Yabancı Kökenli Sözcüklerin Türkçeleri

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Yabancı Kökenli Sözcüklerin Türkçeleri

by Alenthas » Wed May 21, 2008 3:50 am

Yaşım gerçektende küçük, zaten kendimi savunmamın nedeni oydu :)

Eğer başlıkta senin kitabın hakkında bilgi veriyor olsaydım inan her şeyi enine boyuna açıklardım. Fakat başlığın amacı bu değildi ve bende küçük bir yer ayırdım. Zamanım olursa böyle bir başlık açabilirim diyecektim fakat her şeyi burada yazdığım için gereği kalmadı sanırsam :)

by Eliathor » Wed May 21, 2008 3:32 am

Klavyenin başında yalnız değilsin merak etme :) Bir daha yazmayacağım dememin nedeni bu aralar çok yoğun olmam. Artık eskisi gibi bakamıyorum forumlara falan. Küstüğümden değil yani :)

Neden bu kadar sorun olduğunu anlamadım.. Ben gerçekten de senin yaşının küçük olduğunu düşünmüştüm. Sana hiçbir zaman cahil demedim ki ben. Sen nedense kendi kendine bir ima yarattın ve sonunda buna inanıp birkaç mesajda kendini cahil ilan ettin. Tekrarlıyorum sana hakaret etmedim. Mesajlarımı tekrar tekrar okuyabilirsin. aslına bakarsan senin yazın biraz sertti bence :)

Eleştirilerin benim için önemli. Her okur gibi. Başımın üzerinde yerin var :) Tamam mı Oldu mu :)
Ben aslında gayet ılımlı bir yorum yazdığımı zannediyorum. Katılmadığım noktaları bir bir yazdım ve gerçekten de hiç sert bir yazı değildi.

Artık bi sorun kalmadığını düşünüyorum. Eleştiriler güzel anlatıldığında değer kazanırlar aksi şekilde basit bir bağırıştan öteye geçmezler..

saygılar sevgiler...

by Alenthas » Wed May 21, 2008 3:18 am

Gittin, ama belki okursun umuduyla yazmaya devam edeceğim...

Müşteri her zaman haklıdır politikasını hatırlatayım, ben senin kitabını aldım ve iyi ya da kötü eleştirimi yaptım. Hakaret etmişte olabilirim -ki etmediğim konusunda ısrarcıyım, sen buraya gelip bana "cahil" deme hakkını elinde tutmuyorsun. Madem sana, ya da eserine hakaret ettim, sende bana hakaret ederek değil tatlı bir dille gerekli kanıtları ortaya sürerek yazarsın. Bana burada cahil diyerek haklı bile olsan haksız duruma düşüyorsun.

Başkaları senin hakkında çok iyi eleştiriler yazmış olabilirler, insanlar kitabını beğenmiş olabilir. Fakat ne yazık ki kişiliğimden ötürü her şeyde kusur aradığımdan dolayı ben beğenmediğimi burada belirttim. Bunu sanki ölüm kalım meselesi olarak büyütmen gerçekten beni şaşırttı. Eğer kötü eleştiriyi kaldıramayacaksan kitap yazmamanı öneririm, çok incinirsin. Eleştiri; bir sanatçının en kıymetli malıdır. Ã?ünkü ancak eleştiriler sayesinde hatanı görüp düzeltebilirsin. Keşke yazdığım amatör hikayelere "çok güzel olmuş" yerine "berbat olmuş, şurası şöyle olsa daha iyi olurdu" diyen birileri çıksa diyorum, fakat sen böyle bir nimeti değerlendirmek yerine buraya gelip bana hakaret ediyorsun :)

Türk fantezi edebiyatı olarak desteklememiz gerektiğini söylemişsin, destekliyorum da. Fakat düşünce özgürlüğü denilen bir şey var. Ve ben bu kitabı beğenmediğimi düşünüp, site sakinleriyle bunu paylaşmaya hakkım vardır. Benimle bu şekilde konuşman kabalıktan öteye gitmiyor. Bir yazar olarak bir şeyi söylemeden, ya da yazmadan önce bir kaç defa düşünmeni, sonuçlarını tartmanı öneririm. Burada benim ne dediğim ya da ne yaptığım kimseyi ilgilendirmez, sonuçta halktan bir insanım. Fakat sen bir yazar olarak dediklerin başına iş açabilir. Bunun bilincinde olmanı tavsiye eder, böyle hatalar yapmamanı dilerim.

