Turk Halk Edebiyati Ve Fantastik Kurgu

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Turk Halk Edebiyati Ve Fantastik Kurgu

by Firble » Fri Oct 24, 2008 6:33 am

Birkac mekan onerisi yapayim bir de...

Klasik fantastik hikayelerinin cogunda olmayan ama bizim kendimizden edinlenerek hikayelere katabilecegimiz birkac mekan...

Hamamlar bir ornek... Orta Cag Avrupasinda yaygin bir temizlik kulturu olmadigi icin bunu onlarin hikayelerinde bulamazsiniz. Hatta karakterlerin nasil yikandiklarini gosteren sahne benim gordugum kadariyla cok az... Oysa hikayenin gidisatini etkileyecek olaylarin boyle bir anda gelismemesi icin hicbir neden yok sonucta...

Bizim kulturumuz, hem Turklerin oncesinde hem de sonrasinda ciddi bir temizlik kulturu yaratmis. Oyle ki kendi evlerinde yikanma olanagi bulunamayanlar icin yikanma olanagi saglayan mekanlar hamamlar Anadoluda bugun bile son derece yaygin...

Hamamlarin Romaya uzanan kendilerine ozgu bir kulturu var. Mesela Roma da hamamlarda kimin nereye oturacagi kentteki hiyerarsiye gore belirlenirmis. Bizim bugunku kulturumuzde de evlenmeden once gelinin hamama goturulmesi gibi bir adet varmis eskiden...

Bunlarin hepsinin bir hikaye yazilirken ise yarayabilecegini dusunuyorum.

Belki bir baska mekan da kahveler.... Bunlar daha sonra modern Avrupa da CAFE olarak bilinen mekanlarin atalari aslinda... Viyana kusatmasindan sonra Osmanli ordusunun biraktigi tonlarca kahve Avrupa "cafe"lerinin ilk orneklerinin acilmasini saglamis ki hala Viyana bu konuda Avrupada liderdir...

Bizim kahvelerimiz bildigim kadariyla Selcuklulara uzanan bir donemde varlar... Ozellikle koylerde ve kasabalarda cok onemli islevleri var. Ozanlarin tuccarlarin ve baska koylerden gelenlerin birbirleri ile iletisim kurabildikleri en uygun yerler bu mekanlar.... Ve bu mekanlarin da kendilerine ozgu bir kulturleri var... Cogu zaman kahve kulturu olarak da anilan bir kultur... Zaman zaman kucumsense de bence bizim kesinlikle esinlenebilecegimiz kulturlerden birisi...

by Firble » Sun Oct 19, 2008 6:26 am

Yazdıkların aslında çok güzel kardeşim. Aslında bizim kültürümüzün iki farklı kanadı var. İlki bugünkü Anadolu kültüründe pay sahibi olan eski Türk kültürü. İkincisi Anadolu'nun 1071 öncesine dayanan kendine ait kültürü. Bu iki yapı 1071'de birleşip bugünkü Anadolu kültür yapısını yaratmış...

Benim kanımca ikincisi yani Anadolu kültürünün bugünkü yaşam tarzımıza etkisi daha fazla... En azından Anadolu'da yaşamış diğer devletlere baktığımızda onlara aslında ilk başta umduğumdan daha fazla benzerlikler görüyorum.

Hititler bu resmin parçalarından birisi... Frigya çoğu zaman unutulan ancak bence belki de en çok bugünkü Türkiye yi hissedebildiğim başka bir medeniyet hikayesi...

Sonra Lidya var.... ve Urartu... Uzuun bir Pers Hakimiyeti dönemi... Büyük İskender... Sonra parçalara bölünen Anadolu'nun küçük ancak o dönemde isminden çok söz ettiren devletleri... Aslında bugünkü Anadolu antik tarihinde en çok adı geçen devletler onlar...

Adıyaman da Komogene ( Hani şu meşhur Nemrut Dağındaki mezarları yaptıranlar) Kuzey Ege de Bergama, güneyde Aspendos, Trabzon'da Pontus....

Sonra parça parça ele geçirilen devletler ve yine uzuuun bir Roma dönemi....

İlginçtir ilk başta Roma Anadolu yu ele geçirmişken en sonunda Anadolu Roma'yı ele geçiriyor. Büyük Konstantin'in 300lerdeki hakimiyeti ile başlayarak Anadolu öncelikle Roma'yı temsil eden merkez haline geliyor. Sonra da Roma'yı 1000 yıl daha yaşatacak coğrafyaya dönüşüyor...

