by Lugtarias » Fri May 01, 2009 12:41 am
Hem fantastik kurguya hem Orta-Asya kültürüne ilgili olan birkaç kişi olmamız bile güzel bir durum. Türk Mitolojisiyle ilgili yazı yazılabilir belki siteye? Denemeler belki? Possessed'in çizimleri çok güzel zaten. Keşke bende çizip yollayabilsem Efla'ya, galeriye koyması için =) Ama Orta-Asya'da geçen birkaç öyküm var. Yollayabilirim biraz düzeltmeden sonra ocakbaşına.
Bu arada İskitlerin ne kadar Türk olduğu tartışılır haklısın Possessed. Ama bence tartışmanın sonucunda Türk oldukları görüşüne varılır. Çok defa tartışmalara girdim bununla ilgili. Kendi çapımda dilbilimsel, kültürel, tarihsel bir takım araştırmalar yaptım.
Kanıt niteliğinde birkaç örnek vermek isterim:
-Kül Tigin, sanıyorum 7. yüzyılda(tarihten emin değilim) Türk ipeğinin pazarına izin verilmesi için Bizan kıralı Justiyen'e bir heyet gönderir. Heyetin krala takdim ettiği mektupların İskitçe olduğunu tarihçi Menander ifade eder...
- Pazırık Halısı, Altaylarda Pazırık Qurgan'ından (Qurgan=Oq Uruqun=Oq kişisi mezarı / Bu oq, Oqhuz(Oğuz) adındaki Oq'tur.) çıkmıştır. Tarihinin -IV. -III. yy'lar olduğu belirlenmiştir. Batılı tarihçilerin büyük çoğunluğunca, İskitlerin İran kökenli oldukları kabul edilmiş olduğundan, Pazırık halısı İran sanatına mal edilmiştir. Halbuki halının ortasında 24, iç çerevesinde 62 adet Türk Damgası vardır. Bu damgalar Orhun alfabesinin oluşum sürecinde Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan kaya üstü yazmalarında görülen damgalardır.
-J.D. Groysen Geschicte, Alexanders der Grossen adlı kitabında İskenderin bugünkü Leninabad yöresinde bulunan, eski adıyla Sir-i Derya'yı geçmeye çalışırken İskitlerle karşılaşmasını anlatır. Bir anlamda Eski Yunan tarihçilerinin anlattıklarını tekrar eder. Ve şöyle der: İskit güruhu karşı sahilde toplanmıştı(suyun öte yanı). Savaşa davet eder gibi ok atıyor, caka satıyor, gürültü ediyorlardı. Diğerleri heralde savaşı göze alamazlardı. Eğer cesaret ederlerse Farslar ile Ã?öl(Bozkır) oğulları arasındaki farkı anlamış olacaklardı. Burada anlatılan sefer Türk destanlarında geçer. İskender'i suyun ötesinde bekleyenler bizim söylencelerimizde bizizdir. Yani Türklerdir. Sanıyorum, buradan eski Yunan'da birçok Türk boyunun İskit diye adlandırıldığı bir kere daha anlaşılıyor...
Fazla zamanım kalmadı ama şunu da söylemek istiyorum, ölü bir dil kabul edilen İskitçeyle, yine ölü bir dil olduğu ifade edilen Asya Hun dili muazzam bir benzerlik gösterir. Ki bu Hunca, Göktürkçe'nin temelini oluşturur. Göktürkçe'de çağdaş Türk lehçelerinin hepsinin temelini oluşturur...
Hem fantastik kurguya hem Orta-Asya kültürüne ilgili olan birkaç kişi olmamız bile güzel bir durum. Türk Mitolojisiyle ilgili yazı yazılabilir belki siteye? Denemeler belki? Possessed'in çizimleri çok güzel zaten. Keşke bende çizip yollayabilsem Efla'ya, galeriye koyması için =) Ama Orta-Asya'da geçen birkaç öyküm var. Yollayabilirim biraz düzeltmeden sonra ocakbaşına.
Bu arada İskitlerin ne kadar Türk olduğu tartışılır haklısın Possessed. Ama bence tartışmanın sonucunda Türk oldukları görüşüne varılır. Çok defa tartışmalara girdim bununla ilgili. Kendi çapımda dilbilimsel, kültürel, tarihsel bir takım araştırmalar yaptım.
Kanıt niteliğinde birkaç örnek vermek isterim:
-Kül Tigin, sanıyorum 7. yüzyılda(tarihten emin değilim) Türk ipeğinin pazarına izin verilmesi için Bizan kıralı Justiyen'e bir heyet gönderir. Heyetin krala takdim ettiği mektupların İskitçe olduğunu tarihçi [b]Menander[/b] ifade eder...
- Pazırık Halısı, Altaylarda Pazırık Qurgan'ından (Qurgan=Oq Uruqun=Oq kişisi mezarı / Bu oq, Oqhuz(Oğuz) adındaki Oq'tur.) çıkmıştır. Tarihinin -IV. -III. yy'lar olduğu belirlenmiştir. Batılı tarihçilerin büyük çoğunluğunca, İskitlerin İran kökenli oldukları kabul edilmiş olduğundan, Pazırık halısı İran sanatına mal edilmiştir. Halbuki halının ortasında 24, iç çerevesinde 62 adet Türk Damgası vardır. Bu damgalar Orhun alfabesinin oluşum sürecinde Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan kaya üstü yazmalarında görülen damgalardır.
-J.D. Groysen Geschicte, Alexanders der Grossen adlı kitabında İskenderin bugünkü Leninabad yöresinde bulunan, eski adıyla Sir-i Derya'yı geçmeye çalışırken İskitlerle karşılaşmasını anlatır. Bir anlamda Eski Yunan tarihçilerinin anlattıklarını tekrar eder. Ve şöyle der: İskit güruhu karşı sahilde toplanmıştı(suyun öte yanı). Savaşa davet eder gibi ok atıyor, caka satıyor, gürültü ediyorlardı. Diğerleri heralde savaşı göze alamazlardı. Eğer cesaret ederlerse Farslar ile Ã?öl(Bozkır) oğulları arasındaki farkı anlamış olacaklardı. Burada anlatılan sefer Türk destanlarında geçer. İskender'i suyun ötesinde bekleyenler bizim söylencelerimizde bizizdir. Yani Türklerdir. Sanıyorum, buradan eski Yunan'da birçok Türk boyunun İskit diye adlandırıldığı bir kere daha anlaşılıyor...
Fazla zamanım kalmadı ama şunu da söylemek istiyorum, ölü bir dil kabul edilen İskitçeyle, yine ölü bir dil olduğu ifade edilen Asya Hun dili muazzam bir benzerlik gösterir. Ki bu Hunca, Göktürkçe'nin temelini oluşturur. Göktürkçe'de çağdaş Türk lehçelerinin hepsinin temelini oluşturur...