De-elektrifikasyon! (MORYO Oyun ekranı)

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: De-elektrifikasyon! (MORYO Oyun ekranı)

by Edmond » Wed Jul 07, 2010 5:39 am

"Bir şey kaçırmadın!"

(DM bu durumlarda kumandayı SEN alacaksın)

by Aegron Linwelin » Tue Jun 15, 2010 5:53 pm

"He.. Ne oldu neyi kaçırdım.. Ã?Abuk söyleyin bana.." sonra sinir bozucu bir ses tonu ile(ince bir ses)
"Neyi kaçırdırm?"
"Neyi kaçırdırm?"
"Neyi kaçırdırm?"
"Neyi kaçırdırm?"
....

Anlaşılan neyi kaçırdıgını anlayana kadar susmayacak gibiydi barney..

by dwaxer » Tue Jun 15, 2010 4:23 am

.

Makinist:
"Korsan arkadaşım, bıraksaydın da ben o prizi sonic tornavidamla kibarca açsaydım, belki bir ip ucu bulurduk!.. Neyse daha kötüsü de olabilirdi, mazallah gizli düşmmanımız prize ultrasansontronik dekümolekülatör filan yerleştirmiş olsaydı altın kural tablomuz bize kapaklı kaplama olacaktı."

.

by devrimk » Tue Jun 15, 2010 4:05 am

"Bu gerçekten çok ilginç!" dedi Sparrow.

"Hiç böyle olacağını hesaplamamıştım. İşin iyi yanından bakarsak seni yanmaktan kurtardım dostum. Kötü yanı iseeee... Hmmmm... bulamadım şimdilik. "
Ã?enesini yukarı uzatarak ufuğa doğru baktı.
"Neyse elektrik var ve biri bizi öldürmeye çalışıyor, dava çözülmüştür! Keşke bize bunun için para verecek bir de müşterimiz olsaydı."

Sağlam sandalyeyi düzelip oturdu ayaklarını kırık masanın üzerine uzattı.
"Biriniz lütfedip şu ateşi söndürebilir mi lütfen, duman içinde kalacağız yoksa."

by Edmond » Tue Jun 15, 2010 3:37 am

"Burada bir çocuk bezinin arkasına yaraşacak cizden saçma bir şey yazıyordu millet!"

Daha sonra kuralı yüksek sesle okudu.

"Utanmasalar Tom&Jerry'deki gibi silindirlerin önüne atlayınca 2 boyutlu hâle gelene kadar ezilip daha sonra halı gibi silkelenince tekrar 3 boyutlu olmamızı bekleyecekler."

Ayağa kalkıp tek elini masaya vurarak siyasi bir partinin propagandasını yapar gibi bağırdı.

"Heyt! Bu iş böyle gitmez millet! Gerekiyorsa sıkıcaz kafasına! O gaddar!" (burası aslında o kadar :D )

by Lydronk » Tue Jun 15, 2010 1:29 am

Pçınk! (tabancadan çıkan kurşun sesi)

Tok! (kurşunun masanın bacağına çarpma sesi)

Gacıır! (Masanın devrilirken yerde kayma sesi)

Ã?ıtır! (Masanın kenarının 'Altın Kural' tablosuna vurma sesi)

Ã?ıt! (Fişin prize girmesi sesi)

Carcarcar! (Altın Kural tablsonun alev alma sesi)

VUUUU! (saç kurutma makinesinin aniden çalışma sesi)

Jack'in planı işe yaramasına yaramıştır, ama ne pahasına? Söyleyeyim, bir masa bacağı ve yakında kül olacak bir Altın Kural tablosu pahasına. Neyse ki Sherlock tabloda ne yazdığını önceden okuyabilmiştir.

Tabloda yazanlar şunlardır:

"ALTIN KURAL

Alınında 'kötü adam' yazmayan hiç kimseyi, görev adına bile olsa öldürme."

Evet, bu tüm özel dedktiflerin, kendi çapında polislerin uymak zorunda olduğu kanundur!

by devrimk » Mon Jun 14, 2010 11:42 pm

"Ahhh! Asla iyi bir korsan olamayacaksın. Planlama ve Zekadan yoksunsun sevgili dostum."

Jack öncelikle saldalyeyi prizin önüne çekti Saç kurutma makinesinin fişini prize girecek şekilde yerleştirdi. Sandalyenin üzerine "Altın kural" yazan tabloyu koydu. böylece tabloyu hafifçe itince fiş prize girebilecekti.
Son olarak masayı da tablonun yanına çekti ve tabancasını çekerek masanın ayağını vurdu. Devrilen masa tabloya çarparak tablonun prize vurmasını sağladı bu şekilde priz fişe girebilecekti. Tabii bu düzeneğin çalışması için oldukça şanslı bir atış kaydetmeliydi.

by dwaxer » Mon Jun 14, 2010 11:08 pm

.

