by catboy » Tue Apr 21, 2009 2:11 am
Ölüm Zamanı: Gerçeğe bir o kadar yakın, bir o kadar da uzakken!
Burada öykümü özet halinde yazdım, aslında amacım üniversitedeki hocama öykümün ilk iki bölümünün yanında bir özet ilave eklemekti. Buradaki özet kitabın şeklinde değil de kronolojik bir sırayla ilerliyor. İlk kısmı yayınlıyorum. Yorumlarınızı bekliyorum.
şeytan, İkizler ve Tarikat:
şeytan, İkizler diye bilinen karanlık varlıkları kendi oluşturacağı düzene önderlik etmeleri için dünyaya yollamıştı. şeytan’a inanan bir tarikat ise düzenin geleceği zaman dilimini belirlemek için liderleri Henry Soul’un ortaya attığı “hsoul” diye bilinen aşamalara göre hareket ediyorlardı. Bu tarikatın her ülkeden bir sürü üyesi vardı, çoğunluğunun bilim adamı, siyasetçi ve iş adamının oluşturduğu.
İkizler dünyaya gönderildiğinde normal bir insandan bir farkları yoktu, bebek olarak gelmişlerdi ve insanlar gibi büyüyeceklerdi. Bu yüzden tarikat zamanları gelene kadar ikizleri birbirinden ayırdılar ve güvendikleri tarikat üyelerinden ikisine evlatlık olarak verdiler.
Bunlardan biri Kimya Profesörü Hasan Seçkin’di. Üzerinde çalıştığı bir kimyasal madde sayesinde ikizlerin kanlarında yer alan şeytan’ın onlara armağanı olan ve onlara insanüstü güçler bahşeden yabancı maddenin etkinliğini durdurabileceklerdi. İkizler vakitlerinden önce normal insanların yapamayacağı eylemlerde bulunmaya başlarlarsa Tarikat bu kimyasal maddeyi kullanmalarını emretmişti.
Hasan Bey’in eşi Meral Hanım, bir ay önce doğum yapmıştı. Oğlunun adını Serdar olarak koymuştu. Ama tarikat, Hasan Bey’den kendi öz oğlunu tarikatın bulduğu bir yabancı aileye evlatlık vermesini emretmişti. Hasan Bey, emirlere uyduktan sonra ikizlerden biriyle kucağında eve döndüğünde Meral Hanım, onu kendi oğlu sanmıştı. Bu yüzden Hasan Bey’in evlatlık aldığı ikizlerden birinin adı Serdar olarak bilindi.
Kendi öz oğlu ise tarikatın liderliğini yapan Soul ailesine evlatlık verilmişti. Hasan Bey bu gerçeği bilmiyordu, kendi öz oğlunun bir daha tarikatın işlerine karıştırılmamasını istemişti. Benjamin Soul, evlatlık oğlunun adını ölen babası Henry Soul’un adını koydu. Eşi ünlü Türk iş adamlarından birinin kızı Zeliha’ydı. Birkaç sene sonra da Soul ailesinin bir kızları olmuştu. Zeliha her ne kadar kızının ismini Gökçe olarak koymak istese de Benjamin buna izin vermemiş ve kızın adı Emily olmuştu.
Diğer ikiz ise Hasan Bey’in en yakın arkadaşı olan Doktor Kerem Bey’e emanet edilmişti. Tarikat’a sıkı sıkıya bağlı olan Kerem Bey, hsoul’da belirlenen ilk aşama gereği eşi Yeşim Hanım’ın kurban edilmesine bile ses çıkartmamıştı. Tabi ki bunda eşinin Benjamin Soul ile olan yasak ilişkisini öğrenmesinin de etkisi olmuştu.
Kerem Bey, evlatlık aldığı ikize Emre ismini koymuştu. Yıllar geçtikten sonra Emre de insanlarda görülmeyen özellikler ortaya çıktı. Mesela yaraları normalden daha hızlı iyileşiyordu. Tarikat’ın emirleri gereği Kerem Bey, Emre’ye Hasan Bey’in üzerinde çalıştığı kimyasal madden vermeye başladı. Gerçekten de bir süre sonra kimyasal madde işe yaramıştı, ama bu sefer de yan etkiler Emre’nin bedenini mahvetmişti. Saçları dökülmüş ve sık sık burnu kanar olmuştu.
Hasan Bey ise hiçbir zaman kendi buluşu olan ilacı Serdar’ın üzerinde kullanmamıştı. Sevgi’nin her şeyin ilacı olduğuna inanan Hasan Bey gerçekten de düşüncelerini kanıtlamıştı zaman geçtikçe. Serdar, Emre gibi vaktinden önce insanüstü özellikler göstermemişti çocukluk hayatı boyunca.
Dönüm Noktası:
Seçkin ailesinin hayatı Hasan Bey’in akciğer kanserinden ölmesinin ardından değişmeye başlamıştı. Serdar ilk defa babası bildiği Hasan Bey’in öldüğü gün insanüstü yeteneklerini farkında olmadan kullanmaya başlamıştı. Hasan Bey öldükten sonra onunla konuşan ve ona veda eden Serdar, bu olayın sadece bir rüya olduğunu düşünüp pek üstünde durmamıştı.
