Karanlıklar Ardında

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Karanlıklar Ardında

by Firble » Sat Jan 19, 2008 4:57 pm

Yazı güzel özellikle zevk alarak yazdığın belli oluyoru. Muhtemelen hiç ara vermeden bir çırpıda yazmışsın o yazıyı. Ve senin aldığın zevki okuyanlar da alıyor.

Başka bir değişle hikayenin bir eksiği aslında olağanütü olması gereken olayları çok sıradan olaylar gibi anlatması. Ã?rneğin birinin içinden gelen nefretle çevredeki düşmanlarını öldürmesi nasıl görünür? Ya da Tanrılardan alınan bir yardımın sonucunda ordunun yok olma anda o anı yaşıyanlar nasıl hissederler.

by Alenthas » Sat Jan 19, 2008 3:37 am

"Sizin gücünüzü kötü bir ırka kullanmam için sizden olağanüstü gücünüzü tekrar bahşediyorum!"
bahşediyorum değilde bahşedin olarak düzeltirsen yazıyı daha doğru anlaşılır :)

"Evet.Olabilir.Hey sen yüksek bir yere çıkıpta ordunun ne kadar olduğuna bak."

bi de burda '"Evet, olabilir" dedikten sonra askerlerinden birine dönüp "Hey sen, yüksek bir yere çıkıpta ordunun ne kadar olduğuna bak." dedi.' şeklinde yazarsan daha anlaşılır olur

bunların dışında beğendim yazını güzel olmuş...

by esen » Fri Jan 18, 2008 5:00 pm

ilk denemen olduğu için kelimeler üzerinde tam bir hakimiyetinin olmaması doğal sade ve basit bir dil kullanmışsın benzetme ve betimlemeler tabiki ilk olduğu için zayif kalmış ama umarımki devam ettikçe daha iyi hikayeler çıkaracaksın çalışmaya devam :D

by Lugtarias » Fri Jan 18, 2008 3:17 am

İlk denemeler nasıl olur bilirim :) yazmaya devam etmelisin, ilk öykün olduğunu düşünürsek gayet güzel bencede. Aslolan bu işi zevkle yapmak zaten, buda sende mevcut, zamanla çok iyi yazılar çıkarabilirsin. Zira bu denemen bile hiç fena değil.

by CLiCKs » Fri Jan 18, 2008 2:29 am

bu benim ilk denemem zaten denemek amaçlı yazdım vede sağol bidahakilerinde uzun tutmaya özen göstericem :) ama zaten devamı gelicek :D

by Edmond » Fri Jan 18, 2008 2:14 am

Güzel bir hikaye, hayet güzel, fakat olayları biraz sade tutmuşsun.Yani yazıda yoğunluk yok,

Dlyenus çılgınca içinden geçirdi'Büyünün tanrıları!
Sizden gücünüzü bana burdaki orc ordusunu yoketmek için bağışlamanızı diliyorum.Size
inanmaktan vazgeçmedim.Size inancıma karşılık şimdi bana gücünüzüü bahşedin!'Hiç birşey
değişmemişti değişen tek şey kendi ordularından kalan küçücük bir tabur.'Size yalvarıyorum
burada ölücek olsam bile size inancım değişmeyecek!Sizin gücünüzü kötü bir ırka kullanmam
için sizden olağanüstü gücünüzü tekrar bahşediyorum!!.Son sözü tüm o alanda öyle bir yankılanmıştı
ki orclar bir an için duraksadılar ve gökten gelen çok güçlü bir şimşeğin başbüyücünün ve çırağın
üstüne düşmesini izlediler.O kadar güçlü bir ışık yayıyorduki orcların çoğu geçici körlük yaşamışlardı.
Ve ardından Başbüyücücün kalan askerlerinide kapsayan bir büyü kalkanı onları sarmıştı.Orclar
etrafa kaçışmaya başlamışlardı görmeyen gözlerine rağmen.Sonra öyle bir patlama yaşandıki ileride
efsane olabilecek kadar güçlü.Ordunun tümü yok olmuştu ve patlayan alanda yaşayan hiç bir canlı
kalmamıştı.Başbüyücü, çırak ve bir kaç askerden başka...


Mesela bu kısmı biraz daha uzatabilrmişsin :)

Karanlıklar Ardında

by CLiCKs » Fri Jan 18, 2008 1:58 am

Tanrıların Gücü

Bütün ordu nara sesleri ve silah gürültülerüyle uyandı.Ne olduğuna
dair hiç bir fikirleri yoktu.Başbüyücü çadırından çıktı ve önünde bir dizi
asker onu birşeyden koruyorlarmış gibi hazır duruyorlardı.Başbüyücü:
'Ne oldu neden savaşa hazır bir vaziyettesiniz?' diye uykusundan
uyandığı için sinirli bir tavırla sordu.Bir asker -uykusundan uyanamamış
bir halde- başbüyücüye durumu açıklamaya karar vermişti.
'Eeef..efendim bir orc ordusuyla karşı karşıyayız ve kimse nerden
geldikleri hakkında hiç bir şey bilmiyor.'
'Nasıl olur!!' diye şaşkın ve sinirli bir şekilde 'daha 1 saat önce
gözcü etrafı kolaçan etmemişmiydi?Tanrılar adına bir saat içinde bir orc ordusu
değil yanımıza gelmek görüş alanımıza bile giremez!'.
'Efendim bizde bilmiyoruz tahmi...' derken tiz bir çığlık sesiyle
bir şey orcların ardından göğe yükselmeye başlamıştı askerler sadece korkmuş
bir biçimdeydiler ama başbüyücü hem donup kalmış hemde o şeyin ne olduğunu anlamıştı.
Bir büyücü!


