by Raistlin » Mon Sep 01, 2008 4:48 pm
Biz 5 köylü delikanlı (herkes level 3 ama levellar craftsmen, warrior filan, feat bile yok yani) köyümüzü goblinler basınca şehre kaçmıştık. Bu sırada maceraya atılalım deyip, söylentileri dolaşan bir mağarayı araştırmaya gittik. Mağarada bir catacomb bulduk ve gizli bir geçitten geçip yerin iyice dibine indik. Burda devasa bir mağara ve bir gölet bulduk. Göletin içerisinde binlerce altın, magical silah silah, zırh aklınıza ne gelirse vardı.
Biz tabii oyuncu olarak bunun kötüye işaret olduğunu düşünsek de karakterlerimiz hoplayıp zıplamaya dansetmeye ve mümkün olan en hızlı şekilde göletin dibinden altınları çıkarmaya başladı. Altınlarıyla uyumakta olan mavi ejderha çıktığında korkudan altına edenler oldukları yere çöktüler. Korkmayan iki kişi de çılgınlar gibi kaçtı (diğerlerini kesin bir ölüme terkederek)
Allah'tan Ejderha çok aç değilmiş, geride kalanlara onların canını bağılayacağını ama bir magical item bulup getirmeleri gerektiğini söyledi. Bizimkiler tabii ki kabul edip kapıdan tam çıkarken ejderhaya nanik çekip küfrettiler (Ejderha'nın mağaradan sığamayacağı ve dışarı çıkamayacağı mantığından yola çıkarak)
Tabii ejderha sis formuna geçip bizim arkamızdan gelmeye başlayınca topuklar döte vura vura şehre kaçmaya başladık. 10 dakika sonra 5 köylü hanın şarap mahzenindeki fıçıların içinde saklanıyorduk ve ejderha bütün şehri yok etmişti.
Biz de dışarı çıkıp ormanda kolsuz fanilalarımızla piknik yaparken bağlamış olduğumuz atlara binip hiç bir şey olmamış gibi bir sonraki şehre gittik.
Biz 5 köylü delikanlı (herkes level 3 ama levellar craftsmen, warrior filan, feat bile yok yani) köyümüzü goblinler basınca şehre kaçmıştık. Bu sırada maceraya atılalım deyip, söylentileri dolaşan bir mağarayı araştırmaya gittik. Mağarada bir catacomb bulduk ve gizli bir geçitten geçip yerin iyice dibine indik. Burda devasa bir mağara ve bir gölet bulduk. Göletin içerisinde binlerce altın, magical silah silah, zırh aklınıza ne gelirse vardı.
Biz tabii oyuncu olarak bunun kötüye işaret olduğunu düşünsek de karakterlerimiz hoplayıp zıplamaya dansetmeye ve mümkün olan en hızlı şekilde göletin dibinden altınları çıkarmaya başladı. Altınlarıyla uyumakta olan mavi ejderha çıktığında korkudan altına edenler oldukları yere çöktüler. Korkmayan iki kişi de çılgınlar gibi kaçtı (diğerlerini kesin bir ölüme terkederek)
Allah'tan Ejderha çok aç değilmiş, geride kalanlara onların canını bağılayacağını ama bir magical item bulup getirmeleri gerektiğini söyledi. Bizimkiler tabii ki kabul edip kapıdan tam çıkarken ejderhaya nanik çekip küfrettiler (Ejderha'nın mağaradan sığamayacağı ve dışarı çıkamayacağı mantığından yola çıkarak)
Tabii ejderha sis formuna geçip bizim arkamızdan gelmeye başlayınca topuklar döte vura vura şehre kaçmaya başladık. 10 dakika sonra 5 köylü hanın şarap mahzenindeki fıçıların içinde saklanıyorduk ve ejderha bütün şehri yok etmişti.
Biz de dışarı çıkıp ormanda kolsuz fanilalarımızla piknik yaparken bağlamış olduğumuz atlara binip hiç bir şey olmamış gibi bir sonraki şehre gittik.