Meral Hanım eşi ölmeden önce dindar bir kadındı, ama eşinin kaybettikten sonra hayatına falcıları ve büyücüleri sokmaya başladı. İntihar etmeye kalkan Meral Hanım, Aziz Bey ismiyle tanınan ölüm meleği ile ilk kez karşılaştı. Ondan eşi Hasan Bey’i geri getirmesi karşılığında kendi ruhunu öneren Meral Hanım, Aziz Bey’den oğlu Serdar’ın özel biri olduğunu ve vakti gelene kadar annesinin korumasına ihtiyacı olduğunu öğrendi. Bu olaydan sonra Meral Hanım fal ve büyüyle daha fazla ilgilenmeye başladı. Baktığı fallarda hep oğlunun kaderinde ölüm olduğunu görüyordu. Hülya isimli bir falcıdan ölüm meleğini engelleyebileceği bir büyü kapanı yapabileceğini öğrenen Meral Hanım, bu iş için Kerem Bey’den yardım istediğinde ondan bir takım gerçekleri öğrenmeye başlamıştı. Oğlu Serdar’ın özel olduğunu anlayan Meral Hanım, onu ölümden kurtarmak için her şeyi yapacağına dair yemin etmişti. Ama onu hala öz oğlu sanıyordu.
Henry Soul’un Anıları:
Benjamin Soul’a evlatlık olarak verilen Seçkin ailesinin asıl oğlu ise Henry Soul ismiyle yaşamını sürdürüyordu. Kız kardeşi Emily ile arası çok iyiydi. Onunla zaman geçirmeyi çok seviyordu. On yaşlarındayken Benjamin ve Zeliha Soul arasındaki bir konuşmaya kulak misafiri olmuştu ve bu sayede kendisinin onların üvey oğlu olduğunu öğrenmişti. O gün bu gerçeğin acısıyla ağlarken karşısına çıkan bahçıvanları Aziz Bey ile olan konuşmasında kendisinin bir gün kötülük ve iyilik mücadelesinin tam ortasında yer alacağını ve kim onu kendi tarafına çekebilmeyi başarırsa mücadelesini başarıya ulaştırabileceğini öğrendi. Aziz Bey aslında ölmüştü ve bedenini ölüm meleği olan Azrail kullanıyordu. Henry onun bahçıvanları olmadığını anlayıp adını sorduğunda Azrail, Aziz Bey ismini sevdiğini söyleyip bir daha dünyada hep bu isimle anılacağını belirtmişti.
Henry Soul, üvey babası Benjamin Soul’un büyüdükçe fabrikaları ve bankalarının başına geçmeye başlamıştı. Dünyada büyük bir iş adamı olarak tanınıyordu. İzmir’deki şubesinde çalışanlarından biri olan Necdet Ersoylu’nun kızı Sevgi ile yasak bir ilişki yaşıyordu. Sevgi’nin en büyük hayali büyük bir müzisyen olmaktı, ama ailesi onun isteklerine önem vermedikçe o da ailesinden soğumaya başlamıştı ve uyuşturucu bağımlısı olmuştu.
Aziz Bey ile bir konuşmasında Henry, Sevgi’nin ölünce işlediği günahlar için Cehennem’e gideceği gerçeğini öğrenince tüm hayatını etkileyecek bir karar verdi.
Tarikat Henry’i Soul ailesinin üvey evladı olduğu için hemen yanlarına kabul etmemişti. Bu yüzden yavaşça yükselmesi gerekiyordu.
Benjamin, Kerem Bey’in evlatlık olarak yanına aldığı Emre üzerinde yaptığı çalışmalardan ikizlerin kanının sıradan bir insana verildiğinde insanda da sıra dışı yeteneklerin ortaya çıkabileceğini öğrenmesiyle kendine on yedi defa kandan enjekte edince bir sürü farklı yetenek kazanmıştı, ama bu durum bedeninin hastalıklı gibi görünmesine yol açmıştı. Benjamin Soul ise kendini ölmüş gibi göstererek Tarikat’ın liderliğini daha rahat bir şekilde yürütmeye başlamıştı. Onun hala yaşadığını sadece ailesi ve tarikatın seçkin üyeleri biliyordu.
Henry ise hem meleklerin hem de tarikatın emirlerine uyarak ikili oynamaya başlamıştı. Tarikat ondan hsoul’un sıradaki aşamalarını yerine getirmesini istemişti. Henry ise Aziz Bey ile Sevgi’nin Cennet’e gitmesi için bir anlaşma yapmıştı. Melekler, insanların bedenlerini kullandıklarında kullandıkları insanların bedenlerinin herhangi bir yerinde kilidi andıran bir işaret oluşurdu. Bu işaretin anlamı, o kişinin Cennet’e günahlarına bakılmaksızın alınacağıydı.