Ki bu dönem bizim için bence kahpe Bizans ın dönemi olmamalı... İlginçtir mesela Avrupa Yunanlıların en çok antik çağdaki dönemine hayrandır. Felsefenin geliştiği Atina nın öne çıktığı dönem... Ancak Yunanistan'ın en çok gurur duyduğu dönem bu dönem değil... 300lerle başlayan 1000li yılların ortalarına uzanan Bizans devri... Ã?ünkü antik çağda Yunan kültürü ile en azından kıyaslanabilecek Mısır, Mezopotamya, Hint ve elbette Anadolu kültürleri varken... Bu dönemin büyük çoğunluğunda bölgenin kıyaslanamayacak ölçüde büyük bir kültürel merkezi idi Anadolu... Yunanlılar o nedenle o dönemden başlayarak yer yüzünde tek bir şehrin var olduğunu düşünürler... O şehir de İstanbuldur... Zaten İstanbul adı da buradan gelir. Sta Boli... Biraz kurcalarsak... Sta Polis...

1071 de elbette yeni bir dönem başlıyor. Ancak bu dönem ilk başta bölük pörçük bir Anadolu yaratıyor. Bizans yine çok etkin ama ortada bir de Türk beylikleri var. Selçuklu nun da parçalanması ile belki Bizans zamanla kontrolü yine sağlayabilirdi. Ancak bu defa başka bir gücü, Bizans biraz da kendisi kaşınarak davet ediyor. Haçlılar...

Haçlılar Anadolu da bir fırtına gibi esip muazzam bir zarar yaratıyorlar. Ancak en büyük zararı 1204 de başkentini ele geçirdikleri Bizans a veriyorlar... Ki Bizans bir daha toparlanamıyor.

Böylece Anadolu Beyliklerinden birisi bir parça olsun kendini gösterip güçlenmeyi başarıp Anadolu Selçuklu Devletini kuruyor.... Ki bu dönem bence Anadolu'nun çok fazla söz edilmeyen ancak çok ilginç ve çok üzerinde durulması gereken başka bir dönemi... O büyük fırtına durulup biraz rahat bir ortam oluştuğunda Anadolu muazzam düşünürler çıkarıyor... Bunlardan en çok adı duyulan Mevlana... Ancak tek kişi o değil. Daha epey insan var... Bunun yanında çok farklı fikirler kurumlar ve devlet yapıları yaratıyor bu yeni devlet... Ne yazık ki başka bir fırtına bu devleti de deviriyor. Moğol İstilasına bu devlet dayanamıyor ve çöküyor...

1200lerin ortasına girilirken Anadolu da dört güç var... Bölgeyi kontrol altında tutumaya çalışan Moğollar, Anadolu Selçuklu Devletinin dağılması ile kurulan Türk devletleri, Bizans'ın dağılması ile kurulan Rum devletleri, ve de haçlıların kalıntıları olan bazı devletçikler...

Bunlardan Bizansı tekrar ele geçiren Rum Devleti ve Konya yı elinde tutan Karamanlılar öne çıkıyor... Ancak tarih bir defa daha eskiyi diriltmek yerine eskiden ders alıp yeni bir güç yaratmak isteyenlerin önünü açıyor. Ne Bizans ne de Anadolu Selçuklu yeniden dirilmiyor bunun yerine yeni bir devlet Osmanlı yükseliyor....

Osmanlı'nın dönemi Anadolu da ayrıca ilginç bir dönem... Ortada büyük bir imparatorluk var... Dev bir güç ancak bu güç ortaya çıktığı bölgede otoritesini zar zor koruyor... Yavuz, Kanuni gibi güçlü hükümdarların döneminde bile Anadolu durmadan isyan ediyor... Bu dönemde de Anadolu'nun özellikle de 1600ler boyunca Anadolu'nun çok ilginç bi dönem yaşadığını düşünüyorum....

