Wizard vs. Sorcerer

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Wizard vs. Sorcerer

by legacy_user_3568 » Tue Dec 21, 2004 7:37 am

Wizard her zaman iyidir bence

by LourdesTr » Sun Aug 08, 2004 10:06 pm

( Büyücü'yü Sorcerer, Sihirbaz'ı Wizard olarak değerlendirdim, ona göre yazıyorum.

"Ben bir melezim. Kızıla çalan tenim, ince telli uzun siyah saçlarımın döküldüğü omuzlarımdan çıkan küçük dikenimsi uzantılarım, gözbebeği olmayan kızıl gözlerim ve küçük kuyruğum bunu belli ediyor.

Annemin düştüğü durumu hayal edebilirsiniz.
" İblis'in aşığı! Sürtük! "
Incubus denen iblislerden biriydi benim babam. Annemi baştan çıkarmış, ve sonra da annemi benimle birlikte bırakmıştı. Küçük köydeki insanlar korkunun doğurduğu bir nefretle annemi dışlamış, taşlamışlardı.
Annem ben altı yaşlarındayken intihar etmişti.

Uzun yıllar büyük şehirlerin sokaklarında yaşayıp hayatta kalmaya çalışmıştım. Ama bu hiç de kolay değildi. Bir çok kişi ne olduğumu anlıyor ve beni dışlıyor, bazılarıysa öldürmeye çalışıyordu. Bir seferinde bir kaç fanatik beni yakalamıştı. Yakacaklardı. Ve dünyayı bir iblisin dölünden daha temizleyeceklerdi. Ã?aresizdim.

Nefret içimde akıyor, çaresizlik ve korku ile buluşup dehşete dönüşüyordu. Ve dehşet doruğa ulaştığında, beni yakmaya çalışan fanatikler ve orada toplanan küçük grup ölmüştü. Patlama ani olmuştu, herhangi birinin ne olduğunu anladığını sanmıyorum. Ben de anlamamıştım; patlama sırasında kendimden geçmiştim. Ayıldığında oracıkta yatıyordum; beni bağladıkları kütükten de, iplerden de kurtulmuştum. Ayağı kalktığımda etrafımı gördüm. Kararmış, kömürleşmiş cesetler. Yüzlerindeki korkunç acı patlamanın ani ama oldukça acılı bir şekilde olduğunu işaret ediyordu.

Bunu ben yapmıştım.

Bu beni hem heyecanlandırmış, hem de dehşete düşürmüştü.

Olgunluğa ulaşmamla birlikte içimdeki büyü de güçleniyor, aynı orantıyla daha da kontrol edilemez oluyordu. Ama büyü içimde akarken ve bir nehir gibi köpürürken hissettiğim o müthiş duygu, aldığım o büyük haz inanılmazdı. Büyünün damarlarımda aktığını, bedenimin her köşesine uzandığını hissedebiliyordum. Ne müthiş bir duyguydu o!

Ama cüzdanını çalmaya çalışırken yakalandığımda bana yumruk atmaya çalışan adamı sokağın karşı ucuna, Lady Oplhana'nın malikanesinin demir parmaklıklarına gönderip göğsünden çıkan demirleri gördüğümde buna bir çare bulmam gerektiğini anlamıştım.

Yolculuğum sırasında bir çok yer gördüm, çoğu zaman zorlukla yiyecek buldum. Meyve toplamak için ağaçlara çıktığımda veya böğürtlen çalılarına girdiğimde her yer sessizleşiyor, kuşlar ve böcekler, hatta yapraklarla rüzgar bile içimdeki iblisi hissediyordu. Ama ben iblis değildim, bedenimin bir parçası böyleydi, bunu değiştiremezdim, ama ruhum asla iblis değildi.
Ama bu kimsenin gözünde bir şeyi değiştirmiyordu.

Taa ki bir gün bir sonraki köye giderken minik tepenin arkasından çığlık duyana kadar. Tepeyi nefes nefese tırmandığımda ne görmüştüm?

