by Lugtarias » Fri May 16, 2008 1:09 am
Kager şaşkınlıkla olanları kavramaya çalışırken, hanın damından aşağı doğru sarkan, has demirden yapılma, üzerinde bronz işlemeli ejderha kanatları olan, çember şeklindeki devasa avize'den, tatmin olmuşluk duygusuyla dolup taşan kahkahalar geldi. Tüm han tavana odaklandığında, çok kısa süreliğine gözükmüş olan, mor pelerinli ve kara şapkalı, elinde asaya benzer bir cisim tuttuğu farkedilen adam, görünmez oluverdi. Birkaç saniye sonra sırtına ok yemiş han sahibinin yanında bitti ve bir kahkaha daha patlatarak; ''Hanının açılışı kutlu olsun eski dostuuum!'' diye bağırdı. Kager baltasını çekip büyücü ya da sihribaz olduğunu düşündüğü bu yavan adamı öfkeyle dürttü. ''Ne dediğini sanıyorsun sen be ne idüğü belirsiz soytarı. Görmüyor musun han sahibinin sırtına ok saplandı. Baltam kellenle ilişkiye girmek için sabırsızdır bilesin!'' diye böğürdü mor pelerinli adama. Derken adam karşılı verdi: ''Sakin ol efendi cüce. Dostunuzun birşeyciği yok merak etmeyiniz.'' Bunu söylerken han sahibinin sırtına saplı halde durmaktayken aniden yok oluveren oku gösterdi, ağzı kulaklarında bir yüz ifadesiyle. ''Sevgili han sahibinize, eski kapı komşusunun kendisini kutlamaya geldiğini söyleyin. Ve Kurönya halamın, Lıyıtık eniştemin, amcaoğlum Kedömak'ın, amca kızım Merağun'un, ve dedem Hugururg'un selamını da getirdim. Küçük şakamı bağışlayınız.'' Daha kocaman sırıtarak eliyile baygın han sahibini işaret etti. ''Bir de ona merak etmemesini söyleyin, önümüzdeki iki sene buralara uğramayacağım'' Bir kahakaha daha patlatarak, elinde gülünç duran, huş ağacından yapılma asasıyla hanın döşemesine kendisinin merkezinde bulunduğu bir çember çizdi ve verdiği ilk hasarın tadıyla neşelenerek öyle bir eğildiki neredeyse başı yere değecekti. Ve eğilmiş boynuyla, çizdiği çember boyunca dönerek tüm hanı selamladı. Sonra da yokoldu...
Henüz on saniye geçmişti ki, adamın neşeli sesi, Kızıl Kanat Hanı'nda coşkunca yankılandı: ''Söylemeyi unutmuşum, büyük annem Söyenfa'nın da çooooook selamı var.''
Koca bir kahkaha daha duydu han sakinleri. Ve sonra uzun süren bir sessizlik hakim oldu ortalığa...
Kager şaşkınlıkla olanları kavramaya çalışırken, hanın damından aşağı doğru sarkan, has demirden yapılma, üzerinde bronz işlemeli ejderha kanatları olan, çember şeklindeki devasa avize'den, tatmin olmuşluk duygusuyla dolup taşan kahkahalar geldi. Tüm han tavana odaklandığında, çok kısa süreliğine gözükmüş olan, mor pelerinli ve kara şapkalı, elinde asaya benzer bir cisim tuttuğu farkedilen adam, görünmez oluverdi. Birkaç saniye sonra sırtına ok yemiş han sahibinin yanında bitti ve bir kahkaha daha patlatarak; ''Hanının açılışı kutlu olsun eski dostuuum!'' diye bağırdı. Kager baltasını çekip büyücü ya da sihribaz olduğunu düşündüğü bu yavan adamı öfkeyle dürttü. ''Ne dediğini sanıyorsun sen be ne idüğü belirsiz soytarı. Görmüyor musun han sahibinin sırtına ok saplandı. Baltam kellenle ilişkiye girmek için sabırsızdır bilesin!'' diye böğürdü mor pelerinli adama. Derken adam karşılı verdi: ''Sakin ol efendi cüce. Dostunuzun birşeyciği yok merak etmeyiniz.'' Bunu söylerken han sahibinin sırtına saplı halde durmaktayken aniden yok oluveren oku gösterdi, ağzı kulaklarında bir yüz ifadesiyle. ''Sevgili han sahibinize, eski kapı komşusunun kendisini kutlamaya geldiğini söyleyin. Ve Kurönya halamın, Lıyıtık eniştemin, amcaoğlum Kedömak'ın, amca kızım Merağun'un, ve dedem Hugururg'un selamını da getirdim. Küçük şakamı bağışlayınız.'' Daha kocaman sırıtarak eliyile baygın han sahibini işaret etti. ''Bir de ona merak etmemesini söyleyin, önümüzdeki iki sene buralara uğramayacağım'' Bir kahakaha daha patlatarak, elinde gülünç duran, huş ağacından yapılma asasıyla hanın döşemesine kendisinin merkezinde bulunduğu bir çember çizdi ve verdiği ilk hasarın tadıyla neşelenerek öyle bir eğildiki neredeyse başı yere değecekti. Ve eğilmiş boynuyla, çizdiği çember boyunca dönerek tüm hanı selamladı. Sonra da yokoldu...
Henüz on saniye geçmişti ki, adamın neşeli sesi, Kızıl Kanat Hanı'nda coşkunca yankılandı: ''Söylemeyi unutmuşum, büyük annem Söyenfa'nın da çooooook selamı var.''
Koca bir kahkaha daha duydu han sakinleri. Ve sonra uzun süren bir sessizlik hakim oldu ortalığa...