Ve tabii Kurtuluş Savaşı, sanırım hepimiz biliyoruz. Anadolu'nun Dünya'yı şaşırttığı yakın tarih olayı... Bu dönem de ilginç hikayelere konu olabilecek başka bir dönem...

by tanis3k » Sun Oct 19, 2008 3:27 am

paladin örneği gerçekten olayı çok iyi açıklamış ancak olayı salt Türk kültürü olarak değerlendirmemeliyiz çünkü Türkler Anadoluya gelirken kendi kültürlerini getirirken zaten Anadoluda çok geniş bir kültür vardı örneğin Hititlerin 1000den fazla tanrısı vardı ayrıca Zerdüştlük ya da Romanın Mithra dini gibi öğelerin etkisi çok uzun süre etkili olmuştur
ancak sadece Türk kültürünü içeren öğeler arıyorsanız Yedi Uyurları bile kullanabilirsiniz.
mesela muazzam güzelliği olan gizemli bir geyiği avlamaya çıkan bir avcı(Cüneyt Arkının filmi vardı :D )ve dağlarda başından geçen olayları anlatabilirsiniz. ya da kimsenin bilmediği bir köyden bir prensese olan aşkı için 7 kafalı ejderhalarla savaşan iyi yürekli birisi olabilir (Keloğlanın yeni versiyonu gibi düşünün). daha eskiler ait olarak bişeyler isterseniz tanrılara ait bir kılıcı aramaya çıkan farklı ırklardan oluşan bir grup (Tarkan öğesinde Romalı ve Germenler ile mücadelesi gibi). Göktürklerin demirden bir dağı eritmesi ya da Hunlarda olduğu gibi önemli bir yiğitlik yapmadan isim alamayan bir gencin isim alabilmek için çıktığı uzun bir yolculuk gibi. belki de tüm öğelerin birleştiği bir hikaye olabilir
:D

by Firble » Sun Oct 19, 2008 1:31 am

Belki bambaşka bir konu bahsedilebilecek şehir efsaneleri... Aslında bunlar açısında edebiyatımız daha zengin ancak ben yine de yeterli bulmuyorum. Bir de bu tarz edebiyatta bir sorun örneğin New York için yazılmış öyküyü alıp da arka planına İstanbul u yerleştirmek şeklinde oluyor. Oysa İstanbul un muhtemelen İzmir in Bursa nın kendine özgü ruhu var... Bu ruhu yakalayıp da bu ruhun yanına o şehre ait efsaneleri yerleştirmek daha başarılı çalışmalar yaratabilir bence....

şehirlerimiz de pek çok efsaneyi yaratabilecek yerler... Benim şehrim İstanbul mesela... Aslında bu aklıma bir fikir de getirdi.... : ) ) )

by Firble » Mon Oct 13, 2008 2:17 am

Türk savaş geleneği hakkında Anadolu da bilgimin kısıtlı olduğunu belirtmeliyim. Lugtarias ın belirttiği belirli klasik ögeler var tabii. Akıncılar mesela... Uç beylerinin kontrolünde beyliklerin ülkelerin ileri doğru yayılmasını sağlayan savaşçılar... Bunlar biraz korsanlara benziyor. Devlet bu grupları tam kontrol edemiyor, gerileme dönemlerinde bu gruplar ülkenin başını yiyen gruplara dönüşüyorlar. O nedenle Osmanlı bu sistemi son derece zayıflatıyor.

Osmanlı'nın kendine özgü bir Yeniçeri Sistemi var. İstanbulda gelişen kendine özgü ir eğitimi töresi hatta inancı olan bir sistem... şu ana kadar hakkında yazılmış en azından benim gördüğüm öyküler çok az. Oysa uzuun yıllara adeta damgasını iyi ve kötü yanları ile vuran bir gelenek Yeniçeriler kesinlikle Türk ve Anadolu da var olacak her türlü edebiyatı zenginleştirecek muazzam bir öge... Kendi içinde muhtemelen sırlar da barındıran bir öge...

by Lugtarias » Sat Oct 11, 2008 2:23 am

Kesinlikle katılıyorum. Kendi hayallerimizden, kültürümüzden esinlenmeliyiz. Paladin örneği çok güzel gösteriyor durumu. Aynı Paladinin oluşturulması gibi biz de ''Bahadırlar'', ''Yiğitler'', ''Ozanlar'', ''Kamlar'' oluşturabiliriz. Gerçekten çok büyük bir avantajımız var, Halk Edebiyatına dayanan bir fantastik dünya yaratma konusunda.

