by mguzel » Sun Dec 02, 2007 1:42 am
Jonahan etrafına bakarak yürümeye devam etti. şaşkınlığını gizleyemiyordu. Her teraf yemyeşil, çok güzeldi. Bu yeni dünyayı çok sevmişti. Belki gerçek olan burasıydı. Yürüyordu. Kendini nelerin beklediğini bilmeden.
Yürürken büyük gövdeli bir ağacın arkasından küçük, beyaz bir ejderha çıkmıştı. Jonahan aniden karşısında beliren bu ejderhayı görünce ürkmüş, korkmuştu. Ne yapacağını bilemiyordu. Birden arkasına dönüp koşmaya başladı. Ejderhada havadan iki metre yükseklikte onu takip ediyordu. Hızını daha da arttırmıştı. Koşarken yeşil bir tümseğin üstünde, dedesinin hediye ettiği aynayı görmüştü. Daha önce onu çeşitli tehlikelerden kurtarmıştı ayna. Aynaya doğru koştu. Ejderha onu tam yakalamak üzereyken aynaya zıpladı ve eline aldı.
Aynayı eline aldığında elindeki ağırlığı hissetti. Karşı konulmaz bir ağırlıktı bu. Ayna elinden yükseldi. Havada asılıyken büyük bir ışık saçtı etrafına. Ejderha aynadan çıkan ışığın içerisinde haykırarak kayboldu. Ejderhadan geriye kalan gri bir duman olmuştu. Fakat aynada ortalıktan kayboldu.
Olanları büyük bir şaşkınlıkla izlemişti Jonahan. Bir anlam verememişti. Sonra kulağını tırmalayan sesleri dinlemeye başladı.
''Likonya'ya hoş geldin insan. Burası senin gördüğün kadar güzel bir yer değildir. Ya aynanın ışığını bul ve dünyana dön. Yada Likonya zindanlarında öl. Çok az zamanın var insan. Bunu iyi değerlendir.''
Jonahan ne yapacağını bilmiyordu. Yüzündeki dehşet ve korku görülebiliyordu. şimdi bu dünyadan kurtulmak istiyordu. Ama nasıl yapacaktı.
Aynayı aramaya başladı. Onu bulmadan çıkış yoktu. Bunu öğrenmişti. Daha nelerle karşılaşacağını bilmeden yoluna devam etti.
Jonahan etrafına bakarak yürümeye devam etti. şaşkınlığını gizleyemiyordu. Her teraf yemyeşil, çok güzeldi. Bu yeni dünyayı çok sevmişti. Belki gerçek olan burasıydı. Yürüyordu. Kendini nelerin beklediğini bilmeden.
Yürürken büyük gövdeli bir ağacın arkasından küçük, beyaz bir ejderha çıkmıştı. Jonahan aniden karşısında beliren bu ejderhayı görünce ürkmüş, korkmuştu. Ne yapacağını bilemiyordu. Birden arkasına dönüp koşmaya başladı. Ejderhada havadan iki metre yükseklikte onu takip ediyordu. Hızını daha da arttırmıştı. Koşarken yeşil bir tümseğin üstünde, dedesinin hediye ettiği aynayı görmüştü. Daha önce onu çeşitli tehlikelerden kurtarmıştı ayna. Aynaya doğru koştu. Ejderha onu tam yakalamak üzereyken aynaya zıpladı ve eline aldı.
Aynayı eline aldığında elindeki ağırlığı hissetti. Karşı konulmaz bir ağırlıktı bu. Ayna elinden yükseldi. Havada asılıyken büyük bir ışık saçtı etrafına. Ejderha aynadan çıkan ışığın içerisinde haykırarak kayboldu. Ejderhadan geriye kalan gri bir duman olmuştu. Fakat aynada ortalıktan kayboldu.
Olanları büyük bir şaşkınlıkla izlemişti Jonahan. Bir anlam verememişti. Sonra kulağını tırmalayan sesleri dinlemeye başladı.
''Likonya'ya hoş geldin insan. Burası senin gördüğün kadar güzel bir yer değildir. Ya aynanın ışığını bul ve dünyana dön. Yada Likonya zindanlarında öl. Çok az zamanın var insan. Bunu iyi değerlendir.''
Jonahan ne yapacağını bilmiyordu. Yüzündeki dehşet ve korku görülebiliyordu. şimdi bu dünyadan kurtulmak istiyordu. Ama nasıl yapacaktı.
Aynayı aramaya başladı. Onu bulmadan çıkış yoktu. Bunu öğrenmişti. Daha nelerle karşılaşacağını bilmeden yoluna devam etti.