by Willow » Sat Aug 14, 2004 3:09 am
Hakan konseyi toplamaya çalışıyordu. Kızlara bakması için başka bir eğitmen bulunmuştu. Tüm dünya'da kötü olaylar oluyordu. Ã?inde bir tayfun 115 kişinin canını aldı ve kuzeye yani Amerika'ya doğru gidiyordu. Sibirya çöl sıcaklarıyla baş ede dursun İngiltere donuyordu. Burada yani Türkiyedeyse en kötü olaylarla baş ediliyordu. Tren kazaları , depremler , seller ülkeyi kasıp kavururken bir yandanda şeytan üssünü Türkiye'ye kurmak için tüm ormanları yakıyordu. Türkiye yavaş yavaş şeytanın üssü olmaya başlamıştı. Hakan bu düşüncelere dalmışken Alsancak garının yandığı haberi geldi. Hakan garda araştırma yapıyordu. Gar kül olmuştu. Saat gece 2 olmuştu. Kapıdan çıkarken ona doğru koşturarak gelen birini gördü. Belindeki hançere sarılmıştı ki adam haberci olduğunu bildirdi. Haberci "Efendim konsey bilim adamlarının size bir mesajı var". Hakan "Evet ?". "Körfez kapandı. Bizde bilemiyoruz ama bir ada çıkıverdi ortaya. Körfez artık bir göl oldu. Buna karşın körfez hızla kuruyor. Su nasıl oluyorsa buharlaşıyor. Körfezi besleyen kaynaklar tamamen tükendi efendim". Amaç belli olmuştu. şehri kötülüğün başkenti yapmaya uğraşıyordu. Artık vakit daralıyordu. Bu sırada Lilly İzmire varmıştı...
Grifin Lilly'i bırakıp gitti. Dil sorunuda bir büyüyle çözülmüştü. şu anda Bornova sanayideydi. Yavaş yavaş yürüyerek konseyin bulunduğu sokağı gelen yabancılara sordu. Gösterilen yöne doğru gitti. Kocaman bir bina ve karşısında Ã?ocuk Esirgeme Derneği yazıyordu. Fakat onun hemen altında rünik yazıyla Büyü Konseyi yazıyordu. Ama binanın hali perişandı. Heryeri yanmıştı. Hala tüten yerleri vardı. Mahvolmuştu. Konsey yok olmuştu. Hemen karşıda otel yazısını gördü. Geceyi geçirmesi gerekecekti. Parasıda vardı. Otele girdi. Bir oda istedi ve odasına çekildi.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Hakan evine girdi. İçeride Orkun onu bekliyordu. Hakan ve Orkun kardeştiler. İkiside gerçek anlamda güçlüydüler. Bir zamanlar onlarda koruyucu olmalarına rağmen eğitmenliği seçmiştiler. Hakan "Kızlar nasıl ?" Orkun "Bir sorun yok ağabey. İyiler.." Telefon çaldı. Orkun telefona baktı ve telefonu ağabeyine uzattı. Hakan konuştu ve kapattı. "Orkun , seçilmiş olanlardan biri İzmirde. İngiliz olan. Konsey binasının oradaki bir otelde kalıyormuş. Konseydeki bir kahin olmasa onun orda olduğunu asla öğrenemezdik. Ben onu almaya gidiyorum. Sen kızlara göz kulak ol. Bu sonuncusu. Kızlara söyle hazırlansınlar. Nemrut Dağına gidiyoruz. Altharı bulmaya"
Hakan konseyi toplamaya çalışıyordu. Kızlara bakması için başka bir eğitmen bulunmuştu. Tüm dünya'da kötü olaylar oluyordu. Ã?inde bir tayfun 115 kişinin canını aldı ve kuzeye yani Amerika'ya doğru gidiyordu. Sibirya çöl sıcaklarıyla baş ede dursun İngiltere donuyordu. Burada yani Türkiyedeyse en kötü olaylarla baş ediliyordu. Tren kazaları , depremler , seller ülkeyi kasıp kavururken bir yandanda şeytan üssünü Türkiye'ye kurmak için tüm ormanları yakıyordu. Türkiye yavaş yavaş şeytanın üssü olmaya başlamıştı. Hakan bu düşüncelere dalmışken Alsancak garının yandığı haberi geldi. Hakan garda araştırma yapıyordu. Gar kül olmuştu. Saat gece 2 olmuştu. Kapıdan çıkarken ona doğru koşturarak gelen birini gördü. Belindeki hançere sarılmıştı ki adam haberci olduğunu bildirdi. Haberci "Efendim konsey bilim adamlarının size bir mesajı var". Hakan "Evet ?". "Körfez kapandı. Bizde bilemiyoruz ama bir ada çıkıverdi ortaya. Körfez artık bir göl oldu. Buna karşın körfez hızla kuruyor. Su nasıl oluyorsa buharlaşıyor. Körfezi besleyen kaynaklar tamamen tükendi efendim". Amaç belli olmuştu. şehri kötülüğün başkenti yapmaya uğraşıyordu. Artık vakit daralıyordu. Bu sırada Lilly İzmire varmıştı...
Grifin Lilly'i bırakıp gitti. Dil sorunuda bir büyüyle çözülmüştü. şu anda Bornova sanayideydi. Yavaş yavaş yürüyerek konseyin bulunduğu sokağı gelen yabancılara sordu. Gösterilen yöne doğru gitti. Kocaman bir bina ve karşısında Ã?ocuk Esirgeme Derneği yazıyordu. Fakat onun hemen altında rünik yazıyla Büyü Konseyi yazıyordu. Ama binanın hali perişandı. Heryeri yanmıştı. Hala tüten yerleri vardı. Mahvolmuştu. Konsey yok olmuştu. Hemen karşıda otel yazısını gördü. Geceyi geçirmesi gerekecekti. Parasıda vardı. Otele girdi. Bir oda istedi ve odasına çekildi.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Hakan evine girdi. İçeride Orkun onu bekliyordu. Hakan ve Orkun kardeştiler. İkiside gerçek anlamda güçlüydüler. Bir zamanlar onlarda koruyucu olmalarına rağmen eğitmenliği seçmiştiler. Hakan "Kızlar nasıl ?" Orkun "Bir sorun yok ağabey. İyiler.." Telefon çaldı. Orkun telefona baktı ve telefonu ağabeyine uzattı. Hakan konuştu ve kapattı. "Orkun , seçilmiş olanlardan biri İzmirde. İngiliz olan. Konsey binasının oradaki bir otelde kalıyormuş. Konseydeki bir kahin olmasa onun orda olduğunu asla öğrenemezdik. Ben onu almaya gidiyorum. Sen kızlara göz kulak ol. Bu sonuncusu. Kızlara söyle hazırlansınlar. Nemrut Dağına gidiyoruz. Altharı bulmaya"