Tek cümle, Bir hikaye.

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Tek cümle, Bir hikaye.

by Dura » Fri Jan 07, 2011 3:52 pm

heyecan ve inanç yüklü haykırışları, havaya kaldırdığı sağ eli ile susturarak sol kanadı koruyan genç şovalyelere çevirdi başını; "...pek çoğunuzu ise yeterince tanıma fırsatım olmadı ne yazık ki."

by catboy » Fri Jan 07, 2011 8:23 am

Komutanlarının sözünü bitirmesini beklemeden şövalyeler aynı anda hararetle bağırdılar, içlerindeki korkuyu erittiler.

by Dura » Thu Jan 06, 2011 8:18 pm

"Kardeşlerim, pek çoğunuzla (ön sıradaki eski kurtlarla göz göze geldi) birlikte ölüme koştuk geçmişte defalarca."

by Kilndar » Wed Jan 05, 2011 2:45 am

Komutan Gordon dimdik duruşuyla askerlerinin ilahıydı, Kraldan bile daha çok seviliyordu.

by Walter » Tue Jan 04, 2011 9:56 pm

"Sağlm bir akıl güçlü bir bilekten her zaman daha iyidir, Gordon." demişti ona Rahip.

by catboy » Mon Jan 03, 2011 10:14 am

Başrahip Antonio'ya şövalyelere cesaret vermek için yapacağı konuşma öncesi şöyle bir baktı Komutan Gordon, belli ki başrahibin dün gece ona verdiği öğütleri hatırlamaya çalışıyordu.

by Possessed » Mon Jan 03, 2011 8:17 am

Gene ağzını açacak, bu bir grup seçkin askeri kuşatma araçsız şekilde karşılarında yükselen kaleyi fethetmeye ikna edecekti; ama tabii Komutan Gordon'un tek güvendiği bu zırhlı şövalyeler değildi.

by Walter » Mon Jan 03, 2011 7:09 am

Gordon La Greas, İntişamli gözleri boncuk gibi paralyan bir adamdı, konuşma yapmak için ortaya çıkması şövalyelerin rahat bir soluk olmasına yol açmıştı.

by Kilndar » Mon Jan 03, 2011 3:10 am

şövalyeler düzgün bir sıra oluşturduğunda aralarında zırhı ve kılıcı en parlak ve en gösterişli olan ileriye çıkarak bir konuşma yapmaya hazırlandı

by catboy » Sun Jan 02, 2011 10:47 am

Nöbetçinin uyarısının ardından surlara dizilmeye başlamıştı hazırda bekleyen okçular ve kaleye doğru ilerleyişlerini sürdüren şövalyelerin bir çoğu da okçuların hazırlanışını görünce ölümle kucaklaşmalarına çok az kaldığına emin olmuşlardı, ama artık geriye dönemezlerdi.

by Possessed » Sun Jan 02, 2011 10:26 am

Aslında sade mimarisiyle pek ihtişamlı olmayan bu kalenin yamacı gözleyen kulesindeki nöbetçi, ağır aksak kendilerine doğru gelen kafileyi görünce hareketlendi.

by catboy » Sun Jan 02, 2011 6:17 am

şövalyelere eşlik eden rahiplerin taşıdıkları tütsülü kandiller ve ettikleri dualar artık etkisini pek fazla göstermez olmuş, şövalyeler cesaretlerini kaybetmeye başlamıştı.

by Walter » Sun Jan 02, 2011 6:11 am

Yine de ne olursa olsun yürüyüşlerine devam etmek zorundaydılar.

by Possessed » Sun Jan 02, 2011 5:58 am

Deminki yağmur yüzünden balçıklaşan toprak da cabasıydı, ağır zırhlarıyla ilerlemeye çalışan şövalyeler için yürümek işkenceye dönüşmüştü.

by catboy » Sun Jan 02, 2011 5:37 am

Tepenin ardında yer alan kalenin duvarları yağmurun ardından gelen güneşle öyle bir parlamaktaydı ki yanlışlıkla gözlerini kaleye çeviren şövalyeler bir süre göremez hale geliyordu, tabi bu geçici körlük anında edilen küfürlerin haddi hesabı da olmuyordu.

Top