Umarım okursun, böyle klavyemle konuşuyormuşum gibi hissediyorum..

by Artemis Entreri » Wed May 21, 2008 2:55 am

Eliathor wrote: Bu buradaki son mesajımdır.. Herkese, tüm okurlara ve arkadaşlara bol kitaplı günler diliyorum..
Baş baş.

by Alenthas » Wed May 21, 2008 2:30 am

Artemis Entreri'ninde belirttiği gibi bir yazarın eleştirilere açık olması gerekiyor. Yaptığım sadece bir eleştiriydi, hiç bir şekilde bir hakaret ya da insanların kitabı almamasına yönelik bir şey demedim. Hatta başka bir başlıkta "Türk fantezi edebiyatıdır" diye alın okuyun dedim. Ve ne kadar ikinci kitap çıktığında almayacağım desemde almayı düşünüyorum.

Benim yaşımın küçük olduğunu düşündüğünü belirtmişsin, sana diyecek bir sözüm var ki; "akıl yaşta değil baştadır."

Biz burada kelimelerin Türkçeleştirilmesini tartışıyoruz. Gayet tabii ki de atak kelimesinin Türkçe bir kelime olduğunu biliyorum, lakin yabancı kökenli bir sözcüktür. Ve bir roman yazılırken yazarın kullandığı dile dikkat etmesi gerekmektedir.

Beni cahil cühela birisi sanmışsın anladığım kadarıyla, tabii ki de editörler tarafından incelendiğini biliyorum. Fazla üzerinde durmamışlar anlaşılan. Oradaki editör ben olsaydım ve senin romanın benim elime geçseydi o kelimeyi "saldırı" olarak düzeltirdim ve "hala" yerine "hâlâ" yazardım, ki görüyorum ki buraya yazını yazarken bile "hala" yazıyorsun.

Romanı sonuna kadar kendimi zorlayarak okudum. Benim oradaki büyüyü kolay olduğunu söylememin sebebi çok az tasvir kullanmış olmandı. Yani "tuttu büyüsünü yaptı, işte olmuştu" gibi bir anlatım vardı. Ki bunun yerine "büyünün sözcüklerini söylerken vücudunun derinliklerinden koluna doğru akan enerjiyi hissetti ve büyüsünü tamamladığında bu enerjiyi serbest bıraktı" gibi bir anlatım yolu seçebilirdin demek istemiştim. Tabii ki de büyünün büyük fedakarlıklarla yapıldığını biliyorum fakat dediğim gibi bunu hiç anlatmadığın için sanki çok basit bir şey gibi göstermişsin.

Kitabı okurken kendimi Neverwinter Nights oynuyormuşum gibi hissettim. Onda da dört kişi alabiliyordun partiye. Bunda da sadece dört kişi vardı. Biri çıktığında iki gün sonra başkası geliyordu. Bir de hiç kötü yönelimli karakter yoktu. Herkes "laylaylom, kraliçeyi öldürelim, buzkanı kurtaralım, ölüme gidelim, laylaylom" edası içerisindeydi. Hepsi birer melek gibi, daha beş dakika önce tanıştığı kişiye kardeşiymiş gibi güveniyordu.

Son olarak belirtmek isterim ki kitabın başında kullandığın tasvirler ve betimlemeler çok başarılıydı. Kitabın kalanında bunu neden sürdüremediğini gerçekten çok merak ediyorum.

Saygılar; Baran Buğra ÖZDEN

edit: Burada kalmanı ve sonuna kadar benimle tartışmanı tercih ederdim. Ã?ekip gitmeni değil, çünkü ancak seviyeli bir tartışma ortamında bu durumu gün ışığına çıkartabilirdik. Fakat senin seçimin, saygı duyarım. Daha diyeceklerim vardı fakat nafile..

by Eliathor » Wed May 21, 2008 1:25 am

Arkadaşım zaten ben de bundan bahsediyorum.. Yazdıklarım yeterince okunmuyor mu acaba? anlamadım ki :D

Ben zaten o arkadaşın yanlışlarından, önyargılarından ve bir romanın basılış sürecindeki bilgisizliğinden bahsediyorum. Beğenmemesi gayet normal. Benim bahsettiğim bu değil ki! İlginç gerçekten beni ikinci mesajı yazmak zorunda bırakman...
Yazdığım yorumu tekrar okuman dileğiyle..
Bu buradaki son mesajımdır.. Herkese, tüm okurlara ve arkadaşlara bol kitaplı günler diliyorum..