Firble, eğer aklında belirmekte olan bir dünya ve o dünyanın içinde olacak bir takım şeyler varsa yeni bir başlık aç derim ben. Hepimiz aklımıza gelen yeni fikirleri tartışır şekillendiririz.

by Firble » Sat Oct 11, 2008 12:34 am

Belki bahsedilebilecek diğer bir öge de bize ait ozan kültürü... Aslında bu kültürün iki ayağı var. İstanbul ve şehirlerdeki daha geniş olanaklara sahip kesimin ozanları ki onların da kendilerine özgü hikaye ve efsaneleri var. Bir de halk ozanları... Aslında halk ozanları Avrupadaki benzerleri ile kesişmelere sahipler ancak sanırım kendilerine özgü bazı renkleri farklılıkları var. Mesela Yiğit ozanlık en azından birdiğim kadarıyla Avrupada yok... Bizdeki Köroğlu gibi Yiğit ozanlık mesela...

by Firble » Tue Oct 07, 2008 11:25 pm

İyi de birçok insanın kafasındaki fantastik hikayelerde neden elfler var? Neden elfler çoğu insanın kafasında oldukça benzer özelliklere sahip bir ırk olarak düşünülüyor..

Fantastik bir hikayeye öge eklenirken insan kendi zihninden bağımsız hayal kuramaz ki kendi zihnini de öncelikle yaşadığı toplum sonra da öğrendiği bilgiler şekillendirir.

Mesela Hristiyan şovalye kültürünü tam olarak özümsememiş bizler için tam olarak paladin denen şeyin ne olduğunu anlamak kolay değildir.

Aynı şekilde kendilerinin bile haberi olmasa bile aslında ork ırkı yaratılırken nasıl Türklerden esinlenildiğini de bilemeyiz. Onların bize bakışını bilmediğimiz için.

Ben okuduğum lise sayesinde biraz daha onların nasıl baktığını görebiliyorum ancak ben de onlar gibi yazmıyorum.

Bu nedenle hikayeleri kendi kurduğumuz ve toplumumuzun kurduğu hayallerden kopuk yazmak yerine deneysel nitelikte de olsa kendimize ait bazı ögelerin eklenmesinin öykülerimizi daha güzel hale getirileceğini düşünüyorum.

by SacoKhan » Tue Oct 07, 2008 5:46 pm

Açıkçası şöyle düşünüyorum ben, belirli bir fantezi oluşturulur. En basitinden yaratıklardan bahsedilir, ve sırf bunun üzerine gerçek tarihte geçen ve bu yaratıkları oynadığımız oyunlar olabilir. Hatta bunu günümüze de geçirebiliriz. Ne bilim günümüzde insanların arasında dolaşan bir gul yabani olabilir. şu an sıkıyorum bunları bi tarafımdan çünkü yeterli destan bilgim yok ama yapılabilir elbet, ozanlarımıza iş düşüyor bu durumda :P

by Firble » Fri Oct 03, 2008 11:02 pm

Bildiğim kadarıyla ikinci Dünya Savaşında Türkiye ye yansıyan fazla olay yoktu. Gerçi tabii ciddi bir ajan trafiği söz konusuydu ancak olaylar genelde bizim Türk halkının aktif katkısı olmadan gerçekleştidi. Ancak Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı hatta daha geriye gidersek Yemen çok güzel konular... Ancak bunlar belki hikayelerin oturacağı zeminler gibi biraz... Ã?rneğin bir eşkiya öyküsü bu zeminlerden birinin üzerinde de yer alabilir.

Zeminlerden söz açmışken bu zeminlerden en ilgincini hep Celali İsyanları olarak düşünürün. Kanuni Döneminden neredeyse 1800lere kadar Anadolu farklı aralıklarla durmadan isyan ediyor. Bu isyanlar bizim tarihimizin en azından benim açımdan pek de bilmediğim bir parçası sanırım bu muhteşem bir öykü konusu olurdu.

by SacoKhan » Fri Oct 03, 2008 10:23 pm

Ya birinci ikinci dünya savaşlarını bile ele alabiliriz, her türlü yaratıcılık söz konusu olmalı bence.

by Firble » Thu Oct 02, 2008 12:17 pm

Bana esas sorun şu gibi geliyor göçebe kültürle yaşayan insanlarla ilgili. Fantastik Kurgu hikayelerinin çoğu göçebelere günümüz Avrupasının bakışını yansıtıyor. Barbar savaşçı şehirleri basan insanlar. Birkaç olayları söz konusu barbarların gözünden görmeye çalışan yazar var. Ancak onlar da kendi bakış açılarını hissettiriyorlar öykülerinde...

