Soğuk Kıyılar [macera hikayesi]

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Soğuk Kıyılar [macera hikayesi]

by Edmond » Wed Dec 19, 2007 8:11 pm

Mesele Ã?slûbta, anlatmak var, anlatmak var.Böyle bir şekilde anlatılırsa insan gerçekten gülüyor :)

by Alenthas » Wed Dec 19, 2007 9:25 am

Normalde itici gelen bir espiriyi öyle bir anlatmış ki komik bir şekle bürünmüş :D
Kutlarım güzel bir çalışma :)

by Artemis Entreri » Tue Dec 18, 2007 3:59 am

Estağfurullah efendi catboy, haketmediğiniz şeyler söylemeyin kendinize. Her tarz herkese gitmeyebilir. Hem neden gülmeye çalıştınız ki :P

by catboy » Tue Dec 18, 2007 3:42 am

şimdi burada bir espri var da ben salağım ondan mı anlamıyorum? Biri bana açıklasın hepsini okudum bir şey anlamadım. Mizah anlayışıma da ters olabilir. Bilmiyorum. Belki de aranızda geçen bir şeydir. Terimler bana yabancıdır. Açıklarsanız sevinirim. Gülmeye çalışsam da başaramadım. Salak mıyım neyim ya? İki kere kendime salak dedim. Çok mu salağım ne? Aslında sadece kavrama hatası belki de algılama bozukluğu var ben de.

by WeS_DeX » Tue Dec 18, 2007 3:40 am

Gülmekten öldüm :D cok güsel yazmıssın gercekten devamını yazarsan cok iyi olur.Anlatım tarzında cok güsel tebrik ederim :clap:

by Artemis Entreri » Tue Dec 18, 2007 3:24 am

Çok sağolun dostlar. Ã?yle bir an esti. Bu hikayenin sonu geldi ama bu tarz devam ederim belki :)

by Dreamscape » Tue Dec 18, 2007 12:35 am

Lan güzel olmuş.Vay anasını :D :D :D

Ellerine sağlık Artemis...

(Lan kelimesine aldırmayın üsluba uygun olsun istedim )

by Edmond » Mon Dec 17, 2007 9:28 pm

Güzel olmuş Artemis abi.Ellerine sağlık da devamı nerede bunun :D

by dwaxer » Mon Dec 17, 2007 9:17 pm

.
Valla Artemis eline sağlık, zihnine kuvvet. Komedi yani, resmen güldüm. (üstelik kısacık bir bölüm) Çok sıcak ve eğlenceli yazmışsın, üslubunda güzel; çok beğendim doğrusu. (bundan 200 sayfa daha yazıp birleştirebilsen en iyi satan roman yaparsın) :clap: :clap:

:D

Soğuk Kıyılar [macera hikayesi]

by Artemis Entreri » Mon Dec 17, 2007 8:53 am

Islaktım. Nedenini hatırlamıyorum. Ayrıca sebebini bilmediğim bir tokat yedim. Dönüp Hakan'a baktığımda pis ellerini, 'Bende anlamadım bisey,' dercesine havaya kaldırdı. Aysel tokadı basmıştı yüzüme ve uzaklaşıyordu. 'Ulan ben seni' diye içimden geçirdim. Biraz sesli düşünmüş olmalıyım ki Hakan yanıma yaklaşıp, ''Yakışmaz abi sana.'' dedi. Sahile gidip içmeye karar verdik.

Muratlarda sahilde bizi bekliyolarmış. Gece bastırmış, dolunay yükselmişti. Kıyıya çektikleri eski bir sandalın üstünden ay ışığı parlıyordu. ''Murat bu ne kardeş?'' diye sordum. Kardeş dediğime bakmayın. Murat dediğim adam benim gibi 3 taneydi. Ağzındaki sigarayı tükürerek konuştu. ''Sandal.''

''Hadi canım? Ciddi misin?''

''Alemi adalarda yapalım dedik.''

İşte adam gibi konuşmaya başlamıştı. ''Bu adamlar kim?''

''Hüseyinle Celal.'' diyerek eliyle yanındakileri gösterdi. Hüseyin kısa boylu şişko ve sinsi bakışlı, Celal'de tam zıttı, cılız ve uzun. Her an kırılabilirmiş gibi. Hüseyinin aksine tırsık gözüküyordu. Nerden bulmuş bu it herifleri. ''Higorazıttın mı?'' diye sordum Hüseyin'e. ''Ha?'' diyince de, ''Zıııt erenköy'' dedim. Yere tükürdüm. O da sırıttı. Acıdım adama. 3 5 dişi - ki onlar da çürük - kalmış.

''Kürekleri bunlar çekecek. Yol uzun, biliyorsun.'' Aslında tam olarak nereye gittiğimizi dahi bilmiyordum ama bozuntuya vermedim. Hakan çoktan sandala yerleşmişti. Bende gittim yanına kuruldum. Muratın sandala çıkmasıyla ilk devrilmemizi yaşadık. 3. denemede alıştık duruma. 8 kişiydik sandalda. Hüseyin, Celal, Murat, Hakan ve benim dışımda liseden arkadaşım Kemal, mahalledden Doğukan ve pek alışılagelmedik bir yoldaş, belalı Bekir. 'Bunun ne işi var lan burda' diye soracak fırsatım olmadı ama hele şu tekneden bir inelim, şişkoya soracam hesabını.

Kıyıdan ayrılalı 5 dakika olmamıştı ki adaların görüşünü kaybettik. Halbuki Hüseyinle Celal tam sürat adalara doğru kürek çekiyordu. Torbanın içindeki bira şişeleri tıngır tıngır ediyordu. ''Abi göremiyorum ne tarafa?'' diye sordu Hüseyin. Fakat kendisi miyop olduğu için göremiyor değildi. Dahi olmadığı da belliydi. Korkunç bir sis, yorgan gibi üzerimize çökmüş, ay ışığını dahi karartmıştı.

''Urtabanka zan mıydın?'' diye sordum Hüseyine.

''Ha?'' dedi.

Top