Sevgi’nin babası Necdet Bey ise, çalıştığı bankada yolsuzluklar yapıldığını iddia ederek Henry’i mahkemeye vermeye hazırlanıyordu. Henry hızlı davranarak Sevgi’yi çalıştığı barın çıkışında vurdu. Aziz Bey’in çırağı olan Ashriel, Sevgi’nin bedenini kullanmaya başladı. Bu sayede Sevgi, anlaşma gereği Cennet’e gidecekti. Sevgi’nin bedenine yerleşen Ashriel ise hem Ersoylu ailesinin istediği gibi bir kız olarak yaşamaya başlamış hem de Sevgi’nin hedefi olan müzik hayatına kendini adamıştı. Ersoylu ailesini kızlarının aslında öldüğünü hiçbir zaman bilmemişti, Ashriel’i kendi öz kızları sanmışlardı. Necdet Bey de Henry’e açtığı davayı kızının başına gelen olaydan sonra geri çekmişti.
Henry bu olaydan sonra yaptığının aslında doğru olup olmadığını düşünüp durdu. Bir gün Kerem Bey’in ofisine girip Emre’nin kanını kendine enjekte etti ve bu ona insanüstü bir takım güçler kazandırdı. Artık insanların hafızalarıyla oynayabiliyor veya onların hafızalarını silebiliyordu.
Daha fazla hırslanan Henry, Emre’ye Kerem Bey ve Meral Hanım arasında geçen bir konuşmanın kaydını dinletti. Kayıtta Kerem Bey ve Meral Hanım, birinin kız kardeşinden bahsediyorlardı. Henry bahsi geçen kız kardeşin, Emre’ninki olduğuna dair inandırmıştı ve ona hayatıyla ilgili gerçekleri öğrenmek istiyorsa kız kardeşini bulması gerektiğini söylemişti. Kız kardeşin kim olduğunu ve nerede bulabileceğini söyleyeceğini belirten Henry, Emre’den birkaç şey yapmasını istemişti.
Kızkardeş:
Gerçekte Meral Hanım ile Kerem Bey’in konuşmasında bahsi geçen kız kardeş Ashriel’di. Melekler arasında insanlardan daha sıkı bir kardeşlik bağı vardı. Zamanları gelince usta meleklerden biri yanına bir çırak alırdı ve bu çırakla arasında bir kardeşlik bağı oluşurdu. Ashriel de Aziz Bey’in yani Azrail’in kız kardeşiydi. Meral Hanım oğlunu ölümden kurtarmak istiyorsa sadece Azrail’i değil kız kardeşini de durdurmaları gerektiğini biliyordu.
Emre’nin ilk görevi:
Emre’nin Henry’den aldığı ilk görev Henry’nin Sevgi’yi öldüreceğiyle ilgili bir konuşmaya kulak misafiri olan bankanın tır şoförü Hamdi Bey’i susturmasıydı. Emre, Hamdi Bey’in küçük kızı Aslı’yı öldürdü. Bu olaya şahit olan Hamdi Bey’in büyük kızı Ahu ise olayın sorumluluğunu ailesine attı ve bir daha ailesiyle görüşmemeye başladı.
Kwan Juon:
Kwan Juon, tarikatın Kore’deki üyelerini temsil ediyordu. İkizlerin dünyaya gönderildiği ilk ana tanıklık etmişti. Kang-Dae şirketinin de başında olan dünyaca ünlü iş adamı Kwan Juon, tarikatın verdiği emirleri Henry Soul’a bizzat kendisi götürüyordu. Hamdi Bey’in kızı Ahu’yu da asistanı olarak yanında çalıştırmaya başlamıştı.
Kwan Juon, Henry Soul’a artık hsoul’un sıradaki aşamasının vaktinin geldiğini bildirince Henry hem melekleri hem tarikatı memnun edecek hem de kendi çıkarlarına uygun bir plan yaptı.
Beklenmedik Karşılaşma:
Serdar, Ege Ã?niversite’nde en yakın arkadaşı Ali ile karşılaştığında Ali’nin aslında ölmüş olduğunu bilmiyordu. Aynı yıllar önce babasıyla konuştuğu gibi onunla da konuşmuştu. Ali ile konuşmasının ardından Sevgi ile karşılaştı. Sevgi’nin yere düşen öğrenci kartını ona vermek için koşturan Serdar, ona yetişemedi. Sevgi’nin bindiği otomobilden atılan bir kâğıt parçası sayesinde Serdar’ın yolu Hsoul Bankası’na düştü. Orada ilk defa Henry Soul ile karşılaştı. Ama Henry, planına uygun olmayan bu karşılaşmayı Serdar’ın hafızasından sildi. Bu yüzden durakta Sevgi’nin bindiği otomobil yaklaşıp otomobilin sürücüsü ona yol tarifi sorduğunda onu hatırlayamadı.
Ersoylu ailesi, Serdar’ı arabalarına bindirmişti. Böylece hem Serdar onlara daha rahat yolu gösterebilecekti hem de yağmur yağmadan önce Serdar evine varabilecekti.
Bir süre sonra bir kamyonla çarpıştı otomobil ve büyük bir trafik kazası gerçekleşti. Böylece Hsoul’un ikinci aşaması da gerçekleşmiş oldu.
