Siyah Köpek Hakkında

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Siyah Köpek Hakkında

by Alenthas » Thu Nov 18, 2010 5:49 pm

Tutmaz ki. Standart bu bir kere. Kaç kişi Mad Men izliyor, kaç kişi Sarı Çizmeli Mehmet Ağanın Ã?iftliğini izliyor, karşılaştırdığımız zaman sonuç ortada. Ayrıyetten ticari olarak da düşündüm. Kitabın yayınlama haklarını gidip Amerikada sattığımda, o kitap da az biraz tanındık oldu mu kitabı Türkiyeye satacağım zaman alacağım para daha da çok olur. Ama Türkiyede milyonlar satsa ne yazar. :|

by Firble » Thu Nov 18, 2010 3:13 pm

Niye almasinlar Alentas? Turkiyede bildigim kadari ile Amerikanin her donemine ilgi duyan insana rastlayabilirsin, ki 50ler aslinda en azindan bugun ABDnin en ilgi duyulan donemlerinden birisi ( aslinda ABDnin bugun ulkenin altin cagi deniyor 50lere )

Acikcasi bana karanlik bir ortam gibi geldi... Daha ben de oykuyu tam anlami ile yerli yerine oturtamadim, ama hikayenin akisi ve ozellikle karakterler epey ilgimi cekti.

Ama bence bize fazla arka plan anlatma... Olacaklari, ogrenmemiz gereken anda ogrenirsek daha iyi olur gibi geliyor bana..

by Alenthas » Tue Nov 16, 2010 5:20 am

İkinci paragrafta adamdan bahsetmiyordum, mekanın tasvirini yaptıktan sonra içeriye giren iki karakterin yaptıkları şeyi anlattım. Yani "odada şunlar, bunlar vardı, A şunu yaparken de B bunu yapmaya gitti" tarzında.

İlk bölüm "havalı" intro gibi bir şey aslında. Adamlar benzin istasyonunu soyarlar ve mekanı yakarlar. Sonra arabalarına doğru yürürken arkalarında patlama olur ama onlar bakmazlar bile. Benim yazdığım bunun daha softcore versiyonu oldu diyebiliriz. İkinci bölüm ise yolculuktan ibaret biraz. Tabii yolculuk sırasında da olaylar olacak, hatta en önemli kısımlar yolculukta geçecek(tir umarım).

Jackpot yazmamın sebebi karşılığının Bingo olmasıydı. Ve bingo da yabancı bir kelime, ayrıyetten çok ... sefil duruyor. Onun üzerinde düşündüm ve jackpot yazmaya karar verdim. Zaten bir roman olacağı zaman gerekli şekilde düzeltilir. Ayrıyetten ben İngilizce düşündüğüm için ve eğer mümkünse ilk olarak yurtdışında İngilizce yayınlamayı planladığımdan dolayı (ki eğer yaparsam) böyle olması biraz normal aslında (Türkiyede yayınlamaya kalksam kim 50'lerin Amerikasında geçen bir romanı satın alır ki? :D ). Hatta o yüzdendir ki bir kişi bana "kötü dublajlı film gibi olmuş" dedi :P

Ama beğenmemeni anlayabilirim. İlk bölüm için bir kaç saatimi harcamıştım, ikinci bölüm birdenbire oluşuverdi. Bu tasvirlerin görünümü hikaye geçtikçe değişecek. Bazen kısa, anlamsız bölümler olurken bazen uzattıkça uzatacağım, yerine göre.

Oh, hikayemi Efla da okudu ya daha ne istiyeyim :D

by Efla » Mon Nov 15, 2010 6:33 am

Zaten catboy'un yorumlarda bahsettiği gibi tasvirler başarılı gerçekten. İlk bölümde sinematik bir hava canlanıyor.

İkinci bölümde de aslında olayın hareketlenmesi bence çok da kötü bir şey değil. Başlangıçlarda karakter tasvirleri daha sonra hikayeye daha çok döenülmesi benim sevdiğim bir tarz. Mesela Yaşar kemal severdim O başlangıçlarda tasvirleri çok abartıyordu ama iltiraf ediyorum bazen sıkılıp atladığım olmuştur :D

Neler olduğunu tam oalrak anlayamadık tabi henüz devamını bekliyoruz

by catboy » Mon Nov 15, 2010 5:32 am

bu bölüm biraz karışık geldi, biraz daha üstünde durulup yazılsaydı daha güzel olabilirdi bazı sahneler gereksiz gibi görünüyor yani şu şekilde mesela adamdan bahsediyorsun ama o paragrafın son cümlesinde kadın tuvalete gitti diyorsun, o cümle o kadar ayrık ve düzeni bozuyor ki okurken anlatamam.

tasvirler ilk bölüm kadar göz alıcı değil, peri tozu faslı ilk bölümdeki tasvir konseptine uymamış hani bazı yazarlar hep göndermelerle tasvirlerini yaparlar ya ama sen de uyumlu olmamış anlatabildim mi? ilk başta da tasvirleri bu şekilde yapıyor olsaydın sorun olmazdı ama birden tasvirin tipi değişince şaşırdım açıkçası.

o son cümle, ah neden öyle bir şey yazdın ki? adamlar ingiliz olabilir, ama türkçe çevirisini sen bize sunuyorsun bu nedenle kompile türkçe yer almalı ve hiç bir şekilde bunun bana mantıklı bir açıklamasını yapamazdın, ingilizce replikleri tamamen bize türkçe olarak sunmalısın. Herkes jackpot ne demek bilmeyebilir ve tam tersi öyküden soğutabilir böyle bir durum.