Sevgiler;
Göktuğ CANBABA

by Artemis Entreri » Wed May 21, 2008 1:18 am

Eliathor, sitenin bir parçası olmak istememen üzücü. Son yazdığın iki cümle dışında söylediklerinin hiçbirine katılmıyorum ne yazık ki. (Umrunda mıdır bilmem.) Sebebi ise kimsenin senin yazdığın kitabı beğenmek ya da onu türk fantazisinin ilklerinden olduğu için desteklemek zorunda olmayışı. Ben kitabı okumadım henüz, okumayı düşünüyorum. Ama çoğu kişi beğense dahi bir kitabı birisinin beğenmeyişi son derece normal geliyor bana. Ve Alentheas da biraz sert de olsa eleştirmiş kitabını. Bence bir yazar bunları kaldırabilmelidir. Ha hakaret edecek kadar aşağılaştıysa karşındaki, cevap vermekle niye zamanını harcıyorsun? Ayrıca, bir insanın bir kitabı değerlendirirken yazım teknikleri hakkında bilgisi olması hiç gerekmez. Bence kafanı fazla takma. Kal sağlıcakla.

Saygılarımla
BATI

by Eliathor » Wed May 21, 2008 12:04 am

ALENTHASLEASESS diyor ki!
Beterinde beteri var:

Alın birde buradan yakın, geçenlerde okuduğum bir Türk yazarın fantastik kitabında (Göktuğ Canbaba - Ozanın şarkısı) adam saldırı yerine "atak" - hâlâ yerine ise "hala" yazarak beni deliye çevirmiş, kitabı fırlatıp atasım gelmiştir... Zaten sürekli partiye birileri katılıp/çıkıp durmuş ve de sanki frp edasıyla büyü çok basit bir şeymiş gibi gösterilmişti. Nasıl açıklayayım, hop büyü yaptım, hop kendimi koruyucu bir büyü yaptım... Halbuki ne heveslerle almıştım Türk yazar diye .

Sevgili arkadaşım;

İlk önce nereden başlayacağımı bilemiyorum aslında. Yaşının küçük olduğunu düşünüyorum o yüzden çok fazla uzatmayacağım. Aslında forumlara da girmiyorum uzun zamandır, bu yorumunla da tesadüfen nette karşılaştım.

İlk önce şu "atak" sorununla başlayalım.. Atak kelimesi için hangi yazım klavuzuna bakarsan bak orada gerekli anlamı göreceğine inanıyorum. Saldırı yerine atak yazıp duruyorsun ama aslında ikisinin de aynı anlama geldiğinden bile haberdar değilsin. Bu bir tercihtir. Ben atak derim sen saldırıyı kullanırsın. Kişiye göre değişen basit bir kelime seçiminden ibarettir bu sadece.
ve sevgili arkadaşım! Hiç mi editör diye bir şey dumadın acaba?!? Sence ben yazdığım romanı word çıktısı olarak hemen gidip bir yerde bastırıyor muyum? HALA diyorsun sürekli :) Unutma ki roman yazıldıktan sonra uzun süre bir değerlendirici kurul tarafından incelemeye tabi tutulur. Basım aşamasında olan hatalardan da beni suçlayacaksan ben bunun altında oldukça garip bir tutum olduğunu düşünmekten başka bir şey yapamıyorum. Düşünüyorum acaba sen çocukken elinden şekerini mi kaptım diye!

İkinci olarak romanı zaten yarıda bıraktığın aşikar. Eğer öyle olmasaydı romanın geçtiği dünyada büyünün ne kadar özel olduğunu ve sadece seçilmiş kişilerin zihinsel güçleriyle yaptıkları bir yetenek olduğunu öğrenebilirdin. Ki çoğu zaman Eryns'in yani büyücü karakterin birçok büyüyü yaparken kendisine zarar verdiğini, büyüyü anlamak için yoğun çabalar verdiğini görebilirdin. Birçok kere ölümden dönen bir karakter olduğunu da söylemek lazım. Büyü, diyarımda yoğun çaba gerektiren ve gerektiğinde ölümle sonuçlanan bir uğraştır. Kitabı nasıl okuduğunu oldukça merak ediyorum doğrusu...

üçüncü olarak, partiye giren birilerinden bahsetmişsin. Hikaye örgüsünde yan karakterler olayın akışını zenginleştirmek, farklı kurgulara ortam hazırlamak ve gerekli konuşmaların asıl olay örgüsüyle bir olması amacıyla konulmaktadır. Eğer biraz daha bilgin olsaydı romanlar ve yazım teknikleri hakkında emin ol yazdığım romandan bu denli rahatsız olmazdın.