Üç tane hırsız, bariz bir şekilde büyücü cüppesi giymiş adamın yakınında ölü yatıyor, bir diğeri ise çığlıklar atarak kaçıyordu. Cüppeli adam biraz bekledi, bir süre sonra kaçan adamın bedeni sanki donmuştu. Beni şaşırtansa adamın ne bir parşömenden ne de bir kitaptan büyü okumuş olmamasıydı. Ağzı bile kıpırdamamıştı.

Bu kişi benim gibi olmalıydı. Okullara giden sihirbazlardan farklı olmalıydı. Yolculukları sırasında büyücüler ve sihirbazlar hakkında bazı şeyler öğrenmiştim. Bu da onlardan biriydi. Yavaşça adamın yanına doğru indim.
Bir an sonra iki metre kadar geriye uçmuştum, büyücü ise bana dönmüştü. Cüppeli adamın yüzündeki ifadeyi gördüm ve bağırdım: " Hayır, ben hırsız değilim! "
Adamın yüzündeki ifade yumuşamadı, pek haksızda sayılmazdı, benim gibi bir bedene sahip olan biri ancak çapulcu veya hırsız olabilirdi zaten.
" Lütfen! Ne olur dinle! Seni... seni bulmak için çok uzun süre yollardayım! "
Adamın yüzünde bir merak belirdi, ama mantığı karşı çıktı.
" Beni bulmak için mi? Seni tanımıyorum. Beni tanıyor musun? İsmim ne? "
" İsmini bilmiyorum... Hayır! Hayır! Ama seni bulmak için... Yani senin gibileri! Benim gibileri! Büyücü! Büyücü! " diye feryat ettim.
" Sen, " dedi yırtık pırtık paçavralar içindeki iblisimsi vücuduma bakarak, " bir büyücü müsün? "
" Evet! Yemin ederim! Lütfen, ne olursun dinle! "
" Aşırı heveslisin. Sana inanmıyorum. "
" Ama doğruyu söylüyorum! Bana inanmalısın! İnanmalısın diyorum sana! "
" Göster bana büyünü o zaman. "
" Hayır, gösteremem çünkü... bana inanmalısın, ne olur! "
" Evet inanmalıyım, ama inanmıyorum. Özgünüm. "
" Hayır! Lütfen! Lütfen! "
" Güle güle iblisimsi. "

İçimdeki korku tekrar kabardı, ama umutsuzluk ve öfke daha ağır bastı, ve tekrar kontrolümü kaybettim. Büyünün gücü bedenimde akarken vücudum bir an sarsıldı. Bir an gözlerim karardı, sonra görme yetime kavuştuğumda ellerim büyücüyü gösteriyordu.
Ellerimden çıkmış olan yıldırım, büyücünün etrafındaki büyülü alandan sekerek uzaklara gitti.
Büyücü yanıma geldi ve elini uzattı.
" Gerçekten büyücüymüşsün. Sınavı geçtin. "
" Ne... ne? Yani... yani...? "
" Evet, " dedi büyücü gülümserken. " Büyünü açığa çıkarmanı sağladım. Büyücü olmasaydın ölmüştün. "

Lenin yakışıklı ve bir büyücüye göre yapılı bir adamdı. " Gezgin bir büyücüyüm, " demişti bana. Gerçektende öyleydi. Onunla birlikte yıllarca dolaştım. Bana çok şey öğretti.

" Büyü senin bir parçan, ama kullanmasını bilmiyorsun. Ama öğreneceksin öğrencim, hiç merak etme, öğreneceksin.
Hala gerçekten iyi bir öğretmen olduğunu düşünüp gülümserim.

" Büyü senin bir parçan. Ama sana bağlı bir organ gibi değil, içinde yaşayan başka bir varlık gibi. Seni öldüreceğimi sandığında harekete geçti, seni olduğu kadar kendini savunmak için. Onu dinlemesini, onu kullanmasını bilmelisin. Böylece onun damarlarında amaçsızca akmasını önlersin. Ve o benlik, seninle birleşir. "

Artık büyünün kanımın içinde aktığını hissetmiyordum.

Büyü, kanımın ta kendisiydi.

Lenin ile yolumuz bir gün bir sihirbazlık kulesine düştü. Sihirbazlarla büyücülerin farkını biliyordum, ama yapay büyüyü bu kadar usta kullanmaları beni etkilemişti. Bazıları tek bir okuldan, bazıları ise çeşitli okullardan büyü yapıyorlardı, ama benim hayatım boyunca yaptığım büyülerin çeşitliliğinden fazlaydı her birinin yaptığı büyülerin çeşitliği. Bu beni şoka uğratmıştı.