Makinist:
Tam saç kurutma cihazının fişini prize takacakken, "içinde bulunduğum koşullar altında normal davranmamam gerektiğini hissediyorum ama daima mantığıma güvenen biri oldum, huylu huyundan vaz geçemez; mantıklı yol ile absürt yolu aynı düzlemde kesiştirmeye çalışmaktan başka çare yok gibi... Bak işte yine mantık!..." Sonik tornavidasını çıkararak dikkatli bir biçimde prizi sökmeye başlar, "bu Daleklerin işi olabilir, belki de prize bomba koymuşlardır!" diye sesli düşünür.

.

by Edmond » Mon Jun 14, 2010 11:01 pm

Sherlock Altın Kural yazılı tabeleye doğru ilerledi.

Ã?te yandan aklından altın kuralları geçiriyordu.

Murphy'nin altın kuralı:

"Altını olan, kuralı koyar."

Fight Club:

"There is no rule."

Ama o altın kural değildi galiba. Tek kuraldı, yoksa o da mı değildi? Önemli de değildi zaten.

Ne yazıyordu acaba?

by Lydronk » Mon Jun 14, 2010 10:57 pm

Eğilip fişi prize sokmaya çalışan Makinistin örümcek hisleri kendisi Ã?rümcek Adam olmamasına rağmen davul çalmaya başlayınca, Makinist bir amaçsız karşılaşmayla yüz yüze olduğunu anlar; şimdi, kendisi bir seçim yapmak durumundadır. Maddiyatın, rakamların ve mantığın hükmettiği yazıdan mı taraf olacaktır, yoksa suretlerin ve dostane yüzlerin boy gösterdiği turadan mı?

by dwaxer » Mon Jun 14, 2010 5:02 pm

Edmond wrote:"şehirde elektrikler kesik, ama bizim radyosundan telefonuna, hoparlörüne kadar her şeyimiz çalışıyor""
"şehir elektriği ile telefonun elektriği aynı değildir!" diye izah eder Makinist. "şimdi anlarız," diyerek saç kurutma makinesini prize takarak çalıştırmaya çalışır.

(çalışıyor mu?)

.

by Edmond » Sat Jun 12, 2010 6:23 am

"şehirde elektrikler kesik, ama bizim radyosundan telefonuna, hoparlörüne kadar her şeyimiz çalışıyor. Hem bizim haberimiz olmaması ayrı bir ilginç, nasıl yaşıyoruz biz ya? Herhâlde bizim şehirde değil bu kesik. Eğer öyleyse hangi şehirde? Arayan söylemedi ki? "

Buradan çıkardığı sonuç şuydu:

"Demek ki adam sarı saçlı 1.78 boylarında ama aslında daha uzun boylu fakat hafif kamburu çıkmış birisi, muhtemelen gözlük kullanıyor!"

by Lydronk » Sat Jun 12, 2010 5:13 am

Ses cızırdamaya devam ederek şunu söylüyor:
"Alo? şimdiden Kurtulmak İstediğiniz Yaşlı İnsanlar İçin Sonsuza Dek Mutlu Huzurevi değil mi orası? Alo?"

Telefon cevpa beklemeden kapanır, ikinci kez çalar ve gizemli bir şekilde, kendiliğinden açılır:

"Dedektiflik bürosu mu?" der kısık bir ses; "Güzel, şehirde elektrikler kesik, yaklaşık on gündür, belediyenin tek söylediği durumun onlrın kontrolünde olmadığı, ama kendilerine oy verilirse üzerinde düşünüp çalışmaya başlayabilecekleri. Bir sonraki seçimin aylar sonra olduğunu düşünürsek, o zamana kadar elektriksiz yaşamak olmaz. Göreviniz, meleklerim, tüm şehre elektriği geri getirmenin bir yolunu bulmak!"

Bir anlık tereddütten sonra ses devam eder: "Ee, şey, siz melekler değilsiniz di mi? Eh, ben onları aramıştım, ama sanırım siz de idare edersiniz. İş başına, çabuk, çabuk!"

Telefon kapanmıştır.

Sonra tekrar çalar, mucizevi bir şekilde tekrar açılır ve hoparlörden aynı ses konuşur: "Bir radyonuz falan var mı? Varsa sizinle oradan bağlantı kurmak daha kolay olurdu. Telefon kulübesini yanınızda taşıyabilir misiniz bilmiyorum!"

Büro:
Image

by Edmond » Sat Jun 12, 2010 3:59 am

"Alo, burası dedektiflik bürosu, ben sayın Holmes'un sekreteriyim. Sizi kendisine bağlıyorum.

Dıt dırı dıt dıt, DIT DIT!

Alo, ben dedektif Holmes, kiminle görüşüyorum acaba?"

by Lydronk » Fri Jun 11, 2010 11:07 pm

Dalaş, kavga, uçuşan yumruklar ve benzerleri arasında, telefon kulübesinin kapısını açabilen kişi Bay Holmes oluyor!

Ahizeyi kaldırıyorsunuz Sayın Holmes, ve karşıdan, cızırtılı bir sesin "Alo?" dediğini duyar gibi oluyorsunuz.

Top