce bir bilincim yoktu ise, öldükten sonra nasıl olacaktı? İşte aradığım, asıl bu sorunun cevabı idi. şimdi bu yazdıklarımı okuyacak olanlar şöyle diyecekler. "Zamanında Tanrı elçiler göndermemiş mi? Demişler ya işte ölümden sonra yaşam var diye?!"
İşte araştırmalarımın ardından benim kanaatim şudur;
Allah, Resûl ve Nebîlerin olmasını takdir etmiştir. Onlar ise yaradılış amaçlarını yerine getirmişler ve insanlığa gerçeği, onların anlayışları seviyesinde açıklamışlardır. Tabii yine her devirde olduğu gibi bütün ahmaklar onlara karşı birleşmişlerdir. Fakat muvaffak olamadıkları gibi yerin dibine batırılmışlardır...
Ölüm vardır, herşeyin âkibeti odur. Dünyâ ve içindekiler boştur. 5 duyu ile algılananlar hayal ürününden başka birşey değildir! Ayrıca ölüm olacak birşey değil, tadılacak birşeydir. Sizce ölümü tadmak nedir?
Hiç şöyle bir şey duydunuzmu; ölümü yaşarken tadanlar Allah'ın kendine seçtiği kullarıdır. Kimdir onlar? Yani, Tasavvuf'da Mukarreb olarak bahsedilen şahıslar kimdir? Hz. Muhammed (S.A.V.) neden "Ölmeden önce ölünüz" demiştir?
Hiç okudunuzmu bir Velî zât'ın hayatını? Mesela Mevlâna'nın? Ya da İbrahim Hakkı'nın? İşte sır; onların hayat felsefelerinde gizlidir...
Ölüm bir yok oluş ya da yeniden diriliş değil, bizim ibadet adı verdiğimiz çalışmalar ile elde ettiğimiz enerji ile yeni bir boyuta geçiştir...
"Ölüm neden herkese ürkütücü gelir ki?" diye sormuştum bir zamanlar. Herkesin cevabı farklıydı tabi...
şöyle bir düşündüm; ben doğmadan önce bir bilincim yoktu ise, öldükten sonra nasıl olacaktı? İşte aradığım, asıl bu sorunun cevabı idi. şimdi bu yazdıklarımı okuyacak olanlar şöyle diyecekler. "Zamanında Tanrı elçiler göndermemiş mi? Demişler ya işte ölümden sonra yaşam var diye?!"
İşte araştırmalarımın ardından benim kanaatim şudur;
Allah, Resûl ve Nebîlerin olmasını takdir etmiştir. Onlar ise yaradılış amaçlarını yerine getirmişler ve insanlığa gerçeği, onların anlayışları seviyesinde açıklamışlardır. Tabii yine her devirde olduğu gibi bütün ahmaklar onlara karşı birleşmişlerdir. Fakat muvaffak olamadıkları gibi yerin dibine batırılmışlardır...
Ölüm vardır, herşeyin âkibeti odur. Dünyâ ve içindekiler boştur. 5 duyu ile algılananlar hayal ürününden başka birşey değildir! Ayrıca ölüm olacak birşey değil, tadılacak birşeydir. Sizce ölümü tadmak nedir?
Hiç şöyle bir şey duydunuzmu; ölümü yaşarken tadanlar Allah'ın kendine seçtiği kullarıdır. Kimdir onlar? Yani, Tasavvuf'da Mukarreb olarak bahsedilen şahıslar kimdir? Hz. Muhammed (S.A.V.) neden "Ölmeden önce ölünüz" demiştir?
Hiç okudunuzmu bir Velî zât'ın hayatını? Mesela Mevlâna'nın? Ya da İbrahim Hakkı'nın? İşte sır; onların hayat felsefelerinde gizlidir...
Ölüm bir yok oluş ya da yeniden diriliş değil, bizim ibadet adı verdiğimiz çalışmalar ile elde ettiğimiz enerji ile yeni bir boyuta geçiştir...