Lenin gülerek " Evet, " dedi, " Sihirbazlar'ın sihirleri böyledir. Bizim büyümüz sadece bazı büyülere izin verir, ama bunları sihirbazlardan çok daha güçlü bir şekilde yaparız ve çok daha sık yapabiliriz. Bir sihirbaz ise hemen hemen her büyüyü yapabilir ancak büyü gereçlerine ihtiyacı vardır, üstelik her büyüyü iyice ezberlemesi gerekir. Ne ile karşılaşacağını biliyorsan, korkarım bizden avantajlılar. Ama bilmediğin bir yerde sihirbazın tek yapabileceği hangi yaratıkların çıkabileceğini hesaplayıp paranoyaklık içinde büyü ezberlemektir. "

Lenin ile gezdiğim yıllardan çok şey öğrendim. Benim yeterince eğitildiğime ve artık beni daha fazla eğitemeyeceğine karar verdiğinde "ben" diye bir şey yoktu. Ben büyüydüm, büyüyse bendim. İkimiz de birbirimizdik, ikimizde yoktuk, sadece "biz" vardık. şu an öğrencim ve ben -biz- bu halde yollardayız. Gezgin büyücü ile çırağı. Lenin'in bana öğrettiklerini bu çocuğa öğretiyorum. Büyünün doğasını anlamasını, kanını ve ruhunu tanımasını sağlıyorum. Büyüyü tanımasını sağlıyorum.

Kendini tanımasını sağlıyorum."

Zer'hal, Gezgin Büyücü.

by s_e_f_t_a_l_i » Sat Aug 07, 2004 11:54 pm

hll be bunıses herbiden ii yazmışsın ancak bu benım socrerer kararımı değiştirmez 8)

by Bunises » Fri Aug 06, 2004 8:53 pm

Bunises wildmage konuşur...

"Zaten sorunda bizi sizlerin anlamaya çalışmasında. Bizlerin kütüphanelerinde sizin ve sizlerin güçleriyle ilgili yüzlerce hipotezi, teoremi barındırsakta, topunuzu bir araya topladığımızda sizin bizler için vereceğiniz üç aşağı beş yukarı yazdıklarınızın aynısı olacaktır. Onun için bırakında bir şeyi bilme işin, okulumuzu veya sorgulamamızı veya sizlerin güçlerini bile kıyaslamamızı bize bırakın. İnanın bana bu sizler için daha sağlıklı ve gerçekci sonuçlar doğuracaktır...çünkü bizim deneyimlerimiz asla bir hırsın veya kıyasın ürünü değildir. Bazı genç büyücüler ve invocation'lar olabilir aramızda,bunların sabırsızlığı veya içinde yanıp tutuşan ateşleri sizleri sakın bizim nezlimizde yanıltmasın. Onun için bırakında bazen(!) biz sonuçları bulalım...sağlığınız için=o)"

by s_e_f_t_a_l_i » Fri Aug 06, 2004 8:18 pm

beylr hepinize karşı gelerek socrerer diyorum çünkü onda bir gizem var büyü yü keşfetmek falan yani bence otantik bir hava yartıyor ayrıca işin kural kısmına baktığımızda socrerer daha fazla büyü yapma gücüne sahip ve bir okula bağlanıp kurallar içinde yaşamak zorunda değil :!:

by Met » Thu Jul 29, 2004 3:06 am

abi saygıyla önünde eğiliyorum

küçük bir not büyücü sihirbaz sanata nası ulşırsan ulaş gerçek ortak noktamız ve zevkimiz figtherlara beşer onar fireball göndermek :-)

by Aldaris » Wed Jul 28, 2004 9:18 pm

Bencede bu konu çok güzel bağlandı herşekilde farklı yollardan da gitsek ik sanatçı oluşumuz bizi birbirimize bağlar.
Bu dostça atışmadan sonra Bunisese muhteşem bir final yazdığı için tebrikler..

by Fallen » Wed Jul 28, 2004 9:13 pm

Eh daha fazla söylenecek birşey kalmadı sanırım teşekkürler Wildmage.

by Bunises » Wed Jul 28, 2004 4:01 pm

Arkadaşlar birbirinizin yorumlarını haklı veya haksız olarak görüp, buna göre msg yazmak biraz tarafçılık ve şavaş başlangıcından başka bir şey yaratmayacaktır[yaratmıyor]. Burada belirtilen düşüncüleri kişi veya sınıf belirtmeden belirtirsek daha sağlıklı bir ortam elde edebiliriz.