neyse bence bu bölümü en baştan düzgünce ele almalısın ya da devamını biraz daha dikkat ederek yazmalısın, çünkü ilk bölümdeki tasvirleri aradı gözlerim hep :)

by Alenthas » Sun Nov 14, 2010 5:48 pm

Rüyamda yazdığım denemeyi gördüm :D Hatta rüya olduğunu bile biliyordum ama devam ettirdim, bakalım ne olacak diye, eheheh :D Ã?ift gidip Simpsons'ın introsundaki şu yeşil uranyum rod'lardan alıp giderken önünü 20 kişi falan kesiyor böyle, Nate'te Superman'miş ama kadına söyleyemediği için "çekilin yoksa uranyumu yere atıp hepimizi öldürürüm" falan diyormuş (oluyo mu öyle?). Ã?yle saçma sapan bir rüyaydı :D

(Bu arada başlığın ismini "Siyah Köpek (Yorumlar)" olarak değiştirebilirsin)

by Alenthas » Sun Nov 14, 2010 6:20 am

Tamam o zaman, yarın öğlene doğru, ya da akşam devamı gelir. O zamana kadar da isim düşüneyim ben madem :P

by catboy » Sun Nov 14, 2010 4:46 am

ben zaten devamını yazman için seni zorlamayı amaçlıyordum bu yüzden bilerek ayrı bir başlıkta açtım ki yorumlarımı, devamını yazmak zorunda kalasın :D bir de bir isim bul şu öyküne deneme bir iki deyip durmayalım :)

by Alenthas » Sun Nov 14, 2010 3:46 am

Heheh, sağ ol. Aslında şu aralar biraz kafam karışık, böyle tasvirler yapmak yerine biraz daha hızlı olayların geliştiği, daha "kötü" bir anlatım biçimiyle mi yazsam diye düşünüyorum arada. Kötü derken, kötü anlamında kötü değil... şey gibi işte... Sanat değil de zanaatmış gibi. Charles Bukowski gibi. şu an elimde İngilizce bir kitabı var, ondan rastgele bir yeri yazayım mesela:
"Hi, Mr. Belane!" he said in a high pitched voice, but it didn't make him any smaller. He was the biggest son of a bitch I had ever seen. I walked around behind my desk, slid open the drawer and pulled out the .45. I leveled at him.
gibi. İkisinin de güzel tarafları var, çok fazla tasvir / betimleme yapınca sanki ego tatmin etmek gibi oluyor, "bak ben böyle yapabiliyorum" diyormuşsun gibi. Daha az tasvirli kitapların ayrı bir havası, albenisi var. Ne bileyim, hoşuma gidiyor.

Ama eğer böyle yazmak istersen üstatından öğren, benden değil. Halid Ziya Uşaklıgil'den Mai ve Siyah'ı öneririm. Ondan sonra böyle şeyler yazmaya başladım ben. Mesela yine o kitaptan rastgele açtığım bir sayfanın yalınlaştırılmış halini yazayım.
Onu sarhoş eden bu hayali kaybetmek istemeyerek gözlerini süzüyor; kirpiklerinin gölgesiyle karşısındaki manzaranın ışık oyunlarını tamamlamaya çalışarak; hayalin yardımıyla tamamlayarak görüyor; şimdi şu çocuktan, şu incecik vücuttan uçan bir esir gibi sanki buharlaşarak, sonra yavaş yavaş yoğunlaşarak özel bir biçim kazanan o on beş yaşındaki genç kızı görüyordu. Gözlerindeki Lâmia'yı değil, fakat şu işte şu gözlerinin önündeki garip ve sersemlik veren bir sevda nefesiyle teneffüs ediyormuşçasına titreyen yoğun maddeyi, uzun, bütün hedeften ayrı kalan genç hulyalarının hüsranı kadar uzun, ciğerleri koparan bir aşk busesiyle öpüyordu.
Neyse, denemeye dönecek olursak. Aslında bunu yazarken sadece neler yapabiliyorum, onu test etmekti. O yüzden yorum sayfası açmamıştım, devamı gelmez diye. Yorumları oraya yaparsınız diye. Ama bundan sonra neler olabileceğiyle ilgili bir kaç şey geldi aklıma. Belki yazarım. Yazarım ama herhalde ya, eğlendim çünkü.

Edit: Böyle yazabilmek için de kaç saatimi harcadım, kelimeler yerine otursun, başka cümlede yaptığım tasvirle yeni yaptığım tasvir çakışmasın diye. :D

Siyah Köpek Hakkında

by catboy » Sun Nov 14, 2010 3:17 am

Suikastçi çiftler mi? :D

Ya tasvirlere hayran kaldım, bazı yerlerde uzun cümleler olmuş onları bir kaç cümle halinde yayabilirdin de asıl okurken kompile her detayı kafanda canlandırabiliyorsun yaaa bunu nasıl yapıyorsun öğret bana...

Ayrı bir yorum başlığı açtım ki herhalde devamını yazacaksın böyle patadana bitmemiştir diye tahmin ediyorum. Ã?ünkü patlamada amaç kimi öldürmekti, kimler öldü kimler kaldı kalan sahalar kimlere kaldı cevapları istiyorum hemen...

Top