by Firble » Thu Nov 13, 2008 12:31 pm
Sanıyorum bu hem doğu hem de batı tarafından paylaşılan bir konu ancak kaynağını doğudan alıyor. Doğunun hikayelerinde cinler inanılmayacak düzeyde güçlü yaratıklar olarak görünüyorlar. Bir yerden başka bir yere inanılmayacak hızlarda gidebiliyor istedikleri pek çok şeyi gerçekleştirebiliyorlar. Belki de bu özellikleri hem korku hem de sanırım biraz açgözlülük yaratmış insanlarda.... Sonuçta bir cinden bir şey istediklerinde cin onu yerine getirebilecek bir yaratık olarak tanımlanmış.
Cinlerin bunu nasıl yapabildiklerine ilişkin fikirler doğu kültüründe bildiğim kadarı ile tam olarak tanımlanmamış. Ama parçaları bir araya getirirsek sanıyorum şöyle bir sonuç çıkıyor. Cinler farklı fizik kurallarının geçerli olduğu bir Dünya'nın varlıkları, o nedenle bu Dünya'nın fizik kuralları onlara sınırsız gözüken bir güç sağlıyor. Yine de bu Dünya da var olmak onların hoşuna giden bir şey değil. Buradan çıkabilecek bir sonuç belki cinlerin bulunduğu Dünya'ya gitsek bizim de onların bakış açısı ile büyük bir güce sahip olacağımız ama muhtemelen bu bizi mutlu etmeyecek orada...
Cinlere ilişkin muazzam hikayeler var, sanırım en meşhur olanlar çocukken arkadaşlarımla birbirimize anlattığımız ayakları ters olan insanların hikayeleri. Sanırım son zamanlarda bizim fantastik sinemamız epey sayıda cin filmi üretti.
Ancak bu açıdan en önemli eseri Bartimeus Üçlemesi olarak görüyorum. Hem bir hikayenin tadını korumayı hem de hikayede yer alan cin ögesini bu kadar güzel tasvir etmeyi başaran başka bir kitaba rastlamadım doğrusu...
Sanıyorum bu hem doğu hem de batı tarafından paylaşılan bir konu ancak kaynağını doğudan alıyor. Doğunun hikayelerinde cinler inanılmayacak düzeyde güçlü yaratıklar olarak görünüyorlar. Bir yerden başka bir yere inanılmayacak hızlarda gidebiliyor istedikleri pek çok şeyi gerçekleştirebiliyorlar. Belki de bu özellikleri hem korku hem de sanırım biraz açgözlülük yaratmış insanlarda.... Sonuçta bir cinden bir şey istediklerinde cin onu yerine getirebilecek bir yaratık olarak tanımlanmış.
Cinlerin bunu nasıl yapabildiklerine ilişkin fikirler doğu kültüründe bildiğim kadarı ile tam olarak tanımlanmamış. Ama parçaları bir araya getirirsek sanıyorum şöyle bir sonuç çıkıyor. Cinler farklı fizik kurallarının geçerli olduğu bir Dünya'nın varlıkları, o nedenle bu Dünya'nın fizik kuralları onlara sınırsız gözüken bir güç sağlıyor. Yine de bu Dünya da var olmak onların hoşuna giden bir şey değil. Buradan çıkabilecek bir sonuç belki cinlerin bulunduğu Dünya'ya gitsek bizim de onların bakış açısı ile büyük bir güce sahip olacağımız ama muhtemelen bu bizi mutlu etmeyecek orada...
Cinlere ilişkin muazzam hikayeler var, sanırım en meşhur olanlar çocukken arkadaşlarımla birbirimize anlattığımız ayakları ters olan insanların hikayeleri. Sanırım son zamanlarda bizim fantastik sinemamız epey sayıda cin filmi üretti.
Ancak bu açıdan en önemli eseri Bartimeus Üçlemesi olarak görüyorum. Hem bir hikayenin tadını korumayı hem de hikayede yer alan cin ögesini bu kadar güzel tasvir etmeyi başaran başka bir kitaba rastlamadım doğrusu...