Bu konuda bir kaç şeyde ben ekleyeyim.

Sorcerer'lıktan başlayacak olursak bu sanatın AD&D dünyaları içinde genele vurulduğunda daha eski bir sanat olduğunu görüyoruz. Lakin gücü kanından alan veya gücü kanına işleten kişilerin soyları üzerinde yükselen temellere insanların el atması. Korku ve dehşetin içinde bu güçle, aşkın verdiği temel güçle birleşmesi bizi ilk şaşırtan şey olmuştur. Kan birliği ister doğal yollarla olsun, ister ritüel veya isterse farklı bir yoldan olsun karşı konulamaz bir çekicilikte kullanıcıyı kendine çekmiştir. Lakin damarda akan kan daima ona güç veren, ayakta tutan, bakışlarındaki parlaklığı doruğa çıkaran bir etkendir;çünkü kan alt seviye veya üst seviye bir varlığa ait değildir. Kan bunlardan daha yücelerine aittir.Kan, geçmişin doruklarından geleceğin ovasına esen sert bir rüzgar gibi kişiyi kavurur. Ona bilgi ve gücün yanında gerçeği asaleti(soyluluk değil) bahşeder...Tabi kişi bunu görebilirse. Burada savunulan küçültücü nedenler kişinin bu güce, kana sahip deneyimli kişi tarafından ulaştırılmamasından ileri gelmektedir. Buda dünya üzerindeki nedenler içinde gayet sıradan bir yeri almaktadır. Lakin Calimshan (Bkz Forgotten Realms Calimport) daki yüksek kulelerde gücü haketmek için yapılan fedekarlıkların acısı ve o tarif edilemez çirkinlikteki izleri, dövme gibi tüm renkleri yutan ve ortama "kara"yı yayan sanatlarla kapatılabilmektedir... Bu gerçektir. Bide kendi başına bir yerlerde canını kurtarmak için elinden alevler boşalan bir adam olupta daha sonra gücü nasıl kullanacağını bilmeden ilerlerse buda başka bir gerçektir.

Büyücülük sanatına gelirsek. Büyücü için fazla söze gerek yok. Hangi okula mehsup olursa olsun bir büyücü "neden benim" kavramını farklı yollardan büyüsüyle şekillendirir. Ona göre bir büyüyü içinden parmaklarına ulaştırmak, görünmeyen hatlarda ve noktalarda onu işlemek belki dünyanın en iyi dişisinden alabileceği zevkten bile üstündür. Bu zevki göz ardı edebilir bir büyücü veya ona yönelip ona aşık olabilir; ama sonuçta daima o gücün hazzını yaşar her büyüsünde. Bu onu farklı kılan bir unsurdur...Ã?ılgın bir aşık, Oturaklı ağır başlı aşık....sonuçta büyücü aşıktır. Sorcerer ise asaletlidir.Asalet kişiye pervasızlığı değil(yani büyüsüne değil) kendine inanmasını sağlar.Büyü ise sanata inanmasını sağlar. Birisi büyüsüyle kendine, diğeride büyüsüyle aşkına ulaşır... Ve bu iki ilahi veya geçmişten günümüze gelen değerler belirgin bir şekilde karşımızdadır. Sorcerer'lığın daha kadim oluşu ve büyücülüğün daha engin değerler üzerine kurulu oluşu....sürekli oynayan değerler üzerinde bu ikisini dengede tutamaktadır, tutacaktır...

Saygı ve Sevgilerime Bunises The Wildmage...

by Türklider » Wed Jul 28, 2004 5:37 am

Met senin yanlışın var Wizard=Büyücü, Sorcerer=Sihibazdır...