Trafik Kazasının Ardından:
Kamyonu kullanan Hamdi Bey’di. Yolcu olarak yanına Emre’yi almıştı, ama Emre Hamdi Bey’i öldürerek kazaya sebep olmuştu. Henry, Emre’yi bu olayın sonunda kız kardeşiyle karşılaşacağına inandırmıştı.
Serdar, otomobile binmeden önce durakta onu gözleyen Aziz Bey ise durumdan şüphelenerek Henry’nin telefonunu uyarı olarak 666 numaralı bir hattan çağrı bıraktı. O esnada Henry, tarikatın üyelerinden Kwan Juon ve Kerem Bey ile toplantı yapıyordu.
Aziz Bey kazadan sonra Serdar’ın yanına giderek gerçekleri anlattı. Ona ikizlerden biri olduğunu ve şeytan’ın planlarının bozulması için diğer ikizini yok etmesi gerektiğini anlattı.
Hesaplaşma:
Serdar, hastane morguna kaldırılan Sevgi’nin yanına Emre’yi buldu. Emre, kız kardeşi olduğuna inandığı Sevgi’yi yeteneğini kullanarak iyileştirmişti. Aslında Sevgi’nin bedeninin Ashriel kullanıyordu ve Emre’nin onun kız kardeşi olduğuna inandığını fark edince zaman kazanmak için yalanı sürdürmeye çalışıyordu.
Serdar, Sevgi’ye saldırdığını zanneden Emre’ye doğru öfkeyle ilerleyince Emre, Sevgi’nin kız kardeşleri olduğunu anlattı ve sıradaki hsoul aşaması gereği ikizlerden birinin yok olacağını belirtti. İlaçlar yüzünden bedeni harap olan Emre, Serdar’ın kanının onu iyileştireceğini düşünerek ona saldırınca parlak bir ışık Emre’nin bedenini kavurdu ve Emre baygın bir halde yere düştü.
Serdar, Sevgi’nin bedeninin aslında bir melek tarafından kullanıldığını yeteneği sayesinde fark etmişti. Ashriel, Serdar’a meleklerin düzeninden bahsederken Emre tekrar ayağa kalktı. Bu sefer tüm güçleri tamamen geri gelmişti ve kendini iyileştirebiliyordu. Son anda Serdar, Aziz Bey’i düşünerek kendisi ve Ashriel’i onun yanına ışınlamayı başardı.
Büyü Kapanı:
O sırada Meral Hanım’ın Kerem Bey’in yardımlarıyla yaptığı büyü kapanında tutsaktı Aziz Bey. Meral Hanım Kerem Bey’i de öldürmeye kalkmasıyla, ikisi birden birbirlerini öldürüverdiler.
Ölüm Zamanı:
Emre, kız kardeşi olduğu yalanını söyleyen Henry’yi bankasının odasında yakaladı ve onu ağır yaraladı. Emre’yi durdurmak için Hasan Bey’in yıllar önce bulduğu kimyasal maddeden temin etmek için Henry Soul’un bankasına giden Serdar ve Ashriel, Henry’i ağır yaralı bir halde buldular. Henry, ölürken Serdar ve Ashriel yanındaydı.
Elçinin Konuşması:
Ardından ne yapacaklarını bilmeyen Serdar ve Ashriel, Konak Meydanı’nda Kwan Juon ve Henry Soul’un düzenlediği bir davetin yapılacağını öğrendiler. Dördüncü aşamada şeytan’ın bir elçisi yeşil ışıkların ardından mesajını iletecekti. Davette yeşil ışıklarla bir lazer gösterisinin de yer aldığını öğrenen Serdar ve Ashriel yola çıktılar.
Kwan Juon’un ofisine sinsice giren Serdar ve Ashriel, Kwan Juon’un asistanı Ahu Hanım ile karşılaştılar. Serdar yeteneğini kullanarak onu ikna etti ve Ahu Hanım onlara kaçmaları için arabasını ödünç verdi.
Gösterinin yapıldığı platformda konuşmasını yaparken Kwan Juon, tarikatın izniyle kendine enjekte ettiği kan sayesinde uçabiliyordu. O sırada Emre bir taraftan, Serdar ve Ashriel de bir taraftan platforma çıktılar.
Ahu Hanım, kız kardeşini öldüren katili tanıdı ve Emre’yi güçsüz bırakacak ilacı içeren iğneyle ona saldırdı. Kwan Juon’un bedenini kullanmaya başlayan şeytan’ın iblislerinden biri olan elçi ise Ahu Hanım’ı öldürdü. Ardından Ashriel’i de Sevgi’nin bedeninden kovan elçi, Serdar’ın bedenini kontrol etmeye kalktı.
Aziz Bey, platformun kenarından olayı çeken Alperen isimli bir kameramanın bedenini kullanarak Serdar’a yardım etmeye çalıştı, ama başaramadı. Elçi, Serdar’ın bedenini kullanmaya başladı ve şeytan’ın mesajını bağırarak insanlara iletti.
Zihninin karanlık mahzenlerinde kendini bulan Serdar, annesi bildiği Meral Hanım ve Emre sayesinde tekrardan bedenini kontrol etmeyi başardı. Emre ile birlik olarak bedensiz bir halde dolaşan elçiyi hakladılar.
