Öğrenciliğin Kitabını Yazdık üstelik kopya

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Öğrenciliğin Kitabını Yazdık üstelik kopya

by Firble » Fri Jun 18, 2010 11:13 am

Hmm şimdi umarım Dwaxer kızmaz ama Gidiş Yoluna Verilen Not bölümü aklıma bir üniversite anımı getirdi. şimdi makine mühendisliğinde bir hocamız bize bir anısını anlatmıştı. Tam olarak nerede ve nasıl yapıldığını hatırlamıyorum, ama Türkiyede bir tesiste bir roket modelini test ediyorlarmış günün birinde... Modeller birebir ve çok pahalı modellermiş, ama hesaplarının doğruluğuna o kadar güveniyorlarmış ki, roketleri yanyana dizmişler. Daha ilk roketi çalıştırdıklarında roket patlamış ve diğer tüm roketlerin de infilak etmesine neden olmuş.

Daha sonra hatayı araştırmışlar. Meğer roketin kritik parçalarından birini tasarlayan mühendis bir virgül hatası yapmış ki... Evet virgül hatası pek çok şeyi kökten değiştirebiliyor... Eh parçayı önceden test etmemişler mi diyeceksiniz. Ama bazen tek bir parça test edilirken, söz konusu virgül hatası testin doğru yapılmasını da engelleyebiliyor.

Neyse... Sonuçta bir virgül hatasının epey bir paranın boşa gitmesine neden olduğunu belirttikten sonra hocamız şöyle demişti. Zamanında hocaları bu çocuklara virgül hatası yaptıklarında sıfırı bassaydı, o hatayı yapmazdı çocuklar...

Kısacası mühendislikte cevap yanlışsa, eh insaflı olup puanın tamamını kırmasalar bile, ciddi bir bölümünün kırılması gerektiği genellikle savunulur.

by dwaxer » Thu Jun 17, 2010 5:52 pm

.
Teşekkürler Firble, vazgeçtim yüksek lisana yapmaktan. :mrgreen:


....


şöyle de kısa alıntılar yapayım kitaptan, siz değerli Frpworld üyeleri için:


Gidiş Yoluna Verilen Not
Test usülü sınavlarda değil de, kallavi formüllerle bezeli, her türlü ilimsel bilimsel yöntem barındıran, aritmetik ve hatta matematik beceri gerektiren, uzun uzun çözümlerle mutlu sona anca ulaştıran karmaşık problemlerin yer aldığı imtihanlara giren öğrencilerin başına sık sık gelen bir durumdur. Dersine çalışmış konuyu bilen öğrencinin, hızlı hızlı hesaplayarak bir soru için neredeyse tam sayfa döşediği formüller, bilmeyen bir göze Yunanca çorba tarifi gibi gelebilir, ancak aslında bilimsel verilerin racona uygun sıralanmasından başka bir şey değildir. Ã?ğrenci hafif bir tebessümle kendine güvenerek sınavdan çıkar. Ancak dışarda arkadaşlarıyla birlikte cevapları karşılaştırdığında problemin çözüm yolu aynı olsa da sonucun farklı çıktığını hayal kırıklığı içinde öğrenir. İlk anda kendi sonucunun doğru olduğuna inanmak istese de diğerlerinin cevapları hep birbirini tuttukça bu inanç azalmaya, moral bozukluğu artmaya başlar. Hesap makinesi de kullandığı halde nasıl olmuştur da sonucu yanlış bulmuştur. Bir sınavdan zayıf almaktan daha kötü bir şey varsa o da hiç kuşkusuz sorunun cevabını bildiği halde zayıf almaktır. Hemen hocaya gidiş yolundan puan verilip verilmeyeceği sorulmaya başlanır. Ã?ğretim görevlisi genelde, "bakarız" diye geçiştirir. Ancak eğer hoca çözümü incelemek yerine direk sayfanın sonundaki neticeye bakarsa öğrencinin onca emek ve çalışmasına alacağı karşılık maalesef halka şeklinde bir sıfır olacaktır. Bu düşüncenin stresi altında ezilen öğrencinin, "hocam vallahi problemi çözdüm ama yanlışlıkla bir virgül kaymış, sonuç farklı çıkmış!" diye üzerine basa basa hocanın dikkatini çekmeye çalışırken sesine hafif ağlamaklı bir ton vermekten başka çaresi yoktur.