Her türlü de ispatlarım... Mialee bir wizarddır ve büyücüdür... Eğer Türkçe OEK'ya göre konuşuyorsak...

Sihiri de kimse sahiplenemez... Sorcerer'lar büyüyü edinmek için ruhlarına bakar, wizardlar ise kağıtlara ve mürekkeplere... Sence iç güç mü dış güç mü etkili olur? Özellikle aynı hırs varsa? ;);)

Saygılarımla...

by Fallen » Wed Jul 28, 2004 5:24 am

Bir Sorcerer'a sadece dansçı demek yapılan en büyük hatalardan biridir ve aklı başında olan hiçbir sihirbaz böyle konuşmaz bana göre, unutmayın kitapta sorcererlar için bazı tanrıların çocukları diye bahseder.

by Met » Wed Jul 28, 2004 2:11 am

saygı değer Thlyrotel küçük bir yanlış anlama olmuş galiba büyücü = sorcerer , sihirbaz = wizard
Bunises saol katıldığın için
yapmayın hırs tüm ırkların kanında olan birşey ve unutmayın büyücüler birkaç ineği daha iyi süt vermesini sağlamak dışında hiç bir şey yapmazlar ama dünyayı biz şekillendiririz
biz sanatçıyız siz nesin bir avuç danscı millete hoşca vakit geçiren size saygım var sayenizde iyi vakit geçiriyoruz ama bırakın dünyayı biz yönetelim

by Fallen » Wed Jul 28, 2004 1:02 am

Bak burda bir yanlışın var, büyüyü hisseden Wizard'lar değil sorcerer'lardır ayrıca verdiğin örneklerde hep gerçek dünyanın tarihinden FR'de cadı diye kazığa bağlanan kaç büyücü var ki; eğer büyücüler kazığa bağlanıyorlarsa Sorcerer'larda bağlanıyordur.
Ayrıca bir Sorcerer ateşin karşısındada dans etmeyi bilir, büyü yaparkende, bu yaptığı büyüye farklı bir seramoni farklı bir güzellik katar onlar sanatçılardır büyünün, wizard'lar ise güç peşinde hırs içinde koşanlardır.

by Aldaris » Tue Jul 27, 2004 11:55 pm

Sizin sorununuzda bu siz büyüyü yaparsınız biz hissederiz ve şekil veririz.
İnsan oğluda uçmanın yolunu aradı yüzyıllardır ve şimdi havada dev metal kutularda uçuyorlar. ama açıktırki asla bir kartalın zerafetine sahip olamadılar.
ne tekim bizde yeteneklerimiz için savaştık cadı diya kazığa bağlananlar da oldu nürnberg bakiresine gönderilenlerde. ancak şimdi çıkmış bir liseli diyorki taştan salonlarımızda şömine ateşini yakmak ve üstünde et çevirmek için bizde çok uğraştık. Bir burning hand ve bir mage hand e çok emek verdik.
Eğer Sorcererlar çingene ise en azından ateşin karşısında zerafetle dans etmeyi bilirler.

by Fallen » Tue Jul 27, 2004 8:08 pm

Met wrote:büyü varoluşun en kadim sanatıdır bir caba ister emek ister ruhundan bedeninden birşeyler alıp götürür. onu elde etmek için çabalamalısın ki değerini bilesin. biz seçilmiş değiliz kanımızda akmıyacak belki biz annemizin karnında öğrenmedik biz çalıştık cabaladık gecelerimiz gündüzlerimizle bir oldu en küçük büyü bile yaptığımızda mutluluktan havalara uçtuk
biz noe değiliz olmıcaz biz sanatın efedileri biz sanatın uşaklarıyız

bide cingene sorcerer olup etrafta abi bi falına bakayım abla kısmeetinde biri var gibi geyikler yapcağıma kolejli olurum daha ii
Ã?evrede öyle Sorcerer'lar dolaşırki büyünün kıymetini senden daha iyi bilirler çünkü büyü onların bir parçası, kolu bacağı gibidir,
Ayrıca sahip olduğun bu hırs sana kötü şeyler yaptırır Wizard, insanların nefret ettiği iğrenç bir insana dönüşebilirsin...böyle biri olmaktansa çingene olmayı tercih ederim.

Top