by WeS_DeX » Fri Jan 08, 2010 4:54 am
Bogus söyleceğim seyi ağzımdan almayı bırak, hem alıp hemde siz ne dersiniz diye sormussun
Filmlerle pek içli dışlı değilimdir. Hayatım boyunca izlediğim film sayısı 15'den azdır. İzlediklerim genelde kitabını okuduğum filmlerdir ve kitabını okuduğum filmlerin şu ana kadar hiç birisini beğenmedim, büyük hayal kırıklıkları yaşadım fakat istisna olarak sadece LOTR'i beğendim aralarından.
Bogus'un da dediği gibi sanırım kitapları hepimiz önce okuyoruz. Dünyayı yaşıyoruz, karakterleri beynimize kazıyoruz, en büyük etken zihnimizde kitapta gecen mekanı canlandırdığımızda heyecanlanabiliyoruz. Sonra filmine gittiğimizde zihnimizde olan şeyi gercekten de görmek istiyoruz, hakkımız olarak. Sonuçta yazan yazmış ve bizlere hissettirmiş o dünyayı zihnimizin içinde görmemize neden olmuş. Filmi çekende çekmiş, biz okurlara hissettirmiş de... Ne kadar hissettirmiş... Filmi çeken insan işin gelirinde. Ha diyelim ki gelir filmi çekene bir ifade etmiyor. Değisen bir şey yine olmayacak. Bu seferde kitap, filmi çekene ne hissettirdiyse, zihninde ne canlandıysa o adam da bizlere onu sunacak. Biz yine hayal kırıklığına uğrayacağız. (Basit mantık kurdum, ama sanıyorum yanlış mantık kurmadım)
İşin en kötüsü, bazı zamanlar kitabı okurken gözümde canlanan o güzel dişi elfi özlüyorum. O dişi elf şimdi nerede mi? Filmdeki oyuncu onu kovdu zihnimden artık. O kitabı okurken ki gözümde canlanan içimdeki karıncalanmanın sebebi olan güzel dişi elfi özlüyorum. Kitabını okuduğum hiç bir filme gitmeme kararını aldım bu tür sebeplerden dolayı... Yada hata edip filmine gittiysem, kitabını okumayacağım. Sonra kötü hissediyorum.
Bogus söyleceğim seyi ağzımdan almayı bırak, hem alıp hemde siz ne dersiniz diye sormussun :D
Filmlerle pek içli dışlı değilimdir. Hayatım boyunca izlediğim film sayısı 15'den azdır. İzlediklerim genelde kitabını okuduğum filmlerdir ve kitabını okuduğum filmlerin şu ana kadar hiç birisini beğenmedim, büyük hayal kırıklıkları yaşadım fakat istisna olarak sadece LOTR'i beğendim aralarından.
Bogus'un da dediği gibi sanırım kitapları hepimiz önce okuyoruz. Dünyayı yaşıyoruz, karakterleri beynimize kazıyoruz, en büyük etken zihnimizde kitapta gecen mekanı canlandırdığımızda heyecanlanabiliyoruz. Sonra filmine gittiğimizde zihnimizde olan şeyi gercekten de görmek istiyoruz, hakkımız olarak. Sonuçta yazan yazmış ve bizlere hissettirmiş o dünyayı zihnimizin içinde görmemize neden olmuş. Filmi çekende çekmiş, biz okurlara hissettirmiş de... Ne kadar hissettirmiş... Filmi çeken insan işin gelirinde. Ha diyelim ki gelir filmi çekene bir ifade etmiyor. Değisen bir şey yine olmayacak. Bu seferde kitap, filmi çekene ne hissettirdiyse, zihninde ne canlandıysa o adam da bizlere onu sunacak. Biz yine hayal kırıklığına uğrayacağız. (Basit mantık kurdum, ama sanıyorum yanlış mantık kurmadım)
İşin en kötüsü, bazı zamanlar kitabı okurken gözümde canlanan o güzel dişi elfi özlüyorum. O dişi elf şimdi nerede mi? Filmdeki oyuncu onu kovdu zihnimden artık. O kitabı okurken ki gözümde canlanan içimdeki karıncalanmanın sebebi olan güzel dişi elfi özlüyorum. Kitabını okuduğum hiç bir filme gitmeme kararını aldım bu tür sebeplerden dolayı... Yada hata edip filmine gittiysem, kitabını okumayacağım. Sonra kötü hissediyorum.