1. Kısmın Sonu…
Ölüm Zamanı: Gerçeğe bir o kadar yakın, bir o kadar da uzakken!
Burada öykümü özet halinde yazdım, aslında amacım üniversitedeki hocama öykümün ilk iki bölümünün yanında bir özet ilave eklemekti. Buradaki özet kitabın şeklinde değil de kronolojik bir sırayla ilerliyor. İlk kısmı yayınlıyorum. Yorumlarınızı bekliyorum.
şeytan, İkizler ve Tarikat:
şeytan, İkizler diye bilinen karanlık varlıkları kendi oluşturacağı düzene önderlik etmeleri için dünyaya yollamıştı. şeytan’a inanan bir tarikat ise düzenin geleceği zaman dilimini belirlemek için liderleri Henry Soul’un ortaya attığı “hsoul” diye bilinen aşamalara göre hareket ediyorlardı. Bu tarikatın her ülkeden bir sürü üyesi vardı, çoğunluğunun bilim adamı, siyasetçi ve iş adamının oluşturduğu.
İkizler dünyaya gönderildiğinde normal bir insandan bir farkları yoktu, bebek olarak gelmişlerdi ve insanlar gibi büyüyeceklerdi. Bu yüzden tarikat zamanları gelene kadar ikizleri birbirinden ayırdılar ve güvendikleri tarikat üyelerinden ikisine evlatlık olarak verdiler.
Bunlardan biri Kimya Profesörü Hasan Seçkin’di. Üzerinde çalıştığı bir kimyasal madde sayesinde ikizlerin kanlarında yer alan şeytan’ın onlara armağanı olan ve onlara insanüstü güçler bahşeden yabancı maddenin etkinliğini durdurabileceklerdi. İkizler vakitlerinden önce normal insanların yapamayacağı eylemlerde bulunmaya başlarlarsa Tarikat bu kimyasal maddeyi kullanmalarını emretmişti.
Hasan Bey’in eşi Meral Hanım, bir ay önce doğum yapmıştı. Oğlunun adını Serdar olarak koymuştu. Ama tarikat, Hasan Bey’den kendi öz oğlunu tarikatın bulduğu bir yabancı aileye evlatlık vermesini emretmişti. Hasan Bey, emirlere uyduktan sonra ikizlerden biriyle kucağında eve döndüğünde Meral Hanım, onu kendi oğlu sanmıştı. Bu yüzden Hasan Bey’in evlatlık aldığı ikizlerden birinin adı Serdar olarak bilindi.
Kendi öz oğlu ise tarikatın liderliğini yapan Soul ailesine evlatlık verilmişti. Hasan Bey bu gerçeği bilmiyordu, kendi öz oğlunun bir daha tarikatın işlerine karıştırılmamasını istemişti. Benjamin Soul, evlatlık oğlunun adını ölen babası Henry Soul’un adını koydu. Eşi ünlü Türk iş adamlarından birinin kızı Zeliha’ydı. Birkaç sene sonra da Soul ailesinin bir kızları olmuştu. Zeliha her ne kadar kızının ismini Gökçe olarak koymak istese de Benjamin buna izin vermemiş ve kızın adı Emily olmuştu.
Diğer ikiz ise Hasan Bey’in en yakın arkadaşı olan Doktor Kerem Bey’e emanet edilmişti. Tarikat’a sıkı sıkıya bağlı olan Kerem Bey, hsoul’da belirlenen ilk aşama gereği eşi Yeşim Hanım’ın kurban edilmesine bile ses çıkartmamıştı. Tabi ki bunda eşinin Benjamin Soul ile olan yasak ilişkisini öğrenmesinin de etkisi olmuştu.
Kerem Bey, evlatlık aldığı ikize Emre ismini koymuştu. Yıllar geçtikten sonra Emre de insanlarda görülmeyen özellikler ortaya çıktı. Mesela yaraları normalden daha hızlı iyileşiyordu. Tarikat’ın emirleri gereği Kerem Bey, Emre’ye Hasan Bey’in üzerinde çalıştığı kimyasal madden vermeye başladı. Gerçekten de bir süre sonra kimyasal madde işe yaramıştı, ama bu sefer de yan etkiler Emre’nin bedenini mahvetmişti. Saçları dökülmüş ve sık sık burnu kanar olmuştu.
Hasan Bey ise hiçbir zaman kendi buluşu olan ilacı Serdar’ın üzerinde kullanmamıştı. Sevgi’nin her şeyin ilacı olduğuna inanan Hasan Bey gerçekten de düşüncelerini kanıtlamıştı zaman geçtikçe. Serdar, Emre gibi vaktinden önce insanüstü özellikler göstermemişti çocukluk hayatı boyunca.
Dönüm Noktası:
Seçkin ailesinin hayatı Hasan Bey’in akciğer kanserinden ölmesinin ardından değişmeye başlamıştı. Serdar ilk defa babası bildiği Hasan Bey’in öldüğü gün insanüstü yeteneklerini farkında olmadan kullanmaya başlamıştı. Hasan Bey öldükten sonra onunla konuşan ve ona veda eden Serdar, bu olayın sadece bir rüya olduğunu düşünüp pek üstünde durmamıştı.