Kitap Defteri Elinde Taşıyan Ã?ğrenci
Bu konuyu erkek ve kız öğrenciler diye ikiye ayırmak gerekir. Kızların çoğu zaten çanta olmadan kendini çıplak hissettiğinden, çantasız okula gelmeleri şeklinde bir ihtimal neredeyse yok gibidir, ancak çantalarına doldurdukları "çok gerekli" milyon tane ıvır zıvırın arasında ders için gerekli kitabı kaybetme olasılıkları da vardır tabii. Askılı çantalar başlangıçta bayanlar için icat edilmişti fakat önce üniversite çevrelerinde ve daha sonra da bütün okullarda askılı çantaları erkekler de kullanır olmuştur. Ancak kız öğrenciler yanlarında askılı çantaları olmasına rağmen kitaplarını ellerinde taşıyor olabilirler. Genelde kitaplar bebek tutar gibi şefkatle sarılınarak göğse bastırılır. Amaç bir şeyleri kamufle etmek, gizem katmak ya da kitaplara parfüm bulaştırmak, hatta aldığı dersleri göz hizasına yakın sergileyerek çekici bir erkeğin, "aa, kimya kitabı mı o, hangi bölümdensin?" şeklinde muhabbeti açmasına bahane yaratmak bile olabilir ama sebep büyük bir ihtimalle kitapların içine sığabileceği kadar kocaman bir çanta taşıyarak şıklıklarını bozma riskinden kaçınmalarıdır.
Ã?anta taşımamak konusunda ısrar eden erkek öğrenci modelini incelersek: Bu alışkanlık çocuğun maddi durumunun kötü olmasıyla değil, çoğunlukla asi ruhuyla ilgilidir. Evde çantası olduğu halde defter kitaplarını "inadına" elinde taşımaya devam eder. Ayrıca mümkün olan en az sayıda, ancak çok gerekli malzemeleri yanına almak racondandır. Bazen otobüste, yolda elinden kayarak kitaplar defterler yere düşer, tozlanır ve hatta çamurlanarak hasar görür. Zaten bu tiplerden, oturup da defterini kitabını kaplama kağıtlarıyla kaplamasını, üzerine etiket yapıştırmasını filan beklemek saflıktır. Dolayısıyla dönem sonuna doğru o defter ve kitaplar paçavraya döner. Ancak genç buna üzülmek bir yana, kendini daha havalı, daha serseri hisseder. Döküntü kitaplar ona göre eskimiş kot ya da deri ceket gibidir. Zaten bütün o çanta taşımama zahmeti, bilinçli olmasa bile bilinç altında, toplumun dayatmalarına karşı asi duruşunu, umursamaz karizmasını ifade ediş yönteminin bir uzantısıdır. Dünya umrunda değildir sanki. Bu tip öğrencilerin resmi giyinmek ve kravat takmaktan da nefret ettiğini tahmin etmek zor değildir. İlerideki çalışma hayatında da memur pozisyonlarına girerse, derli toplu imaj sergilemesi zorunluluğu yüzünden bunalım geçireceğine hiç şüphe yoktur.


.

by Firble » Thu Jun 17, 2010 10:12 am

Bak Dwaxer mesela Lisans ve Yüksek Lisansla ilgili bilinmeyen bir şeyden bahsedeyim. Mesela Lisansı ele alalım... Geçer not 70 görünür. Ama 70 almak, ortalama bir üniversitede liseye göre daha kolaydır. Elbette zor üniversitede 70 almak zordur, ama yine zor bir lisede 50 almak ne kadar zorsa o kadar zordur.

Aynı şekilde yüksek lisansta 80 gelir. Ama benzer şekilde 80 almak görece daha kolay hale gelir.

Sadece doktora için bu geçerli değil, çünkü doktora yapan bir kişi master yapanla aynı dersleri alır ama o derslerden ortalamasının 85 olması istenir.... Ama doktora artık bir tür meslek gibi o kadar olacak. : ) )

by fmc » Wed Jun 16, 2010 2:54 pm

Edmond wrote:Ben 3. sınıfa geldiğimde daha ezberleyememiştim. Hoca her sorduğunda hızlı hızlı aklımdan topluyordum. 6 tane 7'yi.
aynı işlemci mantığı :) bilgisayarların işlemcileride böyle çarpma yaparken bir döngü açıp toplama yaparlar. bölerkende çıkarma :)

by dwaxer » Wed Jun 16, 2010 7:41 am

Firble wrote:Onun taktigi sudur. 6 kere 7 yi bilmiyorsan... 6 kere 6 yi mutlaka bilirsin. Tekerlemesi bile vardir.

Eee 6 kere 6yi biliyorsan tek yapman gereken 6 kere 6 kacsa ona bir 6 daha eklemektir. Eh o da vakit aliyor ama daha az aliyor.

Yani bana inanin, anaokulundan doktora ogrenciligine kadar ogrencilik biraz da bilmediklerini telafi edecek en dogru yolu bulma sanatidir.

Hakkaten Dwaxer, doktora master konusunda yardim istersen ben sevinirim. : ) )
Burs felan gibi mi? :-P :mrgreen: Evet bir öğrencinin asıl öğrenmesi gereken şey, nasıl öğrenebileceğini öğrenmektir, gerisi zaten kolaydır.

.

by Firble » Wed Jun 16, 2010 5:41 am

Onun taktigi sudur. 6 kere 7 yi bilmiyorsan... 6 kere 6 yi mutlaka bilirsin. Tekerlemesi bile vardir.

Eee 6 kere 6yi biliyorsan tek yapman gereken 6 kere 6 kacsa ona bir 6 daha eklemektir. Eh o da vakit aliyor ama daha az aliyor.

Yani bana inanin, anaokulundan doktora ogrenciligine kadar ogrencilik biraz da bilmediklerini telafi edecek en dogru yolu bulma sanatidir.