Kurguyu "bilgisayar oyunu " diye özetlemişsin. şunu da söylemem gerekir ki 365 sayfa olan roman geçmiş ve gelecek arasında dönüp durmaktadır. Yani kurgu geçmişte olan olaylarla gelecekte olan karmaşık olayların bir bütünü gibidir. Ve şunu da söylemem gerekir ki roman birçok eleştirmen, okur ve yazar tarafından Türkiye'de yazılan çok iyi bir fantezi romanı olarak gösterilmekte ve net üzerinde yapılan yorumlar ve değerlendirmelerde de yüksek bir puan almaktadır. Bunu bana burada söylettirdiğin için de ayrıca sana kızıyorum..

Daha çok söyleyeceğim şey olmasına rağmen burada susmanın en iyi şey olacağını düşünüyorum. Aldığın cevaplar umarım seni tatmin eder çünkü daha fazla burada yazmak istemediğim gibi, sitenin bir parçası olmak niyetinde de değilim..

Arkadaşlar, sevgili okurlar;
İçimizden birinin birçok şeyi feda ederek, neredeyse imkansız gibi görünen Türk Fantezi Edebiyatı'na girmesini, orada bizden bir dünya yaratmasını, hayalindeki karakterleri ülkemiz sınırları içerisinde yaşatmaya çalışmasını öveceğimiz yere neden taşladığımızı anlamış değilim. Romanı sevmemiş olabilirsiniz ama bu asla ama asla ona hakaret etme lüksünü size vermez.

Daha önce romanı okumamış kişileri de göz önünde bulundurarak ne kadar çirkin ve düzeysiz bir yorum yaptığının da umarım farkına varmışsındır.

Sevgilerimle
GÃ?KTUğ CANBABA

by occultsearcher » Sat May 10, 2008 4:34 am

Edmond wrote:Hayır, hayır, hayır.Beyin yıkayan kimse var ya da yok!Madem öyle benim beynim diye duruyor.Asıl sorun, ulusal benliğini düşünmeyen kişilerde başlıyor.Eğer onlar düşünselerdi, yalnızca düşünselerdi, günümüzde en çok dinlenen müzik türü (Türkiye'de) Türkü olabilirdi.
"Beyin yıkama"ya (özellikle kullanıyorum), herkes aynı tepkiyi vermez. Yani birini etkilemeye çalıştığın zaman, hedef kitlen ne kadar geniş olursa, bir grup kolaylıkla etkilenirken, başka bir grup daha zor etkilenir. Ayrıca kişisel direnç gibi bir olgu da önemlidir. Bir başka unsur da beyin yıkama mesajlarına ne kadar maruz kaldığındır. Vesayire vesayire...
Her neyse, belli bir tür müzik sevmek, bir çizim üslubunu diğerinin üstünde tutmak, heykelde belli bir tarzı daha çok sevmek kişisel zevk ve tercihlerle alakalıdır. Ulusal benliğini düşünebilir bir insan, ama Türkü hoşuna gitmeyebilir.
Yani ben gürültülü müzik seviyorum, türkü dinlemek çok tercih ettiğim bir şey değil, Türk Sanat Musikisini ise kaldıramıyorum. Ben bu sebeple vatan hayini miyim örneğin?..
Bu tarz düşünceler içine girmek tehlikelidir. Sonuçta "kendinden" olarak tanımlaman gereken kişileri "yabancılaştırma"ya gider.

Arkadaşlar, dikkatinizi çekiyorum, bu başlık hızla konusundan uzaklaşarak histerik bir hate speech'e (Türkçesini bilen varsa, öğrenmek isterim) doğru kayıyor. Ã?slubumuza dikkat edelim lütfen.

by Alenthas » Sat May 10, 2008 12:48 am

Edmond bak yanlış düşünüyorsun. Müzik denilen şey bir sanattır, ve sanat evrenseldir. Senin dediğin "çok güzel Türk ressamlarımız var, ben Picasso'ya bakıcağıma neden Türk ressamlarının resimlerine bakmayayım?" demek gibi bir şey oluyor.

by Edmond » Sat May 10, 2008 12:31 am

Hayır, hayır, hayır.Beyin yıkayan kimse var ya da yok!Madem öyle benim beynim diye duruyor.Asıl sorun, ulusal benliğini düşünmeyen kişilerde başlıyor.Eğer onlar düşünselerdi, yalnızca düşünselerdi, günümüzde en çok dinlenen müzik türü (Türkiye'de) Türkü olabilirdi.

by Alenthas » Fri May 09, 2008 8:20 am

Edmond wrote:Bence bunun asıl sebebi Millî (ulusal mı demeliyim?) şahsiyetini (yoksa benliğini mi?) unutan gençlik.Yabancı şarkı dinlemeyi, kendi türkülerini unutmak zanneden gençlik.Güzel olan dilin Avrupa dilleri olduğunu zannedden benlik.
Hayır, nedenini söyleyeyim tüm dünya ülkelerinde ne yazıkki durum böyle. Yani durum sadece bizim ülkemizde değil. Buna bakarak insanların böyle yazma çabasının özenmekten değil kafalarının içerisindeki beyinin bir kısmının olmayışıdır (SüngerBob çizgidizisindeki Patrick'i hatırlayalım lütfen).

by Darkgnome » Fri May 09, 2008 7:27 am

Ya bu kadar da politikaya girmenin anlamı varmı bilmiyorum. Ben mi milli duygulardan çok uzağım yoksa buradan uzak kaldığım sürede atılan mesjlar üst üste gaz verme ve sonuçta nitro etkisi mi yarttı.

