by dwaxer » Thu Jun 17, 2010 5:52 pm
.
Teşekkürler Firble, vazgeçtim yüksek lisana yapmaktan. 
....
şöyle de kısa alıntılar yapayım kitaptan, siz değerli Frpworld üyeleri için:
Gidiş Yoluna Verilen Not
Test usülü sınavlarda değil de, kallavi formüllerle bezeli, her türlü ilimsel bilimsel yöntem barındıran, aritmetik ve hatta matematik beceri gerektiren, uzun uzun çözümlerle mutlu sona anca ulaştıran karmaşık problemlerin yer aldığı imtihanlara giren öğrencilerin başına sık sık gelen bir durumdur. Dersine çalışmış konuyu bilen öğrencinin, hızlı hızlı hesaplayarak bir soru için neredeyse tam sayfa döşediği formüller, bilmeyen bir göze Yunanca çorba tarifi gibi gelebilir, ancak aslında bilimsel verilerin racona uygun sıralanmasından başka bir şey değildir. Ã?ğrenci hafif bir tebessümle kendine güvenerek sınavdan çıkar. Ancak dışarda arkadaşlarıyla birlikte cevapları karşılaştırdığında problemin çözüm yolu aynı olsa da sonucun farklı çıktığını hayal kırıklığı içinde öğrenir. İlk anda kendi sonucunun doğru olduğuna inanmak istese de diğerlerinin cevapları hep birbirini tuttukça bu inanç azalmaya, moral bozukluğu artmaya başlar. Hesap makinesi de kullandığı halde nasıl olmuştur da sonucu yanlış bulmuştur. Bir sınavdan zayıf almaktan daha kötü bir şey varsa o da hiç kuşkusuz sorunun cevabını bildiği halde zayıf almaktır. Hemen hocaya gidiş yolundan puan verilip verilmeyeceği sorulmaya başlanır. Ã?ğretim görevlisi genelde, "bakarız" diye geçiştirir. Ancak eğer hoca çözümü incelemek yerine direk sayfanın sonundaki neticeye bakarsa öğrencinin onca emek ve çalışmasına alacağı karşılık maalesef halka şeklinde bir sıfır olacaktır. Bu düşüncenin stresi altında ezilen öğrencinin, "hocam vallahi problemi çözdüm ama yanlışlıkla bir virgül kaymış, sonuç farklı çıkmış!" diye üzerine basa basa hocanın dikkatini çekmeye çalışırken sesine hafif ağlamaklı bir ton vermekten başka çaresi yoktur.
Kitap Defteri Elinde Taşıyan Ã?ğrenci
Bu konuyu erkek ve kız öğrenciler diye ikiye ayırmak gerekir. Kızların çoğu zaten çanta olmadan kendini çıplak hissettiğinden, çantasız okula gelmeleri şeklinde bir ihtimal neredeyse yok gibidir, ancak çantalarına doldurdukları "çok gerekli" milyon tane ıvır zıvırın arasında ders için gerekli kitabı kaybetme olasılıkları da vardır tabii. Askılı çantalar başlangıçta bayanlar için icat edilmişti fakat önce üniversite çevrelerinde ve daha sonra da bütün okullarda askılı çantaları erkekler de kullanır olmuştur. Ancak kız öğrenciler yanlarında askılı çantaları olmasına rağmen kitaplarını ellerinde taşıyor olabilirler. Genelde kitaplar bebek tutar gibi şefkatle sarılınarak göğse bastırılır. Amaç bir şeyleri kamufle etmek, gizem katmak ya da kitaplara parfüm bulaştırmak, hatta aldığı dersleri göz hizasına yakın sergileyerek çekici bir erkeğin, "aa, kimya kitabı mı o, hangi bölümdensin?" şeklinde muhabbeti açmasına bahane yaratmak bile olabilir ama sebep büyük bir ihtimalle kitapların içine sığabileceği kadar kocaman bir çanta taşıyarak şıklıklarını bozma riskinden kaçınmalarıdır.
Ã?anta taşımamak konusunda ısrar eden erkek öğrenci modelini incelersek: Bu alışkanlık çocuğun maddi durumunun kötü olmasıyla değil, çoğunlukla asi ruhuyla ilgilidir. Evde çantası olduğu halde defter kitaplarını "inadına" elinde taşımaya devam eder. Ayrıca mümkün olan en az sayıda, ancak çok gerekli malzemeleri yanına almak racondandır. Bazen otobüste, yolda elinden kayarak kitaplar defterler yere düşer, tozlanır ve hatta çamurlanarak hasar görür. Zaten bu tiplerden, oturup da defterini kitabını kaplama kağıtlarıyla kaplamasını, üzerine etiket yapıştırmasını filan beklemek saflıktır. Dolayısıyla dönem sonuna doğru o defter ve kitaplar paçavraya döner. Ancak genç buna üzülmek bir yana, kendini daha havalı, daha serseri hisseder. Döküntü kitaplar ona göre eskimiş kot ya da deri ceket gibidir. Zaten bütün o çanta taşımama zahmeti, bilinçli olmasa bile bilinç altında, toplumun dayatmalarına karşı asi duruşunu, umursamaz karizmasını ifade ediş yönteminin bir uzantısıdır. Dünya umrunda değildir sanki. Bu tip öğrencilerin resmi giyinmek ve kravat takmaktan da nefret ettiğini tahmin etmek zor değildir. İlerideki çalışma hayatında da memur pozisyonlarına girerse, derli toplu imaj sergilemesi zorunluluğu yüzünden bunalım geçireceğine hiç şüphe yoktur.