Tiz çığlık yüzünden başbüyücünün çırağıda uyanmıştı.Ve dışarı çıktığında
gördükleri karşısında şaşkına dönmüştü.Bir ordu dolusu orc ama onu asıl şaşırtan
şey bu değildi.Gökte asılı duran bir büyücü.Ağzından çıkan kelimeleri anlamak
oldukça zordu.Başbüyücü ve çırağı bile söylediklerini zor anlamıştı.
'Hiç biriniz bu dünyada yaşamayı hakketmiyorsunuz!Bugün sizin için geldim, SİZİN!
Son sözü ordaki herkesin içini ürpertmişti orcların bile.Bu sözden sonra çırak
başbüyücünün yanına hızla gitti.Askerlerle konuşuyordu.şaşkınca sordu.
'Neler oluyor efendim?'
'Hiç bir fikrim yok çılgın ve hırslı bir büyücü ünümüzü duyupta bizle karşılaşmaya
gelmiş heralde.' dedi alayla başbüyücü.Ama çırak bir şeyler olduğunu biliyordu.
Ya efendisinin eski bir düşmanı ya da gerçekten çılgın bir büyücü.Ama bir orc
ordusuyla ne işi var ve de nasıl bu kadar çabuk buraya hissettirmeden geldiler?
Bu soru içini kemiriyordu.
'Efendim bir gözcü gönderelim ve ne kadar olduklarına dair yakın bir bilgi
alalım derim ben.'
'Evet.Olabilir.Hey sen yüksek bir yere çıkıpta ordunun ne kadar olduğuna bak.'
'Peki efendim.'Başbüyücü çırağına dönüp:
'Bana her zaman efendim demek zorunda deilsin Dlyenus.Seninle kardeş gibi
büyüdük.'
'Evet ama ben böyle demeyi tercih ediyorum...efendim.'
'Sen bilirsin çırak.' 'General ordunu savaş düzenine geçir bize saldırmamaları
bize saldırmayacakları anlamına gelmez.'
'Tabi efendim.'
'Tabi benimde hazırlanmam lazım.Ã?ırak benimle gel.'

Bir kaç saat sonra kim olduğu belli olmayan büyücü tekrar geri gelmişti ve
bu sefer emirler yağdırıyordu.Orclar telaş içinde bir o yandan bir bu yana
koşuşturuyorlardı.Aynı lağım cüceleri gibi.O sırada gözcü geri döndü.
'Efendim haberler kötü onların ordusu bizimkinin üç dört misli.şansımız çok az.
'Kahretsin.Gerçekten nasıl bu kadar hızlı buraya gelmişlerdi.Başbüyücünün aklına
cevap dank etti.Tabi ki tek bir cevap vardı.BÃ?YÃ?YLE.Demek ki karşılarındaki büyücü
hafife alınacak cinsten bir büyücü değildi.Bunu daha önce düşünememelerine kahretti.
Arkasını döndüğünde orc ordusunun hızla harekete geçmiş olduğunu gördü ve generale
emirler yağdırmaya başladı.Generalde subaylarına.
Ve iki ordu birbirlerine girdi.Büyücü gene ortalıkta yoktu.Ordunun arka saflarında
ise Dlyenus ve efendisi duruyor ve askerlere savunma büyüsü yapıyor ya da orclara karşı
kuvvetli ve ölümcül büyüler uyguluyorlardı.Derken kendi askerlerinin azaldığını farketmeye
başladılar.Yarım saat içinde askerler sayılabilecek değere düştüler ama hala 500 kadar
orc vardı.O karambolde bir acı haykırış duyuldu Dlyenus arkasına döndü ve o haykırışın
gördü.Efendisinden, çocukluk arkadaşı Nomawan'dan.VE birden deliler gibi etrafındaki
bütün orcları içindeki aurasıyla birlikte dışarı çıkan nefretiyle öldürdü.
Ve hemen Nomawan'ın yanına koştu.30 kadar asker hala onları korumak için ellerinden
gelenleri yapıyorlardı.Dlyenus çılgınca içinden geçirdi'Büyünün tanrıları!
Sizden gücünüzü bana burdaki orc ordusunu yoketmek için bağışlamanızı diliyorum.Size
inanmaktan vazgeçmedim.Size inancıma karşılık şimdi bana gücünüzüü bahşedin!'Hiç birşey
değişmemişti değişen tek şey kendi ordularından kalan küçücük bir tabur.'Size yalvarıyorum
burada ölücek olsam bile size inancım değişmeyecek!Sizin gücünüzü kötü bir ırka kullanmam
için sizden olağanüstü gücünüzü tekrar bahşediyorum!!.Son sözü tüm o alanda öyle bir yankılanmıştı
ki orclar bir an için duraksadılar ve gökten gelen çok güçlü bir şimşeğin başbüyücünün ve çırağın
üstüne düşmesini izlediler.O kadar güçlü bir ışık yayıyorduki orcların çoğu geçici körlük yaşamışlardı.
Ve ardından Başbüyücücün kalan askerlerinide kapsayan bir büyü kalkanı onları sarmıştı.Orclar
etrafa kaçışmaya başlamışlardı görmeyen gözlerine rağmen.Sonra öyle bir patlama yaşandıki ileride
efsane olabilecek kadar güçlü.Ordunun tümü yok olmuştu ve patlayan alanda yaşayan hiç bir canlı
kalmamıştı.Başbüyücü, çırak ve bir kaç askerden başka... Not:Biraz acemice olmasına rağmen büyük bir zevkle yazdım yorumlarınızı eksik etmeyin.Saygılar...

Top