Meral Hanım eşi ölmeden önce dindar bir kadındı, ama eşinin kaybettikten sonra hayatına falcıları ve büyücüleri sokmaya başladı. İntihar etmeye kalkan Meral Hanım, Aziz Bey ismiyle tanınan ölüm meleği ile ilk kez karşılaştı. Ondan eşi Hasan Bey’i geri getirmesi karşılığında kendi ruhunu öneren Meral Hanım, Aziz Bey’den oğlu Serdar’ın özel biri olduğunu ve vakti gelene kadar annesinin korumasına ihtiyacı olduğunu öğrendi. Bu olaydan sonra Meral Hanım fal ve büyüyle daha fazla ilgilenmeye başladı. Baktığı fallarda hep oğlunun kaderinde ölüm olduğunu görüyordu. Hülya isimli bir falcıdan ölüm meleğini engelleyebileceği bir büyü kapanı yapabileceğini öğrenen Meral Hanım, bu iş için Kerem Bey’den yardım istediğinde ondan bir takım gerçekleri öğrenmeye başlamıştı. Oğlu Serdar’ın özel olduğunu anlayan Meral Hanım, onu ölümden kurtarmak için her şeyi yapacağına dair yemin etmişti. Ama onu hala öz oğlu sanıyordu.
Henry Soul’un Anıları:
Benjamin Soul’a evlatlık olarak verilen Seçkin ailesinin asıl oğlu ise Henry Soul ismiyle yaşamını sürdürüyordu. Kız kardeşi Emily ile arası çok iyiydi. Onunla zaman geçirmeyi çok seviyordu. On yaşlarındayken Benjamin ve Zeliha Soul arasındaki bir konuşmaya kulak misafiri olmuştu ve bu sayede kendisinin onların üvey oğlu olduğunu öğrenmişti. O gün bu gerçeğin acısıyla ağlarken karşısına çıkan bahçıvanları Aziz Bey ile olan konuşmasında kendisinin bir gün kötülük ve iyilik mücadelesinin tam ortasında yer alacağını ve kim onu kendi tarafına çekebilmeyi başarırsa mücadelesini başarıya ulaştırabileceğini öğrendi. Aziz Bey aslında ölmüştü ve bedenini ölüm meleği olan Azrail kullanıyordu. Henry onun bahçıvanları olmadığını anlayıp adını sorduğunda Azrail, Aziz Bey ismini sevdiğini söyleyip bir daha dünyada hep bu isimle anılacağını belirtmişti.
Henry Soul, üvey babası Benjamin Soul’un büyüdükçe fabrikaları ve bankalarının başına geçmeye başlamıştı. Dünyada büyük bir iş adamı olarak tanınıyordu. İzmir’deki şubesinde çalışanlarından biri olan Necdet Ersoylu’nun kızı Sevgi ile yasak bir ilişki yaşıyordu. Sevgi’nin en büyük hayali büyük bir müzisyen olmaktı, ama ailesi onun isteklerine önem vermedikçe o da ailesinden soğumaya başlamıştı ve uyuşturucu bağımlısı olmuştu.
Aziz Bey ile bir konuşmasında Henry, Sevgi’nin ölünce işlediği günahlar için Cehennem’e gideceği gerçeğini öğrenince tüm hayatını etkileyecek bir karar verdi.
Tarikat Henry’i Soul ailesinin üvey evladı olduğu için hemen yanlarına kabul etmemişti. Bu yüzden yavaşça yükselmesi gerekiyordu.
Benjamin, Kerem Bey’in evlatlık olarak yanına aldığı Emre üzerinde yaptığı çalışmalardan ikizlerin kanının sıradan bir insana verildiğinde insanda da sıra dışı yeteneklerin ortaya çıkabileceğini öğrenmesiyle kendine on yedi defa kandan enjekte edince bir sürü farklı yetenek kazanmıştı, ama bu durum bedeninin hastalıklı gibi görünmesine yol açmıştı. Benjamin Soul ise kendini ölmüş gibi göstererek Tarikat’ın liderliğini daha rahat bir şekilde yürütmeye başlamıştı. Onun hala yaşadığını sadece ailesi ve tarikatın seçkin üyeleri biliyordu.
Henry ise hem meleklerin hem de tarikatın emirlerine uyarak ikili oynamaya başlamıştı. Tarikat ondan hsoul’un sıradaki aşamalarını yerine getirmesini istemişti. Henry ise Aziz Bey ile Sevgi’nin Cennet’e gitmesi için bir anlaşma yapmıştı. Melekler, insanların bedenlerini kullandıklarında kullandıkları insanların bedenlerinin herhangi bir yerinde kilidi andıran bir işaret oluşurdu. Bu işaretin anlamı, o kişinin Cennet’e günahlarına bakılmaksızın alınacağıydı.