.
[b].
Teşekkürler Firble, vazgeçtim yüksek lisana yapmaktan. :mrgreen:
....
şöyle de kısa alıntılar yapayım kitaptan, siz değerli Frpworld üyeleri için:
Gidiş Yoluna Verilen Not
Test usülü sınavlarda değil de, kallavi formüllerle bezeli, her türlü ilimsel bilimsel yöntem barındıran, aritmetik ve hatta matematik beceri gerektiren, uzun uzun çözümlerle mutlu sona anca ulaştıran karmaşık problemlerin yer aldığı imtihanlara giren öğrencilerin başına sık sık gelen bir durumdur. Dersine çalışmış konuyu bilen öğrencinin, hızlı hızlı hesaplayarak bir soru için neredeyse tam sayfa döşediği formüller, bilmeyen bir göze Yunanca çorba tarifi gibi gelebilir, ancak aslında bilimsel verilerin racona uygun sıralanmasından başka bir şey değildir. Ã?ğrenci hafif bir tebessümle kendine güvenerek sınavdan çıkar. Ancak dışarda arkadaşlarıyla birlikte cevapları karşılaştırdığında problemin çözüm yolu aynı olsa da sonucun farklı çıktığını hayal kırıklığı içinde öğrenir. İlk anda kendi sonucunun doğru olduğuna inanmak istese de diğerlerinin cevapları hep birbirini tuttukça bu inanç azalmaya, moral bozukluğu artmaya başlar. Hesap makinesi de kullandığı halde nasıl olmuştur da sonucu yanlış bulmuştur. Bir sınavdan zayıf almaktan daha kötü bir şey varsa o da hiç kuşkusuz sorunun cevabını bildiği halde zayıf almaktır. Hemen hocaya gidiş yolundan puan verilip verilmeyeceği sorulmaya başlanır. Ã?ğretim görevlisi genelde, "bakarız" diye geçiştirir. Ancak eğer hoca çözümü incelemek yerine direk sayfanın sonundaki neticeye bakarsa öğrencinin onca emek ve çalışmasına alacağı karşılık maalesef halka şeklinde bir sıfır olacaktır. Bu düşüncenin stresi altında ezilen öğrencinin, "hocam vallahi problemi çözdüm ama yanlışlıkla bir virgül kaymış, sonuç farklı çıkmış!" diye üzerine basa basa hocanın dikkatini çekmeye çalışırken sesine hafif ağlamaklı bir ton vermekten başka çaresi yoktur.
Kitap Defteri Elinde Taşıyan Ã?ğrenci
Bu konuyu erkek ve kız öğrenciler diye ikiye ayırmak gerekir. Kızların çoğu zaten çanta olmadan kendini çıplak hissettiğinden, çantasız okula gelmeleri şeklinde bir ihtimal neredeyse yok gibidir, ancak çantalarına doldurdukları "çok gerekli" milyon tane ıvır zıvırın arasında ders için gerekli kitabı kaybetme olasılıkları da vardır tabii. Askılı çantalar başlangıçta bayanlar için icat edilmişti fakat önce üniversite çevrelerinde ve daha sonra da bütün okullarda askılı çantaları erkekler de kullanır olmuştur. Ancak kız öğrenciler yanlarında askılı çantaları olmasına rağmen kitaplarını ellerinde taşıyor olabilirler. Genelde kitaplar bebek tutar gibi şefkatle sarılınarak göğse bastırılır. Amaç bir şeyleri kamufle etmek, gizem katmak ya da kitaplara parfüm bulaştırmak, hatta aldığı dersleri göz hizasına yakın sergileyerek çekici bir erkeğin, "aa, kimya kitabı mı o, hangi bölümdensin?" şeklinde muhabbeti açmasına bahane yaratmak bile olabilir ama sebep büyük bir ihtimalle kitapların içine sığabileceği kadar kocaman bir çanta taşıyarak şıklıklarını bozma riskinden kaçınmalarıdır.
Ã?anta taşımamak konusunda ısrar eden erkek öğrenci modelini incelersek: Bu alışkanlık çocuğun maddi durumunun kötü olmasıyla değil, çoğunlukla asi ruhuyla ilgilidir. Evde çantası olduğu halde defter kitaplarını "inadına" elinde taşımaya devam eder. Ayrıca mümkün olan en az sayıda, ancak çok gerekli malzemeleri yanına almak racondandır. Bazen otobüste, yolda elinden kayarak kitaplar defterler yere düşer, tozlanır ve hatta çamurlanarak hasar görür. Zaten bu tiplerden, oturup da defterini kitabını kaplama kağıtlarıyla kaplamasını, üzerine etiket yapıştırmasını filan beklemek saflıktır. Dolayısıyla dönem sonuna doğru o defter ve kitaplar paçavraya döner. Ancak genç buna üzülmek bir yana, kendini daha havalı, daha serseri hisseder. Döküntü kitaplar ona göre eskimiş kot ya da deri ceket gibidir. Zaten bütün o çanta taşımama zahmeti, bilinçli olmasa bile bilinç altında, toplumun dayatmalarına karşı asi duruşunu, umursamaz karizmasını ifade ediş yönteminin bir uzantısıdır. Dünya umrunda değildir sanki. Bu tip öğrencilerin resmi giyinmek ve kravat takmaktan da nefret ettiğini tahmin etmek zor değildir. İlerideki çalışma hayatında da memur pozisyonlarına girerse, derli toplu imaj sergilemesi zorunluluğu yüzünden bunalım geçireceğine hiç şüphe yoktur.
.[/b]