Hakkaten Dwaxer, doktora master konusunda yardim istersen ben sevinirim. : ) )

by Edmond » Wed Jun 16, 2010 5:21 am

Ben 3. sınıfa geldiğimde daha ezberleyememiştim. Hoca her sorduğunda hızlı hızlı aklımdan topluyordum. 6 tane 7'yi. Biraz düşünüyordum her seferinde. Hatırlamaya çalışıyorum bahanesiyle :D Hâlbuki hesaplıyorum. Allah'tan hesap yeteneğim hafızam kadar kıt değil :D Sonra hocalar sormayı kestiler. 5. sınıfta falan ezberledim :D Ã?aktırmadan geçmek çok zordu ama o zamana kadar :D

Ama Romen rakamlarında 0 olmadığına hiç dikkat etmemiştim. Zaten bizimki gibi 10 rakam da yok. Sistem tümüyle farklı. Karşılaştırmak garip oluyor :D

by Firble » Wed Jun 16, 2010 5:17 am

Hmm bu Romalilarin sanirim, 0 rakami kesfedilmeden once... : ) ) Ama niye 9da durmuslar. : ) )

Bu arada Carpim Tablosunu ezberleyisim en iyi hatirladigim okul anilarimdan biri idi, 5lilere kadar idare ediyordum. Ama 7ler cok zordu vallahi...

by fmc » Mon Jun 14, 2010 4:39 pm

harbiden zormış :d sayılara bak :P

by Aegron Linwelin » Mon Jun 14, 2010 6:41 am

:D Süpermiş bu...
Biraz karışık gözüküyo sadece

by dwaxer » Mon Jun 14, 2010 6:34 am

Alenthas wrote:Gittim sordum yok dediler. Sayesinde sürekli gittiğim kitapçıdaki bıyıklı adamın ne kadar kafa olduğunu öğrenmiş oldum. Birden orada çalışasım geldi yav :D

Vay! Sorman bile yeterli sağolasın... Israr etseydin bari, "nasıl olmaz kardeşim! Bütün ülke bu kitaptan bahsediyor!" felan deseydin; getirtirler mecburen. :mrgreen:


....


Peki size kitaptan son anda çıkarılan :mrgreen: bir resmi sunuyorum. Resim koymamaya karar verildiği için bu fevkalade detaylı araştırmamı sadece siz Frpworld üyeleri görebileceksiniz, başka hiçbir yerde bulamazsınız (orijinal metin Kahire Müzesinin bodrum katındadır)

Romalılar döneminde çarpım tablosunu ezberlemek daha da zordu.

M.Ã?. 74 yılından kalma bir çarpım tablosu


Image

by Aegron Linwelin » Mon Jun 14, 2010 6:33 am

Alenthas wrote:Gittim sordum yok dediler. Sayesinde sürekli gittiğim kitapçıdaki bıyıklı adamın ne kadar kafa olduğunu öğrenmiş oldum. Birden orada çalışasım geldi yav :D
Dwaxer bir kitap ile nelere vesile oluyorsunuz görün :clap: :-P

by Alenthas » Mon Jun 14, 2010 6:09 am

Gittim sordum yok dediler. Sayesinde sürekli gittiğim kitapçıdaki bıyıklı adamın ne kadar kafa olduğunu öğrenmiş oldum. Birden orada çalışasım geldi yav :D

by dwaxer » Fri Jun 11, 2010 5:23 pm

Firble wrote:Hmm... Ama yine de bugünün öğrencilerinden de anilar içermeli, sonuçta bugünün öğrencilerinin kendilerine özgü anıları vardır ama belki içeriyordur zaten. Ben yurda döndüğümde alırım mutlaka...

Yahu belki buralardayım diye aklıma geldi, ama bu tarz bir şeyin, Dünyanın farklı yerlerindeki öğrencilerin anılarını birleştireni de belki olabilir. Hatta belki farklı yıllardakileri de... Sonuçta öğrenci anıları benim en çok konuşmayı ve dinlemeyi sevdiğim anılardır.
Günümüzün öğrencilik halleri de var, hatta yazarların çoğu genç olduğundan günümüz çok daha baskın. (yazarları araştırın; çoğu daha öğrenciyken romanlarını yazmış) Ã?rneğin "Facebook ve öğrenci" durumunu irdeleyen bir başlık var.

Beni de zaten eski zaman öğrenciliği uzmanı olarak dahil ettiler. :mrgreen: Ekip çalışmasının amacı konuyu her yönden görebilmekti.

.

by Firble » Fri Jun 11, 2010 1:35 pm

Hmm... Ama yine de bugünün öğrencilerinden de anilar içermeli, sonuçta bugünün öğrencilerinin kendilerine özgü anıları vardır ama belki içeriyordur zaten. Ben yurda döndüğümde alırım mutlaka...

Yahu belki buralardayım diye aklıma geldi, ama bu tarz bir şeyin, Dünyanın farklı yerlerindeki öğrencilerin anılarını birleştireni de belki olabilir. Hatta belki farklı yıllardakileri de... Sonuçta öğrenci anıları benim en çok konuşmayı ve dinlemeyi sevdiğim anılardır.

Top