Sevgi’nin babası Necdet Bey ise, çalıştığı bankada yolsuzluklar yapıldığını iddia ederek Henry’i mahkemeye vermeye hazırlanıyordu. Henry hızlı davranarak Sevgi’yi çalıştığı barın çıkışında vurdu. Aziz Bey’in çırağı olan Ashriel, Sevgi’nin bedenini kullanmaya başladı. Bu sayede Sevgi, anlaşma gereği Cennet’e gidecekti. Sevgi’nin bedenine yerleşen Ashriel ise hem Ersoylu ailesinin istediği gibi bir kız olarak yaşamaya başlamış hem de Sevgi’nin hedefi olan müzik hayatına kendini adamıştı. Ersoylu ailesini kızlarının aslında öldüğünü hiçbir zaman bilmemişti, Ashriel’i kendi öz kızları sanmışlardı. Necdet Bey de Henry’e açtığı davayı kızının başına gelen olaydan sonra geri çekmişti.
Henry bu olaydan sonra yaptığının aslında doğru olup olmadığını düşünüp durdu. Bir gün Kerem Bey’in ofisine girip Emre’nin kanını kendine enjekte etti ve bu ona insanüstü bir takım güçler kazandırdı. Artık insanların hafızalarıyla oynayabiliyor veya onların hafızalarını silebiliyordu.
Daha fazla hırslanan Henry, Emre’ye Kerem Bey ve Meral Hanım arasında geçen bir konuşmanın kaydını dinletti. Kayıtta Kerem Bey ve Meral Hanım, birinin kız kardeşinden bahsediyorlardı. Henry bahsi geçen kız kardeşin, Emre’ninki olduğuna dair inandırmıştı ve ona hayatıyla ilgili gerçekleri öğrenmek istiyorsa kız kardeşini bulması gerektiğini söylemişti. Kız kardeşin kim olduğunu ve nerede bulabileceğini söyleyeceğini belirten Henry, Emre’den birkaç şey yapmasını istemişti.
Kızkardeş:
Gerçekte Meral Hanım ile Kerem Bey’in konuşmasında bahsi geçen kız kardeş Ashriel’di. Melekler arasında insanlardan daha sıkı bir kardeşlik bağı vardı. Zamanları gelince usta meleklerden biri yanına bir çırak alırdı ve bu çırakla arasında bir kardeşlik bağı oluşurdu. Ashriel de Aziz Bey’in yani Azrail’in kız kardeşiydi. Meral Hanım oğlunu ölümden kurtarmak istiyorsa sadece Azrail’i değil kız kardeşini de durdurmaları gerektiğini biliyordu.
Emre’nin ilk görevi:
Emre’nin Henry’den aldığı ilk görev Henry’nin Sevgi’yi öldüreceğiyle ilgili bir konuşmaya kulak misafiri olan bankanın tır şoförü Hamdi Bey’i susturmasıydı. Emre, Hamdi Bey’in küçük kızı Aslı’yı öldürdü. Bu olaya şahit olan Hamdi Bey’in büyük kızı Ahu ise olayın sorumluluğunu ailesine attı ve bir daha ailesiyle görüşmemeye başladı.
Kwan Juon:
Kwan Juon, tarikatın Kore’deki üyelerini temsil ediyordu. İkizlerin dünyaya gönderildiği ilk ana tanıklık etmişti. Kang-Dae şirketinin de başında olan dünyaca ünlü iş adamı Kwan Juon, tarikatın verdiği emirleri Henry Soul’a bizzat kendisi götürüyordu. Hamdi Bey’in kızı Ahu’yu da asistanı olarak yanında çalıştırmaya başlamıştı.
Kwan Juon, Henry Soul’a artık hsoul’un sıradaki aşamasının vaktinin geldiğini bildirince Henry hem melekleri hem tarikatı memnun edecek hem de kendi çıkarlarına uygun bir plan yaptı.
Beklenmedik Karşılaşma:
Serdar, Ege Ã?niversite’nde en yakın arkadaşı Ali ile karşılaştığında Ali’nin aslında ölmüş olduğunu bilmiyordu. Aynı yıllar önce babasıyla konuştuğu gibi onunla da konuşmuştu. Ali ile konuşmasının ardından Sevgi ile karşılaştı. Sevgi’nin yere düşen öğrenci kartını ona vermek için koşturan Serdar, ona yetişemedi. Sevgi’nin bindiği otomobilden atılan bir kâğıt parçası sayesinde Serdar’ın yolu Hsoul Bankası’na düştü. Orada ilk defa Henry Soul ile karşılaştı. Ama Henry, planına uygun olmayan bu karşılaşmayı Serdar’ın hafızasından sildi. Bu yüzden durakta Sevgi’nin bindiği otomobil yaklaşıp otomobilin sürücüsü ona yol tarifi sorduğunda onu hatırlayamadı.
Ersoylu ailesi, Serdar’ı arabalarına bindirmişti. Böylece hem Serdar onlara daha rahat yolu gösterebilecekti hem de yağmur yağmadan önce Serdar evine varabilecekti.
Bir süre sonra bir kamyonla çarpıştı otomobil ve büyük bir trafik kazası gerçekleşti. Böylece Hsoul’un ikinci aşaması da gerçekleşmiş oldu.