Elbette düktil yerine sünek değilde şekillendirilebilir kullanılmasını tercih ederim. Ancak aslında süneğin sündürmekten geldiğini düşündüğüm için öyle kullanabilirim de. Ancak bir kendini bilmez düktil derse sinirlenirim de.

Benim savunduğum şey bir şeyi türkçe açıklayabiliyorsan Türkçe açıklamalısın. Onun tam karşılığını bulmak değil asıl olan onun anlatmak istediğini olabildiğince geniş bir kesme anlatabilmek. Bunu bu sitede ne kadar uyguluyorum o da tartışılı elbette. Mesela pek çok başlıkta "attack", "Aoo", "Damage", "HD"... gibi aslında yabancı olan kelimeleri kullandım. Ancak bunun sebebi benim tek başıma o kadar etkileyecek bir iradeye sahip olmayışımdı. Gönül isterdiki bu iradeye sahip kişiler sadece bu site değil tüm bu tip sitelerde kullanımın türkçeleşmesi için çalışabilsin. Zaten o sitelerde bilgisii ispat etmiş, "abi" niteliğinde kişilerin kullanması ardından gelenlerinde onlarla aynı dili konuşmak için bu şekilde kullanmalarını sağlardı. Felan falan

Ha bide

Geçende biri düktil demir dedi VATAN ELDEN GİDİYOR! :P

Not: Bir millietin karaterinin en büyük simgesi dildir. Dilini kaybeden millet simgesini simgesini kaybeden millet karakterini kaybeder. Karakterini kaybeden milletse yeni bir karakter arayışı içerisinde asimile edilir. Ancak daha da ilerisi bir milletin ana iletilşim organıdır dil. Milletin farklı kesimlerinin farklı dil konuşması kopukluğa ve sonunda aslında ilme ve bilme katkısı olabilecek beyinlerin ondan habersiz gözüp gitmelerine sebep olur. Benim asıl korkum 2. olasılıktır.

by Edmond » Fri May 09, 2008 5:04 am

O büyüklü küçüklü yazan tiplemelerden ben (onların deyimiyle) T1Sk1N1Y0rUm.

Bence bunun asıl sebebi Millî (ulusal mı demeliyim?) şahsiyetini (yoksa benliğini mi?) unutan gençlik.Yabancı şarkı dinlemeyi, kendi türkülerini unutmak zanneden gençlik.Güzel olan dilin Avrupa dilleri olduğunu zannedden benlik.

by occultsearcher » Fri May 09, 2008 4:54 am

AlenthasLeasess wrote:enlarge person
O ne? O ne? :)
Tutamadım kendimi yaa XD
Hay Allah...

Ama o şekil yazanlara, bir de 1337 sp34k(leet speak) kullananlara ben de uyuz oluyorum. Manasız. Anlaşılmaz görünmeye çalıştıkları ya da anlaşılmaz olmak istedikleriyle alakalı bir teorim var. Ya da komple mallar. Bu sonuncusu daha mümkün olabilir.
AlenthasLeasess wrote: Batılılaşma çabası hep avrupaya yaranmanın etkileri diye düşünüyorum ben. Bilmem doğru mu düşünüyorum?
Bana çok öyle gelmedi. Zira teee, zamanında, bilhassa Atatürk batılılaşma gibi bir hedef koymuştur milletin önüne... şu an bazı gafiller ve hayinlerin başka şeyler yapmasının onunla bir alakası yok tabii.
SacoKhan wrote: Edmond, eğer uygun olursan sana Arapçanın ve Farsçanın zararlarından bahsedeceğim olur mu? En az Avrupa kadar zararlılar merak etme
Bana çok öyle gelmiyor. Zira ekonomik ve kültürel olarak daha kuvvetli olmayan bir milletin dilinin, diğer ülke üzerinde kültürel emperyalizm uygulayabileceğinden çok emin değilim. şahsi görüşümdür. Ã?yle olmayabilir. Fakat ben öyle düşünüyorum.

Top