Ancak biz bu kültürün içinden geliyoruz. Bu kültürün tüm yanlarını biliyoruz sadece savaşla ilgili olan yanlarını değil. O nedenle göçebe yaşamla ilgili Türkmenlikle ilgili kendimizden gelen söylenecek sözlerimiz var bence... Belki de bu nedenle bu konu bizim için en verimli fantastik ögelerden birisi...

Yine de başka ögeler de var... Mesela birisi Kervansaraylar... Han ve Tavernalar da bizim Avrupa ile paylaştığımız fantastik ögelerden birisi. Ancak Avrupalılar ıssız yolların üzerinde ancak kalelerde kendilerini güvenli hissederken, Selçuklu ve Osmanlıların devlet otoritesinin ve belki göçebeliğin de verdiği dinamizmle güvenliğini daha fazla sağlayabildiği o nedenle kaleden daha çok belki günümüzün otellerine benzeyen kervansarayları var. Bu yerlerin kendilerine özgü kuralları hatta töreleri var. Belki bir de efsaneleri... Elbette bizler yaratırsak....

by Lugtarias » Wed Oct 01, 2008 9:16 pm

Evet eşkıyalar gerçekten iyi tema olabilirler Anadolu tabanlı Fantastik Ã?yküler için.

Aynı zamanda Türkmenlerde öyle! Göçebe yaşıyorlar ve kültürlerinde, günlük yaşamlarında çok fazla şamanik öge var. Bunların hepsi fantastik kurguya uyarlanabilecek ögeler olarak kullanılabilir. şunu da ifade edeyim, Faerun'daki Buzyeli Vadisi Barbarlarını bilirsiniz. Onlar Antik İskandinavya'nın göçebe boylarına çok fazla benzerler mesela. Aslında birşey daha ifade edeyim, o göçebelerin arasında eski Türkler'de bulunur. Zira İskandinavlar ile çağlar boyunca burun burna bir coğrafyada yaşamışlardır. Kültürlerdeki ve mitolojilerdeki keskin benzerlik vardır. Hatta, Buzyeli Vadisi Barbarlarının aldıkları isimlerden bazıları Ã?n-Türkçe'ye çok fazla benziyor bazen. Ã?rneğin Berkhtar vardı bir kitapta. Güç, kuvvet sahibi gibi bir anlama geliyor Ã?n-Türkçe'de. Kitapta da harbiden çok kuvvetli bir barbarın adıydı. Sonuç olarak demek istediğim, görüldüğü gibi göçebe toplumlar Fantastik Kurgu'ya başarıyla uyarlanabiliyor. Buzyeli Vadisi Barbarları ya da Saruman'la işbirliği yapan dağ adamları örneğinde görüldüğü gibi. Eğer biz de Anadolu tabanlı Fantastik bir ortam yaratmayı düşünürsek, Türkmenleri simgeleyen insanlar oluşturabiliriz. Veya öykümüz Anadolu'da geçecekse, doğrudan Anadolu'nun içerisinde, Türkmenleri fantastik ögelerle dolu insanlar olarak betimleyebiliriz ki bu da çok hoş olur bence...

by entreri2 » Wed Oct 01, 2008 6:23 pm

şuan kendi çapımda bir dünya yarattım onunla uğraşıyorum ama açıkçası bizim kültürümüzden hiç bir şey yansıtmadım.Aslına bakarasanız zaten Köroğlu vb anlatan hikâyelerde fantastik öğeler sık sık barınıyor.Üzerine başka bir şeyin koyulmasının pek anlamlı olacağını sanmam.
Ama yine de kendi kültürümüzü bir şekilde yansıtmak lazım,gerek frp oyunlarında,gerekse hikâye ve yazılan fantastik şiirlerde..

Saygılar..

by Firble » Fri Sep 26, 2008 1:27 pm

Üçüncü bir edebi öge de sanırım Türkmenler... Başka bir değişle göçebe Türkler... Bugün de sanırım bir kısmı hala var. Bir zamanlar çoğu Türk göçebe imiş Anadoluda bile...

Sanıyorum bilinen fantastik edebiyatına göçebe Türkler zaten girmiş. Hatta Tolkien in öykülerinde Sarumanla işbirliği yapan dağ insanları olarak hakları ile yerlerini almışlar.

Ancak belki biz onların öykülerini daha iyi bilen insanlar olarak bu konuda daha farklı söyleyecek bir şeylere sahipizdir.

Bence bu bizim kullanabileceğimiz en güzel fantastik ögelerden birisi...

Top