Trafik Kazasının Ardından:
Kamyonu kullanan Hamdi Bey’di. Yolcu olarak yanına Emre’yi almıştı, ama Emre Hamdi Bey’i öldürerek kazaya sebep olmuştu. Henry, Emre’yi bu olayın sonunda kız kardeşiyle karşılaşacağına inandırmıştı.
Serdar, otomobile binmeden önce durakta onu gözleyen Aziz Bey ise durumdan şüphelenerek Henry’nin telefonunu uyarı olarak 666 numaralı bir hattan çağrı bıraktı. O esnada Henry, tarikatın üyelerinden Kwan Juon ve Kerem Bey ile toplantı yapıyordu.
Aziz Bey kazadan sonra Serdar’ın yanına giderek gerçekleri anlattı. Ona ikizlerden biri olduğunu ve şeytan’ın planlarının bozulması için diğer ikizini yok etmesi gerektiğini anlattı.
Hesaplaşma:
Serdar, hastane morguna kaldırılan Sevgi’nin yanına Emre’yi buldu. Emre, kız kardeşi olduğuna inandığı Sevgi’yi yeteneğini kullanarak iyileştirmişti. Aslında Sevgi’nin bedeninin Ashriel kullanıyordu ve Emre’nin onun kız kardeşi olduğuna inandığını fark edince zaman kazanmak için yalanı sürdürmeye çalışıyordu.
Serdar, Sevgi’ye saldırdığını zanneden Emre’ye doğru öfkeyle ilerleyince Emre, Sevgi’nin kız kardeşleri olduğunu anlattı ve sıradaki hsoul aşaması gereği ikizlerden birinin yok olacağını belirtti. İlaçlar yüzünden bedeni harap olan Emre, Serdar’ın kanının onu iyileştireceğini düşünerek ona saldırınca parlak bir ışık Emre’nin bedenini kavurdu ve Emre baygın bir halde yere düştü.
Serdar, Sevgi’nin bedeninin aslında bir melek tarafından kullanıldığını yeteneği sayesinde fark etmişti. Ashriel, Serdar’a meleklerin düzeninden bahsederken Emre tekrar ayağa kalktı. Bu sefer tüm güçleri tamamen geri gelmişti ve kendini iyileştirebiliyordu. Son anda Serdar, Aziz Bey’i düşünerek kendisi ve Ashriel’i onun yanına ışınlamayı başardı.
Büyü Kapanı:
O sırada Meral Hanım’ın Kerem Bey’in yardımlarıyla yaptığı büyü kapanında tutsaktı Aziz Bey. Meral Hanım Kerem Bey’i de öldürmeye kalkmasıyla, ikisi birden birbirlerini öldürüverdiler.
Ölüm Zamanı:
Emre, kız kardeşi olduğu yalanını söyleyen Henry’yi bankasının odasında yakaladı ve onu ağır yaraladı. Emre’yi durdurmak için Hasan Bey’in yıllar önce bulduğu kimyasal maddeden temin etmek için Henry Soul’un bankasına giden Serdar ve Ashriel, Henry’i ağır yaralı bir halde buldular. Henry, ölürken Serdar ve Ashriel yanındaydı.
Elçinin Konuşması:
Ardından ne yapacaklarını bilmeyen Serdar ve Ashriel, Konak Meydanı’nda Kwan Juon ve Henry Soul’un düzenlediği bir davetin yapılacağını öğrendiler. Dördüncü aşamada şeytan’ın bir elçisi yeşil ışıkların ardından mesajını iletecekti. Davette yeşil ışıklarla bir lazer gösterisinin de yer aldığını öğrenen Serdar ve Ashriel yola çıktılar.
Kwan Juon’un ofisine sinsice giren Serdar ve Ashriel, Kwan Juon’un asistanı Ahu Hanım ile karşılaştılar. Serdar yeteneğini kullanarak onu ikna etti ve Ahu Hanım onlara kaçmaları için arabasını ödünç verdi.
Gösterinin yapıldığı platformda konuşmasını yaparken Kwan Juon, tarikatın izniyle kendine enjekte ettiği kan sayesinde uçabiliyordu. O sırada Emre bir taraftan, Serdar ve Ashriel de bir taraftan platforma çıktılar.
Ahu Hanım, kız kardeşini öldüren katili tanıdı ve Emre’yi güçsüz bırakacak ilacı içeren iğneyle ona saldırdı. Kwan Juon’un bedenini kullanmaya başlayan şeytan’ın iblislerinden biri olan elçi ise Ahu Hanım’ı öldürdü. Ardından Ashriel’i de Sevgi’nin bedeninden kovan elçi, Serdar’ın bedenini kontrol etmeye kalktı.
Aziz Bey, platformun kenarından olayı çeken Alperen isimli bir kameramanın bedenini kullanarak Serdar’a yardım etmeye çalıştı, ama başaramadı. Elçi, Serdar’ın bedenini kullanmaya başladı ve şeytan’ın mesajını bağırarak insanlara iletti.
Zihninin karanlık mahzenlerinde kendini bulan Serdar, annesi bildiği Meral Hanım ve Emre sayesinde tekrardan bedenini kontrol etmeyi başardı. Emre ile birlik olarak bedensiz bir halde dolaşan elçiyi hakladılar.
1. Kısmın Sonu…